Bebek

  • Eviniz Bebeğiniz İçin Güvenli Mi?

    Bebeğin odası
    Bebek odalarında kullanılan ürünlerin hangi malzemelerden yapıldığı önemlidir. Sert metal malzemelerden tasarlanmış mobilyalar bebeğiniz için uygun seçimler değildir. Doğal tahtadan yapılmış mobilyalar hem bebeğinizin odasına şıklık katar hem de daha az risk oluşturur.

    Bebek karyolasında yükseklik ayarı annenin kullanım kolaylığına ve bebeğin güvenli yatışına uygun olmalıdır. 7. aydan sonra bebeğin hareketlerinin artacağı ve kendi başına yataktan kalkmaya çalışacağı düşünüldüğünde yatak kenarı yüksekliklerinin bebeğin sarkarak düşmesine neden olmayacak yeterlilikte olması gerekmektedir.

    Karyola korkuluk parçaları arasındaki mesafenin 6 cm’den fazla olmaması gerekiyor. Böylece
    bebeğin kolunun, bacağının ya da kafasının buralara takılıp, sıkışması engellenmelidir.
    Karyoladaki vidalama sistemi, malzemenin içine gömülebilir biçimde olmalı, kolaylıkla yerinden çıkmamalıdır. Dışarıda kalan vida, çivi gibi parçalar küçük çocuklar için tehlikelidir.
    Yatakta kullanılan çarşaf lastikli olursa, kayarak çocuğa dolanması engellenmiş olur. Ayrıca çarşafın altına yumuşak olsun diye konulan extra malzemelerin kalınlığının 1-2 cm.den daha fazla olmaması gerekir. Yükseltilen yatak bebek için tehlike yaratabilir.

    Bebek yatağında bir diğer dikkat edilmesi gereken güvenlik noktası, yatağın üstündeki yastıklar ve oyuncaklardır. 7-8. aydan sonra ayağa kalkmaya başlayan bebeğiniz için bunlar yükseltici görevi görür.
    Bebeğin odasında kabloları açıkta elektirikli ve elektronik alet bulundurmamakta fayda var. Elektromanyetik dalgaların insanlar, özellikle çocukların sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin sıklıkla belirtildiği bugünlerde daha özenli olmak gerekiyor.

  • Oturma Odası, Mutfak Ve Banyoda Güvenlik

    Oturma Odası

    Oturma odası sizin ve ailenizin en çok zaman geçirdiği yer olduğuna göre bu odanın ekstra güvenliğe ihtiyacı vardır.

    Elektrik prizlerini plastik kapaklarla kapatın ve kabloları da ortadan kaldırın.

    Plastik kapaklar ve kablo kanalları oldukça güvenlidir.

    Merdivenleri kapatın.

    Bebeğinizin merdivenlerden yukarı tırmanmasını istemezsiniz değil mi?

    Kırılabilecek eşyaları çocuğunuzun erişemeyeceği yerlere ya da raflara kaldırın.

    En azından çocuğunuz nelerle oynayabileceğini ve nelerle oynayamayacağını öğrenene kadar.

    Bebeğinizi asla gözünüzün önünden ayırmayın.

    Gözünüzü ayırdığınız anda mutlaka düşerler. Etrafına ne kadar minder ya da yastık döşeseniz de bir gün bu engellerden kurtulmayı öğrenecektir. Acı bir çığlık duyduğunuz anda yeni numarasını öğrenmiş olursunuz ve bebeğinizi yerde size bakarken görebilirsiniz.

    Dökülen duvar boyasını kazıyın, kapatın ya da yeniden boyayın.

    Duvar boyası kurşun geçirir ve kurşun zehirli bir maddedir. Bebeğiniz pencere pervazına uzanmaya başladığı andan itibaren pencere kenarlarındaki boyayı sökmeye ve ağzına atmaya çalışır. Bu nedenle bu işlemleri yerine getirirken bebeğinizi odadan çıkartın. Boya toksik bir maddedir ve bebeğiniz için zararlıdır. Aslında güvende olmak için sizin de maske kullanmanız gerekir.

    Karbonmonoksit sızıntısını önlemek için fırını, şömineyi ve barbeküyü kontrol edin.

    Karbonmonoksit tatsız ve kokusuz zehirli bir gazdır. Sizi yalnızca hasta etmekle kalmaz; uzun süre bu gazı teneffüs ederseniz hayatınızı kaybedebilirsiniz. Aynı şekilde evin içinde barbekü yapmayın ve kömür kullanmayın. Çocuğunuzun kömürle oynamasını istemezsiniz sanırım.

  • Bebeklerde Elektrik Çarpması, Yapılması Gerekenler Ve Kazaların Önlenmesi

    İnsan vücudu bir elektrik akımı ile direkt olarak karşılaştığında akım vücut içinden geçerek elektrik çarpması dediğimiz duruma neden olur. Bu durum, elektrik akımının derecesi ve temas süresine bağlı olarak, hafiften ağıra kadar değişen derecelerde hasara neden olabilir.

    Küçük çocuklar, özellikle 2-4 yaş arasındakiler, kabloları ısırdıkları veya delikleri kapatılmamış prize çatal ve bıçak gibi metalleri soktuklarında elektrik çarpmasına maruz kalırlar. Bu tip kazalar elektrikli oyuncaklar ve aletler yanlış kullanıldığı veya elektrik akımının çocuğun küvet, lavabo gibi bulunduğu yer veya yakınında suyla temas etmesi sonucu da meydana gelebilir. Yıldırım çarpması 1/5 vakada görülebilir.

    Elektrik çarpması anında yapılması gerekenler
    Bu durumda ilk yapılması gereken sigortaları kapatmaktır. Bunun dışında eğer yapılabiliyorsa fiş prizden çıkarılmalı veya elektrik düğmesi kapatılmalıdır. Bunlar yapılamıyorsa kablo kesilmeli veya kablonun çocukla teması ortadan kaldırılmalıdır. Sizi de elektrik çarpmaması için elektriği geçirmeyecek, kuru ve kalın tahta sopa, rulo haline getirilmiş gazete, magazin, ceket gibi şeyler kullanmanız gerekir.

    Elektrik kaynağını devreden çıkaramıyorsanız çocuğu uzaklaştırmaya çalışın. Yine de hiç bir zaman elektrik çarpmasına neden olan kaynakla temas halinde olan çocuğa çıplak elle dokunmayın; yukarıda bahsettiğimiz elektrik akımını iletmeyen gereçleri kullanmanız gerekir. Tabii bu yukarıda bahsedilen metodlardan hiç biri sigortaların kapatılması kadar emniyetli değildir.

    Elektrik çarpmasının tedavisi
    Sigortalar kapatılır kapatılmaz (veya çocuk elektrik çarpmasına neden olan kaynaktan uzaklaştırıldıktan sonra) çocuğun nefesini, nabzını, cilt rengini ve şuur durumunu derhal kontrol edin. Solunum veya nabız durmuşsa yada çok hızlı veya düzensiz ise hemen kalp masajı ve solunum yardımı yapmaya başlayın ve çevredekilere derhal acil ambulans ve yardım için telefon etmelerini söyleyin. Aynı zamanda çocuğu gereksiz yere bir yerden bir yere çekip taşımayın. Zira ciddi bir elektrik çarpması omurga kemiklerinde kırıklara yol açmış olabilir.

  • Bebeklerde Burun Kanaması Ve İlk Müdahale

    Genizimizin ve burnumuzun içini kaplayan ve derimize yakın bölgede yoğun bir damar ağı bulunmaktadır. Çocuğunuzun burnu, soğuk ve kura hava, mevsimsel alerji ve hatta burnu ile oynaması ile kanayabilir. Fazla kanama endişe edici olabilir ama ciddi bir durum değildir.

    İlk müdahale
    Önce çocuğunuzu rahatlatıp sakinlaştirin. Genelde çocuklar korktuklarında ve ağladıklarında kan basıncı normal olarak yükselir ve kanama artar. Kanamayı durdurmak için,çocuğunuzu kucağınızda dik bir şekilde oturtun. Burun delikleri açık kalacak şekilde burnunun üst kısmını 3-5 dakika boyunca hafifce sıkın. Eğer kanama halen devam ediyorsa doktora götürün. Eğer burun kanamaları sık sık oluyorsa, kulak burun boğaz doktoruna başvurarak, geniz ve burundaki kan damarlarını kontrol ettirin. Geniz ve burundaki kılcal damarların yakılması, burun kanamalarını durduracaktır.

  • Diş Çıkaran Bebeğe Ne Yapılır?

    Diş çıkaran bebek yaşadığı rahatsızlıklardan ve uykusuzluktan dolayı rahatsız ve huysuz olabilir. Bu dönemde Bebeğinizle yakından ilgilenmeli ve dikkatini farklı yönlere çekecek aktiviteler yaptırmalısınız. Dikkati dağılan bebek diş çıkarma döneminin sıkıntısını unutabilir, ayrıca aktivitelerle uğraşıp bol hareket eden bir bebek yorulacağı için gece daha rahat uyur.

    Bebekler diş çıkarma döneminde her şeyi ağızlarına götürürler. Bu yüzden bebeğin dişlerini kaşıyacak oyuncaklar, çıngıraklar ve dişlikleri buzdolabında soğutarak bebeğinize verin. Buzdolabında bekletilen bu oyuncakların bebeğin diş etlerini uyuşturacağı için diş çıkaran bebeği rahatlatabilir. Bebeğinizin diş etlerine ellerinizi yıkadıktan sonra hafif masaj da yapabilirsiniz. En ucuz çıngırak ve dişlik modellerini bumudur.com’da rahatlıkla bulabilirsiniz.

    Buzdolabında bekletilen soğuk muz‚ havuç‚ salatalık gibi sebze ve meyveler de bebeğinizin diş etlerini kaşımak için uygundur. Ancak meyve ve sebzeleri bebeğinize verdiğinizde‚ bebeğinizin oturur pozisyonda olduğundan emin olun ve boğulma tehlikesine karşı bebeğinizi yakından kontrol edin.

  • Bebeklerde Düşme Tehlikesi

    İstatistiki bilgiler ve Tehlike Boyutu

    Unicef’in 2003 yılındaki araştırmasında kazaya uğrayan 0-6 yaş arası çocuklarda en fazla rastlanan kaza tipi düşmeler (%63), yanıklar (%16), araba kazaları (%7) ve zehirlenmeler (%4.4) izler. Düşmelerden dolayı meydana gelen baş yaralanmaları en tehlikeli olanlardır. Motor hareketleri yaparken veya merak edip düşmeler meydana gelmektedir. Amerika’da bir yıl içinde, 14 yaşın altında olmak üzere ortalama 2.5 milyon çocuk düşmelerden dolayı hastaneye başvuruyor, 120 çocuk düşmelerden dolayı hayatını kaybetmektedir. Bunlarında yarısını 4 yaş altı çocuklar oluşturmaktadır. Bu düşmelerin %9’u yürüteçlerden, oyun ekipmanlarından veya pencerelerden dolayı meydana gelmektedir.

    Düşmeler küçük çocuklarda en sık rastlanan kaza tipidir. Çocuklar doğal olarak koşmak, tırmanmak ve fiziksel faaliyetlerde bulunmak isteyecektir. Bunlarda özellikle hareket halindeki çocuklarda düşme riski yaratabilmektedir.

    Düşmeler Nereden ve Nasıl Meydana geliyor?

    4 yaş altı çocuklarda düşmelerin %80’i evde meydana gelmektedir.

    Daha çok masa, koltuk, mama sandalyesi gibi eşyalardan, merdivenden, ranzadan, beşikten, balkon ve pencereden, kaygan ve uygun olmayan zeminden, yürüteçlerden düşme ile olmaktadır. Ayrıca çocukların bilinçsizce taşınması, salıncaklarda kontrolsüz sallanması,yüksek kapı eşikleri, uygun aydınlatılmayan mekanlarda düşme sebepleri olabilmektedir. Çocukların kavrama yetenekleri ve tehlikeyi önleyecek vücut koordinasyonlarını henüz kazanamamış olmaları ve kaygan zeminde ani ve hızlı hareket etmeleri, mobilyaların üzerine çıkmak istemeleri ve bunların üzerinden atlamaları, küvetler, merdivenler, düşmeye sebep olan en önemli nedenlerdendir.

  • Bebeğinizin Aşıları Ve Yan Etki Riskleri

    Hepatit B Aşısı

    Aşıdan sonra reaksiyon görülmesi nadirdir. En sık görülen reaksiyonlar; aşı yerinde kızarıklık , şişlik, huysuzluk, yorgunluk, ateş, ağlama, kusma,
    ishal ve uykusuzluktur. Ateş, ağrı ve huzurluk için ağrı kesici, ateş düşürücü verilebilir. Oluşabilecek diğer yan etkiler doktora bildirilmelidir.

    Karma Aşı ( Difteri, Boğmaca, Tetanoz, Çocuk felci + Menenjit )

    Aşı sonrası reaksiyon diğer aşılara oranla daha sık görülür. Aşı sonrası ilk üç gün içerisinde ateş, ağrı, huzursuzluk, ağlama, aşı yerinde kızarıklık, şişlik, sertlik oluşabilir. Aşı sonrası bir ya da iki gün ağrı kesici kullanılması, ateş veya ağrı şikayetini azaltır.Aşı yerinde oluşan sertlik ve şişliğe lokal olarak kolonya pansumanı yapılması ( günde 1-2 kez 10 dakika ) yararlı olabilir. Oluşabilecek diğer yan etkileri doktora bildirmek gereklidir. Karma aşının yan etkileri azaltılmış, ateş yapmayan şekli vardır.

    BCG ( Verem ) Aşısı

    Aşı sonrası reaksiyon görülmesi nadirdir. En sık görülen reaksiyon aşı yapılan bölgede ilk günlerde oluşan kızarıklıktır. Aşı yapıldıktan sonra yaklaşık 4-6 hafta sonra aşı yapılan bölgede kızarıklık, sertlik, kabarıklık ve akıntı olabilir. Bunun yanında aşının yapıldığı taraftaki koltuk altında beze gelişebilir. Olabilecek diğer yan etkileri doktora bildirmek gerekir.

    Kızamık Aşısı

    Aşı sonrası reaksiyon görülmesi nadirdir. Aşıdan 5-12 gün sonra ateş, hapşırık, burun akıntısı, deri döküntüsü görülebilir. Ateş olduğunda ağrı kesici ve ateş düşürücü verilebilir. Oluşabilecek diğer yan etkileri bildirmek gereklidir.

    Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak

    Aşı sonrası reaksiyon görülmesi nadirdir. Aşıdan sonra oluşabilecek reaksiyonlar 5 gün sonra ortaya çıkar. Bunlar; ateş, burun akıntısı, hapşırık, kırmızı-pembe renkli döküntülerdir. Ateş olduğunda ağrı kesici ve ateş düşürücü verilebilir. Oluşabilecek diğer yan etkileri doktora bildirmek gereklidir.

  • Bebeklerde Aşı Aldatmacası

    Kanlı Eller
    50’li yılların başında Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanmakta olan dört aşı vardı; difteri, tetanos, boğmaca ve çiçek aşısı. Çocuklar iki yaşına gelene kadar bu dört aşıdan her vizitede üç aşıyı geçmeyecek şekilde toplam on üç doz aşılanıyorlardı.
    80’lerin ortalarına gelindiğinde aşıların sayısı yediye çıktı; difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve çocuk felci. Çocuklar iki yaşına gelene kadar bu yedi aşıdan her vizitede dört aşıyı geçmeyecek şekilde on beş doz aşılanmaya başladılar.
    80’lerin ortasından beri bu listeye yeni aşılar ilave edildi.
    Günümüzde çocuklar iki yaşına kadar bir vizitede sekiz aşıya kadar olacak şekilde on dört farklı aşıdan toplam otuz yedi doz aşılanıyorlar!
    Amerika’da dünyanın tüm ülkelerinden daha fazla aşı öneriliyor. CDC (Centers for Disease Control and Prevention – Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri) altı yaşına kadar on dört aşıdan kırk sekiz doz, on sekiz yaşına kadarsa on altı aşıdan altmış dokuz doz aşı öneriyor. CDC ayrıca altı aylıktan ölünceye kadar her yıl grip aşısı yaptırılmasını da tavsiye ediyor.
    Çocuklarımıza ve yetişkinlerimize önerilen aşıların sayısındaki bu dramatik artış nereden kaynaklanıyor?
    Kaliforniya’da ortaya çıkan ve basın tarafından aşırı derecede abartılan boğmaca salgını gibi ender olarak görülen mahalli salgınlar haricinde aşılama listesine dâhil edilmiş hastalıklar, yirmi birinci yüzyılın Amerika’sında oldukça istikrarlı seyrediyor.
    The Vaccine Book (Aşı Kitabı) yazarı Dr. Robert Sears’e göre ABD’de 2007 yılında aşılama listesine dâhil edilmiş hastalıkların çocukluk döneminde ortaya çıkış sıklıkları şöyle:

    Pnömokok – yılda yaklaşık on bin vaka
    Difteri – yılda beş vaka, bazı yıllar hiç vaka yok
    Tetanos – beş yaşın altındaki çocuklarda yılda bir vaka
    Boğmaca – yılda yaklaşık on bin vaka
    Hepatit B – bir yaşındakilerde otuz, bir ila beş yaş arasındakilerde otuz vaka
    Rotavirus – beş yüz bin vaka, elli bin hastaneye sevk, yirmi ila yetmiş ölüm vakası
    Çocuk felci – 1985’ten beri hiç vaka yok
    Kızamık – yılda elli ila yüz vaka
    Kızamıkçık – yılda iki yüz elli vaka
    Kabakulak – yılda iki yüz elli vaka
    Suçiçeği – yılda elli bin vaka
    Hepatit A – çoğunlukla beş ila on dört yaş arası çocuklarda olmak üzere yılda on bin vaka
    Grip – milyonlarca vaka
    Menenjit – yılda yaklaşık üç bin vaka
    Ara sıra ortaya çıkan mahalli salgınlar üzerine genellikle olabildiğince çok korku yaymak amacıyla tasarlanmış basın haberleri ABD’deki çocuk hastalıklarıyla ilgili gerçekleri destekleyen ve kolayca ulaşılabilen istatistiklerle hemen hiç uyumlu olmuyor.
    ABD’deki ciddi bulaşıcı çocuk hastalıklarının sıklığının azalmasındaki sebep aşıyı savunanların iddia ettiği gibi sadece aşıların yaygın kullanımından mı, yoksa genel sağlık, bakım hizmetleri ve yaşam şartlarındaki iyileşmeden mi kaynaklanıyor?
    Acaba hâlihazırda çocuklarına ABD’ye göre çok daha az dozlarda aşı veren diğer birinci dünya ülkeleri bulaşıcı hastalıklarda benzer azalmayı yaşam şartlarındaki iyileşmeye mi borçlular?
    Dünya üzerinde çocuklarına en yüksek oranda aşı uygulayan ABD dünyadaki en sağlıklı çocuklara mı sahip?
    Bu soruları daha iyi cevaplayabilmek için ABD’de çocukların sağlığına bir bütün olarak bakmamız gerekiyor.
    Daha Çok Aşılamayla Daha İyi Sağlığa Kavuştuk mu?
    Maalesef ABD’de özellikle sağlıkla ilgili hemen her şeyde olduğu gibi fazla olanın iyi olduğu şeklinde yanlış bir kanaat var. Bunu eczanelerde “maksimum güç” etiketiyle pazarlanmakta olan ürünlerde tekrar tekrar görebilirsiniz. Amerikalıların az iyiyse; çok, çok daha iyi olmalı şeklinde saplantılı bir kanaatleri olduğu söylenebilir.
    Peki bu haklı bir kanaat mi? Pek çokları tarafından en güvenli ilaç olarak değerlendirilen aspirini ele alalım. İki tane aspirin alırsanız baş ağrınız geçebilir. Ama on tane alırsanız ciddi sorunlar yaşayabilirsiniz. Elli aspirin içecekseniz yakında bir hastane olsa sizin için çok iyi olur!
    Soru şöyle sorulmalı: Son otuz yılda aşırı derecede artan aşılama sayısı çocukların daha sağlıklı olmasına mı, yoksa daha hasta olmasına mı yol açtı?
    Giderek artan miktarda kanıt gösteriyor ki çocuklara yapılan ve sayısı aşırı derecede artan aşılar, aşı üreticilerini zengin ederken çocukları da sağlıksızlaştırıyor. İstatistikler çocukların giderek daha çok hastalandığını gösteriyor.
    Son otuz yılda Amerikalı çocukların aldığı aşı miktarı üçe katlandı. Bu süre boyunca öğrenme güçlüğü çeken, astım ve şeker hastalığına yakalanan çocuk sayısı da üç misli arttı!
    Aşı üreticileri ve savunucuları size istatistiklerin konuyla ilgisiz olduğunu söyleyeceklerdir. Ancak çocuklarımızda sayıları giderek artan kronik hastalıklarla sakatlıkların aşılardan kaynaklanmadığını gösteren tatmin edici bilimsel araştırma bulunmamaktadır.
    Çocuklara bugün verilen aşı miktarının yarısının verildiği 70’li yıllarla karşılaştırıldığında kronik beyin ve bağışıklık sistemi rahatsızlıkları bulunan çocukların sayısı ikiye katlanmış durumdadır.
    Maalesef bugün Amerika’da;
    Altı çocuktan birinde öğrenme özrü,
    Dokuz çocuktan birinde astım,
    Yüz on çocuktan birinde otizm,
    Dört yüz elli çocuktan birinde şeker hastalığı bulunmaktadır.
    Ulusal Aşı Bilgilendirme Merkezi’nin “Altı Yaş Öncesi Kırk Sekiz Doz Aşı” başlıklı duyurusunda belirtildiği gibi:
    Çocukların ilk yaşlarında giderek daha fazla aşı uygulayarak bağışıklık sistemleriyle normalin dışında oynamak kronik hastalık ve sakatlıkların artmasına yol açıyor olabilir mi?
    Yoksa az daha mı iyi?
    Artan miktarda aşılama çocuklarımızın yaygın sağlık problemlerini çözmüyor. Gerçek şu ki aşılama, problemin en büyük parçasını oluşturuyor.
    Grip Aşısı
    Günümüzde en yaygın çocuk hastalığı griptir.

  • Bebek Aşısı Riskleri

    Kullanılan her ilaç veya tedavinin mutlaka bir riski vardır. Gerçekte yüzde yüz etkili ve yüzde yüz güvenli olan bir ilaç ya da aşı yoktur. Aşı tamamen sağlıklı kişilere, çoğunlukla da çocuklara yapıldığı için aşılara karşı toplumdaki risk algılaması genelde çok daha yüksek olmaktadır. Aşılama sonrasında olabilecek yan etkiler aşılama programlarına olan güveni sarsan en önemli olaydır. Aşı programları uygulanırken aşıya bağlı yan etkilerin ve aşı yapılmadığı durumda hastalığın olabilecek komplikasyonlarının aileye açıklanması aşılama programlarının sürdürülebilmesi için önemlidir.

    Aşılama programlarına karşı toplumsal tepkiler üç aşamada görülmekte ve aşılama oranları ile hastalık epidemiyolojisini etkilemektedir.

    Bir toplumda hastalığa yakalanma korkusu çok fazla, buna karşılık aşılarla ilgili korku yoksa aşılamaya yoğun istek vardır.
    Hastalığa karşı bir korku yok, aşılara karşı da bir korku yoksa aşılamaya istek de yoktur ve ilgisizlik vardır.
    Hastalığa karşı korku yok buna karşılık aşılanmaya karşı güvensizlik ve korku varsa aşılama reddedilmektedir.
    Yıllardan beri uygulanmakta olan etkili aşılama programlarıyla aşıyla önlenebilir hastalıklara yakalanma, ölüm ve bu hastalıkların komplikasyonları giderek azalmış ve neredeyse görülmemeye başlamıştır. Bu nedenle toplumda bu hastalıklara karşı olan korku azalmakta, buna karşılık yaygın aşılama sonucu ortaya çıkan komplikasyonlar önem kazanarak aşılara karşı olan güvenin zaman zaman azalmasına yol açmaktadır. Bu durum yer yer aşı programlarına devamsızlıkla sonuçlanarak, hastalığa yakalabilir hassas bir populasyonun oluşmasına ve ileride epidemi görülme riskine yol açmaktadır.

  • Bebeğe 3 Aylık Olana Kadar Hangi Aşılar Yaptırılmalı?

    Bebeklerde ilk 3 aylık dönem içerisinde yoğun aşı uygulaması gerçekleştirilir. Bebek ilk doğduğu anda ilk doz Hepatit B aşısı vurulur. Bu aşının ikinci dozu bebeğin 1. ayını doldurduğu günlerde gerçekleştirilir.

    Bebeklerde aşı planlamasında ikinci ay içerisinde verem aşısı, beşli karma aşısı ve zatürre aşısı vurulmaktadır.

    Hepatit B:
    Hepatit B aşısı bebek doğar doğmaz yapılmaktadır. Halk arasında sarılık adı ile bilinen ve karaciğerin iltihabı şeklinde kendini gösteren, Hepatit B virüsünün neden olduğu kronikleşen bir enfeksiyon hastalığıdır. Aşının ikinci dozu 1 ay sonra‚ üçüncü dozu 6 ay sonra yapılır. Aşının yan etkisi yoktur ve kas içine uygulanır. Aşı sağlık bakanlığının ulusal aşı takvimi programına yer almaktadır. Hepatit B aşısı sağlık kuruluşlarında ücretsiz yaptırılabilir.

    Verem aşısı:
    Verem aşısı bebeklerin ikinci ayında uygulanan tek dozluk bir aşıdır. Bu aşı özellikle çocuklarda tüberküloz hastalığının ölüme yol açan şekillerinin önlenmesi için uygulanır. Her çocukta aşı takibinin kolay yapılabilmesi için sol kol üst kısmına cilt içine yapılmaktadır. Aşıdan 3-4 hafta sonra aşı yerinde kızarıklık ve kabuklanma görülür, bu aşının tuttuğunu gösterir.

    Beşli karma aşı:
    Difteri, boğmaca, tetanus, çocuk felci, hib aşısı 5’li karma aşılarıdır. Tek bir enjektörle tam beş hastalığa karşı bağışıklık sistemini uyarıcı aşı, bebek ve çocuklara uygulanan en önemli aşıların başında gelir. Karma aşı 2-4-6. aylarda üç kez uygulanır, 18. ayda ve 4-5 yaş civarında iki kez hatırlatma dozları yapılır.