Çocuk gelişimi

  • Legoların Çocuğuma Faydası Nelerdir?

    Çocuklarda zeka gelişimi ve yaratıcılık gelişimi açısından Lego oyuncakları çok faydalıdır. Legolar, her çocuğun evinde bulunması gereken oyuncaklar arasında yer alır. Legolar çeşitli boyutlarda ve renklerde üretilir bu yüzden çocuklar dilediği gibi hayal dünyasındaki şekilleri üretebilir. Çok uzun bir süre önce üretilmiş olsa da Lego hala bugünlerde de en çok tercih edilen oyuncaklar arasında yer alır.

    Hayal dünyasını şekillendiren çocuklar Legolar sayesinde el becerilerini ve yaratıcılıklarını geliştirecekler. Star Wars, Batman, Spiderman gibi çocukların çok sevdiği süper kahraman Legolarına çocuklarınız bayılacak. Temalı Legolar çocukların en çok ilgisini çeken oyuncaklardan biridir.

    Legolar, çocuklarda el ve göz koordinasyonunu sağlamaya yardımcıdır. Çocuğunuzun arkadaşlarıyla oynadığı Legolar, çocuğunuza paylaşma duygusunu öğretecek ve çocuğun sosyalleşmesine imkan tanıyacaktır. Çocuğunuz arkadaşlarıyla birlikte hayallerini süsleyen dünyayı ve şekilleri yapabilirler. Legolarla oynayan çocuğunuza siz de katılabilir çocukla kaliteli zaman geçirmenin keyfini yaşayabilirsiniz.

    Lego alırken dikkat etmeniz gereken şey parçaların boyutlarıdır. Küçük Legolar bebeklerin oynaması için uygun değildir. Bebekler ellerine aldığı her şeyi ağızlarına atarlar. Küçük Legolar bu yüzden bebekte boğulma tehlikesine neden olabilir. Bebeğinize lego alırken büyük parçalı Legoları tercih edin ve bebeğiniz Legolarla oynarken onu yakından takip edin.

    Çocuklar Legolarla oynarken eğlenir, eğlenirken de öğrenir. Çocuk gelişimine faydası çok sayıda olan Lego oyuncaklarını bumudur.com’da bulabilirsiniz.

  • Salıncak Çocuk Için Faydalıdır

    Salıncak bebeklerin ve çocukların en sevdiği şeyler arasında yer alır. Bebekten bebeğe değişmekle birlikte, bebek salıncakları, genelde bebeklerin yardım almadan oturabildikleri 5.-6. aydan itibaren kullanılabilir. Bu dönemde bebekler ne kadar erken salıncak ile tanıştırılırsa bebeğin gelişimine o kadar fazla katkı sağlanmış olur.
    Her yaştan çocuk salıncaktan zevk alır. Salıncak sevmeyen çocuk bulmak neredeyse imkânsızdır. Salıncak çocukların keyifli vakit geçirmesini sağlar. Salıncağın eğlenceli olmasının yanı sıra birçok faydasının olduğunu biliyor muydunuz?

    Salıncağın faydaları

    Salıncak ile sallanmak çocuğunuzun denge gelişimine yardımcı olur.

    Çocuk salıncağında yapılan ileri geri hareket, beyinde odaklanmayı sağlayan beyin korteksini uyarır. Eğer çocuğunuzda dikkat dağınıklığı varsa, çocuğunuzun günlük rutinine salıncak eklemeyi düşünebilirsiniz.

    Salıncak duyusal entegrasyona yardımcı olur. Duyusal entegrasyon; beynin bilgiyi organize etmesi ve yorumlamasıdır. Duyusal entegrasyon, ileriki yaşlarda karşılaşılacak daha karmaşık öğrenme ve davranış için bir temel sağlar. Eğer çocuğunuzda anlama bozukluğu varsa, çocuğunuzun günlük rutinine salıncak eklemeyi düşünebilirsiniz.

    Salıncak çocuklar için bir nevi meditasyondur. Salıncak ile sallanmak çocuğunuzu sakinleştirir, yatıştırır. Eğer hiperaktif bir çocuğunuz varsa, çocuğunuzun günlük rutinine salıncak eklemeyi düşünebilirsiniz. Bahçeniz yoksa da üzülmeyin. Salıncağı evinizde tavana ya da kapı pervazlarına kolayca monte edebilirsiniz.

    Salıncakta sallanmak uykuya yardımcı olur. Araştırmalar gösteriyor ki; salıncakta düzenli sallanan bebekler ve çocuklar daha iyi uyuyor.

    Salıncakta sallanma hareketi çocuğunuzun algısal becerilerinin gelişmesine yardımcı olur.

  • Zeka Gelişimini Destekleyen Oyunlar Nelerdir..?

    Çocukların zeka gelişimini etkileyen en önemli etkenlerden biri olarak kabul edilen genetik kod, biliyoruz ki zeka gelişiminin tek sorumlusu değil. Zeka gelişimini desteklemek için hamilelik koşulları, sosyal çevre ve çocukla duygusal etkileşim gibi faktörlerin de önemli roller oynadığını artık hepimiz kabul ediyoruz. Özellikle çocuğun yaşamının ilk yıllarında önem verilmesi gereken bir konu olan zeka gelişimi ailelerin ve eğitimcilerin odak noktalarından biri. Bu konu da biz de sizlere derlediğimiz etkinliklerle çocuklarınızın zeka gelişimine destek olmayı hedefliyor, onların gelişim yolunda bir adım daha ileri gitmesine yardımcı olmayı istiyoruz.

    Bebekler için beş oyun…

    1. Bu nedir?
    Önce kendi vücudunuzun farklı yerlerine dokunun, sonra da bebeğinizin vücudundaki aynı yere. “Bu nedir?” diye sorun ve ekleyin “bu bir el, ağız, el”.

    2.Nereye kaybolmuş?
    Kurmalı müzikli bir oyuncağı, bir kısmı görünecek şekilde bir yastığın altına saklayın. Bakalım bebeğiniz onu bulabilecek mi?

    3. Oturalım kalkalım
    Bebeğinizin bacak kasları geliştikçe, onu ayakta duracak şekilde tutun. Şarkı söyleyin ve sonunda hafifçe sıçratın.

    4. Bing, bang, bong…
    Onun oyun miderinin üstüne çeşitli tencere, kap ve temiz yoğurt kutularıyla tahta kaşıklar koyun ve bebeğinizin bir davulcu olmasını izleyin.

    5. İçinde ne var?
    Küçük bir oyuncağı kalın bir kağıda sarın ve bebeğinizin onu açarken duyacağı eğlence ve heyecana katılın.

  • Her Yaş Çocuğun Oyunu Farklı

    Oyun, çoğunuzun gelişiminin her aşamasında önemli bir eğitim ve eğlence kaynağıdır. Önemli olan sizin buna izin vermenizdir. Oyunların çoğu kendiliğinden gelişiverir ve planlanmaz. Çocuğunuz arkadaşlarıyla veya kardeşleriyle karşılıklı rol yaparak oyunlar oynayabilir, kendi senaryosunu yaratabilir.

    Eğer yeterince şanslıysanız bu oyunlara siz de bir karakter olarak katılabilirsiniz. Ayrıca iyi bir seyirci de olmalısınız. Bunun dışında satın alabileceğiniz eğitici ev oyunlarıyla da oynayabilirsiniz.

    Ev oyunları

    Kutu oyunları: Yerde oturarak veya bir masanın etrafında oynanan bu oyunlar, çocuğunuzun öğrenme sürecinde önemli bir yer tutar, hele de çok çocuklu bir aileyseniz… Yaşadığımız elektronik çağda bu tarz geleneksel oyunlar biraz ihmal ediliyor. Oysa ki bu oyunlar çok erken yaşlardan itibaren çocuğunuzun sosyalleşmesine, ilgi gösterip başarma hissi duymasına ve paylaşmayı öğrenmesine yardımcı olur.

    Küçük çocuklar için oyunlar: Okul öncesi yaşlardan itibaren, oyuncaklar ve oyunlar hep birbirine benzer. Yapbozlar, yumuşak oyuncaklar, birbirine ekleme veya eşleştirme oyunları, doğru şekli doğru boşluğa yerleştirmesini gerektiren ‘kutu’ şeklindeki oyuncaklar gibi… Sakın doğru yaptığı her eşleme ve atış için onu alkışlamayı unutmayın! Sonrasında el-göz ve motor becerilerini artıran Huysuz Katır Buckaroo, Süper Doktor,

    Meyve Bahçesi, Kaymaca Tırmanmaca gibi oyunlara geçebilirsiniz. Hepsi de çocuğunuzun motor becerilerini, sırasını bekleme, birlikte eğlenme gibi duygularını geliştiren oyunlardır.

    Kelime oluşturma ve heceleme oyunları: Adam Asmaca, Scrabble, Boggle gibi oyunlar…

  • Bebeklerde Ve Çocuklarda Zeka Gelişimini Destekleyecek Oyunlar

    Çocukların zeka gelişimini etkileyen en önemli etkenlerden biri olarak kabul edilen genetik kod, biliyoruz ki zeka gelişiminin tek sorumlusu değil. Zeka gelişimini desteklemek için hamilelik koşulları, sosyal çevre ve çocukla duygusal etkileşim gibi faktörlerin de önemli roller oynadığını artık hepimiz kabul ediyoruz. Özellikle çocuğun yaşamının ilk yıllarında önem verilmesi gereken bir konu olan zeka gelişimi ailelerin ve eğitimcilerin odak noktalarından biri. Bu konu da biz de sizlere derlediğimiz etkinliklerle çocuklarınızın zeka gelişimine destek olmayı hedefliyor, onların gelişim yolunda bir adım daha ileri gitmesine yardımcı olmayı istiyoruz.

    Bebekler için beş oyun…

    1. Bu nedir?
    Önce kendi vücudunuzun farklı yerlerine dokunun, sonra da bebeğinizin vücudundaki aynı yere. “Bu nedir?” diye sorun ve ekleyin “bu bir el, ağız, el”.

    2.Nereye kaybolmuş?
    Kurmalı müzikli bir oyuncağı, bir kısmı görünecek şekilde bir yastığın altına saklayın. Bakalım bebeğiniz onu bulabilecek mi?

    3. Oturalım kalkalım
    Bebeğinizin bacak kasları geliştikçe, onu ayakta duracak şekilde tutun. Şarkı söyleyin ve sonunda hafifçe sıçratın.

    4. Bing, bang, bong…
    Onun oyun miderinin üstüne çeşitli tencere, kap ve temiz yoğurt kutularıyla tahta kaşıklar koyun ve bebeğinizin bir davulcu olmasını izleyin.

    5. İçinde ne var?
    Küçük bir oyuncağı kalın bir kağıda sarın ve bebeğinizin onu açarken duyacağı eğlence ve heyecana katılın.

    Çocuklar için beş oyun…

    zeka geliştiren oyunlar bebekler için zihinsel gelişimi destekleyen oyunlar bebeğin zekasını geliştirmek için oyun tavsiyeleri bebeklere faydalı oyunlar hangileri


    Çocukların zeka gelişimini etkileyen en önemli etkenlerden biri olarak kabul edilen genetik kod, biliyoruz ki zeka gelişiminin tek sorumlusu değil. Zeka gelişimini desteklemek için hamilelik koşulları, sosyal çevre ve çocukla duygusal etkileşim gibi faktörlerin de önemli roller oynadığını artık hepimiz kabul ediyoruz. Özellikle çocuğun yaşamının ilk yıllarında önem verilmesi gereken bir konu olan zeka gelişimi ailelerin ve eğitimcilerin odak noktalarından biri. Bu konu da biz de sizlere derlediğimiz etkinliklerle çocuklarınızın zeka gelişimine destek olmayı hedefliyor, onların gelişim yolunda bir adım daha ileri gitmesine yardımcı olmayı istiyoruz.

    Bebekler için beş oyun…

    1. Bu nedir?
    Önce kendi vücudunuzun farklı yerlerine dokunun, sonra da bebeğinizin vücudundaki aynı yere. “Bu nedir?” diye sorun ve ekleyin “bu bir el, ağız, el”.

    2.Nereye kaybolmuş?
    Kurmalı müzikli bir oyuncağı, bir kısmı görünecek şekilde bir yastığın altına saklayın. Bakalım bebeğiniz onu bulabilecek mi?

    3. Oturalım kalkalım
    Bebeğinizin bacak kasları geliştikçe, onu ayakta duracak şekilde tutun. Şarkı söyleyin ve sonunda hafifçe sıçratın.

    4. Bing, bang, bong…
    Onun oyun miderinin üstüne çeşitli tencere, kap ve temiz yoğurt kutularıyla tahta kaşıklar koyun ve bebeğinizin bir davulcu olmasını izleyin.

    5. İçinde ne var?
    Küçük bir oyuncağı kalın bir kağıda sarın ve bebeğinizin onu açarken duyacağı eğlence ve heyecana katılın.

    zeka geliştiren oyunlar bebekler için zihinsel gelişimi destekleyen oyunlar bebeğin zekasını geliştirmek için oyun tavsiyeleri bebeklere faydalı oyunlar hangileri


    Çocukların zeka gelişimini etkileyen en önemli etkenlerden biri olarak kabul edilen genetik kod, biliyoruz ki zeka gelişiminin tek sorumlusu değil. Zeka gelişimini desteklemek için hamilelik koşulları, sosyal çevre ve çocukla duygusal etkileşim gibi faktörlerin de önemli roller oynadığını artık hepimiz kabul ediyoruz. Özellikle çocuğun yaşamının ilk yıllarında önem verilmesi gereken bir konu olan zeka gelişimi ailelerin ve eğitimcilerin odak noktalarından biri. Bu konu da biz de sizlere derlediğimiz etkinliklerle çocuklarınızın zeka gelişimine destek olmayı hedefliyor, onların gelişim yolunda bir adım daha ileri gitmesine yardımcı olmayı istiyoruz.

    Bebekler için beş oyun…

    1. Bu nedir?
    Önce kendi vücudunuzun farklı yerlerine dokunun, sonra da bebeğinizin vücudundaki aynı yere. “Bu nedir?” diye sorun ve ekleyin “bu bir el, ağız, el”.

    2.Nereye kaybolmuş?
    Kurmalı müzikli bir oyuncağı, bir kısmı görünecek şekilde bir yastığın altına saklayın. Bakalım bebeğiniz onu bulabilecek mi?

    3. Oturalım kalkalım
    Bebeğinizin bacak kasları geliştikçe, onu ayakta duracak şekilde tutun. Şarkı söyleyin ve sonunda hafifçe sıçratın.

    4. Bing, bang, bong…
    Onun oyun miderinin üstüne çeşitli tencere, kap ve temiz yoğurt kutularıyla tahta kaşıklar koyun ve bebeğinizin bir davulcu olmasını izleyin.

    5. İçinde ne var?
    Küçük bir oyuncağı kalın bir kağıda sarın ve bebeğinizin onu açarken duyacağı eğlence ve heyecana katılın.

  • Bebeklerde Otizm

    Otizm, bebeksi otizm olarak nitelendirilebilir. Bunun sebebi, bireyin konuşma becerisinin bulunmaması veya konuşma öncesi dönemin özelliklerini sergilemesidir. Kişinin kendine özel dünyayı algılayış biçimi vardır ve buna göre düşünceleri, duyguları ve arzuları oluşur. İki bucuk yaşından önce ortaya çıkan ve hayat boyu devam eden, sosyal anlamda çevreye tepkisizlikle, sözlü veya başka türlü iletişim güçlükleriyle, içe kapanmayla, gerçeklikten uzaklaşmayla, aşırı nesne bağımlılığıyla, monoton hareketlerle kendini gösteren gelişimsel, nörolojik bir hastalıktır.

    Otizmin nedeni tam olarak saptanamamıştır, ancak günümüzdeki veriler bu rahatsızlığın genetik olduğunu göstermektedir. Bunun dışında, annenin hamilelik süresince aldığı ilaçlar, radyasyon ve yaşadığı tramva etkili olabilir. Doğumdan önce, doğacak bebeğin otizm tanısı koyulamaz. Otizmin kendini belli eden bir hastalıktır. İçe kapanma ve sosyal etkileşime kapalılık görülür. Buna bağlı olarak; herhangi bir insan ona sarılmak ve onu öpmek gibi temaslarda bulununca uzaklaşır ve sinirli tepkiler verir. Bunun dışında, göz temasından kaçınma, yaşıtlarıyla iletişim kuramama, seslere karşı aşırı duyarlılık veya aksine hiç tepki vermeme gözlemlenir. Bireyde, iletişim bozukluğu veya konuşma yeteneğinde gelişememe görülür. Normal şartlar altında, bir yaşındaki bebekte, tek kelime kullanıma yetisi ve iki yaşındaki çocukta iki kelimelik cümleler kurma yetisi gelişir. Ancak, bu hastalığa yakalanan bebekte, bu gelişmeler görülmez. Gramersiz konuşma, “sen” ve “ben” adıllarını yerinde kullanamama, sorulan soruya cevap vermek yerine ona söylenen cümleyi tekrar etme görülür. Vurgu ve tonlama olgusu gelişmemiştir, bu yüzden tekdüze konuşma şekli vardır. Konuşma yeteneği gelişen birey, bunu kullanmaz, iletişim olarak etraftaki nesneleri kullanır. Bunun sebebi de, canlı varlıklar yerine cansız varlıklara olan ilgisinin daha fazla oluşudur.

  • Çocukların Ana Rahminde Fiziksel Gelişimi

    Birinci ay: Embriyonun kol ve bacaklarını oluşturacak uzantılar ortaya çıkar. Baş kısmı diğer kısımlara göre çok büyüktür. Bir ayın sonunda kalp çalışmaya başlar. Beyin ve omuriliği üretecek olan nöral tüp adını verdiğimiz yapılaşma ortaya çıkar. Bu aşamada embriyonun boyu ancak ı cm kadardır.

    İkinci ay: Organ ve sistem taslakları belirginleşir. Dışarıdan bakıldığında kollar, bacaklar, kulaklar, parmaklar ve göz kapakları fark edilebilir. Boyu 4 cm kadardır.

    Üçüncü ay: Organ ve sistemler hızla gelişmektedir. El ve ayak parmakları tırnaklarıyla birlikte artık belirgin bir görünüm kazanmıştır. Doktor, özel aletlerle kalp seslerini duyabilir. Boyu 9 cm’ye ulaşmıştır.

    Dördüncü ay: Plasenta ve göbek kordonu iyice gelişmiş, besin ve artık madde alışverişi hızlanmıştır. Fetüs, annenin farkına varabileceği kadar hareket edebilir, tekmeleyebilir. işitme ve yutma yeteneği başlamıştır.

    Beşinci ay: El ve ayak tırnakları parmak uçlarına kadar uzamıştır. Artık tekmelemekle kalmaz, her tarafa dönebilir. Uyku ve uyanıklık zamanları tespit edilebilir.

    Altıncı ay: Derisi kırmızımsı buruşuk bir görünümdedir. Parmak izleri alınabilir. Kafasında ince tüyler belirmeye başlamıştır. Göz kapakları birbirinden ayrılabilir, gözlerini açabilir. Akciğerleri gelişmiş olmakla beraber henüz hava alış verişi yapacak durumda değildir.

    Yedinci ay: Gözlerini rahatça açıp kapatabilir, ağlayabilir. Parmağını emebilir. Işığa ve sese reaksiyon gösterebilir. Organ ve sistemler gelişimlerini büyük oranda tamamlamıştır. Doğumun gerçekleşmesi halinde, özel bakım altında, hayatını devam ettirebilir.

  • Mükemmeliyetçi Aile Tutumu Ve Çocuklarda Etkisi

    Mükemmeliyetçi anne-babalar çocuklarından daima her şeyin en iyisini beklerler. Gerçekleştiremedikleri hayalleri çocukları gerçekleştirsin ve her anlamda başarılı olun isterler.Herşeyi çok iyi yapmasını, parmakla gösterilen İnsan olmasını beklerler. Bu yüzden de çocuklarını oldukları gibi kabul etmezler. Çocuklarının kapasitesini zorlarlar.Çocuğun yanlış yapmaya hakkı yoktur. Anne-babaların kuralları vardır ve çocuklar bu kurallara kesin uymalıdırlar.Mükemmeliyetçi anne-babalar çocuklardan toplum kurallarına hep uymasını beklerler. Çocuğun arkadaş çevresini anne-baba seçer.Böyle yetişen çocuklar, aşırı titiz ya da aşırı dağınık olabilirler. Kendilerine güvenleri yoktur. Başarısızlıklarında hayal kırıklığına uğrarlar, yanlış yapmaktan korkarlar. Bir fikir ya da kişi, çocuklar için ya çok olumlu ya da çok olumsuzdur.Çocuk doğal içgüdüleri ve ağır kurallar arasında sıkışıp kalır. Sürekli bir iç çatışma halindedir. Sevgi ve nefret gibi duyguyu aynı anda yaşayabilir.

  • Çocuklarda Nedensellik Kavramı

    Çocuk sürekli değişmelerle karşılaşır, acaba bunları kendi kendine nasıl açıklar?

    Farklı yaştaki çocuklardan alınan tepkiler 3 grupta toplanılır.

    1. Nedenler güdüseldir .

    -İlk yıllarda olayın nedeni ne olursa olsun neden her zaman bir insandır.

    -3-4 yaşta herhangi bir şekilde iki obje birbirine benziyor ise biri diğerine neden olur. Örneğin odadaki gölge dışarıdaki gölgenin nedeni olabilir.

    2. Nedensellik yapaydır.

    -Çocuğun ortaya koyduğu nedenler, doğrudan doğruya gerçek durumla ilgili değildir.

    -Nedenler onun hayal gücü ve yaratıcılığına karşıdır.

    3-Nedenler dinamiktir.

    -7-8 yaşındaki çocuk, sorusuna cevap aramaya başlar.

    Örnek: “Bulutlar rüzgarla hareket ediyor.” der.Nedenler daha çok mekaniktir. Örnek: “Rüzgarlar bulutu itti.” Çocuk genellemeye de gider.

    Örnek: ” Güneş ateştendir.”

    Bilgileri üzerinde fikir yürütebilir.

    Örnek: “Su hafiftir çünkü sıvıdır.

    -10-12 yaşında mantık, yetişkininki gibi gelişmiştir. Nedensellik kavramını incelemenin, çocuğun diğer kav­ramlarla ilgili düşünme şeklinin anlaşılmasına daha çok yar­dımcı olacağı sanılmaktadır.

  • Çocuklarda Korku Ve Nedenleri

    Korku, bazı ailelerde ya da okulda bir disiplin aracı olarak sık kullanılmaktadır. “Beni üzersen hastalanıp ölürüm annesiz kalırsın.” “Seni disipline vereceğim, başka okula gidersin.” gibi sözler çocukları içten içe tedirgin ederek bir süre içine sindirebilir. Buna benzer; çocuğu suçlama, sindirme ve kendine acındırma yaklaşımları çocukta korkunun gelişmesine neden olmaktadır.

    Kimi evde çocuk, korkutulmadığı halde ürkektir, korkaktır. Anneler çocuklarını hiç korkutmadan eğittiklerini söylerler ancak temelinde annenin kendisinin birçok korkusu olduğu ortaya çıkar. Örneğin annenin; yanlarına kedi köpek yaklaşınca ürküp sıçraması, evde böcek görünce çığlığı basması, kocası evde yokken çocuklarını yanına almadan yatamaması gibi davranışlar içinde olması çocukta korku duygusunun oluşmasına neden olabilir.Korkutma yönteminin hiç kullanılmadığı evlerde sıklıkla görülen başka bir durum da aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumdur. Bu tutumla yetişen çocuğa; ”Aman, düşersin!” “Çocuklara sokulma, döverler.” ” Sen karşıya geçemezsin, dur ben geçireyim.” diyerek çevrenin tehlikelerle dolu bir yer olduğu inancı aşılanır. Çocuk adım atsa yanında birisi vardır ve yardıma hazırdır. Özgürlüğü bu denli kısıtlanmış bir çocuk, neyin tehlikeli, neyin tehlikesiz olduğunu öğrenmeye olanak bulamaz. Her şeyden ürker, kendi gölgesinden bile korkar.

    Kimi evlerde sık başvurulan bir yöntem de Tanrı’yı yardıma çağırmaktır. “Sus, Allah,seni taş eder! Çarpılırsın! Allah her yaptığını görür!” gibi. Bu yönteme sık sık başvurulması, çocuğun kendini kötü hissetmesinin yanında Allah’a karşı öfke ve korku duyguları geliştirmesine yol açabilir.