Çocuk gelişimi

  • Çocukların Ana Rahminde Fiziksel Gelişimi

    Birinci ay: Embriyonun kol ve bacaklarını oluşturacak uzantılar ortaya çıkar. Baş kısmı diğer kısımlara göre çok büyüktür. Bir ayın sonunda kalp çalışmaya başlar. Beyin ve omuriliği üretecek olan nöral tüp adını verdiğimiz yapılaşma ortaya çıkar. Bu aşamada embriyonun boyu ancak ı cm kadardır.

    İkinci ay: Organ ve sistem taslakları belirginleşir. Dışarıdan bakıldığında kollar, bacaklar, kulaklar, parmaklar ve göz kapakları fark edilebilir. Boyu 4 cm kadardır.

    Üçüncü ay: Organ ve sistemler hızla gelişmektedir. El ve ayak parmakları tırnaklarıyla birlikte artık belirgin bir görünüm kazanmıştır. Doktor, özel aletlerle kalp seslerini duyabilir. Boyu 9 cm’ye ulaşmıştır.

    Dördüncü ay: Plasenta ve göbek kordonu iyice gelişmiş, besin ve artık madde alışverişi hızlanmıştır. Fetüs, annenin farkına varabileceği kadar hareket edebilir, tekmeleyebilir. işitme ve yutma yeteneği başlamıştır.

    Beşinci ay: El ve ayak tırnakları parmak uçlarına kadar uzamıştır. Artık tekmelemekle kalmaz, her tarafa dönebilir. Uyku ve uyanıklık zamanları tespit edilebilir.

    Altıncı ay: Derisi kırmızımsı buruşuk bir görünümdedir. Parmak izleri alınabilir. Kafasında ince tüyler belirmeye başlamıştır. Göz kapakları birbirinden ayrılabilir, gözlerini açabilir. Akciğerleri gelişmiş olmakla beraber henüz hava alış verişi yapacak durumda değildir.

    Yedinci ay: Gözlerini rahatça açıp kapatabilir, ağlayabilir. Parmağını emebilir. Işığa ve sese reaksiyon gösterebilir. Organ ve sistemler gelişimlerini büyük oranda tamamlamıştır. Doğumun gerçekleşmesi halinde, özel bakım altında, hayatını devam ettirebilir.

  • Mükemmeliyetçi Aile Tutumu Ve Çocuklarda Etkisi

    Mükemmeliyetçi anne-babalar çocuklarından daima her şeyin en iyisini beklerler. Gerçekleştiremedikleri hayalleri çocukları gerçekleştirsin ve her anlamda başarılı olun isterler.Herşeyi çok iyi yapmasını, parmakla gösterilen İnsan olmasını beklerler. Bu yüzden de çocuklarını oldukları gibi kabul etmezler. Çocuklarının kapasitesini zorlarlar.Çocuğun yanlış yapmaya hakkı yoktur. Anne-babaların kuralları vardır ve çocuklar bu kurallara kesin uymalıdırlar.Mükemmeliyetçi anne-babalar çocuklardan toplum kurallarına hep uymasını beklerler. Çocuğun arkadaş çevresini anne-baba seçer.Böyle yetişen çocuklar, aşırı titiz ya da aşırı dağınık olabilirler. Kendilerine güvenleri yoktur. Başarısızlıklarında hayal kırıklığına uğrarlar, yanlış yapmaktan korkarlar. Bir fikir ya da kişi, çocuklar için ya çok olumlu ya da çok olumsuzdur.Çocuk doğal içgüdüleri ve ağır kurallar arasında sıkışıp kalır. Sürekli bir iç çatışma halindedir. Sevgi ve nefret gibi duyguyu aynı anda yaşayabilir.

  • Çocuklarda Nedensellik Kavramı

    Çocuk sürekli değişmelerle karşılaşır, acaba bunları kendi kendine nasıl açıklar?

    Farklı yaştaki çocuklardan alınan tepkiler 3 grupta toplanılır.

    1. Nedenler güdüseldir .

    -İlk yıllarda olayın nedeni ne olursa olsun neden her zaman bir insandır.

    -3-4 yaşta herhangi bir şekilde iki obje birbirine benziyor ise biri diğerine neden olur. Örneğin odadaki gölge dışarıdaki gölgenin nedeni olabilir.

    2. Nedensellik yapaydır.

    -Çocuğun ortaya koyduğu nedenler, doğrudan doğruya gerçek durumla ilgili değildir.

    -Nedenler onun hayal gücü ve yaratıcılığına karşıdır.

    3-Nedenler dinamiktir.

    -7-8 yaşındaki çocuk, sorusuna cevap aramaya başlar.

    Örnek: “Bulutlar rüzgarla hareket ediyor.” der.Nedenler daha çok mekaniktir. Örnek: “Rüzgarlar bulutu itti.” Çocuk genellemeye de gider.

    Örnek: ” Güneş ateştendir.”

    Bilgileri üzerinde fikir yürütebilir.

    Örnek: “Su hafiftir çünkü sıvıdır.

    -10-12 yaşında mantık, yetişkininki gibi gelişmiştir. Nedensellik kavramını incelemenin, çocuğun diğer kav­ramlarla ilgili düşünme şeklinin anlaşılmasına daha çok yar­dımcı olacağı sanılmaktadır.

  • Çocuklarda Korku Ve Nedenleri

    Korku, bazı ailelerde ya da okulda bir disiplin aracı olarak sık kullanılmaktadır. “Beni üzersen hastalanıp ölürüm annesiz kalırsın.” “Seni disipline vereceğim, başka okula gidersin.” gibi sözler çocukları içten içe tedirgin ederek bir süre içine sindirebilir. Buna benzer; çocuğu suçlama, sindirme ve kendine acındırma yaklaşımları çocukta korkunun gelişmesine neden olmaktadır.

    Kimi evde çocuk, korkutulmadığı halde ürkektir, korkaktır. Anneler çocuklarını hiç korkutmadan eğittiklerini söylerler ancak temelinde annenin kendisinin birçok korkusu olduğu ortaya çıkar. Örneğin annenin; yanlarına kedi köpek yaklaşınca ürküp sıçraması, evde böcek görünce çığlığı basması, kocası evde yokken çocuklarını yanına almadan yatamaması gibi davranışlar içinde olması çocukta korku duygusunun oluşmasına neden olabilir.Korkutma yönteminin hiç kullanılmadığı evlerde sıklıkla görülen başka bir durum da aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumdur. Bu tutumla yetişen çocuğa; ”Aman, düşersin!” “Çocuklara sokulma, döverler.” ” Sen karşıya geçemezsin, dur ben geçireyim.” diyerek çevrenin tehlikelerle dolu bir yer olduğu inancı aşılanır. Çocuk adım atsa yanında birisi vardır ve yardıma hazırdır. Özgürlüğü bu denli kısıtlanmış bir çocuk, neyin tehlikeli, neyin tehlikesiz olduğunu öğrenmeye olanak bulamaz. Her şeyden ürker, kendi gölgesinden bile korkar.

    Kimi evlerde sık başvurulan bir yöntem de Tanrı’yı yardıma çağırmaktır. “Sus, Allah,seni taş eder! Çarpılırsın! Allah her yaptığını görür!” gibi. Bu yönteme sık sık başvurulması, çocuğun kendini kötü hissetmesinin yanında Allah’a karşı öfke ve korku duyguları geliştirmesine yol açabilir.