Sağlık

  • Çocuğuma Paten Alırken Nelere Dikkat Etmeliyim?

    Çocuğunuz için yazın eğleneceği scooter, kaykay ya da paten çok güzel bir hediye olabilir. Peki paten, kaykay veya scooter alırken nelere dikkat etmelisiniz?

    • Scooter, paten ve kaykay alırken en önemli kriteriniz güvenlik olmalı. Bu nedenle mutlaka standartlara uygun üretilmiş CE sertifikalı markaları tercih etmelisiniz.
    • En güvenilir kaliteli markalar seçilmeli. Bu markaların ürünleri çocuklara özel üretildiği için düşme riski en aza indirgenecektir.
    • Bütün civataları rutin olarak kontrol edilmeli.
    • Paten çocuğun ayağına tam oturmalı. Büyük numaralı pateni kontrol etmekte çocuk zorlanacaktır.
    • Ayrıca çocuklarda ayak sağılığına zararlı olabilir.
    • Patenin tekerlek çapına dikkat edilmeli. Seviyeye göre tekerlek çapı seçimi yapılır. Başlangıç seviyesi için 70-76 mm çap yeterlidir.
    • Paten frenleri kontrol edilmeli.
    • Bisiklet, paten, kaykay veya scooter gibi oyuncaklarla oynayan çocuklarda diğer güvenlik ürünleri de kullanılmalıdır. Kask ve dizlik gibi ekipmanlar olası kazalarda çocuğunuzun zarar görmesini önleyeceği için mutlaka satın alınmalıdır.
    • Scooter alırken çocuğun boyuna göre ayarlanabilir olmalıdır.
    • Alacağınız scooter sağlam iskelete sahip olmalıdır.
    • Kaykay çocuğunuzun yaşına uygun olmalıdır, standartlara göre üretilmiş olmalıdır ve CE sertifikası bulunmalıdır.
    • Kaykay tekerleklerin kaliteli ve sağlam olması gerekir.

    En iyi paten, kaykay ve scooter markaları ve en ucuz bisikletler bumudur.com‘da.

  • Çocuklara Uygulanan Şiddet Ve İstismarı Önlemenin Yolları

    Çocuklarda cinsel istismarı önlemek için çocuklara cinsel organları yaralandığı ya da hastalandığında, bunlara yalnız doktorların veya anne babalarının dokunabileceği öğretilmelidir. Rahatsız olacakları herhangi bir biçimde, kendilerine dokundurtmama hakkına sahip oldukları öğretilmelidir.

    Cinsel yönden istismara kalkışan biriyle karşılaştıklarında oradan hemen uzaklaşmaları öğretilmelidir. Cinsel istismara uğramaları halinde, hiç bir zaman bunun kendi suçları olmadığı öğretilmelidir. Cinsel organlarına dokunan bir büyükle ilgili “sır” saklamamaları öğretilmelidir.

    Öte yandan, aile içi şiddeti ve çocuk istismarını önlemek için yasal düzenlemeler yapmak ve toplumsal tedbirleri hayata geçirmek de gereklidir. Sosyal hizmetler, sağlık kurumları, savcılıklar, eğitim kurumları vb. tüm aktörlerin bilinçlenmesi ve üzerine düşeni yapması gereklidir. Yapılabilecek çalışmalardan biri, örneğin mecliste bir araştırma komisyonu kurularak çocuk fuhuşu, çocuk pornosu ve cinsel istismar konularında durum tespiti yapmak olabilir. (Polat, 2001)

    Okullara cinsellik eğitimi dersi koymak ya da bu konudaki dersleri kuvvetlendirmek ve bunu yaparken çocuk haklarını olduğu kadar ebeveynlerin, vasilerin ya da yasal olarak çocuğa bakmakla yükümlü diğer kişilerin haklarını da göz önünde tutarak, insan hakları ve bireyin onuruna saygıyı ve kadın-erkek eşitliğini özellikle vurgulamak önemlidir.

    Aile içi şiddet ve istismar kurbanlarının topluma yeniden entegre olabilmeleri amacıyla psikolojik, tıbbi, sosyal ve idari desteğin yanı sıra, haklarıyla ilgili bilgilerden yararlanabilecekleri kabul merkezleri ya da başka kuruluşlar kurmak ya da geliştirmek gereklidir.

  • Türkiye’de Aile İçi Şiddet Ve Çocuk İstismarı

    Aile içi şiddet ve çocuk istismarı maalesef pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’ de de oldukça yaygın ve önemli bir sorundur. Yaşanan şiddet ve istismarın çok büyük bir bölümü gizli kalmaktadır.

    Türkiye’ de 2005 yılı verilerine göre son 5 yılda, haklarında koruma kararı alınan ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda barınan toplam 14.398 çocuğun 2.678’i (% 18,6’sı) anne babası tarafından ihmal ve/veya istismar edilmiş çocuklardır.

    Öte yandan, toplumun önemli bir kısmı pek çok davranışı, şiddet ve istismar içermesine rağmen olağan ve hatta gerekli olarak görmektedir. Örneğin, eşler arası dayak, anne babanın çok küçük yaştan itibaren bebeğine karşı fiziksel güç kullanımı, sözel ve duygusal aşağılama vb. oldukça yaygındır.

    Şiddet ve istismar ortamında büyüyen çocuklarda en sık görülen duygusal ve davranışsal problemler arasında davranım sorunları, kaygı bozuklukları ve özgüven eksikliği sayılabilir. Süreğen yoğun şiddet ortamı çocuğun aşırı dürtüsel davranış tepkileri geliştirmesine, çözüm üretme yöntemi olarak -model olarak gördüğü- şiddeti kullanarak kendini savunmaya çalışmasına ya da öğrenilmiş çaresizlik duygusuyla içine kapanmasına ve sosyal ortamlardan uzaklaşmasına yol açabilir.

    Çocuk ve gençlerde cinsel kötüye kullanım ülkemizde de sanıldığının aksine çok yüksek oranlardadır. Cinsel kötüye kullanımda çocuk için birçok risk etmeni söz konusudur. Ancak bunlar arasında en önemli rolü oynayan, ailesel etmenlerdir. Çalışmalarda, cinsel kötüye kullanıma güvenli ailesel bağı olmayan bireylerde daha sık rastlandığı görülmüştür. Zayıf anne baba-çocuk ilişkisi, anne ve baba arasındaki zayıf ilişkiler, koruyucu anne ve babanın bulunmayışı cinsel taciz riskini artırmaktadır. Aynı şekilde çocukta bir psikiyatrik bozukluğun bulunması (zeka geriliği gibi) çocuğun cinsel kötüye kullanım riskini artırmaktadır.

  • Ev Kazaları Çocuklar Için Ölümcül

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Profesörü Dr. Metin Karaböcüğlu , ev kazalarının çocuk ölümlerinde ve sakatlıklarındaki etkisi ile kazaları önlemek için ailelere düşen görevler hakkında bilgi verdi.

    Kazalar, çocukluk çağındaki ölüm nedenleri arasında beşinci sıradadır. Düşmeler en sık rastlanan yaralanma sebebi, trafik kazaları ise en ölümcül olanıdır. ABD’de her dört çocuktan biri yılda bir kez ev kazasına uğrayarak tedavi görmektedir. Yine her yıl 14 yaşın altındaki yaklaşık 12.000 çocuk kazalardan dolayı hayatını kaybetmekte, 50.000 çocuk ise sakat kalmaktadır. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre, kaza sonucu ölümler ilk beş ölüm nedeninden biridir.

    Çocuklar için ölümcül olabilecek kazalar; düşme, boğulma, tıkanma, suda haşlanma, ateşle yanma, zehirlenme, temizlik maddelerini içme, yeme, ilaç zehirlenmeleri ve trafik kazalarıdır.

    Çocuklar en çok merak nedeniyle kaza yapıyor

    Çocuklar, çevrelerindeki nesnelere aşırı ilgi gösterdikleri ve merak ettikleri için kazalara maruz kalıyor. Çocukların, çevrelerini öğrenmek, büyüklerini taklit etmek, dünyayı tadarak tanımaya çalışmak, tehlikeyi değerlendirememek, anlama kabiliyetlerinin kısıtlı olması gibi özelliklerinin yanı sıra;

    • El ve vücut becerileri yetişkinlerden azdır.
    • Görme alanları yetişkinlerden daha dardır.
    • Vücut oranları yetişkinlerden farklıdır. Örneğin kafaları daha büyüktür, dar alanlara kolayca sıkışabilirler.
    • Vücutlarının ağırlık merkezi başa daha yakın olduğu için tepetaklak düşebilirler.
    • Ev aletlerinin kabloları, prizler, musluklar ilgi alanlarıdır.
    • Delik ve küçük aralıklara çivi, firkete, tel, kibrit çöpü gibi nesneler sokmaya bayılırlar.
    • Sıcak cisimlere yapışıp yanabilirler.
    • 1-3 yaş arası çocuklar (yüzme bilmemelerine rağmen) sıcak banyo küvetlerine, yüzme havuzlarına, büyük su birikintilerine atlamayı severler, bu nedenle boğulma riskleri daha fazladır.
  • Çocuk Hakları Nelerdir?

    UNICEF Kaynaklarından Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin Kısaltılarak Alınan ve Çocukların Diliyle İfade Edilen Özeti

    Dünyada barış ve güvenliği sağlamak için 24 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler Örgütü, 10 Aralık 1948 tarihinde “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”ni kabul etmiştir. Bu nedenle 10 Aralık tarihiyle başlayan hafta dünyada “İnsan Hakları Haftası” olarak kabul edilir.

    Konumuz çocuklar olduğu için bizde sizlere çocukların sahip olduğu hakları hatırlatmak istedik. Biliyorsunuz ki bugün dünyada çocuklar insan haklarına sığmayan birçok olaya maruz kalıyorlar, onlara daha iyi ve daha güvenli bir yaşam sunabilmemiz için onların sahip olduğu bu hakları bilmeli ve sonuna kadar saygı göstermeliyiz.

    Madde 1 : Ben çocuğum. On sekiz yaşına kadar bir çocuk olarak vazgeçilmez haklara sahibim.

    Madde 2 : Bu sözleşmedeki haklar bütün çocuklar içindir; beyaz çocuk, kara çocuk, kız çocuk, erkek çocuk fark etmez. Doğduğumuz yer, konuştuğumuz dil de fark etmez. Büyüklerimizin inançlarının, görüşlerinin farklı olması yüzünden çocuklara ayrım yapılmaz. Bu haklara sahip olmak için çocuk olmak yeterlidir.

    Madde 3 : Büyükler, çocuklarla ilgili bütün yasalarda, bütün girişimlerde önce çocukların yararlarını düşünürler. Büyüklerimiz bu ödevlerini yapamıyorsa devlet çocuklara bakar ve korur.

    Madde 4 : Haklarımızın uygulanması için gereken her türlü çaba gösterilir. Haklarımdan yararlanmam bütün devletlerin güvencesi altındadır.

    Madde 5 : Bizi büyüten, yol gösteren büyüklere bizi daha iyi yetiştirsinler diye yardım edilir.

    Madde 6 : Çocukların yaşamını korumak herkesin ilk görevidir.Yaşamak her çocuğun en temel hakkıdır.

    Madde 7 : Her çocuğa doğduğunda bir isim konur. Devlet bu ismi kaydeder. Çocuğa kimlik verir. Artık çocuk o devletin vatandaşı olur.

    Madde 8 : Konan ismim, kazandığım vatandaşlık hakkım ve aile bağlarım korunur. Bunları değiştirmek için baskı uygulanmaz. Bunlar benden alınırsa bütün devletler ona karşı çıkar.

    Madde 9 : Çocuğu ailesinden kimse koparıp alamaz. Ama bazen de anne baba çocuğa bakamaz durumda olabilir. Çocuk bu durumdan zarar görebilir. Çocuk zarar görmesin diye çocuğa başka bir bakım sağlanır.Bu bakım sırasında çocuk anne babasıyla düzenli görüşebilir.

    Madde 10 : Ayrı ülkelerde yaşayan anne baba ve çocukların birlikte yaşamaları için her türlü kolaylık gösterilir.

    Madde 11 : Çocuklar anne babalarının birlikte izni ve haberi olmadan başka ülkelere götürülmezler, oralarda bırakılmazlar. Bunu yapanlara karşı mücadele edilir.

    Madde 12 : Beni ilgilendiren konularda benim de görüşlerim alınır. Büyükler beni dinlerler. Düşüncemi öğrenmeye özen gösterirler. Çok küçüksem bir büyük de benim adıma konuşabilir.

    Madde 13 : İsteklerimi ve düşüncelerimi seçtiğim bir yolla açıklayabilirim, resmini çizebilirim ya da yazabilirim. Ama bazı konularda başka kişiler ve toplum zarar görecekse o konudaki kurallara da uymam gerekir.

    Madde 14 : Biz çocukların düşüncelerini geliştirmeleri ve istedikleri dini seçmeleri hakkına saygı gösterilir. Bu konuda bizi yetiştirmekle yükümlü olan büyüklerimizin de bize yol gösterme hakları ve görevleri vardır. Onlara da saygı gösterilir.

    Madde 15 : Arkadaşlarımla barış içinde toplanabilirim. Dernekler kurabilirim. Kurulu derneklere üye olabilirim.

    Madde 16 : Çocuklar onurlu ve saygın birer insandır. Hiç kimse onların onurlarını kıramaz, onları küçük düşüremez, yaşadığı konut ve kurumdaki özel yaşantısına karışamaz. Bu haklarımız yasalarla korunur.

    Madde 17 : Kitle iletişim araçları önemlidir, her türlü iletişim aracını kullanarak kendim için bilgi alabilirim.

    Madde 18 : Yetiştirilmemizden en başta anne babamız ya da onların görevini üstlenmiş büyüklerimiz sorumludur. Onların bu görevlerini en iyi biçimde yapabilmeleri için her türlü kolaylık sağlanır, gerekiyorsa yardım edilir.

    Madde 19 : Yetişmemizden sorumlu olanlar bu haklarını çocuklara zarar verecek şekilde kullanmazlar. Çocukların bu tür zararlara uğramaması için her türlü önlemi almak devletin görevidir.

    Madde 20 : Çocuklar ailelerinden yoksun kalabilirler. Bazı aile ortamları ise çocuklar için yararlı olmayabilir. İşte o zaman çocukların devletten özel koruma ve yardım alma hakları vardır. Devlet bu görevini çocuk için uygun aile bularak ya da onlara bakacak kuruluşlara yerleştirerek yapar.

    Madde 21 : Anne babasıyla olamayacak çocukların aile yoksunluğu çekmemesi için onlara iyi aileler bulunur. Bunun için çok dikkatli bir araştırma yapılır.

    Madde 22 : Çocuklar başka ülkeye gitmek zorunda kalırlarsa o ülke de çocukları korur. Birbirinden ayrı kalan anne ve baba birleştirilmeye çalışılır.

    Madde 23 : Özürlü çocuklar özel olarak korunurlar. Kendilerine yeten saygın birer insan olmaları sağlanır. Devlet onların bakımları, eğitimleri ve iş sahibi olmaları için gerekli kurumları oluşturur. Ailelerine her türlü yardımı yapar.

    Madde 24 : Sağlığım ve hastalıklardan korunmam, devletin ve toplumun güvencesi altındadır. Bunun için beslenmeme, aşılarımın yapılmasına, çevrenin temizliğine dikkat edilir. Hastalanırsam tedavi edilirim.

    Madde 25 : Kreşler, çocuk yuvaları, yurtlar, okullar, çocuk hastaneleri çocukların haklarına uygun olarak, çocuklara daha iyi bakmak için yeniden düzenlenirler.

    Madde 26 : Bütün çocukların sağlıkları, eğitim hakları, beslenme ve bakımları güvence altına alınır.

    Madde 27 : Bana bakmakla yükümlü olanlara bana daha iyi bir yaşam sağlamaları için gerekirse giyim, barınma ve beslenme konularında yardım edilir, destek olunur.

    Madde 28 : Eğitimimi eksiksiz yapabilmem için desteklenir ve korunurum. İlköğretim herkes için parasızdır, kız olsun erkek olsun her çocuk için zorunludur.

    Madde 29 : Devlet, benim tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, sorumluluk üstlenecek şekilde yaşamamı sağlar.

    Madde 30 : Azınlık grubun çocuklarına da herhangi bir ayrım yapılmaz, devlet azınlık gruplardan gelen çocukların haklarını da korur.

    Madde 31 : Boş zamanlarımı değerlendirmem, oynamam, eğlenmem için çocuk bahçeleri, çocuk kulüpleri, kitaplıklar, spor okulları açılır. Her çocuk böyle faaliyetlere özendirilir. Bunlardan yararlanmak hepimizin hakkıdır.

    Madde 32 : Ben çocuğum. Büyükler gibi bir işte çalışamam. Ben okula gider ve oynarım. Eğer çalışmak zorunda kalırsam yapacağım iş eğitimime engel olmamalı, sağlığımı bozmamalı, bende zararlı alışkanlıklar yaratmamalıdır.

    Madde 33 : Çocuklar zararlı maddelere karşı korunurlar. Bunları üretenler ve çocuklara verenlere cezalandırılırlar.

    Madde 34 : Bedenim bana aittir. Beni bedensel ve ruhsal yönden örseleyecek hiçbir yaklaşıma izin verilmez.

    Madde 35 : Çocukları kaçırıp kötü kişilere satan, onları uygunsuz şekilde çalıştırmak isteyenlerle tüm devletler mücadele ederler. Çocukları korurlar.

    Madde 36 : Büyükler kendi çıkarları için çocukları kullanamazlar.

    Madde 37 : Hiçbir çocuk insanlık dışı yöntemlerle ya da aşağılanarak cezalandırılamaz. Çocuklar suç işlemişse uygulanacak cezalar yaşına uygun gelişmelerini engellemeyecek şekilde ve eğitsel olmalıdır.

    Madde 38 : İnsanların birbirlerini öldürmesi kötüdür. Savaş insanların birbirlerini öldürmesidir. Çocuklar savaştan korunmalıdır. On beş yaşından küçük hiçbir çocuk askere alınmaz.

    Madde 39 : Eğer çocuklar çeşitli nedenlerle zarar görmüşlerse bedensel ve ruhsal sağlıklarına yeniden kavuşmaları için tüm önlemler alınır. Yeniden topluma kazandırılırlar.

    Madde 40 : Çocuklar suçun ne olduğunu bilmezler. Bilerek ve isteyerek kimseye zarar vermezler. Suç işleyen çocukların yeniden topluma kazandırılması için özel yasalar çıkarılır, özel kuruluşlar oluşturulur.

    Madde 41 : Eğer bir ülkenin yasaları bu çocuk hakları sözleşmesine uygunsa değiştirilmez. Değilse değiştirilir.

    Madde 42 : Çocukların haklarına ilişkin tüm bu ilkeleri hem çocuklar hem de büyükler öğrenmeli ve öğretmelidir.

  • Çocuklarda Ev Kazalarında Ilk Yardım Semineri

    İlkyardım Eğitmeni & Hemşire Nadiye Çakır ile Çocuk Güvenliği Uzmanı Pekcan Birinci ve Psikolog Gülşah Ergin 0-3 yaş grubu çocuklarda ev kazalarında ilk yardım hakkında seminer veriyor.

    “0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Ev Kazalarında İlk Yardım ile Evde Çocuk Güvenliği ve Psikolojik Çocuk Güvenliği ”İlkyardım Eğitmeni & Hemşire Nadiye Çakır ile Çocuk Güvenliği Uzmanı Pekcan Birinci ve Psikolog Gülşah Ergin’ in vereceği seminerler ayda bir kez veriliyor ve 15 kişi ile sınırlı.

    Seminerler ücretsiz olup katılım için rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

    PROGRAM İÇERİĞİ

    Tarih: 18 Şubat 2016 Perşembe

    Yer: Özel Keşfeden Çocuklar Anaokulu

    Site Mahallesi Atay Caddesi No:88/2 Soyak Yenişehir / Ümraniye

    Tel: 0216 533 69 69

    İlgili yetkili: Berfu Hanım

    Tarih: 18.02.2016

    Saat: 13:00 – 16:00

    KONUŞMACILAR

    Nadiye Çakır- İlkyardım Eğitmeni & Hemşire
    Pekcan Birinci – Çocuk Güvenliği Uzmanı / Parkzon Çocuk Güvenlik Sistemleri
    Gülşah Ergin- Klinik Psikolog / Davranış Bilimleri Enstitüsü

    SEMİNER AKIŞI

    Toplam 3 saat Gülşah Ergin -Psikolojik Çocuk Güvenliği-

    45 Dakika Duygusal İstismar ile ihmal, fiziksel istismar, cinsel istismar, akran zorbalığı ve aile içi şiddet.

    Kahve Arası / Soru Cevap- 10 dakika
    Pekcan Birinci – Evde Çocuk Güvenliği ve Ev Kazalarına Karşı Alınacak Önlemler – 45 dakika
    Kahve Arası / Soru Cevap- 10 dakika
    Nadiye Çakır- Ev Kazalarında İlkyardım – 70 Dakika

    • Genel İlk yardım Bilgisi
    • Düşmeler ve yaralanmalarda ilk yardım
    • Yanıklarda ilk yardım
    • Zehirlenmelerde ilk yardım
    • Boğulma ve tıkanmalarda ilk yardım

    Not 1 : Bu davet 0-3 Yaş grubu çocukların ebeveynlerine yöneliktir.
    Not 2 : Organizasyonun realizasyonu için en az 10 kişilik rezervasyon gerekmektedir.

  • Bebeklerde Yere Düşme

    Bütün çocuklar şu veya bu şekilde yaramazdırlar. Kafalarını bir yere çarpar, düşer, düşürür, sıkıştırır vb. Kısaca kafalarına darbe alırlar.. Bu tür kazalar bizi üzüp canımızı sıksa da çoğunlukla hafiftir, ciddi sorunlara yol açmazlar. Ancak kafanın arkasından çarpma ve aşağıda saydığımız belirtiler görülürse tehlikeli olabilir. Çocuğunuzu hiç vakit kaybetmeden acil servise götürmeniz gerekmektedir. Bu arada doktorunuza haber verin. Bazı testler, radyolojik tetkikler yapılacaktır.

    Bilinç kaybı , nefes alma – vermede zorlanma, havale geçirme, 1 saatten fazla süren solgunluk, burun-kulak veya ağzından kan ve suya benzer sıvı gelme, durdurulamayan ağlama, huzursuzluk , kasılma – titreme nöbeti, aşırı uyku isteği, uyanmada zorluk, 1 saat içinde 2 defadan çok kusma, konuşma bozulması, gözlerini sabitleyememe , kol-bacak uzuvlarını normal hareket ettirememe, yürüyememe, artan baş ağrısı.

    • Onu sakinleştirmeye çalışın.
    • Darbe alan yere soğuk bir kompres ya da buz uygulayın.
    • Kafasına darbe alan veya çarpan çocuk kesinlikle 24 saat gözleminiz altında olsun. Normal olmayan bir şey dikkatinizi çekerse doktorunuza özellikle anlatın .
    • Travma geçiren çocuk uyuyabilir.
    • Kesinlikle siz uyumayın. Sürekli gözünüz üzerinde 24 saat bekleyin.

    NOT:
    Aşağıda sayılan çocuk grubunda travma daha risklidir..

    • 2 yaşından küçük olanlar
    • Boyundan yaralanmalar
    • Epileptik çocuklar. Yani havale nöbetleri geçiren çocuklar.
    • Cildinde kolayca morluklar oluşanlar.
    • Hareket kusuru olan çocuklar. (felç gibi)
    • Gelişme geriliği olan çocuklar.
    • Kanamaya yatkınlığı olan çocuklar.
  • Telefon Ve Kablosuz Modemler Çocukları Olumsuz Etkiliyor

    Çocuklar ve gelişim çağındaki ergenlerde cep telefonu kullanımı artık yetişkinlerden farksız ve cep telefonu sadece “alo” deyip sms gönderdiğimiz bir cihaz değil. İnternete girdiğimiz, e-mail aldığımız hatta neredeyse bilgisayarımızın yerine geçen “akıllı telefonlar” var.

    Çocuklar ve gelişim çağındaki ergenlerin cep telefonu kullanımında, beyin kanseri riski yetişkinlere göre beş kat daha fazla. İsveç’teki Orbero Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kjell Mild verdiği bilgilere göre çocuklar ve ergenler cep telefonunu sadece çok gerekli olduğu zamanlarda kullanmalı ya da hiç kullanmamalı. Peki neden?

    Çocuklar ve gelişim çağındaki ergenlerin beyin sinir sistemi tam gelişmediği, yani büyüme ve gelişme sürecinde olduğu için cep telefonunun yaydığı radyasyondan yetişkinlere göre 5 kat daha fazla etkileniyorlar. İsveçli bilim adamları günümüzde cep telefonlarının yaydığı radyasyon emisyon oranlarının endişe verici olduğunu ve gözden geçirilmesi gerektiğini belirtiyorlar.

    Cep telefonuna kardeş radyasyon tehlikesi kablosuz modemler ve 3G şebekeleri
    Çocuklardaki cep telefonu hassasiyetinin aynısı günümüzde, evimizde ve iş yerimizde internete bağlanırken kullandığımız kablosuz (wi-fi) modemler için de geçerli. Kablosuz modemlerin çevreye yaydığı bağlantı sinyali cep telefonlarıyla aynı frekansta ve aynı şekilde etki ediyor.

    Avrupa komisyonu, Mayıs 2011’de yayınladığı tavsiye raporunda üye ülkelerin ilk ve orta dereceli okullarında, gelişim çağındaki çocuklar için radyasyon tehlikesinden ötürü kablosuz internet ağlarının yasaklanması gerektiğini ifade etti. 2007 yılında İngiltere’de, birçok ilk ve orta dereceli okul, kablosuz internet ağını RADYASYON TEHLİKESİ SEBEBİYLE kaldırdı.

    Peki bu radyasyon çocuğa nasıl zarar veriyor?
    Sürekli cep telefonu ve kablosuz internet kullanan çocuk kanser olur mu? Hayır, ama yukarıda bahsettiğim gibi, gelişim çağında sürekli radyasyona maruz kaldığı için ileride kansere yakalanma riski çok yüksek.

    Ne yapabilirsiniz?

    Cep telefonu için:

    • Çocuğunuzun cep telefonuyla konuşmasından ziyade sms atmasını teşvik edin.
    • Gereksiz yere cep telefonu kullandırmayın.
    • Cep telefonuyla illâ konuşması gerekyorsa kulaklıkla veya hoparlörle konuşsun.
    • 3G şebekesini kullanan cep telefonları normal GSM şebekelerine göre yüzde 50 daha fazla radyasyon yayar; hızlı internet hizmeti verdiği için frekans yüksektir. Bu da radyasyonu artırır.

    Kablosuz internet (WIFI) için:

    • Çok gerekmiyorsa evde kablosuz ağ kurmayın. Kablolu nodemlerle bilgisayarınızdan bağlanın.
    • Eğer gerekliyse kablosuz modeminizi çocuklarınızın yaklaşamayacağı uzak yerlere en az 2 metre öteye kurun ve yerleştirin.
    • Kablosuz modemin kullanıcı arayüzüne girerek sinyal şiddetini düşürün. Bunun için kablosuz modeminizi aldığınız firmadan teknik destek alabilirsiniz. Bağlantı sinyali ne kadar yüksekse o kadar fazla radyasyon söz konusudur.
  • Çocuğunuzun Ilk Bisikleti

    Hepimizde bir anısı olan araçtır bisiklet. Bisiklet denince kimisi karne hediyesini, kimisi sünnet hediyesini, kimisi dizindeki yarayı kimisi de korkup binemediği o iki tekerlekliyi hatırlar… Gelişen teknolojiye ve hızınnı arttıran yaşama rağmen hepimizin unutamadığı bir araç olmaya devam eden bisiklet, bugün hem ekonomik hem de çevreye duyarlı olması nedeniyle birçok insan tarafından kullanılıyor, sağlıklı yaşamayı tercih edenlerin ise vazgeçilmezi olmayı sürdürüyor.

    Tabii çocuklar da bu güzel araca kayıtsız kalamıyor ve 3-4 yaşlarından itibaren bisiklete binmeye başlıyorlar. Çocuk gelişiminde önemli bir rol üstlenen bu aracı siz de çocuğunuza tanıtmak ve öğretmek için yazın bu günlerini değerlendirebilir, bu süreçte çocuğunuzla keyifli anlar paylaşabilirsiniz.

    Başlangıçta Neler Yapılmalı?

    ÇOCUĞUNUZA BİR BİSİKLET ALIN! :) Daha sonra…

    Kullanmaya yeni başlayan çocuklar için, bisiklette önce yan destek ayakları olmalıdır. Çocuk bir süre bu desteklerle bindikten sonra, destek ayakları 1-2 cm yükseltilerek denge boşluğu bırakılmalıdır. Denge bulmaya başladığında bu ayaklar sökülmelidir. Eğer çocuğunuz doğrudan kullanmayı öğrenmek isterse; pedallar sökülür, selenin yüksekliği çocuğunuzun ayak tabanı yere basacak kadar alçaltılır. Çocuk ayakları ile kendini iterek bisikleti hareket ettirir. Zaman zaman ayaklarını kaldırarak denge kurmaya başlar, iyice denge kurduktan sonra pedallar yeniden takılır ve eğitim tamamlanır. Bisikletin frenleri, veliler tarafından arada sırada kontrolden geçirilmelidir. Frenleri iyi tutmayan bisiklet, tehlike anında duramayacak ve üzücü kazalara neden olacaktır. Daha sonraki aşamada, çocukların amaca yönelik eğitim alması sağlanmalıdır.

    Bisiklet Sporuna Başlayan Çocuklar için Bazı Kurallar…

    1. Asla ana yollarda sürmelerine izin vermeyin.

    2. Kalabalık ortamlarda ve işlek sokaklarda bisiklet kullanmasını engelleyin.

    3. Bisiklete binip sürmeye başlamadan önce yolu kontrol etmesi gerektiğini çocuğunuza söyleyin.

    4. Bisiklete sürdüğü alanda tüm trafik kurallarına uyması gerektiğini ona hatırlatın.

    5. Bisiklet sürerken her zaman kendi kararlarına öncelik vermesi gerektiğini vurgulayın. (Arkadaşlarının istek ve kararlarına göre fikirlerini değiştirmemeli, kendisine doğru gelen şeyleri yapmalı.)

    6. Çocuğunuz, bisikletini kullanırken ellerini bisikletten çekmemeli, en az tek elle bisikletin kontrolünü sağlamaya devam etmeli.

    7. Gece, yalnız başına bisiklet sürmesine izin vermemelisiniz. (Üzerinde açık renkli giysiler olsa bile!)

    8. En önemli kural ise, çocuğunuz her zaman bisiklete kaskı ile binmelidir. Unutmayın ki kask, bisiklet üzerinde kullanılması gereken en önemli güvenlik aracıdır. Çocuk bir yaşında bile olsa kask takılmalıdır. Bisiklet kazalarında en tehlikeli olay, beyin travmasıdır.

  • Çocuklarda Burun Kanaması

    -Anne burnum kanıyor! Bu sözü duyan annenin telaşlanmaması mümkün değil. “Ne oldu? Bir yere mi çarptın? Yüzüne top mu geldi?” gibi sorularla beraber kanamayı durdurmaya yönelik ilk müdahale yapılır. Çoğunlukla birkaç dakikada duran, basit bir nedene bağlı, önemsiz bir kanama olan burun kanaması ile ilgili bilgileri sizler için derledik.
    Burun kanaması nedir? Çocukluk çağında (özellikle 2-10 yaş arası) yaygın olarak görülen burun kanaması, burnun bir ya da iki deliğinden kan gelmesi olarak tanımlanıyor. Çocuğun burnundan sızan veya damlayan kan ürkütücü olsa da, çoğunlukla ciddi bir durumun göstergesi değildir. Bunun nedeni; çocuğun burun boşluğunu döşeyen tabakada kolayca zedelenebilen zengin bir ince damar ağının bulunmasıdır. Bu dokuda kuruma veya tahriş oluştuğunda kısa süreli kanama oluşur.
    Ancak, bir darbe yada kaza sonrası başlayan kanama özellikle yoğun olarak ve başka semptomlarla (baş dönmesi, bulantı, bilinç kaybı, gözlerin kararması gibi) birlikte görülüyorsa acilen doktora başvurulması gerekir.
    Neden olur? Kapalı ortamlarda kuru ve sıcak havanın burnu kurutması sonucu içeride kabuk tutmuş şeyler hissede çocuğun burnunu sık sık karıştırması yada devamlı burun karıştırma eğilimi olan çocuklarda burun kanaması görülüyor. Ayrıca çok sümkürmek, burnu çarpmak, soğuk algınlığı, alerji grubuna giren yabancı cismin oluşturduğu tahriş yada zararlı madde kullanımı burun kanamalarına neden olabilir. Nadir nedenler olarak ise, burunda bulunan tümör yada lösemi söylenebilir. Bu yüzden çocuğunuz belli bir sebebe, çarpmaya bağlı olmadan tekrarlayan burun kanamaları yaşıyorsa KBB uzmanına götürüp, muayene yaptırmanız gerekir.
    Ne yapmalı? Çocuğunuzun bir hafta içinde 2 kere burnu kanadı; doktora götürdünüz. O da önemli bir kanama olmadığını, çocuklu çağında sık rastlanan bir durum olduğunu söyledi. Ancak basit önerileri anlatıp bir burun damlası yazdı. Gerçekten de bir hastalığa yada darbeye bağlı olmadan, tekrarlayan kanamalar önemli bir sağlık sorununa gösterge değildir. Çoğunlukla tek bir burun deliğinde birkaç kere görülen kanama, deliğin dışında dışa yakın bölümünde meydana gelir. Uygulayacağınız basınç tedavisiyle kanamayı engelleyebilirsiniz.
    1-Çocuğunuzu dik oturtun yada ayağa kaldırın. Başını öne doğru eğdirin. Böylece kanı yutmasını yada kanın boğazdan aşağı doğru inmesini engellemiş olduğunuz gibi kusmasını, midesinin bulanmasını da önüne geçersiniz.
    2-Çocuğunuzun burun deliklerini baş ve işaret parmakları arasında sıkıştırın. Çocuğunuz büyükse bunu kendisi de yapabilir. 10 dakika süresince bu basıncı uygulayın bu süre içinde ağzından nefes alıp ermesini sağlayın.
    3-10 dakika dolmadan burun deliklerinin üzerinden parmaklarınızı çekmeyin. Kanama durmuş mu diye bile olsa basınç uygulamasını kesmeyin. Bu arada çocuğun rahat olması gerekiyor
    4-10 dakika sonra parmaklarınızı yavaşça çekerek basıncı azaltın. Kanamanın kesilip kesilmediğini kontrol edin. Eğer kanama devam ediyorsa aynı uygulamayı 10 dakika daha uygulayın.
    5-Eğer kanama durduysa, çocuğunuza sakin olmasını söyleyerek 1-2 saat gülmemesi, burnunu sümkürmemesini söyleyin. Böylece burnunu tahriş etmemiş olur. İsterseniz kanama durduktan sonra burnunun üstüne küçük bir buz torbası koyabilirsiniz.
    Ancak iki kez 10’ar dakikalık basınç uyguladığınız halde kanama durmadıysa, çocuğunuzun aşırı kan kaybettiğini düşünüyorsanız hemen doktora başvurmalısınız. Ayrıca çocuğunuzun ağzından da kan yada kahve telvesi gibi uzun süre midede kalmış pıhtılaşmış kan geliyorsa doktora başvurmalısınız.