Bebek Sağlığı ve Aşılar

  • Bebeklerde Alerji – Çok Kapsamlı Tüm Alerjiler

    Alerji Belirtiler

    Vücut sisteminin veya herhangi bir organın hassasiyetine bağlı olarak ortaya çıkarlar.

    Üst solunum yolları
    Burun akıntısı (alerjiksinir), sinüzit (çok ufak bebeklerde olmaz), kulak ağrısı (Orta kulak iltihabı), boğaz ağrısı (alerjiden dolayı devamlı ağızdan nefes alınması nedeniyle oluşur), geniz akıntısı (kronik öksürüğe neden olan burnun arka kısmından gırtlağa doğru olan burun akıntısı), spazmodik-inatçı öksürük.

    Alt solunum yolları
    Alerjik bronşit, astım.

    Sindirim sistemi
    Sulu bazen kanlı ishal, kusma ve gaz.

    Deri
    Egzama gibi kaşıntılı deri kızarıklıkları, “ürtiker” de denilen kırmızı şişkin, kaşınan lekeler, genellikle gözlerin ve ağzın kenarlarında oluşan kızarıklar. Ve anjionörotik ödem (yüzde özellikle de gözlerin ve ağzın çevresinde şişme, fazla kaşıntılı değildir). Bu tür şişlikler boğaz civarında oluştuğu zaman nefes alıp verme işlemi zorlaşmaya başlar.

    Gözler
    Kaşınma, kızarıklık, sulanma vekonjiktivitin diğer belirtileri.

    Mevsim
    Yılın herhangi bir zamanı olabilir. Özellikle polenlerin sebep olabileceği ilkbahar,yaz ve sonbahar aylarında.

    Bebeklerde Alerji Neden Olur?

    Bağışıklık sisteminin kişinin hassas olduğu alerjik etkenlere karşı salgıladığı histamin ve buna benzer maddeler. Alerjiye doğru eğilim ailelerden gelir. Alerjinin ortaya çıkması ailelerin farklı bireylerinde farklı şekillerde görülür. Örneğin çilek kiminde saman nezlesine, kiminde astıma bir diğerinde ise kaşıntılara neden olabilir.

    Alerjinin Bulaşma Şekilleri Nelerdir?

    Yutma ile (örneğin polen tozları veya hayvanlardan bulaşma) sindirim yolu ile (süt veya yumurtanın akı) veya penisilin iğnesi veya arı, böcek sokması ile.

    Alerji Ne Kadar Sürer?

    Değişebilir. Alerji birkaç dakikadan birkaç saate veya birkaç güne kadar sürebilir. Bazı alerjiler, örneğin inek sütü alerjisi gibi, uzun bir zaman sürebilir; çocuk büyüdükçe alerjinin çeşidine göre süresi de değişkenlik gösterebilir. Alerjisi olan insanlar hayatları boyunca çeşitli şeylere karşı alerjilere sahip olabilirler.

    Bebeklerde Alerji Tedavisi Nasıldır?

    Zor bir yöntem olsa da alerjinin en iyi tedavi şekillerinden birisi, alerji yapan maddeleri hastanın hayatından çekip atmaktır. Eğer çocuğunuz gerçekten alerjikse, onun hayatından alerji yapan maddelerin (deri testlerinin 18 aylıktan küçük bebeklerde kesin neticeler vermediğini bilmemize rağmen) çıkmanın yolları şunlardır:

    Gıda alerjileri: Diyet değişiklikleri tavsiye edilmektedir.

    Polenler: Eğer polen alerjisinden şüphe ediyorsanız (en iyi ipucu, polenlerin havada bulunduğu zaman belirtilerin gözlemlenmesi ve ortada nkaybolduklarında belirtilerin yok olmasıdır). Polen sayısı havada maksimum düzeyde olduğu zaman veya polen mevsiminde rüzgarlı günlerde özellikle ilkbahar, yaz sonu ve sonbaharda polenlerin tipine bağlı olarak çocuğunuzu mümkün olduğu kadar kapalı bir yerde tutmaya çalışın. Polenlerden arındırmak amacı ile çocuğunuzu her gün yıkayın. Sıcak havalarda odayı camları açarak havalandırmak yerine klima kullanarak havalandırın. Eğer dışarıda dolaşan kedi köpek gibi bir evcil hayvanınız varsa onun polenleri dışarıdan eve sokmasını engellemek amacı ile eve alınca yıkayın.

    Evcil hayvanlar: Bazen evcil hayvanlar da alerji kaynağı olabilirler. Böyle durumlarda bebeğinizile kedinizi veya köpeğinizi ayn odalarda bulundurmaya gayret edin. (Ciddi durumlarda evcil hayvanınıza başka bir ev bulmak en iyi yoldur.) At kılı bebeklerde alerjiye neden olabilir, bunun için bebeğinizin yatağının dolgu maddesi olarak at kılı olmamasına dikkat edin.

    Ev tozu: Bu gözle görülmeyen parçacıklar evinizin havasını doldurur ve ev bireyleri tarafından solunurlar. Birçok insan için hiçbir problem olmayan bu küçük parçacıklar hassasiyeti olanlar için büyük problem oluşturur. Bu tür bir alerjiden şüphelendiğiniz zaman mümkün olduğu kadar bebeğinizin bulunduğu odayı tozlardan arındırmaya çalışın. Bebeğinizin odada bulunmadığı bir zaman mobilya spreyi ile veyanemli bir bezle toz alın; halı ve kilimleri elektrik süpürgesi ile temizleyin; toz tutabilecek yatak çarşaflarından halılardan ve bebeğin oynayıp uyuduğu yerlerdeki toz tutucu eşyalardan kaçının; oyuncaklarını sık sık yıkayın; elbiselerini plastik torbalar içinde muhafaza edin; yorganlara ve yastıklara hava geçirmez kılıflar kullanın (bebek yorganları genellikle hava geçirmez kılıflar içerisindedirler); sıcak hava üfleyen fonlara filtre koyun; bir hava filtresi monte ettirin. Perdeler, kilimler ayda en az iki kere yıkanmalıdır veya paketlenip kaldırılmalıdır. Nem oranı ise devamlı düşük tutulmaya çalışılmalıdır.

    Küf: Evinizdeki nem oranını iyi çalışan bir giderici veya uygun bir havalandırma sistemi ile azaltın ve mutfak ile çamaşır yıkadığınız yer veya banyonuzu buharı dışarı atabilecek bir şekilde düzenleyin. Küf yapabilecek yerler (çöp kutuları, buzdolapları, banyo perdeleri ıslak köşeler) düzenli olarak temizlenmeli ve küf giderici maddeler uygulanmalıdır. Ev bitkilerinin sayısı mümkün olduğu kadar aza indirilmeli ve odunlar ev içinde bulundurulmamalıdır. Ev dışında ise kanalizasyon sistemi çok iyi durumda olmalı, yapraklar ve bitki artıkları yığın halinde bırakılmamalı, bahçe güneş ışığından mümkün olduğu kadar faydalanmalı ve küf oluşturabilecek nemli ortamlardan mümkün oluğunca kaçınılmalıdır. Çocuğunuzun kum havuzu ise yağmur yağdığında üstü kapalı olarak korunmalıdır.

    Arı zehiri: Arı zehrine alerjisi olan her kim olursa olsun arıların bulunabileceği ortamdan mümkün olduğu kadar uzakta bulunmalıdır. Bu kişilerin arı sokmasına karşı gerekli malzemeleri bulundurmasında büyük fayda vardır.

    Çeşitli alerjiler: Çocuğun çevresinden daha birçok alerji oluşturabilecek madde uzaklaştırılabilir. Yün battaniyeler (ya onları başka bir şeyle kaplayın ya da pamuklu veya sentetik olanları kullanın); bebeğiniz kullanabilecek yaşa geldiğinde köpük veya hipoalerjik polyester doldurulmuş yastıklar kullanın, kuş tüyü yastıktan kaçırın; tütün dumanından sakının (ya evde hiç sigara içmeyin ya da bebeğe yakın yerlerde sigara kokulardan sakının (kokmayan spreyler kullanmaya çalışın); hipoalerjik sabunlar kullanın, deterjandan vazgeçin veya çamaşırda çivit kullanın. Alerji vücudun bağışıklık sisteminin, dışarıdan gelen etkilere gösterdiği bir tepkisi olduğundan alerjiye karşı savunmayı özellikle polenlerde, havada uçuşan tozlarda ve hayvanların neden olduğu alerjilerde olumlu sonuçlar verebilir. Çok şiddetli durumlar dışında bu yöntemin kullanımı çocuk 4 yaşına gelene kadar başlamaz. Antihistaminler ve stereoidler alerjik durumlarda kullanılabilir ve hem bebeklerde hem de çocuklarda olumlu sonuçlar verebilir.

    Diyet değişikleri olabilecek gıda alerjilerini ortadan kaldırmak için her zaman dengeli beslenme sağlayabilecek farklı gıdaları deneyin.  Alerji yaptığını düşündüğünüz gıdayı (tıbbi gözlem altında) kesin (inek sütü, buğday, yumurtanın beyazı ve turunçgiller); eğer belirtiler birkaç hafta içinde ortadan kaybolmaya başlarsa büyük bir ihtimalle alerjen maddeyi yakalamış sayılırsınız. Aynı yiyecekleri bir kere daha verdiğinizde aynı belirtileri elde ediyorsanız yakaladığınız maddenin sağlamasını da yapmış olursunuz. Buğday yerine çavdar, pirinç, veya arpa unu deneyebilirsiniz, inek sütü yerine soya, yumurta sarısı yerine bütün yumurta ve portakal suyu yerine de C vitaminini sağlamak için mango, brokoli, karnıbahar veya tatlı kırmızı biber verebilirsiniz.

    Üst solunum yollan alerjilerinde yeteri kadar sıvı gıda verilmelidir. Anne sütü veya biberonla beslenen bebeklerin çoğunun yeteri kadarsıvı gıda almalarına rağmen sütten kesilmiş birçok bebek yeteri kadar sıvı almayabilir.

    Alerjiye Karşı Alınabilecek Önlemler..!

    Ailesinin geçmişinde alerji rastlanan bebekler için en az 6 ay daha da iyisi 1 yıl süre ile anne sütü ile besleme yardımcı olabilir. Katılarla geç tanışma (genellikle 6. aydan sonra) ve sonra da tedbirle yaklaşma daha riskli besinlerle daha da geç tanışmak iyi olur (inek sütü, yumurta akı ve beyaz çikolata). Bu yiyecekler verildikten sonra reaksiyonlar dikkatle gözlemlenmelidir.

    Alerji Komplikasyonları

    Astım: Çok ender olmak üzere tedavi edilmediği takdirde ölümcül olabilecek anafılaktik şok.

    Doktoru ne zaman çağırmalı: Bir alerjiden şüphelendikten hemen sonra. Aynı zamanda çocuğunuzda yeni belirtileri hisseder hissetmez çağırmanız yerinde olur. Eğer astıma benzer bir nefes alma zorluğu, sık nefes alma, hızlı kalp atışı, yüzde bir solgunluk, üşüme, deride nemlenme, uyuklama veya bilinç kaybı olduğunu hissedersiniz çocuğunuzu doktora götürmekte gecikmemelisiniz.

    Alerjinin tekrarlama olasılığı: Bazı alerjiler yetişme çağında bir daha tekrarlanmamak üzere kaybolsa da bazıları tekrar oluşabilir.

    Benzer belirtilerle ortaya çıkan hastalıklar: Bronşit (ancak bu hastalıkta sık sık öksürük krizlerinin görülmesi bronşit astım olduğunu gösterir.) Soğuk algınlığı (alerjik rinite benzer). Mide hastalıkları (Sindirim sistemi alerjisinde görülen belirtilere benzerler).

  • Bebeklerde Uyuz

    Hastalığın etkeni küçük bir kurtçuktur. Bu kurtçuk deri içine ince tüneller açarak ilerler ve yumurtalarını buraya bırakır. Özellikle geceleri artan bir kaşıntı vardır. Deride küçük kabarıklıklar olur. Bazen içleri su doludur. Kaşınmaya bağlı olarak tırnakların bıraktığı çok sayıda çizik de görülebilir.

    Uyuza en çok rastlanan bölgeler parmak araları, el bileği, kasık ve koltuk altları, karın ve kadınlarda göğüs bölgeleridir. Çocuklarda erişkinden farklı olarak yüz ve baş bölgesindede uyuza rastlanır.

    Bulaşma hasta ile yakın temas ve hastanın eşyalarını kullanmakla olur. Tedavi için doktora gitmek gerekir. Vücuda sürmek için verilen ilacı tüm aile bireyleri kullanmalıdır.

    İlaç sürüldükten sonra hasta elbiselerini tekrar giymeli ve ilaç doktorun belirttiği süre kadar vücutta kaldıktan sonra, elbiseler çıkarılıp kaynatılmalı ve banyo yapılmalıdır. Kaynatılmaya müsait olmayanlar 1 hafta süreyle açık havada bekletilmelidir.

  • Kuduz Hastalığı Nasıl Bulaşır..?

    Kuduz hastalığının etkeni bir virüstür. Hastalığın insana bulaşması, kuduz bir hayvan tarafından ısırılma veya bu hayvanın salyalarının vücuttaki açık yaralara temas etmesi ile olur.

    Bulaşma bazen havaya karışmış mikrobun solunum yolu ile veya gözden vücuda girmesiyle olur. Bu durum genellikle yarasaların topluca yaşadıkları mağaralarda görülür. Yarasalar mikrop taşıdıkları halde hasta olmadan mikrobu etrafa saçabilirler.

    Kedi, köpek, at, sığır, koyun, keçi, tavuk gibi evcil hayvanlar ile kurt, tilki, çakal ve yarasalar bulaştırıcıdır. Yılan, kertenkele, kaplumbağa gibi soğuk kanlı hayvanların ısırmalarında kuduz tehlikesi yoktur. Fareler ise ancak Afrika’da yaşayan bir tür dışında bulaştırıcı değildir. Bu nedenle yurdumuzdaki fare ısırıkları kuduz açısından tehlikesiz kabul edilir. Sincap ve tavşan kuduza yakalanmaz ve hastalığı bulaştırmazlar.

    Kuduz hayvanlar sinirli ve saldırgan olurlar. Salyaları dışarı akar. Amaçsızca koşarlar. Kuduz şüphesi olsun olmasın her türlü ısırılma ve tırmalanma vakalarında yara yeri vakit geçirmeden sabunlu su ile iyice yıkanmalıdır. Eğer varsa yara povidon iyot veya sulu alkol ile temizlenir.

    Isırılma olmadan hayvanın yalaması durumunda, deride sıyrık ve açık yara gibi mikrobun girebileceği herhangi bir yer yoksa tedaviye gerek yoktur. Yaranın ilk bakımı yapıldıktan sonra hemen bir doktora giderek uygun görürse serum ve aşı programına başlanır. Bu arada ısırılan hayvan yakalanabilirse, 10 gün süreyle bir yere kapatılır. Bu süre içinde gözlenir, ölmezse kuduz tehlikesi yok demektir ve aşılama bırakılır.

  • Bebeğim Kabız Oldu!

    Kabızlık derken çocuğun kakasını ıkınarak, zorlanarak yapmasını kastetmiyoruz. Kabızlık çocuğun belli bir süre içerisinde belli miktarda kakayı çıkaramamasıdır. Gazını çıkaramayan ve kabızlık çeken çocukların karın bölgesinde şiddetli ağrı olması nedeniyle sıkıntılarını genelde yüksek sesle bağırarak duyurduklarını, zeytinyağının bağırsak sistemini yumuşattığı için kabızlık sıkıntısının kısa sürede çözüleceğini belirtmekteler.  Bu sıkıntıyı çeken bebeklere aç karna bir çay kaşığı zeytinyağı içirmek sıkıntısını giderir. Zeytinyağı bebeğe mama içinde değil, çay kaşığıyla verilmeli. Bebeğe verilecek yağ saf zeytinyağı olmalı. Annelerin kabızlık sorunu bulunan bebeklerine aç karna bir çay kaşığı zeytinyağı içirmesi sıkıntıyı giderecektir.

    Bebeklerde kabızlık sorunu
    Yeni doğan bebekler anne sütü ile besleniyorlarsa kakaları altın sarısı renginde ve hafif sulu olur. Günde 6 kereye kadar bazen her beslenmeden sonra dışkılama görülebilir. Ancak bazı bebeklerde bu durum haftada bir kere dışkılamaya kadar inebilir. Anne sütü alan, haftada bir dışkılamasına rağmen kıvamı ve rengi normal olan, çocuğu dışkılarken zorlamayan bir durum kabızlık olarak kabul edilemez. Bebeklerin dışkılarken yanaklarının hafif kızarması normaldir. Ancak acı çektiğini belli edercesine ağlayarak sert ve zor dışkılama kabızlık olarak kabul edilebilir. İnek sütünden yapılmış mamalarla beslenen bebeklerin kakaları daha sert, daha koyu renkli ve daha kötü kokulu olur. İster anne sütü ister mama alsın, tüm bebeklerde katı gıdaya geçilince kakanın rengi daha koyu, kıvamı daha sert ve daha kötü kokulu hale gelir.

  • Bebeklerde Kas Hastalıkları

    KAS HASTALIĞI NEDİR?
    Kas hastalıkları, vücudun hareket etmesini sağlayan kasların doğrudan tutan hastalıklardır. Yani kas hücrelerinin kendileri hastalanmışlardır ve ortaya çıkan belirtiler yalnızca bu duruma bağlıdır. Kasın kendi hastalığına miyopati denilmektedir.

    KAS ERİMESİ BİR HASTALIK DEĞİLDİR
    Kas erimesi, vücudumuzu hareket ettiren kasların hacminde küçülmedir. Bu durum yalnızca kasın kendi hastalıkları nedeni ile ortaya çakmaz. Kas ile ilişkisi olan sinirler, sinirlere emir veren omurilik ve beyin dokularının hastalıklarında da kaslar erir. Örneğin boyun fıtığında, fıtığın ilgilendirdiği kaslarda erime olabilir. Multiple skleroz adı ile bilinen beyin hastalığında da geç dönemde kaslar erir. Beyinde damar tıkanıklığı da sonuçta benzer bir görünüme neden olabilir. Eğer belli kaslar kullanılmazsa da kaslar eriyebilir. Veya polinöropati adı verilen sinir hastalıklarında el ve ayak kasları eriyebilir. Buna çok sayıda örnek eklemek mümkündür. Bu durumların hiçbiri kasların hasta olduğunu göstermez. Başka bir durum nedeni ile kasların etkilendiğini düşündürebilir.Aslında kas hastalıklarında kaslarda erime en önemli belirti değildir ve oldukça geç ortaya çıkar.

    Dolayısı ile kas hastalıkları ile ilgili disiplinlerin ilgilendiği asıl konu kas erimesi değil, kasların kendilerine ait hastalıklar nedeni ile kaslarda ortaya çıkan değişikliklerdir. Diğer hastalıklar kas hastalıklarının konusunun dışındadır.

  • Bebeklerde Hırıltılı Öksürük

    Yenidoğan bebekler ve 1 yaşından küçük bebeklerin sıkça karşılaştıkları sağlık sorunlarından birisi de hırıltı olmasıdır. Ancak her hırıltı zatürre, bronşiti işaret etmez. Bu hırıltıların bazıları bebeğin geçici burun tıkanıklığına bağlı yada gırtlak kıkırdaklarının yumuşak olmasından kaynaklanan geçici boğaz hırıltıları olabilir. Hırıltının kaynağını öğrenmenin en sağlam yolu iyi bir Çocuk doktoruna gitmekden geçer.

    2 çeşit hırıltı vardır:

    • Birincisi burun kıkırdaklarının yumuşak ve elastik oluşundan kaynaklanan, 12 aydan küçük bebeklerde görülen geçici burun tıkanıklığıdır. Bu hırıltı daha çok burnundan duyulan ama annelerin sanki göğüsten de geliyormuş gibi hissettikleri zararsız hırıltılar. Bebek çok küçük olduğu için kafa ile göğüs ayrımını yapmak tecrübe gerektirebilir.

    Peki sürekli burnu tıkalı olan bebeğimize nasıl yardımcı olabiliriz ? Öncelikle dikkatetmemiz gereken bebekelerin burnu kolay kurur ve tıkanır.

    Bebeğin serum fizyolojik denilen tuzlu sularla günde 3-5 kez burnunun nemlendirilmesi bebeğinizi çok rahatlatacaktır.

    Bebeğinizi rahatlatabilecek ürün olarak Otri Bebe burun aspiratörü çok işinize yarayacaktır. EN UCUZ OTRIBEBE BURUN ASPİRATÖRÜ fiyatları sayfamıza bakmanızı tavsiye ederiz..!

  • Şaşılık

    Şaşılık nedir?
    Normalde her iki göz de aynı zamanda, aynı doğrultuya bakar, oysa şaşı çocuğun gözlerinden biri bir yere odaklamrken öteki göz birinciyi tam olarak izlemez. Yenidoğan bebeğin gözleri her zaman uyum içinde çalışmayabilir. Bu geçici şaşılığa bebeklerde sık rastlanır; sizi kaygılandırmamalıdır. Üç aylık olmasına karşın gözlerini uyumlu hareket ettiremiyorsa bunun nedeni şaşılık olabilir. Şaşılık kimi çocuklarda kalıcı, kimilerindeyse geçicidir, ne var ki şaşılık kendiğinden geçmez, tedavi gerektirir. Çocuk ne denli küçükse ve şaşılık ne denli erken belirlenmişse, tedavisi de o derece başarılı olur.

    Bebeklerde şaşılık belirtileri nelerdir?
    Gözlerin değişik yönlere bakması

    Çocukta şaşılık için doktora gitmeli mi?
    Çocuğunuzda şaşılık olduğunu düşünüyorsanız doktorunuza danışın.

    Çocuğumda şaşılık olup olmadığını nasıl anlarım?
    Bebeğiniz üç aylık olduğunda bir oyuncağı yüzünden 20 cm uzakta tutup yavaşça sağdan sola, soldan sağa doğru oynatın. Bebeğiniz bunu izlerken gözlerinin uyumlu hareket edip etmediğine bakın.

    Doktor ne yapar?
    Doktor çocuğunuzun bakışlarını izler. Zayıf ( ya da ‘tembel’) gözünü çalıştırması için, daha güçlü olan gözünü her gün belirli bir süre bantla kapatmanızı isteyebilir. Çocuğunuza gözlük de verebilir. İki yaşında,: küçük çocuklarda şaşılık, böyle bir tedaviyle birkaç ay içinde iyileşir. Çocuğunuzda göz kaslarının zayıflığından kaynaklanan ileri derecede bir şaşılık varsa, zayıf göze uygulanacak bir ameliyatla kas güçlendirilip şaşılık giderilebilir.

  • Bebeklerde Bitlenme

    Bebeklerde Bitlenme Nedir?
    Bit, genellikle saçlı deriye yerleşen ve kaşındıran küçük bir parazittir. Sirke denen küçük, beyaz renkli yumurtaları da saç köklerine yapışır. Çok kolay bulaşır. Bu nedenle çocuğunuzda bit varsa bütün aile bit açısından araştırılmalı ve arkadaşlarının anne babaları uyarıImalı, çocuğunuzun yuva ya da okul öğretmenlerine de durum bildirilmelidir. Bitlerden arınana dek çocuğunuzu evden dışarı göndermeyin.

    Bebeklerde Bitlenme Belirtileri Nelerdir?

    • Başta kaşıntı
    • Saçlara, köke yakın yerlerde iyice yapışmış küçük beyaz noktacıklar

    Eğer Çocuğunuz Bitlendiyse Ne Yapmalısınız?
    1. Çocuğun saçlarını her zamanki gibi yıkayın. Bolca saç kremi kullanın, saç kremi saçı kayganlaştırarak bitlerin temizlenmesini kolaylaştırır.
    2. İnce dişli bit tarağıyla ıslak saçları diplerden başlayarak tarayın. Saçtan her geçirişinizden sonra tarağı kağıt mendille silip bitleri temizleyin. Çocuğun başını bitlerden bütünüyle arındırmak için bu uygulamayı iki hafta süreyle üç dört günde bir yineleyin.

    3. Çocuğun başlıklarını, saç fırçasını ve tarağını naylon torbaya koyup ağzını iyice bağlayın. Torbayı en az on gün açmayın. Bit ve sirkeler ölecektir.

    4. Eczanelerde satılan bit losyonlarını da bir başka seçenek olarak kullanabilirsiniz. Saçı bu losyonla yıkadıktan sonra bitleri yine tarakla temizleyin. Losyonu çocuğun tarağını ve saç fırçasını temizlemek için de kullanabilirsiniz.

  • Bebeklerde Larenjit Belirtileri Ve Tedavisi

    Larenjit belirtileri nelerdir?
    Larenjit bulguları ve belirtileri bebeklerde, çocuklarda ve yetişkin gibi farklı yaş gruplarında farklı olarak ortaya çıkabilir. En sık görülen Larenjit belirtileri ve bulguları arasında bir çok neden sayılabilir. Bunlarda en sık görülen belirtiler Hafif veya orta derece ateş, boğuk kısık ses veya ses kaybı, yutakta ağrı, gıcık tarzında kuru öksürük gibi belirtilerdir. Larenjit olan bireylerde bu belirtilerin biri yada bir çoğu bulunabilir. Larenjit belirtiler kişiden kişiye göre farklı şiddette ve sıklıkta ortaya çıkabilir. Larenjit olanlarda uygun bir tedavi ile bu belirti ve bulgularda belirgin düzelme görülür.

    Larenjit tanısı nasıl konulur?
    Larenjit tanısı fizik muayene, laboratuar testleri ve diğer testler ile tanısı tecrübeli doktorlar tarafından rahatlıkla konulur. Larenjit tanısı laboratuar testleri ve diğer testler normal olduğunda sadece fizik muayeneye göre bile tanısı konulabilir. Anemnez, fizik muayene ve klinik bulgular gibi tanı yöntemleri Larenjit tanısı en sık kullanılan tanı testleridir. Özellikle çocuklarda tüm testlere rağmen Larenjit tanısı koymak oldukça zordur.

    Larenjit tedavisi nasıl olur ?, Larenjit tedavisi nedir? .
    Ülkemizde ve dünyada kullanılan çeşitli Larenjit tedavileri vardır. Hekimden hekime bu tedavi seçenekleri farklılık göstermesine rağmen çoğunlukla hastanın klinik bulguları ve belirtilerinin şiddetine göre verilen tedavilerle yüksek oranda düzelme sağlanır. Genelde septomatik tedavi yeterlidir. Bakteriyel düşünülüyorsa antibiyotik +NSAİ tedaviler en sık tercih edilen tedavilerdir.
    Öneriler:Az konuşma. İstrahat, su, çay, meyve suları gibi bol sıvı almalı, Eğer nefes almakta zorluk varsa buhar verilmelidir. Ciddi enfeksiyon düşünülüyor ise antibiyoterapi verilebilir.
    Kronik larenjit: Asıl neden ortaya çıkarılmalıdır. Sigara bırakılmalı, Kronik bronşitten kaynaklanmışsa antibiyotikle geçmelidir. Alerjiden olmuşsa antihistaminik verilmelidir.
    1.Tercih:
    Amok.-Kla. asit: KLAMOKS® BID 200/28 SÜSP , 400/57 SÜSP (7 0–100ml),625mg-,1gr 10-14 TB
    Parasetamol: (10-30mg/kg/doz 3-4 doz, max:100mg/kg/gün) ve yetişkin 3x500mg)
    CALPOL® 120 Mg sup. (fitil) veya 120 -250 Mg SURUP- PAROL ® 500 Mg TABLET
    Larenjit geç tedavi edilirse Larenjit olan kişi hastalık esnasında ciddi sağlık problemleri ile karşılaşabilir. Larenjit olan kişi bu hastalığı hafif şekilde ve kısa sürede geçireceği hastalığı çok daha ağır ve uzun süre geçirebilir. Buda hem hayat konforunu bozabilir hem de iş gücü kaybına neden olabilir.

  • Bebeklerde Demir Eksikliği Nedenleri

    Türkiye Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şükrü Cido, huzursuz, iştahsız, bazen çok uyuklayan, bazen de uykusuzluk çeken bir bebekte demir eksikliğine bağlı Kansızlık sorunu olabileceğini söyledi. Cido, bu tip belirtilerde ailelerin muhakkak bir hekime başvurmaları gerektiğinin altını çizdi.
    Demir eksikliğine bağlı kansızlık, çocukların hem zeka hem de bedensel gelişimini olumsuz etkiliyor. Çocukları demir eksikliğinden korumak için altı Ay Anne Sütüyle beslemek ve ek besinlere zamanında başlanması yönünde anneleri uyaran Dr. Cido, “Bebeklik döneminde normalmiş gibi görünen bazı problemler bebekte demir eksikliğine bağlı kansızlık bulunduğunun habercisi olabiliyor. Anne sütüyle beslenmeme, demirden eksik gıdalarla beslenme gibi faktörlerle ortaya çıkan demir eksikliğine bağlı kansızlık problemi hem fiziksel hem de zeka gelişimini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle ailelerin bebeklerde ve çocuklarda sık görülen demir eksikliğine bağlı kansızlığının belirtilerini iyi bilmesi ve zamanında hekime başvurması gerekiyor” dedi.
    Dr. Cido, demir eksikliğinin belirtilerine değinerek, demir eksikliği bulunan bebeğin, huzursuz, iştahsız, çok uyuklayan, bazen de uykusuzluk çeken bir bebek durumunda olduğunu söyledi. Demir eksikliği söz konusu olduğunda çocuğun çoğu zaman büyümesinin ve gelişmesinde duraklamalar gözlendiğini ifade eden Dr. Şükrü Cido, “Hemoglobini çok düşerse cilt rengi de solar. Bu solukluk en çok göz kapaklarının içine, ağız mukozasına, avuç içlerine ve tırnak yataklarına bakılarak anlaşılabilir. Demir eksikliği olan çocuk garip şeylere karşı bir iştah duyar. Toprak yeme, kum yeme, buz yeme gibi durumlar görülür. Demir eksikliğinin ayrıca ciddi zeka geriliğine ve davranış bozukluğuna yol açtığına dair giderek çoğalan bilgiler mevcuttur. Demir eksikliğine erken tanı konup tedavi edilmesi durumunda bu bozuklukların büyük bir kısmı düzelmektedir” diye konuştu.
    Kansızlığın Oluşum Mekanizması
    Dr. Cido, kansızlığın oluşum mekanizması hakkında bilgi vererek, tıbbi adı “anemi” olan kansızlığın, kırmızı kan hücrelerinin yani alyuvarların sayısının ve hemoglobinin beraber veya ayrı olarak o yaşa uygun normal değerlerin altına düşmesi sonucu oluşan bir klinik tablo olduğunu belirtti. Bu azalma sonucu, kanın Oksijen taşıma kapasitesi ve dokulara giden oksijen miktarının azaldığını belirten Dr. Cido, “Bununla birlikte hemoglobin düzeyi 7-8 gr/dl’nin altına inmedikçe önemli fizyolojik değişiklikler ortaya çıkmaz. Deri ve mukozaların solukluğu ancak bu değerin altına inince belli olur. Kansızlık çocuklarda kendini çok değişik biçimlerde gösterebilir. Klinik tablo hiçbir bulgu olmamasından, ağır hasta bir çocuğa kadar geniş bir yelpaze içerir” açıklamasında bulundu.