Bebek

  • Bebeklerde Astım Tedavisi Ve Kortizon Korkusu

    Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak N. çocuk astımının, tekrarlayan öksürük, hırıltı, nefes darlığı atakları ile seyreden kronik bir hastalık olduğunu, tekrarlayan nefes alamama durumunun sıklıkla acil servislerde sonlandığını belirtiyor. Çeşitli tedaviler sonunda açılıp evine gönderilen çocukların ise 10 gün geçmeden yeniden sıkışma ve atak yaşadığının altını çiziyor. Öncelikle atakların önlenmesinin çok önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Yonca Tabak N. bronş yüzeyindeki yanığın iz bırakmasının kalıcı hasarlar oluşturduğunu ve ileri yaşlarda astımın kronikleşebileceğini vurguluyor.

    Kortizon Nasıl Kullanılmalıdır?

    Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak N. tedavi amaçlı sürekli kortizon kullanımından, yan etkileri nedeniyle birçok ailenin korktuğunu, hatta fobi düzeyinde kaçındığını belirtiyor. Ailelerin bilmediği en önemli noktanın, miligram dozunda kullanılan kortizonların, astım tedavisinde sadece ataklar sırasında kullanılmasının gerektiğini söylüyor. Kortizonlu ilaçların sprey şeklinde olanlarının, havayolunun sadece yüzeyini tedavi eden mikrogram dozunda; yani tablet kortizonların binde biri dozunda kullanıldığını, kana karışma oranının ise son derece düşük olduğunu söylüyor. Hava yolunun yüzeyinde sadece % 20’sinin emildiğini ve emilen bu miktarın hızlı bir şekilde vücuttan uzaklaştırıldığını sözlerine ekliyor. Uygun dozda ve yıllarca kullanıldığında kortizona bağlı olarak yan etki görülme olasılığının son derece düşük olduğunu belirtiyor. Sprey kortizon tedavisinin mutlaka bir çocuk alerjisi uzmanı kontrolünde kullanılması ve kortizonlu ilaçları ailelerin kafasına göre kesip başlamaması gerektiğinin altını çiziyor.

  • Prematüre Doğan Bebeklerde Körlük Riskine Dikkat!

    Stresli yaşam, düzensiz beslenme, tüp bebek yöntemleri gibi pek çok çevresel faktör nedeniyle son yıllarda artan erken doğum vakaları, bebek açısından pek çok tehlikeyi de beraber getiriyor.

    Erken doğan bebekleri tehdit eden hastalıkların başında prematüre retinopatisi hastalığı geliyor. Prematüre bebeklerin retina ve ağ tabakasını etkileyen hastalık, erken teşhis edilmediği takdirde her iki gözde körlüğe neden oluyor.

    Prematüre retinopatisinin erken doğan bebeklere özgü bir hastalık olduğunu söyleyen Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Doç. Dr. Nur Acar, “Hastalığın tanısı için olmazsa olmaz şart, prematüre doğmuş olmaktır” dedi. Bu hastalıkta gözün esas olarak retina tabakasının etkilendiğini de anlatan Doç. Dr. Acar, şu bilgileri verdi: ”Ağ tabakası veya gözün görüntüleri algılayan sinir tabakası olan retina, anne karnında doğrudan beynin bir uzantısı olarak gelişir. Erken doğan bebeklerde bu gelişme tamamlanmadığı için doğduktan sonra da devam eder. Prematüre bebekleri yaşatmak için yüksek konsantrasyonlarda verilen oksijen, gözdeki damarların anormal gelişmesine sebep olur. Bunun sonucunda ise damarlanması tamamlanmamış bebeklerin retinalarında kısaca ROP olarak adlandırılan Prematüre Retinopatisi hastalığı meydana gelir. Erken dönemde tedavi edilmezse her iki gözde de körlüğe yol açar.”

    Üçüncü Evreden Sonra Tedavisi Zor

    Prematüre retinopatisinin 1.5 kilo altında doğan bebeklerde daha sık görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Acar, 1.5 kilonun altında ve 32’inci haftadan önce doğmuş tüm bebeklerin mutlaka prematüre retinopatisi muayenesinin yapılması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Doç. Dr. Acar, “Yeni doğan bebekler konusunda uzmanlaşmış çocuk doktorları ve oftalmologlar birlikte çalışmalı. Bu hastalığın erken tanı ve tedavisi mümkün. Hafiften ağrıya doğru beş evresi bulunan ROP tedavisindeki başarı, hastalığın evresiyle ilintili. İlk iki evresinde takip yeterli ancak üçüncü evreden itibaren lazer veya krio tedavisine başlanılmalı. Dördüncü ve beşinci evrelerde yapılması zorunlu cerrahi müdahalede ise görsel olarak başarılı sonuç elde edilemiyor” dedi. Bebeklerde rastlanan akciğer, kalp damar rahatsızlıkları, ağır enfeksiyonlar ve beyinde yaşanabilecek problemlerin de retinopati riskini artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Acar, doğumdan sonra 4-6 hafta arasında bebeklerin mutlaka göz muayenesinden geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

  • Peygamber Doğuştan Sünnetli Doğan Bebekler

    Erkek çocuklarda cinsel organlarının ucunda olması gereken dış idrar deliğinin, pipinin alt taraflarında olması yani “hipospadyas”, yanlış tedavi edilirse ileride çocuk sahibi olmayı engelliyor. Hipospadyas, diğer adıyla peygamber sünneti psikolojik sorunlara da yol açıyor. Hipospadyaslı babaların çocuklarında görülme riski daha fazla olan peygamber sünneti ve tedavisiyle ilgili merak edilenleri çocuk cerrahisi uzmanı Dr. Cem Kara anlattı.

    Doğuştan sünnetli olmak nedir?
    Hipospadyaslı çocuklar için halk arasında peygamber sünnetli ya da yarım sünnetli gibi deyimler kullanılır. Böyle çocuklarda sünnet derisi çoğunlukla sadece pipinin sırt tarafında ve adeta bir horoz ibiği gibi görülür. Pipinin alt yüzünde sünnet derisi olmaz. Alt yüzde olan ise, normalde en uçta olması gereken dış idrar deliğidir. Bazen bu delik olması gerekenden çok daha dar olur. O zaman bu çocuklar hem makara ipliği gibi ince işerler, hem de çişlerinin bitmesi uzun zaman alır. Hipospadyaslı büyük çocuklarda canlarını çok sıkan bir durum da çişlerini aşağı ve ayaklarına doğru yapmalarıdır. Bazen de idrarın uçtan fışkırmadığı farkedilir. Bu delik çoğu zaman pipinin alt yüzünde ve uca yakın olsa da bazı hastalarda pipinin de gerisinde, torbaların arasında veya makatın önünde bile olabilir. Hatalı delik pipinin baş kısmına ne kadar uzaksa anormallik de o kadar ağır demektir.

  • Bebeklerde Gürültülü Bağırsak Hareketleri

    Oğlumun bağırsak hareketleri o kadar gürültülü ki sindirim sorunu olduğunu düşünüyorum. Acaba sorun sütümden mi kaynaklanıyor?

    Bebekler hiç çekinmeden gürültülü kaka yaparlar. Bu gürültüyü öbür odadan duyabilirsiniz ve bu ilk kez bebek sahibi olan anneleri endişelendirebilir. Bu hareketler ve sesler normaldir ve yeterince olgunlaşmamış sindirim sisteminde oluşan gazın dışarı atılma gürültüsünden başka bir şey değildir. Bir veya iki ay içinde durum yatışır. Gerçekten bir bağırsak bozukluğu olduğunu düşünüyorsanız bebeğinizin durumunu aşağıdaki bilgilerle karşılaştırabilirsiniz.

    BAĞIRSAK BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ
    Altı aydan küçük bebeklerde, en sık görülen rahatsızlıktır bağırsak bozukluğu. Sindirim sistemi genellikle normal, hatta çok iyi çalıştığı halde, bağırsakları sık sık bozulan bebekler vardır. Bu dönemde bağırsak rahatsızlıklarının nedenini işlevsel bir aksaklıkta aramak yanlış olur.

    Yaşamın bu evresinde beslenme bütünüyle başka bir insanın iradesindedir. Bebek, kendini savunamaz, istediği besinleri seçemez, hoşlanmadığı yiyeceklere karşı direnç gösteremez. Kendisi için neyin iyi olduğuna, neyin hoşuna gideceğine hep başkaları karar verir.

    Üstelik toplumumuzda, süt çocuğu için, “sağlık, eşittir şişmanlık” ilkesi benimsenmiştir. Oysa tıp ilmi, “şişmanlık, eşittir hastalık” ilkesinin arkasındadır.

    Toplumumuzda iştah kutsal bir ateş, besin ise, mucizevi bir maddedir. Bir başka deyişle, süt çocuğu dendi mi, ilk akla gelen şey beslenmedir. Diğer tüm unsurlar geri planda kalır. Bu anlayışa göre, süt çocuğunun en büyük gereksinmesi fazlasıyla doyurulmaktır.

    Bir keresinde tedavi etmem için, iki aylık bir bebek getirdiler bana. Bebekte bağırsak bozukluğu doruk noktasına ulaşmıştı. Her gün ishal oluyor, kusuyor, zavallı yavru karın ağrısından kıvranıyordu. Rahatsızlığın nedenini bir süre anlayamadım. Sonra, kuvvetlensin diye, ninesinin her gün biraz morina balığı yağı ile, iki üç kaşık şarap içirdiğini söylediler… Yine, üç aylık bir bebeği de “hiçbir şey” yemiyor kaygısıyla getirmişlerdi. Oysa; bebek, günde 2 litre süt içiyordu. En güçlü insan bünyesinin bile güçlükle özümseyebileceği bir yük karşısında, zavallı bebeğin bağırsakları elbette isyan edecekti.

    Tabii yukarıda “uç noktalardaki” olayları örnek olarak verdim. Ancak, özellikle yaşamın ilk aylarındaki hastalıkların büyük bir bölümünün beslenmedeki ölçüsüzlükler ve hatalı girişimlerden kaynaklandığını aklınızdan çıkarmanız gerektiğini bir kez daha anımsatmak istiyorum.

    UYARICI İŞARETLER
    Bağırsak bozukluğunun ilk işaretleri fazla belirgin değildir. Genellikle kendine özgü duyarlılığıyla, anne farkeder bir şeylerin yolunda gitmediğini… Örneğin, bebek görünürde gayet iyidir, her zamanki iştahıyla sütünü içmekte, herhangi bir hastalık belirtisi göstermemektedir. Ancak terazinin ibresi büyümenin durduğunu ifade eder. işte bu noktada, çok dikkatli olmak gerek. Bebek, belki de yediği mama, miktarı olarak yeterli olmadığı için kilo alamıyordur. Ama aksi de söz konusu olabilir. Yani yeterince, hatta fazlasını yiyor ama yediklerini özümseyemiyordur. Çocuk doktorları bu olaya, “Paradoks reaksiyonu” diyorlar: Bebek ne kadar çok yerse o kadar az gelişiyor, hatta kilo kaybediyor. Bebeğinizde bu tür bir gelişme gözlediğinizde, zaman kaybetmeden doktorunuza başvurun.
    Bu kadar önemli olmasa da bir başka uyarıcı işaret de iştah azalmasıdır. Ama bir günlük bir iştahsızlık değil tabii. Bebeğiniz, bir öğünde verdiğiniz mamanın tümünü yemekte mızmızlanıyorsa, zorlamayın. Bu noktada iştahsızlık bünyenin bağırsak bozukluğunu önlemede kullandığı bir savunma mekanizmasıdır.

    Günler süren iştahsızlığın yanında, kanmak bilmeyen susuzluk hali de bebekte barsak bozukluğunun önemli bir işaretidir. Bu durumda bırakın istediği kadar içsin. Suyun ona hiç bir zararı dokunmaz. Ama suyun yanında başka sıvı besinler vermekten kaçının. Doktorun önerileri dışına çıkmamaya özen gösterin.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: bebekler çdrbağırsak hareketi, bebeklerde bagırsak ötmesi, bebeklerde bağırsak ötmesi, bebeklerde bağırsak sesi, yenidoganda bagirsak hareketlerinin cok olmasi, 2 aylık bebeğin karnı neden guruldar, bebeklerin karnı neden guruldar, bebekte bağırsak hareketleri

    Bir başka kuşku unsuru ise, bebeğin yediklerini sık sık çıkarması, yani kusmasıdır. Bildiğiniz gibi süt çocuklarının büyük bir bölümü yediklerini çıkarır. Bilimsel olarak bir açıklaması yok ama onlara özgü bir huy bu. Bununla birlikte, kusma çok sık tekrarlanır ve iştah azalması, susuzluk, çırpınma, sinirlilik gibi başka belirtilerle bir arada görülürse, uzmana başvurmak gerekir.

    Sindirim sistemindeki bir rahatsızlık öncesinde ateş de görülebilir. Ateş, genelde so-ğukalgınlığı, kulak ihtihabı gibi hastalıkların tipik belirtisidir. Ancak bağırsak bozukluğunun yanısıra bu tür rahatsızlıklar da gözlenirse, hastalık gerçekten son derece ciddi boyutlara ulaşabilir. Doktora başvurmalı, beslenme rejimini hafifleterek, sindirim fonksiyonlarını daha bir dikkatle izlemelisiniz.

    Nedensiz ya da görünürde bir nedeni olmayan çırpınma hali de kuşkulandırman sizi Her ağladığında, bebeğin karnı ağrımaz. Protestosunun başka nedenleri vardır genellikle. Bas bas bağıran, yüzündeki ifadeden sancı çektiği, zor durumda olduğu anlaşılan bebek, bir sindirim bozukluğunun pençesinde olabilir. Çırpınma halinin yanısıra, ateş ve iştahsızlık gibi başka belirtiler de gözlenirse durum gerçekten ciddidir.

    Ancak hepsinden önemlisi bağırsağın işleviyle ilgili uyarıcı belirtilerdir. Bebeğinizin dışkısına çok dikkat edin. Çoğu kez, işler yolunda görünür. Dışkılaması gerek sayı gerekse görünüm bakımından normaldir, her zamanki gibidir. Ancak, kokusu bir gariptir. Poposunda da bir kızarıklık oluşmuştur.

    Bu, bağırsak içeriğinde bir düzensizliğe işaret eder. Kimi zaman da bağırsak bozukluğu öncesinde alışılmışın dışında bir kabızlık gözlenir. Bazan bebek, sık sık dışarı çıkar. Dışkısı daha az katıdır, dikkatle baktığınızda içinde sindirilmemiş artıklar, sümükümsü maddeler, hatta köpük görürsünüz. Bu durumda bebeğin beslenme rejimini dikkatle denetleyip, sütü bütünüyle kesmeniz, ya da ne gibi gelişmeler görüleceğini beklerken, sütü önemli ölçüde azaltmanız gerekir. Bütün bu belirtiler birarada olabileceği gibi, tek tek de görülebilir, önemli olan, zamanında farkına varabilmek, sonra da doktora haber vererek, gerekli önlemleri almaktır.

    BAĞIRSAK BOZUKLUKLARININ BELLİ BAŞLI BELİRTİLERİ
    Her türlü önlemi aldığınız halde bebeğiniz yine de bir bağırsak bozuklukluğunun pençesine düşerse, hastalığın önemini değerlendirme açısından aşağıdaki unsurları bilmenizde fayda görüyorum:

    • İshal: Daha önce de söylediğim gibi, dışkılama, çeşitli özelliklere bağlı olarak her bebekte özgün bir nitelik taşır. Günde bir kez dışarı çıkan bebek de vardır, on kez dışarı çıkan da… önemli olan sayıdan çok görünümdür. Yumuşak, sümükümsü ve köpüklü ise uygun önlemlerle daha İşin başında önüne geçilmelidir. Ancak, tümden sıvı halde, yani su gibiyse, hemen hemen bütünüyle sümükümsü ve köpüklü bir görünümü varsa, zaman kaybetmeden doktorun kapısını çalmak gerekir.
    • Kusma: Kusma ve ishalin bir arada görülmesi, her zaman için ciddi bir hastalığa işaret eder.
    • Çırpınma: Bebek, adeta havale geçirir gibi çırpınıyorsa, ciddi biçimde rahatsız demektir.
    • Kilo kaybetmek: Bağırsakları bozulan süt çocuğunun kilo kaybetmesi doğaldır. Ancak birkaç saatin içinde çocuk epey kilo verirse, doktorun ivedilikle duruma el koyması gerekir.
    • Ateş: Bağırsak bozukluğunun pençesindeki minik bebeğin ateşinin yükselmesi de normaldir. Ancak bunun da bir sınırı vardır elbet. 40 dereceye kadar yükselirse, ciddi biçimde tedaviye alınması zorunludur.
    • Gözlerin içine göçmesi, cildin kararması, yüzün zayıflaması, bıngıldağın içeri kaçması, inleme: Bütün bunlar hastalığın son derece ciddi boyutlara vardığını gösteren belirtilerdir. Bebek, derhal çocuk hastalıkları servisi olan bir hastanede gözetim altına alınmalıdır.
  • Doğumsal Hipotiroidi Zeka Geriliğine Sebep Olabilir Mi?

    Doğumsal hipotiroidi, toplumda sık rastlanması ve önlenebilir zeka geriliğinin en sık görülen nedenidir. Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi Doç.Dr.Ergun Çetinkaya, “Genel olarak bakıldığında bu hastalığın en önemli sebebinin iyot eksikliği olduğunu görmekteyiz. Özellikle sularında iyot düzeyi düşük olan yörelerde bu hastalığın görülmesi çok daha sıktır.” diyor.

    Doğumsal Hipotiroidi, tiroid hormonunun yetersiz ya da hiç salgılanmaması halinde ortaya çıkan somatik ve psikomotor gelişimde gerilikle sonuçlanan bir hormonal bozukluk olarak tanımlanıyor. Bu hastalığın önemi, toplumda sık rastlanmasından ve önlenebilir zeka geriliğinin en sık görülen nedeni olmasından kaynaklanıyor. Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi Doç.Dr.Ergun Çetinkaya, “Tiroid hormonu, beyin gelişimi ve fonksiyonu için oldukça önemli bir hormon olup sinir hücrelerinin oluşumu ve sinirlerde iletim gibi önemli fonksiyonları vardır. Konjenital Hipotiroidinin prevalansı yani görülme sıklığı 1/3000 -1/4000 arasındadır. Ülkemizde yapılan bir çalışmada bu oran 1/2736 olarak bulunmuştur. Genel olarak bakıldığında bu hastalığın en önemli sebebinin iyot eksikliği olduğunu görmekteyiz. Özellikle sularında iyot düzeyi düşük olan yörelerde bu hastalığın görülmesi çok daha sıktır. Yeterli iyot replasmanı ile bu durum düzeltilebilir. İyot eksikliği olmayan bölgelerde ise bu hastalığın en önemli nedenleri arasında tiroid bezinin doğumsal olarak olmaması veya bezin olması gereken yerde olmaması sayılabilir. Ayrıca tiroid bezi içindeki hormonal oluşum düzeyindeki bozukluklar da konjenital hipotiroidinin sebebidir.”

  • Bebeklerde Miyop: Miyop Çocuklar Daha Zeki

    Yapılan pek çok çalışma, çocuk miyopların zeka katsayılarının normal popülasyona göre 7-8 kat daha fazla olduğunu göstermiş. Ayrıca miyop çocukların okul başarısı da daha yüksek bulunmuş. Peki, bu çocuklar neden daha zeki oluyor?
    İşte yanıtı…

    “Uzağı net görememek” olarak tanımlanan miyopi, doğuştan olabileceği gibi, erişkinlik çağlarında da başlayabiliyor. 7-16 yaşları arasında başlayan miyopiye ise “okul miyopisi” adı veriliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar; pek çok bilimsel çalışmada, miyop çocukların zeka katsayılarının (IQ) normal popülasyona göre 7-8 puan daha fazla bulunduğunu belirterek, “Yapılan çalışmalarda ailelerde de benzer sonuçlar elde edilmiş.

    Öyle ki miyop kardeşlerin, olmayanlara kıyasla zeka katsayılarının daha yüksek olduğu ortaya konmuş. Ayrıca miyop çocukların okul başarısı da daha yüksek bulunmuş. Bu istatistikler 2 türlü açıklanabilir: “Ya miyopi ile zeka geni aynı kromozomda birlikte kalıtlanıyor ya da daha zeki olanlar okumayla daha çok zaman harcıyor ve gözde miyopi oluşuyor’” diyor.

    Çocukta miyop göz tembelliğine neden olabilir!
    Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar, eğer 2 gözde de sorun varsa, çocuğun uzağı net olarak göremediğini kendisi ifade edebildiğini belirterek, “Ebeveynler ve öğretmenler de gerek çocuğun gözünü kısmasından, gerekse tahtayı iyi okuyamamasından veya televizyonu yakından seyretmesinden göz bozukluğunu tahmin edebiliyor. Ancak sadece tek göz bozuksa, işte bu durum kolayca dikkatten kaçabiliyor ve erken tedavi edilmediği için de göz tembelliğine yol açabiliyor.” uyarısında bulunuyor.

    Miyop çocuklarda düzenli muayene çok önemli!
    Bebeklere 1-1.5 aylıkken çocuk doktoru tarafından “kırmızı refleks testi” denen göz testi uygulanması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Banu Coşar, bu testte bozukluk tespit edildiği takdirde çocuğun zaman kaybetmeden bir göz hekimi tarafından muayene ve tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor. Doç. Dr. Banu Coşar şunları söylüyor: “Eğer test sonucu normal ise ve gözde dışardan belli olan şaşılık ve beyaz leke gibi durumlar yoksa, çocukların 3 yaşında göz muayenesi olması ideal. Bu muayeneden sonra da çocuğun ilkokul 1. sınıftan itibaren her yıl göz muayenesinden geçmesi gerekiyor. Miyopi tanısı, göz muayenesinde görme seviyesinin tespiti ve göz numaralarının otomatik ölçümü (otorefraktometre) ile konuyor. Ayrıca muayene sırasında göz bebekleri damla ile genişletilerek gözün içine bakılıyor.’

    11 yaşına dek gözlük, 11 yaştan sonra kontakt lens
    Doç. Dr. Banu Coşar miyopi tedavisinde 11 yaşına dek gözlük kullanılması gerektiğini, bu yaştan itibaren istenirse kontakt lens kullanımına geçilebileceğini, 18 yaşından sonra da lazer tedavisi uygulanabileceğini belirtiyor. Çocukluk döneminde miyop gözlüklerin sürekli takılması gerektiğine de dikkat çeken Doç. Dr. Banu Coşar, “Aksi halde numaralar daha hızlı ilerleyebiliyor. Bu nedenle aileler gözlüğün devamlı kullanımını sağlamaya çalışmalı. Önerilen sıklıktaki göz muayenelerini de kaçırmamalı. Kontakt lense geçilmişse, aileler lenslerin kurallara uygun kullanımı konusunda da çocuklarını takip etmeliler.” diyor.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: bebeklerde miyop belirtileri, bebeklerde miyop düzelir mi, bebekte miyop, prematüre bebeklerde miyop

    OKUL MİYOPİSİNDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

    Yanlış : Miyopi için düşük numaralı gözlük takılırsa numaralar daha az ilerler.
    Doğrusu: Gözde mevcut numaralar ne ise ona uygun numara kullanılmalı.

    Yanlış : Miyopi için sürekli gözlük takılmasına gerek yok.
    Doğrusu: Çocukluk döneminde, doktorun önerdiği gözlükler sürekli takılmalı.

    Yanlış : Ergenlik döneminde kontakt lens kullanımı tavsiye edilmez.
    Doğrusu: 11 yaşından sonra gençler kontakt lens kullanabilir.

    Yanlış : Yaş ilerledikçe miyopi azalır.
    Doğrusu: Miyopi ilerleyen yaşla birlikte azalmaz.

  • Bebekler Neden Öksürür?

    • Bazı bebekler sadece ev içerisinde öksürür. Bunun nedeni evde oluşan tozlara, yastıklardaki kuş tüylerine karşı bir alerji olabilir.
    • Bebeklerin ilkbahar ve yaz aylarında öksürmesi çiçeklerin polenlerinden kaynaklı olabilir. Bebeğin polenlere karşı alerjisi olduğu için öksürük oluşabilir.
    • Öksürüğün bir diğer nedeni ise kirli havadır. Bebek kirli havada bulunduğunda nefesi daralır ve öksürmeye başlar. Ayrıca sigara dumanı, kış mevsiminde kömür dumanı, odunun vermiş olduğu duman bebekte öksürüğe neden olur.
    • Bebekler evde oynarken çevreden bulduğu düğme ya da küçük oyuncak parçalarını yutabilir. Boğaza yabancı bir cisim kaçması öksürüğe neden olur. Aynı şekilde fındık, karpuz çekirdeği gibi gıdalar da bebeğin boğazına kaçabilir. Anneler bu konuda dikkatli olmalıdır.
    • Bebeğin boğazına yabancı bir cisim kaçması durumunda öksürük aniden şiddetli şekilde başlar. Besin maddesi yutulması halinde vücutta ateş olur. Yutulan besin maddesi değilse, vücut bunu kendi atamaz derhal doktor müdahalesi yapılmalıdır.
    • Bazen ise öksürük bir hastalığın belirtisi olarak kendini gösterebilir. Ara ara öksürük, nefes almada hızlanma, hırıltı ve balgam vücutta bir hastalığın belirtileri olabilir. Böyle durumlarda bebeği doktor kontrolünde tutmak gerekir.
  • Bebeğin Yanağındaki Kızarıklıklar İçin Doktor Tavsiyesi!

    Bebeklerin şikayet ettiğiniz şekilde bazen yanaklarında onun günlük yaşantısını bozmayan kızarıklıklar olur. Böyle durumlarda en sık tanı koyduğumuz durum atopik dermatit dediğimiz hastalıktır. Atopik Dermatit allerjik eğilimli bebekleri tutmayı sever. Böyle bebeklerin ailelerinde allerjik diğer hastalıklar bulunabilir.

    Böyle bebeklerin ciltleri çok hassastır. Hele bir de anne sütü almıyorlarsa hemen yanaklarında veya vücutlarının başka yerlerinde kaşıntılı, çeversi veya üzeri pullanan kırmızı lekeler çıkmaya başlar.

    Bebeğin temizliğinde kullanılan sabunlar, parfümlü, kolonyalı ıslak mendiller, giysilerin yıkanmasında kullanılan deterjanlar, bebeğin giysilerinin tür bebeğe anne sütü almadığında verilen mama atopinin gelişmesini kolaylaştırabilir.

    Bebeğin mümkünse anne sütü ile beslenmesini, vücut bakımında sabun içermeyen bakım ürünlerinin kullanılmasını, kolonyalı, parfümlü ıslak mendillerle vücudunun silinmemesini, giysilerinin pamuklu olmasını, bol suyla gerekirse iki kez durulanmasını, ütülenmesini öneririz.
    İlaç tedavisi de veririz.

    Ancak ilaç tedavisi atopik dermatit teşhisi kesin olduktan sonra bile dermatitin niteleiğine, şiddetine, beraberinde neler olup olmadığına göre belirlenir.

    Bu açıklamayı yazarken bebeğinizin yanaklarındaki kızarıklığın atopik dermatit olduğunu belirlemiş değilim. Sadece bu yaşlarda en sık nedeni yazmak istedim.

    Siz de kabul edersiniz ki, görerek tanımlanması gereken bulguları olan rahatsızlıkları buradan teşhis etmemiz mümkün değildir.

    Size önerim: Bebeğinizin yanaklarındaki kızarıklıkların değerlendirilmesi için tekrar bir çocuk hekimine veya bir dermetoloji hekimine göstermenizdir. Geçmiş olsun.

    Bu sayfaya annelerimiz en çok şu kelimeler için geldi -> bebeklerde yanaklar kızarıklık, bebeklerde yanaklarında kızarıklık, bebeklerin yanaklarında kızarıklık, bebeklerin yanaklarında kızarıklık uzman tv, bebeklerde yanak kızarıklığı neden olur, bebeklerde yanak kızarıklığı nedenleri, bebeğimin yanakları pütür pütür, bebeğimin yüzü pütür pütür
  • Kabız Olan Bebek Için Neler Yapılmalı?

    Bebeklerde kabızlık nedenleri nelerdir? Kabız olan bebeğe için neler yapılabilir ve bebeklerde kabızlık tedavisi nasıl yapılır? Bebeklerde kabızlığa ne iyi gelir? Bebeksayfasi.com cevaplıyor.

    Kabızlık yaşayan bebekler için neler yapılmalı?

    Ağlama, huzursuzluk, kaka yaparken çığlık atma, kakanın haftada üçten az yapılması, yapıldığı zaman çok gazlı ve kötü kokulu olması, karnın sertleşmesi ve iştahın azalması gibi belirtiler bebeğin kabız olduğunu düşündürür.

    Genellikle mama ile beslenen bebeklerde daha fazla görülür. Bebeğin çok su içmemesi ve katı gıdalara yeni geçmiş olması da kabızlık nedenleri arasında yer alır. Çok nadiren başka bir hastalık belirtisi olarak da kabızlık oluşabilir.

    Yeteri kadar su içmeyen bebekte kabızlık olabilir

    Kabız olan bebek için ilk etapta jimnastik hareketleri gibi bisiklet hareketi yaptırmak yararlı olabilir. Eğer sadece mama ile beslenen bir bebekse mamayı sulandırmak veya aralarda su içirmek gerekir. Bebek susuz kaldığı zaman kabızlık meydana gelecektir. Eğer bebek katı gıdalara yeni başlamışsa mümkün olduğu kadar yüksek lifli meyvelerden (kayısı, üzüm, armut, erik püresi) diyet seçmek doğru olacaktır. Eğer tüm bu önlemler işe yaramadıysa mutlaka hekime başvurmalıdır. Bebeğe barsak yumuşatıcı bir ilaç verilmesi gerekebilir. Bebeğin barsak hareketleri tamamen normale dönünceye kadar bu uygulamalar devam etmelidir.

  • Bebeklerde Grip Ve Öksürük Tedavisi

    Bebekler, büyüklere oranla savunmasızdır ve ufak sebeplerden ötürü hastalanırlar. Hava şartlarının sıkça değiştiği ülkemizde bebekler için hastalığa davet vardır. Çok basit sebeplerden ötürü bebekler ve çocuklarda gribe rastlanır. Soğuk algınlığı virüslerin sebep olduğu bir rahatsızlıktır. Bu durumda ebeveynler dikkatli olmalı, bebeği rahatlatacak  ve komplikasyonların gelişmesini önleyecek önlemler almalıdır. Bebeğini emziren anneler şanslıdır çünkü anne sütü hastalıklara karşı antikor üretir.

    Bebeğiniz eğer soğuk aldıysa burun akıntısı ve öksürüğü varsa neler yapmalısınız?

    • Öncelikle bol sıvı tüketmesini sağlayın. Emziren anneler bebeklerini daha sık emzirmeli, eğer bebeğiniz ek gıdalara başladıysa sulandırılmış elma suyu ve bitkisel çaylar verilmelidir.
    • Burun tıkanıklığı soğuk algınlığında kaçınılmazdır. Beslenme ve uyku zamanında 15 dakika önce burunda tuzlu burun damlalarının uygulanması rahat nefes almaya yardımcı olur. Ayrıca buhar makinesi ile bebeğin bulunduğu ortam nemlendirilmelidir. Nemli ortam öksürüğe de iyi gecelektir. Burun akıntısının dışarı çıkması için bebeğin başı hafifçe yükseltilir.
    • İlaç kullanımı gerekir. Bu durumda ilaç kullanmadan önce mutlaka doktora başvurmanız gerekir. Soğuk algınlığını bastırmak zararlı olabilir ve 1 yaşından küçük bebeklerde damla kullanılması önerilmez. Bu nedenle mutlaka bir hekime danışmanız gerekir. Eğer bebeğiniz hırıltılı nefes alıyorsa, öksürük sık ve boğuksa, nefes almakta zorlanıyorsa, renginde solma varsa, sıvı almayı reddediyorsa ve ateşliyse beklemeden doktora gidin.
    • Bebeğinizi hastalıklardan korumak için ani hava değişimlerin olmasına izin vermeyin, terleyen çocukların içtiği su sıcaklığına dikkat edin, uyurken bebeklerin terlememesi için ince giydirin ve oda sıcaklığını sabit tutun. Bebekler herkesten çok korunmaya ihtiyaç duyar ve savunmasızdır. Bu nedenle ebeveynlere büyük bir sorumluluk düşmektedir.

    Bebeklerde öksürük ne zaman tedavi edilmeli;

    • Öksürük kuru ve balgam çıkartılmasını sağla­mıyorsa,
    • Gece öksürüğü, hastanın ve aile bireylerinin uy­kusunu engelliyorsa,
    • Kaburgaları saran kaslar, öksürük nedeniyle aşırı geriliyor ve acı veriyorsa,
    • Balgam aşırı miktarda ise ve hasta çıkarmakta güçlük çekiyorsa,
    • Boğmaca belirtilerinden birine rastlanmışsa.

    Öksürük Tedavisi

    • Öksürüğün bastırılması: Ballı süt gibi sıcak içe­cekler, öksürük refleksinin bastırılması açısından çok yararlıdır. Etkin öksürük şuruplarının çoğu da reçe­tesiz olarak alınabilir.
    • Buğu teneffüsü: Bu yöntem, ancak daha büyük çocuklarda güvenli bir biçimde uygulanabilir. Vicks ya da bu amaçla hazırlanmış özel ilaçlar, sıcak suyun içine atılır. Sudan çıkan buğunun teneffüs ettirilme­si, öksürüğü azaltır ve balgam çıkartılmasını kolay­laştırır. Bu amaçla içinde sıcak su bulunan bir kaba, söz konusu ilaçtan küçük bir miktar konulur. Çocu­ğa, başını suyun hemen üzerinde tutması, söylenir. Çocuğun başı, bu durumdayken bir havlu ile örtülür ve üç-dört dakika derin nefes alması sağlanır. Çocuğun yüzünün ciddi biçimde yanabileceği olasılığını unutmamak ve yüzünün, suya değmemesine kesin­likle özen göstermek gerekir. Terlemesine neden ola­cağı için bu tedavi, çocuk yatmadan önce uygula­nmalıdır.
    • İlaç: Öksürük, bedenin olağan koruma mekaniz­malarıyla baş edemediği bir iltihap nedeniyle ortaya çıkmışsa doktor, uygun bir antibiyotik kullanılması­nı önerir.