Haberler ve Magazin

  • Bebeklerde Katı Gıdaya Geçiş

    Bebeğinizi biraz emzirdikten sonra, bir mama sandalyesine veya rahat bir yere arkasını yastıklarla destekleyerek oturtun. Elinizdeki kaşıkla az bir miktar ilk kez vereceğiniz besini ağzına götürün. Şimdiye kadar emerek beslendiği için, kaşığı yadırgayabilir. O zaman parmağınızın ucuna sürerek tattırabilirsiniz. İlk tatlar hoşlarına gitse bile yüzlerini buruşturabilirler. Fakat ağızlarını açarak istekli olduklarını da gösterebilirler. Bebeğiniz ne kadar iştahlı olursa olsun, ilk kez tattırdığınız yiyeceği az miktarda deneyin. Her gün biraz daha çoğaltarak devam edin. Bebeğiniz ilk kez verdiğiniz besini reddediyorsa zorlamayın. Birkaç gün sonra tekrar denersiniz. Zorla bir besini kabul ettirmeniz, beslenme problemlerine yol açar. İlla sizin istediğiniz kadar yemesi de gerekmez. Zorlamanız ve çok fazla ısrarcı olmanız, daha ilk günlerde beslenme saatlerini savaşa çevirmenize sebep olur.

    Bebeğinize Vereceğiniz Yiyecekleri Hazırlarken

    1) Bebeğinize vereceğiniz en iyi yiyecekler, kendinizin hazırladığı taze ürünlerdir. Hazır satılan katkı maddeli besinleri bebeğinize vermemelisiniz. 2) Bebeğiniz için hazırladığınız yiyeceklerin taze olmasına dikkat edin. Meyveleri sıktıktan ya da rendeledikten sonra hemen yedirmelisiniz. Pişmiş yiyecekleri de buzdolabında en fazla bir gün bekletin. Birkaç günlük yiyeceği çocuğunuza vermeyin. Yiyeceklerin saklama süresi uzadıkça besin değerleri azaldığı gibi, mikroorganizmalar da çoğalır.

    3) Bir yaşına kadar bebeklere dişleri yeteri kadar çıkmadığından, çiğnemesini gerektiren besinler vermemelisiniz. Yiyecekleri püre şeklinde hazırlayarak verin. Fakat her besini robottan geçirirseniz, biraz daha katı besin gelirse yutmakta güçlük çeker. Bunun için haşladığınız sebzeleri ilk zamanlar robottan geçirerek inceltebilirsiniz. Daha sonra ise çatalla ezerek verin. Meyveleri de püre yapmak için cam rende kullanın. Bazı katı püreleri sulandırmak için anne sütü, kaynamış su veya meyve suyu kullanabilirsiniz.

    4) Bebeğinizin ilk besinleri için şeker ve tuz kullanmayın. Verdiğiniz yiyeceklerin içinde yeteri kadar tuz ve şeker vardır. Fazladan şeker ilave etmek ishale neden olabildiği gibi dişlerin sağlığını da etkiler. Bir bebeğin böbrekleri fazladan tuzla başa çıkamadığı gibi küçük yaşlardan itibaren tuza alışmak ileride hipertansiyon ile ilgili problemlere yol açabilir.

    5) Bebeğinizin yiyeceklerini ılık verirseniz daha çok hoşuna gidecektir. Beğenmediği yiyeceklerin tadlarını değiştirerek tekrar deneyin.

  • Hamileler Hangi Korkuları Yaşıyor?

    Hamilelik süreci, bir kadının yaşayabileceği en özel ve güzel dönemlerden biridir. Anne olmak çok özel ve güzel olsa da, anne adayının tüm hayatını, yaşama şeklini ve kişiliğini etkileyerek değiştirir de. Kadın vücudu, üreme görevini yerine getirebilmek için bazı fonksiyonlarla donatılmıştır. Kadınların biyolojisi, bir bebeği besleyip büyütmek üzerine programlanmıştır. Tüm bunlar hormonlar tarafından sürdürülen, komplike işlemlere dayanan biyolojik, fiziksel ve psikolojik etkileşimler ve süreçler demektir. Kadına yüklenen üreme görevi ona hem ayrıcalık katmış, hem de stresli oldukça zor ve fedakarlık bekleyen bir görev yüklemiştir.
    Hamilelik oldukça kendine has bir durumdur ve anne adayı, içinde bulunduğu şartlara göre bu olayı farklı bir şekilde yaşar. Ancak gene de normal seyreden bütün gebeliklerde aynı yaşanan değişimler de mevcuttur. Bu sebeple anne adayının nelerle karşılaşacağını, yaşayacağı psikolojik ve psikolojik değişimler için önceden bilgi edinmesi kişi için sağlıklı ve yararlı olacaktır. Hamileliğe daha bilinçli ve olumlu şekilde yaklaşmasını sağlayacaktır.

    Hamilelik korkuları doğaldır!
    Hamilelik esnasında korkular hissetmek,, endişeler duymak çok tabii bir durumdur. Neredeyse her kadın, gebelik esnasında bu korkuları duyar. Bu korkuların hamilelik sürecinde yaşanan değişimlerden dolayı olduğunu bilmek, anne adayının bilinçli olmasını sağlayacaktır. Anne adayının bu tür olumsuz duygu durumları için yapabileceği en mantıklı şey, doktorunun tavsiye ve önerilerine kulak asmak olacaktır.

    Gebelikte biyolojik, psikolojik hatta sıfatsal olarak bazı değişimler meydana gelir. Hormon yapısı, bebeğin gelişeceği ve büyüyeceği duruma göre uygun bir hal alır. Anne adayın rahmi buna göre yapısını ve kanlanmasını düzenleyip organize ederi. Bu biyolojik değişimler, anne adayının karakteristik özelliklerine, mizacına ve duygusal durumuna göre psikolojisini de değiştirir, etkiler. Depresyon, panik bozukluk, şizofreni gibi psikolojik sorunlara yatkınlığı olan anne adaylarında ciddi davranış bozuklukları ve halüsinasyonlar görülebilir.

  • Doğum Korkusu Yüzünden Sezaryen!

    PAÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serçekuş: ”Anne adaylarının doğum hakkındaki yanlış ve yetersiz bilgiler alması, hem korkuya hem de sezaryen doğuma neden oluyor”

    Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Denizli Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Pınar Serçekuş, anne adaylarının doğum hakkındaki yanlış ve yetersiz bilgiler almasının hem korkuya hem de sezaryen doğuma yönelmelerine neden olduğunu söyledi.

    Serçekuş, dünyada en fazla sezaryen doğumun gerçekleştiği üçüncü ülke olan Türkiye’de, kadınların sezaryenle doğum yapma tercihlerinin nedenleri ile normal doğum sayısını artırmak için yapılması gerekenler hakkında düşüncelerini anlattı.

    Türkiye’de her yüz doğumdan yüzde 46’sının sezaryenle gerçekleştiğini ve bunun Dünya Sağlık Örgütü’nün sezaryen doğum için normal değer olarak belirlediği yüzde 15’in çok üzerinde olduğunu belirten Serçekuş, sezaryen doğum oranının özel hastanelerde ise yüzde 66’ya çıktığına işaret etti.

    Serçekuş, anne adayları tarafından sezaryen doğumun tercih edilmesindeki en temel nedenin ”doğum korkusu” olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu: ”Anne adaylarının doğum hakkındaki yanlış ve yetersiz bilgiler alması, hem korkuya hem de sezaryen doğuma neden oluyor. Halbuki normal doğumun, hem anne hem de bebek sağlığı açısından çok daha faydalı olduğu görülmektedir.”

    ”Korkular doğum öncesi kursla yenilebilir”
    Doğum korkusunun yenilmesinin anne adaylarının sezaryen tercihini ortadan kaldıracağını savunan Serçekuş, bu noktada 2000’li yıllardan itibaren özellikle büyükşehirlerde açılmaya başlanan doğum öncesi kurslarının önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.

  • Her 10 Kadından Biri Doğum Sonrası Depresyona Giriyor

    KadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Aysun Genç Dişcigil doğum sonrasında depresyon ile ilgili bilgi veriyor.

    Annelik duygusu, kadın psikolojisindeki temel duygulardan biridir. Yeni anne olan kadın, çeşitli nedenlerle farklı duygular yaşamaktadır. Bebek sahibi olmak mutluluk veren bir olaydır, ancak anne olmanın getirdiği değişikliklere uyum sağlamak zaman alabilir. KadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Aysun Genç Dişcigil doğum sonrasında depresyon ile ilgili bilgi veriyor.

    Kadınlar doğum sonrası ilk yıl içinde psikiyatrik hastalıklar açısından risk altındadır. En sık görülen doğum sonrası psikiyatrik hastalık depresyondur. Doğum yapan her 10 kadından birinde Doğum sonrası depresyonunun ortaya çıktığı tespit edilmiştir.

    DSD Belirtileri şunlardır;

    Şiddetli hüzün ya da boşluk duygusu, duygusal küntlük ya da duyarsızlık
    Aile, arkadaş ya da keyif veren etkinliklerden uzak durma
    Sürekli yorgunluk, uykuya dalma bozukluğu
    Aşırı yeme ya da iştah kaybı
    Başarısızlık ye da yetersizlik duygusu
    Bebekle ilgili kaygı duyma
    Bebeğe ilgi duymama konusunda yoğun kaygı
    İntihar düşünceleri
    Bebeğe zarar verme korkusu

    Bazı durumlar DSD için risk yaratmaktadır;

    Daha önce depresyon yaşamış olmak
    Gebelik ve doğum sürecinin travmatik geçmesi
    Eşle ilgili sorunların varlığı
    Kısıtlı sosyal destek

    DSD demek için depresyon belirtilerinin doğum sonrası ilk 4 haftada ortaya çıkması gerekmekle birlikte, bazı kadınlarda belirtiler haftalar ya da aylar sonra, daha sinsi bir şekilde başlar.