Bebek

  • Bebeklerde Kırmızı Leke, Benek, Nokta, Çıban

    Bebeklerde Kırmızı Leke ve Çıban Nedir?
    Leke herhangi bir nedenle deride oluşan küçük kırmızı şişliktir. Çıban ise deride bir bölgenin mikrop alarak acı veren bir şişlik oluşturmasıdır. Bu şişlik olgunlaşarak içi irin dolu bir ‘baş’ verir. Vücudun her yerinde görülebilmekle birlikte yüzde ve kalçalar gibi bası yerlerinde daha sık oluşur. Arada sırada ortaya çıkan lekelerden kaygı duymayın, ancak sık sık tekrarlayan çıbanlar bir hastalığın belirtisi olabilir.

    Bebekte Lekenin veya Çıbanın Belirtileri Nelerdir?
    Leke

    • Küçük, kırmızı, ağrısız kabartı.

    Çıban

    • Gittikçe büyüyen, ağrılı, kırmızı şişlik

    Ne yapmalı?
    2
    1. Çocuğunuzda arda sırada lekeler oluşuyor ya da sivilce çıkıyorsa aldırmayın; tedavi gerektirmeden birkaç günde geçecektir. Ağız çevresindeki lekeler salya akıtmasına bağlıysa gidermek için krem sürebilirsiniz.
    2. Çıban çıkar ya da leke mikrop kapıp iltihaplanırsa, hem leke ya da çıbanı hem de çevresindeki deriyi kaynatılıp soğutulmuş su ve pamukla temizleyin.
    3. Giysilere sürtünüyor ya da kalçalar gibi acı veren bir yerde bulunuyorsa Üzerini birkaç kat gazlı bezle örtebilirsiniz.

    4.Çıban birkaç gün içinde baş vererek kendiliğinden patlar. Çıbanı sıkmak enfeksiyonun yayılmasına neden olabilir. Patlayan çıbanı antiseptikli pamukla temizleyin ve yara yerini iyileşene dek örtülü tutun.

    Bebekte Kırmızı Benek veya Çıban Çıktığında Doktora Ne Zaman Gitmeli?

    • Derideki leke iltihaplanmış gibi görünüyorsa,
    • Çıban, bakımı güç ve acı veren bir yerdeyse,

    Çocuğunuzda sık sık çıban çıkıyorsa doktora danışın.

    sonra sürmeniz için krem verir. Çıbanlar çok sayıdaysa antibiyotik tedavisi uygulamanızı isteyebilir.

  • Bal, Bebekleri Zehirleyebilir

    Bala Avrupa Birliği kriteri geliyor. Bu kapsamda ”bebeklere bal yedirmeyin” uyarısı, bundan böyle etiketlerde yer alacak.

    Sağlık Bakanlığı’nın ve doktorların alerjin maddeleri içermesi nedeniyle bir yaşından küçük bebeklere bal yedirilmemesi uyarısı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca etiketlere taşınacak.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca hazırlanarak görüşe açılan bal tebliği taslağına göre, bal etiketlerinde ”1 yaşından küçük çocuklara bal yedirilmemelidir” ifadesi yer alacak.

    AB’ye uyum çerçevesinde hazırlanan taslağa göre bala gıda katkı maddeleri de dahil olmak üzere dışarıdan hiçbir madde katılamayacak. Bal doğal bileşiminde bulunmayan organik ve/veya inorganik maddelerden ari olacak. Bala hiç bir katkı maddesi ve aroma verici katılmayacak.

    Fırıncılık balı dışında bal, bala ait olmayan yabancı tat ve kokuda, fermantasyonu başlamış, asitliği yapay olarak değiştirilmiş veya içerdiği doğal enzimleri parçalayacak ya da önemli düzeyde inaktive edecek şekilde ısıtılmış olmayacak.

    Filtre edilmiş bal ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla yabancı organik veya inorganik maddelerin ayrılması sırasında kaçınılmaz olan kayıplar dışında balda polen veya diğer bala özgü bileşenler uzaklaştırılamayacak.

    Bal, Türk Gıda Kodeksi Şeker Tebliğinde yer alan şekerleri içermeyecek.

    Balın tadı ve aroması, balın kaynağına ve üretildiği bitkinin türüne bağlı olarak değişmekle birlikte, bal kendine özgü koku ve tada sahip olacak.) Balın rengi su beyazından koyu amber renge kadar değişebilecek.

    Temel petekte balmumunun doğal yapısında bulunmayan, parafin, serezin, iç yağı, reçine, oksalik asit gibi organik maddeler ile ağartıcı maddeler gibi inorganik maddeler bulunmayacak.

  • Bebeklerde Temel Yaşam Desteği Nasıl Yapılır?

    Solunum Durması Nedir?

    Solunum hareketlerinin durması nedeniyle vücudun yaşamak için ihtiyacı olan oksijenden yoksun kalmasıdır. Hemen yapay solunuma başlanmaz ise bir süre sonra kalp durması meydana gelir.

    Kalp Durması Nedir?

    Bilinci kapalı kişide kalp atımının olmaması durumudur. Kalp durmasına en kısa sürede müdahale edilmezse dokuların oksijenlenmesi bozulacağı için beyin hasarı oluşur. Kişide solunumun olmaması, bilincin kapalı olması, hiç hareket etmemesi ve uyaranlara cevap vermemesi kalp durmasının belirtisidir.

    Temel Yaşam Desteği Nedir?

    Yaşam kurtarmak amacı ile hava yolu açıklığı sağlandıktan sonra, solunumu ve/veya kalbi durmuş kişiye yapay solunum ile akciğerlerine oksijen gitmesini, dış kalp masajı ile de kalpten kan pompalanmasını sağlamak üzere yapılan ilaçsız müdahalelerdir.

    BEBEKLERDE TEMEL YAŞAM DESTEĞİ (0-1 YAŞ ARASI)

    1. Kendimizin ve bebeğin güvenliğinden emin olunur,

    2. Ayak tabanına hafifçe vurularak bilinç durumu kontrol edilir,

    Eğer bilinç yok ise;
    3. Çevreden yüksek sesle yardım çağrılır; 112 aratılır.
    4. Bebek sert zemine sırt üstü yatırılır
    5. İlk Yardımcı temel yaşam desteği uygulayacağı pozisyonu alır (yerde uygulama yapacak ise diz çöker, masa v.b. yerde uygulama yapacak ise ayakta durur),
    6. Bebeğin boynunu ve göğsünü saran giysiler açılır,
    7. Ağız içi gözle kontrol edilir; hava yolu tıkanıklığına neden olan yabancı cisim var ise çıkartılır,
    8. Hava yolunu açmak için, bir el bebeğin alnına, diğer elin iki parmağı çene kemiğine koyulup baş hafifçe yukarı geri itilerek eğilir, baş geri çene yukarı pozisyonu verilir,
    9. Bebeğin solunum yapıp yapmadığı bak-dinle-hisset yöntemiyle 10 saniye süre ile kontrol edilir;
    – Göğüs kafesinin solunum hareketlerine bakılır,
    – Eğilip, kulağını hastanın ağzına yaklaştırarak solunum dinlenirken diğer el göğüs üzerine hafifçe yerleştirilerek hissedilir,
    10. Solunum yoksa; ağız dolusu nefes alınır, ağız bebeğin ağız ve burnunu içine alacak şekilde yerleştirilir,
    11. Bebeğin göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar her biri 1 saniye süren 2 solunum verilir, havanın geriye çıkması için zaman verilir,
    12. Kalp/Göğüs basısı uygulamak için bebeğin (iki meme başının altındaki hattın ortası göğüs merkezini oluşturur) göğüs merkezi belirlenir,
    13. Bir elin orta ve ve yüzük parmağı bebeğin göğüs merkezine yerleştirilir
    14. Göğüs kemiği 4 cm aşağı inecek şekilde ( yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3’ü kadar) 30 göğüs/kalp basısı uygulanır, bu işlemin hızı dakikada 100 bası olacak şekilde ayarlanır,
    15. Bebeğe 30 kalp masajından (göğüs/kalp basısı) sonra 2 solunum yaptırılır (30;2)
    16. İlkyardımcı yalnız ise; 30;2 göğüs basısının 5 tur tekrarından sonra 112’yi kendisi arar,
    17. Temel yaşam desteğine bebeğin yaşamsal refleksleri ya da tıbbi yardım gelene kadar kesintisiz devam edilir.

  • Bebeklerde Altıncı Hastalık Belirtileri Ve Tedavisi

    Altıncı hastalık, diğer adıyla Roseola, pembe-kırmızı cilt döküntüleri ve ateşle seyreden, çoğunlukla bebek ve çocukları etkileyen viral bir hastalıktır.

    Altıncı hastalık belirtileri nelerdir?

    Altıncı hastalık 39,4 – 40,6 derece arasında genellikle 2-3 gün süren, en fazla 8 güne kadar uzayabilen ani yüksek ateş ile başlar. Ateş başladığı gibi aniden normale döner. Bazen yüksek ateşe bağlı nöbetler gelişebilir. Kulak arkası ve boyunda lenf bezlerinde şişmeler görülebilir. Nadiren ensefalit ve hepatit gelişebilir.

    Diğer belirtileri göz kızarıklığı, burun akması, huzursuzluk, sinirlilik, iştahsızlık, boğaz ağrısıdır.

    Ateşin düşmesi ile birlikte pembe-kırmızı döküntüler başlar. Döküntüler önce gövde ve boyunda başlar, daha sonra yüz, kollar ve bacaklara yayılır. Kabuk hafifçe kaldırılırsa altında yara oluşabilir. Döküntüler birkaç saat ile 1-2 gün arasında sürebilir. Genellikle kaşıntı yoktur.

    Hastalık genellikle bir haftada iyileşir. HHV-6 enfeksiyonlarının yaklaşık % 70 inde döküntü oluşmaz, sadece ateş vardır.

    Altıncı hastalık tedavisi

    Altıncı hastalık’ın özel bir tedavisi yoktur ve genellikle profesyonel tedavi gerektirmez. Bir bakteri değil, virüs hastalığı olduğu için antibiyotiklerin faydası olmaz. Tedavi yüksek ateşin azaltılmasını amaçlar.

    Ateş tedavisinde asetaminofen,ibuprofen, ya da sünger banyoları kullanılabilir. İlaçların dozu için mutlaka doktorunuzun tavsiyelerine uyun.

    Reye sendromu riski nedeniyle aspirin vermeyin. Bol sıvı verilmesi uygundur. Altıncı hastalık döküntüleri tedavi gerekmeden kendiliğinden kaybolur.

  • Çıban

    Çıbanlar derideki önemsiz iltihaplanmalar olmakla birlikte, özellikle ergenlik çağında görünümle ilgili sorunlara ve bazı komplikasyonlara yol açabilir. Ergenlik çağında üstderide tam anlamıyla bir hormon fırtınası yaşanmaktadır. Deride kıl kökünü saran kesecik (kıl folikülü), sebum adında yağlı ve koyu kıvamlı bir salgı üreten yağbezleriyle yoğun ilişki içindedir. Bunların ikisi firden kıl-yağbezi sistemini oluşturur. Bu mikro sistemde iltihaplanma olursa, çıban meydana gelir. Yani çıban, bu sistemde irinli ve doku ölümüyle seyreden bir iltihabın kesin belirtisidir.

    NEDENLERİ
    Etken, hemen hemen her zaman stafilokok türü bir bakteridir. Bu mikrop aslında alışılmış bir deri asalağıdır ve zararvermeden deri yüzeyinde yaşar. Stafilokokların deride çıban gelişimine yol açabilecek kadar güçlenmesi için belirli koşulların bir arada bulunması gerekir. Başka bir deyişle, stafilokokların hastalık yapıcı etkileri derinin yerel savunma süreçlerince engellenir ve stafilokoklar, ancak bu süreçler zayıfladığında saldırıya geçebilir.

    En sık görülen neden, bağırsaktan bazı zehirli maddelerin emilmesidir. Bu maddelerden bazıları, vücuttan kılyağbezi sistemi aracılığıyla atılabilir; bu durum kıl kökünü saran keseciklerdeki yerel savunma süreçlerim zayıflatır ve stafilokokları hastalık yapıcı hale getirir. Sivilce gelişimine yatkınlıkyaratan bir başka neden de şeker hastalığıdır: Şeker hastalarının vücudu ve derisi başta stafilokoklar olmak üzere birçok mikrop türünün gelişmesi için son derece elverişli bir ortamdır.

    Ayrıca çıban gelişimini kolaylaştıran birçok dış etken de bilinmektedir: Derinin sürekli zedelenmesi (örneğin, sporculara uygulanan masajın etkisiyle) bunlardanbiridir; boyunda ortaya çıkan sivilcelerin nedeni ise giysi yakalarının sürekli zedeleyici bir sürtünme yaratmasıdır. Çıban yalnızca deriyi, daha doğrusu derinin dermis katmanını ilgilendiren bir olaydır. Derialtı dokuları bu durumdan çok az etkilenir; zaten kıl-yağbezi sistemi dermis katmamnda bulunur.

  • Bebeklerde Ağız Enfeksiyonları

    Çocukluk çağında özellikle de bilinçsiz bir şekilde yabancı cisimlerin ağıza sokulması bu tür enfeksiyonların çocuklarda daha sık görülmesine neden olur. Ağız yarası ve bozukluklarının birçok türü olmasına rağmen en çok görülenler pamukçuk(moniliazis), uçuk ve aftlardır. Ağız beslenme yolunun ilk durağı olduğu için bu tür enfeksiyonlar genellikle ağrı ve acıya neden olarak en başta çocuğun beslenmesinde sorunlara yol açacaktır. Hatta bazen konuşmayı kısıtlayacak kadar da ağır olabilirler.

    Yenidoğan döneminde çok sık gördüğümüz pamukçuk ya da diğer adıyla moniliazis, Candia Albicans isimli mantarın yaptığı bir enfeksiyondur. En sık sebebi ikircikli de olsa anne göğsünün gereğinden fazla temizlenmesidir. Çünkü annenin göğüs cildinde doğal ve faydalı bazı flora mikropları mevcuttur, eğer bikarbonatlı suyla, veya aşırı sabunlu temizlikle bu faydalı flora mikroplarını öldürürsek meydan bu mantarlara kalacaktır. Annenin göğsünün emzirme öncesi kuru bir petle silinmesi ve günde 1 kez de hafifçe yıkanması yeterlidir. Suni beslenme uygulanıyorsa da silikon mateyallerin yeterince sterilize edilmemsi en büyük etkendir. Mantarlara etkili bazı damlalar veya ağız içine sürülebilen bazı mor-mavi boyalarla 7-10 gün içinde tedavi edilebilir. Ağır, iyileşmeyen veya sık tekraralyan pamukçuk enfeksiyonlarında bağışıklık siteminde bir zayıflık olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.

    Hem çocuk, hem erişkinlerde sık görülen ağız enfeksiyonlarından biri de uçuktur. Uçuk ağzın içinden çok genellikle dudak kenarında görülen ve Hepres simpleks isimli bir virus tarafından oluşan bir enfeksiyondur. Virus genellilkle çocukluk çağında ilk kez alınır, ancak yüz bölgesindeki sinir köklerinde gizli şekilde kaldığı için yaşam boyunca, özellikle de bağışıklık siteminin zayıfladığı veya aşırı stres yaşanan dönemlerde tekrarlayabilen bir enfeksiyondur. Bu virusa etkili olabilecek özel kremlerin günde 5 kez kadar yoğun kullanımıyla 7-10 gün içerisinde iyileşir.

  • Bebeklerde Ateş Nasıl Düşürülür?

    Bebeklerde ateş sınırı nedir, sağlıklı bir bebeğin ateşi kaç derece olmalı? Bebeğin ateşi nasıl düşürülür? Bebeklerde ateş ve ishal neden görülür? Ebeveynlerin merak ettikleri bu soruların cevabını Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. R. Süha Ünüvar verdi.

    Bebekler ve çocuklarda ateşlenmenin çok normal olmasıyla birlikte, ebeveynler özellikle ilk deneyimlerinde telaşlanabiliyorlar. Ateş çocuğun hasta olduğunun bir göstergesi olurken, bir yandan da ağır bir enfeksiyonda hiç ateşe rastlanmayabiliyor. Bu sebeple ateş başlı başına hastalığın düzeyini belirlememekle birlikte, harekete geçmek için faydalı bir mekanizmadır.

    Normal vücut ısısı, ölçümün yapıldığı yer, zaman ve kişiye göre değişiklikler gösterir. Sabah en düşük düzeyi gösterirken, akşam en yüksek ölçüyü verir. Ağızdan alınan ateş makattan alınandan 0.6 derece düşüktür. Koltuk altı ve kasıktan alınan ateş, ağızdan alınan ateşten 0.6 derece düşüktür.

    Bebeklerde ateş sınırı nedir, bebeklerde ateş kaç derece olmalı?

    Makattan alınan vücut ısısı en çok 38 C olması gerekirken, ağızdan alınan 37.5 C, koltuk altı ve kasıktan alınan 37 C olmalıdır. Cam veya dijital dereceler 3 dakika tutularak ateş ölçülmelidir. Alından ölçüm yapan dijtal dereceler ise anında sonuç vermektedir. Bebeklerde yetişkinlerin ateş durumuna ek olarak, çevresel ateş dediğimiz bir durum da gözlemlenmektedir. Sıcak ortamda aşırı giydirmek ve heyecan da, çocukların ateşini çıkartır.

    * Kollajen hastalıklar: Eklem romatizması

    * Neoplaziler: Tümörler

    * Tanı konulamayanlar

    * Diğer nedenler: Sahte ateş, ilaç ateşi, beyin hastalıkları, şeker hastalığındaki su kayıplarında, aspirin zehirlenmelerinde, ailesel Akdeniz ateşi hastalığında, tiroit bezinin aşırı çalışmasında ve beyin kanamalarında.

    Özellikle ateş ölçümünün sağlıklı yapılması gerekir. Kurallara uygun olarak bakılan ateş yüksek olarak saptanırsa, yapılması gereken ilk şey, bir sağlık merkezine başvuruda bulunmaktır. Eğer bu olanak çevresel koşullar nedeni ile mümkün değilse, o zaman kendi olanaklarımızla ateşi makul seviyelere düşürebiliriz.

    BEBEKLERDE ATEŞ NASIL DÜŞÜRÜLÜR?

    Öncelik sakin olmalı ve çocuğunuzun fazla giysilerini çıkarmalısınız. Ortam sıcaklığını klima veya hava sirkülasyonu ile 20 derece civarına sabitlemelisiniz. Ateşini kesin sonuç vermesi için makattan ölçmeli, 39-39.5 C’yi geçerse (özellikle 2 yaş altında) ateşli havale riski vardır. Bu nedenle, hiç olmazsa 38 – 38.5 derece civarına düşürmeyi amaç edinmelisiniz.

    Bunun için evinizde her zaman, dozajını önceden belirlediğimiz bir ateş şurubu bulundurmalısınız. Ateşli çocuğunuzun ateşini ölçtükten sonra, riskli düzeydeyse ateş şurubundan vermelisiniz. Yalnız bu şurupların verilme miktarları ve gün içindeki doz sayıları çok farklıdır. Doz sayılarını çok iyi öğrenmeli, buna göre hareket etmelisiniz.

    BEBEKLERDE ATEŞ VE İSHAL

    Bir ishalle birlikte ateş varsa çocuğu mutlaka doktora götürün. Evde tedavi edilecek bir şey değildir. Mümkünse acil servise götürmek gerekir çünkü çok önemlidir.

    Fitil daha çabuk sonuç veriyor

    Ateş şurupları, fitile göre daha geç etki eder. Bu nedenle, eğer hemen sonuç alınması gerekiyorsa fitil tercih edilebilir. Metamizol içeren ilaçları sadece çok acil durumlarda kullanmak, rutin olarak kullanmamak gereklidir.

    Ateş şurubunu veya fitili çocuğunuza verdikten sonra, vücudunu soğutma yöntemini izlemelisiniz. Özellikle yeni doğan bebekler sadece çevre ısısının fazla olmasından ve giysiden dolayı ateşlenebilirler. Ateşlenen çocuğa buzlu su uygulamamak gerekir. Bunun yerine ılık veya hafif sıcak su ile sık banyo yaptırılabilir.

    Aspirine dikkat!

    Ateş için kullanılan ilaçların vücuda (doz aşılmazsa) zararı yoktur. Günümüzde artık aspirini ateş düşürmek amacı ile kullanmadığımızı da ebeveynlerin bilmesini isterim. Aspirin bazı durumlarda REYE sendromu denilen hayatı tehdit eden hastalığa neden olabilmektedir.

    ATEŞİ OLAN ÇOCUĞA İĞNE YAPILIR MI?

    Ailelerin bana en çok sorduğu önemli bir soru da, ateşli çocuğa iğne yapılıp yapılmayacağıdır. Doktor denetim ve gözetiminde enjeksiyon uygulanması alışılagelmiş bir yöntemdir. Ama enjeksiyonların mutlaka bir sağlık kuruluşunda yapılması gereklidir. Enjeksiyonların yapılacağı yer, çocuğun yaşına ve kas durumuna göre belirlenir. Ama genel bir kural olarak, bir yaşından önceki bebeklere bacaktan, yürümeye başlamış çocuklara kalçadan yapılması daha uygun görülmektedir.

  • Bebeklerde Nezle Ve Grip Tedavisi

    Grip ve soğuk algınlığının bebeklerde sıklıkla görülmesi, bu tip hastalıklara sebep olan mikroplarla ilk defa karşılaşmalarından kaynaklanır. Peki, bebeklerdeki gribal enfeksiyonların tedavisi nasıl olmalıdır?

    BEBEKLERDE NEZLE (SOĞUK ALGINLIĞI)

    BELİRTİLERİ

    Burun, boğaz ve soluk borusunda meydana gelen viral bir enfeksiyon olan ve bebeklerde en sık rastlanan hastalıklardan biri olan nezle genellikle burun akıntısı ile başlar. Hafif sayılabilecek bir hastalık olmasına karşın huzursuzluğa ve sıkıntılara yol açar çünkü bebekler burunlarını temizleyemez ve ağızdan nefes almakta zorlanır.
    İlk belirtilerin burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı olduğu soğuk algınlığında başlangıçta şeffaf olan daha sonra koyulaşıp sarı veya yeşil bir hal alan burun salgısı görülür.
    Diğer belirtiler ise; 37,8 ºC civarında hafif ateş, hapşırma, öksürme, iştahsızlık, huzursuzluk ve uykuya dalmada zorlanmadır.

    TEDAVİSİ

    Bebek, burun tıkanıklığı sebebi ile sorun yaşıyor ise plastik bir burun aspiratörü ile burnu temizlenmelidir. Bu teknik bebeğin ilk 6 ayında fayda sağlar.
    Bebek büyüdükçe, burnunun temizlenmesine engel olmaya çalışır. Eğer bebeğin burun salgısı yoğun ise doktor tavsiyesi ile kullanılan tuzlu damlalarla bu yoğunluğun çözülmesi sağlanabilir. İçerisinde tıbbi ilaçlar bulunduran burun damlaları ise gerekli olmadıkça kullanılmamalıdır.
    Bebeğin salgılarının su ile sulandırılması ve varsa ateşinin düşürülmesi nezleye en iyi gelen şeydir.
    Nezlede ilk 48 saat süresince yüksek ateş görülebilir. Bu durumda bebek ince giydirmeli ve ılık bir banyo yaptırılmalıdır.
    Bebek çok huzursuz ve ateşi 38°C’nin üzerindeyse ateş düşürücü ilaç verilebilir.
    2 aydan küçük bebeklerde ateş, önemli bir rahatsızlığın belirtisi olabileceğinden ateş düşürücü verilmeden mutlaka uzman bir doktora danışılmalıdır.

    BEBEKLERDE GRİP

    BELİRTİLERİ

    Ekim-şubat aylarında artan ve influenza virüslerinin sebep olduğu grip için bebekler yine en ciddi risk grubu içerisindedir.
    Bebeğin ateşinin aniden 38°C veya daha üzerine çıkması, yorgun görünmesi, titremesi, burun akıntısı ve kuru öksürük gibi semptomları varsa grip riski güçlüdür. Grip olan bebek kendini huzursuz hisseder ve hasta görünür.
    Ayrıca karın ağrısı, ishal ve kusma gibi belirtiler de görülebilir.

    TEDAVİSİ

    • Anne sütü emen bebekler şanslı gruptur çünkü anne sütü hastalıklara karşı antikor üretir. Anne sütü bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir ve gribin ağır seyretmesini önler.
    • Bebekte burun akıntısı ve öksürük varsa öncelikle bol sıvı tüketimi sağlanmalıdır.
    • Emziren anneler bebeklerini daha sık emzirmeli, eğer bebek ek gıdalara başlanmışsa sulandırılmış elma suyu ve bitkisel çaylar verilmelidir.
    • Burun tıkanıklığı için beslenme ve uyku zamanından 15 dakika önce tuzlu burun damlalarının uygulanması bebeğin rahat nefes almasına yardımcı olacaktır.
    • Nemli ortam öksürüğe de iyi geleceğinden, buhar makinesi ile bebeğin bulunduğu ortam nemlendirilmelidir.
    • Burun akıntısının dışarı çıkması için bebeğin başı hafifçe yükseltilmelidir.
    • İlaç kullanmadan önce mutlaka uzman bir doktora başvurulmalıdır.
    • Bebekte hırıltılı nefes alımı, sık ve boğuk nefes, nefes almada zorluk, renginde solma, sıvı almayı reddetme ve ateş görülüyorsa mutlaka doktora gidilmelidir.
    • Bebeklerin hem kapalı hem de kalabalık ortamlarda sıklıkla bulunması da hastalıkların artmasına neden olur. Bebeği aşırı üşütmek kadar aşırı terletmek de sakıncalıdır.
    • Grip aşılarının grip enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkisi vardır. Her sene aşılama yapılması gerekir, ancak grip aşısı 6 aydan küçük bebeklere yapılmamaktadır.

    GRİBAL ENFEKSİYONLARA KARŞI AİLELERE UYARILAR

    • Aile bireylerinin ellerini bol su ve sabunla sıkça yıkaması hastalıktan korunmada oldukça etkilidir.
    • Aile bireylerinden biri hasta ise bebeğin bulunduğu ortamda maske takmalı ve kesinlikle bebeği öpmemelidir.
    • Dış ortamdan gelen ebeveyn bebeğin yanına gitmeden önce kıyafetlerini değiştirmeli ve mümkünse ılık bir duş almalıdır.
    • Gribal enfeksiyonlar antibiotik tedavisi ile düzelmez. Virüslere karşı vücut direncini sağlayan faydalı vücut bakterilerinin antibiyotik tedavisi ile yok edilmesi, viral enfeksiyonun daha ağır ve uzun sürede geçmesine sebep olur, bu yüzden bebeğe doktor muayenesinden geçmeden antibiyotik verilmemelidir.

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı

  • Eğer Bebeğinizin Burnu Tıkanıksa…

    Bebekler altı aylık olana kadar ağızdan solunum içgüdüsü bulunmadığı için burundan yapılan solunum (nazal solunum) özellikle bebekler için hayati önem taşır.

    Kış aylarında yanmaya başlayan kaloriferler veya yazın klima kullanımı ortam neminin azalmasına ve böylece bebeğin fizyolojik burun salgılarının burun içinde kuruyarak tıkanıklık gelişimine sebep olabilir.

    Tek başına bakıldığında burun tıkanıklığı önemli bir sorun gibi görünmeyebilir. Ancak burun tıkanıklığı giderilmediğinde, şu sorunlarla karşılaşılabilir:

    • Bebeğiniz yeterince süt ememez, huzursuz ve mutsuz bir hâl alır.
    • Uyku kalitesi bozulur, buna bağlı olarak gelişimi etkilenir.
    • Beslenme sırasında fazla hava yutma sonucunda gaz sancıları ortaya çıkabilir.
    • Burun tıkanıklığı giderilmediği takdirde orta kulak iltihabı ya da sinüzit gibi daha ciddi ve ağrılı enfeksiyonlara dönüşebilir.
    • Tüm bunlara bağlı olarak da bebeğinizin ve sizin yaşam kaliteniz azalır.

    Bu tip tıkanıklıklarda ortam neminin düzenlenmesi koruyucu olabilir. Yaşadığımız ortamın ideal nem oranı % 30 ile %50 arasıdır. Nem oranını yükseltmek için soğuk veya sıcak buhar makinelerinin sürekli kullanımı bakteri, küf, akar gibi zararlı organizmaların ortamda aşırı gelişimine sebep olabilir; bu nedenle önerilmez. Ayrıca kışın oda sıcaklığının 24 dereceyi geçmemesine dikkat etmek gerekir, zira daha yüksek sıcaklıklarda nem oranı daha da düşerek kurumayı arttırabilir.

    Kadıköy Şifa Hastanesi’nden verilen bilgiye göre, burun temizliği sadece kuruma için yapılacak ise, en ideali “ringer-laktat” içeren burun damlaları kullanımıdır. Daha yaygın kullanılan tuz içerikli solusyonlar erken dönemde rahatlatıcı olsalar dahi uzun dönemde tuzun mukozayı kurutucu etkisi nedeniyle kurumayı daha da arttırabilirler. Ama eğer tıkanıklık daha ön plandaysa, izotonik veya tuz oranı daha yüksek okyanus suyu benzeri malzemeler kullanılabilir. Burun içi temizlikte asla kullanılmaması gereken madde ise tatlı sudur. Tatlı su eğer burun içine doğrudan sıkılırsa yoğun bir ağrıya neden olabilir, ayrıca burun tıkanıklığını daha da arttırabilir.

    Bebeklerde burun içinin temizliğinde bir diğer çok etkili metod burun aspiratörleridir. Bunların 2 tipi mevcuttur. Pompa şeklinde manuel olarak burun içini aspire eden aletler çok etkili bir temizlik yapmayabilirler. Daha efektif olan diğer tipinde ise aspiratörün bir ucu bebeğin burnuna yerleştirilir, diğer uçta temizlik yapan kişinin ağzındadır ve nefesle bebeğin burun salgıları çekilir. Her iki alette de bebeğin burun deliklerine zarar vermemeye dikkat edilmelidir, bebeklerin burun içi mukozaları çok hassas olduğu için zorlu temizlikler sonrası ufak kanamalar olabilir. En ucuz burun aspiratör marka ve fiyatlarını BURUN ASPİRATÖRÜ sayfamızda bulabilirsiniz..!

  • Bebeklerin Gaz Sorununa İyi Gelen Bitkisel İlaç Nedir

    Bebeklerin 1 yaşına kadar en büyük problemlerinden bir tanesi gaz sorunudur. Gaz sorununu yüzünden geceleri uykunuz bölünüyorsa ve bebeğinizin huzursuzluğunu gidermek istiyorsanız bu bitkisel yöntemler size yardımcı olabilir.bebek gaz 300×200 Bebeklerde gaz sorununa bitkisel çözüm

    Gaz sancısı (kolik), bebeklerde sıkça görülen bir problemdir. Ufak bir problem gibi gözükse de hem bebek hem de çevresindekiler için başetmesi zor bir durumdur. Özellikle yeni doğan bebeklerde, sindirim sisteminin tam gelişmemiş olması nedeniyle, gaz problemine sıkça rastlanır.

    Sindirim problemi nedeniyle gaz sancısı ortaya çıkar. Gaz şikayeti, iştahsızlık ve kilo kaybını da birlikte getirir. Bunun sonucu, bebek yeterli beslenemediği için gelişim gerilikleri görülebilir. Bebek ve ailede yarattığı huzursuzluk da işin diğer önemli boyutudur.

    Yeni doğan bebeğinizde karın ağrısı ve gaz problemi varsa, devamlı ağlar. Huzursuzdur; dolayısıyla çevresindekileri de huzursuz eder. Karnında gerginlik görülür. Bacaklarını sürekli kendine doğru çeker.

    Gaz sansıcı çeken bebeklerde bitki karışımları, rahatlatıcı ve gaz sancısını hafifletici etki gösterir. Journal of Pediatric dergisinde yayınlanan bir tıbbi çalışmada bitki karışımlarının gaz sancısını %57 oranında azalttığı bildirilmektedir. Gaz sancısı, kullanılan bitki karışımı ile belirgin bir şekilde azalma göstermiştir. Rezene, papatya gibi çaylar özellikle bu anlamda gaz sanıcısını hafifleten ve bebeği rahatlatan bitki özleridir.

    Bu bitki özlerinden hazırlanmış, tamamen doğal bitki çaylarının doğumdan itibaren öğün aralarında kullanılması gaz sancısını hafifletir. Özellikle geceleri yatmadan önce verildiğinde, bebek rahat bir şekilde ve kolayca uyur.
    Tamamen doğal bitki özlerinden hazırlanmış bu çaylar, bebeklerin gaz sancılarını hafifletir ve onların gaz giderici kimyasal-sentetik maddelerle karşılaşmalarını önler. Ayrıca, bebeğin ter yoluyla, idrarla ve nefesle kaybettiği sıvı ihtiyacını sağlıklı bir şekilde karşılar.

    Bebeğinizin beslenmesine engel olmayacak şekilde istenilen sıklık ve miktarlarda verilebilen bu bitki çaylarının, hiçbir olumsuz yan etkisi yoktur.