Diyet

  • Gdo’lu Besinler Çocukları Nasıl Etkiler?

    GDO’lu besinler çocukları yetişkinlere oranla daha fazla etkiliyor. Uzmanından GDO’lu besinlerin çocuklara etkilerini öğrendik.

    Biyoteknolojik yöntemlerle kendi türü haricinde bir türden gen aktarılarak belirli özellikleri değiştirilmiş bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara transgenic veya genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) denmektedir.

    Günümüzde bu teknoloji, tarımdan sağlığa kadar birçok farklı sektörde kullanılmaktadır ve fayda beklenmektedir. Ancak diğer bir taraftan de bu tarz ürünlerin insan sağlığına olumsuz etkileri konusunda yoğun kaygılar bulunmaktadır. Henüz bu konu ile elde ilgili yeterli veri ve bilimsel çalışma bulunmamaktadır. O nedenle, GDO’lu besinlerin bilinen olumsuz etkilerinin yanı sıra uzun vadede nasıl etkilerinin olacağı henüz tam olarak bilinmemektedir.

    GDO’lu besinlerin insan sağlığına olumsuz etkileri nelerdir?

    Antibiyotiklere karşı direnç: Gen aktarımları sonucunda antibiyotiklere karşı dirençli bakteriler gelişebilir, ki bu durum sağlık açısından da olumsuz sonuçlar doğurur. Antibiyotiklere karşı gelişebilecek olan direncin patojen olması durumunda, yani zararlı mikroorganizmaya geçmesi sonucunda bu patojenler de antibiyotiklere karşı dirençli hale gelecektir. Çocukların bağışıklık sistemleri tam olgunluğa ulaşmadığı için antibiyotiklere karşı dirençli patojenlerin neden olacağı hastalıkların tedavisi çok güç olabilir.

    Alerjik etkiler: Genetiği değiştirme teknolojisi bazı insanlarda alerjik reaksiyonları artırmaktadır. Özellikle GDO’lu mısır ve soya tüketimi sonucunda alerjik reaksiyonlarda artış olmuştur. Çocuklar gıda alerjisine erişkinlere oranla 4-5 kat daha yatkındırlar. Alerjik hassasiyet 2 yaş altı çocuklarda ve bebeklerde çok daha yoğun olmaktadır.

    Toksik etkiler: Bir diğer olumsuz etki ise toksik yani zehirli etki oluşmasıdır. 1967 yılında Amerika’da geliştirilen bir patates türünün solanin toksini oluşturması sebebiyle patates piyasadan toplatılmıştır. GDO’lu besinlerin %70’inin böceğe karşı dayanıklı kılınmış olması toksik etki şüphesini artırmaktadır. Çocukların vücut kütleleri daha azdır. Bir yetişkin ile aynı miktarda toksine maruz kalan çocuğun birim hacme düşen zehir miktarı çok daha fazla olur. Dolayısıyla çocuklar GDO’lu besinlerin yaratabileceği toksik etkiden daha fazla zarar görürler.

    Kanserojen etkiler: GDO’lu besinlerin kanserlere neden olduğu şüphesi belki de en önemli şüphedir. Bu konuda çalışmalar hala devam etmektedir. Örneğin genetiği değiştirilmiş sığır büyüme hormonu (rBGH) süt verimini artırmak için ineklere verilmiştir. Bu hormon, insülin benzeri büyüme faktörü (IGF-1)’in artmasına neden olmaktadır. IGF-1 hormonu normal hücrelerin olduğu gibi kanserli hücrelerin de büyümesini sağlayan bir hormondur.

    Tüm bu riskler yetişkinler gibi çocuklar için de geçerlidir ve hatta daha tehlikelidir.

    Çocukların, genetiği değiştirilmiş bu tip yeni gıdalara verdikleri fizyolojik yanıt yetişkinlerden çok daha farklıdır. Vücudumuz zehirli maddelerle karşı karşıya geldiğinde, toksinlerden arınmak için bir dizi mekanizma devreye girer. Bu toksinleri etkisizleştirme mekanizmaları bebek ve çocuklarda tam olgunluğa ulaşmamıştır ve gelişmektedir. Bu nedenle toksinlere karşı tam ve sağlıklı bir yanıt oluşmayabilir. Dolayısıyla yetişkin ile aynı miktarda toksine maruz kalan bir çocuk yetişkine kıyasla bu toksinden çok daha fazla zarar görür.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: gdo lu besinlerin insan sağlığına zararları

    Her ne kadar tarım, sanayi ve gıda politikaları açısından olumlu etkileri olsa da; bu üretim sisteminin rahatlıkla kullanılabilmesi için sağlık açısından üreme sistemi, endokrin sistemi, nörolojik gelişim ve bağışıklık sistemi üzerine uzun ve kısa vadeli etkilerinin araştırılması gerekmektedir.

    GDO’lu besinlerin olumlu etkileri ortaya konulsa bile çocukların bu gıdalara verecekleri fizyolojik yanıtlar farklı veya yetersiz olabilir. Bu nedenle çocuk beslenmesinde GDO’lu besinlerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

  • Çocuklarda Porsiyon Kontrolü Nasıl Olmalı?

    Özellikle çocukluk çağı obezitesi ve buna bağlı gelişen diyabet, hipertansiyon, organ yağlanmaları bu problemin en ciddi yanı. Fit Yaşam ve Danışmanlık’tan Dyt. Figen Fişekçi Üvez, çocukların kilo alma nedenlerini ve porsiyonlarını düzenlerken nelere dikkat edilmesi gerektiğini açıkladı.

    Çocukların kilo alma nedenleri;

    1. Bilgisayar çağı çocukları yani hareketsiz çocuklar.
    2. Ailede, şişmanlık problemi olması
    3. Ebeveynlerin yanlış beslenme alışkanlıklarına sahip olması.
    4. Okul çağı çocukları için kantinlerin sağlıksız besinlerle dolu olması.
    5. Kahvaltı yapmama ve az öğün yapma, öğün atlama.
    6. Hızlı yemek yeme.
    7. Hormonal nedenler.
    8. Çocukların yeter ki karnı doysun diye sadece sevdiği yiyeceklerle beslenmesine müsaade eden anne-babalar.
    9. Marketlerde aşırı yağlı, tuzlu veya şekerli yani kalorisi yüksek-besin değeri düşük, çocuklara göre albenisi yüksek ambalajlı abur- cubur yiyecek- içeceklerin artması ve de porsiyon kontrolü sağlayamayan, porsiyon karmaşası yaşayan çocuklar…

    Beyindeki doyma merkezi ortalama 20 dakikada yanıt vermeye başlar

    Çocuklar gelişme döneminde oldukları için enerjiye ihtiyaç duyarlar, özelikle bu enerjiyi de birincil enerji kaynağımız olarak gördüğümüz karbonhidrat içerikli yani ekmek, tahıl grupları, şekerli yiyecekler, meyveler vb. yiyeceklerden sağlamak isterler. Doyma işleminin gerçekleşmesi mide doygunluğunu hissetmek ve zamanla çok ilişkilidir. Özellikle basit şekerli abur cuburlar, beyaz unlu gıdalar yani kana hızlı karışan glisemik indeksi yüksek gıdaların mide boşalımı çabuktur. Ayrıca bu gıdaların lif(posa) oranı az olduğu için midede doygunluk hissini sağlaması için biraz daha fazla miktarlar yenebilir. Çocukların, bu tip gıdalara zaaflarını göz önünde bulundurursak, kendi küçük ama kalori değeri yüksek yiyeceklerden 1 yerine daha fazla porsiyonlar tüketebilirler. Hele bir de hızlı yeme söz konusu ise bu porsiyon miktarları daha da artabilir. Beyinde doyma merkezinin yanıt vermesinin yemeğe başladıktan sonra ortalama 20 dakika olduğunu unutmayalım.

  • Alerjik Çocuklarda Okul Başarısı Için Öğün Önerileri

    Okul hayatındaki başarı, çocuğun kışın sağlıklı kalması, bağışıklık sistemini güçlendirici ve reflüden uzak tutucu beslenmeden geçer. Kısacası derslerdeki başarı öğrenmeyle değil beslenmeyle gelir.

    Çocuk Sağlığı Hastalıkları, Alerji ve Astım Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak, sağlıksız besinlerin ve kalabalık okullardaki havasızlığın astım ve alerjiye sebep olduğunu belirterek her öğün için ailelelere beslenme tavsiyelerinde bulundu.

    Kahvaltı

    Kahvaltı; uzmanların üzerinde en çok durduğu ve günün en önemli öğünüdür.

    Aile çocuğu sabahları birkaç lokma yesin diye; kakaolu fındık ezmesi, kakaolu mısır gevreği gibi hızlı ve hazır gıdalar ile kahvaltıya göz yumabilmektedir ancak bu gıdaların besleyici hiçbir değeri yoktur.

    Bu gıdalar özellikle alerjik çocukta midede reflüyü tetikler ve astıma neden olur.

    Bu sebeple çocuk bol tahıllı ekmek, peynir, zeytin, yumurta, salatalık ve şekersiz marmelat gibi vitamin yönünden zengin gıdalar ile beslenmelidir. Çünkü bu gıdalar bağışıklık sistemini güçlendirir.

    Öğle yemeği

    Okullardaki öğle yemekleri genelde hamburger, patates, kola gibi hızlı ve hazır gıda ile yapılmaktadır. Bu gıdalar yerine bol peynir, balık, tavuk veya kırmızı et ile yapılmış, içinde sebze ve yeşillik olan bol tahıllı bir sandviç ve yanında taze meyve tüketmek çok daha besleyicidir.

    Özellikle astımlı her 10 çocuktan dokuzunda var olan reflü ses kısıklığı, iştahsızlık, geğirme, mide bulantısı, diş gıcırdatması ve ağız kokusu gibi belli belirsiz şikayetlerle seyredebilir.

    Astımı/ reflüsü olan çocuk okullarda verilen öğle yemeğinden bile olumsuz etkilenebilir. Çünkü bol salçalı yemekler, yağlı kızartmalar ve kakaolu tatlılar astımlı çocukta mide yanmasına ve reflüye sebep olabilir. Bu şikayetleri olan çocuk okul yemekhanesinde tabldot yemek yerine evden hazırlanmış sade az yağlı yeşillik ve proetin içeren sandviç ve meyve tüketmelidir.

    Kakaolu gıdalar ve çikolata reflüyü tetiklediğinden ödül olarak çikolata, doğum günü kutlamalarında çikolatalı pasta yerine bol meyveli sütlü pastalar tercih edilmelidir.

    Akşam yemeği

    Reflünün önlenmesi için yatmadan en az 2-3 saat önce akşam yemeği yenmiş olmalıdır.

    Akşam yemeklerinde ağır yağda kızarmış gıdalar yerine, yağ oranı düşük hafif gıdalarla beslenilmesi gecenin rahat geçmesi için önemlidir.

    Ayrıca yatmadan önceki 2-3 saat çocuğa kesinlikle süt verilmemelidir. Bu saatler içinde sadece su içilebilir.

  • Portatif Mama Sandalyesi

    Bebeklerimiz büyüdükçe emzirme işlemi sona erecek ve bebeklerimiz de mama ile beslenmeye başlayacaklardır.

    Mama ile beslenme, bebeği sabit tutmak zor olacağı için mama sandalyeleri yardımı ile yapılmaktadır. Mama sandalyeleri, tekerlekli, ayaklı, masaya sabitlenebilen ve daha birçok modelde üretilen ve bebeklerimizin içine oturduğu takdirde güvenlik kemeri sayesinde sabit durabildiği masalardır. Masaların ön kısmında bulunan tablalar da bebeğimizin önüne koyduğumuz yemeklerin kolayca yenmesine yardımcı olacaktır.

    Bebek mama masaları genellikle taşınabilmeleri için tekerlekli olarak tasarlanırlar.

    Bebeğimize yemek yedireceğimiz yerler değişebilmektedir. Kimi zaman usluca mutfakta yemek yiyen bebeğimiz, kimi zaman yemek yemek istemeyince mama sandalyesi onun ilgisini çekecek bir yere götürülür. Böylece bebeğimiz mesela pencere kenarına konarak dışarıyı izlerken mamasını yer ya da seveceği bir çizgi filmi izlerken fark etmeden bütün yemeğini bitirir. Bu gibi durumlar için tekerlek, mama sandalyeleri için önemli bir unsurdur.

    Kimi mama sandalyeleri de hafif ve katlanabilir yapıları sayesinde kolayca taşınırlar.

    Bu modeller istenirse ev dışında bir yere de kolaylıkla götürülebilir ve her yerde sıkıntısız yemek keyfi yaşanabilir. Günümüzde sıkça tercih edilen mama sandalyesi modellerinden biri de yükseltici mama sandalyeleridir. Bu portatif sandalyeler herhangi bir yetişkin sandalyesine sabitlenebilir modellerdir. Seyahatlerde ya da uzun süreli yolculuklarda gittiğiniz her yere taşıyabileceğiniz bu modeller, çocuklarınızın da masada sizinle birlikte yemek yiyebilmelerini sağlarlar. Masadaki yetişkin sandalyelerden birine sabitlediğiniz portatif mama sandalyesine çocuğunuzu oturtup emniyet kemerini bağlarsanız çocuğunuz oradan kalkamayacaktır. Çocuğunuzun yemeğini ister mama sandalyesinin çıkarılıp takılabilen kendi masasına koyun, ister sizin yemek yediğiniz masaya koyun çocuğunuz çok rahat bir şekilde yemeğini yiyebilecektir.

  • Çocuğunuz Için Bilinçli Beslenme Tercihleri Nasıl Olmalı?

    Çocuğunuzun beslenme şekli sağlığı hakkında bilgi veren en önemli ipucu. Doğru bildiğiniz beslenme alışkanlıkları aslında sağlık açısından pek çok zarar taşıyor olabilir.

    Bilinçli beslenme tercihleri

    Diyetisyen Özlem Sert, ebeveynlere çocukları konusunda şu beslenme tercihlerini sunuyor.

    – Süt kremaları ve kaymak yerine taze sütten yapılmış dondurma ve tatlı
    – Kızartılmış tavuk parçaları yerine fırında pişmiş tavuk
    – Kızartma balık yerine fırında veya ızgarada pişmiş balık
    – Yağda yapılmış yumurta yerine teflon tavada yağsız yapılmış omlet
    – Dışarıdan alınan poğaça yerine simit veya ev poğaçası/fırın böreği
    – Patates kızartması yerine fırında patates
    – Cipsler yerine yağsız patlamış mısır
    – Şekerli abur-cuburlar yerine sütlü çikolata
    – Dışarıdan alınan kek yerine ev keki
    – Kızartma sebzeler yerine ızgara sebzeler veya salata
    – Hazır meyve suları yerine taze sıkılmış meyve suları
    – Hazır kakao kremaları yerine pekmez veya bal

  • Menopoz Döneminde Beslenme

    Menopoz ,kadınlarda yumurtalık hormonlarının salınımının bitmesi ve doğurganlık yeteneğinin kaybolduğu dönemdir. Menopoz bir hastalık durumu değil aksine sağlıklı bir kadının yaşamının bir parçasıdır. fakat ösrojen hormonunun düzeyindeki azalma nedeniyle oluşabilecek şişmanlık,kemik erimesi,kalp-damar hastalıkları gibi sağlık sorunlarına dikkat edilmesi gerekir.

    Normal olan menopoz dönemi 48-55 yaşlarında başlar. Şişman kadınlarda menopoz daha erken dönemlerde görülebilmektedir. Beslenme durumu, ekonomik düzey,sigara veya alkol kullanımı,aşırı kahve tüketimi menopozu etkileyen faktörler arasındadır. Menopozu süresince fiziksel ve fizyolojik semptomlar birlikte görülmektedir. Menopozda görülen yaygın belirtiler; menstruasyon periyodunun değişmesi,sıcak basması,uykuda terleme, bitkinlik, uykusuzluk, başağrısı, cinsel organda kuruma,deride kuruma, idrara sık çıkma ve idrar tutamama, vajinal ya da üriner enfeksiyonların sık görülmesidir.

    Östrojen eksikliğine bağlı olarak deride gevşeme, incelme, damarların belirgin hale gelmesi, yaraların daha zor iyileşmesi ve morluklar oluşabilmektedir. Fizyolojik semptomlar haricinde psikolojik semptomlarda görülmektedir. Bunlardan bazıları ankisiyete, depresyon, sinirlilik, sık sık ağlamai dikkat dağınıklığı, hatırlama zorluğudur. Menopoz öncesi kadınlarda metabolik hız adet döngüsünden etkilenir. Menstruasyon siklusundaki değişmeden dolayı enerji harcamasında azalma oluşur. Ayrıca ilerleyen yaşla birlikte yağsız vücut kütlesinin yağ kütlesine oranı azaldığı için bazal metabolik hızda düşme görülür. Yani bu dönem kadınlarındaki değişmeyen beslenme ve aktivite azlığı şişmanlığa yol açmaktadır. Menopoz döneminde kadınlarda toplam vücut yağ yüzdesinde artma ,yağsız dokuda azalma oluşur.

    Hormonlardaki değişim vucut yağ miktarını etkiler. Bu yağlanma özellikle karın bölgesinde gelişir. Yine toplam vücut proteininde azalma gözlenir. Östrojenin ateroskleroz oluşumunu engelleme etkisi olduğunda ,östrojenin azaldığı menopoz dönemi kadınlarda ateroskleroz gelişme riski erkeklerle aynıdır. Ayrıca östrojenin kötü kolesterolü düşürme iyi kolesterolü arttırma gibi etkileri de vardır. Kadınlarda menopoz sonrası östrojen düzeyindeki azalmaya bağlı olarak kemiklerdeki kayıp hızı önemli ölçüde artar. Bu dönemde idrarda kalsiyum atımındaki artış, bağırsaklardan kalsiyumun emilimindeki azalma ve beslenme ile yeterli kalsiyumun alınmaması, kemik kaybının nedenlerindendir. Ayrıca mineral yoğunluğunun azalması sonucu, kemiklerde zayıflama ve kırılma riskinin artması ile önemli bir kemik hastalığı olan osteoporoz gelişebilmektedir. Bu nedenle gençlik yıllarında beslenme ve sporla kemik yoğunluğunu en üst düzeye ulaştırmak ileriki yıllarda kaçınılmaz olan kemik kaybını en aza indirecektir.Normal olarak kadınların kemik yoğunluğu erkeklerden düşüktür.

  • Çocuğumun Besin Çantası

    Çocuğumun beslenme çantasına neler koysam? 15 eylül tarihi itibarıyla eğitim öğretim başladı. Kreş ve okul çağın Çocukların bedensel ve zihinsel gelişimlerinin en zirvede olduğu evre. Çocukların gereksinimlerini karşılayacak hem besleyici değeri yüksek hem de severek tüketebilecekleri gıdalarla beslenmeleri gerektiğini söylüyor. “Çocuğunuzu okula uygun özelliklerde ve uygun besinlerle doldurulmuş bir beslenme çantası ile yollamanız çocuğunuzun sağlıklı bir büyüme ve gelişme sağlayabilmesi için önemli bir anahtardır.” diyen Gıda ve Beslenme Uzmanı Fatoş Mangas Bıçakçı, beslenme çantasında en önemli besin olan süt ve süt ürünlerinin mutlaka bulunmasına dikkat çekti.

    Çocuğun beslenme çantasında uzun ömürlü sütlerin yer almasının daha uygun olacağını söyleyen Bıçakçı, “Çünkü bu sütler kutuları açılmadığı müddetçe oda sıcaklığında da güvenle saklanabilirler. Sütün menüde bulunmadığı günlerde küçük paket yoğurtlar ya da kutu ayranlar beslenme çantasında yer almalıdır.” diyor. Oda sıcaklığında saklanması en zor olan besin grubu et ürünleri olduğu için beslenme çantasına konulan bu tür besinlerin bekletilmeden tüketilmesi gerektiğini belirtiyor. “Beslenme çantalarında en sık yer alan ürün yumurta. Yumurtanın çocuğa yararlı olmasını istiyorsanız yumurtayı 7 dakika haşlamalısınız.” diyen Bıçakçı, et ürünlerinden salam, sosis, sucuk ve bunlara benzer besinlere beslenme çantasında yer verilmemesinin daha doğru olacağını söylüyor.

    TENEFFÜSTE MEYVE TÜKETİLMELİ

    Beslenme çantasında en sık yer alan ürünlerden biri de tahıl ürünü ekmek. Ekmeğin dışında çocuğun menüden sıkılıp dışarıda satılan besinlere yönelmemesi için bir dilim kek bir-iki parça böreğin de beslenme çantasına konulabileceğini söyleyen Bıçakçı, “Patates salatası ya da pirinç pilavı gibi besinler beslenme çantasında yer almamalı. Çünkü bu tür besinlerin oda sıcaklığında bekletilmesi sağlıklı değildir.” diyor.

  • Çocuğa Yemek Yedirmenin Zorluklarıyla Nasıl Başa Çıkarım?

    Bazı çocuklar her şeyi yer. Bu şekilde davranmalarının nedeni bence doğal yapılarıdır. Diğer bir neden ise bazı anne babaların yemek konusunu mesele haline getirmemeleridir. Çocuğunuzun yemek sorunu yaşamaması için yemek vakitlerinin önemini unutmayın. Bırakın çocuğunuz kendi kendine yemek yesin. Masadaki yemekleri ağızlarına alabildikleri sürece buna karışmayın. Ayrıca çocuklarınıza sağlıklı yiyecekler sunun, böylece ne tercih ederlerse etsinler sağlıklı yiyecekler yemiş olurlar. Unutmayın, tercihler aynı besin grubu içinden yapılmalıdır: elma ya da armut, taze fasulye ya da bezelye, yoğurt ya da peynir gibi.

    Birçok anne babanın yaptığı hatayı yapmaktan kaçının: Yemekten önce çocuklarının çok fazla su içmelerine izin vermeyin, çünkü yemek vakti geldiğinde çocuk açlık hissetmediğinden bir şey yemez.

     

    Beslenme uzmanlarına göre dengeli beslenme için herkesin ihtiyacı olan yiyecekler şunlardır:

    • Her gün yemekte A vitamini içeren en azından bir sebze ya da meyve bulundurun. Örneğin kayısı, kavun, havuç, ıspanak ya da yer elması.
    • Her gün en azından C vitamini içeren bir sebze ya da meyve yiyin. Örneğin portakal, greyfurt ya da domates. Bu tavsiyemiz elbette bir yaşından büyükler için geçerlidir.
    • Her gün en azından bir kez enerji veren yiyecekler yiyin. Örneğin elma, muz, incir erik, armut, çilek, bezelye, ıspanak ya da patates.
    • Her hafta en azından birkaç turpgiller yiyin. Örneğin brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası ya da kabak.

    Bu listeye göre ne kadar sağlıklı besleniyorsunuz? Gülmeyi kesin, bu diyeti uygulamanın kolay olmadığını biliyorum, özellikle de çocuğunuz hızlı bir şekilde büyüyüp bir şey yemezken. Ayrıca her gün beş kez ailenize sebze ve meyve yedirmek zorunda olduğunuzu da unutmayın. Bu da kolay değildir. Bu yiyecekler her gün yiyemiyorsanız en azından her iki günde bir yemeye çalışın. Her iki günde bir yemek hiç yememekten çok daha iyidir.

  • Çocuklarda Ayak Üstü Atıştırma …

    Bu sözü çocuğu biraz büyüyen hemen her anne duymuştur. Kurulu bir sofra düzeninden ziyade ekmek arasına konmuş olan yiyeceği tercih eden bu çocuklar, genellikle yemek ihtiyaçlarını bu şekilde giderebildiklerinden sofra düzenine gereksiz gözüyle bakarlar. Bu tarz çocukların dışarıda daha ziyade fast-food yemekleri tercih ettikleri görülür. Sürekli ekmek arası tercihi çocuk için sakıncalıdır. Çünkü çocuk öncelikle iştahı kapanacağından veya karnı doyacağından ailesi ile sofraya oturmak istemez. Ayrıca bu durum fizyolojik olarak da sakıncalıdır ve çocuğun sağlıklı büyümesine engel teşkil eder.

    Bu şekilde çocuk zamanla aile ile birlikteliği sağlayan temel unsurlardan olan yemek düzeninden uzaklaştığından, aile sıcaklığını hissedemeyebilir. Ailenin bütünlük anlayışından zamanla uzaklaşabilir. Sağlıksız büyüyen bu çocukları bu davranışlarından vazgeçirebilmek için; bu isteklerine cevap verme işlemini gitgide azaltmalıyız ve zamal}la da tamamen ortadan kaldırmalıyız. Bunun dışında ailenin birlikte olabildiği hemen her sofrada, çocuğun beğenerek yediği bir yemeğin bulunması istifadeli olabilir. Ayrıca yemek sofrasında tartışmaların olmamasına ve ortamın eğlenceli olmasına dikkat edildiği takdirde çocuk zamanla ayakta atıştırmak yerine ailesi ile birlikte sofraya oturmayı tercih edecektir.

  • Hamilelikte Anoreksiyon (Yemek Bozukluğu)

    Hamilelik, neslin devamında önemli bir evredir. Bu evreyi tamamlayan annelerin fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı nesiller yetiştirmesi için beslenmesine ayrıca özen göstermesi gerekmektedir.

    Hamilelikte beslenmenin amaçları, annenin kendi fizyolojik gereksinimlerini karşılayarak vücudundaki besin yedeğini dengede tutmak ve bebeğin normal büyümesi için gereken enerji ve besin öğelerini tam olarak karşılamaktır. Gebelerin besin gereksinmelerini karşılaması, bebeğin sağlıklı büyümesi kadar anne sağlığı için de önemlidir. Erken yaşta gebe kalan kadın henüz kendi gereksinimini karşılamamıştır bu nedenle hamilelikte ihtiyaçların karşılanması erken yaşta gebe kalan anneler için daha önemlidir.

    İngiltere’de yapılan bir araştırmada ,konjenital bozuklukla doğan bebeklerin annelerinin %65’inde folik asit yetersizliği belirtileri görülmüştür. Normal doğan bebeklerin annelerinde ancak %17’sinde bu tip eksiklikler görülmüştür. Başka bir araştırmada ise A vitamini yönünden yetersiz beslenen gebe kadınların bebekleri doğduktan sonra dengeli beslenme sağlanmadığı takdirde, bu çocukların A vitamini yetersizliği hastalıklarına daha kolay yakalandıkları görülmüştür. Hamile kadının diyetinde iyotun yetersiz oluşu, “Kretenizm” denilen beyin özürlü çocuğun doğumuna yol açmaktadır. Gebelikte beslenme ile beyin gelişimi arasında da azımsanmayacak bir bağ vardır. Yetersiz beslenen gebe kadınlardan doğan prematüre sayısı , normal beslenenlerden daha çok olmaktadır.

    Yeterli ve dengeli beslenen kadınlardan doğan çocukların %94’ünün sağlık durumunun iyi,%3’ünün orta ve %3’ünün de kötü olduğu görülmüştür. Yetersiz beslenme kadınlardan doğan çocukların ise %67’sinin kötü,%25’inin orta ve %8’inin iyi sağlık koşullarında olduğu saptanmıştır. Bütün bu araştırmalara göre gebelikte yetersiz ve dengesiz beslenen kadınların bebeklerinde ölü doğumların, prematüre ve konjenital bozukluklarla doğanların, doğumda kötü sağlık koşullarında olan bebeklerin sayısı yeterli ve dengeli beslenenlerden daha çoktur. Annenin de ihtiyaçlarını karşılaması oldukça önemlidir, metabolizma gereği ihtiyaçların karşılanma önceliği bebeğe aittir. ihtiyaçlarını karşılayamayan annelerde sıklıkla anemi, diş çürüklüğü ostemoalasia gibi hastalıklar görülür.