Diyet

  • Her Çocuk Her Şeyi Yemiyor Olabilir Mi ?

    Geçen sene bu zamanlar… Kızımız biraz ötemizde bir çocuk parkında bir arkadaşıyla oynarken biz az ötede bir cafede oturuyoruz… Derken gözümüzden bir anlık olsa da kayboluyor veletler… Üstelik gece, anlık bir panik yaşanıyor, birimiz hemen fırlıyor parka doğru… Nerede bu veletler?

    İki dakika sonra anneler arkada, iki velet önlerinde masamızın yanında bitivermişlerdi. Veletlerin yüzündeki kocaman mutluluk ifadesi görülmeye değer, anneler şaşkın, kızsan kızamaz, engellesen engelleyemez bir haldeler… Çocukların ellerinde iki kocaman çikolata kutusu, hayatlarında ilk kez yedikleri karamel ve çikolata kaplı gofretten topçukların tadını çıkarıyorlar ve yüzlerindeki keyif öyle zirvede ki, artık yapılacak hiçbir şey yok…

    Nerden mi bulmuşlar… Bir marketten alışveriş yapmış halde elinde poşetlerle parkta dinlenme molası vermiş bir kadından… Üstelik hikâyeye göre yüzsüzce istemişler de kadına yaklaşıp. Memleketimizin güzel insanlarının bir refleks tepkisi de bu zaten, çocuk = çikolata, çocuk = canı çeker, çocuk = kırılmaz… Ve o çocuk(lar) ki hayatlarında hiç yemedikleri şeyleri işte hep bu şekilde tadarlar…

    (Yanlış anlaşılmasın, verilmesin, yemesinler filan da demiyorum, sonra geri gelirim ama bu noktaya)

    Anneanne, babaanne, dede vb ziyaretlerindeki duruma hiç değinmeye gerek yok malum. Siz ne yaparsanız yapın onların dokunulmazlık kalkanı -ya da görünmezlik pelerini- vardır malum. İnce çizgilerle mücadele etmeniz gerekir, siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın dede faktörü yine kulak arkasından çikolata çıkartır, hokus pokus yapar, gizli işler çevirir, kendilerini kırma ya da üzme pahasına araya girdiğiniz olsa da siz farkında olmadan yine by-pass edilirsiniz bir ara… Ruhunuz bile duymaz üstelik…

  • Boy Uzatma Formulü Yeşil Yapraklı Sebzelerde !

    Boy uzamasına genetik faktörler kadar çevresel faktörler de etki eder. Bu çevresel faktörlerin başında ise beslenme yer alır. Uzman Diyetisyen Yeşim İşgüzar, sağlıklı boy uzaması için çocukların gelişme döneminde neler tüketmeleri gerektiğini sıraladı ve bu konuda ebeveynlere çeşitli önerilerde bulundu.

    Kalsiyum ve fosforun kemik gelişimini olumlu etkilemesi için günde 2 su bardağı kadar süt veya süt ürünü tüketmesini sağlayın.
    Çocukluk çağından itibaren beslenmesine bitkisel kalsiyum kaynağı olan maydanoz, taze nane, semizotu gibi yeşil yapraklı sebzeleri mutlaka ekleyin.
    Boy uzamasında yeterli protein tüketimi önemli olduğundan günde 120 gram (4 porsiyon et ya da tavuk) eti mutlaka günlük diyetine ekleyin.
    Kemik gelişimi ve büyüme hormonuna olumlu etkisi bulunan, omega-3 yönünden oldukça zengin bir besin olan balığı haftada 2 kez tüketmesine özen gösterin. Balık yemeyen bir çocuğunuz varsa hekim kontrolünde tablet olarak balık yağı temin edebilirsiniz.
    Et tüketmeyi sevmeyen çocukların günlük protein alımını sağlayabilmek için diyetlerine her gün 1 porsiyon kuru baklagil yemeği ekleyin.
    Çinko, büyüme ve gelişmede etkili olan çeşitli hormonların çalışması için gerekli bir mineraldir. Günlük olarak alınan bir avuç kabuklu tohum (fındık, fıstık, ceviz vb.), vücutta çinko kaynağı olarak kullanılır.
    Balık yağı, deniz ürünleri ya da içerisine D vitamini eklenmiş süt ürünlerini tüketmesini, aynı zamanda yeterli güneş ışığı almasını sağlayın.
    Yeterli B12 vitamini de boy uzamasına etki eden bir unsurdur ve besinsel kaynağı yalnızca kırmızı ettir. Yeterli miktarda kırmızı et tüketimi bu ihtiyacı karşılayacaktır.
    Gerekli vitamin ve mineral alımı için günlük 5 porsiyon çiğ sebze ve meyveye mutlaka diyetlerinde yer verin.

  • Çocuklar Hangi Yaşta Ne Kadar Protein Tüketmeli

    Tüm bu sorunların önüne geçmek ve sık hastalanmalarını engellemek için çocuğunuza yeterli protein takviyesi yapmak gerekir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dicle İnanç, çocuklarda protein ve kalsiyum eksikliğinin neden olabileceği hastalıklar hakkında bilgi verdi ve yaşa göre günlük almaları gereken protein miktarları hakkında ebeveynleri bilgilendirdi.

    Çocuklukların ileri ki dönemlerde de yaşam kalitesini ve sağlığını bozabilecek bu eksikliklere karşı erken yaşlarda önlem alınması gerekmektedir.

    Çocuklarınıza süt ve süt ürünlerini sevdirin 

    Kemik yapısı için en önemli mineral olan kalsiyum, çocuk gelişiminin temel yapı taşlarından biridir. Yaşamın ilk yıllarında anne sütü ile alınan kalsiyum çocuklarda sağlıklı kemik gelişimini sağlarken, ileriki yaşlarda risk oluşturabilecek osteoporoz yani kemik erimesinden korumaktadır. Ergenlik öncesi dönemde çocukların kalsiyum gereksinimlerinin günde 800 mg olduğu düşünülmektedir. Bu ihtiyacı karşılamak için; çocuklara erken dönemde en önemli kalsiyum kaynağı olan süt ve süt ürünlerinin olduğu beslenme alışkanlıklarının kazandırılması çok önemlidir.

    Kemik sağlığı için çocuk yaşta düzenli fiziksel aktivite şart 

    Çocukluk dönemindeki kemik sağlığının korunması için başta bebeklik dönemi olmak üzere yaşam boyu D vitamini alınması, gebelerin D vitamini depolarının yeterli olması, özellikle adolesana yakın ve adolesan (9-18) yaş gurubunda, hem kalsiyum alımının 1200-1500 mg/gün düzeyinde olmasının sağlanması hem de düzenli fiziksel aktivite yapılması gerekmektedir. Bu amaçla okul programlarında kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri ile beslenmenin vurgulanması ve spor derslerinde atlama, sıçrama, koşma, jimnastik hareketleri gibi aktivitelere daha fazla yer verilmesi gereklidir.

  • Çocuğum Yemek Seçiyor!

    Çocuğun yemek seçme davranışı, gerek yetişkinler ve gerekse çocuklar için ciddi bir sorundur. Bu sorunun çocuklarda var olmasının en büyük nedeni çevrelerindeki yetişkinlerdir. Çocuklar, gözlemleyerek öğrenirler. Yemek seçme davranışını modelleyen çocuklar, aynı davranışı benimser ve zamanla da bunu kalıplaşmış davranışa dönüştürürler. Bu modellemeyi yapmak için yemek seçen kişinin evden biri olması gerekmez. Çocuk herhangi birini, herhangi bir yiyeceği reddederken görmüşse, bu reddedişi benimseyebilir. Tabü her yemek seçen çocuk birilerini modellemiştir, denemez.

    Çocuğun damak lezzeti herhangi bir yemeği istemezse ve ebeveyn çocuğun o yemeğe olan isteksizliğine onay verirse de yemek seçme davranışı başlayabilir. Yine o yemekle ilgili yaşadığı negatif deneyim de çocuğu yemek seçmeye itebilir. Sebep ne olursa olsun, çözüm; çocuğu seçtiği yemeğe karşı zorlamak olmamalıdır. Ebeveynler tarafından yapılan en yaygın hata çocuğu tehdit ederek (yemezsen hemen uyursun veya yemezsen sokağa çıkamazsın gibi) sevmediği yemeği yedirmeleridir. Çocuk zaten o yemeğe karşı negatif duygular beslediği için yemeği yemiyordur, tehditler ile çocuklardaki bu negatif duygular artırılmaktadır. Aynca çocuk sevmediği bir yemeği zaten çok fazla yiyemez. Bu konuda da empati yapılmalı ve anlayış gösterilmelidir.

  • Bunu Yapan Çocuklar Daha Zeki!

    Yapılan bir araştırmada, düzenli kahvaltı yapan çocukların daha zeki olduğu belirlendi.

    ABD’nin Pennsylvania Üniversitesi’nden bilim adamları, Çin’de 6 yaşındaki 1269 çocuğun IQ seviyesini ve düzenli kahvaltı yapıp yapmadıklarını inceledi.

    Kahvaltı yapmayan çocukların, her zaman ya da çoğu zaman kahvaltı yapanlara göre, konuşma becerisinin 5,58, başarı düzeyinin 2,50 ve IQ seviyesinin 4,6 puan düşük olduğu görüldü.

    Araştırmaya imza atanlardan Cianghong Liu, çocukluk döneminin beslenme alışkanlığı ve yaşam tarzının belirlenmeye başladığı kritik bir dönem olduğunu ve uzun vadede sağlığı etkilediğini vurguladı.

    6 yaşında çocuğun bilişsel becerisinin hızla geliştiğini belirten bilim adamları, kahvaltının beslenme ve sosyal etkilerinin önemli rol oynadığına, gece aç kaldıktan sonra kahvaltının beyin için “benzin” niteliği taşıdığına dikkati çekti.

    Kahvaltıda ebeveynlerle iletişimin de beynin gelişimini etkilediğini, sohbetler sayesinde çocuğun kelime haznesi, genel kültürü ve anlama gücünün geliştiği kaydedildi.

  • Bazı Çocuklar Acıkmıyor!

    Geçenlerde sitemizin çocuk parkında bir anne, 7 yaşındaki kızının peşinden elinde çatalla koşturuyor, bir yandan meyvesini yediriyor, bir yandan da söyleniyordu: “Bana bunu yaptırdığına inanamıyorum! Bebek gibisin! Şu haline bak!..”

    Kızıysa annesinin haline gülerken meyveleri götürüyordu. Arkadaşlarının onunla alay etmesi bile onu rahatsız etmiyordu. Annesinin elinden yemekten oldukça memnun görünüyordu.

    Sonrasında anne yanıma oturdu. Dertleştik. Ben ona yardımcımızın izinde, kocamın iş gezisinde olduğunu anlattım. Birkaç gündür çocuklarla yalnız ne kadar zorlandığımı söyledim. O da bana kızının yeme sorunundan bahsetti. “Hiç acıktım demez. Ben peşinden koşmasam bütün gün bir şey yemez, içmez. Sağlıksız değil aslında, ama ona kalsa hiçbir şey yemeyecek” diye dert yandı.

    Bana tanıdık geldi bu anlattıkları. Ben çocuğunun peşinden fiziksel olarak koşan bir anne olmasam da, yemek boyunca defalarca “hatırlatmak” zorunda kalan bir anneyim. Bu “hatırlatmalar” yemeğin sonuna doğru “tehditler”e dönüşebiliyor. Ve en nihayetinde tatsız bir şekilde sonlanabiliyor aile yemeğimiz. Neden? Çünkü biz “Hadi” demesek, “Ye” demesek yemiyor kendisi. Bıraksak herhalde saatlerce oturacak sofrada.

    İştah konusunda birbirinden çok farklı iki çocuk sahibi bir anne olarak, artık bazı çocukların yemeğe daha düşkün olduklarını anlamış bulunuyorum. Biri beş, biri bir buçuk yaşındaki çocuklarımın damak zevkleri, tercihleri, yeniliğe açıklıkları birbirinden o kadar farklı ki…

    Önümüzdeki Kasım ayında anneliğimin beşinci senesini dolduracağım. Deniz oğlumun bana gelip de “Anne, benim karnım acıktı” dediği herhalde beş kere ya vardır, ya yoktur.

  • Her Yemek Yemeyen Çocuk İştahsız Değildir

    Çocuklar pek çok yemeği reddediyor ya da yemek seçiyor olabilir. Çocuğun yemek yememesinin nedeni tadını beğenmemesi olabileceği gibi altında çok ciddi problemler de yatıyor olabilir. “Yemek seçtiğini sandığınız çocuk, aslında gerçekten yemeği yiyemiyor yani yutma bozukluğu yaşıyor olabilir” diyen Dil-Konuşma Patoloğu ve Yutma Bozuklukları Uzmanı Gayem Köprücü, aileleri uyarıyor.

    Yutma bozukluğu olan çocukların belirtileri

    Bebek çok sık kusuyor ve yediklerinin çok azını midesine gönderiyorsa o zaman birtakım şeylerden şüphelenilir. Çok küçük çocukların yemek yerken vücudu kasılır. Yutamadığı için değişik kıvamdaki yiyecekleri reddeder. Örneğin çocuk, içinde pirinç olan çorbalar gibi iki farklı kıvamın bir arada olduğu yiyeceklerle zorluk yaşıyor olabilir, çiğneme ve yutma süresi uzadığı için beslenme zamanı uzayabilir, lokmalar ağız kenarından dökülebilir, beslenirken öksürük ve öğürme oluşabilir, doğru nefes alıp vermekte zorlanabilir. Besleme sonrasında çocuğun çıkardığı sesler ıslak ve hışırtılı değil, temiz ve net olmalıdır. Besleme sırasında daha dik pozisyonda olan çocuk, beslemenin hemen ardından yatay pozisyona getirilirse ağızda birikenler nefes borusuna akabilir ve çocuk bunu hissedip öksürerek temizleyemeyen bir durumda ise akciğer tehdit altına girer. Yani bizler öksürüğün kuvvetli ve yerinde olmasını olumlu değerlendiririz ancak fazla sayıda öksürük de sorunlara işaret edebilir. Bütün bunların sonucu olarak çocuk kilo alamaz, büyümesi yavaşlar.

    Tanı nasıl konuluyor?

    Bir dil ve konuşma patoloğu, çocuğun beslenme ve yutmasını değerlendirmek üzere gerekli testleri yapar, mümkün olan tedaviyi planlayıp uygular. Öncelikle çocuğun medikal hikayesi, gelişimi ve semptomları incelenir. Yutma işleminde kullanılan kasların kuvveti ve eklemlerin hareket kabiliyeti, çocuğun yeme-içme sırasındaki duruşu ve davranışı gözlenir. Yutmayı değerlendirebilmek için bazı özel testler uygulamak gerekebilir. Bu değerlendirmeyi “Fiberoptik Endoskopik Yutma Testi” şeklinde poliklinikte yapmak, ihtiyaç halinde ise “Modifiye Barumlu Yutma Testi – Videofloroskopi” adı verilen radyolojik bir inceleme yöntemi ile yapmak mümkün.

  • Çocuklar Neden Sebze Sevmiyor?

    Bu günlerde çocuklarımız sebze yemekten fazlasıyla kaçınır oldu.Gösterilen bütün gayretlere rağmen sebze yemeyen çocuklar çağımızın sorunlarından biri.

    Çocukların sebze yemeyi sevmemesinin nedeninin hayatta kalma içgüdüsü olabileceği bildirildi.

    Yale Üniversitesi’nden Dr. Annie Wertz ve Dr. Karen Wynn’in yaptığı araştırma, zehirlenme ihtimaline karşı çocukların genetik olarak yeşilliklerden kaçınmaya programlı olabileceğini gösterdi.

    8-18 aylık çocukların önüne 2 bitki, 2 yapay bitki ve 2 başka nesne koyan bilim adamları, çocukların dikkati çekici biçimde bitkilere dokunmaktan kaçındığını gördü. Araştırmacılar, deneylerde, çocukların bitkilere dokunmak yerine, plastik ya da metal nesnelerle oynamayı tercih ettiğini belirtti.

    Çocukların doğuştan, zarar vermesini ya da zehirlemesini önlemek için çiçek ya da bitkilerden kaçınmaya programlı olduğuna inanan bilim adamları, bu kaçınma davranışının çocukları tehlikeden koruduğunu vurguladı.

    Bilim adamları, bunun, çocukların bitkilerden korktuğu anlamına gelmediğine de dikkati çekti.

  • Çocuğun Şişmanlamasını Nasıl Önlersiniz?

    Dünyadaki en değerli varlıklarımızın, çocuklarımızın, daha sağlıklı daha mutlu daha başarılı olması hepimizin en büyük isteklerinden biridir. Çocuğumuzun akademik başarısını, sosyal başarısını hayata karşı oluşturabileceği olumlu tutumunu sağlayabilmek ve kendine güvenli çocuklar yetiştirebilmek çocuğun vücut algısının ve beslenme alışkanlıklarının doğru oluşturulmasından geçiyor büyük oranda.

    Çok yiyen daha mı çabuk büyür?

    Ancak biz anneler çocuklarımız büyürken hep yemek yemelerine takılıyoruz. Çocuklara hep daha fazla yemeği yedirebilmek için yarışa giriyoruz. Aklımızda, çok yiyen çocuk daha güzel gelişir gibi yanlış bir inanış var. Biz böyle davranarak aslında bebekliğinden başlayarak çocuğumuza yanlış bir yeme şekli oluşturduğumuzu fark etmiyoruz bile. Bizim bu yedirme gayretlerimiz sonucunda bir de bakıyoruz ki, çocuğumuz kilo problemi yaşamaya başlıyor.

    Çocuklarda tıkanırcasına yeme alışkanlığı

    Ne yazık ki, günümüzde artık çok yiyen çocuklar daha büyük sorun oluşturmaya başladı. Artık az yiyen çocuklardan daha çok, çok yiyen çocuklarla karşılaşıyoruz. Çocukluk çağı şişmanlığı da çığ gibi büyümeye başladı.

    Şişman çocuklarda yeme davranışını incelediğimizde genelde “binge eating” dediğimiz abartılı, tıkanırcasına yemeyi görüyoruz. Yani çocuk hiç düşünmeden gördüğü her yiyeceği tuzlu, ekşi, tatlı ayırt etmeden üst-üste yiyebiliyor. Mesela bir bakıyorsunuz ballı krep yerken üzerine hemen bir kase çorba içebiliyor, onun üzerine de bir bakıyorsunuz bir paket cips yiyebiliyor. Çocuk doysa bile bunu fark etmeden sürekli yemeye devam ediyor.

  • Artık Yemeğimi Kendim Yiyebilirim

    Ebeveynlerin bazıları titizliklerinden, bazıları ise “çocuğum aç kalır” düşüncesinden dolayı çocuklarına hep kendileri yemek yedirirler. Çocuğunuzun eline erken yaşlarda kaşık vermek, ona olan güveninizin ilk adımlarıdır. Duyulan bu güven zamanla çocuğunuzdaki özgüvenin de başlangıcı olabilir. Çocuğa 1 yaşından sonra, gerek oyun amaçlı gerekse yemek yemek amaçlı kaşık verilebilir. Özellikle de 2 yaşından sonra kendi başına yemek yiyebileceği ortamlar oluşturmak gerekir. Bu yaklaşım, çocukta özgüveni oluşturduğu gibi küçük kas gelişimini destekleyecek çocuğun yemek yeme işleminden zevk almasını sağlayacaktır. 2 yaşında anne-babanın yemek yeme hususunda seyrek de olsa bazı yardımları olabilir. 3 yaşından itibaren bu sorumluluk tamamen çocuğa verilmelidir. Bundan sonrada ebeveyn mükemmeliyetçi bakış açısından sıyrılıp, çocuğun zaman zaman dağınık yemek yemesini göze almalıdır ki çocuk, yemek yeme sorumluluğunu üstlenmekten kaçınmasın.

    Sen Yemezsen Kardeşin Yer!

    Çocuğun karnını doyurmak uğruna çok masumane söylenmiş bu cümlecik, beraberinde birçok sorunu getirir. Çocuğunun yemek yeme problemi olduğunu düşünen hemen her anne, çocuğu özendirmek amaçlı bu ve benzeri cümleleri sarf eder. Günümüzde görülen birçok şişmanlık probleminin kökeninde bu cümle yatmaktadır. Şişmanlık bu tarz cümlelerin görünebilen zararıdır. Bunun dışında yaşanması en muhtemel sorun, kardeşler arası kıskançllık ve rekabet sorunudur. Bu tarz yaklaşımlar sonucu, çocuklar genellikle yükselmek için kardeşlerini ve kendilerine rakip sunulan kim ise o bireyi çıta olarak kullanırlar. Bu kıskançlık çocuğu yıpratır. Aynca çocuk başarı olgusunu kardeşine bağlar, bu da çocuğun kişilik gelişimini ve güven duygusunu zedeler. Bütün bu sorunların temelinde aynı cümleciği görmemiz mümkün. Bu sebeple motive amaçlı bile olsa kardeşleri birbirlerine rakip göstermemeliyiz.