Bebek

  • İnfantil Kolik (Gazlı Bebek)

    İnfantil kolik (Gazlı Bebek) Nedir?

    Süt çocukluğu döneminin en sık rastlanan infantil kolik (gazlı bebek), halen gizemini koruyan, aileleri endişeye sokabilen, maddi ve manevi birçok kayıplara neden olabilen bir sendromdur. Klasik tanımına göre “gelişimi normal olan, sağlıklı 0-3 aylık bebeklerde görülen, en az üç hafta süreli, haftada üç günden, günde üç saatten fazla ve başka bir nedenle açıklanamayan biçimde huzursuzluk, ajitasyon ve ağlamaların olduğu” tabloya infantil kolik denilmektedir. Tüm bebeklerin yaklaşık %10-40’ında görülen bu hastalıkta, ağlama nöbetleri özellikle öğleden sonra ve akşam saatlerinde olmaktadır.Bebeklerin yalnizca %47’sinde belirtiler üç ay içerisinde kaybolmaktadır. Yüzde 41’inde altıncı aya kadar, geriye kalan %12’sinde ise 12. aya kadar sürmektedir. Klinik tablo hafif, orta ya da ağır olabilir. Hafif tipte; bebekte yalnızca akşamları nedensiz bir huzursuzluk söz konusu iken, orta ve ağır formda ise, tamamen sağlıklı bir bebekte genellikle akşama doğru, yüzde kızarma ve kaşlarını çatma ile başlayıp, ardından bacakların karına doğru çekilmesi ve şiddetli ağlama nöbetleri birkaç dakika sürdükten sonra sonlanır. Birkaç dakika sonra aynı nöbet yinelenir. Bu biçimdeki nöbetler yaklaşık 2-3 saat sürer.

    GAZLI BEBEĞİN NEDENLERİ?

    Gazlı bebeklerle ilgili bir çok teori ortaya atılmış olmasına rağmen nedenleri tam olarak aydınlatılamamıştır. Ancak alta yatan başka bir neden olmadığının gösterilmesi önemlidir. Sıklıkla idrar yolu enfeksiyonları, bağırsaklarda düğümlenme, inek sütü alerjisi gibi önemli sağlık probleminin dışlanması gerekir. Bebeğinizin ilk aylarda ağlamak için pek çok nedeni vardır. Her bebeğin kullanabileceği tek iletişim aracı ağlama olduğuna göre her ağlama ile bebeğin anlatmak istediği birçok şey olabilir. Eğer acıktığı için veya bezi kirli olduğu için ağlamadığından eminseniz, onu rahatlatacak şeylerin başında gelen şey anne kucağıdır.

  • Yaz Ishallerinin Belirtileri Nelerdir ?

    Yaz İshalleri

    En önemli belirti, dışkılama sayısının artması ve dışkı vasfının değişmesidir. Dışkı, cıvık, patates püresi görünümünde olabileceği gibi, sümüksü ve iltihaplı veya su gibi olabilir. Dışkı miktarı ve su içeriği, ince barsaklarda hastalık yapan parazit ve bakterilerin ishallerinde fazladır, kalın barsakta hastalık yapanlarınkinde ise azdır ve dışkılama sayısı diğerlerine oranla daha fazladır. Su gibi tariflenen ishallerin en ciddisi ve hayatı tehdit edeni dışkının pirinç suyu görüntüsü olarak tariflendiği, kolera bakterisinin yaptığı ishaldir. İltihaplı dışkılamaya neden olan bakterilere ise tifo ve tifo benzeri hastalıklara neden olan salmonella bakterilerini örnek verebiliriz.

    Kalın barsakta ishale neden olan bakterilerin bir kısmı ve bazı parazitler, dışkının iltihaplı, sümüksü görünmesine aynı zamanda barsak duvarını da zedeleyerek damarların kanamasına neden oldukları için, ishal kanlı olabilir. Dışkının böyle kanlı ve iltihaplı olması dizanteri olarak adlandırılır. Nedenlerinden birisi şigella denilen bakteri, bir diğeri amip denilen protozoondur. İshalle birlikte bulunan diğer belirtiler karın ağrısı, karında gurultu hissi, bazen bulantı, iltihabi durumlarda bunlara ilaveten ateş olarak karşımıza çıkar. Dışkılamadan sonra tam rahatlayamama da bir diğer belirti olabilir. Örneğin kalın barsak ishallerinde ağrı ve rahatlayamama durumları sıktır. Aşırı su ve tuz kaybına bağlı olarak kalp damar sistemine, böbreklere, sinir sistemine ait kalp ritm bozuklukları, böbrek yetmezliği, şuur bozuklukları gibi belirtiler de olabilir. Dilin kuruması, cildin parlaklık, nem ve yumuşaklığını kaybetmesi, gözlerin göz çukuruna çökmesi gibi belirtiler, su kaybının işaretleridir.

  • Tam Yağlı Süt Bebekte Kabızlığa Neden Olur Mu?

    Bebeğinizin ilk yaş gününü kutladığınızda muhtemelen bebeğinize verdiğiniz mamaya elveda deyip inek sütüne geçiş yapmış olacaksınız. Tabi bebeklerin diyetinde yapılacak değişiklikler kabızlık sorununa da yol açabilir. Kabızlık sorunu oluşursa bebeğinizin daha iyi hissetmesini sağlamak için yapabileceğiniz birçok şey bulunuyor.

    Bebeklerde kabızlık belirtileri

    Bebeğinizin katı dışkısını yapmada zorluk yaşıyorsa veya yapamıyorsa, katı dışkısını yaparken sıkıntı çekiyorsa, muhtemelen kabız olmuş demektir. Ayrıca bebeğinizin kakası çok sert ve küçük parçalar halinde gelir. Bebeğiniz katı dışkısını 1 haftalık süre zarfında 3 defadan daha az yapıyorsa bu da bir kabızlık belirtisi sayılır.

    Süt ürünleri intoleransı

    Süt ürünleri bebeklerde kabızlık şikayetlerine neden olabilir. Bebeğin süt ürünlerine karşı gösterdiği tepkiler arasında burun akıntısı, ciltte kuruma, egzama, hırıltı ve kulak enfeksiyonları riskinde de artış görülür.

    Tam sütteki yağlar

    1 – 2 yaşlar arasındaki çocuklar tam yağlı süt tüketmelidirler. Eğer çocuğun aile geçmişinde kalp hastalığı, obezite, kolesterol sorunları gibi hastalıklar yoksa düşük yağlı süt yerine tam yağlı süt tüketmeleri önerilmektedir. Fakat diğer yandan bazı çocuklarda tam yağlı sütteki yağlara karşı kabızlık reaksiyonu gelişebilir.

    Diğer süt seçenekleri

    Bazı zamanlar soya sütüne geçiş yapmak bebekte kabızlık sorununu çözebilir. Tabi kimi bebeklerde soya sütüne karşı da reaksiyon gelişebilmektedir. Bu bebekteki diyet değişikliklerinin getirdiği sorunların devam ettiğini gösterir. Bu durumlarda bebeğe 2 hafta süre için hipoalerjenik ürünler vermek faydalı olacaktır.

  • Bebeğiniz Sizi İşitiyor Mu?

    İşitme bozukluğu sinsi bir sorun, uzun zaman fark edilmeyebiliyor ve işitme kaybına neden oluyor. İstatistiklere göre, her yıl 1300 ile 2600 bebek işitme sorunuyla karşılaşıyor.

    Normal bir konuşma ve dil yeteneği için bebeğin işitmesi gerekiyor. Ancak genetik, doğumsal ya da bebeklik döneminde yaşanan bazı sorunlar bebeğin işitme kaybı yaşamasına neden olabiliyor. Her tür sağlık sorununda olduğu gibi işitme kayıplarının önlenmesinde ve tedavi edilmesinde de en önemli etken erken teşhis.

    Bebeğinde işitme sorunu olduğundan şüphelenen anne-babanın hemen doktora başvurması gerektiğini belirten Odyoloji Uzmanı Doç. Dr. Sezer Külekçi, bebeğe yapılacak işitme testiyle soruna erken tanı konulabileceğini söyledi.

    Erken tanı konan bebekler yaşıtlarını yakalayabilirler 

    Erken tanının önemine değinen Odyoloji Uzmanı Doç. Dr. Külekçi, “Mümkün olduğunca erken tanı konulup işitme cihazına geçilirse ve ardından yoğun eğitim verilirse işitme kaybı olan bebekte normal işiten yaşıtlarına yakın veya denk konuşma gelişimi sağlanabilir. Yeni doğanlarda uygulanan tarama testleriyle işitme kayıplı bebek en erken dönemde tanı alacak, bu da konuşma ve dil gelişiminin normal bebeğin dil gelişimine yakın olmasını sağlayacaktır. 6 aylıktan önce tanı konulup rehabilitasyona başlanmış çocuklarda dil ve konuşma gelişimi yaşıtlarına yakın gelişme gösterirken, geç kalınmış çocukların yaşıtlarını yakalaması mümkün değildir” diye konuştu.

    Doğru teşhis için tarama testleri yapılmalı 

    Bebeklere uygulanan odyolojik testler hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Sezer Külekçi, yeni doğan tarama testlerinin yalnızca işitme kaybı şüphesi olan bebekleri ayırdığını, işitme kaybının cinsi ve miktarına ilişkin bilgi vermediğini vurguladı. Külekçi, “Özellikle bebek ve çocuklarda test tekniklerinin tamamının kullanılması doğru tanıya gidilmesinde çok büyük önem taşır. Tek bir testle tanıya gitmek çok büyük yanlışlıklara neden olabilir” ifadesini kullandı.

  • Bebeklerde Gaz Sancısı Çıkarma

    Bebeğiniz ağlama sebebi açlık değilse ve ayaklarını daha çok yukarıya doğru çekerek ağlıyorsa buna gaz sancıları sebep olabilir.Bebeklerin çok sık ve düzensiz beslenmeleri gaz sancılarını arttırabilir.ekerli su verilmesi, emziklerin bala veya pekmeze batırılması, çok erken ek besinlere başlanması, meyve ve meyve sularının gereğinden fazla verilmesi, yeterince olgunlaşmamış meyvelerde gaz sancılarını arttırır.

    Bebeğin kundaklanarak veya sarılarak hareket kabiliyetinin kısıtlanması, altının uzun süre ıslak bırakılması,bebeğe gereğinden fazla su içirilmesi,Uzun süre ağzı açık kalmış şuruplar, açıkta kalan yiyecekler (özellikle süt ve sütlü olanlar) da basit mikrobik kontaminasyonlar sonucu gaz sancısına neden olabilir.

    Aşağıdaki makalede bebeklerde gaz sancıları ve bu konuda yapılması gerekenler hakkında bilgiler bulabilirsiniz.

    Durmadan ağlıyorsa…

    Eğer bebeğiniz bir günde 3 saatten, haftada 3 günden fazla ağlıyorsa ve acısının tıbbi olarak bir açıklaması yoksa yani sağlıklı ise, bunun nedeni gaz problemidir. Bebeklerde açlık ve ağrıya bağlı olmayan ve açıklanamayan ağlama nöbetlerine kolik deniyor.

    Ağlama nöbetleri 1-2 saat devam eder ve bebekler bu dönemler arasında iyi görünür. Gaz sancısı olan bir bebek, ağlama nöbeti sırasında bütün kuvvetini tüketecek şekilde, durmak bilmeden ve teselli edilemeyecek şekilde ağlar. Çoğu bebeğin ağlama veya susmalarının açık bir nedeni yoktur.

  • Bebeklerde Katarakta Dikkat!

    Yaşlı hastalığı olarak görülen katarakta gençlerde ve hatta bebeklerde de rastlanabiliyor. Genel olarak orta yaş üstü hastalığı olan katarakt, yenidoğan bebeklerde ve çocuklarda doğumsal olarak görülebiliyor.
    Görmenin yavaş yavaş azalması, yakın okumanın ve gece görüşünün giderek zorlaşması, renklerin soluklaşması, parlak ışıkta görmenin daha çok etkilenmesi ve çift görme şikayeti kataraktın en sık rastlanan belirtilerinden bir kaçı.
    Katarakta görme netliği her ne kadar yitiriliyor olsa da uygun cerrahi teknik, hekimin tecrübesi ve doğru mercek seçimiyle yapılacak ameliyatlar sayesinde tedavide yüksek oranda başarı sağlanabiliyor.
    Katarakt tedavisinde ameliyatların doğru zamanlama ile yapılması da çok önemli. Prof. Dr. Yonca Akova anlattı.

    Katarakt nedir?
    Göze perde inmesi olarak bilinen katarakt, görmeyi sağlayan doğal göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşmasıdır. Buna bağlı olarak da görmede bulanıklaşma ortaya çıkıyor ve hastalar buğulanmış bir camın arkasından bakıyormuş gibi bulanık görüyor.

    Kataraktın belirtileri neler?

    Hastaların şikayetleri çok değişken olabiliyor. Görmenin yavaş yavaş azalması, yakın okumanın ve gece görüşünün giderek zorlaşması, renklerin soluklaşması, parlak ışıkta görmenin daha çok etkilenmesi, kamaşma, çift görme şikayeti ve gözlük numaralarının sık değişmesi kataraktın en sık rastlanan belirtileri…

    Katarakt tedavisi nasıl yapılıyor?

    Katarakt ilaç veya gözlükle tedavi edilebilen bir hastalık değil. Kataraktın ilerlemesini durdurabilecek bir ilaç tedavisi de yok. İlerlemiş kataraktın tek bir tedavisi var o da ameliyat…
    Katarakt Ameliyatlarında Nasıl Bir Yöntem Uygulanıyor?

  • Astımı Olan Çocuk Klimadan Uzak Durmalı

    Polen Alerjisinden Korur
    Özellikle ebeveynler klimaları çalıştırırken endişe ediyorlar. Çocuğunda astım, alerjik nezle ve egzama gibi alerjik hastalığı olan aileler ise klimadan daha da korkuyorlar. Astım, alerjik nezle ve göz alerjisi olan çocuklarda klima zararlı olabildiği gibi faydalı da olabilir.

    Özellikle polen alerjisi olan çocuklar için yararlı etkileri olabilir. Çünkü polen döneminde pencerenin kapalı tutulması, otomobilde pencerenin açılmaması polen alerjisinden korur. Hepa filtreli klimalar ile polenlerin ev içine ve otomobil içine girmesini engelleyebilir ve polenlerden korunabiliriz.

    Ancak klima filtreleri belirli aralıklarla temizlenmeli veya kendi kendini temizleme özelliği olanlar tercih edilmelidir. Aksi takdirde klimada oluşan aşırı nem nedeniyle klima içinde küf ve ev tozu akarları birikecek, oda içine bu alerjenler girecektir. Bu da astımlı ve alerjik nezleli çocukların hastalıklarının alevlenmesine neden olacaktır.

    Astımı Olan Çocuklar Klimadan Uzak Dursun
    Astımlı ve alerjik nezleli çocukların klima altında kalmamaları gerekir. Aksi takdirde aşırı soğuk hava akciğerlerde zedelenmelere neden olarak düzelmeyen öksürüklere neden olabilmektedir. Ayrıca zatüre hastalığına eğilimli olan astımlı çocuklar ve sinüzite eğilimli olan alerjik nezleli çocuklar çok daha kolay zatüre ve sinüzite yakalanabilir. Klima içinde Legionella pneumophila mikrobu olma eğilimi vardır. Bu sebepten klima temizliği önemlidir.

  • Hastalıktan Nasıl Korumalı?

    Kış aylarında artış gösteren hastalıklar en çok çocukları etkiliyor. Kapalı ve kalabalık mekanlarda daha fazla vakit geçirmek, okul ve kreş ortamı gibi etkenler çocukların daha sık hastalanmasına neden oluyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Metin Karaböcüoğlu, kış aylarında çocukları hastalıklardan korumanın yolları hakkında bilgi verdi.
    Kış aylarında çocuklarda sık görülen hastalıklar

    Hastalık yapan mikrop ve mikroorganizmaların havadaki yoğunluğunun artması, soğuk havadan dolayı vücudun daha fazla enerji harcayıp yorgun düşmesi, kapalı ve kalabalık yerlerde iç içe yaşamak kış aylarında hastalıkların artmasına neden olan etkenlerdir. Soğuk algınlığı, nezle, grip, bademcik iltihabı, soluk borusunun iltihabı, sinüzit, orta kulak iltihabı gibi hastalıklar kışın çocuklarda daha sık görülmektedir. Bu hastalıkların çoğu ayaktan tedavi edilebilmektedir. Her çocuğun hastalıklara karşı direnç kazanması için bu hastalıkları geçirmesi gerekmektedir. En gelişmiş ülkelerde bile 5 yaşın altındaki çocuklar 1 yılda ortalama 6-8 kez hastalanmaktadırlar. Özellikle kreşe ve okula başlayan çocukların ilk senelerde daha sık hastalanması doğal bir durumdur.

    Hasta olan anneler bebeklerini emzirmeye devam etmeli
    Anne sütü bugüne kadar koruyuculuğu kanıtlanmış olan tek ilaçtır. Annenin nezle, burun akıntısı, hapşırık ve basit ateşlerinin olması, anne sütünü kesmek için bir bahane değildir. Aksine annenin vücudunda o anki mikroba karsı oluşan maddeler, anne sütüyle bebeğe geçerek hastalığa karşı koruma sağlamaktadır.

  • Bebeklerde Kızamık Hastalığı Kırmızı Alarm

    Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu 1989’dan önce doğanları uyarıyor!

    2 doz kızamık aşısı olmayanların, beyin iltihabı ve kalıcı beyin hasarı ile sonuçlanma olasılığı olan Kızamık hastalığına yakalanma riski yüksek!

    Yaptığı bilimsel çalışmalarla dünya çapında üne sahip Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu, bir hekim ve hoca olarak halkı bilinçlendirmenin en önemli vazifesi olduğunu vurgulayarak, 1989’dan önce doğan kişilerin aşı olmuş olsa bile kızamık hastalığı riski taşıdığına dikkat çekiyor.

    Bulaşıcı bir hastalık olan, hapşırık ve öksürük ile bulaşan, pembe kırmızı renkte döküntüler oluşturan kızamık, her 100 çocuktan 5’inde zatürre, her 1000 hastadan 1’inde beyin iltihabı ve kalıcı hasar oluşturuyor. Prof. Dr. Yonca Nuhoğlu; 1989 yılından önce doğan ve tek doz aşı uygulanan erişkinlerin ve hiç kızamık aşısı olmamış 1 yaş altı bebekler ile henüz 2. doz kızamık aşısını olmamış 6 yaş altındaki çocukların kızamık hastalığına yakalanma riskinin yüksek olduğunu belirtiyor.

    1989 yılından önce doğanlar dikkat!

    Nuhoğlu; 1963 yılında ilk lisansı Amerika Birleşik Devletleri’nden alınan, tek doz olarak uygulanmaya başlanan kızamık aşısının % 90-95 oranında hastalıktan koruduğunu, ancak, 1989 yılından sonra 2 doz olarak yapılan uygulamaların hastalıktan korunma oranını % 99.7’ye yükselttiğini vurguluyor. Dolayısıyla tek doz aşının uygulandığı 1989 yılı öncesinde doğmuş kişilerin ve henüz 2. doz aşıyı olmamış 6 yaş altı çocukların, kızamık hastalığına yakalanma risklerinin oldukça yüksek olduğuna değiniyor.

  • Çocuklarda Kızamık

    Kış ve ilkbahar mevsimleri çocukların sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkması için uygun bir dönemdir. Kızamık da en çok kış ve ilkbahar aylarında görülen, bir tür virüsün neden olduğu döküntülü bir hastalıktır.

    Kızamık genellikle 3-10 yaş arasındaki çocuklarda görülür, çok bulaşıcı bir hastalıktır, diğer hastalıklara oranla daha ağır ve tehlikeli seyreder. Kızamıklı çocuk, döküntüsü başlamadan dört gün önce ve başladıktan dört gün sonraki dönem arasında hastalığı başkalarına bulaştırabilir. Kuluçka devresi 10 -12 gün kadardır. Hasta çocuk, bu dönemde izole edilmeli, okula gitmemelidir.

    Kızamık virüsü solunum yollarındaki salgılarda bulunduğundan, hasta hapşırdığında ya da öksürdüğünde mikroplar etrafa yayılır. Havada veya bulaştığı zeminde iki saat süre ile canlı kalıp başkalarına bulaşabilir. Hasta kişiyle solunum teması, öpüşme, aynı kaptan yeme gibi yollarla virüs alınır. Bağışıklık sistemi zayıf, 2 doz kızamık aşısı yapılmamış kişiler hastalığa yakalanmak için yüksek riskli gruplardır.

    Hastalık mikrop alındıktan sonra 10 gün içinde orataya çıkar. Önce basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar. Halsizlik ve gözlerdeki kızarıklık belirtilerini daha sonra burun akıntısı, öksürük ve ateş takip eder. Belirtileri farkedildikten 5 gün kadar sonra küçük kırmızı ufak döküntüler görülmeye başlar. Bir süre sonra da kızamık lekeleri yüzün her tarafına ve sonra da boyuna, göğse, kollara, karına ve bacaklara yayılarak neredeyse tüm vucudu kaplar. Bu dönem 4-5 gün devam ettikten sonra yavaş yavaş ateş ve belirtiler kaybolmaya başlar.