Bebek Sağlığı ve Aşılar

  • Bebek Ve Yaz Ayları: Sivrisinek Sokmalarına Dikkat!

    Yaz aylarının korkulu rüyası sivrisinekler, alerjisi olanlar için hayatı kâbusa dönüştürüyor. Problemi yaratan dişi sivrisinekler, yumurtalarını beslemek için kan emiyor, ağızlarındaki protein içerikli salyalarını ısırdıkları deriye aktarıyor ve alerjik reaksiyon oluşturuyor.

    Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak; sivrisineğin insanları ısırdığında ciltte 3 – 5 mm boyutlarında kızarıklık ve kaşıntılı kabarıklar oluşturduğunu söylüyor. Aynı sivrisinek ısırığına maruz kalındığı sürece reaksiyonların şiddetinin azaldığını belirtiyor. Özellikle sivrisinek alerjisi denildiğinde ise tek tek ısırık reaksiyonlarından daha çok, bir kolun, göz kapağın veya ayağın tümüyle şişmesinden söz konusu olduğuna dikkat çekiyor. Büyük bir alanda şişme görülmesine rağmen, sivrisinek ısırığının olduğu alana ait bir tepkime olduğunu ve bütün vücudu etkilemediğini söylüyor. Prof. Dr. Tabak; çok nadir olarak görülse bile, tüm vücudu etkileyen anjiyo ödem veya anafilaksi gibi ani alerjik tepki oluşan durumlarda hayati tehlike yaratabildiğinin altını çiziyor. Bu anormal reaksiyonun tıp dilinde adının “Skeeter Sendromu” olarak adlandırıldığını sözlerine ekliyor.

    Çocuklar İçin Çok Önemli

    Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak; sivrisinekle yeni tanışan çocukların, henüz bu proteine alışmamış bağışıklık sistemleri olduğu için yaşanılan reaksiyonların, genellikle daha büyük olduğuna dikkat çekiyor. Alışık olunmayan bir çevrede farklı bir tür sivrisinek ısırığına maruz kalınırsa daha ileri yaşlarda da reaksiyonun aniden boyut değiştirebileceğini belirtiyor.

    Sivrisinek Alerjisinin Tedavisi İçin;

    Prof. Dr. Yonca Tabak; sivrisinek alerjisinin tedavisinin önce korunmakla başladığına değiniyor. Sivrisineklerin çok olduğu bataklık veya uzun çalılık arazilerinden uzak durulmasını, bu tip alanlarda uzun kollu ve bacakları kapatan kıyafetlerin tercih edilmesini, sivrisineklere yaşam alanı yaratacak su birikintilerinin kurutulmasını tavsiye ediyor. Sivrisineklerin vücut kokusuna geldiğini bu sebeple akşam saatlerinde terleme ile sonuçlanan aktivitelerden kaçınılması gerektiğini söylüyor. Sineklerden kaçınmanın mümkün olmadığı durumlarda, bebeklerde 2 aylıktan itibaren % 10 – 30 oranında DEET içeren sivrisinek kovucu ilaçların kullanılmasını öneriyor ve çok ağır reaksiyonlarda haricen sürülebilen kortizonlu kremler ve ağızdan alınan alerji ilaçlarının kullanılmasını tavsiye ediyor.

  • Bebeğinizin Aşıları Ve Yan Etki Riskleri

    Hepatit B Aşısı

    Aşıdan sonra reaksiyon görülmesi nadirdir. En sık görülen reaksiyonlar; aşı yerinde kızarıklık , şişlik, huysuzluk, yorgunluk, ateş, ağlama, kusma,
    ishal ve uykusuzluktur. Ateş, ağrı ve huzurluk için ağrı kesici, ateş düşürücü verilebilir. Oluşabilecek diğer yan etkiler doktora bildirilmelidir.

    Karma Aşı ( Difteri, Boğmaca, Tetanoz, Çocuk felci + Menenjit )

    Aşı sonrası reaksiyon diğer aşılara oranla daha sık görülür. Aşı sonrası ilk üç gün içerisinde ateş, ağrı, huzursuzluk, ağlama, aşı yerinde kızarıklık, şişlik, sertlik oluşabilir. Aşı sonrası bir ya da iki gün ağrı kesici kullanılması, ateş veya ağrı şikayetini azaltır.Aşı yerinde oluşan sertlik ve şişliğe lokal olarak kolonya pansumanı yapılması ( günde 1-2 kez 10 dakika ) yararlı olabilir. Oluşabilecek diğer yan etkileri doktora bildirmek gereklidir. Karma aşının yan etkileri azaltılmış, ateş yapmayan şekli vardır.

    BCG ( Verem ) Aşısı

    Aşı sonrası reaksiyon görülmesi nadirdir. En sık görülen reaksiyon aşı yapılan bölgede ilk günlerde oluşan kızarıklıktır. Aşı yapıldıktan sonra yaklaşık 4-6 hafta sonra aşı yapılan bölgede kızarıklık, sertlik, kabarıklık ve akıntı olabilir. Bunun yanında aşının yapıldığı taraftaki koltuk altında beze gelişebilir. Olabilecek diğer yan etkileri doktora bildirmek gerekir.

    Kızamık Aşısı

    Aşı sonrası reaksiyon görülmesi nadirdir. Aşıdan 5-12 gün sonra ateş, hapşırık, burun akıntısı, deri döküntüsü görülebilir. Ateş olduğunda ağrı kesici ve ateş düşürücü verilebilir. Oluşabilecek diğer yan etkileri bildirmek gereklidir.

    Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak

    Aşı sonrası reaksiyon görülmesi nadirdir. Aşıdan sonra oluşabilecek reaksiyonlar 5 gün sonra ortaya çıkar. Bunlar; ateş, burun akıntısı, hapşırık, kırmızı-pembe renkli döküntülerdir. Ateş olduğunda ağrı kesici ve ateş düşürücü verilebilir. Oluşabilecek diğer yan etkileri doktora bildirmek gereklidir.

  • Bebeklerde Aşı Aldatmacası

    Kanlı Eller
    50’li yılların başında Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanmakta olan dört aşı vardı; difteri, tetanos, boğmaca ve çiçek aşısı. Çocuklar iki yaşına gelene kadar bu dört aşıdan her vizitede üç aşıyı geçmeyecek şekilde toplam on üç doz aşılanıyorlardı.
    80’lerin ortalarına gelindiğinde aşıların sayısı yediye çıktı; difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve çocuk felci. Çocuklar iki yaşına gelene kadar bu yedi aşıdan her vizitede dört aşıyı geçmeyecek şekilde on beş doz aşılanmaya başladılar.
    80’lerin ortasından beri bu listeye yeni aşılar ilave edildi.
    Günümüzde çocuklar iki yaşına kadar bir vizitede sekiz aşıya kadar olacak şekilde on dört farklı aşıdan toplam otuz yedi doz aşılanıyorlar!
    Amerika’da dünyanın tüm ülkelerinden daha fazla aşı öneriliyor. CDC (Centers for Disease Control and Prevention – Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) altı yaşına kadar on dört aşıdan kırk sekiz doz, on sekiz yaşına kadarsa on altı aşıdan altmış dokuz doz aşı öneriyor. CDC ayrıca altı aylıktan ölünceye kadar her yıl grip aşısı yaptırılmasını da tavsiye ediyor.
    Çocuklarımıza ve yetişkinlerimize önerilen aşıların sayısındaki bu dramatik artış nereden kaynaklanıyor?
    Kaliforniya’da ortaya çıkan ve basın tarafından aşırı derecede abartılan boğmaca salgını gibi ender olarak görülen mahalli salgınlar haricinde aşılama listesine dâhil edilmiş hastalıklar, yirmi birinci yüzyılın Amerika’sında oldukça istikrarlı seyrediyor.
    The Vaccine Book (Aşı Kitabı) yazarı Dr. Robert Sears’e göre ABD’de 2007 yılında aşılama listesine dâhil edilmiş hastalıkların çocukluk döneminde ortaya çıkış sıklıkları şöyle:

    Pnömokok – yılda yaklaşık on bin vaka
    Difteri – yılda beş vaka, bazı yıllar hiç vaka yok
    Tetanos – beş yaşın altındaki çocuklarda yılda bir vaka
    Boğmaca – yılda yaklaşık on bin vaka
    Hepatit B – bir yaşındakilerde otuz, bir ila beş yaş arasındakilerde otuz vaka
    Rotavirus – beş yüz bin vaka, elli bin hastaneye sevk, yirmi ila yetmiş ölüm vakası
    Çocuk felci – 1985’ten beri hiç vaka yok
    Kızamık – yılda elli ila yüz vaka
    Kızamıkçık – yılda iki yüz elli vaka
    Kabakulak – yılda iki yüz elli vaka
    Suçiçeği – yılda elli bin vaka
    Hepatit A – çoğunlukla beş ila on dört yaş arası çocuklarda olmak üzere yılda on bin vaka
    Grip – milyonlarca vaka
    Menenjit – yılda yaklaşık üç bin vaka
    Ara sıra ortaya çıkan mahalli salgınlar üzerine genellikle olabildiğince çok korku yaymak amacıyla tasarlanmış basın haberleri ABD’deki çocuk hastalıklarıyla ilgili gerçekleri destekleyen ve kolayca ulaşılabilen istatistiklerle hemen hiç uyumlu olmuyor.
    ABD’deki ciddi bulaşıcı çocuk hastalıklarının sıklığının azalmasındaki sebep aşıyı savunanların iddia ettiği gibi sadece aşıların yaygın kullanımından mı, yoksa genel sağlık, bakım hizmetleri ve yaşam şartlarındaki iyileşmeden mi kaynaklanıyor?
    Acaba hâlihazırda çocuklarına ABD’ye göre çok daha az dozlarda aşı veren diğer birinci dünya ülkeleri bulaşıcı hastalıklarda benzer azalmayı yaşam şartlarındaki iyileşmeye mi borçlular?
    Dünya üzerinde çocuklarına en yüksek oranda aşı uygulayan ABD dünyadaki en sağlıklı çocuklara mı sahip?
    Bu soruları daha iyi cevaplayabilmek için ABD’de çocukların sağlığına bir bütün olarak bakmamız gerekiyor.
    Daha Çok Aşılamayla Daha İyi Sağlığa Kavuştuk mu?
    Maalesef ABD’de özellikle sağlıkla ilgili hemen her şeyde olduğu gibi fazla olanın iyi olduğu şeklinde yanlış bir kanaat var. Bunu eczanelerde “maksimum güç” etiketiyle pazarlanmakta olan ürünlerde tekrar tekrar görebilirsiniz. Amerikalıların az iyiyse; çok, çok daha iyi olmalı şeklinde saplantılı bir kanaatleri olduğu söylenebilir.
    Peki bu haklı bir kanaat mi? Pek çokları tarafından en güvenli ilaç olarak değerlendirilen aspirini ele alalım. İki tane aspirin alırsanız baş ağrınız geçebilir. Ama on tane alırsanız ciddi sorunlar yaşayabilirsiniz. Elli aspirin içecekseniz yakında bir hastane olsa sizin için çok iyi olur!
    Soru şöyle sorulmalı: Son otuz yılda aşırı derecede artan aşılama sayısı çocukların daha sağlıklı olmasına mı, yoksa daha hasta olmasına mı yol açtı?
    Giderek artan miktarda kanıt gösteriyor ki çocuklara yapılan ve sayısı aşırı derecede artan aşılar, aşı üreticilerini zengin ederken çocukları da sağlıksızlaştırıyor. İstatistikler çocukların giderek daha çok hastalandığını gösteriyor.
    Son otuz yılda Amerikalı çocukların aldığı aşı miktarı üçe katlandı. Bu süre boyunca öğrenme güçlüğü çeken, astım ve şeker hastalığına yakalanan çocuk sayısı da üç misli arttı!
    Aşı üreticileri ve savunucuları size istatistiklerin konuyla ilgisiz olduğunu söyleyeceklerdir. Ancak çocuklarımızda sayıları giderek artan kronik hastalıklarla sakatlıkların aşılardan kaynaklanmadığını gösteren tatmin edici bilimsel araştırma bulunmamaktadır.
    Çocuklara bugün verilen aşı miktarının yarısının verildiği 70’li yıllarla karşılaştırıldığında kronik beyin ve bağışıklık sistemi rahatsızlıkları bulunan çocukların sayısı ikiye katlanmış durumdadır.
    Maalesef bugün Amerika’da;
    Altı çocuktan birinde öğrenme özrü,
    Dokuz çocuktan birinde astım,
    Yüz on çocuktan birinde otizm,
    Dört yüz elli çocuktan birinde şeker hastalığı bulunmaktadır.
    Ulusal Aşı Bilgilendirme Merkezi’nin “Altı Yaş Öncesi Kırk Sekiz Doz Aşı” başlıklı duyurusunda belirtildiği gibi:
    Çocukların ilk yaşlarında giderek daha fazla aşı uygulayarak bağışıklık sistemleriyle normalin dışında oynamak kronik hastalık ve sakatlıkların artmasına yol açıyor olabilir mi?
    Yoksa az daha mı iyi?
    Artan miktarda aşılama çocuklarımızın yaygın sağlık problemlerini çözmüyor. Gerçek şu ki aşılama, problemin en büyük parçasını oluşturuyor.
    Grip Aşısı
    Günümüzde en yaygın çocuk hastalığı griptir.

  • Bebek Aşısı Riskleri

    Kullanılan her ilaç veya tedavinin mutlaka bir riski vardır. Gerçekte yüzde yüz etkili ve yüzde yüz güvenli olan bir ilaç ya da aşı yoktur. Aşı tamamen sağlıklı kişilere, çoğunlukla da çocuklara yapıldığı için aşılara karşı toplumdaki risk algılaması genelde çok daha yüksek olmaktadır. Aşılama sonrasında olabilecek yan etkiler aşılama programlarına olan güveni sarsan en önemli olaydır. Aşı programları uygulanırken aşıya bağlı yan etkilerin ve aşı yapılmadığı durumda hastalığın olabilecek komplikasyonlarının aileye açıklanması aşılama programlarının sürdürülebilmesi için önemlidir.

    Aşılama programlarına karşı toplumsal tepkiler üç aşamada görülmekte ve aşılama oranları ile hastalık epidemiyolojisini etkilemektedir.

    Bir toplumda hastalığa yakalanma korkusu çok fazla, buna karşılık aşılarla ilgili korku yoksa aşılamaya yoğun istek vardır.
    Hastalığa karşı bir korku yok, aşılara karşı da bir korku yoksa aşılamaya istek de yoktur ve ilgisizlik vardır.
    Hastalığa karşı korku yok buna karşılık aşılanmaya karşı güvensizlik ve korku varsa aşılama reddedilmektedir.
    Yıllardan beri uygulanmakta olan etkili aşılama programlarıyla aşıyla önlenebilir hastalıklara yakalanma, ölüm ve bu hastalıkların komplikasyonları giderek azalmış ve neredeyse görülmemeye başlamıştır. Bu nedenle toplumda bu hastalıklara karşı olan korku azalmakta, buna karşılık yaygın aşılama sonucu ortaya çıkan komplikasyonlar önem kazanarak aşılara karşı olan güvenin zaman zaman azalmasına yol açmaktadır. Bu durum yer yer aşı programlarına devamsızlıkla sonuçlanarak, hastalığa yakalabilir hassas bir populasyonun oluşmasına ve ileride epidemi görülme riskine yol açmaktadır.

  • Bebeğe 3 Aylık Olana Kadar Hangi Aşılar Yaptırılmalı?

    Bebeklerde ilk 3 aylık dönem içerisinde yoğun aşı uygulaması gerçekleştirilir. Bebek ilk doğduğu anda ilk doz Hepatit B aşısı vurulur. Bu aşının ikinci dozu bebeğin 1. ayını doldurduğu günlerde gerçekleştirilir.

    Bebeklerde aşı planlamasında ikinci ay içerisinde verem aşısı, beşli karma aşısı ve zatürre aşısı vurulmaktadır.

    Hepatit B:
    Hepatit B aşısı bebek doğar doğmaz yapılmaktadır. Halk arasında sarılık adı ile bilinen ve karaciğerin iltihabı şeklinde kendini gösteren, Hepatit B virüsünün neden olduğu kronikleşen bir enfeksiyon hastalığıdır. Aşının ikinci dozu 1 ay sonra‚ üçüncü dozu 6 ay sonra yapılır. Aşının yan etkisi yoktur ve kas içine uygulanır. Aşı sağlık bakanlığının ulusal aşı takvimi programına yer almaktadır. Hepatit B aşısı sağlık kuruluşlarında ücretsiz yaptırılabilir.

    Verem aşısı:
    Verem aşısı bebeklerin ikinci ayında uygulanan tek dozluk bir aşıdır. Bu aşı özellikle çocuklarda tüberküloz hastalığının ölüme yol açan şekillerinin önlenmesi için uygulanır. Her çocukta aşı takibinin kolay yapılabilmesi için sol kol üst kısmına cilt içine yapılmaktadır. Aşıdan 3-4 hafta sonra aşı yerinde kızarıklık ve kabuklanma görülür, bu aşının tuttuğunu gösterir.

    Beşli karma aşı:
    Difteri, boğmaca, tetanus, çocuk felci, hib aşısı 5’li karma aşılarıdır. Tek bir enjektörle tam beş hastalığa karşı bağışıklık sistemini uyarıcı aşı, bebek ve çocuklara uygulanan en önemli aşıların başında gelir. Karma aşı 2-4-6. aylarda üç kez uygulanır, 18. ayda ve 4-5 yaş civarında iki kez hatırlatma dozları yapılır.

  • Bebeklerde Verem Aşısı Ve Merak Edilenler

    Bebeğiniz doğduktan sonra bir dizi aşı dönemi başlar. 2. ayın sonunda yapılan verem aşısıyla ilgili merak ettikleriniz ve cevapları…

    Verem Aşısı Doğumda mı Yapılır?

    Birkaç yıl öncesine kadar öyleydi. Ancak yenidoğan döneminde daha fazla yan etkiye yol açtığı görülünce, son yıllarda bebeğin iki ayı dolduktan sonra yapılıyor.

    Verem Aşısının Yapıldığı Yerde Neler Görülebilir?

    Verem aşısı 2 aylık bebeğin sol omzuna yapılacaktır. Birkaç hafta içinde aşı yerinde şişlik, ardından kabuklanma olacaktır. Bazen kabuk kalkıp kanayabilir veya akıntı olabilir. Aşı yeri, ciltte iz bırakıp iyileşir.

    BCG (verem) Aşısından Sonra Ne Zaman İz Oluşur?

    BCG sonrası genellikle 6-8 hafta içinde aşı yerinde iz oluşur. Bazen bu süre 3-6 ayı da bulabilir. Ancak iz oluşmasa da vücudun bağışıklık sistemi aşıya yanıt vermiş olabilir. Bu durumda, aşının etkisi ppd denilen cilt testi ile kontrol edilir.

    Aşı Sonrası Bebeğe Banyo Yaptırılır mı?

    BCG ( verem aşısı) dışındaki diğer tüm aşılar, bebeğin banyo yapmasına engel değildir. Ancak BCG sonrası aşı yerine 3 gün su değmemesi gerekmektedir.

     

  • Bebek Aşıları İle İlgili Sık Sorulan Sorular

    Bebeğin aşıları ne zaman başlar? Bu aşılar nelerdir?
    Bebeğin aşıları doğar doğmaz başlayacak, anneyle birlikte hastaneden taburcu edilmeden önce ilk Hepatit B aşısı yapılmış olacaktır. Bunun ikincisi 1 ay sonra, üçüncüsü ise ikinciden 5 ay sonra yapılacaktır. 2 ayını dolduran bebeğe, BCG ve karma, çocuk felci aşıları yapılacak, karma aşı 4-6 haftalık aralarla toplam 3 doza tamamlanacaktır. Doktorunuz karma aşıyla birlikte menenjit aşısının yapılmasını da önerecektir. Bebek ilk 6 ayını doldurunca, aşı sıklığı da azalacaktır. 9 ayda kızamık, 15 ayda kızamık- kızamıkçık- kabakulak, 18 ayda karma, çocuk felci, menenjit aşısının tekrarı (rapel) yapılacaktır. Doktorunuzun önerisiyle, 1 yaşı dolunca suçiçeği, 2 yaşı dolunca Hepatit A aşıları da yapılabilir.

    Aşıların yan etkisi var mıdır?
    Evet, her ilaçta olduğu gibi aşıların da yan etkileri vardır. Ancak, bunlar çoğunlukla hafif yan etkilerdir. Çocuğu koruduğu ölümcül hastalıklar düşünülünce, aşıların hafif yan etkileri çok da önemli değildir. Aşı sonrası, aşı yerinde şişlik, kızarıklık, ağrı, hafif ateş, döküntü görülebilir. Doktorunuz, bebeğin aşı sonrası dönemi rahat atlatması için bazı önerilerde bulunacaktır. Aşı sonrası ciddi yan etkilerin görülme riski ise, aşılanmamış kişinin hastalığa yakalanma riskine göre çok çok düşüktür.

    Aşının bir dozu unutulur da günü geçerse ne yapılmalı?

    Aşının doz aralıklarının önerilenden uzun olması, aşıya olan yanıtı azaltmaz. Böyle bir durumda, yeniden başlamak gerekmez, aşılama programına kaldığı yerden devam edilir.

    Aynı anda birkaç aşı yapılabilir mi?
    Evet, günümüzde kombine aşılar birden fazla aşıyı tek bir enjektörde içerirler. Böylece, yan etki riski artmadan, tek bir iğne ile birden fazla hastalığa karşı aşılanma sağlanır. Bazen de aynı enjektörde karıştırılamayan farklı aşılar, farklı yerlerden uygulanabilir. Bu şekilde de yan etki görülme sıklığı artmamaktadır.

    Hasta çocuğa aşı yapılır mı?
    Ateşsiz basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu veya ishal aşı yapılmasına engel değildir. İyileşme dönemindeki bir hastalık veya çocuğun antibiyotik kullanıyor olması da aşıya engel değildir. Bu konuda kararı, aşı öncesi çocuğunuzu muayene eden doktoru verecektir.
    Sarılık aşısı olan bebek sarılık geçirir mi?
    Yenidoğanlara, doğumdan sonra ilk yapılan aşı Hepatit B aşısıdır. Bu aşı, bebeği ciddi bir mikrobik sarılık türü olan Hepatit B’den korur. Ancak, yenidoğan döneminde sık görülen fizyolojik sarılığın bununla ilgisi yoktur, mikrobik bir olay değildir. Bu nedenle, Hepatit B aşısı olsa da bebeğiniz yenidoğan sarılığı geçirebilir.

    Hepatit B aşısı sonrası kan testi yapmak gerekir mi?
    Hepatit B aşısı sonrası, aşının tutup tutmadığına dair kan testi ( anti HB s) bakılması herkes için gerekli değildir. Ancak, eğer aşılanan çocuğun annesi HB s pozitif ise ( sarılık mikrobunu taşıyorsa ), veya çocuğun bağışıklık sisteminin normal çalışmasına engel olacak bir hastalığı varsa bakılması uygun olacaktır.

    Hepatit B aşısının koruması ne kadar sürer? Tekrar doz gerekir mi?

    Hepatit B aşısıYapılan uzun dönemli çalışmalarda, aşısı tamamlanan kişilerde bağışıklık sistemi belleğinin en az 15 yıl korunma için yeterli olduğu saptanmıştır. Bu sürede veya sonrasında, kanda koruyucu antikor düzeyleri saptanamayacak kadar düşse de, bağışıklık sisteminin belleği mikropla karşılaşma durumunda koruyucu tepki verecektir. Bu nedenle, günümüz bilgileriyle tekrar doz önerilmemektedir.

    Menenjit aşısı olan menenjit geçirmez mi?
    Ne yazık ki, hayır. Kısaca menenjit aşısı olarak adlandırdığımız aşı, aslında Hemofilus İnfluenza adlı bir bakteriye karşı geliştirilmiş bir aşıdır. Bu bakteri, 6 yaş altında menenjitin en sık sebebidir, ama başka menenjit etkenleri de vardır. Aşılı kişi, bu diğer etkenlerin yol açtığı bir menenjite yakalanabilir. Neyse ki, olayın bir de iyi yanı var; Hemofilus influenza, çocuklarda menenjit dışında pek çok ciddi enfeksiyona daha yol açabilir, aşıyla tüm bunlardan korunmak mümkün olacaktır.

    Menenjit aşısı kaç doz yapılır?
    Menenjit aşısının kaç doz yapılacağı, başlangıç yaşına göre değişir. Eğer, bebeğe karma aşıyla birlikte 2 aylıkken menenjit aşısı da başlanırsa, ilk 6 ayda 3 doz, 1 yıl sonra da tekrar dozu olarak toplam 4 doz yapılır. Eğer, 6-12 ay arası başlanırsa, önce 2 doz, sonraki yıl da hatırlatma dozu olarak toplam 3 doz olacaktır. Eğer ilk 1 yaş içinde yapılmazsa, 1 yaş sonrası tek bir doz yeterli olacaktır.
    Aşı sonrası bebeğime banyo yaptırabilir miyim?
    BCG ( verem aşısı) dışındaki diğer tüm aşılar, bebeğin banyo yapmasına engel değildir. Ancak; BCG sonrası aşı yerine 3 gün su değmemesi gerekmektedir.

  • Bebeklerde Burun Akıntısı

    Tam mevsim dönümündeyiz. Nezle, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı bebek ve çocuklarda çok yaygın. Parka, kütüphaneye veya oyun saatine gidiyoruz, herkesin dudakla burun arası ıslak. Hele yuvaya veya okula gidenler varsa zaten dur durak demek mümkün değil. En zoru da bebekler. Çünkü hem nefes alamıyorlar, hem burunlarını sümkürmeyi bilmiyorlar ve ilacı da olmadığı için geçmek bilmiyor. Hatırlıyorum oğlum 6 aylıktı grip aşısı ile burun akıntısı başladı ve 1 yaşına kadar iki ileri bir geri geçmek bilmedi.

    Üstüne üstlük emzirilen bebeklerde dikkat edilmezse burun akıntısı yüzünden orta kulağa sıvı kaçıp enfeksiyona yani orta kulak iltihabına neden olabiliyor. Bize de 3 kere olmuştu tabi bu 6 ay boyunca.

    Nezle ve burun akıntısının ilacı yok. Hele burada doktorlar sadece nezle için kesinlikle antibiyotik vermiyorlar – ta ki kulak enfeksiyonu olana kadar. Ama yapabileceğiniz birkaç birşey var. Bunlar hem bebeklerinizi rahatlatıp gece iyi bir uyku çekmelerine yardımcı olmak hem de burun akıntısını geçirmek için birkaç tavsiye:

    1. Nezle veya grip başlangıcında tavuk suyuna çorba içirin. Çok faydası oluyor. Tavuk suyunun içindeki enzimlerin faydası da bilimsel olarak kanıtlanmış.
    2. Yaşı müsaitese C vitamini içeren yiyecek ve içeceklerden yedirin ve içirin.
    3. Burun tıkanıklığına karşı saline solüsyon damlatın.
    4. Akşamları yatmadan evvel banyoyu sıcak su buharı ile doldurup çocucuğunuz veya bebeğiniz kucağınızda o buhar içinde oturun. Buhar üst solunum yollarının rahatlamasına ve gece rahat uyumasına yardımcı olacaktır. (Bu buhar banyosu benim favorim, çok faydası oluyor. Gecelerimiz çok rahat geçiyor.)

    5. Ufak bebeklerde Nosefrida ile burun içindeki birikintiyi almaya çalışabilirsiniz. Bu aleti geçen sene keşfettim. Bir Kıpırcan’a, bir de Kımılnaz’a aldım (malum mikroplar bulaşmasın). Her ikisine de kullanıyorum. Burunları tıkalı olduğunda, özellikle Kımılnaz daha burnunu sümkürmeyi bilemediği için uyku ve emzirmeden evvel ve banyodan sonra burunlarını temizlemek için bulunmaz bir alet. Tamamen sizin ciğer kuvvetinize bağlı çekiş gücü. Merak etmeyin içinde filtre var. Ayrıca burna girmediğinden içini de diğer mavı balonlar gibi tahriş etme ihtimali yok. Tabiki bazen yavrular kızabilir ama kullanım ve sonuç başarısı açısından üstüne tanımam. Zaten sonbahar geldi buralara yine kullanmaya başladık. Elimde Nosefrida mevcut.
    6. Banyodan sonra saçlarını iyice kurutun, banyo sonrası sokağa çıkmayacak şekilde banyo saatinizi ayarlayın.
    7. Akşamları odasında nemlendirici çalıştırın. Özellikle kışın kaloriferden veya merkezi ısıtma sisteminden kuruyan hava burnun kuruyup iyice tıkanmasına ve ağız açık uyuduğu için ağızda tabaka oluşmasına veya boğazın şişmesine neden olabilir.

    8. Çok burun akıntısı varsa gece yatarken genize akıp öksürüğe sebep olmasını engellemek için yatağın baş kısmını şiltenin altından kaldırın. Kafanın altına yastık koymak yerine yatağın başını yükseltmenizi tavsiye ederim.
    9. Ben Sudacare in prize takılıp mentol yayan ürününü çok faydalı buluyorum. Prizin Kıpırcan’ın başucundan uzak olmasına ve odanın kapısı kapalı ve sıcak buhar doluyken kesif koku ile dolmamasına dikkat ediyorum. Gece belli bir vakitte çıkarıyorum genelde.
    10. Akşam yatarken göğsüne Vicks mentol merhemini sürerdik. Ama sonra onun hakkında değişik yorumlar okudum. Yukarıdaki ürünün etkisi daha mı farklı bilemiyorum ama artık Vicks merhem kullanmıyorum.
    11. Burun akıntısı iltihabi bir renk alıp göğüste hırıltı aşırı öksürük başlarsa muhakkak doktorunuza görünün.
    12. Sık sık nevresim değiştirin. Burnu yumuşak mendille silin. Evde herkesin ellerini ve yüzünü sık sık yıkayın. Hapşururken ağzınızı kapamak için kolunuzu kullanın. Evi bolca havalandırın.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: 3 aylık bebekte burun akıntısı, 12 aylık bebeğin burun akıntısı, 12 aylık bebek burun akıntısı, bebekte burun akıntısı, bebekte burun akıntısı öksürük, bebekte burun akıntısı ve hapşırma, bebekte burun akıntısı tedavisi, bebekte burun akıntısı ve ateş
  • Bebeklerde Kızamık Belirtileri Ve Tedavisi

    Kızamık nedir?

    Etken kızamık virüsüdür. Virüs; öksürme, hapşırma ve konuşma sırasında havaya saçılan damlacıklar yoluyla bulaşır.

    Salgınlar özellikle ilkbahar ve sonbaharda ortaya çıkar. Çok bulaşıcı bir enfeksiyondur ancak aşı uygulamasının yaygınlaşmasıyla sıklığı azalmıştır. 6 aylıktan büyük bebekler ve çocukların yanı sıra, aşılanmamış, hastalığı daha önce geçirmemiş ergen ve yetişkinler de kızamığa yakalanabilir.

    Kızamık belirtileri

    Bulaştırıcılık, virüs alındıktan 7 gün sonra başlar ve ciltte kırmızı döküntülerin oluşmasını izleyen 5. güne kadar devam eder. Kuluçka dönemi 10-12 gündür. Bu dönemde hastalık belirtisi yoktur ancak ardından 3-4 gün süren halsizlik, ateş, burun akıntısı, öksürük, gözlerde sulanma ve ışığa bakamama gibi belirtiler görülür. Gebelikte anneden geçen antikorlar bebeği 6.aya kadar korur. Belirtilerin ortaya çıkmasından 2-3 gün sonra yanakların iç kısmında, koplik lekeleri denilen kırmızı-beyaz renkli lekeler belirir. Bu lekeler kızamık teşhisini koydurur ve ortalama 14 saatte kaybolur. Nezle dönemi sonunda ateşin 40-40.5 dereceye yükselmesiyle birlikte kırmızı kahverengi döküntüler belirir. Döküntülerin 2. gününde ateş düşer. Döküntü öncelikle kulakların arkasında, saç çizgisi boyunca yanaklarda ve boynun yanlarında görülmeye başlar. İlk 24 saatte yüze, boyuna, kollara ve göğse yayıldığında kabarık hale gelir. İkinci 24 saatte ise karına, sırta ve bacaklara yayılarak 3. günde yaygın hal alır. Bu dönemde genel durum iyileşir, ateş düşmeye başlar. 5-6.günlerde döküntüler yüzden başlayarak belirdiği sırayla solar. Solarken hafif soyulma ve daha sonra kaybolan kahverengi renk değişikliği olabilir. Hastalık kalıcı bağışıklık bırakır.

  • Yeni Doğan Bebeklerdeki Göz Akıntıları

    Bebeğimin gözlerinde kabuk bağlayan sarımsı bir akıntı var. Bu enfeksiyon mu?

    Bu akıntı enfeksiyon değil daha çok hastanelerdebebeğin gözüne damlatılan ve gonokok enfeksiyonu gelişmesini önlemek için kullanılan ilacın bir sonucudur. Daha önceleri önemli bir körlük iıedeni olarak görülen bu durum enfeksiyonu önleyici tedaviyle tamamen ortadankaldınlmıştır. Gümüş nitratlı damlalar doğum sırasında bebeğin gözlerine damlatıldığında(çoğu doğum odasında rutin olarak yapılır) her beş yenidoğandan birinde, doğumdan sonraki dördüncü veya beşinci günde ortadan kaybolan ve şişme ve gözde sarımsı akıntıyla karakterize olan kimyasal konjunktivit oluşur.

    Şu anda birçok hastane antibiyotik merhemi veya damlaları tercih ediyor; bunlar istenmeyen reaksiyonlara daha az yol açıyorlar (gümüş nitratın başka bir dezavantajı olan ve damlanın bebeğin yanaklarından akarken oluşturduğu geçici gri boyanmada olmaz) ve yalnızca gonokok enfeksiyonu değil, aynı zamanda yenidoğandaki klamidyal konjunktivit de önlenmiş olur.Şişme ve akıntı düzelmiyorsa veya bu olaylar gümüş nitrat uygulandıktan sonraki ilk 24 saat içinde ortaya çıkıyorsa bir enfeksiyondan kaynaklanıyor olabilir. Semptomları hemen bakım hemşiresine veya bebeğinizin doktoruna bildirin.Hastaneden eve geldiğinizde fark ettiğiniz göz yaşarması, şişme veya enfeksiyon göz yaşı bezinin tıkanmasından kaynaklanabilir.