Bebek

  • Bebeklerde Doğuştan Boyun Eğriliği

    Kıpırcan’ı normal (vajinal) yolla doğurdum. Doğum uzun olmakla beraber zor değildi. Herhangi bir müdaheleye (forseps, vakum vs) gerek kalmadı. Doğumdan sonraki 2. ay kontrolünde çocuk doktoru Kıpırcan’a Tortikollis teşhisi koydu ve bizi bir fizik tedaviciye yönlendirdi.

    Tortikollis, türkçe tanımı ile konjenital (doğuştan) boyun eğriliği. Anne karnında duruşundan ve büyük bir ihtimalle doğum esnasındaki bir travmadan (sert hareket) kaynaklanan boyun kası kasılması. Bu kasılma sonucu boyun tek tarafa eğik duruyor ve de tedavi edilmezse bebek büyüdükçe boyun kemikleri o pozisyonda sertleşip kalabiliyor. İlk başta bebek zaten kafasını tutamıyor diye gözardı edilebiliyor bu boyun eğikliği. Bu yüzden doktorun elle boyun kaslarını kontrol edip teşhisi çok önemli. Dikkatli bir çocuk doktorunun önemini biz burada çok iyi anlayıp şükretmiştik. Erken teşhis sonrası ise tedavisi hem basit hem de etkili. Aşağıda Tortikollis hakkında birkaç güvenilir referansın linkini de ekledim.

    Fizik tedavicimiz Kolombiya kökenli çok tatli bir kadındı. Çocuk ortopedisti olduğundan ofisi uygun ekipmanlarla döşenmişti. Kadın önce Kıpırcan’ı kontrol etti. Sonra odadaki bir iskeleti kullanarak bu kasılmanın vucudun geri kalanına nasıl bir etki yapacağını ve de nasıl tedavi edeceğimizi anlattı.
    Tedavi edeceğimizi diyorum çünkü aslında görevin çoğu bize verildi.

    • Kafanın sağa ve sola dönüş menzilini eşitlemek için egzersizler.
    • Elle boyunun kasılan tarafına masaj

    Egzersizler kasılan tarafın kaslarını esnetmek için aksi tarafa yapılan hareketleri içeriyordu. Fakat bu hareketleri elle değil, çocuğun ilgisini çekecek eşya veya oyuncaklar ile yaptırıyorduk. Kafayı eğilen tarafın aksine yana omuza değdirme, kafayı eğilen tarafın aksine omuz üstünden yana arkaya çevirme ve kafayı eğilen tarafın aksine arkaya yukarı çevirme hareketlerini gün içi tekrarlamamız gerekiyordu. Bunları ufakken yüzüstü halde yatarken, sonra 6 ayı geçip oturmaya başladıkça otururken yaptırdık.
    Bir de nasıl kendimiz tutulan boynumuzu masajla rahatlatmaya ve yumuşatmaya çalışırız. Kıpırcan’ın boynuna da kremle yumuşak yumuşak masaj yapmaya çalışıyorduk.

  • Yeni Doğan Bebeklerde Doğum Lekesi Ve Döküntüler -2-

    Bu yazı bir öncekinin devamıdır.

    Çilek Renkli Hemanjiyom
    Bu hemanjiyom çeşidi çok yaygın olarak, her on bebekten birinde görülebilir. Kızlarda daha çok rastlanır; doğumda nadiren vardır. Daha çok bir yaşa doğru ortaya çıkarlar. Çilek hemanjiyomu genellikle yüzde, saçlı kafa derisinde, sırtta ya da göğüste oluşmakla birlikte vücudun her yerinde ortaya çıkabilir. Doğumda görünür olabilir veya yaşamın ilk haftalarında aniden ortaya çıkabilir.

    Kırmızı, çıkıntılı, keskin sınırlı damar kümecikleridir. Yumuşak, çıkıntılı, çilek renginde doğum izi bir çil kadar küçük veya avuç içi kadar büyük olabilir

    Aslında bu hemanjiomlar iyi huylu ve yeni oluşmuş kan damarlarının meydana getirdiği tümörlerdir. Ceninin gelişimi sırasında dolaşım sisteminden kopan, olgunlaşmamış damar yapılarından oluştuğu düşünülmektetir.

    Çilek renkli doğum izleri başlangıçta bir miktar büyüyebilir fakat eninde sonunda incimsi gri renge dönüşürler ve 5–10 yaşlarında tamamen ortadan kaybolurlar.

    Anne-babalar çok belirginleşen izleri (özellikle de yüzdekileri ) tedaviyle gidermek isterlerse de bu tip izlere hiç müdahalede bulunmamak en iyisidir. Çünkü tedavi ile iz kalma olasılığı kendi kendine iyileşmesine izin verme yaklaşımından daha fazladır. En basit tedavi baskı uygulanması ve masajdır ve bu izin ortadan kaybolmasını hızlandırır.

    Ancak göz kapağını etkiliyorsa veya görme fonksiyonunun bozuyorsa tedavi etmek için kortikosteroid tedavisi, ameliyat, lazer tedavisi, kriyoterapi (soğuk ile dondurma tedavisi de denebilir) ve sertleştirici maddelerin uygulanması gerekebilir. Bir çok uzman bu doğum izlerinin % 0.1’inde cerrahi müdahale gerektiğini düşünür.

  • Bebeklerde Görülen Döküntülü Hastalıklar

    Çocukluk döneminde yaşanan döküntülü hastalıklarından kızamık ve kızamıkçık yaygın aşılama çalışmaları neticesinde önemli oranda azalmış durumda. Ancak aşılama programına girmeyen döküntülü hastalıklar da var. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Ela Tahmaz, en sık yaşanan döküntülü hastalıklar, riskleri ve tedavileri hakkında bilgiler veriyor.
    Birçok hastalığın aşısı artık yaygın olarak yapıldığından aşısı olmayan döküntülü hastalıklar aşısı olanlara göre daha fazla görülmektedir. En sık görülenler; kızıl, 5. hastalık, suçiçeği ve 6. hastalıktır. Bu döküntülü hastalıklardan suçiçeğinin aşısı olmasına rağmen Sağlık Bakanlığı henüz rutin aşı programına bu aşıyı koymamıştır. Bu nedenle sadece özel doktora gidebilenler bu aşıyı olmaktadır. Kızamık ve kızamıkçığın aşısı 1 yaşında ve ilköğretim 1. sınıfta Sağlık Bakanlığı tarafından yaygın olarak yapılmaktadır. Bu nedenle bu hastalıklar çoğunlukla henüz aşısını olmamış 1 yaş altı küçük çocuklarda veya aşısız erişkinlerde görülmektedir.
    Kızıl okul çağında daha çok görülüyor

    En sık okul çağı çocuklarında, 4-8 yaş arasında görülür. Toksin üreten Beta streptokok bakterisinin boğaz enfeksiyonu, nadiren de deri enfeksiyonu sonrasında bakterinin ürettiği toksinin yaptığı bir hastalıktır. Çocuklarda yüksek ateş, bademciklerde iltihaplanma, çilek dili görünümü, zımpara kağıdı görünümünde ve koltukaltı, kasık ve ensede kıvrım yerlerinde daha yoğun olan yaygın döküntü ile karakterizedir. Boğaz sürüntüsünde bakılan hızlı antijen testi ile tanı konulur ancak bunun duyarlılığı az olduğundan negatif vakalarda mutlaka boğaz kültürü de alınmalıdır. Tedavisi penisilindir. Enjeksiyon şeklinde veya düzenli alınan oral penisilinler kullanılmalıdır. Eğer zamanında tedavi edilmezse, romatizma ve böbrek hasarı gibi ciddi komplikasyonları vardır. Eritema infeksiyozum veya 5. hastalık her yaşta görülebilir. Parvovirus B19’un yaptığı bir klinik tablodur. Her yaşta görülebilir ve ufak bebeklerde yüksek ateş ile başlar. Yüzde yanaklarda kızarıklık, tokatlanmış yüz görünümü vardır. 3. günde ateş düşerek vücutta yaygın dantelimsi döküntü ortaya çıkar ve 1 hafta içinde kendiliğinde kaybolur. Tanı genellikle kliniktir ve özgün bir tedavisi yoktur. Yalnızca, kemik iliğini baskıladığı için altta yatan kan hastalığı olanlarda ağır seyreder.
    Rozeola infantum veya 6. hastalık 3 yaşına kadar sık görülür
    Etkeni insan herpesvirus 6’dır. En sık 6 ay-3 yaş arasında bazen ateşe bağlı havaleye sebep olabilen yüksek ateş, ishal, huzursuzluk ve üst solunum yolu bulguları ile kendini gösterir. 3 gün süren ateşin düşmesi ile beraber gövde de başlayan yaygın deri döküntüsü görülür. Döküntü de 1-2 gün içinde kaybolur. Özgün tedavisi yoktur. Paracetamol içeren ilaçlar ile hasta rahatlatılır.

  • Bebeklerde Kızamık Hastalığı

    KIZAMIK

    Bahar aylarında ( ilkbahar ve SonBahar.) ortaya çıkan , virüslerin sebep olduğu vucutta kızarıklıkların ve döküntülerin meydana geldiği Hastalıktır.
    Kızamık Hastanın günlük yaşantısını da etkillemektedir. Yüksek ateşle birlikte dikkat edilmezse Solunum yollarında enfeksiyona ve ishale neden olabilir.
    Kızamık Bebeklerde ve gebelerde Çok Tehlikelidir. Kızamık olan bir bebek veya hasta derhal doktora başvurmalıdır.

    KIZAMIK NASIL BULAŞIR?

    Kızamık Mikrobu Oral bölgelerde (Burun ve Ağız ) konuçlanmatadır. Hapşurmalarda, Sümkürmelerde ve Aynı gereçlerin kullanılması sonucu hastaya ait tükürük dokusunun yayılmasıyla bulaşmaktadır.
    Kızamık Virüsü Havada Yaklaşık 2 Saat Kadar Canlı Kalabilir Bu yüzden dikkatli olmak gerekir. Kızamık Hastalığına bir defa yakalanan birisi normal durumlarda bağışıklık kazandığı için bir daha bu hastalığa yakalanmaz. genel olarak çocukluk hastalığı olarak bilinse de yetişkinlerde de Kızamık görülebilir.

    KIZAMIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Kızamık virüsü bulaşmış bir hastada ilk zamanlarda Pek belirti vermez. Ancak 2-3 gün sonra hastada yüksek ateşle birlikte Ağızda beyaz kabarcıklar oluşur. Yüksek ateşin yanında hasta da titreme nöbetleri de gelebilir.
    Öksürük Meydana Gelir
    Gözler Kızarmalar Başlar.
    Vucutta Kırmızı Benekler oluşur
    Başlangıçta Yanak ve Boyun Tarafında oluşan Bu kızarıklar Zamanla tüm gövdeye Yayılır.
    Hasta iyileşme Sürecine girdiği zaman Bu kızarıklıklar Solar ve Dökülmeye Başlar.

    KIZAMIK TEDAVİSİ

    Kızamık için gunumuzde herhangi bir tedavi bulunmamaktadır. Sadece hastanın şikayetlerini ortadan kaldırmak için Ateş düşürücüler ve Ağrı kesicilerle tedavi uygulanmaktadır.
    Bu Sebepten dolayı Hastanın evdeki bakımı çok önemlidir. Hastanın bulundugu oda diğer bireylerden ayrıştırılmalı temiz tutulmalı ve sürekli olarak havalandırılmalıdır. Oda sıcaklıgının 20 derece civarında olması tavsiye edilir. Kızamık Sırasında hastanın beslenme şekline dikkat edilmeli Meyve Sebze tüketimine önem gösterilmelidir.

    KIZAMIKTAN KORUNMA VE KIZAMIK AŞISI

    Kızamık Aşısı da diğer Aşılar gibi deri altına enjekte edilmektedir. Kızamık aşısı bebeklerde 2 seansta yapılmaktadır. ilki bebek 12-15 aylıkken, İkinci aşı, çocuk 4-6 yaş arasında iken uygulanır.
    Kızamık Aşısı Kızamık Virüsüne Karşı %99 Başarı Sağlamaktadır.

  • Yenidoğan Bebeklerde Yüksek Ateş

    Rektal: 38, koltukaltı: 37, oral: 37,5 olarak ölçülen ateş yüksek ateştir. Yüksek ateş küçük çocuklarda havaleye neden olabilmektedir. Ayrıca ateş miyokard fonksiyonlarını olumsuz etkiliyebilmektedir.

    Çevresel faktörlerin (çevre ısısının artması, çeşitli aaaabolik hastalıklar, bazı ilaçlar) ısıyı artırmasına “hipetermi” denir. Ateşi yükselen kişi üşüdüğünü, oysa hipertermik kişi ise vücudunun ısındığını hisseder.

    ATEŞ NEDEN YÜKSELİR?

    Ateşe neden olabilecek mikroorganizma (bakteri veya virus) vücuda girer. Bu mikroorganizmalar pirojen adı verilen çeşitli maddeler salgılarlar.

    Vücut da cevap olarak endojen adı verilen maddeler salgılar. Vücudun ısısını dengede tutan termoregulatör bölge harekete geçer. Vücudun çeşitli organlarında (akciğer, beyin,vb) bulunan yağ asidi ve türevlerinden oluşan bileşikler senaaalenir. Bunun sonucunda ateş oluşur.

    ATEŞLİ ÇOCUKLARDAKİ ACİL DURUMLAR

    Ateşli çocukta aşağıdaki belirtilerden bir veya bir kaç tanesi varsa zaman kaybetmeden bir doktora gidilmesi gerekiyor.

    • Özellikle 2 aydan küçük çocuklarda görülen ateşte,
    • 40 derecenin üstündeki ateşte,
    • Uyku eğilimi varsa,
    • Cildinde mor döküntüler oluşuyorsa,
    • Zor nefes alıyorsa,
    • Yutkunma güçlüğü varsa,
    • Geçmişinde havale geçirdiyse,
    • Boyunda katılık varsa,
    • Devamlı kusma, diyare varsa.

    ATEŞ NASIL DÜŞÜRÜLÜR?

    Çocuk ateşlendiğinde alınacak temel bazı önlemler şöyle sıralanabilir:

    • Giysilerini çıkartmak.
    • Ilık suyla banyo yaptırmak veya ıslak bezlerle vücut ateşini düşürüp sık sık ölçümlerle ateşin seyrini izlemek.
    • Yüksek ateşde normalinden daha fazla sıvı ihtiyacı olduğu için bol sıvı almasını sağlamak.
    • Ateşi oluşturan sebebin ne olduğunun tesbit ve tedavisi için doktora başvurmak.
    • Çocuk ateşlendiğinde yapılmaması gerekenlerse şöyle:
    • Üşüyebilir diyerek giysilerini çıkartmamak.
    • Aşırı dozda ateş düşürücü kullanmak.
    • 12 yaş altındaki çocuklarda aspirin kullanmak

    ATEŞ (YENİ DOĞANDA)

    Ateş genelde vücudun herhangi bir enfeksiyona tepkisidir. Yeni doğmuş bebeklerde ateş ayrıca vücudun su kaybetmesi ya da sıcak iklimlerde bebeğin sıcakta fazla kalması dolayısıyla da ortaya çıkar.

    Tüm bunlara bakılmaksızın, rektuma (makata) sokulan bir termometre vasıtasıyla bebeğin ateşinin 38° C olarak ölçülmesi durumunda doktorunuza başvurmanız gerekir. Bebekte herhangi bir ateş ciddi bir durumdur ve nedeni araştırılmalıdır.

    Bebeğinizin ateşini ne zaman ölçmelisiniz? Bebeğinize dokunduğunuzda sıcaklık hissediyor musunuz? Onu öptüğünüzde alnı sizin dudaklarınızdan daha mı sıcak? Bebeğiniz normalden farklı şekilde huysuz ya da sessiz mi? Bebeğinizin uyku ritmi birdenbire değişti mi? Bebek kusuyor mu ya da ishal mi? Göğsü tıkanık gibi mi? Bebek artık altını ıslatmıyor mu? Bu sorulardan herhangi birine “evet” diye cevap verdiyseniz ya da sezgileriniz yanlış giden bir şey olduğunu söylüyorsa, bebeğinizin vücud ısısını bir termometre ile ölçün.

    Bebeğin vücut ısısı, rektuma sokulan bir termometre ile alınır. Bunun için özel bir rektal termometreye (uç kısmı yuvarlatılmış) gereksinim vardır. Ayrıca, termometrenin kolayca girebilmesi için uç kısmı bir miktar vazelin ya da kremle yağlanmalıdır.

    Termometreyi anüsten rektuma yaklaşık 2.5 cm. kadar sokun ve birkaç dakika bekleyin. Kesinlikle, termometreyi rektumda bırakarak bebeğin yanından ayrılmayın, bebeğin ani bir kıvranması ya da hareket etmesi nedeniyle termometre daha derine kayabilir ve rektumda bir yaralanmaya neden olabilir. Bebeklerin vücut ısıları değişiklikler gösterebilir. Vücut ısıları genellikle sabahları daha azdır ve öğleden sonra veya akşama doğru gittikçe artar. Bebeğinizin vücut ısısı 38°C den daha az olduğu sürece ateşi yok demektir.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: yenidoğan ateş değerleri, yenidoğan ateş nedenleri, yenidoğan ateş düşürme

    Bununla beraber, eğer vücut ısısı 38°C in üstünde ise, başka hiçbir hastalık belirtisi ya da işareti olmasa bile derhal doktorunuza danışmanız gereklidir. Doktorunuz bebeği muayene etmek isteyebilir. Doktorların, hafif ateşten başka hiçbir hastalık belirtisi olmadığı halde bir bebeğin hastaneye yatırılmasını istediği durumlar ender değildir. Bunun nedeni yalnızca zararsız bir virüs olabilir; ancak, yeni doğmuş bebeklerin yüzde 10 unun bir aylık olana kadar çeşitli enfeksiyonlara maruz kalabileceğini bilen doktorlar, menenjit gibi ciddi bir hastalık olasılığını ortadan kaldırmak için bebeğin hastanede kalmasını isteyebilirler.

    Çoğu doktor ateş düşürücü olarak asetaminofen verir. Bununla beraber, eğer doktor tarafından tavsiye edilmemişse, yeni doğmuş bebeğinize kesinlikle herhangi bir ilaç vermeyiniz

  • Bebeklerde Yüksek Ateş Ve Ateşli Havale

    Altı ayın altında bir bebekte 37’nin üstünde ateş her zaman önemlidir. Hatta direnen bir ateşte havale ihtimali de vardır.

    İlk Önlemler

    Çocuğunuzun ateşi olduğundan şüpheleniyorsanız, önce ateşini ölçün. Yirmi dakika sonra değişip değişmediğini anlamak için tekrar ölçmelisiniz.

    Çocuğunuzu yatırın ve oda serinse bile giysilerin çoğunu çıkartin. Ateşi olan bir çocuğun ancak ince bir çarşafla örtünmeye ihtiyacı vardır.

    40 derece ateşi olan çocuğunuzun bütün vücudunu ılık su ile ıslatılmış süngerle silerek ateşi düşürebilirsiniz.
    Ancak her beş dakikada bir ateşi ölçün ve 39 dereceye düştüğü zaman uygulamayı durdurun. Hiçbir zaman bu iş için soğuk su kullanmayın. Soğuk kan damarlarını büzüştüreceği için ısıyı düşürmek yerine yükseltecektir.

    Yukarıdaki uygulamalar bir netice vermezse, ateş düşürücü şurup verin. Suçiçeği veya grip belirtileri gösteren bir çocuğa hiçbir zaman aspirin vermeyin. Reye sendromuna neden olabilirsiniz.

    Çocuğunuzun belirli aralıklarla az miktarlarda da olsa sıvı şeyler içmesini sağlayın.
    Doktora başvurmalı mısınız?

    Çocuğunuz altı ayın altında ise derhal doktora başvurun. Çocuğunuz havale geçiriyorsa, daha önceden havale geçirmişse veya ailenizde havale olağansa doktora başvurun. Ateş 24 saatten fazla devam ederse veya bazı belirtilerden şüphelendiyseniz doktora başvurun.

    Doktor ne yapacaktır?
    Tedavi süresi ateşin esas nedenine göre değişecektir. Eğer ateşe sebebiyet veren bakteriyel iltihaplanmaysa antibiyotik salık verilecektir. Hastalığın nedeni suçiçeği veya soğuk algınlığı gibi hastalıksa muhtemelen bir ilaç verilmeyecek, ancak çocuğun rahatlaması için tavsiyelerde bulunulacaktır.

    Ne Yapılabilir?
    Çocuğunuzun yatak çarşaflarını sık sık değiştirin ve sadece bir çarşafla üstünü örtün. Çocuğunuzun alnına nemli bir ev havlusu yerleştirin. Ateşini ölçmek için çocuğunuzu uyandırmayın. Uykusu çok daha önemlidir.

    ATEŞLİ HAVALE [Febril Konvülsiyon]

    Ateşin ani olarak yükselmesi bazı çocuklarda ateşli havale denilen bilinç kaybı, katılaşma ve istem dışı kasılmalara yol açabilir. 6 ay – 7 yaş arasındaki çocukların % 2 ile 4 ‘ünde görülür. Olguların hemen hemen yarısı 1-2 yaşlarındadır. Ateşli havaleye ailevi yatkınlık söz konusu olabilir.

    Bir kez ateşli havale geçirmiş olan çocukta tekrar havale görülme olasılığı % 30 kadardır. Üç yıl hiç havale geçirmezse bu sıklık % 10 ‘a iner. 15 dakikadan kısa süren, gün içinde yinelemeyen havale için “basit ateşli havale” deyimi kullanılır. Çok sayıda ve uzun süren havale nöbetleri “kompleks ateşli havale” olarak adlandırılır. Basit ateşli havale hiçbir araz bırakmazken, kompleks olgularda ileride sara hastalığı görülme sıklığı artarak % 9 ‘u bulur.

    Ateş çeşitli enfeksiyon hastalıkları ile ilişkili olarak meydana gelebilir. Ateşin yüksek ya da hafif oluşu her zaman hastalığın ciddiyetiyle bağlantılı değildir. Basit bir viral enfeksiyonda yüksek ateş, belirgin boğaz ya da idrar yolu iltihabında hafif ateş görülebilir. Başlatan faktör her ne olursa olsun ateş, vücudun savunma araçlarından birisidir. Mikroplar en iyi doğal vücut sıcaklığı olan 36.5 – 37.5 santigrat derecede ürerler. Bağışıklık sitemimiz bir enfeksiyon söz konusu olduğunda beyindeki vücut sıcaklığını düzenleyen merkezin termostat ayarını değiştirerek ısıyı yükseltir. Böylece ideal üreme ortam sıcaklığından yoksun kalan mikro organizmalar istedikleri gibi çoğalamazlar. Görüldüğü gibi hafif ateş aslında enfeksiyonla mücadelede başarıyı arttırmaktadır. Yüksek ateş ise istenmeyen bir durumdur. Vücut sıcaklığı gerekli müdahalelerle 39.5 C derecenin altında tutulmalıdır.

  • Bebeğinizin Yüksek Ateşi

    Bir bebek için ne zaman “ateşli” diyebiliriz?
    Vücut ısısının, normal sınırların üzerine çıkması durumu ateş olarak tanımlanır. Çocuklarda normal ısı 36.5-37 derecedir. Koltuk altından ölçümlerde 37.5 derecenin, makattan yapılan ölçümlerde 38 derecenin, kulaktan yapılan ise 37.8 derecenin üzerinde bir ateş var ise bebeğin ateşinin yükseldiği söylenebilir. Bebeğin vücut ısısı ortama, kıyafete göre, ya da sabah ve akşam oluşuna göre değişiklik gösterebilmektedir. Özellikle saat 17-18 arası vücut ısısının en yüksek olduğu saat olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla, her ısı değişikliği bir hastalığa işaret etmiyor olabilir.
    Aşı, bebekte ateş yapar…
    Bebeklerde 1,5-2 yaşına kadar devam eden aşı döneminde yüksek ateş bir yan etki şeklinde görülebilir. Aşı sonrası görülen ateş normaldir, ancak çok yüksek olmaması gereken bu ateş 38 dereceyi geçip, 48 saatten uzun sürer ise derhal bir doktora başvurmak gerekir. Öte yandan enfeksiyonlar (boğaz, kulak, sinüzit, akciğer enfeksiyonu gibi), veya diş çıkarma dönemleri ateşe neden olabilirken, romatizmal hastalıklar, hematolojik ve onkolojik rahatsızlıklar yüksek ateşe neden olmaktadır.
    24 saat sonrasında devam ediyorsa dikkat!
    Özellikle bebeğin doğumundan sonraki ilk 3 ay boyunca ateşin yükseldiği fark edilince, bu dönemde bağışıklık sistemi de tam olarak gelişmediği için, bebek hemen doktora götürülmelidir. 3 ayı geçen bebeklerde, eğer ateş 24 saat sonrasında devam ediyorsa bir doktorun görmesi gerekir. Ateş yüksekliğine, kusma, bulantı, ishal gibi bulgular da eşlik ediyorsa durumun ciddiyeti algılanmalıdır.

  • Bebeklerde Yüksek Ateş Nasıl Düşürülmelidir?

    Ateşin düşürülmesinin en önemli nedeni çocuğu rahatlatmak ve ateşle gelen havalenin önlenmesini sağlamaktır. Yoksa enfeksiyonlara karşı yapılan savaşın bir parçası olan ateşin tek başına çocuğa bir zararı yoktur.

    0-3 aylık bir bebeğin ateşi yükseldiğinde doktor müdahale edene kadar en iyi çözüm ona ılık bir banyo yaptırarak veya vücudunu ıslak bir süngerle silerek rahatlatmaktır. Duş ısısı 32 derece civarında olmalı, yani serin ılık gibi olmalı, ne sıcak ne soğuk olmamalı. Küveti doldurup çocuğu içine sokmak da çok doğru değil, çünkü her 5 dakikada bir küvetteki suyun ısısı düşer. Bu sefer çocuğu üşütüp akciğer enfeksiyonu yapma veya soğuk algınlığını ilerletme ihtimalimiz olabilir. Bu yaşta bir bebeğe doktor görmeden hiçbir ilaç verilmemelidir.
    Bebeğin ateşi kesinlikle vücudu alkolle silinerek düşürülmemelidir.
    3 aydan büyük bebek ve çocuklarda ateşi düşürmek için doktora danışarak Asetaminofen veya İbuprofen verilebilir. Her ikisi de vücudun enfeksiyonlarla mücadelesine karışmadan, sadece ateşi düşürmeye yarar. Asetaminofen ve İbuprofen’in bir arada verilmemesine dikkat etmek ve her iki ilacı da çocuğun yaşına göre doğru dozda vermek gerekir.
    Verilen ilacın içeriği kontrol edilmelidir. Bazı soğuk algınlığı ve öksürük ilaçlarında ateş düşürücü maddeler de bulunmaktadır. Böyle durumlarda ayrıca asetaminofen veya ibuprofen verilmemesi gerekir.
    Bebeğe ve çocuğa hiçbir zaman aspirin verilmemelidir. Asetilsalisilik asit çocuklarda Reye sendromunun görülme riskini artırır. Bu hastalık çocuğun karaciğer ve beynine zarar verir.
    Bazı kaynaklarda deniyor ki; ‘’Ateşi düşürmeyelim, 40’a kadar bekleyelim.’’ Bu pratikman yapılamayacak bir şey. Dolayısıyla ateş düşürücüyü hafiften başlayıp takip etmek, çocuğu ılık suyla duşa sokmak, üstünü tamamen soymak ilk alınacak tedbirdir. Bir çocuk için 6 ay ile 6 yaş arası ateşli havale geçirme dönemidir. Eğer siz çocuğun ailesinde de ateşli havale geçirme meyili olduğunu biliyorsanız, ateşi yakından takip edeceksiniz, belki devreye fitil koyacaksınız. 6 aydan küçük bir çocuğa içinde ateşli havaleye karşı madde koyulan fitil koymanız uygun değil, fitillerin de çeşidi var. 6. aydan sonra ateş çok hızlı yükseliyorsa ve bir anda 39 – 40 dereceyi görüyorsanız; fitil kullanacaksanız içinde genelde fenobarbital bulunan bir fitili devreye sokmak gerekir. 6 aydan büyükse, içinde ateşli havaleye karşı maddesi bulunan fitil; 6. aydan küçükse havale riski yok diye düşünerek, havale önleyici madde olmayan düz fitil koymak daha uygun.
    İlaca rağmen ateş düşmezse ne yapmalıyım?

    İlacı aldıktan 45 dakika sonra ateş hâlâ düşmemişse ya verilen dozda veya kullanılan ölçekte bir yanlışlık vardır ya da çocuğun vücudu bu ilaca cevap vermiyordur. Bu durumda başka bir ilaç önermesi için doktoru tekrar arayıp, durumu bildirmek gerekir.

  • Bebeklerde Yüksek Ateş Ve Tedavisi -2-

    Bu yazı bir öncekinin devamıdır.

    Ateşli çocukta yapılacak öncelikle yaklaşım ateşin düşürülmesidr.Bu durumda;

    • Çocuğun giysileri çıkarınız veya azaltınız
    • Çocuğun bulunduğu odayı serinletiniz
    • Sıvı almasını artırınız
    • Ilık suyla banyo yapmasını sağlayınız.

    Oda ısısının 22-23 °C ve banyo su ısısının 29.4 °C ve 32.2° C arasında olmasına dikkat ediniz.Ateş yukarda belirttiğim işlemlerde düzelmez ve ateş yükselmeye devam ederse bu durumda Dr ile görüşünüz ve ateş düşürücülere başlayınız.Çocuğunuzun dinlenmesini sağlayınız.

    Ateş düşürücüler(antipiretik)ajanlar ne şekilde etki etmektedir yan etkileri söz konusumudur ve veriliş yolları özetlenmiştir.

    Tablo1:Ateş düşürücü ajanların etkileri.
    Ateş düşürücü Ağrı kesici Ödem çözücü
    etki etki etki
    (Antipretik) (Analgezik) (Antinflamatuvar)
    üüSalisilatlar : ++ + +

    Parasetomol : + + sınırlı

    İbuprofen : ++ + +

    Ketoprofen : + + +

    Nimesulid : ++ + +

    Tablo2:Ateş düşürücü ajanların toksik etki,yan etki ve veriliş yolları.

    Toksik etki Yan etki Veriliş Yolu

    Salisilatlar : Reye sendromu Mide-barsak kanama Tablet

    Parasetomol : Karaciğer ve böbrek _ Şurup
    Tablet

    İbuprofen : Akut böbrek yetmezliği Az Şurup
    Tablet

    Ketoprofen : Akut böbrek yetmezliği ? veya az Şurup
    Tablet

    Nimesulid : Akut karaciğer ve + Şurup
    böbrek yetmezliği Tablet

    • Aspirin 18 yaşından küçük çocuklarda verilmesi;nadir ve ciddi bir komplikasyon olan Reye sendromu nedeniyle önerilmemektedir.
    • Ülkemizde çocuklarda Nimesulid kullanımına 2002 yılından sonra kısıtlama getirilmiştir.

    Çocuklarda ateşin düşürülmesi son derece önemlidir.Ailelerin ateş düşürme konusunda eğitilmelidir. Ateş bir savunma mekanizması olmakla beraber ateşin oluşturduğu yan etkiler önemlidir.

  • Bebeklerde Yüksek Ateş Ve Merak Edilenler

    Ateş sürekli olarak yeniden yükseliyorsa ne yapabilirim?

    Vücut enfeksiyondan tamamen arınana kadar ateşli olma durumu devam edecektir. Bu durum 2-3 gün sürebilir. Grip vakalarında ateşin 7 gün bile sürdüğü görülür. Eğer bakteriyel bir enfeksiyon nedeniyle antibiyotik tedavisi yapılıyorsa ateşin 48 saat içinde düşmesi beklenir.

    Bebekler neden ateşli havale geçirir?

    Ateşli havale geçirmenin nedeni tam olarak kesinleşmiş değildir. Halen bazı teoriler, öngörüler mevcuttur. Ateşli havale geçiren çocukların ateşe karşı havale geçirme eşiklerinin düşük olduğu düşünülmektedir. Bu eşiği düşüren nedenler araştırılmaktadır. Kan ve beyin omurilik sıvısında çinko düzeyindeki değişiklikler, enfeksiyon vakalarında bu değişikliklerin belirginleşmesi sorumlu tutulan nedenlerden biridir. Ayrıca beyindeki sıvı elektrolit dengesinin tam olarak olgunlaşmamış olması, ateşin yükselmesi sırasında beynin hassasiyetini artıran bazı maddelerin salınımı, beyinden epifiz bezinden salgılanan melatonin hormonundaki değişiklikler, havale öncesinde “glutamat” denilen maddenin artışı, ateşli havalenin başlamasını kolaylaştıran faktörler olarak tartışılmaktadır.

    Ateşli havalelerde ateşin yükselme hızı, sıvı – elektrolit dengesizliği, mikropların salgıladığı toksinler (zehirli maddeler), antialerjik bazı ajanlar ve özellikle böbrek yetmezliği olan hastalarda yüksek doz penisilin kullanılması hazırlayıcı faktörler olabilir. Ateşli havaleler, genellikle ateşin yükselme hızıyla ilgilidir ve vücut ısısı 39 derece veya daha yüksekse görülür. Bununla beraber, havale eşiği düşük çocuklarda daha düşük ateş derecelerinde de havale görülebilir. Ateşli havaleler, ateşin yükselmeye başladığı dönemde de ortaya çıkabilir.

    Ateşli havalede gelecekte ne olur?

    Bu, aileleri en çok endişelendiren ve merak ettiren sorudur.

    Ateşli havale geçiren bir çocukta tekrarlama riski ortalama %33 kadardır.
    İkinci tekrar %50 oranında ilk 6 ay içinde, %75 oranında ilk 1 yıl, %90 oranında ilk 2 yıl içinde olmaktadır.
    İlk nöbet 1 yaştan küçükken geçirilmişse tekrarlama riski %50’nin üzerindedir.
    İlk nöbet 3 yaşından sonra geçirilmişse tekrarlama riski %20’ye düşmektedir.
    4 yaşında tekrarlama riski -15 civarındadır.
    Ateşli havale geçiren çocukların %60’ı havaleyi sadece bir kez geçirir.
    Komplike ateşli havale, ateşli havale geçiren çocukların %20’sini teşkil eder.