Çocuk

  • Çocuğuma Paten Alırken Nelere Dikkat Etmeliyim?

    Çocuğunuz için yazın eğleneceği scooter, kaykay ya da paten çok güzel bir hediye olabilir. Peki paten, kaykay veya scooter alırken nelere dikkat etmelisiniz?

    • Scooter, paten ve kaykay alırken en önemli kriteriniz güvenlik olmalı. Bu nedenle mutlaka standartlara uygun üretilmiş CE sertifikalı markaları tercih etmelisiniz.
    • En güvenilir kaliteli markalar seçilmeli. Bu markaların ürünleri çocuklara özel üretildiği için düşme riski en aza indirgenecektir.
    • Bütün civataları rutin olarak kontrol edilmeli.
    • Paten çocuğun ayağına tam oturmalı. Büyük numaralı pateni kontrol etmekte çocuk zorlanacaktır.
    • Ayrıca çocuklarda ayak sağılığına zararlı olabilir.
    • Patenin tekerlek çapına dikkat edilmeli. Seviyeye göre tekerlek çapı seçimi yapılır. Başlangıç seviyesi için 70-76 mm çap yeterlidir.
    • Paten frenleri kontrol edilmeli.
    • Bisiklet, paten, kaykay veya scooter gibi oyuncaklarla oynayan çocuklarda diğer güvenlik ürünleri de kullanılmalıdır. Kask ve dizlik gibi ekipmanlar olası kazalarda çocuğunuzun zarar görmesini önleyeceği için mutlaka satın alınmalıdır.
    • Scooter alırken çocuğun boyuna göre ayarlanabilir olmalıdır.
    • Alacağınız scooter sağlam iskelete sahip olmalıdır.
    • Kaykay çocuğunuzun yaşına uygun olmalıdır, standartlara göre üretilmiş olmalıdır ve CE sertifikası bulunmalıdır.
    • Kaykay tekerleklerin kaliteli ve sağlam olması gerekir.

    En iyi paten, kaykay ve scooter markaları ve en ucuz bisikletler bumudur.com‘da.

  • Çocukla Uçak Yolculuğunu Kolaylaştıran Öneriler

    Uçak yolculuğu keyifli olduğu kadar can sıkıcı da olabilir. Bunun yanınızda bir de çocuk bulunuyorsa sıkıntı daha da artacaktır. Ancak, çocukla uçak yolculuğunu daha rahat duruma getirecek birkaç pratik bilgi verilebilir.

    Uçağa Daha Erken Binin

    Check-in yapmayı unutmayın ve uçağa erken binin. Böylece ailenizle yan yana oturma imkanınız olacaktır.

    Kalkış sırasında çocuğunuza içecek verebilirsiniz. Bir şeyler içmek basıncı dengeler ve çocuğun gerginliğini alır.

    Uçaklar ile ilgili merak uyandırın. Uçaktaki ekranlar sayesinde çocuğun uçağa ilgisini ve merakını çekebilirsiniz.

    Çocuğunuzun Sevdiği Şeyler Yanınızda Olsun

    Çocuğunuzun sevdiği yiyecekleri daha önceden seçerek, uçuş esnasında onu yemesi sağlanabilir. Ayrıca, sevdiği yiyecekleri de yanınızda bulundurabilirsiniz.

    Çocuklar için, uçuş sırasında özel oyuncaklar ya da etkinliklerini isteyebilirsiniz.

    Ona Kitap ya da Dergi Okuyun

    Havayollarının çocuklara özel hazırladığı kitap ya da dergileri okuyarak zamanın eğlenceli geçmesi sağlanabilir.

    Uçaktaki Eğlence Sistemini Kullanın

    Uçak yolculuğunda çocuğun sıkılmasını önlemek amacı ile uçakta bulunan eğlence amaçlı sistemler kullanılabilir. Bu sistemler ile çocuk isterse bireysel oyun oynayabilirken, isterse diğer yolcular ile oyun oynama imkanı buluyor.

    Çocuğun doğum tarihi uçuş tarihi ile çakışıyorsa ya da çok yakınsa, hava yolu şirketine önceden haber vererek pastanın hazırlanmasını ve doğum günü pastası mumlarını bulutların arasında üflemesini sağlayabilirsiniz.

    Yedek Giysi Hayat Kurtarır

    Çocukla seyahat ederken mutlaka yedek giysi bulundurun. Çünkü çocuklar bir şeyler yiyip içerken üzerlerine bir şeyler dökmeleri çok normaldir.

  • Tabletler Çocuğumun Gözünü Bozar Mı?

    Akıllı telefon ve tabletlerin miyoplukla arasında bir bağlantı tespit edildi. Uzmanlar, 2 yaşına kadar çocukların bu aletlerle oynamamasını öneriyor.

    İzmir Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Akyol, yaz tatiliyle birlikte bilgisayar ve televizyon karşısında daha uzun zaman geçirecek, akıllı telefonları ellerinden bırakmayacak çocukların göz sağlıklarını tehlikeye atacaklarını belirtti ve konuyla ilgili görüşlerini şöyle dile getirdi:

    “Bilgisayar, tv ve kitap karşısında uzun zaman geçiren çocuklarda, gün ışığı alımıyla da çok ilişkilendirilen miyopinin (uzağı görememe) anormal artışı gelişiyor. Çocukların bunları kullanma süreleri 7 yaşına kadar günde bir saat, 14 yaşa kadar 2 saatle sınırlandırılmalı, 2 yaşına kadar eline verilmemeli.

    Çocukların uzun süreli bilgisayar, tablet; akıllı telefon kullanmaları hem göz sağlığı, hem ruhsal ve bedensel sağlık açısından sakıncalı. Son çalışmalar çocuklara 2 yaşına kadar tablet, akıllı telefon kullanımını yasaklıyor, 7 yaşına kadar günde bir saat, 14 yaşa kadar günde iki saat kullanımla sınırlı tutulmasını öneriyor. Ve bu kullanım süresi boyunca da çocukların 20- 30 dakikada bir 10 dakika mola vermesi, molada fiziksel aktivite yapmaları, uzaklara bakmaları isteniyor. Bilimsel olarak miyop nedeni tam olarak desteklenmese de, 15 yıllık takiple yapılan bir çalışmada sokakta oynayan çocukların miyopisinin daha az olduğu bildirilmiş.

    Radyasyon yönünden cihazlar çok sakıncalı bulunmazken, elektromanyetik dalgalar açısından ciddi suçlanmalar mevcut, üstelik bu konudaki bilimsel çalışmalar yetersiz. Göz sağlığının korunması açısından bilgisiyar başından kalkmayan yetişkinler için en azından 20 dakikada bir 20 saniye süreyle 20 metre uzağa bakarak gözlerini dinlendirmelerini öneriyoruz. Çoğunluk oyun ve eğlence amaçlı bilgisayar karşısında oturan çocukların da ebeveynleri tarafından uyarılarak 20 dakikada bir bilgisayar başından kalkmalarının, 10 dakika fiziksel aktivite yapmalarının sağlanmasını istiyor, öneriyoruz.”

  • Çocuklara Uygulanan Şiddet Ve İstismarı Önlemenin Yolları

    Çocuklarda cinsel istismarı önlemek için çocuklara cinsel organları yaralandığı ya da hastalandığında, bunlara yalnız doktorların veya anne babalarının dokunabileceği öğretilmelidir. Rahatsız olacakları herhangi bir biçimde, kendilerine dokundurtmama hakkına sahip oldukları öğretilmelidir.

    Cinsel yönden istismara kalkışan biriyle karşılaştıklarında oradan hemen uzaklaşmaları öğretilmelidir. Cinsel istismara uğramaları halinde, hiç bir zaman bunun kendi suçları olmadığı öğretilmelidir. Cinsel organlarına dokunan bir büyükle ilgili “sır” saklamamaları öğretilmelidir.

    Öte yandan, aile içi şiddeti ve çocuk istismarını önlemek için yasal düzenlemeler yapmak ve toplumsal tedbirleri hayata geçirmek de gereklidir. Sosyal hizmetler, sağlık kurumları, savcılıklar, eğitim kurumları vb. tüm aktörlerin bilinçlenmesi ve üzerine düşeni yapması gereklidir. Yapılabilecek çalışmalardan biri, örneğin mecliste bir araştırma komisyonu kurularak çocuk fuhuşu, çocuk pornosu ve cinsel istismar konularında durum tespiti yapmak olabilir. (Polat, 2001)

    Okullara cinsellik eğitimi dersi koymak ya da bu konudaki dersleri kuvvetlendirmek ve bunu yaparken çocuk haklarını olduğu kadar ebeveynlerin, vasilerin ya da yasal olarak çocuğa bakmakla yükümlü diğer kişilerin haklarını da göz önünde tutarak, insan hakları ve bireyin onuruna saygıyı ve kadın-erkek eşitliğini özellikle vurgulamak önemlidir.

    Aile içi şiddet ve istismar kurbanlarının topluma yeniden entegre olabilmeleri amacıyla psikolojik, tıbbi, sosyal ve idari desteğin yanı sıra, haklarıyla ilgili bilgilerden yararlanabilecekleri kabul merkezleri ya da başka kuruluşlar kurmak ya da geliştirmek gereklidir.

  • Evinizi Bebek Için Nasıl Güvenli Hale Getirilir?

    Çocuğunuz yürümeye başladığı andan itibaren almanız gereken önemli bir karar var: Eviniz derli toplu bir ev mi olsun, yoksa çocuğunuzun rahat gezdiği, oynadığı, keşifler yaptığı çocuk evi mi olsun? Eğef düzenli bir ev hanımı veya tertipli bir ev erkeği iseniz, tabii ki oyunuzu derli toplu evden yana kullanacaksınız. Yani her zaman için düzenli ve temiz olan bir ev, çeşitli yerlerde örtüler, süsler ve çocuğunuza getirdiğiniz yasaklar, yasaklar … Sizin evinizde hakim olan kelimeler; “yapma, hayır, dokunma”lar olacaktır.

    Maalesef çocuğunuz bu ihtarlarla büyüyecektir. Çocuğunuz yürümeye başlayana kadar, çevreyi tanıma girişimleri sınırlıydı. Fakat yürümeye başladıktan sonra evin her yerine gitmeyi ve yeni yeni keşiflerde bulunmayı öğrendi. Bu dönem çocuğunda bulunan doğal bir özelliktir bu. Evin her deliğine girecek, her yerini karıştıracak, kıracak, dökecek, dağıtacak, çekmeceleri karıştıracak hatta bir üst çekmeceye çıkmak için, alt çekmeceyi merdiven olarak kullanacaktır. Bu girişimlerde bulunması, çevresini adeta bir keşif gibi incelemesi, fakat bu incelemelerini sadece gözleriyle değil, ellerini, ayaklarını, ağzını yani bütün bedenini kullanarak yapması onun; duygusal, fiziksel, zihinsel, sosyal tüm gelişim alanlarını olumlu yönde etkileyecektir. Bu keşfetme dürtüsüyle etrafta dolaşan çocuğunuzun çabalarını kimseye zarar vermeyecek şekilde olumlu yönde geliştirmek istiyorsanız, evinizi çocuk evine çevirin.

  • Evinizi Bir Bebek İçin Güvenli Hale Getirmek

    Bir günlük narin bir bebeği şişman yedi aylık bir bebeğin yanına koyup karşılaştırırsanız yeni doğan, çok çaresiz ve kolayca zarar verilebilir gözükecektir. Gerçekte zarar görmeye açıkolan büyük bebektir. Yeni edinilen beceriler doğru kararlarla birleştirilemediğinden aslında bebekler ilk yıllarının ikinci yarısında kendi sağIıklarına aşırı derecede zararlı hale gelirler.

    Bir bebek tek başına dolaşmaya başladıktan sonra (veya yürüme aletinde gezerken) ortalama bir ev tehlikeli, heyecan verici, potansiyel bubi tuzaklarıyla dolu, yaralanmalar hatta ölüme neden olabilecek bir vahşi alan haline dönüşür. Yenidoğan veya yeni yürümeye başlayan çocuk olsun, Metropolitan Hayat Sigortası Firması’nın”riskli ilk yıl olarak” tanımladığı dönemde çocuğunuzun tek koruması iyi hisleriniz,öngörünüz, ve sonsuz şüpheciliğinizdir. Genelde bir kazayı tetikleyen şey birkaç faktörün bir araya gelmesidir.

    Tehlikeli bir nesne veya madde (bir bebek için merdivenler veya bir ilaç), bir kurban (bebeğiniz) ve muhtemelen çevresel faktörler (kapısı olmayan merdivenler,kilitsiz bir ecza dolabı) bunlara dahildir ve kurban ile tehlikeyi bir araya getirirler. Bebek kazalarında ebeveynin veya bakıcının bir anlık dikkatsizliği bile kazaya katkıda bulunabilir.Bir tehlike ihtimalini en aza indirmek için tüm bu faktörler bir şekilde elderi geçirilmelidirler.Tehlikeli nesneler ve maddeler ulaşılmayacak yerlere konmalıdır, bebeğiniz kademeli bir eğitimle daha az etkilenebilir duruma getirilmelidir,tehlikeli ortam değiştirilmelidir (merdivenlere kapı konmalı, dolaplar kilitlenmeli) ve belki de en önemlisi bakıcılar sürekli olarak özellikle kazaların sık olduğu stresli zamanlarda daima uyanık olmalıdır.

    Pek çok büyük kaza başkalarının evinde olduğu için -özellikle büyükanne ve büyükbabaların evlerinde- tüm bu tedbirleri sık olarak ziyaret ettiğiniz evlerde de uygulamalısınız ve kitabın bu bölümünün çocuğunuza sık sık bakanlar tarafından okunmasını önermelisiniz. Kazalara katkıda bulunan faktörleri değiştirip düzeltmenin yollarına gelince:

    Davranış Şekillerinizi Değiştirin

    Bebeğinizin davranış biçimine şekil vermek şimdi başlayıp pek çok yıl boyunca tamamlanamayacak uzun ve yavaş bir eğitim süreci gerektireceğinden,bu aşamada çocuğunuzun sağlığına etki edecek en önemli unsur sizin davranış biçiminizdir.

    Daima uyanık olun. Evinizi ne kadar çocuklardan koruyacak şekilde düzenlemiş olursanız olun kazaları tamamen önleyemeyeceğinizi unutmayın. Sizin veya bir başka bakıcının dikkati sürekli olmalıdır. Özellikle sizin çocuğunuz oldukça hareketli ve meraklı ise. Ev temizliği maddelerini, ilaçları, elektrikli aletleri, güçlü aletleri veya diğer tehlikeli olabilecek bir nesne veya maddeyi kullanırken eğer bebeğiniz serbestçe dolaşıyor ise, işinizin ortasında ilginizin başka bir yere yönelmesini engelleyin.Bebeğin başının ciddi şekilde derde girmesi için bir saniye bile yeterlidir.Stresli zamanlarınızda ve günün stresli anlarında özellikle dikkatli olun. Bir bıçağı masada unutmak, bebeği yüksek bir iskemlede unutmak veya merdiven kapısını açık unutmak gibi olaylar en çok huzursuz olduğunuz zamanlarda olacaktır.

    Hiçbir zaman bebeğinizi evinizde veya apartmanda tek başına bırakmayın. Oyun parkında veya diğer güvenli bir yerde olmadığı sürece herhangi bir odada da tek başına bırakmayın.Sadece uyuduğu zamanlarda birkaç dakikadan fazla yalnız kalabilir. Bebeği her ne şekilde olursa olsıın, oyun aracında veya benzeri bir güvenli yerde, uyurken ya da uyanıkken okul öncesi bir çocukla (genelde kendi güçlerinin veyapacakları hareketlerin sonuçlarının farkında olmazlar) ya da bir evcil hayvanla yalnız bırakmayın (sakin biriyle bile.)

  • Türkiye’de Aile İçi Şiddet Ve Çocuk İstismarı

    Aile içi şiddet ve çocuk istismarı maalesef pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’ de de oldukça yaygın ve önemli bir sorundur. Yaşanan şiddet ve istismarın çok büyük bir bölümü gizli kalmaktadır.

    Türkiye’ de 2005 yılı verilerine göre son 5 yılda, haklarında koruma kararı alınan ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda barınan toplam 14.398 çocuğun 2.678’i (% 18,6’sı) anne babası tarafından ihmal ve/veya istismar edilmiş çocuklardır.

    Öte yandan, toplumun önemli bir kısmı pek çok davranışı, şiddet ve istismar içermesine rağmen olağan ve hatta gerekli olarak görmektedir. Örneğin, eşler arası dayak, anne babanın çok küçük yaştan itibaren bebeğine karşı fiziksel güç kullanımı, sözel ve duygusal aşağılama vb. oldukça yaygındır.

    Şiddet ve istismar ortamında büyüyen çocuklarda en sık görülen duygusal ve davranışsal problemler arasında davranım sorunları, kaygı bozuklukları ve özgüven eksikliği sayılabilir. Süreğen yoğun şiddet ortamı çocuğun aşırı dürtüsel davranış tepkileri geliştirmesine, çözüm üretme yöntemi olarak -model olarak gördüğü- şiddeti kullanarak kendini savunmaya çalışmasına ya da öğrenilmiş çaresizlik duygusuyla içine kapanmasına ve sosyal ortamlardan uzaklaşmasına yol açabilir.

    Çocuk ve gençlerde cinsel kötüye kullanım ülkemizde de sanıldığının aksine çok yüksek oranlardadır. Cinsel kötüye kullanımda çocuk için birçok risk etmeni söz konusudur. Ancak bunlar arasında en önemli rolü oynayan, ailesel etmenlerdir. Çalışmalarda, cinsel kötüye kullanıma güvenli ailesel bağı olmayan bireylerde daha sık rastlandığı görülmüştür. Zayıf anne baba-çocuk ilişkisi, anne ve baba arasındaki zayıf ilişkiler, koruyucu anne ve babanın bulunmayışı cinsel taciz riskini artırmaktadır. Aynı şekilde çocukta bir psikiyatrik bozukluğun bulunması (zeka geriliği gibi) çocuğun cinsel kötüye kullanım riskini artırmaktadır.

  • Bebeklerde Koruyucu Aile

    Çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakılamayan çocukların, kısa veya uzun süreli olarak bakımlarını üstlenen aile ya da kişilerin yanında, devlet denetiminde yetiştirilmeleri olarak tanımlanmakta ve bu hizmeti veren aile ya da kişilere KORUYUCU AİLE denilmektedir.

    Koruyucu aile bakımının, çocuğa sağladığı aile ortamı çocuğun psikososyal gelişiminin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Kurum bakımının çocuk üzerindeki etkilerine yönelik yapılan araştırmalar incelendiğinde de bu bakım türünün sadece pahalı olmadığı, çocuğun gelişimini bazı yönlerden eksik tamamlamasına da yol açtığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle tüm dünyada korunmaya muhtaç çocuklar için en çok tercih edilen bakım şekli koruyucu aile bakımıdır.

    Koruyucu aile hizmetinde amaç, çocuk için karmaşık ve sorunlu olan bir dönemde ona özenli davranarak çocuğun bu dönemi örselenmeden geçirmesini ve normal hayatını devam ettirmesini sağlamaktır. Koruyucu aile yanına yerleştirilen çocuklar; öz ailesi bulunan, öz ailesince bir süre için bakılamayan, çeşitli nedenlerle evlat edindirilme şansını tümüyle yitirmiş olan, kız ya da erkek, sağlıklı ya da engelli, tek ya da kardeş olan, durumunun koruyucu aile yanına yerleştirilmeye uygun olduğu sosyal çalışmacı tarafından belirlenmiş çocuklardır.

    Bu yasal çerçevede, haklarında korunma kararı alınmış çocukların koruyucu aileler yanına yerleştirilmeleri için öz ailelerinden muvafakat alınması zorunluluğu yoktur. Bu çocuklar ailelerinden izin alınmaksızın uygun kuruluşlara ya da koruyucu aileler yanına yerleştirilebilmektedir. Koruyucu aile yanına en fazla 3 çocuk, aynı anda yerleştirilebilir.

  • Ev Kazaları Çocuklar Için Ölümcül

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Profesörü Dr. Metin Karaböcüğlu , ev kazalarının çocuk ölümlerinde ve sakatlıklarındaki etkisi ile kazaları önlemek için ailelere düşen görevler hakkında bilgi verdi.

    Kazalar, çocukluk çağındaki ölüm nedenleri arasında beşinci sıradadır. Düşmeler en sık rastlanan yaralanma sebebi, trafik kazaları ise en ölümcül olanıdır. ABD’de her dört çocuktan biri yılda bir kez ev kazasına uğrayarak tedavi görmektedir. Yine her yıl 14 yaşın altındaki yaklaşık 12.000 çocuk kazalardan dolayı hayatını kaybetmekte, 50.000 çocuk ise sakat kalmaktadır. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre, kaza sonucu ölümler ilk beş ölüm nedeninden biridir.

    Çocuklar için ölümcül olabilecek kazalar; düşme, boğulma, tıkanma, suda haşlanma, ateşle yanma, zehirlenme, temizlik maddelerini içme, yeme, ilaç zehirlenmeleri ve trafik kazalarıdır.

    Çocuklar en çok merak nedeniyle kaza yapıyor

    Çocuklar, çevrelerindeki nesnelere aşırı ilgi gösterdikleri ve merak ettikleri için kazalara maruz kalıyor. Çocukların, çevrelerini öğrenmek, büyüklerini taklit etmek, dünyayı tadarak tanımaya çalışmak, tehlikeyi değerlendirememek, anlama kabiliyetlerinin kısıtlı olması gibi özelliklerinin yanı sıra;

    • El ve vücut becerileri yetişkinlerden azdır.
    • Görme alanları yetişkinlerden daha dardır.
    • Vücut oranları yetişkinlerden farklıdır. Örneğin kafaları daha büyüktür, dar alanlara kolayca sıkışabilirler.
    • Vücutlarının ağırlık merkezi başa daha yakın olduğu için tepetaklak düşebilirler.
    • Ev aletlerinin kabloları, prizler, musluklar ilgi alanlarıdır.
    • Delik ve küçük aralıklara çivi, firkete, tel, kibrit çöpü gibi nesneler sokmaya bayılırlar.
    • Sıcak cisimlere yapışıp yanabilirler.
    • 1-3 yaş arası çocuklar (yüzme bilmemelerine rağmen) sıcak banyo küvetlerine, yüzme havuzlarına, büyük su birikintilerine atlamayı severler, bu nedenle boğulma riskleri daha fazladır.
  • Çocuk Hakları Nelerdir?

    UNICEF Kaynaklarından Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin Kısaltılarak Alınan ve Çocukların Diliyle İfade Edilen Özeti

    Dünyada barış ve güvenliği sağlamak için 24 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler Örgütü, 10 Aralık 1948 tarihinde “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”ni kabul etmiştir. Bu nedenle 10 Aralık tarihiyle başlayan hafta dünyada “İnsan Hakları Haftası” olarak kabul edilir.

    Konumuz çocuklar olduğu için bizde sizlere çocukların sahip olduğu hakları hatırlatmak istedik. Biliyorsunuz ki bugün dünyada çocuklar insan haklarına sığmayan birçok olaya maruz kalıyorlar, onlara daha iyi ve daha güvenli bir yaşam sunabilmemiz için onların sahip olduğu bu hakları bilmeli ve sonuna kadar saygı göstermeliyiz.

    Madde 1 : Ben çocuğum. On sekiz yaşına kadar bir çocuk olarak vazgeçilmez haklara sahibim.

    Madde 2 : Bu sözleşmedeki haklar bütün çocuklar içindir; beyaz çocuk, kara çocuk, kız çocuk, erkek çocuk fark etmez. Doğduğumuz yer, konuştuğumuz dil de fark etmez. Büyüklerimizin inançlarının, görüşlerinin farklı olması yüzünden çocuklara ayrım yapılmaz. Bu haklara sahip olmak için çocuk olmak yeterlidir.

    Madde 3 : Büyükler, çocuklarla ilgili bütün yasalarda, bütün girişimlerde önce çocukların yararlarını düşünürler. Büyüklerimiz bu ödevlerini yapamıyorsa devlet çocuklara bakar ve korur.

    Madde 4 : Haklarımızın uygulanması için gereken her türlü çaba gösterilir. Haklarımdan yararlanmam bütün devletlerin güvencesi altındadır.

    Madde 5 : Bizi büyüten, yol gösteren büyüklere bizi daha iyi yetiştirsinler diye yardım edilir.

    Madde 6 : Çocukların yaşamını korumak herkesin ilk görevidir.Yaşamak her çocuğun en temel hakkıdır.

    Madde 7 : Her çocuğa doğduğunda bir isim konur. Devlet bu ismi kaydeder. Çocuğa kimlik verir. Artık çocuk o devletin vatandaşı olur.

    Madde 8 : Konan ismim, kazandığım vatandaşlık hakkım ve aile bağlarım korunur. Bunları değiştirmek için baskı uygulanmaz. Bunlar benden alınırsa bütün devletler ona karşı çıkar.

    Madde 9 : Çocuğu ailesinden kimse koparıp alamaz. Ama bazen de anne baba çocuğa bakamaz durumda olabilir. Çocuk bu durumdan zarar görebilir. Çocuk zarar görmesin diye çocuğa başka bir bakım sağlanır.Bu bakım sırasında çocuk anne babasıyla düzenli görüşebilir.

    Madde 10 : Ayrı ülkelerde yaşayan anne baba ve çocukların birlikte yaşamaları için her türlü kolaylık gösterilir.

    Madde 11 : Çocuklar anne babalarının birlikte izni ve haberi olmadan başka ülkelere götürülmezler, oralarda bırakılmazlar. Bunu yapanlara karşı mücadele edilir.

    Madde 12 : Beni ilgilendiren konularda benim de görüşlerim alınır. Büyükler beni dinlerler. Düşüncemi öğrenmeye özen gösterirler. Çok küçüksem bir büyük de benim adıma konuşabilir.

    Madde 13 : İsteklerimi ve düşüncelerimi seçtiğim bir yolla açıklayabilirim, resmini çizebilirim ya da yazabilirim. Ama bazı konularda başka kişiler ve toplum zarar görecekse o konudaki kurallara da uymam gerekir.

    Madde 14 : Biz çocukların düşüncelerini geliştirmeleri ve istedikleri dini seçmeleri hakkına saygı gösterilir. Bu konuda bizi yetiştirmekle yükümlü olan büyüklerimizin de bize yol gösterme hakları ve görevleri vardır. Onlara da saygı gösterilir.

    Madde 15 : Arkadaşlarımla barış içinde toplanabilirim. Dernekler kurabilirim. Kurulu derneklere üye olabilirim.

    Madde 16 : Çocuklar onurlu ve saygın birer insandır. Hiç kimse onların onurlarını kıramaz, onları küçük düşüremez, yaşadığı konut ve kurumdaki özel yaşantısına karışamaz. Bu haklarımız yasalarla korunur.

    Madde 17 : Kitle iletişim araçları önemlidir, her türlü iletişim aracını kullanarak kendim için bilgi alabilirim.

    Madde 18 : Yetiştirilmemizden en başta anne babamız ya da onların görevini üstlenmiş büyüklerimiz sorumludur. Onların bu görevlerini en iyi biçimde yapabilmeleri için her türlü kolaylık sağlanır, gerekiyorsa yardım edilir.

    Madde 19 : Yetişmemizden sorumlu olanlar bu haklarını çocuklara zarar verecek şekilde kullanmazlar. Çocukların bu tür zararlara uğramaması için her türlü önlemi almak devletin görevidir.

    Madde 20 : Çocuklar ailelerinden yoksun kalabilirler. Bazı aile ortamları ise çocuklar için yararlı olmayabilir. İşte o zaman çocukların devletten özel koruma ve yardım alma hakları vardır. Devlet bu görevini çocuk için uygun aile bularak ya da onlara bakacak kuruluşlara yerleştirerek yapar.

    Madde 21 : Anne babasıyla olamayacak çocukların aile yoksunluğu çekmemesi için onlara iyi aileler bulunur. Bunun için çok dikkatli bir araştırma yapılır.

    Madde 22 : Çocuklar başka ülkeye gitmek zorunda kalırlarsa o ülke de çocukları korur. Birbirinden ayrı kalan anne ve baba birleştirilmeye çalışılır.

    Madde 23 : Özürlü çocuklar özel olarak korunurlar. Kendilerine yeten saygın birer insan olmaları sağlanır. Devlet onların bakımları, eğitimleri ve iş sahibi olmaları için gerekli kurumları oluşturur. Ailelerine her türlü yardımı yapar.

    Madde 24 : Sağlığım ve hastalıklardan korunmam, devletin ve toplumun güvencesi altındadır. Bunun için beslenmeme, aşılarımın yapılmasına, çevrenin temizliğine dikkat edilir. Hastalanırsam tedavi edilirim.

    Madde 25 : Kreşler, çocuk yuvaları, yurtlar, okullar, çocuk hastaneleri çocukların haklarına uygun olarak, çocuklara daha iyi bakmak için yeniden düzenlenirler.

    Madde 26 : Bütün çocukların sağlıkları, eğitim hakları, beslenme ve bakımları güvence altına alınır.

    Madde 27 : Bana bakmakla yükümlü olanlara bana daha iyi bir yaşam sağlamaları için gerekirse giyim, barınma ve beslenme konularında yardım edilir, destek olunur.

    Madde 28 : Eğitimimi eksiksiz yapabilmem için desteklenir ve korunurum. İlköğretim herkes için parasızdır, kız olsun erkek olsun her çocuk için zorunludur.

    Madde 29 : Devlet, benim tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, sorumluluk üstlenecek şekilde yaşamamı sağlar.

    Madde 30 : Azınlık grubun çocuklarına da herhangi bir ayrım yapılmaz, devlet azınlık gruplardan gelen çocukların haklarını da korur.

    Madde 31 : Boş zamanlarımı değerlendirmem, oynamam, eğlenmem için çocuk bahçeleri, çocuk kulüpleri, kitaplıklar, spor okulları açılır. Her çocuk böyle faaliyetlere özendirilir. Bunlardan yararlanmak hepimizin hakkıdır.

    Madde 32 : Ben çocuğum. Büyükler gibi bir işte çalışamam. Ben okula gider ve oynarım. Eğer çalışmak zorunda kalırsam yapacağım iş eğitimime engel olmamalı, sağlığımı bozmamalı, bende zararlı alışkanlıklar yaratmamalıdır.

    Madde 33 : Çocuklar zararlı maddelere karşı korunurlar. Bunları üretenler ve çocuklara verenlere cezalandırılırlar.

    Madde 34 : Bedenim bana aittir. Beni bedensel ve ruhsal yönden örseleyecek hiçbir yaklaşıma izin verilmez.

    Madde 35 : Çocukları kaçırıp kötü kişilere satan, onları uygunsuz şekilde çalıştırmak isteyenlerle tüm devletler mücadele ederler. Çocukları korurlar.

    Madde 36 : Büyükler kendi çıkarları için çocukları kullanamazlar.

    Madde 37 : Hiçbir çocuk insanlık dışı yöntemlerle ya da aşağılanarak cezalandırılamaz. Çocuklar suç işlemişse uygulanacak cezalar yaşına uygun gelişmelerini engellemeyecek şekilde ve eğitsel olmalıdır.

    Madde 38 : İnsanların birbirlerini öldürmesi kötüdür. Savaş insanların birbirlerini öldürmesidir. Çocuklar savaştan korunmalıdır. On beş yaşından küçük hiçbir çocuk askere alınmaz.

    Madde 39 : Eğer çocuklar çeşitli nedenlerle zarar görmüşlerse bedensel ve ruhsal sağlıklarına yeniden kavuşmaları için tüm önlemler alınır. Yeniden topluma kazandırılırlar.

    Madde 40 : Çocuklar suçun ne olduğunu bilmezler. Bilerek ve isteyerek kimseye zarar vermezler. Suç işleyen çocukların yeniden topluma kazandırılması için özel yasalar çıkarılır, özel kuruluşlar oluşturulur.

    Madde 41 : Eğer bir ülkenin yasaları bu çocuk hakları sözleşmesine uygunsa değiştirilmez. Değilse değiştirilir.

    Madde 42 : Çocukların haklarına ilişkin tüm bu ilkeleri hem çocuklar hem de büyükler öğrenmeli ve öğretmelidir.