Diyet

  • Gıda Zehirlenmesinden Korunmanın Yöntemleri

    Yaşamın sürdürülebilmesi ve sağlığın korunması için yeterli ve dengeli beslenme gereklidir. Beslenmede güvenli besin tüketimi de oldukça önemlidir. Oysaki; yaşamımızın temel maddesi olan besinler, satın almadan tüketime kadar geçen aşamalarda hijyenik koşulların yeterince sağlanamaması nedeniyle zararlı hale gelebilmekte ve sağlığımız için gizli bir tehlike oluşturabilmektedir.

    Sağlığımızı tehdit eden ve pek çok besin kaynaklı zehirlenmelerin nedeni olan bakteriler ve onların toksinleri (zehirleri) özellikle sıcaklıkların artmasıyla birlikte üremek için uygun ortam bulmakta ve yaz aylarında besin kaynaklı zehirlenmelerin gürülme sıklığında artış olmaktadır. Yaz aylarında, bir yandan çevre ve hijyen koşullarının iyi olmadığı durumlarda klasik etkenler yaygın olarak infeksiyon oluşturup ishallere neden olarak toplum sağlığını ciddi ölçüde tehdit ederken, öte yandan sağlıksız besin saklama ortamları, besin hazırlanması ve pişirilmesindeki hatalar da besin kaynaklı hastalıkların yaygınlaşmasına neden olabilmektedir.
    Besin kaynaklı zehirlenmelere neden olan etmenler arasında; kimyasal maddeler, doğal besin toksinleri, parazitler ve mikroorganizmalar sayılabilir. Mikroorganizmalar içerisinde özellikle bakteriler, besin kaynaklı pek çok hastalıktan sorumludur. Genellikle hijyenik yönden uygun olmayan koşullarda hazırlanan ve pişirilen besinlerde üreyen bakteriler, besin zehirlenmelerine neden olmaktadır.
    Besin zehirlenmesi, herhangi bir yiyecek ya da içeceğin tüketimi sonucu meydana gelen enfeksiyon veya zehirlenme durumuna verilen genel isimdir. Çoğunlukla hafif seyirli ve kısa süreli hastalıklar olmalarına karşın, zehirlenmeye yol açan besinle ve kişiyle ilişkili bazı faktörler, hastalığın zaman zaman daha ağır seyretmesine hatta ölümcül olmasına yol açabilir. Besin kaynaklı hastalığa herkes yakalanabilir ancak bağışıklık sistemi zayıf olanlar, bebekler, çocuklar, gebeler ve yaşlılar daha duyarlıdır.
    Zehirlenme Belirtileri Nelerdir?
    Besin zehirlenmelerinin belirtileri hastalığa neden olan bakteri veya toksinin özelliği, besinin ne oranda bakteri veya diğer ajanlar ile kirlendiği, tüketilen miktar ve kişinin bakteriye karşı gösterdiği duyarlılığa göre değişiklik göstermekle birlikte, pek çoğunda mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal, karında kramplar şeklindedir. Besin zehirlenmeleri genellikle ani başlar ve hastalık belirtisi 30 dakika ile 72 saat arasında ortaya çıkabilir.
    Besin Zehirlenmesinden Şüpheleniliyorsa Ne Yapılmalıdır?

    • Kusma ve ishal vücudun zehire gösterdiği tepkilerdendir. Bu nedenle şikayetlerin başlamasını takiben 24 saat içerisinde kesinlikle bulantı ve ishali önleyici ilaçlar kullanılmamalıdır.
    • İshal ve kusmayı arttıracak düşüncesiyle hiçbir şey yememek yanlış bir davranıştır. İshal tedavisinin en iyi şekli dinlenmek ve bol miktarda sıvı ( temiz içme suyu, ayran, maden suyu, şekersiz çay vb.) tüketmektir.
    • İshal geçene kadar yoğurt, pirinç lapası, haşlanmış patates gibi besinler tüketilmeli, bağırsak hareketliliğini arttıran çiğ sebze, erik, kayısı, incir, üzüm, karpuz gibi meyveler tüketilmemelidir.
    • Meyveler iyice yıkandıktan ve kabuğu soyulduktan sonra tüketilmelidir.
    • Kanlı ishal, boyun sertliği, şiddetli baş ağrısı, ateş varlığında ve süresi 2 günden fazla devam ediyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

    Besin Zehirlenmesinden Korunma Yolları Nelerdir?

    • Besinleri güvenilir yerlerden satın almaya özen gösterilmelidir.
    • Her türlü gıda maddesi satın alırken etiket bilgisi okunmalı, üretim ve son kullanma tarihi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izni olup olmadığı ve saklama koşullarına dikkat edilmelidir.
    • Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri kesinlikle kullanılmamalıdır.
    • Kırık, çatlak, dışkı ile kirlenmiş yumurta satın alınmamalı, yumurtalar kullanılmadan hemen önce mutlaka yıkanmalıdır.
    • Dondurulmuş besinleri satın alırken ambalajı altında ve içinde buz kristalleri olmamasına dikkat edilmeli, orijinal paketlerinde -18°C’de satın alınmalıdır.
    • Konserve satın alırken, alt ve üst kapakları şişkin, kutusu hasar görmüş, kapağı gevşemiş ve son kullanma tarihi geçmiş olanlar kesinlikle satın alınmamalıdır.
    • İçme sularının güvenilir kaynaklardan satın alınmasına özen gösterilmeli, güvenilirliğinden emin olunmadığında kaynatıldıktan sonra içilmelidir.
    • Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalıdır.
    • Yiyecekler satın alındıktan sonra açıkta ve oda sıcaklığında bırakılmamalı, tüketilene kadar buzdolabı ısısında muhafaza edilmelidir.
    • Çiğ besinler ile pişmiş yiyecekler birbirine temas etmeyecek şekilde üzerleri kapalı olarak muhafaza edilmelidir.
    • Tahıl, kurubaklagil gibi kuru gıdalar nemsiz, kuru ve 15°C -20°C arasındaki sıcaklıklarda muhafaza edilmelidir.
    • Sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra tüketilmelidir.
    • Sebze ve meyvelerin temizliğinde kesinlikle deterjan gibi kimyasal maddeler kullanılmamalıdır.
    • Dondurulmuş besinler, buzdolabı sıcaklığında veya mikrodalga fırında çözdürülerek kullanılmalı, çözdürme işlemi oda sıcaklığında veya kalorifer, soba üstüne bırakılarak kesinlikle yapılmamalıdır.
    • Mümkünse yemekler günlük olarak hazırlanmalı, artan yemeklerde yeniden ısıtma söz konusu olacaksa bir kereden fazla tekrar ısıtma işlemi yapılmamalıdır.
    • Kırmızı et, tavuk, balık, süt ve ürünleri gibi kolay bozulabilen riskli besinler uygun süre ve sıcaklıklarda pişirilmeli, pişmiş yemekler oda sıcaklığında 1 saatten fazla bekletilmemelidir.
    • Pişirdikten sonra hemen tüketilmeyecek yemekler, hızla soğutularak yeniden servis edilene kadar buzdolabında saklanmalıdır.
    • Besinleri hazırlama, pişirme ve servisinde kişisel hijyen kurallarına uyulmalı, eller yemek hazırlamadan önce mutlaka iyice yıkanmalı, tuvalet sonrası el temizliğine özen gösterilmelidir.
    • Özellikle çiğ et, yumurta ve kümes hayvanları gibi besinleri hazırladıktan sonra eller iyice yıkanmalı, bu tür riskli besinler ile pişirilmeden tüketilecek sebze ve meyveleri hazırlarken ayrı doğrama tahtası ve bıçaklar kullanılmalıdır.
    • Her kullanımdan sonra besinleri hazırlarken kullanılan tüm araç gereçler ve yüzeyler deterjanlı sıcak su ile yıkanıp iyice durulanmalıdır.
    • Kullanılan bezler, tutaçlar ve süngerler mikropların bir yerden başka bir yere taşınması için en iyi araçlardır. Bu nedenle, her kullanım sonrası bezler dezenfekte edilmeli, ıslak ve sıkılı halde bırakılmamalıdır.
  • Çocuklar Için En Tehlikeli 30 Besin

    Akademi’nin listeye aldığı yiyeceklerin hepsi birbirinden lezzetli biliyoruz. Bu yiyeceklerin hiçbirini çocuğunuza yedirmemenin imkansız bir şey olduğunu da. Yalnızca “Azı karar çoğu zarar” mantığıyla hareket etmekte fayda var:

    1. SOSİS: Akademi, 10 yaşından küçük çocuklardaki boğulma olaylarının yüzde 17’sinin sosisten kaynaklandığını, sosisli sandviçin uyarıyla satılması gerektiğini söylüyor.
    2. FUGU BALIĞI: Kâğıt kadar ince dilimler halinde satılan fugu balığında tetrodoksin adlı, oldukça etkili bir zehir bulunuyor. Bu balığı pişiren şefler özel eğitim alıyor.
    3. ACKEE MEYVESİ: Batı Afrika ve Jamaika’da yetişen meyve kesildikten sonra kabuğunun kırmızıya dönmesi beklenmezse koma veya ölüme yol açabiliyor.
    4. FISTIK: Toplam nüfusun yüzde birinin fıstık alerjisi var. Ölümle sonuçlanan alerji vakalarının büyük bölümü fıstıktan kaynaklanıyor.
    5. YEŞİLLİK: Ispanak, roka, marul, lahana, kıvırcık salata gibi yeşilliklerin iyi yıkanmaması bağırsak bakterilerine davetiye çıkarıyor.
    6. IŞGIN: Bu Asya kökenli bitkiden fazlaca tüketildiğinde bitkideki toksinler zehirlenmeye yol açıyor.
    7. TON BALIĞI: Dünyanın en çok tüketilen balıklarından olmasına rağmen çok fazla yenildiğinde sinir sistemine zarar vererek kalp hastalıkları riskini artırıyor.
    8. MANYOK: Nişastası yapılan bu köklü bitki de eğer doğru tüketilmezse siyanür üreterek zehirlenme riski yaratıyor.
    9. KAHVE: İçeceği elde edilen bu bitki, kalp krizine yol açmasının yanı sıra, uyuma zorluğu ve dişlerde sararmaya yol açıyor.
    10. MANTAR: Bu bitkinin yabani olanları, zehirlenmelere ve hatta halüsinasyonlara neden oluyor.
    11. PATATES KIZARTMASI: Patates kızartmsının içinde yüksek oranda bulunan akrilamid maddesi nedeniyle uzun süre tüketilirse damar sertliği, şişmanlık ve kansere neden olabiliyor.
    12. HAMBURGER: En zararlı yağ türü olan trans yağların kullanımı nedeniyle kalp hastalıkları meydana geliyor.
    13. ALKOLLÜ İÇECEK: Alkol kullanımı beyin ve sinir sistemini olumsuz yönde etkiliyor.
    14. ÜZÜM: Şeker oranı yüksek olan bir meyve olan üzüm, diyabetli kişiler için zararlıdır.
    15. SOSİS, SALAM: İçinde sodyum nitrit bulunan salam ve sosisin tüketilmesi kansere neden oluyor.
    16. ÇİKOLATA: Yüksek orandaki kakao, şeker ve katkı maddelerini içinde barındıran çikolata kandaki kolesterol miktarını yükseltiyor.
    17. CİPS: Cips yemek yağ içmekten farksız diyen uzmanlar, kanserden obeziteye, diyabetten alzheimere kadar birçok hastalığa neden olduğunu vurguluyor.
    18. DONDURMA: Kolay bozulabilme özelliğine sahip olan dondurmanın içindeki maddelerin bozulma nedeniyle ortaya çıkması bağırsak hastalıklarına yol açıyor.
    19. ASİTLİ İÇECEK: İçerisinde asit barındıran bu içecekler mide ve bağırsak hastalıklarına neden oluyor.
    20. HAMUR İŞİ: Bu tür yiyecekler kolesterol dengesini bozuyor.
    21. DONDURULMUŞ GIDA: Bu tür gıdaların dondurulma işlemleri esnasında zararlı organizmaların üremesinden dolayı mide ve bağırsak hastalıkları meydana geliyor.
    22. HAZIR ÇORBA: Toz haline getirilmiş, defalarca işlem görmüş, içinde çok fazla katkı maddesi bulunan hazır çorbalar kansere neden oluyor.
    23. KREM PEYNİR: Yüksek oranda yağ içeren bu ürünler kalp sağlığını olumsuz yönde etkiliyor.
    24. RUS SALATASI: İçinde bulunan mayonezin asit (sirke ve ya limon suyu) kullanılarak yapılması, gıda kaynaklı hastalıklara neden oluyor.
    25. MAKARNA: Hamurdan yapılan makarnanın fazla tüketilmesi mide hastalıklarına neden oluyor.
    26. PASTA: Pastaların içinde çok miktarda bulunan şeker, yağ, un gibi maddeler mide hastalıklarına yol açıyor.
    27. PATLAMIŞ MISIR: Yapılan bir araştırmada patlamış mısırın kalori ve yüksek oranda doymuş yağ içerdiği ortaya çıktı.
    28. BOYALI ŞEKER: İçinde boya yapıcı kimyasalları barındıran şekerler diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.
    29. KABUKLU DENİZ ÜRÜNLERİ: Doğru şekilde temizlenmeyen kabuklu deniz ürünleri bağırsak hastalıklarına neden oluyor.
    30. ÇİĞ YUMURTA: İçinde bulunabilecek zararlı salmonella mikrobu nedeniyle hastalıklara yol açıyor.

  • Emzik Hakkında Merak Ettikleriniz

    Emzik kullanımının faydaları nelerdir? Bebeğe emzik verilmeli mi? Peki emzik alırken nelere dikkat etmeniz gerekiyor? Kısacası emzikler hakkında en çok merak ettiğiniz her şey bu yazıda.

    Çoğu anne-baba doğumdan önce, “Bebeğimize emzik vermeyeceğiz!” gibi bir karar alır. Ancak bebek doğduktan bir süre sonra özellikle de geceleri ağlama krizleri dayanılmaz bir hal alınca, genellikle ilk işleri koşup emzik almak olur. Aslında emzik sanıldığı kadar suçlu bir bebek gereci değil. Zaman zaman anneyi ve bebeği rahatlattığı için uzmanlar tarafından öneriliyor. Ancak bebeğin gelişiminin olumsuz etkilenmemesi açısından emzik kullanımında dikkat edilmesi gereken önemli noktalar var. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğba Erener Ercan, konuyla ilgili anne-babalara önemli bilgiler verdi.

    Emmek, bebekleri sakinleştirir…

    Bebeklerin çok güçlü bir emme refleksi vardır. Bazı bebekler anne karnında bile parmaklarını emmeye başlarlar. Emmenin, beslenme için gerekliliği dışında bebeği sakinleştirici ve rahatlatıcı bir etkisi de vardır. Bebekler, genelde yorgun ve sıkıntılı olduklarında veya rahatlama ihtiyacı duyduklarında emmek isterler. İşte bu nedenle bebekler emziği severler.
    Emzik kullanıp kullanmama kararı aslında anne-babalara aittir. Eğer bebek beslenme saatleri dışında da emme ihtiyacı içinde ise emzik verilebilir. Emzik bu emme dürtüsünü tatmin edebilir.

    Emzik kullanımında dikkat edilmesi gereken bazı noktalar

    • Bebek, anne memesini emme becerisini tam olarak kazanana kadar emzik için beklenmelidir. Önerilen, bebek 1 aylık olana kadar beklemektir. Bu süre zarfında bebek, anne memesine adapte olur ve belli bir emzirme düzeni oluşur. Daha erken başlanan emzik kullanımının, bebeğin anne memesine adaptasyonunu güçleştirdiği düşünülür.

  • Beslenme Çantasının Içeriği Önemli

    Çocuğunuzun eğitim öğrenim hayatında yeni bir süreç başlıyor. Yeni okul kıyafetlerini, ayakkabılarını, çantasını, kırtasiye malzemelerini hazırladınız. Peki çocuğunuzun beslenme planını? Unutmayın ki; çocuğunuzun yaşadığı bu dönem, ileriki yıllarda beslenme alışkanlıklarının oluşacağı bir dönemdir. Bunun için dengeli ve doğru beslenmesine özen göstermeniz çok önemlidir.

    Çocuğunuza kahvaltıda süt ürünleri ile birlikte bal ve pekmez yedirin
    Büyük şehirlerde çok erken saatte okul servislerine binmek zorunda kalan çocuklarda kahvaltıya az zaman kalması nedeniyle genellikle en önemli öğün olan kahvaltının atlandığı gözlenmektedir. Aileler bu konuda daha dikkatli olmalı, en azından kısa sürede yenebilecek ama kalorisi yeterli gıdaları kahvaltıda tercih etmelidirler. Örneğin kaşarlı tost + 1 bardak süt veya krem peynirli 1 dilim ekmek+ 1 bardak portakal suyu gibi kısa sürede tüketilebilecek gıdalar yedirilebilir. Kahvaltıda süt ürünleri tüketimi çok önemlidir. 1 su bardağı süt 250 ml veya 1 kibrit kutusu büyüklüğünde peynir yenmesi o öğündeki kalsiyum ihtiyacını karşılar. Süt ürünlerinin yanında kahvaltıda bal, pekmez gibi kalorisi yüksek gıdaların da tüketilmesi okul başarısını pozitif yönde etkileyecektir.

    Okul çocuklarında giderek artan oranda obezite görülmektedir
    Yapılan çalışmalarda dünyadaki 5-17 yaş grubundaki her 10 çocuktan birinin kilolu ve bunların 30-45 milyonunda “ciddi obezite” probleminin var olduğunu göstermektedir. Çocukların yaşam tarzında bir iyileştirme yapılmadığı takdirde obezite, yakın gelecekte ülkenin en akut halk sağlığı sorunu haline gelecektir. Okul kantinlerinde yüksek kalorili içecek ve yiyeceklerin tüketilmesi sonucu, hareketsizliğin de eklenmesiyle obezite karşımıza çıkmaktadır. Okul çocuklarında ara öğün olarak kalorisi yüksek içeceklerin yerine meyve tüketimi arttırılmalıdır. Bilinçli beslenme alışkanlığı olan bazı okullarda kantinlerde meyve de satılmakta ve çocuklara daha sağlıklı olanı seçme hakkı tanınmaktadır.

  • Biberon Alırken Dikkat Edilecekler

    Hepimizin en değerlileridir bebeklerimiz. Onları kendimizden bile sakınırız çoğu zaman korumak için. Ve onların beslenmelerinde önemli yer tutan biberonlarını seçerkende bir o kadar akılcı seçimler yapmamız önemlidir.

    Biberon seçerken dikkat edilmesi gerekn belli başlı özellikler var.

    %0 BPA

    Eğer polimer (plastik) malzeme biberon düşünüyorsanız BPA yani Bisphenol-A içermemesi çok önemli. Yeni dönemde polimer (plastik) malzemeden biberon üreten firmalara hammaddelerinde BPA bulunmaması zorunluluğu getirildi. Şu an piyasada BPA içeren ürün resmi olarak bulunmuyor ancak yine de satıcıların stoklarından temin ettikleri ürünleri dikkatlice incelemberekte yarar var.

    Cam biberon mu? Plastik biberon mu?

    Cam bir çok açıdan plastik malzemeye göre sağlık olarak düşünülür. Ancak %0 BPA şartı ve plastik biberon üreticilerine getirilen standartlarla plastik biberonlarda bu şüphe oldukça giderilmiştir. Cam bibronlar her ne kadar müşteriler açısından daha güvenli algılansa da kırılma riskinden dolayı pratik olmadığı düşünülür.

    Silikon emzik mi? Kauçuk emzik mi?

    Bir çok anne baba bu ikilemde kalır. Çoğu zamanda anne babanın tercihinden bebek hoşlanmaz ve diğer seçeneği ister. Her iki malzemede günümüz standartlarında yüksek güvenlik sunmaktadır. Önemli olan bebeğinizin seçimi ve ürünün tekrar tedarik edilebilir olması. Yoksa bebeklerin alışkanlıklarında ısrar etmesini tecrübeyle farkedebilirsiniz.

    Damaklı uç mu? Kiraz uç mu?

    Dünyaca tanınmış markaların emzik uçları anne göğsü formuna yakın olarak tasarlanmıştır. Bebeğin damak gelişimini olumsuz etkilememesi için damaklı, yassı, doğal form emziklerin seçilmesi daha uygundur

  • 6 Ay Ve Sonrası Için Meyveli Piriç Lapa Tarifi

    Malzemeler

    • ½ çay bardağı pirinç (esmer pirinç tercih edilebilir)
    • 1 su bardağı su
    • 2 kayısı
    • ½ elma (tatlı)
    • Arzu edilirse 1 çorba kaşığı yoğurt

    Hazırlanışı

    İyi yıkanmış pirinç su ile haşlanır. Pirinç yumuşadığında ocaktan indirilerek soğumaya bırakılır. Soğumuş pirincin içine cam rendede rendelenmiş elma ve kayısı ilave edilir. Karıştırılır. Arzu edilirse bu karışıma 1 çorba kaşığı yoğurt ilave edilebilir.

    Not: Esmer (kepekli prinç) daha bol su ile daha uzun süre haşlanmalıdır. Daha geç yumuşar.

    Dr. Mahir Gülcan’ın notu

    Pirinç, karbonhidratların iyi bir kaynağıdır. Ayrıca porotein, kalsiyum, B1,B2 vitaminleri ve az da olsa A ve C vitaminlerini içermektedir.

    Ayrıca niasin, fosfor, demir gibi besleyici ve vücut için gerekli elementleri içermektedir. Pirinç alerjik olmayan bir gıda maddesidir. Gluten içermemesi de özellikle çölyak hastaları ve glüten intoleransı olana hastalar için vazgeçilmez bir besin kaynağıdır.

    Glisemik indeksi sofra şekerine göre daha düşüktür ve bu da özellikle obesite ve şeker hastalığı riski olan çocuklar için önemlidir. Pirincin işlenmemiş hali olan çeltiğin en dış tabakası soyulduğunda ortaya kepekli pirinç çıkar.

    Bu kepek tabakası, vücut için gerekli olan B1,B2,B6,PP, E ve F vitaminleri ile potasyum, fosfor, kalsiyum ve flor gibi elementleri içerir. Bu nedenle kepekli pirinç kullanmak sindirim işlemini kolaylaştırır, kan şekerini kontrol ederek kolesterolü düşürür.

    Ayrıca bu lapaya eklenen kayısı da çocuklarımızın sağlığı için ekstra fayda sağlar. En çok besin lifi içeren meyveler arasında yer alan kayısı hem kabızlığı önlemek hem de kabızlığın tedavisi için önemli bir meyvedir.

  • Bebekler İçin Hazır Mama Nasıl Seçilir

    BebekSayfasi.Com olarak annelerimizin mama seçimine mama çeşitlerini ve yaş gruplarını belirterek katkıda bulunuyoruz, annelerin en çok tercih ettiği bebek maması markalarını ve en ucuz fiyatları ürün arama motorumuzda, bebelac, milupa, hero baby, golden goat, hipp, humana sayfalarında bulabilirsiniz.

    Bebeğin ilk 4 ile 6. ayına kadar anne sütüne destek amacıyla verilen hazır bebe mamaları, 6. aydan sonra bebek beslenmesinde daha sık kullanılır. Bazı annelerimiz bebeğin gelişimine daha iyi destek olmaları için hazır mamaları eğer bebeğin inek sütüne alerjisi yoksa inek sütü ile karıştırarak yedirmeyi tercih etmektedirler. Hazır mamalar beş temel gruba ayrılır;

    Başlangıç mamaları:
    İçerikleri özenle hazırlanmıştır. Bebeğin ihtiyaç duyduğu bilinen besinleri içeriklerinde barındırırlar. Anne sütünün yerini tutmaz ve anne sütü değildirler. İnek sütünün protein ve minerallerinin azaltılması ve bitkisel yağ eklenmesi ile üretilirler. Doymamış yağ asitleri içerirler. Anne sütündeki vitaminleri ve laktoz şekerini içeren bu mamalar 4-6 aydaki bebeklere, gerekirse kilo alımı kontrol edilerek belirli miktarlarda verilebilecek niteliktedir.

    Devam mamaları:
    Başlangıç mamaları yetersiz kaldığında verilebilen bu mama çeşidinde protein ve enerji miktarı fazladır. Laktoz şekeri ve mısır şurubu ve karbonhidrat içerirler, böylece bebekleri hem uzun süre tok tutar hem de karma beslenmeye hazırlık işlevi görürler. Devam mamaları 6 aylık ve daha büyük bebeklere verilebilir.

    Devam sütleri:
    Bebekler emekleme ve yürüme evresinde daha fazla enerjiye ihtiyaç duymaya başlar. Devam sütleri hem besleyici hem de vitamin ve mineral açısından zengindir. 8 ile 36 aylık bebeklere değişen beslenme düzenleri sırasında destek amacıyla devam sütü verilebilir. Günde 500 ile 600 mililitre kadar verilmesi uygundur.

    Özel formüllü mamalar:
    Prematüre doğan düşük kilolu bebeklere, ayrıca kusma,
    ishal , alerji, metabolizma bozukluğu, fenilketonüri gibi hastalıkları olan bebeklere sağlıklı büyümeleri için ihtiyaçlarına uygun olarak hazırlanmış özel mamaların verilmesi gerekir.

    Ek besinler:
    Evdeki ek besinlere alternatif olarak hazır satılan mama grubudur. Su ile hazırlanan ve süt proteini içeren sütlü kaşık mamaları bebeğin dört aylık ve daha büyük bebeklerin enerji ihtiyacını karşılar.

    Devam sütü ile hazırlanan tahıllı kaşık mamaları, karbonhidrat, protein, vitamin ve minerallerin dengeli bir karışımı olarak üretilir; karma beslenme dönemindeki bebeklere bir ana öğün olarak verilebilir. Vakumlanmış kavanoz mamaları ise sebzeli, etli ve tavuklu çeşitleriyle dört aylık ve daha büyük bebekler için uygundur.

  • Bebek Mamasından Nasıl Tasarruf Edersiniz?

    Bebek maması maliyetini en aza indirgemek için işte size tasarruf ipuçları.

    Büyük marketlerden alın. Aynı bebek maması süpermarket ve küçük mağazalarda hipermarketlerden daha pahalıya satılırken eczanelerde küçük mağazalardan daha pahalıya satılır. Süt esaslı mamalar soya esaslı mamalardan daha ucuzdur. Eğer bebeğiniz sevdiyse ve markayı belirlediyseniz hipermarketlerden en büyük boyda olanı alın.

    Kulüplere üye olun. Bazı markaların anneler için oluşturduğu kulüplere internet üzerinden üye olarak numune ürünler ve indirimler alabilirsiniz. Sadık müşterisi olacaksanız markalar size indirim yapmaya hazır olacaklar.

    İnternetten alın. Sadece mama satan çok sayıda internet sitesi var. Internet üzerinden araştırma yapmak, en iyi fiyatı bulunca da yine internet üzerinden almak size tasarruf sağlayabilir.

    Toz mamaları kullanın. Sıvı ve kullanıma hazır mamalar toz mamalara göre daha pahalıdır.

    Marketlerin kendi markalarını kullanabilirsiniz. İçeriği ve besin değeri denetlendiği için daha az bilinen hatta marketlerin kendi markalarına ait mamaları da deneyebilirsiniz. Yukarıdaki bilgileri kullanarak içerik için yapacağınız karşılaştırma sizi daha ekonomik bir mamaya ulaştırabilir.

    Son kullanma tarihine dikkat edin. Mamayı alırken son kullanma tarihini kontrol edin. Mamalar bu tarihe kadar kalite ve besleyiciliğinden bir şey kaybetmez.

    Mamaları nasıl saklamalı?
    Anne sütü veya hazırladığınız mamayı 2 saatten uzun süre dışarıda tutmayın. Bu süreyi aştıysanız kullanmayın. Hiçbir zaman bir kısmı tüketilmiş mama ya da anne sütünü sonra kullanmak üzere buzdolabına koymayın. Bebeğinizi bu gıdaların içinde üreyecek bakterilerden korumak için mamayı atın ve yenisini hazırlayın.

  • Bebeğinizde Emzik Kullanırken Bunlara Dikkat

    Emzik kullanımında dikkat etmeniz gereken bazı noktalar vardır. İşte bebeklerde emzik kullanımı ile ilgili dikkat etmeniz gerekenler..!

    Bebek, anne memesini emme becerisini tam olarak kazanana kadar emzik için beklenmelidir. Önerilen, bebek 1 aylık olana kadar beklemektir. Bu süre zarfında bebek, anne memesine adapte olur ve belli bir emzirme düzeni oluşur. Daha erken başlanan emzik kullanımının, bebeğin anne memesine adaptasyonunu güçleştirdiği düşünülür.

    Bebek zaten biberonla besleniyorsa, böyle bir bekleme süresine gerek yoktur. Emzik tek kurtarıcı gibi görülmemelidir. Bebek ağladığında ve huzursuz olduğunda onu kucağa almak veya pozisyonunu değiştirmek, biraz kucakta sallamak veya acıkmış olabileceği düşünülüyorsa emzirmek veya beslemek bebeği sakinleştirebilir.

    Emzik, beslenmenin veya emzirmenin yerini tutmamalı, açken bebeğe emzik verilmemelidir. Bebeğe seçim şansı sunulmalıdır.

    Eğer bebek emzik istemiyorsa, daha sonra tekrar denenebilir. Almıyorsa bebek zorlanmamalı ve emzik vermekten vazgeçilmelidir.

    Uyku sırasında emzik bebeğin ağzından düşüyorsa tekrar ağzına sokulmamalıdır. Emzik temiz tutulmaıdır. Temizlemek için anne-baba asla emziği ağzına sokmamalıdır.

    Emzik, yaklaşık 2 ayda bir değiştirilmelidir. Herhangi bir yırtılma, bozulma durumu varsa hemen atılmalıdır. Bebeğin boynuna asılmamalıdır. Çünkü emzik askısı bebeğin boynuna dolanarak boğulma riskine yol açabilir.

    Emzik emme süresi sınırlanmaya çalışılmalıdır. Mümkünse uyku saatlerinde ve huzursuz olduğunda emzik verilmelidir. Tüm gün ve sürekli emzik verilmesinden kaçınılmalıdır.

  • Çocuklarda Şeker Ve Çikolata Tüketimine Dikkat

    Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özlem Okutan, aşırı şeker tüketiminin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı.

    Bayram ziyaretlerinin olmazsa olmazı çikolata ve şekerlemelerin aşırı tüketimi çocukların sağlığına ve beslenme düzenine zarar veriyor. Çocuklara hayır diyemeyip, her ziyarette onlara fazla fazla ikramda bulunmak, sindirim sistemi hastalıklarından, alerjik reaksiyonlara kadar vücutta olumsuz etkilere yol açıyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Özlem Okutan, aşırı şeker tüketiminin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı.

    Yaz aylarında artan ishal vakalarını tetikliyor

    Fazla şeker tüketiminden ilk olarak sindirim sistemi etkilenir. Günlük beslenme düzeni bozulduğu için çocuklarda bulantı, kusma, dışkılama alışkanlıklarının değişmesi ve iştahsızlık görülür. Özellikle sıcak havalarda çocuklar arasında yaygın olarak görülen ishalleri şeker ve şekerli tüketimin daha çok tetiklediği ve şiddetini artırdığı unutulmamalıdır. Başlangıçta karın Ağrısı ile başlayan belirtiler, sulu dışkılamayla kendini gösterir.

    Beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor

    Çocuklar her zaman güzel ve tatlı olanı tercih ederler ve enerji veren, mutlu eden, lezzet aldıkları bir şeyi bırakmak istemezler. Fakat sadece şekerden kalorilerini aldıklarında düzenli beslenmeleri ve günlük almaları gereken gıdalardan uzaklaşmaya başlarlar.

    Bu durum da hem iştah kaybına, hem vücut direncinin düşmesine, hem de başka hastalıklara yol açar. Şeker tüketimi beslenme alışkanlıklarını bozmadan, bayramın güzelliğini de kaçırmadan ölçülü bir şekilde olmalıdır.