Öne Çıkanlar

  • Çocuğa Yemek Yedirmenin Zorluklarıyla Nasıl Başa Çıkarım?

    Bazı çocuklar her şeyi yer. Bu şekilde davranmalarının nedeni bence doğal yapılarıdır. Diğer bir neden ise bazı anne babaların yemek konusunu mesele haline getirmemeleridir. Çocuğunuzun yemek sorunu yaşamaması için yemek vakitlerinin önemini unutmayın. Bırakın çocuğunuz kendi kendine yemek yesin. Masadaki yemekleri ağızlarına alabildikleri sürece buna karışmayın. Ayrıca çocuklarınıza sağlıklı yiyecekler sunun, böylece ne tercih ederlerse etsinler sağlıklı yiyecekler yemiş olurlar. Unutmayın, tercihler aynı besin grubu içinden yapılmalıdır: elma ya da armut, taze fasulye ya da bezelye, yoğurt ya da peynir gibi.

    Birçok anne babanın yaptığı hatayı yapmaktan kaçının: Yemekten önce çocuklarının çok fazla su içmelerine izin vermeyin, çünkü yemek vakti geldiğinde çocuk açlık hissetmediğinden bir şey yemez.

     

    Beslenme uzmanlarına göre dengeli beslenme için herkesin ihtiyacı olan yiyecekler şunlardır:

    • Her gün yemekte A vitamini içeren en azından bir sebze ya da meyve bulundurun. Örneğin kayısı, kavun, havuç, ıspanak ya da yer elması.
    • Her gün en azından C vitamini içeren bir sebze ya da meyve yiyin. Örneğin portakal, greyfurt ya da domates. Bu tavsiyemiz elbette bir yaşından büyükler için geçerlidir.
    • Her gün en azından bir kez enerji veren yiyecekler yiyin. Örneğin elma, muz, incir erik, armut, çilek, bezelye, ıspanak ya da patates.
    • Her hafta en azından birkaç turpgiller yiyin. Örneğin brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası ya da kabak.

    Bu listeye göre ne kadar sağlıklı besleniyorsunuz? Gülmeyi kesin, bu diyeti uygulamanın kolay olmadığını biliyorum, özellikle de çocuğunuz hızlı bir şekilde büyüyüp bir şey yemezken. Ayrıca her gün beş kez ailenize sebze ve meyve yedirmek zorunda olduğunuzu da unutmayın. Bu da kolay değildir. Bu yiyecekler her gün yiyemiyorsanız en azından her iki günde bir yemeye çalışın. Her iki günde bir yemek hiç yememekten çok daha iyidir.

  • Çocuklar Ne Yemelidir ?

    Anne babaların işi, özellikle çocukların nasıl besleneceği konusunda iyice zorlaşabilir. Örneğin hem kalsiyum almaları için çocukların bolca süt içmesi gerektiği söylenir, diğer yandan süt ürünleri alerjisine dikkat etmemiz hatırlatılır. Bu tüm yiyecek çeşitleri için geçerlidir ve son yıllarda görülen deli dana hastalığı, kuş gribi gibi büyük paniğe yol açan olaylar, anne babaların kafalarını tamamen karıştırmıştır. Peki o zaman, çocuklar ne yemelidir?
    Sağlıklı beslenmenin temel unsurları artık bellidir. Yetişkin de olsanız, çocuk da olsanız önerilen şey aynıdır: Dengeli bir beslenme, çok çeşitli gıda türlerini içermelidir:

    Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze

    Tam tahıllı ekmek ve tam tahıllı kahvaltı gevreği gibi rafine edilmemiş nişastalı yiyecekler
    Et, balık, yumurta ve mercimek gibi protein açısından zengin yiyecekler
    Bazı süt ürünleri

    Yiyeceklerin işlenmemiş olması ve taze hazırlanması da önemlidir, çünkü hazır yiyeceklerde fazla miktarlarda koruyucu madde, yağ ve tuz bulunurken, içerdikleri vitamin ve mineral değerleriyse düşüktür. (Yağ ve tuz, belirgin bir lezzeti olmayan işlenmiş yiyecekleri lezzetlendirmenin en ucuz yoludur.)

    Meyve ve sebze

    Siz ve aileniz için sağlıklı beslenmenin en temel kuralı günde beş porsiyon meyve ve sebze yemektir. Bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltmanın ve kalp hastalıklarına karşı korunmanın en hızlı yoludur. Ayrıca meyve ve sebzelerin tadı harikadır ve her öğüne çeşit katarlar. Günde beş porsiyon çok gibi gelebilir ama aşağıdaki listeden neyin bir porsiyon sayıldığına baktığınızda, aslında sandığınızdan az olduğunu göreceksiniz.

  • Çocukla Uçak Yolculuğunu Kolaylaştıran Öneriler

    Uçak yolculuğu keyifli olduğu kadar can sıkıcı da olabilir. Bunun yanınızda bir de çocuk bulunuyorsa sıkıntı daha da artacaktır. Ancak, çocukla uçak yolculuğunu daha rahat duruma getirecek birkaç pratik bilgi verilebilir.

    Uçağa Daha Erken Binin

    Check-in yapmayı unutmayın ve uçağa erken binin. Böylece ailenizle yan yana oturma imkanınız olacaktır.

    Kalkış sırasında çocuğunuza içecek verebilirsiniz. Bir şeyler içmek basıncı dengeler ve çocuğun gerginliğini alır.

    Uçaklar ile ilgili merak uyandırın. Uçaktaki ekranlar sayesinde çocuğun uçağa ilgisini ve merakını çekebilirsiniz.

    Çocuğunuzun Sevdiği Şeyler Yanınızda Olsun

    Çocuğunuzun sevdiği yiyecekleri daha önceden seçerek, uçuş esnasında onu yemesi sağlanabilir. Ayrıca, sevdiği yiyecekleri de yanınızda bulundurabilirsiniz.

    Çocuklar için, uçuş sırasında özel oyuncaklar ya da etkinliklerini isteyebilirsiniz.

    Ona Kitap ya da Dergi Okuyun

    Havayollarının çocuklara özel hazırladığı kitap ya da dergileri okuyarak zamanın eğlenceli geçmesi sağlanabilir.

    Uçaktaki Eğlence Sistemini Kullanın

    Uçak yolculuğunda çocuğun sıkılmasını önlemek amacı ile uçakta bulunan eğlence amaçlı sistemler kullanılabilir. Bu sistemler ile çocuk isterse bireysel oyun oynayabilirken, isterse diğer yolcular ile oyun oynama imkanı buluyor.

    Çocuğun doğum tarihi uçuş tarihi ile çakışıyorsa ya da çok yakınsa, hava yolu şirketine önceden haber vererek pastanın hazırlanmasını ve doğum günü pastası mumlarını bulutların arasında üflemesini sağlayabilirsiniz.

    Yedek Giysi Hayat Kurtarır

    Çocukla seyahat ederken mutlaka yedek giysi bulundurun. Çünkü çocuklar bir şeyler yiyip içerken üzerlerine bir şeyler dökmeleri çok normaldir.

  • Bebeğinizi Bundan Koruyun!

    Özellikle gece uyumadan hemen önce ve uyku sırasında biberonla içilen süt, bebeğin dişlerinde ‘biberon çürüğü’ gelişimine neden oluyor.

    Özellikle gece uyumadan hemen önce ve uyku sırasında biberonla içilen süt, bebeğin dişlerinde “biberon çürüğü” gelişimine neden olduğunu ve bunun ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu ve beslenme bozukluğuna yol açtığını söyleyen Hospitadent Diş Hastanesi Pedodonti Uzmanı Doç. Dr. Handan Över, bu dönemde tedavi edilmeyen diş bozukluklarının, ileride diş çarpıklığı, çene gelişimi bozukluğu ve genel sağlık problemlerine sebep olabileceğine dikkat çekiyor. “Biberon çürüklerinde ebeveynlerin en sık yaptığı yanlış ‘Nasıl olsa yerine yenileri gelecek’ yanılgısına düşüp, tedaviyi geciktirmektir” diyen Pedodonti Uzmanı Doç. Dr. Över, sütün besleyici değerini arttırmak için, biberonlara doldurulan süte bal, pekmez ya da şeker gibi tatlandırıcılar katılmasının “biberon çürüğü” gelişimini hızlandırdığına vurgu yapıyor.

    Süt dişler, kalıcı dişlerin sağlıklı ve düzgün çıkmasını sağlar
    Süt dişlerinin en önemli görevi, çocuğun düzgün beslenmesini sağlamak olduğunu ifade eden Hospitadent Diş Hastanesi Pedodonti Uzmanı Doç. Dr. Över, “Ayrıca konuşmanın düzgün gelişimi de süt dişlerinin varlığıyla bağlantılıdır. Süt dişleri, kapladıkları alanla kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı dişler için yer tutmakta ve yine kalıcı dişler sürerken onlara rehberlik etmektedirler. Süt dişlerinin erken çekimiyle de, bu doğal yer tutuculuk fonksiyonu ne yazık ki ortadan kalkmaktadır” diyor.

    Biberon Çürüğü Nedir?
    Özellikle gece uyumadan hemen önce ve uyku sırasında biberonla içilen süt, bebeğin dişlerinde “biberon çürüğü” gelişimine neden olduğunun altını çizen Doç. Dr. Över, “ Bazı aileler süte bal, pekmez ya da şeker gibi tatlandırıcılar katarlar. Bu durum “biberon çürüğü” gelişimini daha da hızlandırır. Biberonla verilen süt, uykuya geçildikten sonra dişler üzerinde birikmektedir. Uyku sırasında tükürük salgısı da azaldığından dişler hiçbir şekilde temizlenememekte ve ağızda dişlerin üzerinde daha önceden varolan çürük yapıcı bakterilerin asidik bir ortam oluşturmasına neden olmaktadır. Bu asitler dişlerin tüm yüzeyini kaplayan mine yapısını bozarak, önce tebeşirimsi beyaz renkte lekelerin görülmesine, daha sonra da “biberon çürüğü” olarak tanımlanan sarı-kahverengi renkte çürüklerin oluşmasına neden olmaktadırlar” diyor.

  • Evinizi Bir Bebek İçin Güvenli Hale Getirmek

    Bir günlük narin bir bebeği şişman yedi aylık bir bebeğin yanına koyup karşılaştırırsanız yeni doğan, çok çaresiz ve kolayca zarar verilebilir gözükecektir. Gerçekte zarar görmeye açıkolan büyük bebektir. Yeni edinilen beceriler doğru kararlarla birleştirilemediğinden aslında bebekler ilk yıllarının ikinci yarısında kendi sağIıklarına aşırı derecede zararlı hale gelirler.

    Bir bebek tek başına dolaşmaya başladıktan sonra (veya yürüme aletinde gezerken) ortalama bir ev tehlikeli, heyecan verici, potansiyel bubi tuzaklarıyla dolu, yaralanmalar hatta ölüme neden olabilecek bir vahşi alan haline dönüşür. Yenidoğan veya yeni yürümeye başlayan çocuk olsun, Metropolitan Hayat Sigortası Firması’nın”riskli ilk yıl olarak” tanımladığı dönemde çocuğunuzun tek koruması iyi hisleriniz,öngörünüz, ve sonsuz şüpheciliğinizdir. Genelde bir kazayı tetikleyen şey birkaç faktörün bir araya gelmesidir.

    Tehlikeli bir nesne veya madde (bir bebek için merdivenler veya bir ilaç), bir kurban (bebeğiniz) ve muhtemelen çevresel faktörler (kapısı olmayan merdivenler,kilitsiz bir ecza dolabı) bunlara dahildir ve kurban ile tehlikeyi bir araya getirirler. Bebek kazalarında ebeveynin veya bakıcının bir anlık dikkatsizliği bile kazaya katkıda bulunabilir.Bir tehlike ihtimalini en aza indirmek için tüm bu faktörler bir şekilde elderi geçirilmelidirler.Tehlikeli nesneler ve maddeler ulaşılmayacak yerlere konmalıdır, bebeğiniz kademeli bir eğitimle daha az etkilenebilir duruma getirilmelidir,tehlikeli ortam değiştirilmelidir (merdivenlere kapı konmalı, dolaplar kilitlenmeli) ve belki de en önemlisi bakıcılar sürekli olarak özellikle kazaların sık olduğu stresli zamanlarda daima uyanık olmalıdır.

    Pek çok büyük kaza başkalarının evinde olduğu için -özellikle büyükanne ve büyükbabaların evlerinde- tüm bu tedbirleri sık olarak ziyaret ettiğiniz evlerde de uygulamalısınız ve kitabın bu bölümünün çocuğunuza sık sık bakanlar tarafından okunmasını önermelisiniz. Kazalara katkıda bulunan faktörleri değiştirip düzeltmenin yollarına gelince:

    Davranış Şekillerinizi Değiştirin

    Bebeğinizin davranış biçimine şekil vermek şimdi başlayıp pek çok yıl boyunca tamamlanamayacak uzun ve yavaş bir eğitim süreci gerektireceğinden,bu aşamada çocuğunuzun sağlığına etki edecek en önemli unsur sizin davranış biçiminizdir.

    Daima uyanık olun. Evinizi ne kadar çocuklardan koruyacak şekilde düzenlemiş olursanız olun kazaları tamamen önleyemeyeceğinizi unutmayın. Sizin veya bir başka bakıcının dikkati sürekli olmalıdır. Özellikle sizin çocuğunuz oldukça hareketli ve meraklı ise. Ev temizliği maddelerini, ilaçları, elektrikli aletleri, güçlü aletleri veya diğer tehlikeli olabilecek bir nesne veya maddeyi kullanırken eğer bebeğiniz serbestçe dolaşıyor ise, işinizin ortasında ilginizin başka bir yere yönelmesini engelleyin.Bebeğin başının ciddi şekilde derde girmesi için bir saniye bile yeterlidir.Stresli zamanlarınızda ve günün stresli anlarında özellikle dikkatli olun. Bir bıçağı masada unutmak, bebeği yüksek bir iskemlede unutmak veya merdiven kapısını açık unutmak gibi olaylar en çok huzursuz olduğunuz zamanlarda olacaktır.

    Hiçbir zaman bebeğinizi evinizde veya apartmanda tek başına bırakmayın. Oyun parkında veya diğer güvenli bir yerde olmadığı sürece herhangi bir odada da tek başına bırakmayın.Sadece uyuduğu zamanlarda birkaç dakikadan fazla yalnız kalabilir. Bebeği her ne şekilde olursa olsıın, oyun aracında veya benzeri bir güvenli yerde, uyurken ya da uyanıkken okul öncesi bir çocukla (genelde kendi güçlerinin veyapacakları hareketlerin sonuçlarının farkında olmazlar) ya da bir evcil hayvanla yalnız bırakmayın (sakin biriyle bile.)

  • Ev Kazaları Çocuklar Için Ölümcül

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Profesörü Dr. Metin Karaböcüğlu , ev kazalarının çocuk ölümlerinde ve sakatlıklarındaki etkisi ile kazaları önlemek için ailelere düşen görevler hakkında bilgi verdi.

    Kazalar, çocukluk çağındaki ölüm nedenleri arasında beşinci sıradadır. Düşmeler en sık rastlanan yaralanma sebebi, trafik kazaları ise en ölümcül olanıdır. ABD’de her dört çocuktan biri yılda bir kez ev kazasına uğrayarak tedavi görmektedir. Yine her yıl 14 yaşın altındaki yaklaşık 12.000 çocuk kazalardan dolayı hayatını kaybetmekte, 50.000 çocuk ise sakat kalmaktadır. Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre, kaza sonucu ölümler ilk beş ölüm nedeninden biridir.

    Çocuklar için ölümcül olabilecek kazalar; düşme, boğulma, tıkanma, suda haşlanma, ateşle yanma, zehirlenme, temizlik maddelerini içme, yeme, ilaç zehirlenmeleri ve trafik kazalarıdır.

    Çocuklar en çok merak nedeniyle kaza yapıyor

    Çocuklar, çevrelerindeki nesnelere aşırı ilgi gösterdikleri ve merak ettikleri için kazalara maruz kalıyor. Çocukların, çevrelerini öğrenmek, büyüklerini taklit etmek, dünyayı tadarak tanımaya çalışmak, tehlikeyi değerlendirememek, anlama kabiliyetlerinin kısıtlı olması gibi özelliklerinin yanı sıra;

    • El ve vücut becerileri yetişkinlerden azdır.
    • Görme alanları yetişkinlerden daha dardır.
    • Vücut oranları yetişkinlerden farklıdır. Örneğin kafaları daha büyüktür, dar alanlara kolayca sıkışabilirler.
    • Vücutlarının ağırlık merkezi başa daha yakın olduğu için tepetaklak düşebilirler.
    • Ev aletlerinin kabloları, prizler, musluklar ilgi alanlarıdır.
    • Delik ve küçük aralıklara çivi, firkete, tel, kibrit çöpü gibi nesneler sokmaya bayılırlar.
    • Sıcak cisimlere yapışıp yanabilirler.
    • 1-3 yaş arası çocuklar (yüzme bilmemelerine rağmen) sıcak banyo küvetlerine, yüzme havuzlarına, büyük su birikintilerine atlamayı severler, bu nedenle boğulma riskleri daha fazladır.
  • Çocuk Ve Akran Zorbalığı: Siber Zorbalık Nedir? Çocuklarda Siber Zorbalık Belirtileri Nelerdir?

    Siber zorbalık, akran zorbalığının diğer çeşitlerinde olduğu gibi güç eşitszliğinin olduğu tekrarlı zarar verici davranışlardan oluşur.Siber zorbalık, Sms, E-posta, sohbet odaları, web sitelerindeki postlar, online resimler, anında mesajlaşma ile yapılabilir. Siber zorbalığın, diğer zorbalık türlerinden ayıran bir kaç bireysel özellği vardır:siber-zorbalik

    Anonimlik: Akran zorbalığın diğer çeşitlerinde zorba fark edilebilir ve gerekli müdahale yapılabilir, kimliği anonim değildir. Ancak siber zorbalık da bulanan çocukların bir çoğunun kimliği anonimdir. Siber zorbalığa uğrayan çocuk ise zorbanın kim olduğunu ancak tahmin edebilir pozisyondadır.

    Ulaşılabilirlik: Siber zorbalık dışındaki tüm zorbalık türlerinde çocuk okul yolunda, serviste veya okulda koridorda zorbalığa uğrar. Siber zorbalık da ise zorba , çocuğa 7/24 ulaşabilir, diğer türlerdeki gibi zorbalık çocuğun belirli bir yaşam alanında sınırlı kalamaz.

    Cezalandırılma Korkusu: Siber zorbalığa maruz kalan çocuk genellikle bunu güvendiği bir yetişkin ile paylaşmaktan kaçınır bunun olası 2 nedeni vardır. Birincisi, siber zorbalığı uygulayan kişiler bunu öğrendiğinde ondan öç almak isteyebilirler. Diğeri ise siber zorbalığa uğradığını öğrenen anne/baba çocuğunun teknolojik aletler ile olan ilişkisini kaldırabilir. Bu siber zorbalığa uğrayan çocuk için cezalandırılma gibi gelebilir.
    Görgü Tanıkları-Seyirciler:Akran zorbalığı genellikle bir kaç seyircinin olduğu ortamda yapılır. Siber zorbalık da ise görgü tanıkları, seyirciler maillerin iletilmesi, resimlerin sosyal medyaya konulması ile milyonlara ulaşabilir.

    Şartlı Refleksin Yitimi: İnternet ortamında anonim olabilen çocuklar günlük hayatlarında yüz-yüze yapmayacakları davranışları sergileyebilir.Anonim olduklarında zorbalık yapabilme gücü kazanırlar.

  • Cinsel Istismara Uğrayan Çocuğa Nasıl Davranmak Gerekir?

    Cinsel istismarın aileler tarafından üstünün örtülmesinin çocuğun güvensizliğine neden olacağını söyleyen Psikolog ve Aile Danışmanı M. Berk Karaoğlu, cinsel istismara uğramış çocuğa ailelerin nasıl davranılması gerektiğini anlattı…

    Cinsel istismar, psiko- sosyal gelişimini tamamlamış bir erişkinin, psiko-sosyal gelişimini tamamlamamış bir çocuğu cinsel uyarım amaçlı kullanmasıdır.

    CİNSEL İSTİSMAR SONRASI OLAYIN ÜSTÜ ÖRTÜLMEMELİ

    Öncelikle cinsel istismar travmatik bir durumdur ve cinsel istismarın olumsuz etkileri belki çok uzun yıllar sonra bile çeşitli kişilik problemleri ve klinik psikopatolojiler ile ortaya çıkabilir. Cinsel istismar travmasının sonuçlarının ileri dönemlerde de çıkabileceğini ebeveynlerin özellikle bilmesi gerekir çünkü maalesef alınan bilgilere göre çoğu ebeveynin çocuğunun cinsel istismarı sonrasında olayın üstünü örtme ve olayı kapama davranışlarının olduğu görülebilmektedir.

     

    EBEVEYNE KARŞI GÜVENSİZLİĞE SEBEP OLABİLİR

    Ebeveynlerin bu tutumuna neden olan bazı düşünce kalıplarının ise olayın çevre tarafından duyulmaması, çocuğunun etiketlenmesini istememe, çocuğunun zaten bu durumu oyun sanıp anlamamış olma ihtimali gibi durumlar olduğu belirtilmektedir. Ancak özellikle çocuğun yaşı küçükse, okul döneminden önce yani 6 yaşından küçük daha soyut olarak olayları anlamlandıramayacak yaştaysa ebeveynlerinin olayın üstünü örtmesi ve şüpheliye dair herhangi bir girişimde bulunmamaları çocukta ebeveynlerine karşı bir güvensizlik ya da kendi öz benliğine yönelik suçluluk hisleri duymasına sebep olabilir.

    ÇOCUK KORUYUCU PSİKOLOJİK DESTEK KAPSAMINA ALINMALI

    Aslında ebeveynlerin, çocuğun istismara maruz kalmadan gereken önlemleri almaları, çocuğa yaşına uygun cinsel bilgilerin verilmesi ve vücuduna dokunulma ile ilgili bazı öğretilerin yapılması, tuvalet için yardım isteyebileceği durumlarda kimlerden ne şekilde, ne ölçüde yardım isteyebileceğinin somut örneklerle anlatılması, internette güvenli ve sınırlı kullanıma yönelik genel kontrollerin sağlanması gibi tedbirleri koruyucu psikolojik destek kapsamında almaları gerekmektedir.
    HAYAL DÜNYALARINDA CİNSEL DAVRANIŞLAR YOKTUR

  • Çocuğunuzu Internetin Tehlikelerinden Koruyun!

    Çocuğunuzu internette bekleyen tehlikelerden korumak büyük önem taşıyor. Peki, ama bunu nasıl başaracaksınız? İşte, uzmanından öneriler…

    İnternetin çocuklar için ne kadar tehlikeli olduğunu belirlemek için yapılan bir araştırmadan çıkan sonuçlar aileleri endişelendirirken, uzmanlar ailelere çocuklarını kötü niyetli kişilerden korumak için öncelikle rol model eksikliğini gidermelerini öneriyor. Klinik Psikolog Gülşah Sam Orhan: “Çocuklar ergenliğe dek karşı cinsten ebeveynine hayranlık duyar. Eğer anne veya babasından birisi bir şekilde çocuğun hayatında yer almıyorsa rol model eksikliğini başka şekillerde doldurmaya çalışır”

    Nasıl korumamız gerektiğini bilmiyoruz

    Araştırma sonuçlarına göre, 11 yaşında bir kız çocuğu adına açılan sahte profilin sohbet odalarında ahlaksız mesajlara maruz kalmasının ailelerde korku yarattığını ifade eden Klinik Psikolog Gülşah Sam Orhan, günümüzde çocukların hem bilgisayarları hem de cep telefonlarında kullandıkları internetin, yaşamlarının çok önemli parçası haline geldiğini kaydetti.

    Ailelerin bilgisayar ve interneti çocuklardan uzak tutma konusunda çaresiz kaldığını bildiren Orhan, “Bir yandan çağın gereklerini yerine getirme durumu varken, diğer yandan çocuklarımızı nasıl korumamız gerektiğini ne yazık ki bilmiyoruz. Ailelerin alabileceği önlemlerle internette karşılarına çıkabilecek kötü niyetli kişilerden çocuklarımızı koruyabilmek mümkün” dedi.

    Çocuğun doğru rol model bulması şart

    Çocukların ergenliğe dek karşı cinsten ebeveynine hayranlık duyduğunu, eğer anne veya babasından birisi bir şekilde çocuğun hayatında yer almıyorsa rol model eksikliğini başka şekillerde doldurmaya çalışacağını anlatan Orhan, şöyle devam etti:

  • Çocuğunuzu Dışarıdaki Tehlikelere Karşı Hazırlayın

    Ülkemizde çocuklar özellikle çocuğu olmayan ailelere para karşılığı satma, dilenmeye ya da ruh sağlığı bozuk kişilerce zarar verme amaçlı kaçırılmaktadır. Çocuk kaçırma olayından sonra devletin güvenlik güçleri olabildiğince hızlı ve koordineli bir refleks vermesi gerekiyor ama ondan daha önemli olan olayların daha az yaşanması için ailelerin alacağı tedbirler.

    Çocukların kendini olabildiğince koruması için verilecek eğitimlerin çok erken yaşta başlaması gerekiyor.

    İlk olarak ebeveynler çocukların ben sınırlarına özen göstermeli. Özellikle 3 yaşından sonra izin alınarak öpülmesi, eşya ve oyuncakları için izin istenmesi, odasına girerken kapısının çalınması çocuklara ben sınırlarının öğretilmesi açısından oldukça önemlidir.

    3 yaşından sonra giyinirken, soyunurken, tuvalette ve banyodayken çocuğunuzun izin almasını sağlayın ki sizin de ben sınırlarınız olduğunu öğrensin.

    Toplumumuzda çokça gözlenen ısırarak sevmeye asla izin verilememeli. Küçük yaşlarda ısırılarak sevilen çocuklar tacize tepki vermekte zorlanmaktadır. Çünkü çocuklar bunu sevmenin bir türü olarak algılamaktadır.

    Yabancıların dokunmalarına izin verilmemeli. Sokakta, çarşıda, alışveriş merkezlerinde tanımadığımız kişiler küçük yaştaki çocukları sevmek amaçlı dokunma eğilimindeler. Toplumumuzda çok karşılaştığımız bu durum maalesef birçok aileye göre normal sayılmaktadır. Böyle durumlarda dokunmanın yasak olduğunu söyleyin ki çocuk da bunun normal bir davranış olmadığını öğrensin.

    Şiddete maruz kalan çocuklar korkmayı ve aynı zamanda tepki vermemeyi öğreniyorlar. Bu yüzden çocuklara asla şiddet uygulanmamalı.

    Kim olursa olsun ben sınırına müdahale eden kişilere tepki vermesi gerektiğini öğretin.