Bebek

  • Kulak Sağlığı !

    Kulakta tıpkı diğer beş duyu organlarımızdan birisidir. Karşılıklı iyi ilişki kurabilmek için kulağımızın sağlığına da son derece önem vermeliyiz.Yeni doğan bebeklerde kulak sağlığına bil hassa dikkat edilmelidir. Çünkü onların kulakları yetişkin insanların kulaklarına nazaran narindir. Kulak zarı tam anlamı ile oluşmamıştır. O sebepten ötürüdür ki, dünyaya yeni adım atmış bebeklerin kulak sağlığına daha da önem vermeliyiz.

    Kulak insan hayatında sadece duymayı değil dengeyi de sağlıyor, kulağımızın içinde bulunan otolit taşları bizim dengede durmamızı sağlıyor. Kulak temizliği son derece önemlidir. Kulağımızı temizlemek amacı ile içerisine yabancı madde sokmamalıyız. O davranış temizlemek yerine tam tersi bir fiile sebebiyet verebilir. Yabancı maddeyi kulağımıza temizlemek amacı ile soktuğumuz zaman, telafisi olmayan zararlar açabilir. Dış kulakta kulak zarı bulunduğu için çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Küçük çocuklarda bil hassa bu duruma olan hassasiyetimizi iki katına çıkarmalıyız. Yukarıda da bahsettiğim gibi onların kulak zarları daha yeni yeni oluşmaya başlamış olacaktır.

    Kulağımıza iyi bakalım, duymak önemli nimetlerden birisidir hiç şüphesiz ki.

  • Yenidoğan Sarılığı Nedir?

     

    Yenidoğan sarılığı, kandaki bilirubin seviyesinin yüksek düzeyli olması ile alakalı bir durumdur. Artan bilirubin miktarı bebeğin cildinin sarı gözükmesine neden olur. Nedenleri Bilirubin, eski kırmızı kan hücrelerinin normal bir geri dönüşüm sırasında vücutta oluşturulduğu sarı bir pigmenttir. Dışkı ile vücuttan kaldırıldığı için karaciğer bilirubin yıkmaya yardımcı olur. Doğumdan önce, plasenta gelişmekte olan bebeği besleyen, annenin karaciğeri tarafından işlenebilir, böylece bilirubin kaldırırılır. Doğumdan hemen sonra bebeğin kendi karaciğeri bu işlemi devralmaya başlar, ancak bu zaman bazen zaman alabilir. Bu nedenle, bir bebeğin bilirubin düzeyi normal doğumdan sonra biraz daha yüksek olur. Yüksek bilirubin düzeyleri vücutta cildin sarı görünmesine neden olur. Bu duruma sarılık denir. Sarılık yeni doğanların belli bir kısmında görülür, buna ” fizyolojik sarılık” denir ve Genellikle 2 ve 3, 2 ve 4 gün arasında arasında görünerek yaklaşık 2 hafta sonra temizlenir. Fizyolojik sarılık genellikle herhangi bir soruna neden olmaz. Çok erken (prematüre) doğan bebeklerde zamanında doğan bebeklere göre sarılık görülme olasılığı daha fazladır.

    Aşağıdaki nedenlerden dolayı yenidoğan sarılığı daha şiddetli olabilir:

    Anormal kan hücre şekilleri,

    Kan grubu uyuşmazlığı, anne ve bebek arasında,

    (Cephalohematoma) kafa derisi altındaki kanama

    Enfeksiyon

    Bazı önemli enzim eksiklikleri,

    Bilirubini bebeğin vücudundan kaldırmak için gereken koşullar bazen daha ağır bir sarılığa neden olabilir:

    Bazı ilaçlar,

  • Kızamık !

     

    Kızamığın etkeni bir virüstür.Kızamık hasta çocukların öksürüp, hapşırmas ve hatta konuşması yoluyla havaya dağılan kızamık virüsünün solunum yoluyla alınması ile yayılır ve yüksek derecede bulaşıcı bir hastalıktır.

    Genellikle ilk belirti olan ateş, kızamık virüsünün alınmasından ortalama 10-12 gün sonra ortaya çıkar. Kızamık döküntüsü genellikle virüsü aldıktan sonra 14. güne kadar yani ateş başladıktan 2-3 gün sonrasına kadar ortaya çıkmaz. Kızamığın belirtileri ateş, burun akıntısı, öksürük, iştahsızlık, gözlerde kızarıklık ve döküntüdür. Döküntü genellikle 5-6 gün sürer ve saç sınırından başlar, yüze ilerler ve daha sonra aşağıya boyun ve vücudun diğer bölgelerine yayılır.

    Kızamık hastalığı geçiren her 10 çocuğun üçünde bir veya daha fazla komplikasyon gelişmesine neden olan ciddi bir hastalıktır. Kızamığa bağlı ölüm her 1000 kızamık vakasında yaklaşık 1-2’dir (Amerika verilerine göre). Kızamığa bağlı komplikasyonlar küçük çocuklarda (beş yaşın altındaki çocuklarda) ve erişkinlerde (20 yaşın üstündeki kişilerde) daha sık görülmektedir. Kızamığın özellikle küçük çocuklarda görülen en sık komplikasyonu ishaldir.

    Vakaların %7’sinde kulak enfeksiyonları görülmektedir. Vakarlın %6’sında zatürre gelişmektedir ve kızamığa bağlı meydana gelen ölümlerin %60’ından sorumludur. Kızamık geçiren yaklaşık her 1000 çocuktan birinde beyin tutulumu (akut ensefalit) görülebilir ve bunun sonucunda çocukta kalıcı beyin harabiyeti gelişebilir.

    Hamilelik sırasında geçirilen kızamık bebekte doğumsal hasara neden olmamakla birlikte prematüre doğum, düşük ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğumuna neden olabilmektedir.

  • Prematüre Bebek Için Anne Sütü Hayat Kurtarıyor

    Ülkemizde her yıl 1.3 milyon bebek dünyaya geliyor. Bu bebeklerin yaklaşık yüzde 10’u yani 130 bini erken (prematüre) doğuyor. Son araştırmalara göre 10 yıldır Türkiye’de bebek ölümleri azaldı. Fakat hala bebek ölümlerinin en büyük sebebi prematürelik. Prematüre doğumun en önemli nedeni ise enfeksiyon. Liv Hospital Yenidoğan ve Çocuk Hastalıkları Uzmanları Dr. Gülnihal Şarman ve Dr. Pınar Boncuk Dayanıklı, prematüre bebekler için anne sütünün hayat kurtardığına, prematüre bebek konusunda uzmanlaşmış bir ekip ve iyi bir yenidoğan yoğun bakım süreci ile bebeklerin hayata tutunabildiklerine dikkat çekiyor.
    Prematüre bebeğin ilacı anne sütü

    Tüm bebekler için önem taşıyan anne sütü, prematüre bebekler için hayat kurtarıcı niteliğinde. Anne sütü, hem bebeğin hem de annenin fiziksel ve ruhsal gelişimini etkiliyor. Anne sütü ile beslenen prematüre bebekler, yapılan araştırmalara göre çok daha hızlı gelişiyor, kilo alıyor, enfeksiyon riski azalıyor. Ayrıca bebek ve anne arasında, bu zorlu dönemde çok daha derin bağ kuruluyor. Bebeğini emziren annenin doğum sonrası depresyonu daha az oluyor ve sütü daha çok geliyor.
    Prematüre bebekte ilk 2 yıla dikkat

    Prematüre bebekler diğer yeni doğanlara göre çok daha ciddi takip gerektiriyor. Bu bebekler ne kadar erken doğarsa o kadar fazla sağlık problemi yaşıyor. Fakat sağlık problemleri uzmanlaşmış hekimlerin kontrolünde en aza indiriliyor. Ancak bebek, taburcu edildikten sonra bazı enfeksiyonlar, yetersiz beslenme ve bakım nedeniyle birtakım sorunlar yaşanabiliyor. Prematüre bebeklerde ilk 2 yıla dikkat etmek çok önemli. Bu süreçte iyi beslenmek, temiz hava solumak, enfeksiyondan kaçınmak ciddi önem taşıyor. Özellikle kış ayları prematüre bebekler için büyük risk oluşturuyor.

  • Eyvah Suçiçeği

     

    Suçiçeği kişiden kişiye direkt temas veya öksürme veya hapşırma ile havaya dağılan virüsün solunum yoluyla alınması ile bulaşır. Suçiçeği çok bulaşıcıdır. Suçiçeği geçiren kişilerin döküntüleri veya zona döküntüleri ile direkt temas yoluyla da bulaşır.

    Suçiçeği virüsünü aldıktan sonra hastalığın belirtileri ne kadar süre sonra ortaya çıkar?

    Suçiçeğinin kuluçka dönemi 10-21 gündür (genellikle ortalama 14-16 gündür).

    Suçiçeğinin belirtileri nelerdir?

    Suçiçeğinin en sık görülen belirtileri döküntü, ateş, öksürük, baş ağrısı ve iştahsızlıktır. Döküntü başlangıçta kafa derisi ve vücutta başlar ve yüze, kollara ve bacaklara yayılır. Döküntü genellikle 200-500 döküntü arasındadır ve kaşıntılıdır. Hastalık yaklaşık 5-10 gün sürer.

    Suçiçeği ne kadar ciddi bir hastalıktır?

    Suçiçeği vakalarının çoğu hafiftir ancak bu hastalığa bağlı ölüm oluşabilir. Suçiçeği aşısı geliştirilmeden önce Amerika’da her yıl yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetmekteydi. Bu kişilerin çoğu daha önce herhangi bir hastalığı olmayan kişilerdi. Suçiçeği aynı zamanda her yıl yaklaşık 11.000 hastaneye yatışa da neden olmaktadır.

    Su çiçeğini hafif geçiren çocuklar bile huzursuzdur ve en azından bir hafta veya daha uzun bir süre okula veya kreşe gidemezler.

    Suçiçeğinin muhtemel komplikasyonları nelerdir?

    Suçiçeğine bağlı olarak en sık görülen komplikasyon cilt veya kemikler, akciğerler, eklemler ve kan gibi diğer bölgelerde görülen ikincil enfeksiyonlardır (suçiçeği virüsü dışında bir etken, genellikle bir bakteri, ile gelişen enfeksiyon). Suçiçeği virüsü zatürre veya beyin enfeksiyonuna neden olabilmektedir. Bu komplikasyonlar nadir ancak ciddidir. Komplikasyonlar küçük bebekler, erişkinler ve bağışıklık sistemi yetersizliği olan kişilerde daha sıktır.

  • Ateş Düşürme

    Ateşi nasıl düşürebilirsiniz?
    Eğer çocuğunuz üç aydan daha küçükse hemen doktorunuza başvurmanız gerekir. Ancak bu arada bebeğin üzerini açarak bekleyin ve 15 dakika sonra tekrar ateşini kontrol edin. Eğer çocuğunuz üç aydan büyükse aşağıdaki adımları uygulayın:
    1. Çocuğunuzun üstünü açın
    Çocuğunuzun ateşi çıkarken titremesi son derece normaldir. “Üşüttüğü için ateşi çıktı” diye üzerini örtmeyin. Kalın giysiler vücut sıcaklığını dışarı geçirmeyerek çocuğunuzun ateşinin daha da yükselmesine neden olur. Eğer çocuğunuz titriyorsa, onu bir çarşaf veya ince bir havluya sarın.
    2. Ilık duş
    Üzerini açmanıza rağmen çocuğunuzun ateşi 39ºC’nin üzerine çıkıyorsa hemen doktorunuzu arayın. Bu arada ısıyı hızla düşürmenin yolu da ılık duşa sokmak veya ılık ıslak havlu ile kompres yapmaktadır. Çocuğunuza ılık duş yaptırırken aşağıdaki talimatları uygulamaya özen gösterin.
    Küveti ılık su ile doldurun.
    Çocuğunuzu suyun içinde oturtun. Ilık su ile duş aldırın. Ancak sürenin çok uzun olmamasına dikkat edin. Çocuk uzun süre duşta kalırsa üşür ve titremeye başlar.
    Arkaya doğru yatmasına izin vermeyin.
    Suyu çocuğunuzun kafasından aşağıya dökmeyin. Bir süngeri ıslatarak onu çocuğunuzun vücudunun etrafında gezdirin.
    Duştan çıkardığınızda kuru bir havlu ile kurulayın.
    Sadece eklem yerlerine ılık su ile kompres yapmak yetersiz kalır. Kesinlikle alkollü kompreslerle ateşi düşürmeye çalışmayın.
    Çocuğunuz titremeye başladığı zaman, onu küvetten çıkarın ve bir havlu veya ince bir çarşafa sarın.
    3. İlaç Tedavisi (Parasetamol)
    Parasetamol, “asprin içermeyen ağrı kesicilerde” bulunan aktif maddedir. Çocukluk döneminde tercih edilen ateş düşürücüler bu maddeyi içermektedir. Çocuklarda hiçbir zaman asprin ateş düşürücü olarak kullanılmamalıdır. Parasetamol 4-6 saatte bir verilir. Ateş parasetamole rağmen 38,5 ºC’nin üzerinde seyrederse doz aralığını 4 saatten 3 saate almak gerekir. Bu durumda ikinci bir ilaçla parasetamolü dönüşümlü bir şekilde kullanmak gerekir. Aktif maddesi İbuprofen olan ilaçlar, 3 saatte bir parasetamolle birlikte kullanılmalıdır.

  • Bebeğimde Psikojenik Öksürük

    Kuru, tekrarlayan, inatçı, patlar tarzda, hapşırık sesini andıran ve gece kaybolan öksürüklerde psikojenik nedenler akla gelmelidir. Aileler, bu öksürüğü çocuğun bilerek yaptığını asla düşünmemelidir. Nasıl ruhsal sıkıntılar mide rahatsızlıklarına neden olursa, çocuklarda okul veya aile sorunları, çözemedikleri iç çatışmalar bu tip istemsiz inatçı öksürüğe neden olabilir. Diğer öksürük yapan hastalıkların olmadığı kanıtlandıktan sonra çocuğun psikolojik durumu sorgulanmalıdır.
    Psikojenik öksürük grubuna giren Gilles de la Tourette sendromunun ise vokal (sesli) tik hastalığıdır. 18 yaşından önce ortaya çıkan bu sinir sistemi hastalığında belirtilerin kol, bacak, yüz tikleri olabileceği gibi, boğaz temizlemek, bağırmak, inlemek veya köpek havlamasına benzeyen tarzda çok gürültülü öksürmek gibi ses tikleri de olabilir. Tourette Sendromu olan çocuklar, gürültülü öksürükleriyle okulda derslerin devamını bozdukları için çoğu kez sınıftan çıkarılırlar ama bu çocuklar gece tek ses çıkarmadan uyurlar. Ses tikleri obsesif- kompulsif davranış, dikkat eksikliği, hiperaktivite, öğrenme güçlüğü ile birlikte de görülebilir. Tourette Sendromu olan çocuklar yanlışlıkla astım, geniz akıntısı, enfeksiyon tedavileri alabilirler.

  • Öksürük

    Öksürük gerçekte her gün solunumla akciğerlere alınan tozların, taneciklerin ve mikropların tekrar dışarı atılması için vücudun kullandığı bir korunma mekanizmasıdır. Her çocuğun günde bir kaç kez öksürmesi normaldir ve aileyi telaşlandırmamalıdır. Çoğu çocukta viral üst solunum yolu enfeksiyonu arkasından öksürük başlayabilir. Çocukların bir yılda 6-8 kez böyle enfeksiyonlar geçirdiği ve enfeksiyon sırasında da günde 140 kez öksürebildiği bilinmektedir. Ancak öksüren çocukların %20’sinde altta yatan başka bir hastalık bulunmakta olup, %9’unda alerji, %6’sında astım, %3’ünde bronşit, %2’sinde sinuzit saptanmaktadır.
    Öksürük ne zaman korkutmalı?
    Ana havayolunun, gırtlağın veya ses tellerinin şişmesi ile çocukta köpek havlama sesine benzer bir öksürük oluşur. Tıpta bu şişme, nedeni ne olursa olsun “krup” olarak isimlendirilir. Bu şişlik larenjit gibi virüs enfeksiyonları veya alerji nedeniyle oluşabilir. Çocuğun öksürüğü köpek havlama sesine benzer, şişen nefes borusundan içeri hava alma zorlaşır. Şiddetli olduğunda hayatı tehdit edebilir. Boğmaca öksürüğü ise, boğmaca enfeksiyonu veya astım sırasında görülen, nöbet halinde gelen, nefes almaya fırsat vermeyen, öksürük bitiminde uzun bir iç çekme ile soluk aldıran, bazen kusturan bir öksürüktür. Düzenli aşılama programları nedeniyle çok nadir görülen boğmacadan çok astımı düşündürmelidir.
    Öksürüğün süresi önemli!
    Çocukların çoğunda öksürük viral üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra 10-15 gün kadar sürer. Bazen çocukların nefes borusuna yabancı bir madde kaçırması ile ani boğucu bir öksürük olur, eğer bir gıda veya oyuncak parçası elindeyken, böyle bir durum olmuşsa hekime başvurulmalıdır. Kronik veya inatçı öksürük, üç haftadan fazla süren öksürüğe denir ve mutlaka astım, geniz arkası akıntı, mide ve yemek borusu rahatsızlıkları, sigara dumanına maruziyetin araştırılması gerekir.
    Kardeşini kıskanan çocuklar üzüntü, öfke, intikam alma ile sevgi, koruma duyguları arasında çatışma yaşarlar. En sık görülen sorunlar, daha önce kazanılmış davranışlarda gerileme, alt ıslatma, parmak emme gibi durumlardır. Bebeksi davranışlarının altında, anne ve babanın kaybettiği ilgisini, rakibinin yöntemiyle geri kazanma çabası yatmaktadır.
    Psikojenik öksürük

  • Bebekte Sivilce Görülmesi Durumunda Ne Yapılmalı ?

    irçok anne-baba yeni doğan biricik bebeğinin yüzünde sivilce veya sivilce benzeri kızarıklıklar gördüğünde haklı olarak dehşete kapılır. Genellikle anneler bu konuda daha endişeli olurlar. Sorular birbiri ardına gelir. Bebeğimin yüzünde neden sivilceler var ? Kalıcı mı olacak ? Daha büyük bir hastalığın belirtisi midir ? Ne yapmalıyım ?

    Yazımızda bu konular hakkında özet bilgiler vereceğiz.

    Yeni doğan bebeklerin % 40′ında “milia” adı verilen küçük beyaz yumru veya kızarıklıklar görülebilir. Genellikle doğum sonrasında hemen kendini göstermez, 2 veya 4 haftalıkken ortaya çıkar.

    Bazı durumlarda cilt bozukluğu ufak sivilceler halinde, doğumdan 1 ay sonra ortaya çıkabilir. Bu durum “neonatal akne” olarak adlandırılır. En çok görüldüğü yer çene, yanaklar ve alındır, nadiren sırt ve göğüste de görülebilir. Erkek bebeklerde sivilce daha sık görülür.

    Bu cilt bozukluğu çoğunlukla zararsızdır ve herhangi bir sağlık sorununa işaret etmez. Endişe etmeye gerek yoktur. Fakat sebeplerini öğrenmek ve ne yapacağımızı bilmekte fayda vardır.

    Her ne kadar uzmanlar bu sivilce türünün kesin sebebini belirlememiş olsa da hormonlarla bağlantılı olduğu bilinmektedir.

    Genel kanıya göre, hamileliğin son döneminde anne vücudundan bebeğe geçen hormonlar sebebi ile bebeğin cildindeki yağ bezleri fazla aktif hale gelmekte ve daha gelişme aşamasında olan gözeneklerin tıkanmasına yol açarak sivilce oluşturmaktadır.

    Hormonal kaynaklı bir cilt bozukluğu olmasına rağmen çevresel bazı etkenler de artmasına ve yayılmasına yardımcı olabilir. Özellikle beslenme sırasında ağız etrafında biriken yemek-salya karışımı gözeneklerin tıkanmasını hızlandırabilir. Ciltle temas eden bazı ürünler veya tahriş eden kumaşlar da yine sorunu artırabilir.

  • Beşinci Hastalık (Eritema Enfeksiyoza)

    Halk arasında “Kızarık yanak” olarak da bilinen beşinci hastalık, parvovirüsün yol açtığı viral bir enfeksiyondur. Belirtileri, yanakların kızarması ve dudakların soluk bir renk almasıdır. Hastalık, ismini suçiçeği ve kızamık gibi ateşle geçen hastalıklardan sonra, ateşe yol açtığı tespit edilen beşinci hastalık olmasıyla almıştır. Pek riskli olmayan yaygın bir hastalıktır ve genelde çocuklarda, nadiren de yetişkinlerde görülür.

    Beşinci hastalık, çoğunlukla hastanın yanaklarının kızarması ve ağız bölgesinin etrafının soluk renk almasıyla teşhis edilir. Ayrıca kızarıklıklar göğüste, sırtta ve karın bölgesinde de görülebilir. Isı ve güneş ışığı, kızarmaları daha da arttırabilir. Kızarıklıklar birkaç ayda bir yok olup tekrarlanabilir. Vakaların %25’inde nezle belirtilerinin yanı sıra hastaların ateşlendiği de görülmüştür. Ayrıca beşinci hastalık; baş ağrısı, vücut ağrıları ve kas ağrılarına da yol açabilir.

    Bazı insanlarda beşinci hastalık, ağrıların ve ateşin sonlanmasıyla üç hafta içinde vücutta ortaya çıkan kızarıklıklarla anlaşılır. Bazen de kızarıklıklar önceden bir belirti olmaksızın oluşur. Çoğu çocukta beşinci hastalık, belirtisiz olarak ortaya çıkar; teşhis ve tedavi edilmeden sona erer.

    Beşinci hastalık, çoğu virüste olduğu gibi bulaşıcıdır. İnsandan insana temasla, öksürükle, tükürükle veya burun akmasıyla bulaşabilir. En bulaşıcı olduğu zaman ise kızarıklıkların belirmesinden öncesi ve hastanın ateşlendiği dönemdir. Ateşin çıkmasından ve kızarıklıkların belirmesinden 24 saat sonrasında hastalık, artık bulaşıcı olmamaktadır. Hastalığın kuluçka dönemi 4 ila 14 gün arasında değişiklik gösterir; bu süre 21 güne kadar da uzayabilir.