Bebek

  • Bebeğiniz 2 Yaşında

    • Bebeğiniz ikinci yılında doğum ağırlığının dört katına ulaşır.

    • Vücut gelişimi oldukça ilerlemiştir. 1.yılında görülen kamburluk yok olmuştur.

    • İki iki buçuk yaş arasında ortalama 20 tane süt dişi çıkarmıştır.

    • Yeni doğan bir bebeğin mide kapasitesi 20-30 ml iken, 2 yaşındaki bir çocukta 500 ml’ ye kadar çıkar.

    • İki yaş çocuğu için günde 12 saat uyku yeterlidir. Öğle uykusu bu yaş için önemlidir ve bu 12 saatin içindedir.

    • 2 yaşındaki bir çocuğun el becerisi oldukça gelişmiştir. Kapı tokmaklarını çevirebilir; eldiven, ayakkabı, çorap giyebilir. Kavanoz kapaklarını çevirip, açmaya çalışabilir.

    • Bu dönemde denge sağlama motor ve manipülatif becerilerde uzmanlaşma ve kontrol kazanma önemlidir.

    • Merdivenleri bütün vücudunu kullanarak çıkabilir ve geri emekleyerek inebilir.

    • Topla oynar, topa vurur. İkili top oyunlarından hoşlanır. Taklit ederek topu atmaya çalışır ve yuvarlar.

    • 4-8 küpü üst üste koyabilir. Kutuları açabilir. Küçük oyuncakları sepetine doldurabilir.

    • Küçük bir sandalyeye rahatlıkla oturabilir.

    • Çok iyi koşabilir, geri geri yürür. Parmak ucunda yürüme denemeleri yapar.

    • Atlamada iki ayağını birden henüz kullanamaz.

    • Tekerlekli arabayı iter ve çeker.

    • Herhangi bir araç kullanarak ulaşmak istediği nesneyi yakalayabilir.

    • Kağıdı katlamaya çalışır.

    • Sağ yada sol elinin hangisini kullanacağını %70 belli eder.

    • İki yaşından itibaren çocuklar kendi bedenlerinin hareket yeteneklerini anlamaya başlar ve bu hareketleri denerler.

  • Bebeklerin Gözleri Neden Mavimsi Görünür ?

    Anne babaların en çok merak ettiği konulardan biri yenidoğan bebeğin göz rengidir.Özellikle anne babadan birinin farklı göz rengine sahip olması bu merakı daha da arttırır.Ancak göz renginin kalıtsal olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

    Yenidoğanların gözlerinde mavimsi bir renk olur.Bu mavimsilik çocuğunuzun göz renginin mavi olacağını göstermez.Doğumundan itibaren haftadan haftaya değişir.Renkli gözlere sahip olacak bebeklerde mavi ton, daha canlıdır.Ancak açık mavi gözlü görünen bebeklerin gözleri zamanla yeşil, açık ela gibi farklı renklere dönüşebilir.Koyu gözlere sahip olan bebeklerde mavilik daha koyudur, kalıcı göz rengi daha açık renk gözlü bebeklere göre daha kısa zamanda belirginleşir.
    Genel olarak bebeklerin ilk 6 ay içerisinde göz renkleri tam olarak belli olmaz.

  • Zeka Gelişiminde Anne Sütü Etkili Mi?

    Edinburgh Üniversitesi’nden araştırmacılar ve İngiliz Tıp Araştırmaları Konseyi’nden Geoff Der, ABD’deki 5475 çocuk ve 3161 anne ile yaptığı incelemede, bebeğin zekasının anne sütünden ziyade annenin zekasıyla ilgili olduğunu söylüyor. Önceki araştırmalarda annenin zeka seviyesine bakılmamasının da büyük bir hata olduğuna vurgu yapıyor.

    Araştırmacılar, bebeğini emziren annelerin mama tercih eden kadınlara kıyasla daha zeki, daha olgun, daha iyi eğitimli ve çocuğunun gelişimiyle daha ilgili olduğunu tespit etti. Dolayısıyla anne sütüyle beslensin ya da beslenmesin, bu ortamda yetişen çocukların becerilerinin daha iyi geliştiği düşünülüyor. Aynı aileden biri anne sütüyle diğeri mamayla büyümüş çocuklarda zeka farkı görülmemesi de yeni araştırmanın sonuçlarını destekler nitelikte.

    Çevresel etken ve genetik de etkili

    Bir diğer araştırma ise İngiltere ve Yeni Zelanda’da 3 bin çocuk üzerinde yapıldı. Araştırmada zeka seviyesinin yüksek olmasında anne sütünün tek başına etken olmadığı, aile, sosyal çevre gibi çevresel etkenler ile genetik faktörlerin de rol oynadığı tespit edildi.

  • Zeki Bebeklerin Ortak Özelliği Bulundu..!

    İlginç bir araştırmaya göre “dahi çocuklar bir ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü ya da hazır mamalarla beslenen çocuklar içinde zeka puanı 130, 140’ın üzerinde olan dahi çocukların çıkmadığı görülmüştür.” diyen Samsun Kadın Doğum ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Şükrü Arslan anne sütünün yeni doğmuş bir bebek için çok önemli olduğunun altını çizdi.

    Anne sütünün her bebeği 6. ayın sonuna kadar bütün her şeyiyle besleyebilecek özelliğinin bulunduğunu, dolayısıyla anne sütü alırken bir bebeğin su veya başka herhangi bir ek gıda almasına gerek olmadığını belirten Arslan, “Anne sütü 6. ayın sonuna kadar içindeki suyu, yağı, şekeri ile protein oranları, vitaminleri, mineralleri ile bebeği tam olarak besler. Anne sütü alan bir bebek aynı zamanda daha huzurludur ve daha zeki olur. Anne sütü almış bin bebeğin baş çevresi, boyu, kilosu belli bir oranda artar ve bebek büyür” diye konuştu.

    Yapılan araştırmaların anne sütünün üstün özelliklerini ortaya koyduğunu, anne sütü ile beslenen bebeğin sağlıklı geliştiği ve hastalıklara karşı daha dirençli olduğunun belirlendiğini anlatan Arslan, anne sütünün zeka üzerindeki etkisinin de artık araştırmalarda açıkça ortaya konulduğunu vurguladı. Anne sütü ile beslenen bebeklerin, mama ile beslenen bebeklere göre zeka puanlarının daha yüksek olduğunun tespit edildiğinin altını çizen Arslan, şunları kaydetti: “Bir yaşını doldurmuş bebeklerin anne sütüne çok fazla ihtiyaçları yoktur, çünkü ek gıdaya başlanmıştır. Bir-iki yaş arasında bebeklerin anne sütüne devam etmelerinin iki faydası vardır. Birincisi anne ile bebek arasındaki duygusal ilişki devam eder, ikincisi bebeklerin zeka puanı yükselir. Bir yaş ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde dahi dediğimiz çocuklar çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü ya da hazır mamalarla beslenen çocuklar içinde zeka puanı 130, 140’ın üzerinde dahi çocuklara rastlanmamıştır.

  • Bebeklerde Yanık: Yanık Tedavisinde Nelere Dikkat Etmeli!

    Yanığın önemi, derinliğinden çok yaygınlığına bağlıdır. Çünkü, dokuların ne denli sıvı (plasma) yiti­receğini, yanığın yayıldığı alanın büyüklüğü belirler. Bu, yanığın büyük olması durumunda önemli boyut­lara varabilir ve küçük çocuklardaki önemsiz bir ya­nığı bile doktora göstermek gerekebilir.

    Geniş olma­yan, ancak derin bir yanık, kötü bir iz bırakacaktır. Ver­diği rahatsızlığın yanı sıra ne denli büyük ve ciddi tehlikeler yarattığı göz önüne alınarak yanıklardan kaçın­ma konusunda olabildiğince dikkatli davranmak ge­rekir.

    Yanan deri, hemen kızarır, şişer ve su toplar. Önemsiz bir yanıktan, derinin yalnız üst tabakaları et­kilenir. Derin bir yanıktan, sinir kökleri de etkilene­ceği için, daha az acı duyulur.

    Yanık Tedavisi
    Yanan yer, hemen, acı geçene dek soğuk suya so­kulmalı ve 5-10 dakika bekletilmelidir. Yanığa üste sı­cak bir sıvı dökülmesinin neden olması durumunda tüm ıslak giysiler dikkatle çıkartılmalıdır. Yanık giy­siler, eğer kuruysalar ve soğumuşlarsa, daha önce ısıyla sterlize olmuş oldukları gözönüne alınarak he­men çıkartılmamalıdır. Yüzük gibi, beden üzerine sı­kıca oturan eşyalar, yanan yer şişmeye başlamadan önce çıkartılmalıdır.

    Deride su toplayan yerler, alt tabakaları korudu­ğu için patlatılmamalıdır. ıçlerindeki sıvı birkaç gün içinde emilecektir. Yanık yer açık tutulmalı ya da üzeri bir çarşaf ya da mendille örtülmelidir.Enfeksiyonları önlemek amacıyla yanığa hiçbir şey değmemesine özen gösterilir. Ağrıyı gidermek için aspirin ya da benzeri ilaçlar verilebilir.

    Ne zaman doktora başvurmalı?
    Çok küçük yanıklar dışında gecikmeden doktora başvurmakta yarar vardır. Böylelikle çocuğun klinik durumu belirlenir ve gerekli tedavi uygulamaya konulur.

  • Bebek Yaralanma: Kafa Zedelenmeleri

    Bebek kendi kendine dönmeye başladıktan sonra yataktan yuvarlanarak kafası üzerine düşebilir.

    Bebek başı üzerine düştükten sonra 15 dakika içinde rengi düzelir ve kusmazsa, beynin zedelenmiş olması ihtimali çok azdır ve herhangi bir tedaviye gerek yoktur. Düşmeyi müteakip kısa bir zamanda çocuğun kafasında meydana gelen şişlik eğer başka bulgu yoksa, başlı başına önemli bir şey ifade etmez. Cilt altındaki damarlardan birisinin yırtılmasından ileri gelir ve bu şiş gittikçe iner.

    Baş üzerine düşme daha şiddetli olduğu zaman çocuk kusar, iştahını kaybeder, renginin solukluğu saatlerce devam eder. Baş ağrısı, uyuklama belirtileri gösterir. Eğer çocukta bu belirtilerden herhangi birisi varsa doktorunuzla derhal temasa geçmelisiniz. Doktor, çocuğu muayene eder ve kafanın röntgen filminin çekilmesini isteyebilir.

    Kafası üzerine düşen çocuğu 2-3 gün mümkün olduğu kadar sakin tutmalı ve her yeni belirti doktora bildirilmelidir.
    Düşmeyi müteakip ilk gece çocuk bir defa uyandırılarak bilinç kaybı olup olmadığı araştırılmalıdır.

    Eğer çocuk düştükten hemen veya bir müddet sonra şuurunu kaybederse tereddüt etmeden doktora götürülmeli ve derhal doktor tarafından muayene edilmelidir. Şuursuzluk olmamasına rağmen çocuk baş ağrısı veya görme bozukluğundan şikayet ederse veya sonradan kusarsa yine doktora veya hastaneye müracaat etmek gereklidir.

  • Kalça Çıkığı Hakkında Merak Ettiğiniz Her Şey!

    Kalça Çıkığı Nedir?
    Bir aile için en mutlu olay bebeklerinin sağlıklı olarak dünyaya gelmesi, sağlıklı olarak büyümesi ve gelişmesidir. Günümüzde pek çok olay ve çevresel etkenler bebeğin sağlığını ve gelişmesini tehdit etmektedir. Doğum öncesi, sırası ve sonrası dönemde gelişen bazı olaylar, bebeklerde gelişme bozukluğuna yol açabilirler. Kalça çıkığı dediğimiz olay da bu bozukluklardan birisidir. Burada asıl neden kalça ekleminin yetersiz gelişmesidir. Bugün için sebebi tam olarak bilinmeyen bir anomalidir. Tam çıkık şeklinde olabildiği gibi, sadece kalça etrafındaki kapsül ve bağların gevşekliği şeklinde de olabilir. Bu tedavi edilmez ise tam kalça çıkığına dönüşebilir.

    Kalça Çıkığının Yaygınlığı
    Kız çocuklarda erkek çocuklarda olduğundan daha yüksek oranda görülür. Bunun nedeninin, kızların eklemlerinin daha esnek olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu hastalık her 600 kız çocuğunda bir görülürken, erkek çocuklarda 3000 de bir görülmektedir. Kalça eklem yerinden doğumdan hemen önce, doğum esnasında veya doğum sonrasında çıkabilir.

    Kalça Çıkığının Nedenleri
    Kalça çıkığının ortaya çıkma nedenleri çok çeşitlidir. Anne karnındaki bebeğin uygun olmayan pozisyonda durmasından ailevi nedenlerle, doğum şeklinden, “sendrom” dediğimiz bazı hastalıklara kadar çok sayıda nedeni vardır. Ama kesin olarak bildiğimiz; kız çocuklarda, birinci doğumlarda, ailede kalça çıkığı olanlarda, akraba evliliklerinde, ters geliş (makat gelişi) doğan bebeklerde, boyunda eğrilik, başında yassılık ve ayakta eğrilik gibi görünen problemler ile birlikte doğan bebeklerde daha sık görüldüğüdür. Bu özelliklerden herhangi birini taşıyan bebekler riskli grup olarak adlandırılırlar, bu özelliklere sahip olmayan bebeklere göre 2 ile 8 kat daha sıklıkla kalça çıkığı veya gelişim problemleri ile karşılaşma riski vardır.

    Kalça Çıkığı Nasıl Anlaşılır?
    Kalça çıkığının en yaygın semptomları aşağıda verilmiştir. Bununla birlikte, bu semptomların bebekten bebeğe değişebileceği unutulmamalıdır.

    • Kalça çıkığının bulunduğu taraftaki bacak daha kısadır
    • Kalça çıkığının bulunduğu taraftaki bacak dışa dönüktür
    • Bebeğin bacak boğumları her iki bacakta da simetrik değildir
    • Bacaklar arasındaki aralık normalden daha geniştir
    • Kalça muayenesinde klik sesi duyulabilir
    • Bacaklar tam olarak yanlara açılmamaktadır

    Kalça Çıkığı Nasıl Teşhis Edilir?
    Kalça çıkığı bazen doğum esnasında teşhis edilir. Pediatri uzmanları veya yenidoğan uzmanları, bebekleri eve göndermeden önce, hastanede kontrol ederler. Ancak kalça çıkığı daha sonraki değerlendirmelere kadar fark edilmeyebilir. Bebeğinizin doktoru klinik bir muayene yaparak kalça çıkığı olup olmadığını kontrol eder. Muayene sırasında, doktor bebeğin prenatal ve doğum öyküsünü inceleyerek, diğer aile üyelerinde kalça çıkığı olup olmadığını sorar.

    Teşhis Prosedürleri şunları kapsayabilir:

    • Röntgen Işınları: gözle görülemeyen elektromanyetik enerji ışınlarının kullanılarak iç dokuların, kemiklerin ve organların görüntüsünün çekilmesidir.
    • Ultrasound (sonografi): Yüksek frekanslı ses dalgaları ile bir bilgisayarın kullanılarak, kan damarlarının, dokuların ve organların görüntüsünü almakta kullanılan bir teşhis tekniğidir.Ultrasound, iç organları çalışırken görüntülemek ve kanın çeşitli damarlardaki akışını değerlendirmek için kullanılır.
    • Bilgisayarlı tomografi: Bedenin yatay ve dikey kesit görüntülerinin alınmasını sağlayan ve röntgen ışınları ve bilgisayar teknolojisi kombinasyonunu kullanan bir teşhis yöntemidir. Kemikler, kaslar, yağ ve organların ayrıntılı şekilde taranmasını sağlar.
    • Manyetik Rezonans: Büyük mıknatıslar, radyo frekansları ve bir bilgisayarın kullanılarak vücuttaki organ ve yapıların ayrıntılı görüntülerinin alınmasıdır.

    Kalça Çıkığı Nasıl Tedavi Edilebilir?
    Tüm hastalıklarda olduğu gibi erken teşhis önemlidir. İlk üç ayda, alçısız ve ameliyatsız tedavi ile tamamen normal bir kalça elde etme şansınız yüzde 95’in üstündedir. 3-6 ay arası bebeklerde bu şans biraz daha düşüktür, 6 aylıktan büyük bebeklerden bir kısmı için alçı ve ameliyat tedavileri gerekebilir. Bu durumlar kalçadaki problemin derecesine bağlı olarak değişebilir. 1 yaşın üzerinde ameliyat gerektiren çocuklarda uygun tedaviler yapılırsa, özellikle çocuk ortopedisinde deneyimli ortopedistlerin başarısı çok daha yüksektir.

    Görüldüğü gibi çocuğunuz kalça çıkığından ameliyat bile olsa iyi sonuçlar almak mümkün. Tedavi gören tün çocukların erişkin yaşa kadar gözlem altında olması ve yıllık kontrollerin aksatılmaması gerekiyor.

  • Bebeklerde Kalça Çıkığına Yakından Bakış!

    Son yıllarda daha sık rastlanmaya başlanan bebeklerdeki kalça çıkığı vakaları ile ilgili İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Bora Göksan önemli bilgileri paylaşıyor. İşte Göksan’ın sözleri:

    Kalça çıkığı, uyluk kemiğinin üst ucundaki yuvarlakla kap şeklindeki çukurluk arasındaki eklemleşmedir. Kalça bazen sadece gelişme geriliği ile karşımıza çıkıyor. Bazen yarım çıkık, bazen da tam çıkık tarzında…

    BİZDE KALÇA ÇIKIĞI VAKALARI 10 KAT FAZLA

    Dünyada binde bir oranında görülürken, Türkiye’de bunun 10 katı daha fazla. Bu konuda tam çıkık, yarım çıkık ve gelişim yetersizliği vakalarına rastlıyoruz. Muayene sırasındaki özel manevralarla kalçanın tam veya yarım çıkığa meyilli olup olmadığını anlayabiliyoruz… Gelişme geriliği vakalarında ise problem ancak 30’lu, 40’lı yaşlarda ortaya çıkabiliyor.

    AKSAMA OLUŞUR

    Gelişme geriliğinin farkına varılmazsa 30’lu veya 40’lı yaşlarda kalça ağrısı ve aksama problemleri ortaya çıkıyor. Tedavisi büyük cerrahiler gerektirebiliyor. Yarı çıkık veya çıkık durumunda çocuk yürümeye başladığında aksama ve erken yaşlarda ağrı oluşuyor. Ağrı iskelet olgunluğa ulaşınca başlıyor.

    HASTA YAŞI ÖNEMLİ

    Tedavi seçenekleri hastanın yaşına, oluşan anotomik bozukluğa göre değişiyor. Erken tanı ve yaşı da çok önemli. Çünkü 1 aylıkken kalça çıkığı tanısı konmuş bir bebeği 5-6 aylıkken tedavi etmiş oluyoruz. Yeni doğan bebeklerde bandaj kullanılıyor. 6-18 ay arası çocuklarda alçı tedavisi gerekiyor. 18 ay üzeri çocuklarda genellikle ameliyat gerekiyor.

  • Bebeklerde Çıkık: Bebeğinizde Kalça Çıkığına Dikkat Edin!

    Bebekleri kundağa sarmak, yanlış taşımak ve bazı hareketlere zorlamak kalça çıkığı açısından çok riskli, geç yürüyen çocuklarda da kalça çıkığından şüphelenmek gerekiyor. Ülkemizde yaygın olan bebekleri kundağa sarma alışkanlığı kalça çıkığına yol açabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Ömeroğlu, doğumdan kaynaklanan kalça çıkığının erken teşhisinde en güvenilir yöntemin, bebeğin kalçalarının doğumdan sonra ilk 1 Ay içinde ultrasonografik olarak muayene edilmesi olduğunu belirtiyor.
    Prof. Dr. Ömeroğlu, ‘Kalça çıkığı, erken teşhis edildiğinde başarı ile tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bebeğin ameliyatsız, basit bir cihazla tedavisi ancak ilk 6-9 ayda mümkün. Teşhis geciktikçe tedavinin başarı oranı da düşer” diyor.

    RİSKLİ GRUPTAKİ BEBEKLER
    Anne rahminde ters duran, ailesinde ve akrabalarında kalça çıkığı olan, boynunda ya da ayaklarında eğriliği olan, ilk ve zor doğumlar ve ilk kız bebeklerde kalça çıkığı görülme ihtimali biraz daha yüksek. Yeni doğanda kalça ultrasonografisi, kalça çıkığını tarama amacıyla kullanıldığı zaman en doğru uygulama zamanı 3 ve 4. haftalar civarıdır. Daha önce yapılması yanlış sonuçlar verebilir.
    1 ve 1.5 aydan sonra tarama yapılması ise tedavide gecikmeye sebep olabilir. Prof. Dr. Hakan Ömeroğlu, bebekte kalça ve dizlerin düz olarak uzatılmaya zorlanmasının kalçalar için çok zararlı olduğunu vurgulayarak, şunları tavsiye ediyor ”Bebeğinizin her iki bacağını sıkıca birleştirip uzatmaya zorlamayın. Bu pozisyona sebep olan kundak, kalçanın can düşmanıdır. Kundak, bebeğinizin bacaklarının düzgün olmasını kesinlikle sağlamaz. Aksine kalçalarını çıkmaya doğru zorlar. Bebeğinizi kucağınızda taşırken, bacaklarını ellerinizle birleştirip taşımayın.
    DOĞRU TAŞIMA ŞEKLİ
    Tüm bebekler için doğal duruş, gerek sırt üstü, gerekse yüz üstü yatarken kalça ve dizlerin bükük olduğu pozisyondur. Bu amaçla bebeğiniz için kullandığınız ara bezinin yumuşak olmasına dikkat edin. Bebeğin gövdesinin alt kısmına bol ve rahat giysiler giydirin. Kucağınızda taşırken bir elinizi bacaklarının arasından geçirerek ya da bacakları açık gövdenize yaslayarak tutun.
    GEÇ YÜRÜDÜYSE
    Doç. Dr. Murat Bozkurt ise ”Kalça çıkığı olan bir çocuk geç yürür. Yürümeye başladıktan sonra da çıkık olan tarafa doğru aksar, koşarken sık sık düşer. Bacak boyları eşit değildir. Çıkık iki taraflıysa ailenin bunu anlaması zordur. Ancak bu çocuklar diğerleri gibi normal hareketler yapamaz, hareketlerinden mutlaka belli olur” dedi

  • Yenidoğan Bebek: Doğum Esnasında Bebeklerde Oluşan Kırık Ve Yaralanmalar

    Doğum esnasında her 1000 çocuktan 5’inde doğum yaralanmaları olduğunu biliyor muydunuz? Doğum yaralanmalarının neden ve nasıl oluşabileceğini, hangi durumlarda endişelenilmesi gerektiğini Op. Dr. Gökçen Erdoğan Pudra.com’a açıklıyor.

    Bir anne için en büyük evham kaynağı, bebeğine zarar gelmiş ya da gelecek olmasıdır kuşkusuz. Doğumdan sonra her minik detayla ilgilenir, her buluttan nem kapar, sorularına dilediği cevapları almak için sorar da sorar. Ben annelere bu tatlı endişeyi çok da yakıştırırım.
    Çünkü olağandır. Yeter ki annenin huzurunu kaçırmasın ve emzirdiği bu dönemi riske atmasın. Çünkü olumsuzluklar da bebeğe yansır, bunu sürekli vurguluyoruz.

    Bebeklerin doğumda oluşan kırık ve zedelenmeleriyle ilgili bilgi vermekse şu aşamada son derece gerekli. Doğru bilgi, her şeyi daha iyi hale getirecektir.

    Doğum yaralanması dediğimiz şey, doğum sırasında bebeğin rahimden dışarı çıkarken ya da dışarıya alınırken meydana gelen travmalardır ve her 1000 çocuktan 5’inde bu duruma rastlanır.

    Hekim olarak ne kadar dikkat edersek edelim, bazen bu durumdan kaçamayabiliyoruz maalesef. Bunlardan en önemlileri rahmin bebeğe dar geldiği durumlarda; bebek büyükse, rahim küçükse, annenin kemikleri dar ise, bebek ters geliyorsa, bebek daha tam olgunlaşmamışsa, yani prematüre ise gerçekleşir.

    Doğum esnasında bebeğin çıkmasına yardımcı olurken kullandığımız forseps ya da vakum da genellikle yüzde ve kafa derisi üzerinde hafif yaralanmalara neden olabilir. Doğum esnasında karşılaşılabilecek yaralanmalar…

    Kafada şişme (kaput succedaneum)
    Vajinal yolla ve başla gelişlerde görülür. Çok sık rastlanır. Doğumdan hemen sonra fark edilebilir. Bebeğin kafasının sert vajinal kanal içinden geçerken maruz kaldığı basınç nedeniyle oluşur, yüzeyde saçlı deride küçük kırmızı kanama odakları da olabilir. Cilt altında sıvı ve/veya kan birikmesine bağlıdır. Kafa kemiklerinin eklem yerlerini (sütür) geçerek geniş bir alana yayılabilir. Bu anormallik genellikle birkaç gün sonra kaybolur ve kafa normal şeklini alır. Birkaç günde kendiliğinden düzelir. Cilt enfeksiyonlarından korumak yeterlidir. Ayrıca bebeğin yüzü de şişebilir ve renk değiştirebilir.