Aile

  • Gıda Zehirlenmesinden Korunmanın Yöntemleri

    Yaşamın sürdürülebilmesi ve sağlığın korunması için yeterli ve dengeli beslenme gereklidir. Beslenmede güvenli besin tüketimi de oldukça önemlidir. Oysaki; yaşamımızın temel maddesi olan besinler, satın almadan tüketime kadar geçen aşamalarda hijyenik koşulların yeterince sağlanamaması nedeniyle zararlı hale gelebilmekte ve sağlığımız için gizli bir tehlike oluşturabilmektedir.

    Sağlığımızı tehdit eden ve pek çok besin kaynaklı zehirlenmelerin nedeni olan bakteriler ve onların toksinleri (zehirleri) özellikle sıcaklıkların artmasıyla birlikte üremek için uygun ortam bulmakta ve yaz aylarında besin kaynaklı zehirlenmelerin gürülme sıklığında artış olmaktadır. Yaz aylarında, bir yandan çevre ve hijyen koşullarının iyi olmadığı durumlarda klasik etkenler yaygın olarak infeksiyon oluşturup ishallere neden olarak toplum sağlığını ciddi ölçüde tehdit ederken, öte yandan sağlıksız besin saklama ortamları, besin hazırlanması ve pişirilmesindeki hatalar da besin kaynaklı hastalıkların yaygınlaşmasına neden olabilmektedir.
    Besin kaynaklı zehirlenmelere neden olan etmenler arasında; kimyasal maddeler, doğal besin toksinleri, parazitler ve mikroorganizmalar sayılabilir. Mikroorganizmalar içerisinde özellikle bakteriler, besin kaynaklı pek çok hastalıktan sorumludur. Genellikle hijyenik yönden uygun olmayan koşullarda hazırlanan ve pişirilen besinlerde üreyen bakteriler, besin zehirlenmelerine neden olmaktadır.
    Besin zehirlenmesi, herhangi bir yiyecek ya da içeceğin tüketimi sonucu meydana gelen enfeksiyon veya zehirlenme durumuna verilen genel isimdir. Çoğunlukla hafif seyirli ve kısa süreli hastalıklar olmalarına karşın, zehirlenmeye yol açan besinle ve kişiyle ilişkili bazı faktörler, hastalığın zaman zaman daha ağır seyretmesine hatta ölümcül olmasına yol açabilir. Besin kaynaklı hastalığa herkes yakalanabilir ancak bağışıklık sistemi zayıf olanlar, bebekler, çocuklar, gebeler ve yaşlılar daha duyarlıdır.
    Zehirlenme Belirtileri Nelerdir?
    Besin zehirlenmelerinin belirtileri hastalığa neden olan bakteri veya toksinin özelliği, besinin ne oranda bakteri veya diğer ajanlar ile kirlendiği, tüketilen miktar ve kişinin bakteriye karşı gösterdiği duyarlılığa göre değişiklik göstermekle birlikte, pek çoğunda mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal, karında kramplar şeklindedir. Besin zehirlenmeleri genellikle ani başlar ve hastalık belirtisi 30 dakika ile 72 saat arasında ortaya çıkabilir.
    Besin Zehirlenmesinden Şüpheleniliyorsa Ne Yapılmalıdır?

    • Kusma ve ishal vücudun zehire gösterdiği tepkilerdendir. Bu nedenle şikayetlerin başlamasını takiben 24 saat içerisinde kesinlikle bulantı ve ishali önleyici ilaçlar kullanılmamalıdır.
    • İshal ve kusmayı arttıracak düşüncesiyle hiçbir şey yememek yanlış bir davranıştır. İshal tedavisinin en iyi şekli dinlenmek ve bol miktarda sıvı ( temiz içme suyu, ayran, maden suyu, şekersiz çay vb.) tüketmektir.
    • İshal geçene kadar yoğurt, pirinç lapası, haşlanmış patates gibi besinler tüketilmeli, bağırsak hareketliliğini arttıran çiğ sebze, erik, kayısı, incir, üzüm, karpuz gibi meyveler tüketilmemelidir.
    • Meyveler iyice yıkandıktan ve kabuğu soyulduktan sonra tüketilmelidir.
    • Kanlı ishal, boyun sertliği, şiddetli baş ağrısı, ateş varlığında ve süresi 2 günden fazla devam ediyorsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

    Besin Zehirlenmesinden Korunma Yolları Nelerdir?

    • Besinleri güvenilir yerlerden satın almaya özen gösterilmelidir.
    • Her türlü gıda maddesi satın alırken etiket bilgisi okunmalı, üretim ve son kullanma tarihi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından üretim izni olup olmadığı ve saklama koşullarına dikkat edilmelidir.
    • Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri kesinlikle kullanılmamalıdır.
    • Kırık, çatlak, dışkı ile kirlenmiş yumurta satın alınmamalı, yumurtalar kullanılmadan hemen önce mutlaka yıkanmalıdır.
    • Dondurulmuş besinleri satın alırken ambalajı altında ve içinde buz kristalleri olmamasına dikkat edilmeli, orijinal paketlerinde -18°C’de satın alınmalıdır.
    • Konserve satın alırken, alt ve üst kapakları şişkin, kutusu hasar görmüş, kapağı gevşemiş ve son kullanma tarihi geçmiş olanlar kesinlikle satın alınmamalıdır.
    • İçme sularının güvenilir kaynaklardan satın alınmasına özen gösterilmeli, güvenilirliğinden emin olunmadığında kaynatıldıktan sonra içilmelidir.
    • Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalıdır.
    • Yiyecekler satın alındıktan sonra açıkta ve oda sıcaklığında bırakılmamalı, tüketilene kadar buzdolabı ısısında muhafaza edilmelidir.
    • Çiğ besinler ile pişmiş yiyecekler birbirine temas etmeyecek şekilde üzerleri kapalı olarak muhafaza edilmelidir.
    • Tahıl, kurubaklagil gibi kuru gıdalar nemsiz, kuru ve 15°C -20°C arasındaki sıcaklıklarda muhafaza edilmelidir.
    • Sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra tüketilmelidir.
    • Sebze ve meyvelerin temizliğinde kesinlikle deterjan gibi kimyasal maddeler kullanılmamalıdır.
    • Dondurulmuş besinler, buzdolabı sıcaklığında veya mikrodalga fırında çözdürülerek kullanılmalı, çözdürme işlemi oda sıcaklığında veya kalorifer, soba üstüne bırakılarak kesinlikle yapılmamalıdır.
    • Mümkünse yemekler günlük olarak hazırlanmalı, artan yemeklerde yeniden ısıtma söz konusu olacaksa bir kereden fazla tekrar ısıtma işlemi yapılmamalıdır.
    • Kırmızı et, tavuk, balık, süt ve ürünleri gibi kolay bozulabilen riskli besinler uygun süre ve sıcaklıklarda pişirilmeli, pişmiş yemekler oda sıcaklığında 1 saatten fazla bekletilmemelidir.
    • Pişirdikten sonra hemen tüketilmeyecek yemekler, hızla soğutularak yeniden servis edilene kadar buzdolabında saklanmalıdır.
    • Besinleri hazırlama, pişirme ve servisinde kişisel hijyen kurallarına uyulmalı, eller yemek hazırlamadan önce mutlaka iyice yıkanmalı, tuvalet sonrası el temizliğine özen gösterilmelidir.
    • Özellikle çiğ et, yumurta ve kümes hayvanları gibi besinleri hazırladıktan sonra eller iyice yıkanmalı, bu tür riskli besinler ile pişirilmeden tüketilecek sebze ve meyveleri hazırlarken ayrı doğrama tahtası ve bıçaklar kullanılmalıdır.
    • Her kullanımdan sonra besinleri hazırlarken kullanılan tüm araç gereçler ve yüzeyler deterjanlı sıcak su ile yıkanıp iyice durulanmalıdır.
    • Kullanılan bezler, tutaçlar ve süngerler mikropların bir yerden başka bir yere taşınması için en iyi araçlardır. Bu nedenle, her kullanım sonrası bezler dezenfekte edilmeli, ıslak ve sıkılı halde bırakılmamalıdır.
  • Çocukla Uçak Yolculuğunu Kolaylaştıran Öneriler

    Uçak yolculuğu keyifli olduğu kadar can sıkıcı da olabilir. Bunun yanınızda bir de çocuk bulunuyorsa sıkıntı daha da artacaktır. Ancak, çocukla uçak yolculuğunu daha rahat duruma getirecek birkaç pratik bilgi verilebilir.

    Uçağa Daha Erken Binin

    Check-in yapmayı unutmayın ve uçağa erken binin. Böylece ailenizle yan yana oturma imkanınız olacaktır.

    Kalkış sırasında çocuğunuza içecek verebilirsiniz. Bir şeyler içmek basıncı dengeler ve çocuğun gerginliğini alır.

    Uçaklar ile ilgili merak uyandırın. Uçaktaki ekranlar sayesinde çocuğun uçağa ilgisini ve merakını çekebilirsiniz.

    Çocuğunuzun Sevdiği Şeyler Yanınızda Olsun

    Çocuğunuzun sevdiği yiyecekleri daha önceden seçerek, uçuş esnasında onu yemesi sağlanabilir. Ayrıca, sevdiği yiyecekleri de yanınızda bulundurabilirsiniz.

    Çocuklar için, uçuş sırasında özel oyuncaklar ya da etkinliklerini isteyebilirsiniz.

    Ona Kitap ya da Dergi Okuyun

    Havayollarının çocuklara özel hazırladığı kitap ya da dergileri okuyarak zamanın eğlenceli geçmesi sağlanabilir.

    Uçaktaki Eğlence Sistemini Kullanın

    Uçak yolculuğunda çocuğun sıkılmasını önlemek amacı ile uçakta bulunan eğlence amaçlı sistemler kullanılabilir. Bu sistemler ile çocuk isterse bireysel oyun oynayabilirken, isterse diğer yolcular ile oyun oynama imkanı buluyor.

    Çocuğun doğum tarihi uçuş tarihi ile çakışıyorsa ya da çok yakınsa, hava yolu şirketine önceden haber vererek pastanın hazırlanmasını ve doğum günü pastası mumlarını bulutların arasında üflemesini sağlayabilirsiniz.

    Yedek Giysi Hayat Kurtarır

    Çocukla seyahat ederken mutlaka yedek giysi bulundurun. Çünkü çocuklar bir şeyler yiyip içerken üzerlerine bir şeyler dökmeleri çok normaldir.

  • Bebeklerde Koruyucu Aile

    Çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakılamayan çocukların, kısa veya uzun süreli olarak bakımlarını üstlenen aile ya da kişilerin yanında, devlet denetiminde yetiştirilmeleri olarak tanımlanmakta ve bu hizmeti veren aile ya da kişilere KORUYUCU AİLE denilmektedir.

    Koruyucu aile bakımının, çocuğa sağladığı aile ortamı çocuğun psikososyal gelişiminin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Kurum bakımının çocuk üzerindeki etkilerine yönelik yapılan araştırmalar incelendiğinde de bu bakım türünün sadece pahalı olmadığı, çocuğun gelişimini bazı yönlerden eksik tamamlamasına da yol açtığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle tüm dünyada korunmaya muhtaç çocuklar için en çok tercih edilen bakım şekli koruyucu aile bakımıdır.

    Koruyucu aile hizmetinde amaç, çocuk için karmaşık ve sorunlu olan bir dönemde ona özenli davranarak çocuğun bu dönemi örselenmeden geçirmesini ve normal hayatını devam ettirmesini sağlamaktır. Koruyucu aile yanına yerleştirilen çocuklar; öz ailesi bulunan, öz ailesince bir süre için bakılamayan, çeşitli nedenlerle evlat edindirilme şansını tümüyle yitirmiş olan, kız ya da erkek, sağlıklı ya da engelli, tek ya da kardeş olan, durumunun koruyucu aile yanına yerleştirilmeye uygun olduğu sosyal çalışmacı tarafından belirlenmiş çocuklardır.

    Bu yasal çerçevede, haklarında korunma kararı alınmış çocukların koruyucu aileler yanına yerleştirilmeleri için öz ailelerinden muvafakat alınması zorunluluğu yoktur. Bu çocuklar ailelerinden izin alınmaksızın uygun kuruluşlara ya da koruyucu aileler yanına yerleştirilebilmektedir. Koruyucu aile yanına en fazla 3 çocuk, aynı anda yerleştirilebilir.

  • Oto Koltuğu Için Doktorlar Ne Öneriyor?

    Oto koltuğu için doktorlar ne öneriyor?

    Bebeğinizi dışarda ve araç içinde taşımanın en güvenli yolu oto koltuğu kullanmaktır. Bazı anneler tereddüt etse de oto koltukları bebekler için en uygun oturma pozisyonu sunar. Yine de bebeğinizin öne doğru fazla eğik olduğunu ya da koltuğa gömüldüğünü düşünüyorsanız – bebeğiniz geriye doğru yatmalı ve hava yolunda baskı oluşmamalı – kalçasının ve kılıfın altına destekleyici küçük bir havlu koyabilirsiniz. Kışın bebeğinizin üstünü bebeğinizi giysileriyle oturtup bağladıktan sonra örtün. Kemerleri her zaman kullanın. Oto koltuğunun iyice bağlandığından, sert dönüşlerde yerinden çıkmayacağından emin olun. Bebeğinizin doğum ağırlığı düşükse portbebe şeklinde olan ve tamamen yatacağı ama araca bağlanabilen bir oto koltuğu kullanmak daha iyi olabilir.

    Ağırlık gruplarına göre oto koltukları

    Ağırlık limitinin önemini anlattıktan sonra ECE R44/04 düzenlemesinde de tanımlanan oto koltuğu tiplerini ağırlık aralığına göre artı ve eksileriyle özetleyelim.

    Grup 0 Bebek Oto Koltukları
    Doğumdan başlayarak 10 kg ağırlığa kadar kullanılan Grup 0 bebek oto koltukları için bulacağınız az sayıda ürünün neredeyse tamamı portbebe şeklinde olacak. Güvenlik sertifikası olup araca bağlanabilen sadece birkaç model portbebe olduğu için – bu birkaç modelin fiyatı da oldukça yüksek olacak – anne babalar daha çok seçenek olan ve yine doğumdan başlayarak kullanılan Grup 0+ ürünlerini tercih ediyor. Bebeğiniz erken dünyaya geldiyse, doğum ağırlığı düşükse portbebe kullanmak daha sağlıklı bir seçenek olabilir.

  • Ailece Pano Hazırlayın!

    Bazen yapmamız gereken şeylere, öğrenmeye çalıştığımız yeni becerilere ve geliştirmeye çalıştığımız konulara öyle odaklanırız ki, zaten sahip olduğumuz güzel kişilik özelliklerini gözden kaçırırız. Yapmaktan hoşlandığınız şeyleri, ar kadaşlarınızı ve geliştirdiğiniz kişiliğinizi düşünün. Herkes bir duvar panosu, makas, yapıştırıcı, eski dergiler ve fotoğraflarını alsın.

    Burada amaç sizi anlatan bir pano hazırlamaktır. Panonuza istediğiniz her şeyi ekleyebilirsiniz. Panonuza istediğiniz yazıları yazabilir, arkadaşlarınız, aileniz, hobileriniz ve ilgi alanları nızia ilgili resimleri, hatta gurur duyduğunuz bir ev ödevinizi yapıştırabilirsiniz. Herkes kendi panosunu gururla duvara asabilir! Bu proje, sadece çocuklar için değil, herkesin birlikte yapabileceği bir projedir. Anne babaların da güzel özelliklerini kutlamaya hakları vardır!

  • Anne Sütü Bebeği Hastalıklardan Koruyor

    Bebeklerin Bağışıklık Sistemi Üzerine Bilimsel Araştırma

    Milupa,anne sütü mucizesini keşfetmeye devam ediyor. Milupa Araştırma Enstitüsü ve Avrupa’nın önde gelen üniversitelerinde ortaklaşa yapılan bilimsel araştırmalarla bebeklerin bağışıklık sistemeleri incelendi.

    Araştırmanın amacı;yeni prebiyotikli formül ile Milupa Aptamil biberon mamalarının,bebeklerin bağışıklık sistemini nasıl güçlendirdiğini ölçmekti. Bilimsel araştırmalar sonucunda Milupa Aptamil ile beslenen bebeklerin bağışıklık sistemlerinin anne sütüne en yakın şekilde güçlendiği kanıtlandı.

    Bebeğinizi hastalıklara karşı korumaya yardımcı

    Bu bilimsel araştırmada, Milupa Aptamil ile beslenen bebeklerde enfeksyonlara (nezle soğuk algınlığı ishal) ve alerjiye karşı bir koruma oluştuğu,bağışıklık sistemlerinin güçlendiği saptandı. Aynı araştırma,tıp uzmanlarının izlediği, Avrupa’nın en güvenilir tıp otoritesi ESPGHAN (Avrupa Pediatrik Gastroenteroloji Hepataloji ve Beslenme Kurumu) tarafından onaylandı.

  • Alerjide Genetik Yatkınlık Belirleyicidir

    Son yıllarda alerjik hastalıklarda ciddi bir artış görülüyor. Çevre ve hava kirliliği, katkılı gıdalar, ilaçlar, endüstrinin gelişmesi bu artışın en önemli sebepleri arasında yer alıyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Pediatri Anabilim Dalı Alerji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Reha Cengizlier, alerji sorunu olan çocukların annelerinin bir şeyleri eksik yaptığı, çocuğuna yeteri kadar bakamadığı, bu nedenle alerji olduğuna dair bazı inanışları olduğunu söyleyerek bu yanlış kanı için şunları söylüyor: “Oysa böyle değil, genetik yatkınlık daha belirleyicidir.”

    Allerji nedir?
    Allerji; “Allerjen” denilen ve dışardan girerek vücuda zarar verecek maddelere karşı vücudun aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkan durumlardır. Normalde, vücudun savunma mekanizmasıdır. Ancak bazı kişilerde bu savunma abartılıdır; kendine zarar vermeye başlar, alerjik hastalık ortaya çıkar. Yani; etkiye aşırı tepki söz konusudur. Bu aşırı tepki hangi organ veya sistem ağırlıklı ise o sisteme ait hastalık olur. Alt solunum yollarında ise astım, üst solunum yollarında ise alerjik rinit olur; saman nezlesi, bahar nezlesi gibi isimleri de vardır. Ciltte olursa egzema da denen atopik dermatit, kurdeşen de denen ürtiker şeklinde görülebilir. Bazen bir kaçı bir arada olabilir. Bazen de zamanla biri diğerine dönüşebilir.

    Neden olur?
    Bazı insanlar, genetik olarak alerjik hastalıklara karşı yatkındır. Bu insanlar, çevresel alerjenlerle karşılaştıklarında, bir yere kadar tolerans gösterebilirler. Ancak tolerans sınırını aştığında hastalık olarak ortaya çıkar. Bu sınırı ne zaman aşacağı bilinemediğinden, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Bu genetik yapı, aileden kalıtsal olarak geçebileceği gibi, ailede olmadığı halde o bireyde ilk kez ortaya çıkabilir. Ama ailede alerjik hastalık varsa, bu risk daha yüksektir. Özellikle annelerin endişesi, bir şeyleri eksik yaptığı, çocuğuna yeteri kadar bakamadığı, bu nedenle alerji olduğudur. Oysa böyle değil, genetik yatkınlık daha belirleyicidir.
    Son yıllarda artışına ait çeşitli teoriler vardır. Çevresel etkiler en başta düşünülür. Çevre ve hava kirliliği, Katkılı gıdalar, ilaçlar, endüstrinin gelişmesi, tıbbın gelişmesi ve enfeksiyon hastalıkları ile daha iyi savaş verebilme, ve genetik yapının gidiş yönü gibi açıklamalardır. Hiçbiri tek başına açıklamaya yetmemektedir. Bu konudaki araştırmalar da sürmektedir.

    Bebeğin anne sütü alması alerji riskini azaltır mı?
    Tek kelimeyle evet. Bebeklerin, mümkün olduğunca uzun süre anne sütü alması ; hele ilk ay sadece anne sütü alması beslenmede çok önemlidir. Ailede alerji öyküsü varsa, riski azaltmak için ek gıdaları olabildiğince geç başlamak, katı gıdaları geç başlamak, anne sütünü uzun süre vermeye özendirmek gerekir.

    Alerjik bir annenin bebeğini emzirmesi alerji ihtimalini güçlendirir mi?
    Hayır. Anne alerji hastası bile olsa, onun sütü bebeğin alerjik olmasına neden olmaz. Araştırmalar, anne sütü ile alerjenlerin geçmediğini, geçenlerin de bebekte alerji yapmaya yetmediğini göstermiştir. Anne alerji hastası da olsa bebeğini mutlaka emzirmelidir.

    Anne ve babası alerji hastası olan bebeklerde alerji ihtimali artar mı?
    Alerji riski genetik yatkınlıkla artar. Yakınlık derecesi ne kadarsa risk de o kadar artar. Örneğin toplumda alerjik hastalıkların görülme oranı ortalama % 10 civarındadır. Yani her 10 kişiden birinde alerji söz konusudur. Eğer anne-babanın birinde alerjik hastalık varsa; bu risk % 20-25 , ikisinde de varsa %30, ilaveten kardeşinde de varsa %60, tek yumurta ikizi kardeşinde de varsa % 100’e yakındır.

    Alerji belirtileri nelerdir?
    Hangi organ hedef ise o organa ait belirtiler ön plandadır. Solunum yollarında ise astım veya alerjik nezle, ciltte ise egzema gibi.

    Bebeklik çağında en sık görülen alerjik hastalıklar nelerdir?
    Bebeklik çağında en sık görülenler besin alerjileri ve tekrarlayan hırıltılı- hışıltılı solunumla giden solunum sistemi alerjileridir. Besin alerjisi zamanla düzelme şansı çok yüksek olan bir grubu oluşturur. Hışıltılı bebeklerin de anomalisi, solunum yoluna kaçan yabancı bir madde, yiyecek parçası vs. gibi altta yatan bir neden olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Eğer yoksa, bu bebeklerin bir kısmı kendiliğinden, bir kısmı da tedavi ile düzelir. Çok az bir kısmı ilerde astım olarak devam eder.

  • Bebeklerde Toksoplazma Hastalığı

    Tek hücreli bir parazittir. Pişmemiş etlerden,yumurtadan, kedilerin dışkılarından bulaşabilir. Kan ve kan ürünleri, sinek ve böcek sokmaları da bulaşmaya yol açar.

    Hamile kadında hastalık varsa, karnındaki çocuğa geçerek düşüklere ya da doğacak bebekte beyinde su toplanması,beynin gelişemeyip küçük kalması, göz bozukluğu gibi pek çok ciddi hastalıklara yol açabilir.

    Doğumdan sonraki yaşam boyunca hastalık bulaşırsa; lenf bezlerinde büyüme, ateş, karaciğer ve dalak büyümesi, zatürree, göz bozuklukları gibi belirtilere yol açar.

    Toksoplazmadan korunmak için besinlerin temizliğinden ve etlerin ve yumurtanın iyi pişirilmesnden emin olmak, böceklerle mücadele etmek, kedi dışkısıyla temastan kaçınılması gerekir. Pasta yapılırken içinde yumurta bulunan pişmemiş pasta hamurunun tadına bakmak toksoplazma bulaşması açısından risk taşır.

  • Bebek Sahibi Olunca Hayatınızda Değişen 42 Gerçek

    Bebek sahibi olunca hayatınızda neler değişir ? Belki de daha doğrusu neler değişmez ki? Burada annelerin en iyi gözlemlerini bulabilirsiniz. Sonrasında bebeklerin annelerinin hayatlarını nasıl değiştirdiğini anlattıkları 42 muhteşem yorum için devam edin lütfen

    Ailelerin çocuk yetiştirme konusunda en sevdikleri paylaşımlar

    1. En sonunda gülleri koklamayı bırakabilirsiniz, çünkü dünyanın en güzel goncası kollarınızda
    2. Önceden gözü kara, korkusuz birisiydiniz artık kendinizi korkarken bulabilirsiniz
    3. Bebek sahibi olurken yaptığınız tüm fedakarlıklar fedakarlık olmaktan çıkacak
    4. Nihayetinde bedeninize saygı duyacaksınız
    5. Ailenize daha da fazla saygı duyacak ve onları farklı bir gözle görüp seveceksiniz
    6. Çocukken inandıklarınıza tekrar inanmaya başlayacaksınız
    7. Kendi acılarınız bebeğinizin ufacık acıları yanında hiç kalacak
    8. Yıllar önce cezalandırıldığınız, tüm nefret ettiğiniz o insanlar silinip gidecek hayatınızdan
    9. Kalbiniz eskiye nazaran daha kolay kırılır durumda
    10. Birisini gün boyunca 234.836.178.976 kez boyunca düşünebilirsiniz, gayet normal
    11. Her gün yeni bir sürpriz olacak , söz !
    12. Bedensel faaliyetler iğrenç olmaktan çıkacak, hatta sizi memnun edecek (yaşasın kaka !)
    13. Aynada kendinize bakmak yerine bebeğinize bakacaksınız
    14. Sabah insanına dönüşüyorsunuz
    15. Sevginizin, aşkınızın sınırı yok, eşiniz duymasın ama evet daha fazla seviyorsunuz.
    16. Bir diş hakkında makale, hatta kitap ,yok yok  ansiklopedi yazacak kadar çok şey varmış anlatılacak. Lütfen çık artık sevimli küçük beyaz şeytan J
    17. En sonunda gerçek neşenin kaynağının para olmadığını keşfediyorsunuz
    18. Güneşin nereden doğduğunu, ilk önce hangi odanıza ulaştığını artık biliyorsunuz.
    19. Önceleri almak için canını feda edeceğiniz o birbirinden güzel ayakkabılar yerine 3 tekerli plastik bisiklet almayı tercih eder hale geldiniz.
    20. Her ne kadar yapış olsa da Allah o lolipopu bulandan razı olsun ! (gerçek sihir : lolipop)
    21. Cuma gecesi saat 9 da yatmayı umursamıyor olacaksın
    22. Sessizlik mi ? o nedir ? unuttun gitti J
    23. 10-15 kg taşıyabildiğinizi keşfettiniz hani siz 2 kg yu kaldıramayan kişiydiniz.
    24. Önceden var olduğunu bilmediğiniz ama dünyayı yerindne oynatacak iç gücünü keşfedeceksiniz
    25. Artık saat değil bebeğiniz programınızı yapıyor, saat sadece ne kadar uyudu ? ne zaman emdi ? gibi hayatınızın temel sorularına cevap aradığınız bir cihaz
    26. Hiç kimse bebeğinin ağlamayı kesip uykuya daldığı o anda yaşadığı sessizlik ve huzuru dünyalara değişmez, artık dinlenin
    27. Evcil hayvanınızı hala seviyorsunuz bu başka ama !
    28. Geç kalmanıza neden olacağını ilseniz bile son bir öpücük ve koklamaya değer
    29. Şöyle sakin güzel bir duş almak lükstür, ne dizisi , sinemalar hala açık mı ?
    30. Tamamen yabancı birine bu kadar aşık olunur J. Tanıdıkça aşkınız daha da artıyor
    31. Kendiniz bu dünyayı daha iyi bir yapmak isterken bulacaksınız
    32. Hadi bakalım ilk görüşte aşka inanmayanlar bunu açıklasın
    33. Pepe,caillou ve bilimum entelektüel katkı yapan niceleri için teşekkür bir borç bilirsiniz
    34. Haberleri izlemeyi bırakmalısınız, çünkü bir annenin bakış açısıyla dünya çok acımasız,haksız ve kötü, bu durum kırık bir kalbe nden olur. Siz artık dünyanın en anlaşılmaz varlığı oldunuz : anne.
    35. Artık her şey daha anlamlı, ufaklığa olan aşkınız sevgiyi tekrar tanımanıza yol açtı
    36. En sonunda göğüslerin ne işe yaradığını keşfettiniz
    37. 2. Maddeye yanıt olarak, önceleri korktuğunun noktada artık korkusuzsunuz. Bebeğinizi ilgilendiren bir konuda tüm dünyaya savaş açacak kadar cesursunuz, nerede o kendi halindeki sakin insan .(anne gücü )
    38. Aldığınız destek sizi şaşırtacak, beklediğinizi bulamayacaksınız, ya eksik ya da fazla olacak
    39. Hiçbir şey artık sizin değil, her şeyi paylaşır hale geldiniz
    40. Şu ana kadar ne yaptığınızın hiçbir önemi yok, onun gözlerine bakın ve hissettiğinizi söyleyin, sizin en büyük eseriniz bebeğiniz !
    41. Bebeğiniz için kendinize daha iyi bakmaya gayret ediyorsunuz
    42. Kelimeleri olmadan da dünyanın en güzel sohbetini edebilirmiş insan, “ahhhh” ,”oooo”
  • Bebeğinizi Yeni Emzirmeye Başlamak

    Yeni Doğum Yapan Annenin Bakımı
    Yenidoğan Bebeği ilk Emzirme Çabası
    ilk başta bazı problemlerle karşılaşsanız da endişelenmeyin; emzirme iyi gittiğinde kendinizi dünyanın en gururlu annesi gibi hissedeceksiniz.
    Bebeğinizle birlikte, yeni bir beceri kazanmaya çalıştığınızı unutmayın. Emzirme sanatını mükemmel uygulamanız zaman ve sabır gerektirir
    Duygularınız

    Doğumu takip eden ilk haftalarda o kadar yorgun ve duygusal olursunuz ki, sıradan problemler karşısında bile ezilebilirsiniz. Bebeğinizi birkaç saatte bir beslemeniz gerekir, bu yüzden onu beslemekten başka bir şey yapmıyormuşsunuz hissine kapılabilirsiniz.
    Sabırlı olmaya gayret edin. Bebeğiniz süt emmeyi daha iyi öğrendikçe, öğünlerinin arasındaki süre de uzayacaktır, iki aylık oluncaya kadar dört saatte bir beslenmeye alışacaktır. Bu arada emzirmeye ayrılan saatler bebeğinizi tanımak, onunla derin bağlar kurmak için faydalanacağınız ideal fırsatlardır.
    Bebeğin Memeyi reddetmesi

    Bebeklerin memeyi reddetmelerinin pek çok nedeni olabilir. Birçoğu da kolayca çözülebilir.
    ♦ Göğüsleriniz çok fazla şişip dolmuş olabilir, ağrıyıp sertleşebilir. Bu da bebeğinizin memeyi almasını güçleştirir. Bir havluyu ısıtıp göğüslerinizin üzerine koyarak ya da sıcak bir banyo yaparak göğüslerinizi rahatlatabilirsiniz. Biraz süt sağmayı denemeniz de faydalı olabilir.
    ♦ Sütünüz onun tıkanmasına sebep olacak kadar hızlı geliyor olabilir. Basıncı almak ve sütünüzün akışını yavaşlatmak için göğüslerinizden biraz süt sağabilirsiniz.
    ♦ Bebeğinizi emzirirken memenizi baş parmağınız yukarıda olacak şekilde, alttan diğer dört parmağınız ile sıkmadan destekleyerek emzirin.
    ♦ Burnunun tıkalı olması da nefes almasını zorlaştırabilir. Bu konuda işe yarayacak burun damlaları için doktorunuza danışın.
    Göğüslerinizin Bakımı
    Emzirme aralarında göğüslerinizden süt sızıyorsa, giysilerinizin ıslanmasını önleyebilir, göğüs uçlarınızın kuru kalmasını sağlayabilirsiniz. Böylece hassaslaşıp yara olmalarını da engellemiş olursunuz. Bunun için sutyeninize tam olarak uyan, emici göğüs pedleri kullanabilirsiniz. Ayrıca süt sızıntısını tutmak için rezervuarları olan plastik göğüs kapakları da kullanılabilir. Bebeğinizi emzirirken zaman zaman kullanabileceğiniz göğüs ucu kalkanları da, göğüslerinizi çatlamaya karşı korur ve acımalarını önler.
    Emzirme sırasında uyuyakalmak
    Deneyimli bir bebek, gıdasının çoğunu ilk üç-beş dakika içinde alır ve midesini doldurunca da, mutluluk dolu bir hoşnutlukla memede uyuyakalır! Yine de, eğer göğsünüzü tamamen boşaltmamışsa, yarım saat kadar sonra onu nazikçe uyandırabilir, biraz daha emzirebilirsiniz (altını değiştirmek onu uyandıracaktır).
    Rahatsız beslenme