Haberler ve Magazin

  • Çocuğunuzu Süt Içirdikten Sonra Uyutmayın!

    Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Özdemir, sadece kalsiyumu almanın değil, onu vücuda lokalize etmenin de önemli olduğunu belirterek, kalsiyum alındıktan sonra mutlaka hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

    Süt ve süt ürünleri üzerine bilimsel çalışmalar yürüten Özdemir, kalsiyumun tek kaynağının süt ve süt ürünleri olduğunu, demirin ana kaynağının da et olduğunu belirtti.

    GÜNDE 1 LİTRE SÜT YETERLİ

    Günlük kalsiyum ihtiyacının bin 200 miligram olduğunu vurgulayan Özdemir, “Bunun da tek kaynağı süt ve süt ürünleridir. Bir kişi günlük 1,2 litre ki (maalesef Türkiye’de bu rakamlar yok) süt veya yoğurt tüketirse kalsiyumu yeterli alabilir. Süt içme alışkanlığımız yok denecek kadar az. Hele hele gençler arasında çok daha az” diye konuştu.

    Özdemir, özellikle gençlerin kalsiyumun öneminin farkında olmadığının altını çizerek, ileri yaşlarda kalsiyum eksikliğinden dolayı kemik hastalıklarının görüldüğünü, söz konusu hastalığa da Türkiye’de en sık Erzurum’da rastlandığını ifade etti.

    KEMİK HASTALIKLARI AVRUPA’DA 70 YAŞINDA BAŞLIYOR

    Sütü çok önemsediğini belirten Özdemir, şunları kaydetti:

    “Maalesef ülkemizde süt ve süt ürünlerini yeteri kadar tüketmiyoruz. Türkiye’de kemik hastalıkları erken yaşlarda görülürken, Avrupa Birliği ülkelerinde 70’li yaşlardan sonra başlıyor. Biz günlük ihtiyacımız olan süt ve süt ürünlerinin dörtte birini bile tüketmiyoruz. Türkiye’de yıllık içme sütü 25 litre civarında. Avrupa Birliği ülkelerinde 70-80 litre, hatta bazı ülkelerde 120 litreye çıkıyor kişi başına tüketim. Hakikaten biz az tüketiyoruz ileri yaşlarda bunun problemini yaşıyoruz.”

  • Çocuğum Yemek Seçiyor!

    Çocuğun yemek seçme davranışı, gerek yetişkinler ve gerekse çocuklar için ciddi bir sorundur. Bu sorunun çocuklarda var olmasının en büyük nedeni çevrelerindeki yetişkinlerdir. Çocuklar, gözlemleyerek öğrenirler. Yemek seçme davranışını modelleyen çocuklar, aynı davranışı benimser ve zamanla da bunu kalıplaşmış davranışa dönüştürürler. Bu modellemeyi yapmak için yemek seçen kişinin evden biri olması gerekmez. Çocuk herhangi birini, herhangi bir yiyeceği reddederken görmüşse, bu reddedişi benimseyebilir. Tabü her yemek seçen çocuk birilerini modellemiştir, denemez.

    Çocuğun damak lezzeti herhangi bir yemeği istemezse ve ebeveyn çocuğun o yemeğe olan isteksizliğine onay verirse de yemek seçme davranışı başlayabilir. Yine o yemekle ilgili yaşadığı negatif deneyim de çocuğu yemek seçmeye itebilir. Sebep ne olursa olsun, çözüm; çocuğu seçtiği yemeğe karşı zorlamak olmamalıdır. Ebeveynler tarafından yapılan en yaygın hata çocuğu tehdit ederek (yemezsen hemen uyursun veya yemezsen sokağa çıkamazsın gibi) sevmediği yemeği yedirmeleridir. Çocuk zaten o yemeğe karşı negatif duygular beslediği için yemeği yemiyordur, tehditler ile çocuklardaki bu negatif duygular artırılmaktadır. Aynca çocuk sevmediği bir yemeği zaten çok fazla yiyemez. Bu konuda da empati yapılmalı ve anlayış gösterilmelidir.

  • Çocuklarda Ev Kazalarında Ilk Yardım Semineri

    İlkyardım Eğitmeni & Hemşire Nadiye Çakır ile Çocuk Güvenliği Uzmanı Pekcan Birinci ve Psikolog Gülşah Ergin 0-3 yaş grubu çocuklarda ev kazalarında ilk yardım hakkında seminer veriyor.

    “0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Ev Kazalarında İlk Yardım ile Evde Çocuk Güvenliği ve Psikolojik Çocuk Güvenliği ”İlkyardım Eğitmeni & Hemşire Nadiye Çakır ile Çocuk Güvenliği Uzmanı Pekcan Birinci ve Psikolog Gülşah Ergin’ in vereceği seminerler ayda bir kez veriliyor ve 15 kişi ile sınırlı.

    Seminerler ücretsiz olup katılım için rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

    PROGRAM İÇERİĞİ

    Tarih: 18 Şubat 2016 Perşembe

    Yer: Özel Keşfeden Çocuklar Anaokulu

    Site Mahallesi Atay Caddesi No:88/2 Soyak Yenişehir / Ümraniye

    Tel: 0216 533 69 69

    İlgili yetkili: Berfu Hanım

    Tarih: 18.02.2016

    Saat: 13:00 – 16:00

    KONUŞMACILAR

    Nadiye Çakır- İlkyardım Eğitmeni & Hemşire
    Pekcan Birinci – Çocuk Güvenliği Uzmanı / Parkzon Çocuk Güvenlik Sistemleri
    Gülşah Ergin- Klinik Psikolog / Davranış Bilimleri Enstitüsü

    SEMİNER AKIŞI

    Toplam 3 saat Gülşah Ergin -Psikolojik Çocuk Güvenliği-

    45 Dakika Duygusal İstismar ile ihmal, fiziksel istismar, cinsel istismar, akran zorbalığı ve aile içi şiddet.

    Kahve Arası / Soru Cevap- 10 dakika
    Pekcan Birinci – Evde Çocuk Güvenliği ve Ev Kazalarına Karşı Alınacak Önlemler – 45 dakika
    Kahve Arası / Soru Cevap- 10 dakika
    Nadiye Çakır- Ev Kazalarında İlkyardım – 70 Dakika

    • Genel İlk yardım Bilgisi
    • Düşmeler ve yaralanmalarda ilk yardım
    • Yanıklarda ilk yardım
    • Zehirlenmelerde ilk yardım
    • Boğulma ve tıkanmalarda ilk yardım

    Not 1 : Bu davet 0-3 Yaş grubu çocukların ebeveynlerine yöneliktir.
    Not 2 : Organizasyonun realizasyonu için en az 10 kişilik rezervasyon gerekmektedir.

  • Bebek Telsizi Çok Zararlı!

    Bebek Telsizi Çok Zararlı!

    Alınacak bazı küçük önlemlerle, evlerdeki elektronik cihazların yaydığı radyasyondan korunmanın mümkün olduğu bildirildi.

    Gazi Üniversitesi (GÜ) Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi (GNRK) Sorumlusu Arzu Fırlarer, insanların evlerinde de elektromanyetik alanlara maruz kaldığını belirtti.

    Elektromanyetik alanların oluşturduğu radyasyondan uzun süreli etkilenilmesinin psikolojik rahatsızlıklara, üreme ve görme fonksiyonlarında olumsuzluklara, bağışıklık sisteminde zayıflamalara neden olabileceği uyarısında bulunan Fırlarer, bazı önlemlerle evlerdeki elektromanyetik alanların azaltılabileceğini söyledi.

    Fırlarer, “Birçok hastalık bağışıklık sisteminin çökmesiyle insan vücudunda etkili oluyor. Bu nedenle bağışıklık sistemimizi güçlü tutmamız gerekir. Sağlıklı bir yaşam için yaşam alanlarımızın kalitesini y ükseltmeliyiz” dedi.

    Arzu Fırlarer, evlerde oluşan elektromanyetik alanların azaltılması için alınacak önlemleri ise şöyle sıraladı:

    “İlk olarak kablosuz internet kullanıyorsak bundan vazgeçmemiz lazım.

    Komşumuzun kullandığı kablosuz internet de evimizi etkileyebilir. Komşularımızı da bu konuda uyarmalıyız. Mikrodalga fırını mümkün olduğunca az kullanmalıyız. Eğer kullanıyorsak çalıştırdığımız süre içinde mutfakta bulunmamamız, çocuklarımızı bu alandan uzak tutmamız gerekir. Evimizde tüplü televizyon varsa arka tarafının yaşam alanımıza dönük olmamasına özen göstermeliyiz. LCD televizyonlar tüplü ve plazma televizyonlara oranla daha az elektromanyetik alan oluşturur. Bilgisayar monitörlerinde ve televizyonlarda LCD ekranların tercih edilmesi gerekir.

    Evlerde tasarruflu ampul ve floresanların yerine sarı ışık yayan ampulleri kullanmalıyız.

    Sarı ışığın oluşturduğu elektromanyetik alan floresan ve tasarruflu ampullere oranla daha azdır. Ayrıca komşularımızın evlerindeki buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon gibi cihazların arkalarının da bizim yaşadığımız odalara dönük olmaması sağlanmalıdır. İnfrared ısıtıcılar da en az iki metre uzaktan ve bir yere asılı olarak kullanılmalıdır.”

  • Bebeğinizi Evde Bekleyen Tehlikeler!

    Ev kazalarını önlemek aslında biz ebeveynlerin elinde, şimdi size kısaca evin çeşitli bölümlerindeki güvenlik önlemlerinden kısaca bahsetmek istiyorum.

    Bebeğin Odası

    Bebekler doğar doğmaz kol bacak hareketleri, itip kakma hareketleri ile ayaklarının altındakileri ve kendilerini iteleyerek yer değiştirirler. Bu hareketlerle yer değiştiren bebek düşebilir.

    • Bez değiştirme yatağında düşmeyi önleyecek bariyer veya emniyet kemeri var mı?
    • Bez değiştirme malzemeleri, bebeğin altı değiştirilirken ulaşabileceğiniz mesafede mi?
    • Bebeğin altını değiştirirken, yatak, sandalye vs. üzerinde bebeği bir an bile yalnız bırakmayınız.
    • Bebeğin pudra kutusu ile oynamasına izin verilmemeli; solunum yoluna kaçan pudra ölümüne neden olabilir.
    • Oyuncak, yastık, doldurulmuş hayvan vs’yi bebeğin karyolasında bırakmayınız. Yaşı büyük bebekler, bu malzemelere basarak yükselip yataktan düşebilirler.
    • Bebeğiniz emeklemeye veya dikilmeye başladığı zaman asılabilen oyuncaklar, karyola süsleri vs çıkarılmalıdır. Çocukların eli-ayağı-boynu bunların iplerine dolaşıp boğulabilirler.
    • Karyola içindeki yatak, karyolaya tam yerleşmeli, kenarlarda boşluk kalmamalıdır; aksi halde karyola kenarı ile yatak arasına sıkışabilirler.
    • Su yatağı, içinde tanecikler olan ortopedik yastıklar vs. kullanmayınız.
    • Yatak ve karyola çevresinde bebeğin ulaşabileceği mesafede naylon torba vs olmamalı
    • Gece lambaları kumaş vs’ye dokunacak mesafede olmamalıdır; ısınan ampuller kumaşları yakarak yangına neden olabilir.
    • Mümkünse bebeğin yatak odasına duman detektörü ( gaz alarmı vs.) konmalıdır.
    • Prizler kapaklı olmalıdır.
    • Oyuncak kutularının menteşeli ağır bir kapağı olmamalı, ağır bir kapak bebeğin parmaklarını sıkıştırabilir.
    • Mümkünse soğuk buhar yapan bir cihaz ile hava nemlendirilmeli; yanık riskine karşı sıcak buhar makinesi kullanılmalı.
    • Ani bebek ölümü riskinden dolayı bebek yatağı orta sertlikte olmalı ve bebek sırt üstü yatırılmalı.
    • Evde ateşli silah bulundurulmalı; zorunluluk varsa silah ve mermiler ayrı yerlerde olmalı
    • Çocukların ulaşabileceği yerlerde ilaç, deterjan vs. olmamalı,
    • Bebek yatak odasına giriyorsa, perde kordonları bebeğin ulaşamayacağı mesafede kaldırılmalı;(Çocuklar perde ipleriyle oynamayı sever ama boynuna dolanıp boğulabilir)

    Banyoda

    • Banyo zemininde düşmeleri önlemek için kaymaz halı var mı?
    • Küvet zemininde düşmeleri önlemek için kayma önleyici malzeme var mı?
    • Saç kurutma makinesi, vs. elektrikli aletler prizden çekili ve kablosu sarılı halde saklanmalıdır.
    • İstenmeyen yanıkları önlemek için, şofben vs.nin sıcaklık ayarı 50ºC’nin altında olmalıdır.
    • Banyo kapısı ve klozet kapağı daima kapalı tutulmalıdır.

    Mutfakta

    • Kesici aletler bebeğin ulaşamayacağı mesafede olmalıdır.
    • Basamak olarak kullanılabilecek sandalye vs., tezgah ve fırından uzakta olmalıdır.
    • İlaçlar çocukların açamayacağı “ bebek kilitli “ kutularda saklanmalı
    • Ocaktaki tava, sütlük vs.nin sapı dışa doğru değil, içeriye doğru uzanmalıdır.
    • Bebeğinizle sıcak su, çay vs.’yi aynı anda taşımayınız.
    • Tost makinesi, mikser vs. fişten çıkarılarak saklanmalı, prizler kapaklı olmalıdır.
    • Mama sandalyesi zemine sağlam oturmalı ve emniyet kemeri olmalı;
    • Bulaşık makinesi tozu, deterjanı vs. ulaşamayacakları yerde saklanmalı.
    • Mutfakta yangın söndürücü bulundurulmalı, büyükler ve büyük çocuklar kullanmasını öğrenmeli

    Diğer odalar

    • Masa ve sehpaların kenar ve köşeleri yaralamayı önleyecek şekilde kaplanmalı
    • Bitkiler çocuğun ulaşamayacağı yerde olmalı
    • TV, masa lambası vs. düşmeyecek şekilde yerleştirilmeli,
    • Uzatma kabloları vs. mobilyaların ardından geçirilip saklanmalı.
    • Soba vs. ısıtıcıların etrafında bariyer olmalı
    • Zehirlenme Danışma Merkezinin telefonu kayıtlı mı?
    • Çakmak ve kibritler bebeğin ulaşmayacağı yerde olmalı
    • Cam sehpa, alçak cam kapı vs kırılma ve kırık camın kesme riski olan yerlerde camların kırıldığında dağılmasına engel olacak yapışkan film tabakası ile kaplayın (Bu filmler oto camcılarında ve aksesuarı satan dükkânlarda bulunabilir).

    Diğer

    • Eviniz iki katlı ise merdivenlerde akordeon olmayan bariyer kullanılmalı merdivenler halı ile kaplanmalı.
    • Yangın veya deprem durumunda, kaçış planınız olsun; plana uygun tatbikatlar yapın.
    • Bebeğinizi tekerlekli yürüteçte yalnız bırakmayın. Özellikle dubleks ve içten merdivenli evlerde yuvarlanabilir.
    • Oyun parkı veya bahçesi varsa parmaklı mı? Parmaklıklar arasındaki mesafe başın giremeyeceği kadar dar mı?
    • Tespih, kolye, toka, toplu iğne, raptiye vs. küçük parçacıkları olan nesneleri ortalıkta bırakmayınız;

    Havuz

  • Çocuklarda Su Güvenliği

    Çocuk ile su doğal bir ikilidir. Plaj, göl, yüzme havuzu ve banyo küveti şimdiye kadar icat edilmiş bütün oyuncaklardan daha çok eğlence fırsatı sağlar. Ancak su nedeniyle yaşanan trajediler de fazlasıyla yaygındır.
    Küçük çocuklar su yakınındayken çok dikkatle izlenmelidir. Anne babaların plajda veya havuz kenarında uzanıp uykuya dalması pek kolaydır ama çok kısa süreli de olsa denetime ara verilmesi çocuklar için ölümcül sonuçlara neden olabilir. Banyo küvetinde boğularak ölüm de oldukça sık görülür. Çocuğunuzun banyoda tek başına bırakılabilecek kadar büyüyüp büyümediğine karar verirken sağduyunuzu kullanın.

    Suya karşı dayanıklılık

    6 aylık kadar küçük çocuklara bile verilen yüzme dersleri giderek yaygınlaşmaktadır. Bu suya karşı dayanıklılık dersleri aslında bebeklere yüzme değil, sadece ayaklarını suyun yüzüne çıkabilecek kadar çırpmayı öğretir. Eğer çocuk anne babası kendini izlerken havuzun uzak tarafından suya düşerse bu derslerin yararı olur. Bebek suyun yüzüne çıkmayı ve ebeveyni kendisine yetişene kadar ayak vurmayı becerebilecektir.

    Ancak Amerikan Çocuk Doktorları Akademisi 3 yaşından küçük çocuklara yönelik programları onaylamıyor. Bu yaş grubundaki bebeklerin çok fazla su yutması bazılarının kriz geçirmesine yol açabiliyor. Ayrıca hem siz hem de çocuğunuz gerçeklere dayanmayan ve sonu ölümle sonuçlanan bir güven duyabilirsiniz. Her zaman uyanık ve iyi bir gözlemci olmak zorundasınız.

    Yüzme dersleri

    Bütün çocukların yüzme öğrenmesi çok önemlidir. Bölgenizdeki yüzme dersi olanaklarını araştırın. Eğer kendiniz iyi bir yüzücü iseniz çocuğunuza yüzme öğretirken birlikte geçireceğiniz zamanlardan çok keyif alırsınız. Çocuklara hiçbir zaman yalnız başlarına yüzmemeyi ve yanlarında deneyimli bir yetişkin bulunmaksızın kıyıdan uzaklara açılmamayı öğretmelisiniz. Çocuklar asla sulama kanallarında veya hızla hareket eden akıntılı yerlerde yüzmemelidir. Havuzlardaki atlama yerleri dışında hiçbir yerden suya balıklama atlamamalıdır.

  • Bebek Aşıları İle İlgili Sık Sorulan Sorular

    Bebeğin aşıları ne zaman başlar? Bu aşılar nelerdir?
    Bebeğin aşıları doğar doğmaz başlayacak, anneyle birlikte hastaneden taburcu edilmeden önce ilk Hepatit B aşısı yapılmış olacaktır. Bunun ikincisi 1 ay sonra, üçüncüsü ise ikinciden 5 ay sonra yapılacaktır. 2 ayını dolduran bebeğe, BCG ve karma, çocuk felci aşıları yapılacak, karma aşı 4-6 haftalık aralarla toplam 3 doza tamamlanacaktır. Doktorunuz karma aşıyla birlikte menenjit aşısının yapılmasını da önerecektir. Bebek ilk 6 ayını doldurunca, aşı sıklığı da azalacaktır. 9 ayda kızamık, 15 ayda kızamık- kızamıkçık- kabakulak, 18 ayda karma, çocuk felci, menenjit aşısının tekrarı (rapel) yapılacaktır. Doktorunuzun önerisiyle, 1 yaşı dolunca suçiçeği, 2 yaşı dolunca Hepatit A aşıları da yapılabilir.

    Aşıların yan etkisi var mıdır?
    Evet, her ilaçta olduğu gibi aşıların da yan etkileri vardır. Ancak, bunlar çoğunlukla hafif yan etkilerdir. Çocuğu koruduğu ölümcül hastalıklar düşünülünce, aşıların hafif yan etkileri çok da önemli değildir. Aşı sonrası, aşı yerinde şişlik, kızarıklık, ağrı, hafif ateş, döküntü görülebilir. Doktorunuz, bebeğin aşı sonrası dönemi rahat atlatması için bazı önerilerde bulunacaktır. Aşı sonrası ciddi yan etkilerin görülme riski ise, aşılanmamış kişinin hastalığa yakalanma riskine göre çok çok düşüktür.

    Aşının bir dozu unutulur da günü geçerse ne yapılmalı?

    Aşının doz aralıklarının önerilenden uzun olması, aşıya olan yanıtı azaltmaz. Böyle bir durumda, yeniden başlamak gerekmez, aşılama programına kaldığı yerden devam edilir.

    Aynı anda birkaç aşı yapılabilir mi?
    Evet, günümüzde kombine aşılar birden fazla aşıyı tek bir enjektörde içerirler. Böylece, yan etki riski artmadan, tek bir iğne ile birden fazla hastalığa karşı aşılanma sağlanır. Bazen de aynı enjektörde karıştırılamayan farklı aşılar, farklı yerlerden uygulanabilir. Bu şekilde de yan etki görülme sıklığı artmamaktadır.

    Hasta çocuğa aşı yapılır mı?
    Ateşsiz basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu veya ishal aşı yapılmasına engel değildir. İyileşme dönemindeki bir hastalık veya çocuğun antibiyotik kullanıyor olması da aşıya engel değildir. Bu konuda kararı, aşı öncesi çocuğunuzu muayene eden doktoru verecektir.
    Sarılık aşısı olan bebek sarılık geçirir mi?
    Yenidoğanlara, doğumdan sonra ilk yapılan aşı Hepatit B aşısıdır. Bu aşı, bebeği ciddi bir mikrobik sarılık türü olan Hepatit B’den korur. Ancak, yenidoğan döneminde sık görülen fizyolojik sarılığın bununla ilgisi yoktur, mikrobik bir olay değildir. Bu nedenle, Hepatit B aşısı olsa da bebeğiniz yenidoğan sarılığı geçirebilir.

    Hepatit B aşısı sonrası kan testi yapmak gerekir mi?
    Hepatit B aşısı sonrası, aşının tutup tutmadığına dair kan testi ( anti HB s) bakılması herkes için gerekli değildir. Ancak, eğer aşılanan çocuğun annesi HB s pozitif ise ( sarılık mikrobunu taşıyorsa ), veya çocuğun bağışıklık sisteminin normal çalışmasına engel olacak bir hastalığı varsa bakılması uygun olacaktır.

    Hepatit B aşısının koruması ne kadar sürer? Tekrar doz gerekir mi?

    Hepatit B aşısıYapılan uzun dönemli çalışmalarda, aşısı tamamlanan kişilerde bağışıklık sistemi belleğinin en az 15 yıl korunma için yeterli olduğu saptanmıştır. Bu sürede veya sonrasında, kanda koruyucu antikor düzeyleri saptanamayacak kadar düşse de, bağışıklık sisteminin belleği mikropla karşılaşma durumunda koruyucu tepki verecektir. Bu nedenle, günümüz bilgileriyle tekrar doz önerilmemektedir.

    Menenjit aşısı olan menenjit geçirmez mi?
    Ne yazık ki, hayır. Kısaca menenjit aşısı olarak adlandırdığımız aşı, aslında Hemofilus İnfluenza adlı bir bakteriye karşı geliştirilmiş bir aşıdır. Bu bakteri, 6 yaş altında menenjitin en sık sebebidir, ama başka menenjit etkenleri de vardır. Aşılı kişi, bu diğer etkenlerin yol açtığı bir menenjite yakalanabilir. Neyse ki, olayın bir de iyi yanı var; Hemofilus influenza, çocuklarda menenjit dışında pek çok ciddi enfeksiyona daha yol açabilir, aşıyla tüm bunlardan korunmak mümkün olacaktır.

    Menenjit aşısı kaç doz yapılır?
    Menenjit aşısının kaç doz yapılacağı, başlangıç yaşına göre değişir. Eğer, bebeğe karma aşıyla birlikte 2 aylıkken menenjit aşısı da başlanırsa, ilk 6 ayda 3 doz, 1 yıl sonra da tekrar dozu olarak toplam 4 doz yapılır. Eğer, 6-12 ay arası başlanırsa, önce 2 doz, sonraki yıl da hatırlatma dozu olarak toplam 3 doz olacaktır. Eğer ilk 1 yaş içinde yapılmazsa, 1 yaş sonrası tek bir doz yeterli olacaktır.
    Aşı sonrası bebeğime banyo yaptırabilir miyim?
    BCG ( verem aşısı) dışındaki diğer tüm aşılar, bebeğin banyo yapmasına engel değildir. Ancak; BCG sonrası aşı yerine 3 gün su değmemesi gerekmektedir.

  • Bebeğe Topuk Kanı Testi Ilk 72 Saat Içinde Yapılmalı!

    Uzmanlara göre, doğumdan sonraki ilk 72 saat içinde bebekten alınan bir damla topuk kanıyla yapılan test sayesinde, zihinsel geriliğe yol açan “Fenilketonüri” hastalığı önlenebiliyor.

    Ailelere, test yaptırmayı ihmal etmemeleri uyarısında bulunan Kırıkkale Üniversitesi (KÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selda Bülbül, tanı konulan bebeklerin, basit bir diyet tedavisiyle tamamen sağlıklı büyüdüğünü bildirdi.

    BİR DAMLA TOPUK KANIYLA TEST ORTAYA ÇIKARIYOR

    Prof. Dr. Bülbül, kalıtsal metabolik bir hastalık olan “Fenilketonüri” konusunda açıklamalarda bulundu.

    Dünyaya gözlerini yeni açan bebeklerden alınan bir damla topuk kanıyla yapılan test sayesinde, bu hastalığın önlenebileceğini dile getiren Bülbül, doğum yapan her annenin bu test konusunda duyarlı olması gerektiğini belirtti.

    TEST 72 SAAT İÇİNDE YAPILMALI

    Topuk kanı testinin, doğumdan sonraki ilk 72 saat içinde mutlaka yapılması gerektiğine dikkati çeken Bülbül, “Fenilketonüri, kalıtsal metabolik hastalıklar grubunda yer alır. Halkımız genellikle bunu ‘zeka testi’ diye biliyor. Test sonrası Fenilketonüri tanısı konulan bebekler, basit bir diyet tedavisiyle tamamen sağlıklı büyüyor. Aksi halde hastalık, bebeğin zekasını bir yıl içinde etkileyerek ileride tamamen zihinsel özürlü bir birey olarak büyümesine neden oluyor” diye konuştu.

    Diyet tedavisiyle tanı konulan bebeklerin kanlarındaki fenilalanin düzeylerinin kontrol altında tutulduğunu anlatan Bülbül, bu nedenle testin ve diyetin ihmal edilmemesi uyarısında bulundu.

    “AKRABA EVLİLİĞİ YAPANLAR DİKKAT”

  • Yeni Doğanlarda Ishale Dikkat!

    İshal denildiğinde genellikle yaz ayları akla gelse de, rotavirüsün neden olduğu ishale kış aylarında daha sık rastlanır. Rotavirüs tüm dünyada ishalin en önemli nedenlerinden biridir. İshal özellikle bağışıklık sistemi henüz gelişmeyen yenidoğan ve süt çocuklarında daha kolay oluşur. Central Hospital’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gonca Özmen, “Rotavirüs çocuklarda su ve tuz kaybına neden olduğu için ölümcül olabilir. Aile içi yayılma sıklığı fazla olmakla birlikte, okul, yuva ve kreşlerde de hızla bulaşabilir” diyor.

    Çocukluk çağı ishallerinin sebebi; Rotavirüs Rotavirüs sindirim sistemini etkileyen, su ve tuz emiliminde bozulmalara yol açan ve ciddi sıvı kaybına sebep olan bir virüstür. Çocukların çok büyük bir kısmı yaşamlarının ilk 2-3 yılında rotavirüs yüzünden enfekte olarak antikor geliştirirler. Rotavirüsün sebep olduğu akut ishaller (gastroenterit) çoğunlukla 6 ay-2 yaş arası çocukları etkiler. Sosyoekonomik düzeyi düşük, yaşam koşulları kötü olan toplumlarda enfeksiyon daha erken yaşta başlayabilir. Yetersiz sağlık hizmetleri ve kötü beslenme de şiddeti artırır. Ülkemizde yapılan çalışmalarda da, rotavirüsün çocukluk çağı ishallerinde en sık görülen etken olduğu belirtiliyor. Rotavirüs çocuklarda su ve tuz kaybına neden olduğu için ölümcül olabilir. Aile içi yayılma sıklığı fazla olmakla birlikte, okul, yuva ve kreşlerde de hızla bulaşabilir.

    En çok kış mevsiminde görülüyor

    Tüm dünyada çocukların yüzde 95’i, 3-5 yaşına gelmeden rotavirüs enfeksiyonunu geçirirler. Hastalık en çok kış mevsiminde ve 2 yaş altındaki çocuklarda görülür. Hastalık enfeksiyon alındıktan sonra 12 saat ile 4 gün arasında başlar ve yaklaşık olarak 4-8 gün sürer. Genellikle ani kusma ile başlar. Vakaların çoğunluğuna ateş ve karın ağrısı da eşlik eder. Sık dışkılama veya sulu ishal de görülür. Günde 20 kadar dışkılama olabilir ve bu durumda sıvı ve elektrolit kaybına sebep olur. Erken yaşta enfeksiyon geçiren çocuklarda ishal ağır seyreder. Buna bağlı olarak da hastaneye yatış ve ölüm riski de artabilir. Ağır seyretmeyen enfeksiyonda ise bir sonraki hastalık tekrarı ve atağın ciddiyeti azalır. Rotavirüs erken tedavi edilmezse ölüme sebep olabilir.

  • Bebeklerde Katı Gıdaya Geçiş

    Bebeğinizi biraz emzirdikten sonra, bir mama sandalyesine veya rahat bir yere arkasını yastıklarla destekleyerek oturtun. Elinizdeki kaşıkla az bir miktar ilk kez vereceğiniz besini ağzına götürün. Şimdiye kadar emerek beslendiği için, kaşığı yadırgayabilir. O zaman parmağınızın ucuna sürerek tattırabilirsiniz. İlk tatlar hoşlarına gitse bile yüzlerini buruşturabilirler. Fakat ağızlarını açarak istekli olduklarını da gösterebilirler. Bebeğiniz ne kadar iştahlı olursa olsun, ilk kez tattırdığınız yiyeceği az miktarda deneyin. Her gün biraz daha çoğaltarak devam edin. Bebeğiniz ilk kez verdiğiniz besini reddediyorsa zorlamayın. Birkaç gün sonra tekrar denersiniz. Zorla bir besini kabul ettirmeniz, beslenme problemlerine yol açar. İlla sizin istediğiniz kadar yemesi de gerekmez. Zorlamanız ve çok fazla ısrarcı olmanız, daha ilk günlerde beslenme saatlerini savaşa çevirmenize sebep olur.

    Bebeğinize Vereceğiniz Yiyecekleri Hazırlarken

    1) Bebeğinize vereceğiniz en iyi yiyecekler, kendinizin hazırladığı taze ürünlerdir. Hazır satılan katkı maddeli besinleri bebeğinize vermemelisiniz. 2) Bebeğiniz için hazırladığınız yiyeceklerin taze olmasına dikkat edin. Meyveleri sıktıktan ya da rendeledikten sonra hemen yedirmelisiniz. Pişmiş yiyecekleri de buzdolabında en fazla bir gün bekletin. Birkaç günlük yiyeceği çocuğunuza vermeyin. Yiyeceklerin saklama süresi uzadıkça besin değerleri azaldığı gibi, mikroorganizmalar da çoğalır.

    3) Bir yaşına kadar bebeklere dişleri yeteri kadar çıkmadığından, çiğnemesini gerektiren besinler vermemelisiniz. Yiyecekleri püre şeklinde hazırlayarak verin. Fakat her besini robottan geçirirseniz, biraz daha katı besin gelirse yutmakta güçlük çeker. Bunun için haşladığınız sebzeleri ilk zamanlar robottan geçirerek inceltebilirsiniz. Daha sonra ise çatalla ezerek verin. Meyveleri de püre yapmak için cam rende kullanın. Bazı katı püreleri sulandırmak için anne sütü, kaynamış su veya meyve suyu kullanabilirsiniz.

    4) Bebeğinizin ilk besinleri için şeker ve tuz kullanmayın. Verdiğiniz yiyeceklerin içinde yeteri kadar tuz ve şeker vardır. Fazladan şeker ilave etmek ishale neden olabildiği gibi dişlerin sağlığını da etkiler. Bir bebeğin böbrekleri fazladan tuzla başa çıkamadığı gibi küçük yaşlardan itibaren tuza alışmak ileride hipertansiyon ile ilgili problemlere yol açabilir.

    5) Bebeğinizin yiyeceklerini ılık verirseniz daha çok hoşuna gidecektir. Beğenmediği yiyeceklerin tadlarını değiştirerek tekrar deneyin.