Bebek

  • Bebeklerde Katı Gıdaya Geçiş

    Bebeğinizi biraz emzirdikten sonra, bir mama sandalyesine veya rahat bir yere arkasını yastıklarla destekleyerek oturtun. Elinizdeki kaşıkla az bir miktar ilk kez vereceğiniz besini ağzına götürün. Şimdiye kadar emerek beslendiği için, kaşığı yadırgayabilir. O zaman parmağınızın ucuna sürerek tattırabilirsiniz. İlk tatlar hoşlarına gitse bile yüzlerini buruşturabilirler. Fakat ağızlarını açarak istekli olduklarını da gösterebilirler. Bebeğiniz ne kadar iştahlı olursa olsun, ilk kez tattırdığınız yiyeceği az miktarda deneyin. Her gün biraz daha çoğaltarak devam edin. Bebeğiniz ilk kez verdiğiniz besini reddediyorsa zorlamayın. Birkaç gün sonra tekrar denersiniz. Zorla bir besini kabul ettirmeniz, beslenme problemlerine yol açar. İlla sizin istediğiniz kadar yemesi de gerekmez. Zorlamanız ve çok fazla ısrarcı olmanız, daha ilk günlerde beslenme saatlerini savaşa çevirmenize sebep olur.

    Bebeğinize Vereceğiniz Yiyecekleri Hazırlarken

    1) Bebeğinize vereceğiniz en iyi yiyecekler, kendinizin hazırladığı taze ürünlerdir. Hazır satılan katkı maddeli besinleri bebeğinize vermemelisiniz. 2) Bebeğiniz için hazırladığınız yiyeceklerin taze olmasına dikkat edin. Meyveleri sıktıktan ya da rendeledikten sonra hemen yedirmelisiniz. Pişmiş yiyecekleri de buzdolabında en fazla bir gün bekletin. Birkaç günlük yiyeceği çocuğunuza vermeyin. Yiyeceklerin saklama süresi uzadıkça besin değerleri azaldığı gibi, mikroorganizmalar da çoğalır.

    3) Bir yaşına kadar bebeklere dişleri yeteri kadar çıkmadığından, çiğnemesini gerektiren besinler vermemelisiniz. Yiyecekleri püre şeklinde hazırlayarak verin. Fakat her besini robottan geçirirseniz, biraz daha katı besin gelirse yutmakta güçlük çeker. Bunun için haşladığınız sebzeleri ilk zamanlar robottan geçirerek inceltebilirsiniz. Daha sonra ise çatalla ezerek verin. Meyveleri de püre yapmak için cam rende kullanın. Bazı katı püreleri sulandırmak için anne sütü, kaynamış su veya meyve suyu kullanabilirsiniz.

    4) Bebeğinizin ilk besinleri için şeker ve tuz kullanmayın. Verdiğiniz yiyeceklerin içinde yeteri kadar tuz ve şeker vardır. Fazladan şeker ilave etmek ishale neden olabildiği gibi dişlerin sağlığını da etkiler. Bir bebeğin böbrekleri fazladan tuzla başa çıkamadığı gibi küçük yaşlardan itibaren tuza alışmak ileride hipertansiyon ile ilgili problemlere yol açabilir.

    5) Bebeğinizin yiyeceklerini ılık verirseniz daha çok hoşuna gidecektir. Beğenmediği yiyeceklerin tadlarını değiştirerek tekrar deneyin.

  • Bebeklerde Sütün Önemi

    Süt 2 yaşına kadar anne sütü emen çocuk, kemik gelişimi için gerekli olan kalsiyum ve fosforu en ideal oranda annesinin sütünden almış olur. Anne sütü yeterli olan bir çocuğa ilave inek sütü içirmeye gerek yoktur. Anne sütü almayan çocuklar ise 2 yaşına kadar gündüz yemek aralarında almamak şartıyla, içebildikleri kadar inek sütü içmelidirler. 2 yaşından sonra ise 1 bardak inek sütü yeterlidir. Sütü sevmeyen çocukları yoğurt, peynir, muhallebi gibi yiyecekleri yediği taktirde, süt içirmesi için zorlamaya gerek yoktur. İnek sütü verirken hiiyenik süt olmasına dikkat edilmelidir. Pastörize edilmiş şişe sütleri, sterilize edilmiş uzun ömürlü karton sütler temiz ve hijyenik sütlerdir. Süt, yeni doğana verilecekse sulandırılarak verilmelidir.

  • Bebeklerde Katı Besinlerle Tanışma

    Bebeğiniz yaklaşık 6 aylık olana kadar anne sütünden başka besine gerek duymaz. 6. aydan sonra anne sütünde ya da mamada bulunandan daha fazla demire ihtiyaç duyduğundan, sebze ve meyve gibi yiyeceklere başlamanız gerekir. Fakat 6. aya kadar sadece sütle beslenen bebekler, 6. ayda diğer yiyeceklere iltifat etmeyebilirler. Bunun için tatlara alıştırmak maksadıyla 3 ve 4. aydan sonra çok küçük miktarlarda diğer tatlardan tattırabilirsiniz. Ancak anne sütüyle beslenmeyen bebekler daha erken ek besinlere ihtiyaç duyacaklardır. Bunun için bebeğinizin beslenmesi konusunda mutlaka doktorunuzun önerilerine uyun. Anne sütü ile beslenen bebeklerde de ek besine geçmek için doktorunuza danışın. Eğer bebeğinizde alerji riski yoksa 3 veya 4. aydan sonra yiyecekleri tattırmanız, değişik tatlara daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olur. Son zamanlarda genelde doktorların tavsiye ettiği ilk tatlar; havuç suyu-, elma suyu ve yoğurttur. Yarım çay kaşığı miktarı başlattığınız tatları yavaş yavaş artırıp, bebeğiniz 6. aya gelene kadar püre şekline geçebilirsiniz. Annelerin en fazla kafalarını karıştıran katı gıdalar konusunda biraz sabırlı olur ve aşağıdaki önerilere uyarsanız, beslenme saatleri savaşa dönüşmez, sizin içiniz de rahat olur.

    İlk Tanışma İçin

    1) Sizin için ve bebeğiniz için en uygun zamanı seçin. Sizin için sütünüzün en az olduğu sabah saati veya öğleden sonrayı seçebilirsiniz. Bebeğiniz için ise; huysuz ve yorgun olmadığı, çok fazla aç veya çok fazla tok olmadığı bir zamanı seçin. Çok açken hırçınlık yapıyorsa, bir miktar anne sütü veya hazır mama vererek iştahını kabartın. Tam olarak doymadan ek besini tattırın. Daha sonra anne sütüyle beslenmesine devam edebilirsiniz. İlk kez deneyeceğiniz besinlerin, bebeğinizde ne tür bir reaksiyona yol açacağını bilmediğiniz için, akşamdan sonra denemeyin. Rahatsız edici bir durumla karşı’laşırsanız, geceyi huzursuz geçirebilirsiniz. 2) Çocuğa ek besinler teker teker alıştırılır. Bir gün havuç suyu vermişseniz, birkaç gün havuç suyu vermeye devam edin. Örneğin, yarım çay kaşığı havuç suyu verin. Eğer herhangi bir alerjik durumla karşılaşmadıysanız, miktarı ertesi gün bir çay kaşığına çıkartın. 3-4 gün miktarını artırarak devam ettikten sonra, yarım çay kaşığı elma suyu vererek yeni bir gıda denemesine başlayabilirsiniz. Böylece hangi besinlerin bebeğinizde alerjiye sebep olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer bir besine başladığınızda alerji belirtisi görmüşseniz, o besini kesin ve 15-20 gün sonra tekrar deneyin. Alerji veya rahatsızlık belirtileri; aşırı şişkinlik ya da gaz, ishal ya da kakada sümük, kusma, yüzde kızarıklık, soğuk algınlığı ile ilgili görünmeyen burun akıntısı veya göz sulanması veya göğüste hırıltı, geceleri uyuyamama veya gündüzleri huysuzluk etme şeklinde olmaktadır. Birkaç kez tekrar ettikten sonra aynı gıdaya olumsuz reaksiyon gösteriyorsa, o gıdaya karşı alerjisi olduğunu kabul edin. Birkaç ay geçtikten sonra tekrar denersiniz. Büyüdükçe alerji riski kalkabilir. 3) Bebeğinize ek besin verirken yiyecek koyduğunuz kapları, kaşığı sıcak ve sabunlu su ile iyice yıkayıp, güzelce durulayın. Aynı şekilde yiyecekleri de hazırlarken yıkayın. Bebeğinizi yedirirken veya yiyeceklerini hazırlarken siz de ellerinizi sabunla yıkayın. Çocukların bağışıklık sistemi tam gelişmediği için çok çabuk hasta olabilirler. 4) Bebeğinizin rahatça yiyebilmesi için birkaç minderle destekleyerek oturtabilirsiniz. Mümkünse bir mama sandalyesi alın. Bebeğinizi güvenli bir şekilde sandalyeye oturtup, emniyet kemerini bağladıktan sonra rahatça yedirebilirsiniz. Mama sandalyesinde yemeğe alışan bebekler, etrafı pisletme riski aza indiğinden, anneleri ellerine daha rahat kaşık verdiğinden dolayı kendi kendilerine yemek yemeye daha erken alışıyorlar. 5) Ek besinleri verirken bebeğinizin önüne önlük takmayı ihmal etmeyin. Belki üstünü başını berbat etmesini göze alırsınız, fakat küçükken önlük takmaya alışmazlarsa biraz daha büyüdüklerinde önlük takmak için zorluk çıkartabilirler.

  • Bebeklerde Zehirlenmeler

    Çocuk kliniklerine en sık başvuru sebeplerinden biriside zehirlenmelerdir. En sık olarak çocuğun ulaşabileceği yerlerde unutulan ilaçların, tuz ruhu, çamaşır suyu, tiner, benzin ve gazyağı gibi maddelerin çocuk tarafından içilmesiyle meydana gelir. Bazen tarım ilacı veya böcek ilaçlarının çocuğun yatağına ve odasına uygulanması zehirlenme sebebi olabilmektedir. Hatta bitlenme vakalarında çocuğun başına ilaç sıkarak zehirlenmeye sebep olan ailelere bile rastlamaktayız. Bu son derece tehlikeli bir uygulamadır. Bahçede ilaçlanmış meyve ve sebzelerin yıkanmadan yenmesi de zehirlenme sebepleri arasındadır. Zehirli mantar yenilmesi sonucu zehirlenmeler de oldukça sık görülür.

    Belirtileri:

    • Kusma ve ishal • Ağızdan devamlı salya ve köpük gelmesi

    • Ağızda ve dilde kuruluk, yüzde kızarma

    • Göz bebeklerinde aşırı büyüme veya küçülme

    • Karın ağrısı

    • Baş dönmesi

    • Havale geçirme

    • Bayılma

    • Şuur kaybı.

    • Mantar zehirlenmesini takiben ortaya çıkan sarılık

    • Çocuğun elinde ve ağzında ilaç, yakınında boşalmış ilaç kutusu, etrafa saçılmış ilaçlar

    DİKKAT: Tuz ruhu, çamaşır suyu, tiner, gazyağı, petrol ürünleri, amonyak gibi yakıcı maddeler içilmişse çocuk kesinlikle kusturulmaz. Çünkü bu maddeler kusarken yemek borusunu ve boğazı tekrar yakarak oluşabilecek zararı artırırlar. Petrol türevleri ve onların uçan buharları akciğerlere kaçarak tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Şuur kaybına uğrayan veya havale geçiren hastalar da kusturulmaz. Yukarda saydığımız yakıcı maddeler dışındaki zehirlenmelerde kusturmak faydalıdır. Kusturma eylemi ne kadar erken olursa o kadar iyidir. Kusturmak için çocuk oturur pozisyonda öne eğilerek veya yüzükoyun pozisyonda başı aşağı sarkacak şekilde yatarken işaret parmağımız boğaza sokularak dil köküne bastırılır.Gerekirse parmak oynatılarak kusma hızlandırılabilir. Kusma bitene kadar parmak boğazda tutulur. Bu işlemle kusma olmazsa çocuğa birkaç bardak ılık su içirilerek aynı işlem tekrarlanır. Bir su bardağı içinde 1 çorba kaşığı tuz eritilerek elde edilen sıvı içirildiği zaman iyi bir Kusturma işleminden sonra hastaya süt ve çiğ yumurta verilebilir. Süt ağır metal, yakıcı madde ve deterjan zehirlenmelerinde faydalıdır. Ancak fazla miktarda içilmesi zehirli maddenin bağırsağa geçişini hızlandırdığından zararlı olabilir. 1 -2 bardak içirilmesi yeterlidir. Eczanelerde satılan toz halindeki aktif kömür bütün zehirlenmelerde güvenle kullanılabilir. 240 cc suya 30 gram aktif kömür katılarak eritilir. Çocuğun kilogramı başına 5 cc (örneğin 12 kg çocuğa 60 cc) aktif kömür eriyiği içirilir. DİKKAT: Bütün zehirlenme vakalarında çocuk iyi görünse bile, ilk müdahale yapıldıktan sonra, mutlaka doktora gidilmelidir. Doktora giderken çocuğun içtiği ilaçların kutuları ve zehirli madde örneği beraberinde götürülmeli, doktora olay detaylarıyla birlikte anlatmalıdır. Zehirlenmelerden korunmak için, ilaçlar, deterjanlar, tuz ruhu, çamaşır suyu vb. bütün tehlikeli maddeler çocukların ulaşamayacakları yerlerde saklanmalı, kilit ‘altında tutulmalı ve bu maddelerle iş yaparken çocuklar başka bir yerde bulundurulmalıdır. işe ara verilince, bu maddeler kısa süre için bile olsa ortada bırakılmamalıdır. kusturucudur. DİKKAT: Eğer zehirlenme sebebi belli değilse, doktora göstermek ve tahlilde kullanılmak üzere çocuk bir kap içine kusturulmalıdır. Çocuk kusturulamazsa, midesinin yıkanması için en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Zehirli madde deriye bulaşmışsa, su veya sabunlu suyla iyice yıkanmalıdır. Zehirli ilaç şırınga ile deri altına verilmişse veya zehirli hayvan tarafından ısırılmış ise, zehirli maddenin girdiği yerin üst kısmı bir bez veya iple bağlanarak zehirin kana karışması önlenmelidir.

  • Bebeklerde Bağırsak Tıkanması

    En sık olarak 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda görülmekle beraber seyrek olmakla birlikte her yaşta görülebilir. Hatta bağırsağın doğuştan tıkalı olduğu durumlar bile vardır.

    Belirtileri:

    • Zaman zaman artan ve azalan karın ağrılan

    • Bağırsak seslerinde ve hareketlerinde artış

    • Bulantı ve kusma.

    Gaz ve kaka çıkışı olmadığı için karında şişlik ve kramp tarzında kasılmalar görülür. Kasılmalar esnasında bağırsakların bir kısmı kendinden sonraki bağırsak boşluğu içine girebilir. Bu durumda çocukta çilek jölesini andıran bir kaka çıkışı olur. Tedavi için hastaneye gitmek gerekir. Tedavi genellikle ameliyat ile olur. Bazen barsak hareketlerinin durması tıkanmalara neden olabilir. Tıkanmadan dolayı hastada gaz ve kaka çıkışı durur. Karın şişmiştir. Ancak karında barsak hareketlerinin sesi işitilmez.

  • Bir Yaşın Üzerindeki Bebeklerde Kalp Akciğer Canlandırması(Kpr)

    1. Çocuğun yüzü yukarı bakarken sert, düzgünbir yüzeydeyken başlayın. Çocuğun başınınaltında yastık olmamalı, başı kalbiyle aynıseviyede olmalıdır. Çocuğun başı hava yolunu açık tutmak için nötralden biraz yukarı pozisyonda olmalıdır.

    2. Ellerinizi yerleştirin: İşaret ve orta pannaklarınızlasizin tarafınızdaki göğüs kafesinin altsınırını bulun, göğüs kafesinin sınırını göğüskemiğinin (stemum””bebeğin kaburgalarının ortasİndaaşağı doğru uzanan yassı kemik) kaburgalarlabirleştiği girintiye kadar takip edin. Bebeğinayaklarının yakınındaki elinizin orta parmağınıbu girintiye, işaret pannağınızı da yanınakoyun. Öteki avucunuzun bileğinizle birleştiğikısmı uzun ekseni uzunluğuna gelecek şekildeişaret parmağınızın üstüne koyun. Böyleceiki parmağınız ve eliniz stemum boyunca sıralanmışolur.Önemli: Stemumun ucuna(ksifoid çıkıntısıadını alır) fazla basınç uygulamayın. Böyle yaparsanızciddi iç hasar yaratabilirsiniz.

    3. El bileğinizin iç kısmı ile göğse 2.5-4 cmderinliğe kadar basınç uygulayın. Tek temas el bileğinizin iç kısmı ile stemumun alt yansı arasında olmalıdır ve basınç uygularken kaburgaların üzerine bastırmamalısınız. Her basıdan sonraelinizi göğsün üzerinden kaldırmadan göğsündinlenme pozisyonuna dönmesine izin verin.Dağınık hareketlerden kaçınarak her seferinde eşit zaman vererek basınç uygulama gevşeme ritmi kurmaya çalışın.

    4. Her beşinci basıdan sonra, duraklayın vebebeğin burun deliklerini kapatarak, 1-1 ½ saniyelikyavaş bir nefes verin. Kalp masaj lan beyneyeterli miktarda oksijen sağlamak için kurtarma nefesleri ile beraber yapılmalıdır (kalbıatmayan bir çocuk solunum yapmıyor, oksijenalmıyor demektir. Her beş basıdan sonra bir nefesvererek dakikada 80-100 basınç uygulamayıhedefleyin. Saniyeden daha hızlı saymaya çalışın:bir, iki, üç, dört, beş -nefes alın.

  • Bebeklerde Zehirlenmeler

    Yutulmuş zehirler: Yiyecek olmayan her madde, olası bir zehirdir. Eğer bebeğinizin bilincikapanırsa ve siz tehlikeli bir madde yuttuğundanşüpheleniyorsanız, acil tedaviye hemenbaşlayın. Bebeği masaya sırtüstü yatırın ve solunumunukontrol edin . Solunumbelirtisi yoksa, hemen .KPR başlatın. İki dakikadan sonra acil tıbbi yardım isteyin, daha sonra bebek kendine gelene veya yardım yetişene kadar .KPR’ye devam edin.Zehirlenmenin daha sık görülen belirtilerişunlardır: uyku hali, huzursuzluk, normalden farklıdiğer davranışlar; hızlı düzensiz nabız ve/veyahızlı soluma; ishal veya kusma (bebek, kusmuğuile boğulmasını engellemek için, bir tarafına döndürülmelidir),gözlerin aşırı hareketliliği, terleme,salya artışı; sıcak-kuru deri ve ağız, geniş (çokgeniş) veya büzülmüş (iğne başı) göz bebekleri,titreşen, yanlara kayan göz hareketleri, tremorlarveya havaleler.Bebeğinizde bu belirtilerden birkaçı varsa (vebaşka bir şekilde açıklanmaları olanaklı değilse)veya bebeğinizin kesinlikle şüpheli bir maddeyuttuğunu düşünüyorsanız ya da böyle bir olasılıkvarsa, kendiniz tedavi etmeye çalışmayın.Bebeğe ağızdan hiçbir şey vermeyin (yiyecek,içecek, genel panzehir olarak bilinene aktif kömür;ipeka, tuzlu su veya yumurta akı gibi kusmayıuyaracak herhangi bir madde). Bunun yerinedoktor, yerel Zehir Kontrol Merkezi ‘ni veyahastane acil birimini acilen arayarak yönerge isteyin.Belirtiler olmasa da arayın, bir kaç saatortaya çıkmayabilirler. Telefonun yanına gider ken, yanınıza, bebeğin yuttuğunu düşündüğünüzkabı, üzerindeki kağıdı ve içinde kalanlan götürün.Maddenin adını (veya eğer bebek bitki yediyse,bitkinin adını), bebeğin ne kadar yediğinidüşündüğünüzü, eğer saptamak olası ise, bildirin.Bebeğinizin yaşını, boyunu, kilosunu vebulguları bildirmeye hazır olun.Bir çok zehirde midedeki zehirin büyük birkısmının kusma ile çıkanlması için ipeka şurubuile kusma sağlamanız istenecektir. ZehirKontrol Merkezi’nin veya doktorun önerdiğimiktarda verin. (İpeka yoksa, sıvı deterjanı -bulaşıkmakinası deterjanı değil- kullanıp kullanmayacağınızı sorun. Yirmi dakika içinde kusmaolmazsa, dozu tekrarlayın -sadece bir defayaözgü olmak üzere. Kusma sağlayabilirseniz, kusmuğu derin bir tava veya kaba toplayın. Acilbirimine ve doktorun muayenehanesine gelmeniz beklenirse, kusmuğu analiz için bir plastiktorbada taşımak daha kolay olabilir ancak bebeğintekrar kusabileceğini düşünerek yanınıza temizbir kap veya tas alın). Şüphelendiğiniz maddeyide (şişe içinde tabletler, temizleme sıvısışişesi, zakkum dalı) beraberinizde götürün.Altı aylıktan küçük bebeklerde, solunum yolunakaçma riski fazla olduğundan, genellikle kolaycauyanlamaz. Altı ay ile bir yaş arası bebeklerdesadece tıbbi gözetim altında yapılmalıdır.Yakıcı bir madde (çamaşır suyu, amonyakveya musluk açar) veya kerosen, benzen, ve petroldenelde edilmiş herhangi bir madde (mobilyacilası, mobilya temizleme sıvısı yutulduğunda,hiçbir yaşta kusturma girişiminde bulunulmaz.Hastanın bilinci yerinde olmadığında, bulanık olduğunda veya tremor ve konvülziyon varlığında da aynı şekilde kusturmadan kaçınılır.

  • Yeni Doğan Bebeğin Giydirilmesi

    Anne adayları ilk aylardan itibaren heyecanla bebeklerinin gardolabını hazırlamaya başlarlar. Bu, bebeklerini sevdiklerinin ve istediklerininbir belirtisidir. İlk aylar olmasa bile 5-6 aylıktan itibaren (en azından düşük tehlikesi olabilecek aylar geçtikten sonra), bebeğiniz için alışveriş yapmaya başlayabilirsiniz. Bebek alışverişi çok zevkliolduğu kadar, masraflıdır da. Siz aşırıya kaçmadan, bütçenize uygun .alışverişi tercih edin. İlk haftalarda bebeğinizi sık sık değiştirmekzorunda kalırsınız. Bunun için gerçekten fazla giysiye gerek vardır.Fakat bebekler çok çabuk büyüdükleri için, giysileri birbirlerine miraskalabiliyor. Varsa, bir yakınınızın çocuğunun küçülmüş giysilerini kullanabilirsiniz.Önemli olan sizin işinizi görmesidir. Doğumdan sonra ilk aylar, uzun süreli dışarıya çıkmanız mümkün olmadığı için,doğum öncesi alışverişinizi yeterli miktarda yapmanız önemlidir.

  • Yeni Doğan Bebek Refleksleri

    Bebekler çevreye kolayca uyum sağlayabilmek için, bir dizi refleksle dünyaya gelirler. Bu reflekslerin hepsinin hayati bir önemi vardır. Yaşamlarını sürdürmeleri için gereklidir. Belirli bir uyarıyayanıt olarak istem dışı ortaya çıkarlar. Bebeğin uyumunu sağlayanrefleksler arasında; öksürme, esneme, hapşırma, kusma, göz kırpma,burnunu çekmeyi sayabiliriz. En önemli reflekslerden üçü debeslenme ile ilgili olanlardır. Bunlar, annesinin memesinin (veya herhangibir uyarıcının) yanağına dokunmasıyla başını ve ağzınıdöndürme, emme ve yutma refleksleridir. Hastaneden ayrılmadanönce tüm refleksler doktor tarafından kontrol edilir. Bebek 6 aylıkolmadan önce çoğu refleksler kaybolur.

    Kavrama: Yeni doğan bebeğin avuç içine parmağınızladokunursanız sıkıca kavrar. Aynı şekilde ayaklarına dokunursanız,ayak parmakları kenetlenir. Bu kavrama hareketini istem dışı yapar.Eline geçirdiği herhangi bir oyuncağını da sıkısıkıya tutar. Zamanla kavrama refleksikaybolur ve çocuk ellerini bilinçliolarak kullanır.

    Ürkme: Moro refleksi olarakda adlandırılan bu davranış,çocuğun ani sesler ve sert tepkilerkarşısında gösterdiği birkorku halidir. İrkilen bebekbaşını arkaya atar, kollarınıyana doğru açar, sonra hızlabir kolunu göğsüne doğru geriçeker ve bedenini büker. Burefleks, doğumdan 3-4 ay sonrakaybolur.

    Yüzme: Bebeğinayak altı uyarıldığında baş parmağı açılır. Suya yüzükoyun bırakıldığızaman yüzme hareketleri yapar, kol ve ayaklarını hareket ettirir.

    Adım Atma: Bebeğinizi düz bir yerde kollarının altından destekleyerek tutarsanız, bedeni öne doğru gider, önce bir ayağını,ardından diğerini adım atıyormuş gibi kaldırır.

  • Bebeklerde Ateş

    Koltuk altında.n ölçülen ısının 37 derecenin üzerinde çıkması ateş olarak kabul edilir. Ancak çocuğun kalın giydirilmesi,havanın sıcak olması, sıcak bir banyo sonrası veya koşma,güreşme gibi aşırı bir hareket sonrası gibi durumlardahastalık olmadan da ateş yükselebilir. Gerçek bir ölçüm yapmak için çocuk normal giydirilir, oda ısısı normal tutulur, çocuğun aşırı hareketleri engellenip yarım saat sonra ateşi ölçülür.Ölçüm normal çıkarsa, önceki yüksek ölçümün bahsettiğimizçevre şartlarından kaynaklandığı sonucuna varılır. Ateş devam ederse bir hastalığa bağlı olduğu düşünülerekhekime gidilir.Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Ateşin kendisi hastalıkdeğildir. Ateş bir hastalığın belirtisidir. Ateşle kendisinibelli eden bir hastalığı ateş düşürücü ilaçlarla tedavi edemeyiz,sadece hastalığın belirtilerinden bir tanesi olan ateşi kısabir süre için ortadan kaldırmış oluruz.Bu yüzden ateşli bir hastayı sadece ateş düşürücü ilaçlarlaevde tedavi etmeye çalıştığımız zaman boş yere oyalanarakateşe sebep olan hastalığın ilerlemesine yol açmış oluruz.Ateşli bir hastayı tedavi etmek için mutlaka bir hekimdenyardım istememiz gerekir.Yapılan araştırmalarda vücut ateşli iken savunma sisteminingüçlendiği ve mikroplarla daha iyi mücadele ettiği anlaşılmıştır.Ancak ateş 40 derecenin üzerine çıkınca vücudunsavunma sistemi zayıflar. Bu nedenle hemen en ufak bir rahatsızlıktailaç kullanmamak, hafif ateş vakalarında hastayıbir süre gözlemlemek gerekir.Yüksek ateşte üşüme ve titreme gibi belirtiler olabilir. Çocuküşüyor diye bu gıôi durumlarda çocuğun üzeri örtülürse,ateş daha çok yükselir. Gene ateşin yükselme döneminde elve ayak gibi organlarda dolaşım bozukluğuna bağlı olarakmor ve alaca bir görünüm ortaya çıkabilir. Bu durum hastalık tedavi edilip ateş düşünce kendiliğinden düzelecektir.