Otizm, bebeksi otizm olarak nitelendirilebilir. Bunun sebebi, bireyin konuşma becerisinin bulunmaması veya konuşma öncesi dönemin özelliklerini sergilemesidir. Kişinin kendine özel dünyayı algılayış biçimi vardır ve buna göre düşünceleri, duyguları ve arzuları oluşur. İki bucuk yaşından önce ortaya çıkan ve hayat boyu devam eden, sosyal anlamda çevreye tepkisizlikle, sözlü veya başka türlü iletişim güçlükleriyle, içe kapanmayla, gerçeklikten uzaklaşmayla, aşırı nesne bağımlılığıyla, monoton hareketlerle kendini gösteren gelişimsel, nörolojik bir hastalıktır.
Otizmin nedeni tam olarak saptanamamıştır, ancak günümüzdeki veriler bu rahatsızlığın genetik olduğunu göstermektedir. Bunun dışında, annenin hamilelik süresince aldığı ilaçlar, radyasyon ve yaşadığı tramva etkili olabilir. Doğumdan önce, doğacak bebeğin otizm tanısı koyulamaz. Otizmin kendini belli eden bir hastalıktır. İçe kapanma ve sosyal etkileşime kapalılık görülür. Buna bağlı olarak; herhangi bir insan ona sarılmak ve onu öpmek gibi temaslarda bulununca uzaklaşır ve sinirli tepkiler verir. Bunun dışında, göz temasından kaçınma, yaşıtlarıyla iletişim kuramama, seslere karşı aşırı duyarlılık veya aksine hiç tepki vermeme gözlemlenir. Bireyde, iletişim bozukluğu veya konuşma yeteneğinde gelişememe görülür. Normal şartlar altında, bir yaşındaki bebekte, tek kelime kullanıma yetisi ve iki yaşındaki çocukta iki kelimelik cümleler kurma yetisi gelişir. Ancak, bu hastalığa yakalanan bebekte, bu gelişmeler görülmez. Gramersiz konuşma, “sen” ve “ben” adıllarını yerinde kullanamama, sorulan soruya cevap vermek yerine ona söylenen cümleyi tekrar etme görülür. Vurgu ve tonlama olgusu gelişmemiştir, bu yüzden tekdüze konuşma şekli vardır. Konuşma yeteneği gelişen birey, bunu kullanmaz, iletişim olarak etraftaki nesneleri kullanır. Bunun sebebi de, canlı varlıklar yerine cansız varlıklara olan ilgisinin daha fazla oluşudur.




