Çocuk

  • Çocuklarda Ev Kazalarında Ilk Yardım Semineri

    İlkyardım Eğitmeni & Hemşire Nadiye Çakır ile Çocuk Güvenliği Uzmanı Pekcan Birinci ve Psikolog Gülşah Ergin 0-3 yaş grubu çocuklarda ev kazalarında ilk yardım hakkında seminer veriyor.

    “0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Ev Kazalarında İlk Yardım ile Evde Çocuk Güvenliği ve Psikolojik Çocuk Güvenliği ”İlkyardım Eğitmeni & Hemşire Nadiye Çakır ile Çocuk Güvenliği Uzmanı Pekcan Birinci ve Psikolog Gülşah Ergin’ in vereceği seminerler ayda bir kez veriliyor ve 15 kişi ile sınırlı.

    Seminerler ücretsiz olup katılım için rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

    PROGRAM İÇERİĞİ

    Tarih: 18 Şubat 2016 Perşembe

    Yer: Özel Keşfeden Çocuklar Anaokulu

    Site Mahallesi Atay Caddesi No:88/2 Soyak Yenişehir / Ümraniye

    Tel: 0216 533 69 69

    İlgili yetkili: Berfu Hanım

    Tarih: 18.02.2016

    Saat: 13:00 – 16:00

    KONUŞMACILAR

    Nadiye Çakır- İlkyardım Eğitmeni & Hemşire
    Pekcan Birinci – Çocuk Güvenliği Uzmanı / Parkzon Çocuk Güvenlik Sistemleri
    Gülşah Ergin- Klinik Psikolog / Davranış Bilimleri Enstitüsü

    SEMİNER AKIŞI

    Toplam 3 saat Gülşah Ergin -Psikolojik Çocuk Güvenliği-

    45 Dakika Duygusal İstismar ile ihmal, fiziksel istismar, cinsel istismar, akran zorbalığı ve aile içi şiddet.

    Kahve Arası / Soru Cevap- 10 dakika
    Pekcan Birinci – Evde Çocuk Güvenliği ve Ev Kazalarına Karşı Alınacak Önlemler – 45 dakika
    Kahve Arası / Soru Cevap- 10 dakika
    Nadiye Çakır- Ev Kazalarında İlkyardım – 70 Dakika

    • Genel İlk yardım Bilgisi
    • Düşmeler ve yaralanmalarda ilk yardım
    • Yanıklarda ilk yardım
    • Zehirlenmelerde ilk yardım
    • Boğulma ve tıkanmalarda ilk yardım

    Not 1 : Bu davet 0-3 Yaş grubu çocukların ebeveynlerine yöneliktir.
    Not 2 : Organizasyonun realizasyonu için en az 10 kişilik rezervasyon gerekmektedir.

  • Bebeklerde Yere Düşme

    Bütün çocuklar şu veya bu şekilde yaramazdırlar. Kafalarını bir yere çarpar, düşer, düşürür, sıkıştırır vb. Kısaca kafalarına darbe alırlar.. Bu tür kazalar bizi üzüp canımızı sıksa da çoğunlukla hafiftir, ciddi sorunlara yol açmazlar. Ancak kafanın arkasından çarpma ve aşağıda saydığımız belirtiler görülürse tehlikeli olabilir. Çocuğunuzu hiç vakit kaybetmeden acil servise götürmeniz gerekmektedir. Bu arada doktorunuza haber verin. Bazı testler, radyolojik tetkikler yapılacaktır.

    Bilinç kaybı , nefes alma – vermede zorlanma, havale geçirme, 1 saatten fazla süren solgunluk, burun-kulak veya ağzından kan ve suya benzer sıvı gelme, durdurulamayan ağlama, huzursuzluk , kasılma – titreme nöbeti, aşırı uyku isteği, uyanmada zorluk, 1 saat içinde 2 defadan çok kusma, konuşma bozulması, gözlerini sabitleyememe , kol-bacak uzuvlarını normal hareket ettirememe, yürüyememe, artan baş ağrısı.

    • Onu sakinleştirmeye çalışın.
    • Darbe alan yere soğuk bir kompres ya da buz uygulayın.
    • Kafasına darbe alan veya çarpan çocuk kesinlikle 24 saat gözleminiz altında olsun. Normal olmayan bir şey dikkatinizi çekerse doktorunuza özellikle anlatın .
    • Travma geçiren çocuk uyuyabilir.
    • Kesinlikle siz uyumayın. Sürekli gözünüz üzerinde 24 saat bekleyin.

    NOT:
    Aşağıda sayılan çocuk grubunda travma daha risklidir..

    • 2 yaşından küçük olanlar
    • Boyundan yaralanmalar
    • Epileptik çocuklar. Yani havale nöbetleri geçiren çocuklar.
    • Cildinde kolayca morluklar oluşanlar.
    • Hareket kusuru olan çocuklar. (felç gibi)
    • Gelişme geriliği olan çocuklar.
    • Kanamaya yatkınlığı olan çocuklar.
  • Pedofiliye Karşı: “Her Okula Bir Psikolog”

    Çocukları pedofiliden korumak için ne gibi önlemler alınmalı?

    Çocuklarının başlarına gelebilecek kötü olaylar konusunda sürekli tetikte bekleyen aileler, gündeme oturan taciz ve tecavüz olaylarından sonra daha çok korkar hale geldi. HelpA Akademi kurucusu Klinik Psikolog Gülşah Sam Orhan, söz konusu olayların her an herkesin başına gelebileceği korkusunun hakim olduğunu ifade ederek, özellikle çocukların korunabilmesi için alınabilecek önlemleri anlattı.

    Çocukların bilinçaltına “güven” duygusunun doğru kodlanması gerektiğini bildiren Orhan, “Biz aileler, çocuklarımıza küçük yaştan itibaren sıcakkanlı olmayı öğretiyoruz. Yurt dışında çocuğuna baktığınızda aileler sizi terslerken, biz tanımadığımız kişilerin bile çocuklarımıza sevgi göstermesine izin veriyoruz. Ancak çocuğumuzun herkese yakın olmasını istemek, tabiri caizse ‘yabani olmayan’ çocuk yetiştirmeye çalışmak bazen hayatlarımızdan çalabilir. Çocuklarda aidiyet duygusu çok önemlidir. Çocuk kendini bir aileye ait hissettiğinde, yabancı kavramı bilinçaltında oluşmaya başlar. Bu sebeple çocuğumuza doğumdan itibaren ebeveyni olduğumuzu ilgimiz ve davranışlarımızla yansıtmak zorundayız. Yabancılarla arasına sınır koymalı, herkesin ona dokunmasına izin vermemesi gerektiğini ona yansıtmalıyız. Sık bakıcı değiştirmemeli, çocuğun tanıdık yüzlere alışmasını sağlamalıyız. Herkesle samimi olan çocukların ilerleyen yıllarda yabancılardan çekinmediği, bazen kişilik bozukluğu olan insanların peşine takılıp gittiği gerçeği aşikar. Geçtiğimiz yıllarda bunun örneğini Erzurum’da kaçırılıp öldürülen Musa örneğinde görmüştük. Katilinin elinden tutup sakin sakin ölüme doğru ilerlemişti. Güvenlik ve aidiyet duygusu çocukta oturduğunda, çocuğumuzun bilinçaltında yabancılarla oto-sınır sistemi oluşacak ve çocuk iletişimini gerektiği düzeyde tutmayı öğrenecektir” dedi.

  • Oto Koltuğu Için Doktorlar Ne Öneriyor?

    Oto koltuğu için doktorlar ne öneriyor?

    Bebeğinizi dışarda ve araç içinde taşımanın en güvenli yolu oto koltuğu kullanmaktır. Bazı anneler tereddüt etse de oto koltukları bebekler için en uygun oturma pozisyonu sunar. Yine de bebeğinizin öne doğru fazla eğik olduğunu ya da koltuğa gömüldüğünü düşünüyorsanız – bebeğiniz geriye doğru yatmalı ve hava yolunda baskı oluşmamalı – kalçasının ve kılıfın altına destekleyici küçük bir havlu koyabilirsiniz. Kışın bebeğinizin üstünü bebeğinizi giysileriyle oturtup bağladıktan sonra örtün. Kemerleri her zaman kullanın. Oto koltuğunun iyice bağlandığından, sert dönüşlerde yerinden çıkmayacağından emin olun. Bebeğinizin doğum ağırlığı düşükse portbebe şeklinde olan ve tamamen yatacağı ama araca bağlanabilen bir oto koltuğu kullanmak daha iyi olabilir.

    Ağırlık gruplarına göre oto koltukları

    Ağırlık limitinin önemini anlattıktan sonra ECE R44/04 düzenlemesinde de tanımlanan oto koltuğu tiplerini ağırlık aralığına göre artı ve eksileriyle özetleyelim.

    Grup 0 Bebek Oto Koltukları
    Doğumdan başlayarak 10 kg ağırlığa kadar kullanılan Grup 0 bebek oto koltukları için bulacağınız az sayıda ürünün neredeyse tamamı portbebe şeklinde olacak. Güvenlik sertifikası olup araca bağlanabilen sadece birkaç model portbebe olduğu için – bu birkaç modelin fiyatı da oldukça yüksek olacak – anne babalar daha çok seçenek olan ve yine doğumdan başlayarak kullanılan Grup 0+ ürünlerini tercih ediyor. Bebeğiniz erken dünyaya geldiyse, doğum ağırlığı düşükse portbebe kullanmak daha sağlıklı bir seçenek olabilir.

  • Çocuk Ve Akran Zorbalığı: Siber Zorbalık Nedir? Çocuklarda Siber Zorbalık Belirtileri Nelerdir?

    Siber zorbalık, akran zorbalığının diğer çeşitlerinde olduğu gibi güç eşitszliğinin olduğu tekrarlı zarar verici davranışlardan oluşur.Siber zorbalık, Sms, E-posta, sohbet odaları, web sitelerindeki postlar, online resimler, anında mesajlaşma ile yapılabilir. Siber zorbalığın, diğer zorbalık türlerinden ayıran bir kaç bireysel özellği vardır:siber-zorbalik

    Anonimlik: Akran zorbalığın diğer çeşitlerinde zorba fark edilebilir ve gerekli müdahale yapılabilir, kimliği anonim değildir. Ancak siber zorbalık da bulanan çocukların bir çoğunun kimliği anonimdir. Siber zorbalığa uğrayan çocuk ise zorbanın kim olduğunu ancak tahmin edebilir pozisyondadır.

    Ulaşılabilirlik: Siber zorbalık dışındaki tüm zorbalık türlerinde çocuk okul yolunda, serviste veya okulda koridorda zorbalığa uğrar. Siber zorbalık da ise zorba , çocuğa 7/24 ulaşabilir, diğer türlerdeki gibi zorbalık çocuğun belirli bir yaşam alanında sınırlı kalamaz.

    Cezalandırılma Korkusu: Siber zorbalığa maruz kalan çocuk genellikle bunu güvendiği bir yetişkin ile paylaşmaktan kaçınır bunun olası 2 nedeni vardır. Birincisi, siber zorbalığı uygulayan kişiler bunu öğrendiğinde ondan öç almak isteyebilirler. Diğeri ise siber zorbalığa uğradığını öğrenen anne/baba çocuğunun teknolojik aletler ile olan ilişkisini kaldırabilir. Bu siber zorbalığa uğrayan çocuk için cezalandırılma gibi gelebilir.
    Görgü Tanıkları-Seyirciler:Akran zorbalığı genellikle bir kaç seyircinin olduğu ortamda yapılır. Siber zorbalık da ise görgü tanıkları, seyirciler maillerin iletilmesi, resimlerin sosyal medyaya konulması ile milyonlara ulaşabilir.

    Şartlı Refleksin Yitimi: İnternet ortamında anonim olabilen çocuklar günlük hayatlarında yüz-yüze yapmayacakları davranışları sergileyebilir.Anonim olduklarında zorbalık yapabilme gücü kazanırlar.

  • Hazır Değilken Çocuk Sahibi Olmak Ve Çocuk Istismarı

    Çocuk istismarı hakkında hepimiz az ya da çok fikir sahibiyiz ama evliliklerde ve ayrılıklarda çocuk istismarı dediğimizde başlık biraz farklı gelebilir. Evet başlık farklı ama aslında birçok evde yaşanan olayı anlatmak için bundan daha uygun bir başlık olamazdı.

    EVLİLİĞİN KURTARICISI ÇOCUKLAR…

    Evliliklerde çocuk, evliliği zenginleştiren bir unsurdur ancak maalesef hala sorunlu giden evlilikleri kurtarmak üzere bir can simidi gibi görüldüğünü vurgulamak isterim. Oysa çocuk sorunsuz evliliklerde bile evliliği, getirdiği sorumlulukla ciddi bir sorunlar odağı haline getirebilir.

    Düşünün, henüz birbirine yeni ısınan, birlikte bir hayat düzenine alışmaya çalışan kadın ve erkek yeni kazanmış oldukları eş statüsüne uyum göstermeye çalışırlarken, beklenmedik bir anda, hiç hazır olmadıkları zamanda gelişen bir hamilelik sonrasında dünyaya gelen bebekle bir anda anne baba statüsüne geçmek zorunda kalıyorlar. Bu durum birçok insan için ‘aa ne şirin’ şeklinde karşılanabilir ancak gerçek hayatta durum bu kadar şirin olmayacaktır.

    SORUN, ÇOCUK SAHİBİ OLMAYA HAZIR OLMAMAK

    Eşlerin birlikte gezip tozmak ve yeni hayatlarına alışmak üzere yaptıkları tüm planlar kalkacak ve gece uykusuzlukları, doktor kontrolleri, çocuk hastalıkları, eve kapanmalar, artan masraflar, ağlamalar ve yoğun stres hayatın akışını değiştirecek. Bu noktada durum kadın ve erkek için ayrı ayrı yön değiştirmeye başlayacak. Örneğin erkek, eşinin sadece bebekle ilgilendiğini ve kendisine zaman ayıramadığını düşünerek içine kapanacak, kadın ise doğumla beraber bedeninin bozulduğunu düşünerek, eşinin kendisinden uzaklaşmasını da çekiciliğini kaybetmesine bağlayacaktır. Ek olarak annenin hamilelik ve doğum sonrası depresyonu yaşayabileceğini de düşünürsek bebek hiç hazırlıklı olunmayan pek çok soruna yol açacaktır. Sorun evliliğin ilk yıllarında çocuk sahibi olmak değildir, sorun çocuk sahibi olmaya hazır olmamaktır. Ya da taraflardan birinin istememesine rağmen diğer eşin çocuk konusundaki ısrarı evliliği sorunlu aşamaya getirecektir.

  • Cinsel Istismara Uğrayan Çocuğa Nasıl Davranmak Gerekir?

    Cinsel istismarın aileler tarafından üstünün örtülmesinin çocuğun güvensizliğine neden olacağını söyleyen Psikolog ve Aile Danışmanı M. Berk Karaoğlu, cinsel istismara uğramış çocuğa ailelerin nasıl davranılması gerektiğini anlattı…

    Cinsel istismar, psiko- sosyal gelişimini tamamlamış bir erişkinin, psiko-sosyal gelişimini tamamlamamış bir çocuğu cinsel uyarım amaçlı kullanmasıdır.

    CİNSEL İSTİSMAR SONRASI OLAYIN ÜSTÜ ÖRTÜLMEMELİ

    Öncelikle cinsel istismar travmatik bir durumdur ve cinsel istismarın olumsuz etkileri belki çok uzun yıllar sonra bile çeşitli kişilik problemleri ve klinik psikopatolojiler ile ortaya çıkabilir. Cinsel istismar travmasının sonuçlarının ileri dönemlerde de çıkabileceğini ebeveynlerin özellikle bilmesi gerekir çünkü maalesef alınan bilgilere göre çoğu ebeveynin çocuğunun cinsel istismarı sonrasında olayın üstünü örtme ve olayı kapama davranışlarının olduğu görülebilmektedir.

     

    EBEVEYNE KARŞI GÜVENSİZLİĞE SEBEP OLABİLİR

    Ebeveynlerin bu tutumuna neden olan bazı düşünce kalıplarının ise olayın çevre tarafından duyulmaması, çocuğunun etiketlenmesini istememe, çocuğunun zaten bu durumu oyun sanıp anlamamış olma ihtimali gibi durumlar olduğu belirtilmektedir. Ancak özellikle çocuğun yaşı küçükse, okul döneminden önce yani 6 yaşından küçük daha soyut olarak olayları anlamlandıramayacak yaştaysa ebeveynlerinin olayın üstünü örtmesi ve şüpheliye dair herhangi bir girişimde bulunmamaları çocukta ebeveynlerine karşı bir güvensizlik ya da kendi öz benliğine yönelik suçluluk hisleri duymasına sebep olabilir.

    ÇOCUK KORUYUCU PSİKOLOJİK DESTEK KAPSAMINA ALINMALI

    Aslında ebeveynlerin, çocuğun istismara maruz kalmadan gereken önlemleri almaları, çocuğa yaşına uygun cinsel bilgilerin verilmesi ve vücuduna dokunulma ile ilgili bazı öğretilerin yapılması, tuvalet için yardım isteyebileceği durumlarda kimlerden ne şekilde, ne ölçüde yardım isteyebileceğinin somut örneklerle anlatılması, internette güvenli ve sınırlı kullanıma yönelik genel kontrollerin sağlanması gibi tedbirleri koruyucu psikolojik destek kapsamında almaları gerekmektedir.
    HAYAL DÜNYALARINDA CİNSEL DAVRANIŞLAR YOKTUR

  • Telefon Ve Kablosuz Modemler Çocukları Olumsuz Etkiliyor

    Çocuklar ve gelişim çağındaki ergenlerde cep telefonu kullanımı artık yetişkinlerden farksız ve cep telefonu sadece “alo” deyip sms gönderdiğimiz bir cihaz değil. İnternete girdiğimiz, e-mail aldığımız hatta neredeyse bilgisayarımızın yerine geçen “akıllı telefonlar” var.

    Çocuklar ve gelişim çağındaki ergenlerin cep telefonu kullanımında, beyin kanseri riski yetişkinlere göre beş kat daha fazla. İsveç’teki Orbero Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kjell Mild verdiği bilgilere göre çocuklar ve ergenler cep telefonunu sadece çok gerekli olduğu zamanlarda kullanmalı ya da hiç kullanmamalı. Peki neden?

    Çocuklar ve gelişim çağındaki ergenlerin beyin sinir sistemi tam gelişmediği, yani büyüme ve gelişme sürecinde olduğu için cep telefonunun yaydığı radyasyondan yetişkinlere göre 5 kat daha fazla etkileniyorlar. İsveçli bilim adamları günümüzde cep telefonlarının yaydığı radyasyon emisyon oranlarının endişe verici olduğunu ve gözden geçirilmesi gerektiğini belirtiyorlar.

    Cep telefonuna kardeş radyasyon tehlikesi kablosuz modemler ve 3G şebekeleri
    Çocuklardaki cep telefonu hassasiyetinin aynısı günümüzde, evimizde ve iş yerimizde internete bağlanırken kullandığımız kablosuz (wi-fi) modemler için de geçerli. Kablosuz modemlerin çevreye yaydığı bağlantı sinyali cep telefonlarıyla aynı frekansta ve aynı şekilde etki ediyor.

    Avrupa komisyonu, Mayıs 2011’de yayınladığı tavsiye raporunda üye ülkelerin ilk ve orta dereceli okullarında, gelişim çağındaki çocuklar için radyasyon tehlikesinden ötürü kablosuz internet ağlarının yasaklanması gerektiğini ifade etti. 2007 yılında İngiltere’de, birçok ilk ve orta dereceli okul, kablosuz internet ağını RADYASYON TEHLİKESİ SEBEBİYLE kaldırdı.

    Peki bu radyasyon çocuğa nasıl zarar veriyor?
    Sürekli cep telefonu ve kablosuz internet kullanan çocuk kanser olur mu? Hayır, ama yukarıda bahsettiğim gibi, gelişim çağında sürekli radyasyona maruz kaldığı için ileride kansere yakalanma riski çok yüksek.

    Ne yapabilirsiniz?

    Cep telefonu için:

    • Çocuğunuzun cep telefonuyla konuşmasından ziyade sms atmasını teşvik edin.
    • Gereksiz yere cep telefonu kullandırmayın.
    • Cep telefonuyla illâ konuşması gerekyorsa kulaklıkla veya hoparlörle konuşsun.
    • 3G şebekesini kullanan cep telefonları normal GSM şebekelerine göre yüzde 50 daha fazla radyasyon yayar; hızlı internet hizmeti verdiği için frekans yüksektir. Bu da radyasyonu artırır.

    Kablosuz internet (WIFI) için:

    • Çok gerekmiyorsa evde kablosuz ağ kurmayın. Kablolu nodemlerle bilgisayarınızdan bağlanın.
    • Eğer gerekliyse kablosuz modeminizi çocuklarınızın yaklaşamayacağı uzak yerlere en az 2 metre öteye kurun ve yerleştirin.
    • Kablosuz modemin kullanıcı arayüzüne girerek sinyal şiddetini düşürün. Bunun için kablosuz modeminizi aldığınız firmadan teknik destek alabilirsiniz. Bağlantı sinyali ne kadar yüksekse o kadar fazla radyasyon söz konusudur.
  • Çocuğunuzu Internetin Tehlikelerinden Koruyun!

    Çocuğunuzu internette bekleyen tehlikelerden korumak büyük önem taşıyor. Peki, ama bunu nasıl başaracaksınız? İşte, uzmanından öneriler…

    İnternetin çocuklar için ne kadar tehlikeli olduğunu belirlemek için yapılan bir araştırmadan çıkan sonuçlar aileleri endişelendirirken, uzmanlar ailelere çocuklarını kötü niyetli kişilerden korumak için öncelikle rol model eksikliğini gidermelerini öneriyor. Klinik Psikolog Gülşah Sam Orhan: “Çocuklar ergenliğe dek karşı cinsten ebeveynine hayranlık duyar. Eğer anne veya babasından birisi bir şekilde çocuğun hayatında yer almıyorsa rol model eksikliğini başka şekillerde doldurmaya çalışır”

    Nasıl korumamız gerektiğini bilmiyoruz

    Araştırma sonuçlarına göre, 11 yaşında bir kız çocuğu adına açılan sahte profilin sohbet odalarında ahlaksız mesajlara maruz kalmasının ailelerde korku yarattığını ifade eden Klinik Psikolog Gülşah Sam Orhan, günümüzde çocukların hem bilgisayarları hem de cep telefonlarında kullandıkları internetin, yaşamlarının çok önemli parçası haline geldiğini kaydetti.

    Ailelerin bilgisayar ve interneti çocuklardan uzak tutma konusunda çaresiz kaldığını bildiren Orhan, “Bir yandan çağın gereklerini yerine getirme durumu varken, diğer yandan çocuklarımızı nasıl korumamız gerektiğini ne yazık ki bilmiyoruz. Ailelerin alabileceği önlemlerle internette karşılarına çıkabilecek kötü niyetli kişilerden çocuklarımızı koruyabilmek mümkün” dedi.

    Çocuğun doğru rol model bulması şart

    Çocukların ergenliğe dek karşı cinsten ebeveynine hayranlık duyduğunu, eğer anne veya babasından birisi bir şekilde çocuğun hayatında yer almıyorsa rol model eksikliğini başka şekillerde doldurmaya çalışacağını anlatan Orhan, şöyle devam etti:

  • Bilgisayar Bağımlısı Çocuklara Dikkat!

    Hipertansiyon konusunda açıklamalarda bulunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Pediatrik Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gürkan Genç, çevresel etkenler ve fiziksel değişikliklerden etkilenen toplumda hipertansiyon hastalığının göz ardı edildiğini belirtti.

    Genç, “Hipertansiyon belli bir yaş grubunun ya da erişkinlerin bir hastalığı değildir. Hipertansiyon birçok hastalık için de risk faktörü özelliği taşımaktadır. Kontrolsüz-tedavisiz hipertansiyon ani bir yükseliş olduysa dakikalar saatler içerisinde, yavaş bir yükselme oldu ise süreç içerisinde çeşitli organ hasarlarına neden olmaktadır. Bu hasarlar ileriki yaşlarda ortaya çıkabilmekte ve kişinin yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkileri olmaktadır. Tedavi edilmeyen hipertansiyon, göz, beyin, böbrek ve kalp gibi organlarda hasara ve çeşitli fonksiyonel bozukluklara yol açmaktadır. Tansiyon yükselmesi hemen her zaman bulgu vermediğinden çocukluk yaş grubundan itibaren (3 yaşından sonra) rutin olarak tansiyon kontrollerinin yapılması ve gerekli ise önlemlerin erken dönemde alınıp ileriki yaşlardaki problemlerin önüne geçilmesi veya riskin azaltılması olasıdır” diye konuştu.

    “ÇOCUKLARDA AŞİKAR HİPERTANSİYON YÜZDE 20’LERE ÇIKMAKTA”

    Gelişmiş toplumların obezite artışı ile birlikte hipertansiyon sıklığında da belirgin bir artış gözlendiğini ifade eden Gürkan Genç, “Çocuk hastaların ya da sağlam çocukların dahi rutin kontrollerde tansiyon ölçümleri ne yazık ki yapılmamakta ve önemsenmemektedir. Bu aşamada ailelerin bilgilendirilmesi, çocukların hasta olmasalar bile tansiyonlarının en azından yılda bir ölçülmesi gerekmektedir.

    Günümüzde artık çocuklar bilgisayar başından kalkmamaları, daha fazla harekesiz zaman geçirmeleri, fazla tuzlu yemeleri nedeniyle hipertansiyon daha da önem kazanmıştır. Çocuklarda aşikar hipertansiyon oranı yüzde 4-5’lerden obez çocuklarda yüzde 20’lere çıkmaktadır. Bununla birlikte pre-hipertansiyon dediğimiz aşikar olmayan ancak yüksek olan ve hipertansiyon geliştirme riski nedeni ile takip edilmesi gereken hastaların oranı ise normal çocuklarda yüzde 12 ila 22 arasındadır. Bu nedenle çocukta hipertansiyon erişkin döneminin sağlıklı geçmesi açısından önemsenmelidir. Çocuklardaki baş ağrısı, mide bulantısı, burun kanaması, çarpıntı, huzursuzluk, görme bozukluğu, halsizlik gibi semptomların mutlaka değerlendirilmesi, semptom olmamasının hipertansiyonu ekarte ettirmediği ve gereken önlemlerin erken alınması gerekliliği hatırlanmalıdır” şeklinde konuştu.