Yeni Doğan

  • Bebeklerde Pamukçuk Hastalığı

    Bebeklerin dünyaya geldikten sonraki ilk 3 ayını tanımlayan yenidoğan dönemi, anne-babalar için heyecan vericidir. Hayatlarına yeni katılan küçük bebeklerini tanımaya, onun ihtiyaçlarını anlamaya çalıştıkları bu dönem onlar için mucizevidir. O ilk aylarda kendilerini adeta bir rüyadaymış gibi hissederler ve bu mutlu tablonun bitmesini hiç istemezler. Ancak ara sıra çıkabilecek bazı sorunlar nedeniyle bu mutlu tablo geçici de olsa bozulabiliyor. İşte pamukçuk hastalığı da bu sorunlardan biri.

    Hisar Interconnental Hospital’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İzlem Göçmen, pamukçuktan korunmanın en iyi yolunun hijyen olduğunu söylüyor ve Dr. İzlem Göçmen, tedavinin aksatılmaması gerektiğinin de altını çiziyor. Anne sütü alan bebeklerde pamukçuk daha az görülür. Özellikle dezenfekte edilmeyen biberon veya emzik pamukçuğa neden olabilir.

    Tedavi edilmezse ağrılı olabilir. Vücut direnci normal olan bir bebekte genelde ağız içinde sınırlı kalan bu mantar, vücut direncinde problem olan bebeklerde kana karışabilir. Ağır akciğer enfeksiyonlarına veya daha farklı enfeksiyonlara da neden olabilir.

  • Yenidoğan Bebeğin Derisinde Morluklar

    Doğumun ilk saatlerinde el ve ayak derisinde hafif morluk görülmesi normal sayılır, ancak dudaklarda ve vücudun diğer kısımlarında morluk olması normal değildir ve bebeğin acilen bir çocuk hekimi tarafından görülüp tedavi edilmesini gerektirir.

    Bebeğin dudakları, tırnakları ve bütün vücudu mor, solunumu düzensiz ise, bebekte inleme varsa, hareketleri azalmış,vücudu gevşemiş ise, solunum ya da dolaşım sistemi ile ilgili çok acil bir durum söz konusudur. Bebek derhal en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.

    Sağlık kuruluşuna ulaşana kadar, eğer bebeğin ağzında birikmiş salya, kusmuk vb. maddeler varsa bunlar temizlenmelidir. El veya bez ile temizlemek yerine mümkünse bir puvar (pompa) ile temizlemek daha uygundur.

    Bebeğin solunumu hafiflemiş veya durmuşsa ayakları altına elle vurarak bebek uyarılmalı eğer solunumda düzelme yoksa hemen gecikmeden ağızdan ağıza solunuma (suni teneffüse) başlanmalıdır.

  • Yeni Doğan Bebeklerde Cilt Sağlığı Ve Bakımı

    Zamanında doğan yeni bebeğin derisi pembe renklidir. Doğumun 2’nci-10’uncu günleri arasında deride 5-15 mm çapında tedavi gerektirmeyen döküntüler olabilir. Ayrıca alında ve burunda toplu iğne başı gibi sarı-beyaz renkli döküntüler görülebilir, bunlar tedavi gerektirmez, kendiliğinden geçer. Terlemeye bağlı olarak vücutta toplu iğne başı büyüklüğünde isilik adı verilen kırmızı döküntüler olabilir. Cildi kuru ve temiz tutulup, sık banyo yaptırılırsa kısa sürede iyileşir. Az kilolu, gününden biraz geç doğan bebeklerin derisinde,tedavi gerektirmeyen ve normal sayılan, kuruma ve soyulma olabilir. Rahatlatmak için bebe yağı kullanılabilir.

    Bazı mikrobik deri hastalıklarında, deri sanki haşlanmış gibi su toplar ve soyulur. Bu durum ciddi olup hemen tedavi gerektirir. Bazı bebeklerin başlarında konak adı verilen saçlı derideki yağsı madde ve dökülen hücrelerin oluşturduğu bir kabuk görülür. Zorla çıkarmaya çalışılmamalıdır. Banyodan önce bebek yağı veya tatlı badem yağı ile başa masaj yapılarak konaklar yumuşatılır. Yumuşayan konaklar bebe şampuanı ile yıkanıp gevşemesi sağlanır. Böylece gevşeyen konakları zorlamadan ve bebeğin canını acıtmadan çıkarmak mümkün olur.

    Prematüre doğan bebeklerde, özellikle sırt kısımlarında, ince sarı renkli tüycükler görülebilir. Bunlar 2-4 hafta içinde dökülür. Normal bir durumdur. Bazı bebeklerde göz kapaklarında ve ensede daha sık olarak alında ve dudaklarda, deriden kabarık olmayan, kırmızı renkli, bebek ağladığı ve ıkındığı zamanlarda rengi koyulaşan lekeler görülebilir. Bunlar, biraz genişlemiş ve deri yüzeyine yakınlaşmış kılcal damarların oluşturduğu görüntülerdir. İlk aylarda biraz büyürler ve genellikle 2 yaş civarında kaybolurlar.

  • Yeni Doğan Bebek Bakımında Ilk Günlerde Dikkat Edilecekler

    1930’larda yeni doğan bebekler 10 gün sonra evlerine gönderilirdi. Bu sayı 1950’lerde dört güne, 80’lerde de iki güne indi.

    Bugün bebeğinizi doğumdan birkaç saat sonra eve götürebilirsiniz. Bu çoğu zaman korkutucu, tartışmalı bir konudur ve her zaman da uygun değildir. Bu kararı doktor her bebek için ayrı düşünmek zorundadır.

    Bebek zamanında doğmuşsa, ağırlığı normalse, emmeye iyi başlamışsa, anne-babası bebek bakımının temel kurallarını bilen ve bakım verebilecek düzeydeyse erken taburcu etmek en güvenli yoldur ve bebek iki-üç gün sonra doktora getirilir. Erken taburcu olmakla ilgili endişeniz varsa bebeğinizin doktoruyla görüşün.

    Siz ve bebeğiniz erken taburcu olmuşsanız, doktor ziyareti doğumdan sonraki 48 saat içinde gerçekleştirilmelidir. Ayrıca bebeklerin derilerinde ve göz aklarındaki sararma (sarılık göstergesi), beslenmek istememe, dehidrasyon (sıvı kaybı: 24 saat içinde altıdan az ıslak bez veya koyu sarı idrar), sürekli ağlama veya sızlar gibi ağlama; ateş, deride kırmızı veya mor noktalar gibi yeni doğanlara özgü problemlere karşı uyanık olun. Sarılıktan endişe ediyorsanız bebeğinizin kolunu veya uyluğunu başparmağınıza bastırın. Bastırdığınız bölge beyaz değil de sarı oluyorsa sarılık var demektir.

  • Bebeklerde Hidrosefali Belirtileri Ve Tedavisi

    Hidrosefali, kafa içindeki su miktarının artması ile meydana gelen durumları açıklayan bir sorundur. Bu sorun ile dünyaya gelen bir bebekte, beyinin, beyin omurilik sıvsı üretme yeteneği ile o sıvıyı emme yeteneği arasında ciddi bir dengesizlik durumu vardır.

    Hidrosefali sorunu ile doğan bebekte, beyin omurilik sıvıs birikimi olur ve bu da ilk akla gelen, kafa büyümesine neden olur. Bu sorun, her toplulukta farklı oranlarda karşımıza çıkar, ancak ortalama miktar 1000 doğumda 1 vaka olarak görülür.

    Hidrosefalinin en belirgin semptomu anormal derece büyümüş bir kafadır. Çok sık olmasa da, bazı bebekler henüz anne karnındayken, başının normal doğumu olanaksız kılacak kadar büyüdüğü de görülebilir. Genel olarak görülen ise, doğum sırasında kafa orantısının normal olması, ancak doğumdan sonra hemen hızlı bir şekilde kafa büyümesidir.

    Hidrosefalinin, diğer bozukluklardan ayırt edilmesi ve nedeninin araştırılmasında, bilgisayarlı temografi, manyetik rezonans ve ultrasonografi yöntemleri kullanılmaktadır. Bilgisayarlı temografide, beyin dokusu, X ışınları ile bilgisayar ortamında değerlendirilir. Bu yöntem çok sık kullanılır ve en etkin yollardan biridir. Manyetik rezonans, bilgisayarlı temografi ile benzer olmasında rağmen, burada kullanan X ışınları yerine radyo dalgalarıdır ve çok güçlü manyetik alan kullanılması ile görünteleme elde edilir. Beyin omirilik sıvısının dolaşım yolununun gözükmesi açısından kullanılan en etkin yoldur. Ultrasonografi, yüksek frekanslı ses dalgaları ile kafa içindeki oluşumların gözükebilmesi için kullanılan yöntemdir. Doğum öncesinde, anne karnında bulunan bebeğin değerlendirilmesi için kullanılan en geçerli yoldur. Bu sürede, hidrosefali tanısının konulmasında oldukça etkilidir. Doğum sonrasında, bebeklerde bıngıldak kapanıncaya kadar, beyin boşluklarını göstermede kullanılır ve hidrosefalinin tanısında hem etkin hem de ucuz bir yöntem olarak bilinir. Yaş ilerledikçe, bıngıldak kapanacağı için bu yöntem tercih edilmez.

  • Yenidoğan Bebeklerde Görülen “Rektal Kanamalar”

    Bir haftadan küçük bebeklerde, K vitamini eksikliği sonucu oluşan yenidoğan hemorajik hastalığı sonucu rektal kanama veya doğum sonrasında yutulan anne kanı ve barsak pasajının çok hızlı olması nedeniyle rektumdan taze kan gelmesi, sık rastlanan rektal kanama şekilleri olarak tanımlanıyor.
    Prof. Dr. Hilal Mocan yenidoğan bebeklerde görülen rektal kanamaları hakkında bilgi verdi.

    Rektal kanama çeşitleri

    Anal fissür (çatlak): Çocuk rektal kanamalarının en önemli nedenlerinden biridir. Temel sorun mukoza ile derinin birleştiği yerdeki yırtık veya yüzeysel ülserdir. Anal fissür oluşmasında en sık neden sert ve katı kaka çıkarılması veya anal bezlerdeki enfeksiyon veya şiddetli ishalleri takiben gelişen travmatik olaydır. Fissürlerin büyük çoğunluğu sıcak oturma banyoları, kabızlık tedavisi ve dış sfinkterlerin dilatasyonu ile iyileşir.

    Çocukluk yaş grubunda görülen polipler

    a) Juvenil polipler (çocuk polipleri): Kalınbarsakta bulunan, genellikle saplı oluşumlardır. Sıklıkla 2-12 yaş arası çocuklarda görülürler. Juvenil poliplerde kanserleşme olmaz. Bazen enfeksiyonlara ikincil olarak gelişebilirler. %75’i saplı, %25’i sapsızdır. Saplı polipler dışkının hareketiyle kopabilir veya anüsten dışarı çıkabilir. Ayrıca invajinasyona neden olabilirler. %81 oranında kalın barsakların sol kısmında bulunurlar. Juvenil polipler erkek çocuklarda ve 4 yaş civarında en sık görülür. Oniki yaştan sonra nadir görülür. Aralıklı, kırmızı renkte, az miktarda rektal kanama olur ama çocukta dışkı yaparken ağrı olmaz. Karın ağrısına bazı vakalarda rastlanabilir. Vakaların %5-10’unda poliplerin yaptığı yerel irritasyon ishal görülebilir.

  • Yenidoğan Bebeklerde Görülen Hastalıklar

    Gizem annesine diyo ki;
    Anne, yeni doğan bebeklerde bazı hastalıklar meydana gelebilir. Hani ben ilk doğduğumda pamukçuk ve ishal olmuştum ya onun gibi işte. iBebek.co’daki tüm yazar arkadaşlar bir araya geldik onların yeni doğan hallerindeki hastalıklarını araştırdık. Yeni doğan bebek hastalıkları konak (kafa derisi kabuklanması), pamukçuk, sarılık, soğuk algınlığı veya üst solunum yolu enfeksiyonu, kabızlık ve ishal olabilir. Yeni doğan bebeklerin hasta olmasının nedeni anne karnında hastalıklara ve daha birçok şeye karşı güvenliydiler ama doğduktan sonra dışarıdaki ortama ayak uyduramayıp hasta olabilirler. Yeni doğan bebeklerin bağışıklık sistemi ilk yılda oluştuğu için pek çok hastalığa yakalanabilirler. Şimdi yeni doğan bebeklerde sıkça görülen hastalıkları anlatalım.

    Yeni doğanlarda sıkça görülen bebek hastalıkları nedir?

    Sarılık
    Annelerin annesi, sağlıklı ve zamanında doğmuş bebeklerin %60’ında, erken doğan bebeklerin ise %80’inde sarılık hastalığı gözükmektedir. Geçenlerde okuduğumuz bir kitapta sarılığın tamı şu şekildeydi; “Sarılık bilirubin adı verilen, cilde sarı rengi veren bir maddenin kandaki seviyesinin yükselmesi ve deride birikmesinden dolayı oluşmaktadır.” Sarılık olan bir bebek ilk önce yüzünden belli olur. Kandaki bilirubin seviyesinin artmasıyla birlikte sırasıyla, göğse, karna, kola ve bacaklara doğru ilerler. Ciltte bulunan bilirubin en iyi gün ışığında ya da florasan lamba altında görülmektedir. Ayrıca parmağınızla bebeğinizin burnuna ve karnına hafifçe bastırıp hemen kaldırdığınızda oluşan sarı renk bariz bir şekilde gözükebilir. Anne bir de unutmadan söyleyeyim sarılığın tespiti ve takibi oldukça önemlidir. Bazen sarılık kendiliğinden geçebilir ama bazı durumlarda bilirubin seviyesinin fazla olmasından dolayı kendiliğinden geçmez ve mutlaka bir doktordan yardım almanız gerekebilir. Bilirubin’in fazla olması beyinde hasara neden olabilir. Yeni doğan bebeği olan teyzeciğim eğer bebeğinde sarılık olduğunu düşünüyorsan hemen doktor amcaya git o sana uygun ilaçları ve tedaviyi yapacaktır.

  • Bebeğinizin İşitme Problemi Var Mı?

    Bebeğimizin Duyma Problemi Varmı? Yeni doğan bebekler kendilerini ifade edemedikleri için duyma problemi konusunda emin olamayız hep bir korkumuz vardır.

    Dünya genelinde verilere göre, 600 milyon işitme engelli birey var. Türkiye’de ise her yıl dünyaya gelen 1 milyon 300 bin bebeğin 2 bini işitme kaybı ile doğuyor.

    Bebeklerde işitme kayıplarının önlenebilmesi ve bebeğin fiziksel, ruhsal gelişim sürecini olumsuz etkilememesi adına doğum sonrası yapılan ‘Yenidoğan İşitme Testi’nin önemi çok büyük.

    Sağlık Bakanlığı’nın her yeni doğan bebeğe yapılmasını önerdiği işitme tarama testleri hakkında merak edilenleri ve çocuğunuzda oluşabilecek işitme kayıplarını nasıl fark ederek zamanında müdahale edebileceğini Hisar Intercontinental Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tayfun Demirel anlatıyor.

    Bebeğiniz beklenmedik yüksek sesli gürültülerde irkilmiyor, ağlamıyor ya da herhangi bir tepki vermiyorsa, seslendiğinizde başını size doğru hareket ettirmiyorsa, 6-12 ay arasında konuşma sesi çıkarmamışsa, sorduğunuzda tanıdık eşya veya kişileri gösteremiyorsa işitme kaybı olabilir.

    Yenidoğan bebeklerde işitme kayıplarını engellemek için erken teşhis ve müdahalenin önemi nedir?

    Bebekler çevrelerinden gelen işitsel, görsel duyusal uyaranlarla fiziksel ve ruhsal gelişimlerini sürdürerek tamamlar. Bu uyaranların eksik olması veya olmaması çocukların dil gelişimini etkiler. Ayrıca akademik başarısızlık, sosyal, duygusal sorunlar ve psikolojik bozukluklara da yol açabilir. Çocuk ne kadar erken, sesli uyaranları tam olarak algılamaya başlarsa dil ve sosyal gelişimi o derece sağlıklı ve düzgün olur. Bu nedenle dünyaya gelen her bebeğe taburcu olmadan işitme tarama testleri uygulanır. Bu testler, işitme engeli olduğu tespit edilen bebeklere gerekli müdahale ve rehabilitasyon sürecinin erkenden başlatılması açısından çok önemlidir.

  • Yenidoğan Bebeklerde Işitme Kaybı

    Yenidoğanda işitme kaybı nasıl anlaşılır? Yenidoğanda işitme kaybı belirtileri nelerdir? Yenidoğanda işitme kaybı tedavisi nasıl yapılır?

    Yenidoğan bebeklerde işitme kaybı oranının %3 olduğuna dikkat çeken KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nuri Özgirgin, Biyonik Kulak ( Kohlear Implant) uygulamasının iyi bir tedavi seçeneği olduğunu belirtti.

    Yaşamın ilk günlerinde uygulanan “otoakustik emisyon” (OAE) testi ile işitmenin normal olup olmadığı basitçe anlaşılmaktadır. Bu testle iç kulağın normal işittiğini anlamak mümkündür. Bu testten yanıt alınamaması bebek hiç işitmiyor veya testin olumlu sonuç vermesi her şeyin normal olduğu anlamına gelmez. Çünkü bu test yalnızca iç kulak işitmesini değerlendirir. Ama işitme sinirindeki sorun bu test ile saptanmaz. Test negatif çıktı ise bu %30 ile %100 arasında işitme kaybı var anlamına gelebilir. Bu aralık oldukça geniştir. Dolayısıyla diğer testlerle bunun doğrulanması gerekir. Bu maksatla da “beyin sapı odyometrisi” (ABR) testi uygulanmaktadır. Tüm bunlarla daha önceden 2-3 yaşlarda farkına varılan işitme kayıplarının yaşamın ilk 3-6 ayında saptanabilmektedir.

    İşitme kaybında erken tanının önemi

    Beynin öğrenme yetisi en fazla ilk yaşlarda olmaktadır. İşitme kayıplı bebekler ne kadar erken rehabilite edilirse beyne o kadar erken ses uyaranları gönderilebilir ve çocuğun işitme ve konuşması da ileri yaşlarda o kadar doğal olur. Bu rehabilitasyon sürecine ilk 6 ayda başlanmalıdır. İlk yaşta işitme desteği sağlanan çocuk ile 3-4 yaşlarında bu desteğin verilebildiği çocuk arasında okul ve yaşam başarısı, sosyal iletişim açısından çok belirgin fark vardır.

  • Yeni Doğanlarda Ishale Dikkat!

    İshal denildiğinde genellikle yaz ayları akla gelse de, rotavirüsün neden olduğu ishale kış aylarında daha sık rastlanır. Rotavirüs tüm dünyada ishalin en önemli nedenlerinden biridir. İshal özellikle bağışıklık sistemi henüz gelişmeyen yenidoğan ve süt çocuklarında daha kolay oluşur. Central Hospital’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gonca Özmen, “Rotavirüs çocuklarda su ve tuz kaybına neden olduğu için ölümcül olabilir. Aile içi yayılma sıklığı fazla olmakla birlikte, okul, yuva ve kreşlerde de hızla bulaşabilir” diyor.

    Çocukluk çağı ishallerinin sebebi; Rotavirüs Rotavirüs sindirim sistemini etkileyen, su ve tuz emiliminde bozulmalara yol açan ve ciddi sıvı kaybına sebep olan bir virüstür. Çocukların çok büyük bir kısmı yaşamlarının ilk 2-3 yılında rotavirüs yüzünden enfekte olarak antikor geliştirirler. Rotavirüsün sebep olduğu akut ishaller (gastroenterit) çoğunlukla 6 ay-2 yaş arası çocukları etkiler. Sosyoekonomik düzeyi düşük, yaşam koşulları kötü olan toplumlarda enfeksiyon daha erken yaşta başlayabilir. Yetersiz sağlık hizmetleri ve kötü beslenme de şiddeti artırır. Ülkemizde yapılan çalışmalarda da, rotavirüsün çocukluk çağı ishallerinde en sık görülen etken olduğu belirtiliyor. Rotavirüs çocuklarda su ve tuz kaybına neden olduğu için ölümcül olabilir. Aile içi yayılma sıklığı fazla olmakla birlikte, okul, yuva ve kreşlerde de hızla bulaşabilir.

    En çok kış mevsiminde görülüyor

    Tüm dünyada çocukların yüzde 95’i, 3-5 yaşına gelmeden rotavirüs enfeksiyonunu geçirirler. Hastalık en çok kış mevsiminde ve 2 yaş altındaki çocuklarda görülür. Hastalık enfeksiyon alındıktan sonra 12 saat ile 4 gün arasında başlar ve yaklaşık olarak 4-8 gün sürer. Genellikle ani kusma ile başlar. Vakaların çoğunluğuna ateş ve karın ağrısı da eşlik eder. Sık dışkılama veya sulu ishal de görülür. Günde 20 kadar dışkılama olabilir ve bu durumda sıvı ve elektrolit kaybına sebep olur. Erken yaşta enfeksiyon geçiren çocuklarda ishal ağır seyreder. Buna bağlı olarak da hastaneye yatış ve ölüm riski de artabilir. Ağır seyretmeyen enfeksiyonda ise bir sonraki hastalık tekrarı ve atağın ciddiyeti azalır. Rotavirüs erken tedavi edilmezse ölüme sebep olabilir.