BebekYeni Doğan

Yeni Doğan Bebeklerde Ruhsal Yaşam

Ruhbilimciler duyusal uyarılara gösterilen ruhsal karşılıkları belirlemek üzere, çocuklardan motor tepkiler elde etmeyi sınadılar.Ama bu deneyler bebelerde ruhsal bir yaşamın varlığını belirlemedebaşarısızlıkla sonuçlandı. Oysa istediği kadar ilkel olsun,gönüllü hareketin öncesinde ruhsal bir yaşamın varlığı zorunluydu. Duygu, ilk güdü yerine geçiyor. Örneğin, Levine’in hareketliresimlerle yaptığı deneylerde saptandığı gibi, çocuk istediği eşyayabütün vücuduyla uzanıyor. Ancak gelişip hareketlerini koordine edebildikten sonradır ki, çeşitli faaliyetlerini birbirinden ayırt edip,istediği eşyaya doğru sadece elini uzatmakla yetinebiliyor.Bunun bir başka örneği: Karşısında konuşan yetişkinin dudaklarındangözlerini ayırmayan dört aylık bebenin, yetişkinin sesiyleilgilendiği kendi dudaklarının hareketlerinden, özellikle başınıtutuş biçiminden belli oluyor. Altı aylıkken çocuk birkaç belirginhece denkleştirebiliyor. Ama bu sesleri çıkarmadan önce, cankulağıylayetişkinleri dinlemiş ve gizliden gizliye kendi konuşma organ ..larını harekete geçirmiştir. Bu da hareketlerine canlılık sağlayanbir ruhsal ilkeye sahip olduğunu gösteriyor. Böyle bir duyarlılığınvarlığı deneylerden değil, gözlemlerden çıkarılabilir. Bu ilk çağlardaruhbilimsel deneyler, enerjilerini boş yere harcattıracağı için,çocuğun ruhsal yaşamı yolundaki çabalarına zarar verebilir.Çocuğun ruhsal yaşamını Fabre’ın böcekleri gözlemlernede kullandığı yönteme benzer bir yöntemle gözlemleyebiliriz. Fabre böcekleri kendi doğal çevrelerinde işleriyle uğraşırken tedirgin etmeden gözlemleyebilmek için bir kenara gizlenmişti. Biz de çocuğuduygularıyla dış dünyadan bilinçli izienimler toplamağa başladığısırada gözlemleıneğe girişmeliyiz. Çünkü ancak o zaman yaşamıçeşenin zararına olmak üzre kendiliğinden gelişmeye başJ!amışsayıla bilir.Çocuğa yardım etmek isteyenlerimizin ince gözlemlere, gösterişliyorumlara ihtiyacı yoktur. Yeter ki çocuğa yardım etmeyi gerçektenistesin ve sağ duyuyla donatılmış olsunlar.Bu gözlemin ne derece basit olduğunu anlamak için birkaç örnekyeter de artar bile. Çocuk ayakta duramadığı için hep sırtüstüyatırılması gerektiğine inanılır. Çocuk ilk izienimlerini çevresindenderleyecektir, yani sade yeryüzünden değil, gökyüzünden de-oysagöğe bakmasına olanak tanınmaz. Sadece yattığı odanın o tekdüzeli,beyaz tavanını seyretmesine izin verilir. Merak içindeki ruhunubesieyecek şeyleri görmesi gerektiği akla gelmez. Bazı yetişkinlerçevresinin tekdüzeliğini gidermek için birşeyler gerektiği kanısınavarırlar. Çocuğun başı üzerine iple top, çan gibi şeyler asarlar, durupdurup sallarlar. Çocuk, çevresinden imgeler derleme tutkunlu ğu içinde, bu sallanan nesneyi gözleriyle izler. Oysa çocuğun yapaydurumuyla söz konusu nesnenin tekdüzeli hareketi ana-babanınbu sözüm ona yardımını boşa çıkardığı gibi, bebenin çabalarıda doğal olmaktan uzaktadır, bu yüzden de zararlıdır.En iyisi, bebeyi hafifçe meyilli bir yere koymaktır, böyleceçevresinin tümünü göz altında bulundurabilir. Daha da iyisi, oncağızıbahçeye çıkarmaktır ki, çiçekleri, nazlı nazlı salınan bitkilerigörebilsin.Çocuğu aynı yere bir kez değil, birkaç sefer çıkarmalı ki, aynışeyleri göre göre onları tanısın, değişik durumlarını kavrasın, canlınesneleri cansızlardan ayırdedebilsin.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir