Çocuk

  • Türkiye’de Aile İçi Şiddet Ve Çocuk İstismarı

    Aile içi şiddet ve çocuk istismarı maalesef pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’ de de oldukça yaygın ve önemli bir sorundur. Yaşanan şiddet ve istismarın çok büyük bir bölümü gizli kalmaktadır.

    Türkiye’ de 2005 yılı verilerine göre son 5 yılda, haklarında koruma kararı alınan ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda barınan toplam 14.398 çocuğun 2.678’i (% 18,6’sı) anne babası tarafından ihmal ve/veya istismar edilmiş çocuklardır.

    Öte yandan, toplumun önemli bir kısmı pek çok davranışı, şiddet ve istismar içermesine rağmen olağan ve hatta gerekli olarak görmektedir. Örneğin, eşler arası dayak, anne babanın çok küçük yaştan itibaren bebeğine karşı fiziksel güç kullanımı, sözel ve duygusal aşağılama vb. oldukça yaygındır.

    Şiddet ve istismar ortamında büyüyen çocuklarda en sık görülen duygusal ve davranışsal problemler arasında davranım sorunları, kaygı bozuklukları ve özgüven eksikliği sayılabilir. Süreğen yoğun şiddet ortamı çocuğun aşırı dürtüsel davranış tepkileri geliştirmesine, çözüm üretme yöntemi olarak -model olarak gördüğü- şiddeti kullanarak kendini savunmaya çalışmasına ya da öğrenilmiş çaresizlik duygusuyla içine kapanmasına ve sosyal ortamlardan uzaklaşmasına yol açabilir.

    Çocuk ve gençlerde cinsel kötüye kullanım ülkemizde de sanıldığının aksine çok yüksek oranlardadır. Cinsel kötüye kullanımda çocuk için birçok risk etmeni söz konusudur. Ancak bunlar arasında en önemli rolü oynayan, ailesel etmenlerdir. Çalışmalarda, cinsel kötüye kullanıma güvenli ailesel bağı olmayan bireylerde daha sık rastlandığı görülmüştür. Zayıf anne baba-çocuk ilişkisi, anne ve baba arasındaki zayıf ilişkiler, koruyucu anne ve babanın bulunmayışı cinsel taciz riskini artırmaktadır. Aynı şekilde çocukta bir psikiyatrik bozukluğun bulunması (zeka geriliği gibi) çocuğun cinsel kötüye kullanım riskini artırmaktadır.

  • Bebeklerde Koruyucu Aile

    Çeşitli nedenlerle öz ailesi yanında bakılamayan çocukların, kısa veya uzun süreli olarak bakımlarını üstlenen aile ya da kişilerin yanında, devlet denetiminde yetiştirilmeleri olarak tanımlanmakta ve bu hizmeti veren aile ya da kişilere KORUYUCU AİLE denilmektedir.

    Koruyucu aile bakımının, çocuğa sağladığı aile ortamı çocuğun psikososyal gelişiminin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Kurum bakımının çocuk üzerindeki etkilerine yönelik yapılan araştırmalar incelendiğinde de bu bakım türünün sadece pahalı olmadığı, çocuğun gelişimini bazı yönlerden eksik tamamlamasına da yol açtığı ortaya çıkmıştır. Bu nedenle tüm dünyada korunmaya muhtaç çocuklar için en çok tercih edilen bakım şekli koruyucu aile bakımıdır.

    Koruyucu aile hizmetinde amaç, çocuk için karmaşık ve sorunlu olan bir dönemde ona özenli davranarak çocuğun bu dönemi örselenmeden geçirmesini ve normal hayatını devam ettirmesini sağlamaktır. Koruyucu aile yanına yerleştirilen çocuklar; öz ailesi bulunan, öz ailesince bir süre için bakılamayan, çeşitli nedenlerle evlat edindirilme şansını tümüyle yitirmiş olan, kız ya da erkek, sağlıklı ya da engelli, tek ya da kardeş olan, durumunun koruyucu aile yanına yerleştirilmeye uygun olduğu sosyal çalışmacı tarafından belirlenmiş çocuklardır.

    Bu yasal çerçevede, haklarında korunma kararı alınmış çocukların koruyucu aileler yanına yerleştirilmeleri için öz ailelerinden muvafakat alınması zorunluluğu yoktur. Bu çocuklar ailelerinden izin alınmaksızın uygun kuruluşlara ya da koruyucu aileler yanına yerleştirilebilmektedir. Koruyucu aile yanına en fazla 3 çocuk, aynı anda yerleştirilebilir.

  • Ev Kazaları Çocuklar Için Ölümcül

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Profesörü Dr. Metin Karaböcüğlu , ev kazalarının çocuk ölümlerinde ve sakatlıklarındaki etkisi ile kazaları önlemek için ailelere düşen görevler hakkında bilgi verdi.

    Kazalar, çocukluk çağındaki ölüm nedenleri arasında beşinci sıradadır. Düşmeler en sık rastlanan yaralanma sebebi, trafik kazaları ise en ölümcül olanıdır. ABD’de her dört çocuktan biri yılda bir kez ev kazasına uğrayarak tedavi görmektedir. Yine her yıl 14 yaşın altındaki yaklaşık 12.000 çocuk kazalardan dolayı hayatını kaybetmekte, 50.000 çocuk ise sakat kalmaktadır. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre, kaza sonucu ölümler ilk beş ölüm nedeninden biridir.

    Çocuklar için ölümcül olabilecek kazalar; düşme, boğulma, tıkanma, suda haşlanma, ateşle yanma, zehirlenme, temizlik maddelerini içme, yeme, ilaç zehirlenmeleri ve trafik kazalarıdır.

    Çocuklar en çok merak nedeniyle kaza yapıyor

    Çocuklar, çevrelerindeki nesnelere aşırı ilgi gösterdikleri ve merak ettikleri için kazalara maruz kalıyor. Çocukların, çevrelerini öğrenmek, büyüklerini taklit etmek, dünyayı tadarak tanımaya çalışmak, tehlikeyi değerlendirememek, anlama kabiliyetlerinin kısıtlı olması gibi özelliklerinin yanı sıra;

    • El ve vücut becerileri yetişkinlerden azdır.
    • Görme alanları yetişkinlerden daha dardır.
    • Vücut oranları yetişkinlerden farklıdır. Örneğin kafaları daha büyüktür, dar alanlara kolayca sıkışabilirler.
    • Vücutlarının ağırlık merkezi başa daha yakın olduğu için tepetaklak düşebilirler.
    • Ev aletlerinin kabloları, prizler, musluklar ilgi alanlarıdır.
    • Delik ve küçük aralıklara çivi, firkete, tel, kibrit çöpü gibi nesneler sokmaya bayılırlar.
    • Sıcak cisimlere yapışıp yanabilirler.
    • 1-3 yaş arası çocuklar (yüzme bilmemelerine rağmen) sıcak banyo küvetlerine, yüzme havuzlarına, büyük su birikintilerine atlamayı severler, bu nedenle boğulma riskleri daha fazladır.
  • Çocuk Hakları Nelerdir?

    UNICEF Kaynaklarından Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin Kısaltılarak Alınan ve Çocukların Diliyle İfade Edilen Özeti

    Dünyada barış ve güvenliği sağlamak için 24 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler Örgütü, 10 Aralık 1948 tarihinde “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”ni kabul etmiştir. Bu nedenle 10 Aralık tarihiyle başlayan hafta dünyada “İnsan Hakları Haftası” olarak kabul edilir.

    Konumuz çocuklar olduğu için bizde sizlere çocukların sahip olduğu hakları hatırlatmak istedik. Biliyorsunuz ki bugün dünyada çocuklar insan haklarına sığmayan birçok olaya maruz kalıyorlar, onlara daha iyi ve daha güvenli bir yaşam sunabilmemiz için onların sahip olduğu bu hakları bilmeli ve sonuna kadar saygı göstermeliyiz.

    Madde 1 : Ben çocuğum. On sekiz yaşına kadar bir çocuk olarak vazgeçilmez haklara sahibim.

    Madde 2 : Bu sözleşmedeki haklar bütün çocuklar içindir; beyaz çocuk, kara çocuk, kız çocuk, erkek çocuk fark etmez. Doğduğumuz yer, konuştuğumuz dil de fark etmez. Büyüklerimizin inançlarının, görüşlerinin farklı olması yüzünden çocuklara ayrım yapılmaz. Bu haklara sahip olmak için çocuk olmak yeterlidir.

    Madde 3 : Büyükler, çocuklarla ilgili bütün yasalarda, bütün girişimlerde önce çocukların yararlarını düşünürler. Büyüklerimiz bu ödevlerini yapamıyorsa devlet çocuklara bakar ve korur.

    Madde 4 : Haklarımızın uygulanması için gereken her türlü çaba gösterilir. Haklarımdan yararlanmam bütün devletlerin güvencesi altındadır.

    Madde 5 : Bizi büyüten, yol gösteren büyüklere bizi daha iyi yetiştirsinler diye yardım edilir.

    Madde 6 : Çocukların yaşamını korumak herkesin ilk görevidir.Yaşamak her çocuğun en temel hakkıdır.

    Madde 7 : Her çocuğa doğduğunda bir isim konur. Devlet bu ismi kaydeder. Çocuğa kimlik verir. Artık çocuk o devletin vatandaşı olur.

    Madde 8 : Konan ismim, kazandığım vatandaşlık hakkım ve aile bağlarım korunur. Bunları değiştirmek için baskı uygulanmaz. Bunlar benden alınırsa bütün devletler ona karşı çıkar.

    Madde 9 : Çocuğu ailesinden kimse koparıp alamaz. Ama bazen de anne baba çocuğa bakamaz durumda olabilir. Çocuk bu durumdan zarar görebilir. Çocuk zarar görmesin diye çocuğa başka bir bakım sağlanır.Bu bakım sırasında çocuk anne babasıyla düzenli görüşebilir.

    Madde 10 : Ayrı ülkelerde yaşayan anne baba ve çocukların birlikte yaşamaları için her türlü kolaylık gösterilir.

    Madde 11 : Çocuklar anne babalarının birlikte izni ve haberi olmadan başka ülkelere götürülmezler, oralarda bırakılmazlar. Bunu yapanlara karşı mücadele edilir.

    Madde 12 : Beni ilgilendiren konularda benim de görüşlerim alınır. Büyükler beni dinlerler. Düşüncemi öğrenmeye özen gösterirler. Çok küçüksem bir büyük de benim adıma konuşabilir.

    Madde 13 : İsteklerimi ve düşüncelerimi seçtiğim bir yolla açıklayabilirim, resmini çizebilirim ya da yazabilirim. Ama bazı konularda başka kişiler ve toplum zarar görecekse o konudaki kurallara da uymam gerekir.

    Madde 14 : Biz çocukların düşüncelerini geliştirmeleri ve istedikleri dini seçmeleri hakkına saygı gösterilir. Bu konuda bizi yetiştirmekle yükümlü olan büyüklerimizin de bize yol gösterme hakları ve görevleri vardır. Onlara da saygı gösterilir.

    Madde 15 : Arkadaşlarımla barış içinde toplanabilirim. Dernekler kurabilirim. Kurulu derneklere üye olabilirim.

    Madde 16 : Çocuklar onurlu ve saygın birer insandır. Hiç kimse onların onurlarını kıramaz, onları küçük düşüremez, yaşadığı konut ve kurumdaki özel yaşantısına karışamaz. Bu haklarımız yasalarla korunur.

    Madde 17 : Kitle iletişim araçları önemlidir, her türlü iletişim aracını kullanarak kendim için bilgi alabilirim.

    Madde 18 : Yetiştirilmemizden en başta anne babamız ya da onların görevini üstlenmiş büyüklerimiz sorumludur. Onların bu görevlerini en iyi biçimde yapabilmeleri için her türlü kolaylık sağlanır, gerekiyorsa yardım edilir.

    Madde 19 : Yetişmemizden sorumlu olanlar bu haklarını çocuklara zarar verecek şekilde kullanmazlar. Çocukların bu tür zararlara uğramaması için her türlü önlemi almak devletin görevidir.

    Madde 20 : Çocuklar ailelerinden yoksun kalabilirler. Bazı aile ortamları ise çocuklar için yararlı olmayabilir. İşte o zaman çocukların devletten özel koruma ve yardım alma hakları vardır. Devlet bu görevini çocuk için uygun aile bularak ya da onlara bakacak kuruluşlara yerleştirerek yapar.

    Madde 21 : Anne babasıyla olamayacak çocukların aile yoksunluğu çekmemesi için onlara iyi aileler bulunur. Bunun için çok dikkatli bir araştırma yapılır.

    Madde 22 : Çocuklar başka ülkeye gitmek zorunda kalırlarsa o ülke de çocukları korur. Birbirinden ayrı kalan anne ve baba birleştirilmeye çalışılır.

    Madde 23 : Özürlü çocuklar özel olarak korunurlar. Kendilerine yeten saygın birer insan olmaları sağlanır. Devlet onların bakımları, eğitimleri ve iş sahibi olmaları için gerekli kurumları oluşturur. Ailelerine her türlü yardımı yapar.

    Madde 24 : Sağlığım ve hastalıklardan korunmam, devletin ve toplumun güvencesi altındadır. Bunun için beslenmeme, aşılarımın yapılmasına, çevrenin temizliğine dikkat edilir. Hastalanırsam tedavi edilirim.

    Madde 25 : Kreşler, çocuk yuvaları, yurtlar, okullar, çocuk hastaneleri çocukların haklarına uygun olarak, çocuklara daha iyi bakmak için yeniden düzenlenirler.

    Madde 26 : Bütün çocukların sağlıkları, eğitim hakları, beslenme ve bakımları güvence altına alınır.

    Madde 27 : Bana bakmakla yükümlü olanlara bana daha iyi bir yaşam sağlamaları için gerekirse giyim, barınma ve beslenme konularında yardım edilir, destek olunur.

    Madde 28 : Eğitimimi eksiksiz yapabilmem için desteklenir ve korunurum. İlköğretim herkes için parasızdır, kız olsun erkek olsun her çocuk için zorunludur.

    Madde 29 : Devlet, benim tüm insanlar arasında dostluk ruhuyla, özgür bir toplumda, sorumluluk üstlenecek şekilde yaşamamı sağlar.

    Madde 30 : Azınlık grubun çocuklarına da herhangi bir ayrım yapılmaz, devlet azınlık gruplardan gelen çocukların haklarını da korur.

    Madde 31 : Boş zamanlarımı değerlendirmem, oynamam, eğlenmem için çocuk bahçeleri, çocuk kulüpleri, kitaplıklar, spor okulları açılır. Her çocuk böyle faaliyetlere özendirilir. Bunlardan yararlanmak hepimizin hakkıdır.

    Madde 32 : Ben çocuğum. Büyükler gibi bir işte çalışamam. Ben okula gider ve oynarım. Eğer çalışmak zorunda kalırsam yapacağım iş eğitimime engel olmamalı, sağlığımı bozmamalı, bende zararlı alışkanlıklar yaratmamalıdır.

    Madde 33 : Çocuklar zararlı maddelere karşı korunurlar. Bunları üretenler ve çocuklara verenlere cezalandırılırlar.

    Madde 34 : Bedenim bana aittir. Beni bedensel ve ruhsal yönden örseleyecek hiçbir yaklaşıma izin verilmez.

    Madde 35 : Çocukları kaçırıp kötü kişilere satan, onları uygunsuz şekilde çalıştırmak isteyenlerle tüm devletler mücadele ederler. Çocukları korurlar.

    Madde 36 : Büyükler kendi çıkarları için çocukları kullanamazlar.

    Madde 37 : Hiçbir çocuk insanlık dışı yöntemlerle ya da aşağılanarak cezalandırılamaz. Çocuklar suç işlemişse uygulanacak cezalar yaşına uygun gelişmelerini engellemeyecek şekilde ve eğitsel olmalıdır.

    Madde 38 : İnsanların birbirlerini öldürmesi kötüdür. Savaş insanların birbirlerini öldürmesidir. Çocuklar savaştan korunmalıdır. On beş yaşından küçük hiçbir çocuk askere alınmaz.

    Madde 39 : Eğer çocuklar çeşitli nedenlerle zarar görmüşlerse bedensel ve ruhsal sağlıklarına yeniden kavuşmaları için tüm önlemler alınır. Yeniden topluma kazandırılırlar.

    Madde 40 : Çocuklar suçun ne olduğunu bilmezler. Bilerek ve isteyerek kimseye zarar vermezler. Suç işleyen çocukların yeniden topluma kazandırılması için özel yasalar çıkarılır, özel kuruluşlar oluşturulur.

    Madde 41 : Eğer bir ülkenin yasaları bu çocuk hakları sözleşmesine uygunsa değiştirilmez. Değilse değiştirilir.

    Madde 42 : Çocukların haklarına ilişkin tüm bu ilkeleri hem çocuklar hem de büyükler öğrenmeli ve öğretmelidir.

  • Çocuklarda Ev Kazalarında Ilk Yardım Semineri

    İlkyardım Eğitmeni & Hemşire Nadiye Çakır ile Çocuk Güvenliği Uzmanı Pekcan Birinci ve Psikolog Gülşah Ergin 0-3 yaş grubu çocuklarda ev kazalarında ilk yardım hakkında seminer veriyor.

    “0-3 Yaş Grubu Çocuklarda Ev Kazalarında İlk Yardım ile Evde Çocuk Güvenliği ve Psikolojik Çocuk Güvenliği ”İlkyardım Eğitmeni & Hemşire Nadiye Çakır ile Çocuk Güvenliği Uzmanı Pekcan Birinci ve Psikolog Gülşah Ergin’ in vereceği seminerler ayda bir kez veriliyor ve 15 kişi ile sınırlı.

    Seminerler ücretsiz olup katılım için rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

    PROGRAM İÇERİĞİ

    Tarih: 18 Şubat 2016 Perşembe

    Yer: Özel Keşfeden Çocuklar Anaokulu

    Site Mahallesi Atay Caddesi No:88/2 Soyak Yenişehir / Ümraniye

    Tel: 0216 533 69 69

    İlgili yetkili: Berfu Hanım

    Tarih: 18.02.2016

    Saat: 13:00 – 16:00

    KONUŞMACILAR

    Nadiye Çakır- İlkyardım Eğitmeni & Hemşire
    Pekcan Birinci – Çocuk Güvenliği Uzmanı / Parkzon Çocuk Güvenlik Sistemleri
    Gülşah Ergin- Klinik Psikolog / Davranış Bilimleri Enstitüsü

    SEMİNER AKIŞI

    Toplam 3 saat Gülşah Ergin -Psikolojik Çocuk Güvenliği-

    45 Dakika Duygusal İstismar ile ihmal, fiziksel istismar, cinsel istismar, akran zorbalığı ve aile içi şiddet.

    Kahve Arası / Soru Cevap- 10 dakika
    Pekcan Birinci – Evde Çocuk Güvenliği ve Ev Kazalarına Karşı Alınacak Önlemler – 45 dakika
    Kahve Arası / Soru Cevap- 10 dakika
    Nadiye Çakır- Ev Kazalarında İlkyardım – 70 Dakika

    • Genel İlk yardım Bilgisi
    • Düşmeler ve yaralanmalarda ilk yardım
    • Yanıklarda ilk yardım
    • Zehirlenmelerde ilk yardım
    • Boğulma ve tıkanmalarda ilk yardım

    Not 1 : Bu davet 0-3 Yaş grubu çocukların ebeveynlerine yöneliktir.
    Not 2 : Organizasyonun realizasyonu için en az 10 kişilik rezervasyon gerekmektedir.

  • Bebeklerde Yere Düşme

    Bütün çocuklar şu veya bu şekilde yaramazdırlar. Kafalarını bir yere çarpar, düşer, düşürür, sıkıştırır vb. Kısaca kafalarına darbe alırlar.. Bu tür kazalar bizi üzüp canımızı sıksa da çoğunlukla hafiftir, ciddi sorunlara yol açmazlar. Ancak kafanın arkasından çarpma ve aşağıda saydığımız belirtiler görülürse tehlikeli olabilir. Çocuğunuzu hiç vakit kaybetmeden acil servise götürmeniz gerekmektedir. Bu arada doktorunuza haber verin. Bazı testler, radyolojik tetkikler yapılacaktır.

    Bilinç kaybı , nefes alma – vermede zorlanma, havale geçirme, 1 saatten fazla süren solgunluk, burun-kulak veya ağzından kan ve suya benzer sıvı gelme, durdurulamayan ağlama, huzursuzluk , kasılma – titreme nöbeti, aşırı uyku isteği, uyanmada zorluk, 1 saat içinde 2 defadan çok kusma, konuşma bozulması, gözlerini sabitleyememe , kol-bacak uzuvlarını normal hareket ettirememe, yürüyememe, artan baş ağrısı.

    • Onu sakinleştirmeye çalışın.
    • Darbe alan yere soğuk bir kompres ya da buz uygulayın.
    • Kafasına darbe alan veya çarpan çocuk kesinlikle 24 saat gözleminiz altında olsun. Normal olmayan bir şey dikkatinizi çekerse doktorunuza özellikle anlatın .
    • Travma geçiren çocuk uyuyabilir.
    • Kesinlikle siz uyumayın. Sürekli gözünüz üzerinde 24 saat bekleyin.

    NOT:
    Aşağıda sayılan çocuk grubunda travma daha risklidir..

    • 2 yaşından küçük olanlar
    • Boyundan yaralanmalar
    • Epileptik çocuklar. Yani havale nöbetleri geçiren çocuklar.
    • Cildinde kolayca morluklar oluşanlar.
    • Hareket kusuru olan çocuklar. (felç gibi)
    • Gelişme geriliği olan çocuklar.
    • Kanamaya yatkınlığı olan çocuklar.
  • Pedofiliye Karşı: “Her Okula Bir Psikolog”

    Çocukları pedofiliden korumak için ne gibi önlemler alınmalı?

    Çocuklarının başlarına gelebilecek kötü olaylar konusunda sürekli tetikte bekleyen aileler, gündeme oturan taciz ve tecavüz olaylarından sonra daha çok korkar hale geldi. HelpA Akademi kurucusu Klinik Psikolog Gülşah Sam Orhan, söz konusu olayların her an herkesin başına gelebileceği korkusunun hakim olduğunu ifade ederek, özellikle çocukların korunabilmesi için alınabilecek önlemleri anlattı.

    Çocukların bilinçaltına “güven” duygusunun doğru kodlanması gerektiğini bildiren Orhan, “Biz aileler, çocuklarımıza küçük yaştan itibaren sıcakkanlı olmayı öğretiyoruz. Yurt dışında çocuğuna baktığınızda aileler sizi terslerken, biz tanımadığımız kişilerin bile çocuklarımıza sevgi göstermesine izin veriyoruz. Ancak çocuğumuzun herkese yakın olmasını istemek, tabiri caizse ‘yabani olmayan’ çocuk yetiştirmeye çalışmak bazen hayatlarımızdan çalabilir. Çocuklarda aidiyet duygusu çok önemlidir. Çocuk kendini bir aileye ait hissettiğinde, yabancı kavramı bilinçaltında oluşmaya başlar. Bu sebeple çocuğumuza doğumdan itibaren ebeveyni olduğumuzu ilgimiz ve davranışlarımızla yansıtmak zorundayız. Yabancılarla arasına sınır koymalı, herkesin ona dokunmasına izin vermemesi gerektiğini ona yansıtmalıyız. Sık bakıcı değiştirmemeli, çocuğun tanıdık yüzlere alışmasını sağlamalıyız. Herkesle samimi olan çocukların ilerleyen yıllarda yabancılardan çekinmediği, bazen kişilik bozukluğu olan insanların peşine takılıp gittiği gerçeği aşikar. Geçtiğimiz yıllarda bunun örneğini Erzurum’da kaçırılıp öldürülen Musa örneğinde görmüştük. Katilinin elinden tutup sakin sakin ölüme doğru ilerlemişti. Güvenlik ve aidiyet duygusu çocukta oturduğunda, çocuğumuzun bilinçaltında yabancılarla oto-sınır sistemi oluşacak ve çocuk iletişimini gerektiği düzeyde tutmayı öğrenecektir” dedi.

  • Oto Koltuğu Için Doktorlar Ne Öneriyor?

    Oto koltuğu için doktorlar ne öneriyor?

    Bebeğinizi dışarda ve araç içinde taşımanın en güvenli yolu oto koltuğu kullanmaktır. Bazı anneler tereddüt etse de oto koltukları bebekler için en uygun oturma pozisyonu sunar. Yine de bebeğinizin öne doğru fazla eğik olduğunu ya da koltuğa gömüldüğünü düşünüyorsanız – bebeğiniz geriye doğru yatmalı ve hava yolunda baskı oluşmamalı – kalçasının ve kılıfın altına destekleyici küçük bir havlu koyabilirsiniz. Kışın bebeğinizin üstünü bebeğinizi giysileriyle oturtup bağladıktan sonra örtün. Kemerleri her zaman kullanın. Oto koltuğunun iyice bağlandığından, sert dönüşlerde yerinden çıkmayacağından emin olun. Bebeğinizin doğum ağırlığı düşükse portbebe şeklinde olan ve tamamen yatacağı ama araca bağlanabilen bir oto koltuğu kullanmak daha iyi olabilir.

    Ağırlık gruplarına göre oto koltukları

    Ağırlık limitinin önemini anlattıktan sonra ECE R44/04 düzenlemesinde de tanımlanan oto koltuğu tiplerini ağırlık aralığına göre artı ve eksileriyle özetleyelim.

    Grup 0 Bebek Oto Koltukları
    Doğumdan başlayarak 10 kg ağırlığa kadar kullanılan Grup 0 bebek oto koltukları için bulacağınız az sayıda ürünün neredeyse tamamı portbebe şeklinde olacak. Güvenlik sertifikası olup araca bağlanabilen sadece birkaç model portbebe olduğu için – bu birkaç modelin fiyatı da oldukça yüksek olacak – anne babalar daha çok seçenek olan ve yine doğumdan başlayarak kullanılan Grup 0+ ürünlerini tercih ediyor. Bebeğiniz erken dünyaya geldiyse, doğum ağırlığı düşükse portbebe kullanmak daha sağlıklı bir seçenek olabilir.

  • Çocuk Ve Akran Zorbalığı: Siber Zorbalık Nedir? Çocuklarda Siber Zorbalık Belirtileri Nelerdir?

    Siber zorbalık, akran zorbalığının diğer çeşitlerinde olduğu gibi güç eşitszliğinin olduğu tekrarlı zarar verici davranışlardan oluşur.Siber zorbalık, Sms, E-posta, sohbet odaları, web sitelerindeki postlar, online resimler, anında mesajlaşma ile yapılabilir. Siber zorbalığın, diğer zorbalık türlerinden ayıran bir kaç bireysel özellği vardır:siber-zorbalik

    Anonimlik: Akran zorbalığın diğer çeşitlerinde zorba fark edilebilir ve gerekli müdahale yapılabilir, kimliği anonim değildir. Ancak siber zorbalık da bulanan çocukların bir çoğunun kimliği anonimdir. Siber zorbalığa uğrayan çocuk ise zorbanın kim olduğunu ancak tahmin edebilir pozisyondadır.

    Ulaşılabilirlik: Siber zorbalık dışındaki tüm zorbalık türlerinde çocuk okul yolunda, serviste veya okulda koridorda zorbalığa uğrar. Siber zorbalık da ise zorba , çocuğa 7/24 ulaşabilir, diğer türlerdeki gibi zorbalık çocuğun belirli bir yaşam alanında sınırlı kalamaz.

    Cezalandırılma Korkusu: Siber zorbalığa maruz kalan çocuk genellikle bunu güvendiği bir yetişkin ile paylaşmaktan kaçınır bunun olası 2 nedeni vardır. Birincisi, siber zorbalığı uygulayan kişiler bunu öğrendiğinde ondan öç almak isteyebilirler. Diğeri ise siber zorbalığa uğradığını öğrenen anne/baba çocuğunun teknolojik aletler ile olan ilişkisini kaldırabilir. Bu siber zorbalığa uğrayan çocuk için cezalandırılma gibi gelebilir.
    Görgü Tanıkları-Seyirciler:Akran zorbalığı genellikle bir kaç seyircinin olduğu ortamda yapılır. Siber zorbalık da ise görgü tanıkları, seyirciler maillerin iletilmesi, resimlerin sosyal medyaya konulması ile milyonlara ulaşabilir.

    Şartlı Refleksin Yitimi: İnternet ortamında anonim olabilen çocuklar günlük hayatlarında yüz-yüze yapmayacakları davranışları sergileyebilir.Anonim olduklarında zorbalık yapabilme gücü kazanırlar.

  • Hazır Değilken Çocuk Sahibi Olmak Ve Çocuk Istismarı

    Çocuk istismarı hakkında hepimiz az ya da çok fikir sahibiyiz ama evliliklerde ve ayrılıklarda çocuk istismarı dediğimizde başlık biraz farklı gelebilir. Evet başlık farklı ama aslında birçok evde yaşanan olayı anlatmak için bundan daha uygun bir başlık olamazdı.

    EVLİLİĞİN KURTARICISI ÇOCUKLAR…

    Evliliklerde çocuk, evliliği zenginleştiren bir unsurdur ancak maalesef hala sorunlu giden evlilikleri kurtarmak üzere bir can simidi gibi görüldüğünü vurgulamak isterim. Oysa çocuk sorunsuz evliliklerde bile evliliği, getirdiği sorumlulukla ciddi bir sorunlar odağı haline getirebilir.

    Düşünün, henüz birbirine yeni ısınan, birlikte bir hayat düzenine alışmaya çalışan kadın ve erkek yeni kazanmış oldukları eş statüsüne uyum göstermeye çalışırlarken, beklenmedik bir anda, hiç hazır olmadıkları zamanda gelişen bir hamilelik sonrasında dünyaya gelen bebekle bir anda anne baba statüsüne geçmek zorunda kalıyorlar. Bu durum birçok insan için ‘aa ne şirin’ şeklinde karşılanabilir ancak gerçek hayatta durum bu kadar şirin olmayacaktır.

    SORUN, ÇOCUK SAHİBİ OLMAYA HAZIR OLMAMAK

    Eşlerin birlikte gezip tozmak ve yeni hayatlarına alışmak üzere yaptıkları tüm planlar kalkacak ve gece uykusuzlukları, doktor kontrolleri, çocuk hastalıkları, eve kapanmalar, artan masraflar, ağlamalar ve yoğun stres hayatın akışını değiştirecek. Bu noktada durum kadın ve erkek için ayrı ayrı yön değiştirmeye başlayacak. Örneğin erkek, eşinin sadece bebekle ilgilendiğini ve kendisine zaman ayıramadığını düşünerek içine kapanacak, kadın ise doğumla beraber bedeninin bozulduğunu düşünerek, eşinin kendisinden uzaklaşmasını da çekiciliğini kaybetmesine bağlayacaktır. Ek olarak annenin hamilelik ve doğum sonrası depresyonu yaşayabileceğini de düşünürsek bebek hiç hazırlıklı olunmayan pek çok soruna yol açacaktır. Sorun evliliğin ilk yıllarında çocuk sahibi olmak değildir, sorun çocuk sahibi olmaya hazır olmamaktır. Ya da taraflardan birinin istememesine rağmen diğer eşin çocuk konusundaki ısrarı evliliği sorunlu aşamaya getirecektir.