Bebek

  • Ani Bebek Ölüm Riski Nasıl Düşürülür?

    Anne karnında bebek ölümü, 20. gebelik haftasından sonra meydana gelir. 20. gebelik haftasından önce gerçekleşenler “düşük” olarak adlandırılır.

    Anne karnındaki bebek ölümleri, anne yaşı ilgili bulunmuştur. 20-34 yaş arası 1000 canlı doğumda 8; 40 yaş üzeri gebeliklerde 1000 canlı doğumda 22 civarında ölüm riski tespit edilmiştir. Genel olarak 200 doğumdan 1’i ölü doğum olarak gerçekleşebilir.

    ÖLÜ DOĞUM İLE İLGİLİ RİSK FAKTÖRLERİ

    • Anne yaşının 35 den fazla olması
    • İlk gebelik olması
    • Annenin tansiyon, şeker, guatr, böbrek hastalığı, kalp hastalığı gibi hastalıklarının olması
    • Annenin aşırı kilolu olması
    • Çoğul gebelikler
    • Annenin daha önceden sakat veya ölü doğum geçirmiş olması
    • Annenin gebelik kolestazı denilen safra asitlerinin atılımı ile ilgili problem yaşaması
    • Düşük sosyo ekonomik düzey, annenin yeterince beslenememesi
    • Annenin sigara kullanımı, alkol, uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklarının olması
    • Bebeğin tespit edilen ya da edilemeyen genetik anomalisinin ve gelişiminde gerilik olması

    Önceden risk faktörü olan gebelikler daha yakın takip edilir. Perinatolog (riskli gebeliklerle uğraşan uzmanlık dalı) tarafından değerlendirilir. Bebeğin anne karnında durmasının sakıncalı olduğuna karar verildiğinde doğum önerilir. Bu noktada doğum zamanına karar vermede bebeğin anne karnında durması ile erken doğumun getireceği riskler artı ve eksileriyle değerlendirilerek doğum zamanı belirlenir. Bebeğin anne karnında geçireceği bir gün bile doğum sonrası yaşanacak problemleri azaltmakta önemlidir.

    GEBE VE YAKINLARINA OLUŞABİLECEK RİSKLER AKTARILIR

    Ölü doğumların %20’lik kısmında hiçbir problem tespit edilemez. Aileleri ve hekimleri derinden üzen hatta karşı karşıya getiren konu, hiçbir sebebi yokken gebelik ve doğum sırasındaki bebek ölümleridir. Aileler bebeklerine kavuşmayı beklerken böyle bir haber karşısında yıkılırlar. Bu tür olaylarda hemen doktor ve sağlık personeli suçlanır. Açılan davalar doktorları çok yıpratmıştır. Bu olayı yaşamayan doktorlar bile hekim arkadaşlarının yaşadığı olaylardan etkilenerek defansif tıp uygulamaya başlamışlardır. Gebenin takibi sırasında küçük riskler görüldüğünde gebe ve yakınlarına olabilecek en kötü ihtimaller söylenerek anlatılır. Gebeler ve aileler strese girer. Gebenin yaşadığı stres gebelik sürecini olumsuz etkiler. Bu durum sezaryen oranlarının gittikçe artmasına sebep olmuştur. Gebelik takibi veya doğum sırasında bebek ölümü olduğunda doktora yargının sorduğu, bebeğin neden öngörülüp sezaryene alınmadığı sorusudur. Sezaryen oranları arttıkça da “doktorlar gereksiz yere sezaryene alıyor” yargısı oluşmuştur.

    BEBEK ÖLÜMLERİNİ AZALTMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

    Gebe ve ailesi ile doktor arasında karşılıklı güven duygusu kurulmalıdır. Karşılıklı güven ortamında geçirilen gebeliklerde acele ve yanlış karar verme olasılığı düşer.

    Çok yoğun çalışan hekimler aşırı yorgun ve stresli olabilirler. Doktorların ve sağlıkçıların çalışma saatleri düzenlenmeli, baktıkları gebe ve hasta sayısı sınırlandırılmalıdır. Çok yoğun, yorgun ve stresli çalışma ortamı bazı şeylerin gözden kaçmasına ve yanlış kararlara sebep olabilir.

    Doğum sırasında ve sonrasında yaşanan sıkıntıların bir kısmı hastanelerin donanım eksikliği ve personel yetersizliğinden kaynaklanır. Bu eksikliklerden kaynaklanan olumsuzluklarda doktor suçlanmaktadır.

    Her hastanenin doğum sırasında acil yönetim planı olmalıdır. Hekim hastası ile ilgilenirken hastanın ameliyathane veya başka hastaneye transferi, kan ve kan ürünleri temini ile ilgilenen eğitilmiş personeller olmalıdır. Gerektiğinde doktor diğer hekimlerin yardıma gelebileceğinden emin olmalıdır.

    Bütün bu tedbirlerle gebelik ve doğum süresince bebek ölümleri çok düşük oranlara indirilebilir fakat hiçbir zaman sıfırlanamaz.

  • 6 Aylık Bebeklerde Anemi

    “Gelecek seferki kontrolde doktorun nedenoğlumu anemi için test etmesi gerektiğinianlamıyorum. Oğlum prematüreydi fakatşu anda çok sağlıklı ve aktif.”Bir zamanlar çocukların çoğu 6 ile 12 aylararasında anemik olurlardı, yoksul ailelerinçocukları halen olmaktadır. Hafif aneınisi olanbebekler sağlıklı ve aktif göründüklerinden,erişkindeki2 aneınİ bulgularını göstermediklerindenve problemin nedenini anlamanın tekyolunun kandaki hemoglobin oranını testlerleortaya koymak olduğundan aneınİ için testyapmak rutin hale gelmiştir. Kırmızı kan hücrelerindebulunan ve oksijen dağıtımını yerinegetiren protein olan hemoglobinin azalmasıile aneınİ tanısı koyulur.Günümüzde demir desteği sayesinde ortasınıftan her 100 çocuktan ancak 2 veya 3 ‘ündeaneınİ görülmektedir ve rutin tarama artık gerekmemektedir.Pek çok doktor düşük doğumağırlıklı çocuklar için 6 ile 9 ay arasında, diğerleriiçin 9 ve 12 ay arasında testi uygulamaktadır.Bebekler bazen kanama sonucu kırmızıkan hücrelerinin kaybı, kan uyuşmazlığı nedeniylehücrelerin tahrip edilmesi veya orakhücre li an emi, Akdeniz anemisi gibi kahtımsal bir hastalık nedeniyleanemik doğabilirler. İlk yıl içinde gizlikanama (inek sütünün çok erken başlanmasınedeniyle olabilir) veya çengelli kurt gibi parazitlerleinfestasyon sonucu anemik hale gelebilirler.Folik asitin ve Bl2 vitamininin eksikalımı sonucu anemi ile karşılaşabiliriz,bunların her ikisi de katı vejetaryen annelerinsütlerinde yetersiz miktarlarda olabilir veya Cvitamini hemoglobin üretimini bozuyar olabilir.Fakat hemoglobinin en temel yapıtaşı demirdirve demir eksikliği bebeklerde görülenen sık aneınİ nedenidir. Miadında doğan bebeklergenellikle gebeliğin son birkaç ayındaoluşturulan demir depoları ile doğarlar ve ilkbirkaç ay bunları taşırlar. Daha sonra hızlıbüyümenin gereklerini karşılamak için kanhacimlerini artırmaya yardımcı olan minerallereyüksek miktarlarda ihtiyaç duymaya devameden bebekler, diyederinde demir takviyelivitamin ve minerallere, demirle güçlendirilmişbebek tahıllarına, ya da demir ilaveliformül sütler gibi demir kaynaklarına ihtiyaçduyarlar. (biberonla beslenenler) 3 İlk dört, altıay sadece anne sütü vermek bebeğinizi beslemeninen iyi yolu olarak kabul edilse ve annesütündeki demir çok iyi emiliıne uğrasa dabuna rağmen anne sütüyle beslenmek doğumöncesi demir depoları tükendikten sonra yeterlidemir alımını temin etmiyor.Demir eksikliği anemis i; prematüreler gibidoğumdan önce yeterli miktarda demir depolayacakzamanı olmamış ve anneleri gebeliğindeyeterli demir almamış çocuklar gibi yetersizdemir depolarına sahip olan bebeklerdesıktır. Demir eınilimiyle etkileşen bağırsakproblemleri (ishal gibi) ya da metabolik sorunlar(çöliak hastalığı) olan bebeklerde demireksikliği daha sonra gelişir. Emilim kusurlarıolmayan, yeterli depoyla doğmuş fakatstokları tükenince hiç demir takviyesi almamışolan bebeklerde de aneınİ gelişebilir. Demir takviyesinin ne zaman başlamasıgerektiği bir tıbbi görüş meselesidir, tavsiyesiiçin bebeğinizin doktoruna itimat etmelisiniz.Tipik olarak demir eksikliği anemisi gelişenbebek esasen anne sütü, inek sütü ya dademirden fakir formül sütlerle beslenen ve çokaz katı gıda alan bebektir. Aneınİ bebeklerintek demir kaynağı olan katı gıdalara karşı iştahınıazalttığı için daha az demir /daha azyemekidaha az demir/daha az yemek siklusukurulur ve bu meseleyi daha da kötüleştirir.Doktor tarafından verilen demir damları durumudüzeltir.Bebeğinizde demir eksikliği anemisiningelişmesini önlemek için aşağıdakileri deneyin:

    • Eğer biberonla besleniyorsa, bebeğinizindemirle güçlendirilmiş bir formül süt aldığından emin olun.
    • Eğer anne sütü alıyorsa bebeğinizin herhangibir şekilde demirle güçlendirilmiş bebektahılı ya da vitamin damlaları gibi demirtakviyesi aldığından emin olun. Aynı zamandamümkün oldukça demir emilİmini iyileştirmekiçin C vitamininden zengin besinlerverin.
    • Bebeğiniz katı alımını artırdıkça demirdenzengin gıdaları da ekleyin.
    • Bebeğinize kepekli gıdalar vermekten kaçınınçünkü demir emilimiyle etkileşebilir.
  • A’dan Z’ye Bebek Hastalıkları -1-

    Bebek ve Hastalıklar :

    Burun Problemleri

    Bebeklerin burnu sık sık tıkanabilir. Burun tıkanıklığını geçirmenin en iyi yolu, burna tuzlu su (serum fizyolojik) damlatmaktır. Burun damlasını damlatmak için bebeğinizi sırtüstü yatırıp başını arkaya eğin. Kolunuzla ya da gövdenizle de kollarını tutun ya da birisinden yardım isteyin. İlacı yavaşça her iki burun deliğine sırayla damlatın. Ayrıca bir burun aspiratörü kullanarak da bebeğinizin burnunun içindekileri kolayca temizleyebilmeniz mümkündür.

    Burun Kanaması
    Bebeğinizin burnuna gelen bir darbe, sert bir şekilde sümkürmesi ya da burnunu karıştırması sonucu burun kanaması olabilir. Ayrıca bebeğinizin burun damarlarının ince olmasından dolayı veya yazın burun kanallarının kurumasından dolayı da gerçekleşebilir.

    Burun kanaması esnasında bebeğinizin başını öne eğerek burun kemiklerinin altından parmaklarınızla burun deliklerini mandal gibi sıkıştırın ve 10 dakika bu şekilde bekleyin. 10 dakika sonra eğer kanama durmamışsa 10 dakika daha aynı işlemi yineleyin. Çok soğuk suyla ıslatılmış bir bezi ya da buz torbasını da burnunun üzerinde tutabilirsiniz. Kanama durmuşsa burun deliklerinin içi hariç bebeğinizin burnunu ıslak bir pamukla silebilirsiniz. Eğer kanama yarım saatten fazla aynı şekilde devam ediyorsa ya da sık sık kanıyorsa doktorunuza danışmalısınız.

    Pamukçuk

    Bebeğinizin yanaklarının iç tarafında, dilinde ya da damağında, silmekle kolayca çıkmayan, beyaz ya da sarı, hafif kabarık lekeler görülüyorsa ve beslenirken ağlıyorsa pamukçuk olmuş demektir. Bebeğinizde pamukçuk olmuşsa hemen önlem almalısınız, eğer emziriyorsanız ve meme uçlarınız çatlamışsa pamukçuk size de geçebilir.

    Doktorunuz, enfeksiyonu temizlemek için damla ya da merhem verecektir. Pamukçuğun size de geçmemesi için siz de tedavi olmalısınız. Bebeğinizde pamukçuk olduğu zaman yemesi kolay şeyler vermelisiniz. Biberondan besleniyorsa, biberon emziğinin yumuşak ve temiz olmasına dikkat etmeli ve her öğünden sonra steril etmelisiniz. Eğer emziriyorsanız, meme uçlarınızın mikrop kapmaması için özen göstermeli, emzirdikten sonra suyla yıkamalısınız. Eğer doktorunuz koruyucu bir merhem vermişse emzirmeden sonra sürmeli ve sonraki emzirmeden önce yıkamalısınız.
    Pamukçuk bebeğinizin anüs çevresinde de görülebilir. Bu durumda bebeğiniz bezini kirlettiğinde vakit kaybetmeden bezini değiştirmeli ve doktorunuzun tavsiye edeceği merhem veya ilaçları kullanabilirsiniz.

  • Ateşlendiğinde Sirke İle Pansuman Yapmayın

    Çocuklar genellikle sık sık hastalanır ve ateşlenirler. Bu durum özellikle anaokuluna ya da okula yeni başlamış çocuklarda daha fazla görülür.

    Ateşin vücudun enfeksiyon etkeniyle savaşması esnasında oluştuğunu belirten Özel Medline Antalya Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fuat Bigat, ateşlenen çocuğun tedavisinde yapılması gerekenler ve takip edilmesi gereken ateş hastalığı hakkında bilgilendiriyor.

    Ateş, vücut sıcaklığının yükselmesidir. Vücut ısısı, 38C ise çocuk ateşli olarak kabul edilir. Ateş; çocuk hastalıklarında, özellikle enfeksiyonlarda görülen bir bulgudur, kendi başına bir hastalık değildir. Soğuk algınlığı grip gibi enfeksiyonlar ateşin sık görülen nedenleridir.

    Soğuk algınlığında ilk 24 saat tek bulgu ateş olabilir, diğer belirtiler daha sonra meydana gelir. Anjin, orta kulak iltihabı, ishal, idrar yolu enfeksiyonu da ateşe yol açar. Nadiren zatürre, menenjit, tüberküloz gibi ciddi enfeksiyonlar da ateşin nedenleri arasında sıralanabilir.

  • Ani Bebek Ölümü Sendromunu Nasıl Önlenir?

    Ani bebek ölümü sendromu nedenleri nelerdir? Ani bebek ölümü sendromunu önlemek için neler yapmak gerekir? Bebeksayfasi.com’da.

    Ani bebek ölümü sendromu, hiçbir sağlık sorunu olmayan bir bebeğin nedeni açıklanamayan ölümü olarak tanımlanıyor. Alman Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökçe Baslo tüm vakaların % 95’i ilk 6 ayda (2-4. aylarda en sık) görüldüğünü belirterek alınması gereken önlemleri ailelerle paylaşıyor.

    Gelişmiş ülkelerde ABÖS, prematürite ve düşük doğum ağırlığına bağlı hastalıklar ve doğumsal anomalilerden sonra süt çocukluğunda rastlanan en sık ölüm nedeni olarak kabul ediliyor. 1-12 ay arası ölümlerin %35-55’inden sorumlu olan ABÖS’un Türkiye’deki sıklığı tam olarak bilinmemekle birlikte gelişmiş ülkelerde sıklık 1000 canlı doğumda 0.8 olarak veriliyor.

    Risk faktörleri

    Anneye ait nedenler
    • Gebelikte sigara içme
    • Alkol veya madde bağımlılığı
    • Düşük sosyoekonomik düzey
    • Çok genç anne yaşı (20 yaş altı)
    • Gebelikler arasında geçen sürenin kısa olması
    • Doğum sayısının artması ve takipsiz gebelikler

    Bebeğe ait nedenler
    • Yaş (2-4 ay arası)
    • Erkek cinsiyet (kızlara göre risk % 30-50 daha fazla)
    • Erken doğum (prematüre)
    • Düşük doğum ağırlığı
    • Yüzüstü uyku pozisyonu
    • Yakın zamanda geçirilmiş ateşli hastalık öyküsü
    • Doğum öncesi veya sonrasında sigaraya maruz kalma
    • Yatağının yumuşak olması ve yastık kullanma
    • Anne-baba ile aynı yatakta yatma
    • Bebeğin çok sıcak ortamda bulunması veya çok giydirilmesi
    • Anne sütü ile yetersiz beslenme

  • Anne Sütü Alan Bebeklerde Pamukçuk Daha Az Görülür

    Pamukçuk hastalığı tedavi edilmediği taktirde bebeklerde ağır akciğer enfeksiyonlarına ve daha farklı enfeksiyonlara neden olabilir.”
    Bebeklerde genellikle antibiyotik kullanımı sonrası ortaya çıkan ve bebek sağlığını olumsuz yönde etkileyen pamukçuk oluşumu, annelerin korktuğu ve merak ettiği bebek hastalıklarının başında geliyor. Bu hastalığı anlamanın birçok yolu olduğu gibi hastalıktan korunmanın da çeşitli çözüm yolları bulunuyor. Central Hospital’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öznur Yılmaz, bebeklerde pamukçuk oluşumuyla ilgili merak edilenleri yanıtladı.
    Uzman Dr. Yılmaz, yanak içinde, dil ve damakta süt parçalarını andıran beyaz lezyonlar şeklinde kendini gösteren pamukçuk hastalığı bir cins mantar olan Candida enfeksiyonu nedeniyle oluştuğunu belirtiyor ve ekliyor: “Genelde yenidoğan bebeklerde görülen bu hastalık 1 yaşına kadar olan çocuklarda da sık karşılaşılan bir enfeksiyon. Antibiyotik kullanımı ve hormonal değişiklikler (hamilelik gibi) mantar üremesi için uygun koşulları oluşturur. Normal doğum sonrası Candida mantarı, bebeğin solunum yollarına ve sindirim sistemine geçer. En erken 4.günde, genellikle 1. haftada ortaya çıkar.”
    Özellikle dezenfekte edilmeyen biberon veya emziğin de ağız içi mikrobik enfeksiyonlara ve pamukçuğa neden olabilir. “Ağız içinde, dilde, yanaklarda, yumuşak, sert damakta görülür. Beyaz bir küfle örtülmüş gibi görünen bebeğin dil ve damağındaki lezyon kazınırsa altındaki deri yanmış gibi görünür ve kanayabilir, sızıntılı yüzeysel bir ülser belirir. Tedavi edilmezse ağrılı olabilir; bu durumda bebeklerde emmeye isteksizlik ya da emme ve yutma güçlüğü, huzursuzluk, nadiren hafif ateş gibi belirti ve bulgular görülebilir.”.
    Prematüre doğan bebeklerde pamukçuğun daha sık görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr Yılmaz “Vücut direnci normal olan bir bebekte genelde ağız içinde sınırlı kalan bu mantar, vücut direncinde problem olan bebeklerde kana karışabilir. Ağır akciğer enfeksiyonlarına ve daha farklı enfeksiyonlara neden olabilir.” şeklinde konuştu.
    Ağzında pamukçuk olan bebeğin anne sütü almasında hiçbir sakınca yoktur. “Emziren anneler özellikle meme başı temizliğine dikkat edilmelidir. Anne sütünün içinde yağ ve koruyucu maddeler olduğundan meme başını temizlemek için anne, kendi sütünü kullanabilir. Her emzirmeden sonra meme başına bir miktar anne sütü sürülmelidir. Annenin göğsünün emzirme öncesi kuru bir petle silinmesi ve günde 1 kez de hafifçe yıkanması yeterlidir. Memeye karbonatlı su, sabun gibi maddeler sürülmemelidir. Bu maddeler sürülürse veya anne göğsü gereğinden daha fazla temizlenirse meme başının etrafındaki koyu renk deriden salgılanan yağlı ve koruyucu doğal maddeler ve faydalı flora mikropları kaybolur ve meme başında çatlaklar ve mantar enfeksiyonları daha kolay oluşur. Meme bakımı için önemli olan, her emzirmeden önce ellerin yıkanmasıdır. Formül mamayla beslenen bebeklerde biberon ve emzik kullanımı pamukçuk oluşma riskini artırır.”
    Pamukçuk hastalığı kendiliğinden geçmez, bu nedenle mutlaka tedavi edilmelidir. Ağız içindeki beyaz lezyonlar elle temizlenmeye çalışılırsa, ağız içi mukoza bozulup pamukçuk daha da yayılabilir. Başka bir yanlış, karbonatla lezyonları temizlemeye çalışmaktır; lezyonlar geçmiş gibi görünür ancak doku bütünlüğü bozulduğundan ve herhangi bir tedavi edici özelliği olmadığından lezyonlar tekrar çıkar ve hastalık daha ağır biçimde gelişir. Hastalığın tedavisinde mantara karşı antimikotikli damlalar 7-10 gün süreyle kullanılır. Annenin göğsünde kızarıklık varsa, anne emzirirken göğsünde ağrıdan şikayet ediyorsa, onun göğsünde de aynı mantarın yaptığı enfeksiyon var demektir. Bu durumda bebek için kullanılan ilaçlar annenin göğüs ucuna da uygulanabilir. İkisinde de bu mantarın tam yok olduğuna emin olunduğunda tedavi sona erdirilir. Mamayla beslenen bebeklerde biberonların ve emziklerin sterilizasyonuna dikkat edilmelidir.

  • 3 Aylık Bebeklerde Pişik

    Bebeğimin altını sık sık değiştiriyorum ancak pişikten kurtulamıyorum.

    Bebeğin bezlendiği bölgenin nem oranı yüksek olduğundan ve çok az hava aldığından, kimyasal maddelerden ve dışkı ile idrardan kaynaklanan tahriş ve ayrıca bezlerin ve giysilerin sürtünmesi isiliğe yol açar. Bez isiliği bebek bezlendiği sürece problem olmaya devam eder, yedinci ve dokuzuncu aylarda diyet zenginleştiğinden ve dışkı daha tahriş edici olduğundan isilik had safhaya ulaşır ve bebeğin cildi sertleştikçe azalmaya başlar. Bazı bebeklerde isilik tekrarlar; bunun nedeni doğuştan isiliğe yatkın olmak, alerjik eğilimler ve dışkının ph’ının anormal olması, idrardaki amonyum miktannın fazla olması veya cildin kolay tahriş olan cinste olmasıdır.

    isiliğin gerçek nedeni bilinmiyor ancak bebeğin hassas cildinin kronik nemden tahriş olması olarak açıklanır. Deri giysi veya bezin sürtünmesi ile daha tahriş olduğunda dışkıda ve idrardaki mikropların saldırısına açık hale gelir. Bezlenen bölgeyi sabunla ve deterjanla yıkamak bebeğin derisini daha da hassaslaştırır. İdrardaki amonyum asıl neden değildir, fakat önceden hasara uğramış cildi iyice tahriş edebilir. İsilik kızlarda bezin arkasında, oğlanlarda ön tarafta daha da yoğundur, yani idrann toplandığı yerlerde daha da yaygındır. Bez isiliği olarak adlandırılan durum bezlenen bölgedeki birçok duruma işaret eder. Bunların birbirinden nasıl ayırt edileceği tam olarak netleşmemiştir.

  • Abös Nedir?

    Ani bebek ölümü sendromu (ABÖS) 1 yaşın altındaki bebeklerin hiçbir tıbbi neden olmadan hayatlarını kaybetmelerini ifade eder. ABÖS’ün kesin nedeni bilinmemektedir.

    Öksürük ve Krup Hastalığı

    Çocuklar öksürür, hem de oldukça fazla. Öksürük genelde soğuk algınlığı gibi hastalıkların belirtisidir. Daha ciddi hastalıkların belirtisi de olabilir. Fakat öksürük bir şekilde ciğerlerle bağlantılıysa çocuğunuzu öksürtüp ciğerlerini temizletmek faydalı olabilir.

    Öte yandan çocuğunuz sinüs enfeksiyonu ya da alerji nedeniyle öksürüyorsa öksürmenin bir faydası yoktur. Bu nedenle öksürükten öksürüğe fark olduğunu unutmayın. Başınızı yukarı doğru kaldırmak burun akıntısını önler, aynen burnunuzu mendille sık sık temizlemeniz gibi. Çarşafın altına bir yastık koyarak bebeğinizin başını yukarı kaldırabilirsiniz.

    Krup hastalığı anne babaların duymaktan nefret ettikleri bir hastalıktır. Nefret edilen bir hastalıktır çünkü tedavisi yoktur. Krup hastalığı birçok virüs nedeniyle ortaya çıkabilir fakat genelde 6 aylık ile 3 yaşındaki çocuklar arasında sıklıkla karşılaşılan bir enfeksiyondur. Virüs boğazın alt kısmında yanma ve enfeksiyona neden olur, ayrıca mukus üreterek nefes borusunu daraltır. Bu daralma hırıltılı bir öksürüğe neden olur. Krup hastalığı genelde gecenin bir yarısı ortaya çıkar. Çocuğunuz son birkaç gündür soğuk algınlığı belirtileri göstermekte olabilir ve bir anda hırıltılı ve kuru bir öksürükle uyanır. Çocuğunuz daha kolay nefes alabilmesi için banyoda sıcak suyu akıtarak buhar oluşturabilirsiniz. Serin akşam havası da faydalı olabilir. Eğer her iki yöntem de işe yaramaz ve çocuğunuz nefes almakta zorlanırsa derhal doktora götürmelisiniz.

  • 6 Ay 4 Haftalık Bebeklerde Egzamaya Dikkat!

    Egzama ciltte oluşan alerjik bir hastalıktır. Aile geçmişinde egzama, saman nezlesi, astım gibi alerjik vakalar görülen bebekler daha fazla risk altındadır. Ayrıca çeşitli besinler, kimyasallar, deterjanlar, stres, kozmetik ürünler, pudra, yünlü kıyafetler çocukta alerjiye yol açabilecek etkenlerdir. Bu alerjik etkenlerden dolayı da egzama oluşabilir.
    Besinlere yönelik gösterilen alerjik tepkide inek sütünün önemli bir yeri vardır. İnek sütü ile beslenmeye başlayan çocuklarda buna karşı bir alerjik reaksiyon gelişerek egzamaya yol açabilir. Bundan dolayı bebekleri mümkün olduğunca anne sütü ile beslemekte fayda vardır. Zaten Dünya Sağlık Örgütü de bebeklerin mümkün olduğunca uzun süre emzirilmesi konusunda tavsiyede bulunmaktadır.
    6 aylık – 2 yaş arasındaki çocuklarda egzama daha fazla görülür. Anne sütü ile beslenen bebeklerde ise daha az görülmektedir. Katı gıdalarla beslenmeye başlayan çocularda da birden görülebilir. Egzama çoğunlukla 5 yaşına kadar geçer. Bazı çocuklarda da tekrarlanabilen bir rahatsızlıktır.
    Egzamanın belirtileri nelerdir?
    Önce yanaklarda başlayan ve sonra vücuda yayılabilen alerjik bir cilt hastalığıdır. Ciltte kızarıklıklar görünür. Sonra bu kızarıklık ciltte kabuklanmaya ve dökülmeye yol açar. Kabuklanmalar kahverengimsidir. Yanaklar, alın bölgesi, bacaklar, kollar, diğer deri kıvrımları ve kulak arkalarında daha yaygın olur. Ciltte sivilcelenmeler olur ve zaman içinde kanamaya başlar. Egzama bebeklerde en çok öncelikle yanak bölgesinde görülür. Tabi eğer gerekli tedaviye erkenden başlanmaz ise egzama vücudun diğer yerlerine de yayılabilmektedir.
    Ayrıca egzama görülen yerlerde şiddetli kaşıntı ve yanma da olur. Bu kaşıntıdan dolayı çocuk sürekli o bölgeyi kaşır ve tahriş eder. Tahriş olan bölge enfeksiyon kapabilir.
    Egzaması olan çocuk için acil durumlar nelerdir?
    Egzama görülen çocuk her halükarda hekime gösterilmelidir. Fakat özellikle aşağıdaki bazı acil belirtilerde zaman geçirmeden çocuğu hekime göstermek gerekecektir. Tedavisi geciken, tedavi edilmeyen ve uzun süre geçmeyen egzama vakalarında deride kalınlaşma, çatlama gibi sonuçlar da görülebilr.

    • Egzamanın çok yayılmış ve kabuklanmanın bir hayli artmış olması
    • Egzamanın aşırı derecede kaşıntılı olması ve yanma yapması
    • Egzama görülen yerlerin enfeksiyon kapması ve akıntı olması

    Egzamanın tedavisi nasıldır?
    Egzaman vakaların küçük bir bölümü kendiliğinden geçebilir. Fakat çoğunlukla tıbbi tedavi yapılması gerekir. İstatistiklere göre egzama görülen her 3 çocuktan 1 tanesinde ileriki yıllarda astım veya başka alerjik rahatsızlıklar görülebilmektedir. Egzama görülen yerler için krem tedavisi uygulanır. Eğer bir enfeksiyon durumu varsa antibiyotik verilir.
    Ayrıca çocukta alerjik reaksiyona yol açan besinlere karşı bir diyet programı da uygulanır. Çocukta alerjiye yol açan gıda tespit edilerek çocuğa verilmesi engellenir. Çocuktaki kaşıntılar için ise ayrıca hekim kaşıntı giderici ilaçlar önerebilir. Diğer yandan alerjinin tedavisine yönelik olarak hekim başka ilaçlar da tavsiye edebilir.
    Bebeklerde egzama için diyet
    Bebeklerde egzama için doğal çözümler
    Bebeğinizde egzama varsa bunları yapın
    Egzamanın tedavisi için ayrıca şu ek önlemler alınmalıdır:

    • Egzama görülen yerlerde banyo sırasında sabun kullanılmamalıdır. Suyla da fazla miktarda temas ettirilmemelidir. Ayrıca sık banyo yaptırmak da zararlıdır. Çünkü sürekli su ve sabunla temas ciltte kurumalara yol açar ve bu özellikle egzamalı bölgeleri daha da olumsuz etkileyecektir.
    • Çocuğa banyo yaptırırken de banyoda çok fazla tutmamalı ve kısa sürede hemen bitirmelidir. Çocuğun saçlarını yıkarken şampuan kullanmak yerine yumuşak bir sabun kullanılabilir. Egzama görülen yerlere bebek yağı veya merhem sürerek ovmak iyi gelecektir. Banyo sonrası mutlaka nemlendirici krem sürerek ciltteki kurumayı önlemek gerekir. Nemlendiricinin banyodan çıktıktan hemen sonra uygulanması gerekir.
    • Aşırı sıcak veya soğuk havalarda çocuk dışarı çıkarılmamalıdır. Bu tür havalar egzamayı kötüleştirebilir. Evdeki ortamda aynı şekilde olmalıdır. Ayrıca evdeki ortamın kurumaması için ev ortamını nemli tutmak gerekecektir. Bunun için nemlendirici cihazlar kullanılabilir.
    • Çocuğun egzama olan yerleri kaşıyarak tahrişe ve enfeksiyona yol açmaması için tırnakları kesilmiş olmalıdır. Ayrıca gece uyurken ellerine torba eldiven veya ellerini örtecek başka şeyler giydirilmelidir.
    • Çocuğun terlememesine dikkat etmek gerekir. Çünkü terleme de egzamayı olumsuz etkiler. Bunun için çocuk özellikle evdeyken çok fazla giydirilmemeli ve pamuklu giysiler giydirilmelidir. Çocukta mümkünse kaşıntı yapmayacak ve bebeğin cildini tahriş etmeyecek giysiler giydirilmelidir. Giysiler bol ve rahat olmalıdır.
    • Herhangi bir hastalık bulaştıracak hasta kişileri çocuktan uzak tutmalıdır. Özellikle suçiçeği çıkaranlar ve uçuk çıkaranlara yaklaştırmamalıdır.
    • Hekim çocuk için bir diyet programı verdiyse buna uyulmalıdır. Çocuğun egzamasını azdıracak besinleri vermemelidir. Süt, peynir, yoğurt , yumurta gibi gıdalar egzamasını azdırabilir.
    • Çocuğu hayvanlardan ( tüylerinden dolayı ) ve deterjan gibi kimyasallardan da uzak tutmak gerekir. Bu tür şeyler de alerjik reaksiyona yol açabilmektedir. Ayrıca polenler ve ev tozları da çocuklarda alerjik etkiler yapabileceği için bu etkenlere de dikkat etmek gerekir.
    • Bebekteki egzama riskine karşı anne adaylarının gebelik boyunca sigara içmeeleri veya sigara dumanına maruz kalmamaları da önemli bir husus. Nitekim Amerikan Alerji Akademisi tarafından yapılan bir araştırmada gebeliğin son 3 ayında sigara içen veya sigara dumanına maruz kalan hamile kadınların bebeklerinde doğduktan sonra egzama oluşma riski daha fazla bulundu.
    • Çocuğu huzursuz edecek, stres yaratacak şeylerden de mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Bu konuda da annenin çocuğunu iyi tanıması, nelere üzülüyor, nelerdeen hoşlanmıyor, hangi durumlarda daha fazla stres yaşıyor gibi husuları iyi takip etmelidir.
    • 10. Egzama teşhisinin mutlaka hekim tarafından koyulması gerekir. Ebeveynler her ne kadar egzamadan şüphelenseler de egzamanın tedavisine yönelik olarak hekim kontrolü ve tavsiyesi olmadan çocuğa diyet programı uygulamamalı ve ilaç vermemelidir. Sadece eğer çocuğun besin alerjisinden kaynaklana bir durumu var ise hangi besinin çocukta alerji yaptığına dair dikkatli olmalıdır. Bu bilgileri hekimle paylaşmalıdır.
  • 6 Ay 1 Haftalık Bebeklerde Sosyal Gelişim

    Bu dönemde,bebeğiniz artık diğer insanlardan ilgi gördüğü kadar o da diğerlerine ilgi göstermeye başlar.Hala yabancı insan endişesi taşısa da arada bir bu olumlu yönde değişebilir.Ona gayet sevecen ve arkadaşça yaklaşan birinden hoşlanabilir ve bu kişi onun sevdiği biri haline gelebilir.Ama merak etmeyin,onu hala en çok ihtiyaç duyduğu ve ilgi beklediği kişi sizsiniz.
    Bebeğiniz artık sizin onun hangi davranışından hoşlanıp hoşlanmadığınızı da öğreniyor ( bu süreç yıllarca sürecek tabi ) ve bazen sırf sizin ilginizi çekmek için davranışta bulunacaktır.Şuan yaptığı her şey sevginizi kazanmak içindir ama büyüdükçe , sizi sinirlendirecek yaramazlıklar da yapmaya başlayacaktır,bunlarla başa çıkmanı ve bebeğinizi doğru harekete yönlendirmenin en iyi yolu, onun olumlu davranışlarını takdir etmenizdir.Bu onu yanlıştan doğruya yönlendirecektir.
    Bir şey daha netleşiyor ki, bebeğiniz ilgi çekmek için artık sadece ağlamıyor.Şekilden şekle giriyor,değişik sesler çıkarıyor yada ağzını tükürüklendirerek değişik hareketler yapıyor.Önümüzdeki üç ay içinde bebeğiniz duygularını ifade etmek için kendine özgü bir yol geliştirecektir.Böylece , ne düşündüğünü, neye ihtiyaç duyduğu yada ne istediğini daha net anlatacaktır.