Bebek Sağlığı ve Aşılar

  • Bebeklerde Demir Eksikliği Nedenleri

    Türkiye Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şükrü Cido, huzursuz, iştahsız, bazen çok uyuklayan, bazen de uykusuzluk çeken bir bebekte demir eksikliğine bağlı Kansızlık sorunu olabileceğini söyledi. Cido, bu tip belirtilerde ailelerin muhakkak bir hekime başvurmaları gerektiğinin altını çizdi.
    Demir eksikliğine bağlı kansızlık, çocukların hem zeka hem de bedensel gelişimini olumsuz etkiliyor. Çocukları demir eksikliğinden korumak için altı Ay Anne Sütüyle beslemek ve ek besinlere zamanında başlanması yönünde anneleri uyaran Dr. Cido, “Bebeklik döneminde normalmiş gibi görünen bazı problemler bebekte demir eksikliğine bağlı kansızlık bulunduğunun habercisi olabiliyor. Anne sütüyle beslenmeme, demirden eksik gıdalarla beslenme gibi faktörlerle ortaya çıkan demir eksikliğine bağlı kansızlık problemi hem fiziksel hem de zeka gelişimini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle ailelerin bebeklerde ve çocuklarda sık görülen demir eksikliğine bağlı kansızlığının belirtilerini iyi bilmesi ve zamanında hekime başvurması gerekiyor” dedi.
    Dr. Cido, demir eksikliğinin belirtilerine değinerek, demir eksikliği bulunan bebeğin, huzursuz, iştahsız, çok uyuklayan, bazen de uykusuzluk çeken bir bebek durumunda olduğunu söyledi. Demir eksikliği söz konusu olduğunda çocuğun çoğu zaman büyümesinin ve gelişmesinde duraklamalar gözlendiğini ifade eden Dr. Şükrü Cido, “Hemoglobini çok düşerse cilt rengi de solar. Bu solukluk en çok göz kapaklarının içine, ağız mukozasına, avuç içlerine ve tırnak yataklarına bakılarak anlaşılabilir. Demir eksikliği olan çocuk garip şeylere karşı bir iştah duyar. Toprak yeme, kum yeme, buz yeme gibi durumlar görülür. Demir eksikliğinin ayrıca ciddi zeka geriliğine ve davranış bozukluğuna yol açtığına dair giderek çoğalan bilgiler mevcuttur. Demir eksikliğine erken tanı konup tedavi edilmesi durumunda bu bozuklukların büyük bir kısmı düzelmektedir” diye konuştu.
    Kansızlığın Oluşum Mekanizması
    Dr. Cido, kansızlığın oluşum mekanizması hakkında bilgi vererek, tıbbi adı “anemi” olan kansızlığın, kırmızı kan hücrelerinin yani alyuvarların sayısının ve hemoglobinin beraber veya ayrı olarak o yaşa uygun normal değerlerin altına düşmesi sonucu oluşan bir klinik tablo olduğunu belirtti. Bu azalma sonucu, kanın Oksijen taşıma kapasitesi ve dokulara giden oksijen miktarının azaldığını belirten Dr. Cido, “Bununla birlikte hemoglobin düzeyi 7-8 gr/dl’nin altına inmedikçe önemli fizyolojik değişiklikler ortaya çıkmaz. Deri ve mukozaların solukluğu ancak bu değerin altına inince belli olur. Kansızlık çocuklarda kendini çok değişik biçimlerde gösterebilir. Klinik tablo hiçbir bulgu olmamasından, ağır hasta bir çocuğa kadar geniş bir yelpaze içerir” açıklamasında bulundu.

  • Bebeklerde Konak Hastalığı

    Kızımın saçlarını her gün yıkıyorum ama kafatasındaki kabuklardan kurtulamıyorum.

    Konak olarak adlandırılan ve kafatasında görülen seboreik dermatit küçük bebeklerde ortaya çıkar. Hafif olgularda kafatasında yağlı pullanmalar olur ve mineral yağla masaj yapılması ve sonra kafanın şampuanla yıkanması bu kabukları uzaklaştırır.

    Ağır durumlarda, kabuklanma yaygındır ve kahverengi yamalar ve sarı kabuklar görülür; bu olgular her gün anti-seboreik şampuanla yıkanmalı ve kükürtlü salisilat içeren merhem sürülmelidir. Bazı olgular bu tip ilaçlarla daha da kötüleşirler. Kafatası terlediğinde pullanma fazlalaşacağından kafanın serin ve kuru tutulması önemlidir. Tüm bebek hastalıkları için annelerimize Bebek Hastalıkları sayfamıza bakmalarını tavsiye ederiz.

    Beşik kasketi ciddi olduğunda seboreik kızarıklıklar yüze, boyuna ve popoya yayılabilir. Bunun için topikal merhem kullanmak gerekir. Bazen bebek artık beşikte yatmadığı zamanlarda da bu pullanmalar devam eder. Bu sadece kozmetik bir problem olduğundan yoğun tedavi önerilmez.

  • 11 Aylık Bebeklerde Eğri Bacaklar

    Kızım ilk adımlarını atmaya başladı, bacakları korkunç bir şekilde eğriliyor.

    Çocukların iki yaşına kadar bacaklarının eğrilmesi ya da dört yaşında çarpık bacaklı olmaları, Elvan Abeylegesse ile paralan koşmalarını gerektirmez. Elvan’nın bile ilk adımları sırasında muhtemelen bacakları eğikti.

    İlk iki sene hemen hemen her çocuk eğri bacaklara sahiptir (bacaklarını bitiştirdiklerinde dizleri birbirlerine dokunmaz). Daha çok vakitlerini yürüyerek geçirdiklerinde bu defa çarpık bacaklı olurlar (artık dizleri birbirine dokunur, fakat ayak bilekleri dokunamaz).

    Ergenlik çağına kadar bacaklar tam olarak düzgün şekilli hale geçemezler. Özel ayakkabılar, ortopedik cihazlar (barlar, destekler yada diğer ortopedik destek cihazları bu normal dönemde gerekli değildir ve normal gelişime biretkileri olmaz. Bazen, doktor gerçek bir anormalliği tespit edebilir. Belki sadece bir bacak eğilmiştir, veya bir diz içe doğru dönmüştür, ya da bebek çarpık bacaklıdır (bazen sadece tombul uyluklarından dolayı böyle görünürler), veya normal bir eğrilme zamanla yürümenin başlaması ile çok belirgin bir hal almaktadır. Bu gibi durumlarda veya ailede eğri bacak ya da çarpık bacak hikayesi varsa, çocuk o zaman çocuk doktoru veya ortopedisk tarafından daha ileri bir tetkike alınmalıdır.

    Duruma göre tedavi gerekebilir ya da gerekmeyebilir. Ona sevgi vermelisiniz. Bu tip ekstra sevgi, ona ileride bağımsız olması için gerekli güven duygusunu verecektir. Bebeğinizin memeden kesildikten sonra memeyi özleyeceği konusunda endişelenmenize gerek yok. Böyle bir şey olmayacaktır. Bebekler yaşam için çok kuvvetli mekanizmalar kurarlar ki bunlardan emzirilmede çok iyi bir hafızaya sahiptirler, fakat bunu bile çok kısa zamanda unuturlar ya da en azından aranmayı bırakırlar. Diğer bebek hastalıkları hakkında bilgi almak isterseniz Bebek Hastalıkları sayfamıza bakınız..!

  • Bebeklerde Şeker Hastalığı Nasıl Anlaşılır?

    Bebeklerde şeker hastalığı nasıl anlaşılır, çocukluk döneminde sık görülebilen şeker hastalığının oluşmasındaki belirtiler hakkında bilgileri bebek sayfası annelerimizle paylaşıyoruz. BebekSayfasi.Com olarak annelerimize binlerce bilgilendirici makaleyle hizmet veriyoruz. Annelerimizin en çok merak ettikleri sağlık, hastalık, gelişim, beslenme konularını anne eli değmiş AY AY BEBEK GELİŞİMİ sayfalarımızda bulabilirsiniz.

    Bebeklerde şeker hastalığı diyabetle ilgili annelerimizin en çok okuduğu diğer başlıklarımıza da göz atmanızı tavsiye ederiz.

    • Sezaryenle Doğan Bebekte Şeker Hastalığı Riski
    • Bebeklerde Diyabet: Şeker Hastalığı
    • Bebeklerde Şeker Hastalığı
    • Diyabetli Annelerin Bebeklerinde Hastalık Riski
    • Diyabetik Annelerin Bebeklerinde Görülebilecek Sorunlar
    • Yüksek Kilolu Kız Bebeklerde Diyabet Riski
    • Bebeklerde Kronik: Diyabet Hastası Çocuklarda Erken Tanı Önem Taşıyor

    Çocukluk Döneminde Sık Görülen Şeker Hastalığı ve Belirtileri
    Çocukluk çağında görülen şeker hastalığı vakalarının %98’inden fazlasını İnsüline Bağımlı Diyabet oluşturur.
    Şeker hastası çocuklarda genellikle çok idrar yapma, çok su içme ve kilo kaybı bulguları görülür.

    Çocuklarda Şeker Hastalığının (Diyabetin) Diğer Belirtileri

    • Daha önce idrar kaçırmayan çocuklarda gece işemesi başlaması,
    • Özellikle ergenlik öncesi kızlarda olmak üzere vaginal Mantar enfeksiyonu,
    • Kusma,
    • Uzun süreli kilo kaybı veya büyümekte olan çocuğun yeterli kilo alamaması,
    • Huzursuzluk ve okul başarısında azalma,
    • Tekrarlayan deri enfeksiyonları.

    Bu bulgular çocuğunuzda varsa en kısa sürede doktora başvurmalısınız. Şeker Hastalığı çocuklarda komaya neden olabilir.Şeker Hastası çocukların %50’si şeker koması adı verilen ağır klinik bulgularla seyredebilir. zamanında fark edilmeyen ve tedavi edilmeyen şeker koması vakalarında ölüme yol açan koma tablosu görülebilir.

    Şeker Hastalığı Diyabet Neden Olur?
    Kanda yüksek şeker değerlerine neden olan şeker hastalığı (diyabet), hayat boyu süren, kronik bir hastalıktır. Vücudumuzdaki kan şekerini dengelemek için pankreas tarafından insülin adlı bir hormon üretilir. Şeker hastalarında ise insülin az üretiliyordur, hiç üretilmiyordur ya da vücutta insülin direnci vardır. Şeker hastalığını genel hatlarıyla anlamak için yiyeceklerin vücut tarafından enerjiye dönüştürülmeleri normalde nasıl bir süreçtir, önce bunu anlamak gerekir. Yiyeceklerin sindirilmesi sırasında;

    • Kan şekeri olarak bildiğimiz, tıpta ‘glukoz‘ diye adlandırılan bir şeker kan dolaşımına girer. Glukoz vücudumuzun enerji üretmesini sağlayan bir yakıt kaynağıdır.
    • Pankreas adlı organ insülin üretir. İnsülinin rolü, glukozu kan dolaşımından alarak kaslara, yağ dokulara, karaciğere, yani yakıt olarak kullanılabileceği yerlere taşımaktır.

    İşte bu sistemde bir aksama olduğunda, yani glukoz hücrelere giremeyip kanda birikmeye başladığında, kan şekeri yükselir. Bir kişinin şeker hastası olduğunu gösteren değerler; kişide gizli şeker varsa açlık kan şekeri 100-125 mg/dl arasında bir değerdir. Açlık kan şekeri 126 mg/dl üzerinde olan kişiler şeker hastası olarak kabul edilir.

    Bu sayfaya annelerimiz en çok şu kelimeler için geldi -> bebeklerde diyabet nasıl anlaşılır, bebekte şeker hastalığı nasıl anlaşılır, bebeklerde kan şekeri düşüklüğü nasıl anlaşılır, bebeklerin kan şekerinin düşmesi nasıl anlaşılır, bebeğin kan şekerinin düşmesi nasıl anlaşılır, bebeklerde kan şekerinin düştüğü nasıl anlaşılır, bebek kilolu ise şeker hastalığı olabilirmi bebekte, bebeğin kan şekerinin düştüğü nasıl anlaşılır
  • 6 Ay 3 Haftalık Bebeklerde Su Çiçeği

    Hamileliğinin erken döneminde suçiçeği geçiren kadınlar, suçiçeği virüsünü bebeklerine bulaştırabilmekte ve bebekte doğumsal anormalliklere neden olabilmektedir (%2). Anne karnındaki bebekte ciltte yara izleri, etkilenen kol veya bacakta kısalıklar, gözlerde hasar, düşük doğum ağırlığı, beyin anormallikleri ve zeka geriliği gelişebilmektedir. Virüs bazen anne karnındaki bebeğin ölmesine ve düşüğe neden olabilmektedir. Doğumdan 5 gün önce ve 2 gün sonraki aralıkta gelişmiş suçiçeğinde ise bebek ölüm oranı oldukça yüksektir. Daha önce suçiçeği geçirmemiş ve aşılanmamış hamile bir kadın, suçiçeği geçiren bir kişi ile karşılaşırsa mutlaka hekimine başvurmalıdır.

    Annenin geçirmiş olduğu hastalıklar veya aşılar sonucunda o hastalıklara karşı vücudunda oluşmuş olan koruyucu antikorlar, hamileliğin son aylarında ve doğum sırasında anneden bebeğe geçerek bebekleri hayatlarının ilk aylarında (yaklaşık 6-9 ay civarı) geçici bir süre için bu hastalıklardan koruyacaktır. Suçiçeği hastalığını geçirmemiş ve aşılanmamış bir annenin bebeği, annede bu hastalığa karşı koruyucu antikorlar olmadığı için bu antikorların bebeğine de geçme ihtimali olmayacağından, doğduğu andan itibaren su çiçeği geçirme riskine sahip olacaktır.

    Suçiçeğinde hava yolu ile bulaştırıcılık, döküntü çıkmadan 5 gün önce başlar ve döküntü çıktıktan sonra 6 gün devam eder. Ciltten bulaştırıcılık ise, tüm suçiçeği lezyonları kuruyana kadar devam eder. Bu da ortalama 7 gündür. Eğer bulaştırıcılık döneminde, bir kişi geçmişte suçiçeği geçirmemişse, 1 saat o ortamda kalırsa virüsü% 96 oranında alır (anne hamile kalmadan önceki yıllarda suçiçeği geçirmişse, bebeği ilk 6-9 ay anneden geçen antikorlarla korunur, veya çocuk suçiçeği geçirmişse virüsü almaz). İnsanlara solunum yolu ile ağız veya burundan bulaşır ve vücuda girdikten sonra genellikle hastalıkla sonuçlanır. Virüs vücuda girdikten sonra hastalık oluşuncaya kadar geçen süre 14-16 gündür (10-21 gün).

  • Bebeklerde Astım Tedavisi Ve Kortizon Korkusu

    Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak N. çocuk astımının, tekrarlayan öksürük, hırıltı, nefes darlığı atakları ile seyreden kronik bir hastalık olduğunu, tekrarlayan nefes alamama durumunun sıklıkla acil servislerde sonlandığını belirtiyor. Çeşitli tedaviler sonunda açılıp evine gönderilen çocukların ise 10 gün geçmeden yeniden sıkışma ve atak yaşadığının altını çiziyor. Öncelikle atakların önlenmesinin çok önemli olduğuna değinen Prof. Dr. Yonca Tabak N. bronş yüzeyindeki yanığın iz bırakmasının kalıcı hasarlar oluşturduğunu ve ileri yaşlarda astımın kronikleşebileceğini vurguluyor.

    Kortizon Nasıl Kullanılmalıdır?

    Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak N. tedavi amaçlı sürekli kortizon kullanımından, yan etkileri nedeniyle birçok ailenin korktuğunu, hatta fobi düzeyinde kaçındığını belirtiyor. Ailelerin bilmediği en önemli noktanın, miligram dozunda kullanılan kortizonların, astım tedavisinde sadece ataklar sırasında kullanılmasının gerektiğini söylüyor. Kortizonlu ilaçların sprey şeklinde olanlarının, havayolunun sadece yüzeyini tedavi eden mikrogram dozunda; yani tablet kortizonların binde biri dozunda kullanıldığını, kana karışma oranının ise son derece düşük olduğunu söylüyor. Hava yolunun yüzeyinde sadece % 20’sinin emildiğini ve emilen bu miktarın hızlı bir şekilde vücuttan uzaklaştırıldığını sözlerine ekliyor. Uygun dozda ve yıllarca kullanıldığında kortizona bağlı olarak yan etki görülme olasılığının son derece düşük olduğunu belirtiyor. Sprey kortizon tedavisinin mutlaka bir çocuk alerjisi uzmanı kontrolünde kullanılması ve kortizonlu ilaçları ailelerin kafasına göre kesip başlamaması gerektiğinin altını çiziyor.

  • Prematüre Doğan Bebeklerde Körlük Riskine Dikkat!

    Stresli yaşam, düzensiz beslenme, tüp bebek yöntemleri gibi pek çok çevresel faktör nedeniyle son yıllarda artan erken doğum vakaları, bebek açısından pek çok tehlikeyi de beraber getiriyor.

    Erken doğan bebekleri tehdit eden hastalıkların başında prematüre retinopatisi hastalığı geliyor. Prematüre bebeklerin retina ve ağ tabakasını etkileyen hastalık, erken teşhis edilmediği takdirde her iki gözde körlüğe neden oluyor.

    Prematüre retinopatisinin erken doğan bebeklere özgü bir hastalık olduğunu söyleyen Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Doç. Dr. Nur Acar, “Hastalığın tanısı için olmazsa olmaz şart, prematüre doğmuş olmaktır” dedi. Bu hastalıkta gözün esas olarak retina tabakasının etkilendiğini de anlatan Doç. Dr. Acar, şu bilgileri verdi: ”Ağ tabakası veya gözün görüntüleri algılayan sinir tabakası olan retina, anne karnında doğrudan beynin bir uzantısı olarak gelişir. Erken doğan bebeklerde bu gelişme tamamlanmadığı için doğduktan sonra da devam eder. Prematüre bebekleri yaşatmak için yüksek konsantrasyonlarda verilen oksijen, gözdeki damarların anormal gelişmesine sebep olur. Bunun sonucunda ise damarlanması tamamlanmamış bebeklerin retinalarında kısaca ROP olarak adlandırılan Prematüre Retinopatisi hastalığı meydana gelir. Erken dönemde tedavi edilmezse her iki gözde de körlüğe yol açar.”

    Üçüncü Evreden Sonra Tedavisi Zor

    Prematüre retinopatisinin 1.5 kilo altında doğan bebeklerde daha sık görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Acar, 1.5 kilonun altında ve 32’inci haftadan önce doğmuş tüm bebeklerin mutlaka prematüre retinopatisi muayenesinin yapılması gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Doç. Dr. Acar, “Yeni doğan bebekler konusunda uzmanlaşmış çocuk doktorları ve oftalmologlar birlikte çalışmalı. Bu hastalığın erken tanı ve tedavisi mümkün. Hafiften ağrıya doğru beş evresi bulunan ROP tedavisindeki başarı, hastalığın evresiyle ilintili. İlk iki evresinde takip yeterli ancak üçüncü evreden itibaren lazer veya krio tedavisine başlanılmalı. Dördüncü ve beşinci evrelerde yapılması zorunlu cerrahi müdahalede ise görsel olarak başarılı sonuç elde edilemiyor” dedi. Bebeklerde rastlanan akciğer, kalp damar rahatsızlıkları, ağır enfeksiyonlar ve beyinde yaşanabilecek problemlerin de retinopati riskini artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Acar, doğumdan sonra 4-6 hafta arasında bebeklerin mutlaka göz muayenesinden geçirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

  • Peygamber Doğuştan Sünnetli Doğan Bebekler

    Erkek çocuklarda cinsel organlarının ucunda olması gereken dış idrar deliğinin, pipinin alt taraflarında olması yani “hipospadyas”, yanlış tedavi edilirse ileride çocuk sahibi olmayı engelliyor. Hipospadyas, diğer adıyla peygamber sünneti psikolojik sorunlara da yol açıyor. Hipospadyaslı babaların çocuklarında görülme riski daha fazla olan peygamber sünneti ve tedavisiyle ilgili merak edilenleri çocuk cerrahisi uzmanı Dr. Cem Kara anlattı.

    Doğuştan sünnetli olmak nedir?
    Hipospadyaslı çocuklar için halk arasında peygamber sünnetli ya da yarım sünnetli gibi deyimler kullanılır. Böyle çocuklarda sünnet derisi çoğunlukla sadece pipinin sırt tarafında ve adeta bir horoz ibiği gibi görülür. Pipinin alt yüzünde sünnet derisi olmaz. Alt yüzde olan ise, normalde en uçta olması gereken dış idrar deliğidir. Bazen bu delik olması gerekenden çok daha dar olur. O zaman bu çocuklar hem makara ipliği gibi ince işerler, hem de çişlerinin bitmesi uzun zaman alır. Hipospadyaslı büyük çocuklarda canlarını çok sıkan bir durum da çişlerini aşağı ve ayaklarına doğru yapmalarıdır. Bazen de idrarın uçtan fışkırmadığı farkedilir. Bu delik çoğu zaman pipinin alt yüzünde ve uca yakın olsa da bazı hastalarda pipinin de gerisinde, torbaların arasında veya makatın önünde bile olabilir. Hatalı delik pipinin baş kısmına ne kadar uzaksa anormallik de o kadar ağır demektir.

  • Bebeklerde Gürültülü Bağırsak Hareketleri

    Oğlumun bağırsak hareketleri o kadar gürültülü ki sindirim sorunu olduğunu düşünüyorum. Acaba sorun sütümden mi kaynaklanıyor?

    Bebekler hiç çekinmeden gürültülü kaka yaparlar. Bu gürültüyü öbür odadan duyabilirsiniz ve bu ilk kez bebek sahibi olan anneleri endişelendirebilir. Bu hareketler ve sesler normaldir ve yeterince olgunlaşmamış sindirim sisteminde oluşan gazın dışarı atılma gürültüsünden başka bir şey değildir. Bir veya iki ay içinde durum yatışır. Gerçekten bir bağırsak bozukluğu olduğunu düşünüyorsanız bebeğinizin durumunu aşağıdaki bilgilerle karşılaştırabilirsiniz.

    BAĞIRSAK BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ
    Altı aydan küçük bebeklerde, en sık görülen rahatsızlıktır bağırsak bozukluğu. Sindirim sistemi genellikle normal, hatta çok iyi çalıştığı halde, bağırsakları sık sık bozulan bebekler vardır. Bu dönemde bağırsak rahatsızlıklarının nedenini işlevsel bir aksaklıkta aramak yanlış olur.

    Yaşamın bu evresinde beslenme bütünüyle başka bir insanın iradesindedir. Bebek, kendini savunamaz, istediği besinleri seçemez, hoşlanmadığı yiyeceklere karşı direnç gösteremez. Kendisi için neyin iyi olduğuna, neyin hoşuna gideceğine hep başkaları karar verir.

    Üstelik toplumumuzda, süt çocuğu için, “sağlık, eşittir şişmanlık” ilkesi benimsenmiştir. Oysa tıp ilmi, “şişmanlık, eşittir hastalık” ilkesinin arkasındadır.

    Toplumumuzda iştah kutsal bir ateş, besin ise, mucizevi bir maddedir. Bir başka deyişle, süt çocuğu dendi mi, ilk akla gelen şey beslenmedir. Diğer tüm unsurlar geri planda kalır. Bu anlayışa göre, süt çocuğunun en büyük gereksinmesi fazlasıyla doyurulmaktır.

    Bir keresinde tedavi etmem için, iki aylık bir bebek getirdiler bana. Bebekte bağırsak bozukluğu doruk noktasına ulaşmıştı. Her gün ishal oluyor, kusuyor, zavallı yavru karın ağrısından kıvranıyordu. Rahatsızlığın nedenini bir süre anlayamadım. Sonra, kuvvetlensin diye, ninesinin her gün biraz morina balığı yağı ile, iki üç kaşık şarap içirdiğini söylediler… Yine, üç aylık bir bebeği de “hiçbir şey” yemiyor kaygısıyla getirmişlerdi. Oysa; bebek, günde 2 litre süt içiyordu. En güçlü insan bünyesinin bile güçlükle özümseyebileceği bir yük karşısında, zavallı bebeğin bağırsakları elbette isyan edecekti.

    Tabii yukarıda “uç noktalardaki” olayları örnek olarak verdim. Ancak, özellikle yaşamın ilk aylarındaki hastalıkların büyük bir bölümünün beslenmedeki ölçüsüzlükler ve hatalı girişimlerden kaynaklandığını aklınızdan çıkarmanız gerektiğini bir kez daha anımsatmak istiyorum.

    UYARICI İŞARETLER
    Bağırsak bozukluğunun ilk işaretleri fazla belirgin değildir. Genellikle kendine özgü duyarlılığıyla, anne farkeder bir şeylerin yolunda gitmediğini… Örneğin, bebek görünürde gayet iyidir, her zamanki iştahıyla sütünü içmekte, herhangi bir hastalık belirtisi göstermemektedir. Ancak terazinin ibresi büyümenin durduğunu ifade eder. işte bu noktada, çok dikkatli olmak gerek. Bebek, belki de yediği mama, miktarı olarak yeterli olmadığı için kilo alamıyordur. Ama aksi de söz konusu olabilir. Yani yeterince, hatta fazlasını yiyor ama yediklerini özümseyemiyordur. Çocuk doktorları bu olaya, “Paradoks reaksiyonu” diyorlar: Bebek ne kadar çok yerse o kadar az gelişiyor, hatta kilo kaybediyor. Bebeğinizde bu tür bir gelişme gözlediğinizde, zaman kaybetmeden doktorunuza başvurun.
    Bu kadar önemli olmasa da bir başka uyarıcı işaret de iştah azalmasıdır. Ama bir günlük bir iştahsızlık değil tabii. Bebeğiniz, bir öğünde verdiğiniz mamanın tümünü yemekte mızmızlanıyorsa, zorlamayın. Bu noktada iştahsızlık bünyenin bağırsak bozukluğunu önlemede kullandığı bir savunma mekanizmasıdır.

    Günler süren iştahsızlığın yanında, kanmak bilmeyen susuzluk hali de bebekte barsak bozukluğunun önemli bir işaretidir. Bu durumda bırakın istediği kadar içsin. Suyun ona hiç bir zararı dokunmaz. Ama suyun yanında başka sıvı besinler vermekten kaçının. Doktorun önerileri dışına çıkmamaya özen gösterin.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: bebekler çdrbağırsak hareketi, bebeklerde bagırsak ötmesi, bebeklerde bağırsak ötmesi, bebeklerde bağırsak sesi, yenidoganda bagirsak hareketlerinin cok olmasi, 2 aylık bebeğin karnı neden guruldar, bebeklerin karnı neden guruldar, bebekte bağırsak hareketleri

    Bir başka kuşku unsuru ise, bebeğin yediklerini sık sık çıkarması, yani kusmasıdır. Bildiğiniz gibi süt çocuklarının büyük bir bölümü yediklerini çıkarır. Bilimsel olarak bir açıklaması yok ama onlara özgü bir huy bu. Bununla birlikte, kusma çok sık tekrarlanır ve iştah azalması, susuzluk, çırpınma, sinirlilik gibi başka belirtilerle bir arada görülürse, uzmana başvurmak gerekir.

    Sindirim sistemindeki bir rahatsızlık öncesinde ateş de görülebilir. Ateş, genelde so-ğukalgınlığı, kulak ihtihabı gibi hastalıkların tipik belirtisidir. Ancak bağırsak bozukluğunun yanısıra bu tür rahatsızlıklar da gözlenirse, hastalık gerçekten son derece ciddi boyutlara ulaşabilir. Doktora başvurmalı, beslenme rejimini hafifleterek, sindirim fonksiyonlarını daha bir dikkatle izlemelisiniz.

    Nedensiz ya da görünürde bir nedeni olmayan çırpınma hali de kuşkulandırman sizi Her ağladığında, bebeğin karnı ağrımaz. Protestosunun başka nedenleri vardır genellikle. Bas bas bağıran, yüzündeki ifadeden sancı çektiği, zor durumda olduğu anlaşılan bebek, bir sindirim bozukluğunun pençesinde olabilir. Çırpınma halinin yanısıra, ateş ve iştahsızlık gibi başka belirtiler de gözlenirse durum gerçekten ciddidir.

    Ancak hepsinden önemlisi bağırsağın işleviyle ilgili uyarıcı belirtilerdir. Bebeğinizin dışkısına çok dikkat edin. Çoğu kez, işler yolunda görünür. Dışkılaması gerek sayı gerekse görünüm bakımından normaldir, her zamanki gibidir. Ancak, kokusu bir gariptir. Poposunda da bir kızarıklık oluşmuştur.

    Bu, bağırsak içeriğinde bir düzensizliğe işaret eder. Kimi zaman da bağırsak bozukluğu öncesinde alışılmışın dışında bir kabızlık gözlenir. Bazan bebek, sık sık dışarı çıkar. Dışkısı daha az katıdır, dikkatle baktığınızda içinde sindirilmemiş artıklar, sümükümsü maddeler, hatta köpük görürsünüz. Bu durumda bebeğin beslenme rejimini dikkatle denetleyip, sütü bütünüyle kesmeniz, ya da ne gibi gelişmeler görüleceğini beklerken, sütü önemli ölçüde azaltmanız gerekir. Bütün bu belirtiler birarada olabileceği gibi, tek tek de görülebilir, önemli olan, zamanında farkına varabilmek, sonra da doktora haber vererek, gerekli önlemleri almaktır.

    BAĞIRSAK BOZUKLUKLARININ BELLİ BAŞLI BELİRTİLERİ
    Her türlü önlemi aldığınız halde bebeğiniz yine de bir bağırsak bozuklukluğunun pençesine düşerse, hastalığın önemini değerlendirme açısından aşağıdaki unsurları bilmenizde fayda görüyorum:

    • İshal: Daha önce de söylediğim gibi, dışkılama, çeşitli özelliklere bağlı olarak her bebekte özgün bir nitelik taşır. Günde bir kez dışarı çıkan bebek de vardır, on kez dışarı çıkan da… önemli olan sayıdan çok görünümdür. Yumuşak, sümükümsü ve köpüklü ise uygun önlemlerle daha İşin başında önüne geçilmelidir. Ancak, tümden sıvı halde, yani su gibiyse, hemen hemen bütünüyle sümükümsü ve köpüklü bir görünümü varsa, zaman kaybetmeden doktorun kapısını çalmak gerekir.
    • Kusma: Kusma ve ishalin bir arada görülmesi, her zaman için ciddi bir hastalığa işaret eder.
    • Çırpınma: Bebek, adeta havale geçirir gibi çırpınıyorsa, ciddi biçimde rahatsız demektir.
    • Kilo kaybetmek: Bağırsakları bozulan süt çocuğunun kilo kaybetmesi doğaldır. Ancak birkaç saatin içinde çocuk epey kilo verirse, doktorun ivedilikle duruma el koyması gerekir.
    • Ateş: Bağırsak bozukluğunun pençesindeki minik bebeğin ateşinin yükselmesi de normaldir. Ancak bunun da bir sınırı vardır elbet. 40 dereceye kadar yükselirse, ciddi biçimde tedaviye alınması zorunludur.
    • Gözlerin içine göçmesi, cildin kararması, yüzün zayıflaması, bıngıldağın içeri kaçması, inleme: Bütün bunlar hastalığın son derece ciddi boyutlara vardığını gösteren belirtilerdir. Bebek, derhal çocuk hastalıkları servisi olan bir hastanede gözetim altına alınmalıdır.
  • Doğumsal Hipotiroidi Zeka Geriliğine Sebep Olabilir Mi?

    Doğumsal hipotiroidi, toplumda sık rastlanması ve önlenebilir zeka geriliğinin en sık görülen nedenidir. Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi Doç.Dr.Ergun Çetinkaya, “Genel olarak bakıldığında bu hastalığın en önemli sebebinin iyot eksikliği olduğunu görmekteyiz. Özellikle sularında iyot düzeyi düşük olan yörelerde bu hastalığın görülmesi çok daha sıktır.” diyor.

    Doğumsal Hipotiroidi, tiroid hormonunun yetersiz ya da hiç salgılanmaması halinde ortaya çıkan somatik ve psikomotor gelişimde gerilikle sonuçlanan bir hormonal bozukluk olarak tanımlanıyor. Bu hastalığın önemi, toplumda sık rastlanmasından ve önlenebilir zeka geriliğinin en sık görülen nedeni olmasından kaynaklanıyor. Özel Ankara Endomer Pediatrik Endokrinoloji Merkezi Doç.Dr.Ergun Çetinkaya, “Tiroid hormonu, beyin gelişimi ve fonksiyonu için oldukça önemli bir hormon olup sinir hücrelerinin oluşumu ve sinirlerde iletim gibi önemli fonksiyonları vardır. Konjenital Hipotiroidinin prevalansı yani görülme sıklığı 1/3000 -1/4000 arasındadır. Ülkemizde yapılan bir çalışmada bu oran 1/2736 olarak bulunmuştur. Genel olarak bakıldığında bu hastalığın en önemli sebebinin iyot eksikliği olduğunu görmekteyiz. Özellikle sularında iyot düzeyi düşük olan yörelerde bu hastalığın görülmesi çok daha sıktır. Yeterli iyot replasmanı ile bu durum düzeltilebilir. İyot eksikliği olmayan bölgelerde ise bu hastalığın en önemli nedenleri arasında tiroid bezinin doğumsal olarak olmaması veya bezin olması gereken yerde olmaması sayılabilir. Ayrıca tiroid bezi içindeki hormonal oluşum düzeyindeki bozukluklar da konjenital hipotiroidinin sebebidir.”