Çocuklarda burun kanaması
-Anne burnum kanıyor! Bu sözü duyan annenin telaşlanmaması mümkün değil. “Ne oldu? Bir yere mi çarptın? Yüzüne top mu geldi?” gibi sorularla beraber kanamayı durdurmaya yönelik ilk müdahale yapılır. Çoğunlukla birkaç dakikada duran, basit bir nedene bağlı, önemsiz bir kanama olan burun kanaması ile ilgili bilgileri sizler için derledik.
Burun kanaması nedir? Çocukluk çağında (özellikle 2-10 yaş arası) yaygın olarak görülen burun kanaması, burnun bir ya da iki deliğinden kan gelmesi olarak tanımlanıyor. Çocuğun burnundan sızan veya damlayan kan ürkütücü olsa da, çoğunlukla ciddi bir durumun göstergesi değildir. Bunun nedeni; çocuğun burun boşluğunu döşeyen tabakada kolayca zedelenebilen zengin bir ince damar ağının bulunmasıdır. Bu dokuda kuruma veya tahriş oluştuğunda kısa süreli kanama oluşur.
Ancak, bir darbe yada kaza sonrası başlayan kanama özellikle yoğun olarak ve başka semptomlarla (baş dönmesi, bulantı, bilinç kaybı, gözlerin kararması gibi) birlikte görülüyorsa acilen doktora başvurulması gerekir.
Neden olur? Kapalı ortamlarda kuru ve sıcak havanın burnu kurutması sonucu içeride kabuk tutmuş şeyler hissede çocuğun burnunu sık sık karıştırması yada devamlı burun karıştırma eğilimi olan çocuklarda burun kanaması görülüyor. Ayrıca çok sümkürmek, burnu çarpmak, soğuk algınlığı, alerji grubuna giren yabancı cismin oluşturduğu tahriş yada zararlı madde kullanımı burun kanamalarına neden olabilir. Nadir nedenler olarak ise, burunda bulunan tümör yada lösemi söylenebilir. Bu yüzden çocuğunuz belli bir sebebe, çarpmaya bağlı olmadan tekrarlayan burun kanamaları yaşıyorsa KBB uzmanına götürüp, muayene yaptırmanız gerekir.
Ne yapmalı? Çocuğunuzun bir hafta içinde 2 kere burnu kanadı; doktora götürdünüz. O da önemli bir kanama olmadığını, çocuklu çağında sık rastlanan bir durum olduğunu söyledi. Ancak basit önerileri anlatıp bir burun damlası yazdı. Gerçekten de bir hastalığa yada darbeye bağlı olmadan, tekrarlayan kanamalar önemli bir sağlık sorununa gösterge değildir. Çoğunlukla tek bir burun deliğinde birkaç kere görülen kanama, deliğin dışında dışa yakın bölümünde meydana gelir. Uygulayacağınız basınç tedavisiyle kanamayı engelleyebilirsiniz.
1-Çocuğunuzu dik oturtun yada ayağa kaldırın. Başını öne doğru eğdirin. Böylece kanı yutmasını yada kanın boğazdan aşağı doğru inmesini engellemiş olduğunuz gibi kusmasını, midesinin bulanmasını da önüne geçersiniz.
2-Çocuğunuzun burun deliklerini baş ve işaret parmakları arasında sıkıştırın. Çocuğunuz büyükse bunu kendisi de yapabilir. 10 dakika süresince bu basıncı uygulayın bu süre içinde ağzından nefes alıp ermesini sağlayın.
3-10 dakika dolmadan burun deliklerinin üzerinden parmaklarınızı çekmeyin. Kanama durmuş mu diye bile olsa basınç uygulamasını kesmeyin. Bu arada çocuğun rahat olması gerekiyor
4-10 dakika sonra parmaklarınızı yavaşça çekerek basıncı azaltın. Kanamanın kesilip kesilmediğini kontrol edin. Eğer kanama devam ediyorsa aynı uygulamayı 10 dakika daha uygulayın.
5-Eğer kanama durduysa, çocuğunuza sakin olmasını söyleyerek 1-2 saat gülmemesi, burnunu sümkürmemesini söyleyin. Böylece burnunu tahriş etmemiş olur. İsterseniz kanama durduktan sonra burnunun üstüne küçük bir buz torbası koyabilirsiniz.
Ancak iki kez 10’ar dakikalık basınç uyguladığınız halde kanama durmadıysa, çocuğunuzun aşırı kan kaybettiğini düşünüyorsanız hemen doktora başvurmalısınız. Ayrıca çocuğunuzun ağzından da kan yada kahve telvesi gibi uzun süre midede kalmış pıhtılaşmış kan geliyorsa doktora başvurmalısınız.
Bebek Sağlığı ve Aşılar
-
Burun Kanaması
-
Bebeklerde Kalça Çıkığını Uzmanına Sorduk!
Doğuştan kalça çıkığına dikkat! Ortopedi Ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Serkan Çağan, “Her yeni doğan yüz bebekten birinde görülmekle birlikte, ailelerinde kalça çıkığı varsa bu oran % 20-30 olmaktadır.” diyerek aileleri uyarıyor.
Doğuştan kalça çıkığı nedir ve nelere yol açar?
Op. Dr. Serkan Çağan: Kalça çıkığı erken tanı ile tedavisi kısa ve başarılı olmakta, geciktiğinde ise tedavi uzun sürmekte ve sakatlıklara yol açan bir hastalıktır. Kalça eklemi, uyluk kemiğinin küre şeklindeki başı ve leğen kemiğinin asetabulum denen fincan şeklindeki bölümlerinden oluşur.Kalça çıkığı nasıl oluşur?
Op. Dr. Serkan Çağan: Üç şekilde oluşur:- Asetabuler displazi: Yuva yeterince derin değildir, ancak hiçbir rahatsızlık vermez, yetişkin ve yaşlılıkta artroza (kireçlenme) yol açar.
- Yarı çıkık: Çocukluk çağında ağrı ve çabuk yorulmaya yol açar.
- Tam çıkık: Asıl problem olanıdır, yuva küçük olduğu kadar buraya oturan başta da deformite vardır.
Kalça Çıkığının Sebepleri nelerdir?
Op. Dr. Serkan Çağan: Nedenleri şu başlıklar altında toplamak mümkün:- Aile öyküsü: Her yeni doğan yüz bebekten birinde görülmekle birlikte, ailelerinde kalça çıkığı varsa bu oran % 20-30 olmaktadır.
- Anne karnında ters duran bebekler.
- Kız bebekler: Kız bebeklerde, erkeklere göre 6-9 kat daha fazla görülmektedir.
- Annenin ilk bebeği: Tüm DKÇ vakalarının % 60-70’i ilk doğan bebekte görülmektedir, çünkü anne karnı-rahim henüz dardır, gergindir, bebeğin rahim içi hareketleri kısıtlanır.
- Çevresel-doğum sonrası sebepler: Ailelerin tek önlem alabileceği ve bilinçli yaklaşabileceği sebeptir.
Alınabilecek önlemler var mıdır?
Op. Dr. Serkan Çağan: Sadece yukarıda bahsettiğim beşinci madde için önlem alınabilir. Bunun için:- Kundak yapmayın, bir günlük uygulama bile kalça çıkığına yol açabilir.
- Bebeği yatarken rahat bırakın, bebek bacaklarını iki yana açacaktır, ortada birleştirmeye çalışmayın.
- Altını değiştirirken ayaklarından tutup kaldırmayın, kalçanın altından destekleyin.
- Rahat ve bacak hareketlerini engellemeyecek giysiler giydirin.
- Kucağınızda taşırken bacaklarını ayırıp belinize oturtun.
Kalça Çıkığı Tanısı Nasıl Konulur?
Op. Dr. Serkan Çağan: Özellikle ilk 6 ayda erken tanı ile fark edilen DKÇ hastalarında iyileşme %100 olur. Tanıda doktorun muayenesi çok önemlidir. Ancak muayenede kalça çıkığı tanısı koymak her zaman mümkün olmayabilir, en iyisi 1. ay dolduğunda yapılacak kalça ultrasonografisi ile tanı kesinleşir, 4. aydan sonra kalça ultrasonografisinin değeri azalır, röntgen çektirmek gerekir.Anneler kendileri anlayabilir mi?
Op. Dr. Serkan Çağan: Annelerin dikkat edebileceği noktalar vardır.- Kalça ve uyluk iç kısımlarındaki deri katlarının şekil ve sayısının eşitsizliği.
- Her iki bacak arasındaki uzunluk farkı.
- Bacaklarını tam yana açamama.
- Geç yürüme.
- Yürüdükten sonra topallama.
Kalça çıkığı tedavisi nasıl yapılır?
Op. Dr. Serkan Çağan: Tedavi 3 ayrı zamana göre yapılır, ilk 6 ayda fark edildiğinde aileye önerilecek basit önlemler veya bacak askıları ile düzelme sağlanmaktadır. 6-18 ay arasında anestezi altında çıkığın yerine konması ve alçılama tercih edilir. 18. aydan sonra ise ameliyat önerilir. -
Bebeklerde Kemik Kırılması
Düşme ve çarpma gibi kazalar sonunda zaman zaman kırıklara rastlanılır. Kırık bölgesinde ağrı ve şişlik bazen kanamayabağlı morarma gibi şikayetler olabilir. Kaza geçirmiş hastanın hastaneye taşınması işlemini bilinçli yapmalıyız. Aksi halde fayda yerine zarar verebiliriz.Kırılan kemik mümkün olduğu kadar hareketsiz hale getirilmelidir.
Böylece ağrı azalır, kırığın büyümesi, kırık uçlarınınçevredeki dokuları keserek onlara zarar vermesi ve kanamanınartması önlenmiş olur. Bu maksatla varsa atel dediğimizbu iş için yapılmış cihazlar, yoksa yeteri kadar uzunluğasahip sert, mümkünse yassı ve kırılan organı kapsayacak genişliktebir tahta parçası veya kalın mukavva kullanılır.
Ayak bileği kırıklarında ayaktan dize kadar kaval kemiği kırıklarında kalçaya kadar kalça kemiği ve uyluk kemiği kırıklarındaayaktan koltuk altına kadar uzanan atel uygulamak gerekir.
El bilek kemiği kırıklarında uzunluğu parmak uçlarındandirseğe, kol kırıklarında ise koltuk altına kadar uzanan ateluygulanır.Atel yerleştirildikten sonra, sargı bezi kullanılarak yoksa tülbent veya başka bez parçalarıyla kırık organ atele sarılarak hareketsiz hale getirilmiş olur.Aksi halde hem kırık büyüyebilir hem de kırılmış olan kemik uçları çevre dokuları zedeleyerek zarar verebilir.
Boyun kırıklarında hastanın başı düz veya hafif geriye itilmişolarak durur. Öne eğmeye çalışmak tehlikelidir. Hastanın başı hareket ettirilmeden sedyeye alınmalıdır. Aynı şekilde omurga kırıklarında da vücut oynatılmadan hastanın altına sedye veya vücudu kaplayacak geniş tahta veya kapı gibi bir cisim sürülerek taşıma gerçekleştirilir. Aksi halde hastada felç gelişmesine yol açılabilir.
-
Bebeklerde Deniz Kestanesi Ve Diğer Dikenli Deniz Hayvanlarının Zararları
Bazı deniz kestanesi ile deniz yıldızlarının dikenlerinin zehirli oldukları bilinmektedir. Ancak zehirlenme olayı çok nadirdir. Ortaya çıkan şikayetler daha çok deniz kestanesi dikeninin deri içine girerek orada meydana getirdiği reaksiyona bağlıdır. Diken batınca o bölgede ağrı ve yanma olur. Kas ağrıları olabilir. Ağrı yukarılara yayılabilir. Deniz kestanesi dikenleri battıkları yerden çıkarılmazlarsa, daha derinlere inerek o bölgede deri mavi mor bir renk alır ve sert bir nodül oluşabilir. Dikenler bulundukları yerden çıkarılmalıdır. Yaralar sirke ile pansuman edilir ve sirkeyle ıslatılmış bez ile kapatılabilir. Sirke, yüzeyde kalmış deniz kestanesi dikenlerini eritebilir. ilk müdahaleden sonra doktora gidilmelidir. Derinlerde kalan dikenler cerrahi müdahale ile çıkartılmalıdır.
-
Bebeğin Bulaşıcı Hastalığa Yakalanması
Artık çocukların çoğu düzenli olarak aşılandıkları için bulaşıcı hastalıklarla geçmişe oranla daha seyrek karşılaşıyoruz. Bulaşıcı bir hastalığa yakalanan çocuk, bu hastalığa karşı yaşam boyu sürecek bir bağışıklık kazandığı gibi, bazı hastalıkları geçirmek yaşam boyu bağ.ışıklık kazandırmayabilir. Bulaşıcı hastalıkların oluşması şu şekillerde görülür:
- Hasta birisi ile doğrudan temas.
- Hastalık etkeninin solunum yolu veya başka bir yolla çocuğun vücuduna girmesi.
- Hasta birinin kullandığı eşya, hastanın bulunduğu ortamdaki hava, tozlar, hastalık mikrobu taşıyan sinek, böcek gibi aracılar.
- Mikropla bulaşmış yiyecek ve içecekler.
- Vücut yüzeyindeki yaralar.
- Kedi, köpek, kuş gibi hayvanlardan bulaşma sonucu geçebilir. Döküntülü çocuk hastalıklarında, çocuğun ateşi mutlaka düşürülmelidir. Ateş düşürülürse hastalık içine vurur diye bir şey yoktur. Her yüksek ateş çocuk için rahatsızlık veren b.ir durumdur ve havale riski taşır. Kızamık, suçiçeği, grip gibi virüslerle oluşan hastalıklarda, ateşini düşürmek için çocuğunuza kesinlikle ASPİRİN vermeyin. Parasetamollü ateş düşürücüler verin. Aspirin, Reye Sendromu denilen, ender rastlanan fakat çok tehlikeli bir hastalığa yol açabilir.
- Bulaşıcı hastalık geçiren çocuğunuzda;
- Havale
- Baş ağrısı ya da ensede sertleşme
- Gittikçe artan halsizlik, baş dönmesi
- Kırmızı ya da mor renkli deri döküntüleri görürseniz, acil olarak hastaneye götürün.
-
Bebeklerde Bağırsak Tıkanması
En sık olarak 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda görülmekle beraber seyrek olmakla birlikte her yaşta görülebilir. Hatta bağırsağın doğuştan tıkalı olduğu durumlar bile vardır.
Belirtileri:
• Zaman zaman artan ve azalan karın ağrılan
• Bağırsak seslerinde ve hareketlerinde artış
• Bulantı ve kusma.
Gaz ve kaka çıkışı olmadığı için karında şişlik ve kramp tarzında kasılmalar görülür. Kasılmalar esnasında bağırsakların bir kısmı kendinden sonraki bağırsak boşluğu içine girebilir. Bu durumda çocukta çilek jölesini andıran bir kaka çıkışı olur. Tedavi için hastaneye gitmek gerekir. Tedavi genellikle ameliyat ile olur. Bazen barsak hareketlerinin durması tıkanmalara neden olabilir. Tıkanmadan dolayı hastada gaz ve kaka çıkışı durur. Karın şişmiştir. Ancak karında barsak hareketlerinin sesi işitilmez.
-
Bebeklerde Ateş
Koltuk altında.n ölçülen ısının 37 derecenin üzerinde çıkması ateş olarak kabul edilir. Ancak çocuğun kalın giydirilmesi,havanın sıcak olması, sıcak bir banyo sonrası veya koşma,güreşme gibi aşırı bir hareket sonrası gibi durumlardahastalık olmadan da ateş yükselebilir. Gerçek bir ölçüm yapmak için çocuk normal giydirilir, oda ısısı normal tutulur, çocuğun aşırı hareketleri engellenip yarım saat sonra ateşi ölçülür.Ölçüm normal çıkarsa, önceki yüksek ölçümün bahsettiğimizçevre şartlarından kaynaklandığı sonucuna varılır. Ateş devam ederse bir hastalığa bağlı olduğu düşünülerekhekime gidilir.Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Ateşin kendisi hastalıkdeğildir. Ateş bir hastalığın belirtisidir. Ateşle kendisinibelli eden bir hastalığı ateş düşürücü ilaçlarla tedavi edemeyiz,sadece hastalığın belirtilerinden bir tanesi olan ateşi kısabir süre için ortadan kaldırmış oluruz.Bu yüzden ateşli bir hastayı sadece ateş düşürücü ilaçlarlaevde tedavi etmeye çalıştığımız zaman boş yere oyalanarakateşe sebep olan hastalığın ilerlemesine yol açmış oluruz.Ateşli bir hastayı tedavi etmek için mutlaka bir hekimdenyardım istememiz gerekir.Yapılan araştırmalarda vücut ateşli iken savunma sisteminingüçlendiği ve mikroplarla daha iyi mücadele ettiği anlaşılmıştır.Ancak ateş 40 derecenin üzerine çıkınca vücudunsavunma sistemi zayıflar. Bu nedenle hemen en ufak bir rahatsızlıktailaç kullanmamak, hafif ateş vakalarında hastayıbir süre gözlemlemek gerekir.Yüksek ateşte üşüme ve titreme gibi belirtiler olabilir. Çocuküşüyor diye bu gıôi durumlarda çocuğun üzeri örtülürse,ateş daha çok yükselir. Gene ateşin yükselme döneminde elve ayak gibi organlarda dolaşım bozukluğuna bağlı olarakmor ve alaca bir görünüm ortaya çıkabilir. Bu durum hastalık tedavi edilip ateş düşünce kendiliğinden düzelecektir.
-
Bebekleri Aşılamada Dikkat Edilecek Hususlar
- Orta veya ağır dereceli hastalığı olanlarda aşı ertelenir.
- 38 dereceden düşük ateş meydana getiren ishal, ve üst solunum yolu hastalıkları aşılamaya mani değildir. ishal vakalarında,çocuğa çocuk felci aşısı yapılır, ancak aşı yapılmamış gibi 4 hafta sonra tekrar yapılır.
- Karma aşı ve çocuk felci aşısı gibi tekrarlanması gereken aşılardan birinde gecikme olursa, yeni baştan tekraflamaya gerek kalmaz, aşıya kaldığı yerden devam edilir.
- Antibiyotik tedavisi alan çocuklar hastalığı şiddetli değilse aşı olabilir. Antibiyotik kullanmak tek başına aşıya manideğildir.
- Aşısı yapılıp yapılmadığından şüphe edilen çocuklar, hiç aşılanmamış kabul edilerek yeniden aşı yapılabilir. Daha önce aşılanmış çocuğa aşının tekrar uygulanması zarar vermez.
- Çocukta yumurta allerjisi varsa kızamık aşısından önce mutlaka, aşı yapan kişiye bildirilmelidir. Kızamık aşıları yumurta içinde üretildiğinden, böyle kişilerde alerji yapabilir.
-
Bebeklerde Kalça Çıkığı
Uzmanlar, yeni doğan bebeklerde görülme riski Avrupa’ya göre Türkiye’de daha yüksek olan ’kalça çıkığına’ karşı aileleri uyarıyor.
Yeni doğan bebeklerde görülme riski Avrupa’ya göre Türkiye’de daha yüksek olan ’kalça çıkığına’ karşı aileleri uyaran uzmanlar, ilk 6 ayda ameliyat gerekmeden tedavi edilebilen bu rahatsızlığın teşhisi için kalça ultrasonu çektirilmesini öneriyor.
Antalya Kamu Hastaneleri Birliği’ne (AKHB) bağlı Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli uzman doktorlar, aileleri kalça çıkığına karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Yeni doğan bebeklerde, ’doğuştan kalça çıkığı (DKÇ)’ hastalığının Türkiye’de Avrupa’ya oranla daha çok görüldüğünü belirten uzmanlar, rahatsızlığın erken teşhisinin önemine vurgu yaptı.
CİDDİ SAKATLIKLARA NEDEN OLABİLİYOR
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi Uzmanı Doç. Dr. Özkan Köse, Türkiye’de doğan her 100 bebekten birinde DKÇ riski olduğunu belirterek, “Kalça çıkığı tedavi edilmezse ileride ciddi sakatlıklara neden oluyor. Erken kalça ve bel kireçlenmesi, ayak kısalığı, topallama gibi sakatlıklar ortaya çıkabiliyor” dedi. Ailelerin kalça çıkığını göz ardı etmemesi gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Köse, bu hastalığın gözle fark edilemeyeceğini ancak kalça ultrasonu ile tespit edilebileceğini söyledi. DKÇ’nin erken tanı konulduğunda tedavisinin çok basit yöntemlerle yapılabildiğine dikkati çeken Doç. Dr. Köse, “Ameliyat edilmeden basit bir bandaj kullanımıyla çözülebiliyor. Anlamanın yolu da ultrasondan geçiyor” diye konuştu.İLK İKİ AY ALTIN DÖNEM
Doç. Dr. Köse, kalça çıkığının bebeğin doğumundan sonraki 6 ay içinde tespit edilmesinin önemli olduğunu, ilk 2 ayın ise altın dönem olduğunu ifade etti. Kalça çıkığının 6’ncı aya kadar tespiti halinde ameliyatsız tedavisinin mümkün olduğunu anlatan Doç. Dr. Köse, “Altıncı ayı geçtikten sonra artık basit yöntemlerle tedavi şansı ortadan kalkıyor. Mutlaka cerrahi yöntemler gündeme geliyor” dedi. -
Bebeklerde Kılkurdu
Nedir?
Kılkurdu yaklaşık 1 cm boyunda, beyaz, ipliğe benzeyen bir parazittir. Vücuda yiyeceklerle girerek bağırsaklara yerleşir ve geceleri yumurta bırakmak için anüse çıkarak burada kaşıntıya neden olur. Çocuklarda sık görülen kılkurdu, tehlikesiz olmasına karşın yol açtığı aşırı kaşıntı nedeniyle rahatsızlık verir. Kız çocuklarda vajinaya ilerleyebilir.
BELİRTİLER- Anüs çevresinde geceleri daha da artan yoğun kaşıntı
- Vajina çevresinde yoğun kaşıntı
- Dışkıda beyaz, küçük kurtçukların görülmesi
Ne yapmalı?

1.Çocuğun kaşımasını engellemeye çalışın, anüs ya da vajina çevresinin mikrop kapmasına neden olabilir.
2.Kaşındığında arasına kurtçuk yumurtalarının girmemesi ve böylece başkalarına bulaşmaması için çocuğun tırnaklarını kısa kesin.
3.Ailedeki herkesin ellerini, tuvaletten sonra ve yemeklerden önce iyice yıkamasına sağlayın. Tırnakların arasını da iyice temizlemek için tırnak fırçası kullanın.4.Çocuğunuza artık bez bağlamıyorsanız, yatarken pijama ya da geceliğinin altına pamuklu iç çamaşırı giydirin. Kurtçukları öldürmek için bunları her gün kaynar suda yıkayın. Yatak çarşaflarını da her gün değiştirerek yıkayın ve çok sıcak suda durulayın.
5.Kaşıntısı olduğunda çocuğu kucağınıza yatırarak anüs çevresinde kurtçuk olup olmadığına bakın, Gördüğünüz kurtçukları ıslak bir pamuk parçasıyla toplayıp tuvalete atın.
DOKTORU ARAYIN
Çocuğunuzda kılkurdu olduğundan kuşkulanıyorsanız en kısa zamanda doktorunuza danışın.Doktor ne yapar?
Doktor kılkurtlarını öldürmek için bütün ailenin kullanacağı bir ilaç verir. Ayrıca, anüste ya da vajinada kaşınan yerlere sürmeniz için vereceği krem ise çocuğun kaşıntılarını biraz azaltacaktır.