Bebek Sağlığı ve Aşılar

  • Bebeklerde Miyop: Miyop Çocuklar Daha Zeki

    Yapılan pek çok çalışma, çocuk miyopların zeka katsayılarının normal popülasyona göre 7-8 kat daha fazla olduğunu göstermiş. Ayrıca miyop çocukların okul başarısı da daha yüksek bulunmuş. Peki, bu çocuklar neden daha zeki oluyor?
    İşte yanıtı…

    “Uzağı net görememek” olarak tanımlanan miyopi, doğuştan olabileceği gibi, erişkinlik çağlarında da başlayabiliyor. 7-16 yaşları arasında başlayan miyopiye ise “okul miyopisi” adı veriliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar; pek çok bilimsel çalışmada, miyop çocukların zeka katsayılarının (IQ) normal popülasyona göre 7-8 puan daha fazla bulunduğunu belirterek, “Yapılan çalışmalarda ailelerde de benzer sonuçlar elde edilmiş.

    Öyle ki miyop kardeşlerin, olmayanlara kıyasla zeka katsayılarının daha yüksek olduğu ortaya konmuş. Ayrıca miyop çocukların okul başarısı da daha yüksek bulunmuş. Bu istatistikler 2 türlü açıklanabilir: “Ya miyopi ile zeka geni aynı kromozomda birlikte kalıtlanıyor ya da daha zeki olanlar okumayla daha çok zaman harcıyor ve gözde miyopi oluşuyor’” diyor.

    Çocukta miyop göz tembelliğine neden olabilir!
    Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar, eğer 2 gözde de sorun varsa, çocuğun uzağı net olarak göremediğini kendisi ifade edebildiğini belirterek, “Ebeveynler ve öğretmenler de gerek çocuğun gözünü kısmasından, gerekse tahtayı iyi okuyamamasından veya televizyonu yakından seyretmesinden göz bozukluğunu tahmin edebiliyor. Ancak sadece tek göz bozuksa, işte bu durum kolayca dikkatten kaçabiliyor ve erken tedavi edilmediği için de göz tembelliğine yol açabiliyor.” uyarısında bulunuyor.

    Miyop çocuklarda düzenli muayene çok önemli!
    Bebeklere 1-1.5 aylıkken çocuk doktoru tarafından “kırmızı refleks testi” denen göz testi uygulanması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Banu Coşar, bu testte bozukluk tespit edildiği takdirde çocuğun zaman kaybetmeden bir göz hekimi tarafından muayene ve tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor. Doç. Dr. Banu Coşar şunları söylüyor: “Eğer test sonucu normal ise ve gözde dışardan belli olan şaşılık ve beyaz leke gibi durumlar yoksa, çocukların 3 yaşında göz muayenesi olması ideal. Bu muayeneden sonra da çocuğun ilkokul 1. sınıftan itibaren her yıl göz muayenesinden geçmesi gerekiyor. Miyopi tanısı, göz muayenesinde görme seviyesinin tespiti ve göz numaralarının otomatik ölçümü (otorefraktometre) ile konuyor. Ayrıca muayene sırasında göz bebekleri damla ile genişletilerek gözün içine bakılıyor.’

    11 yaşına dek gözlük, 11 yaştan sonra kontakt lens
    Doç. Dr. Banu Coşar miyopi tedavisinde 11 yaşına dek gözlük kullanılması gerektiğini, bu yaştan itibaren istenirse kontakt lens kullanımına geçilebileceğini, 18 yaşından sonra da lazer tedavisi uygulanabileceğini belirtiyor. Çocukluk döneminde miyop gözlüklerin sürekli takılması gerektiğine de dikkat çeken Doç. Dr. Banu Coşar, “Aksi halde numaralar daha hızlı ilerleyebiliyor. Bu nedenle aileler gözlüğün devamlı kullanımını sağlamaya çalışmalı. Önerilen sıklıktaki göz muayenelerini de kaçırmamalı. Kontakt lense geçilmişse, aileler lenslerin kurallara uygun kullanımı konusunda da çocuklarını takip etmeliler.” diyor.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: bebeklerde miyop belirtileri, bebeklerde miyop düzelir mi, bebekte miyop, prematüre bebeklerde miyop

    OKUL MİYOPİSİNDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

    Yanlış : Miyopi için düşük numaralı gözlük takılırsa numaralar daha az ilerler.
    Doğrusu: Gözde mevcut numaralar ne ise ona uygun numara kullanılmalı.

    Yanlış : Miyopi için sürekli gözlük takılmasına gerek yok.
    Doğrusu: Çocukluk döneminde, doktorun önerdiği gözlükler sürekli takılmalı.

    Yanlış : Ergenlik döneminde kontakt lens kullanımı tavsiye edilmez.
    Doğrusu: 11 yaşından sonra gençler kontakt lens kullanabilir.

    Yanlış : Yaş ilerledikçe miyopi azalır.
    Doğrusu: Miyopi ilerleyen yaşla birlikte azalmaz.

  • Bebekler Neden Öksürür?

    • Bazı bebekler sadece ev içerisinde öksürür. Bunun nedeni evde oluşan tozlara, yastıklardaki kuş tüylerine karşı bir alerji olabilir.
    • Bebeklerin ilkbahar ve yaz aylarında öksürmesi çiçeklerin polenlerinden kaynaklı olabilir. Bebeğin polenlere karşı alerjisi olduğu için öksürük oluşabilir.
    • Öksürüğün bir diğer nedeni ise kirli havadır. Bebek kirli havada bulunduğunda nefesi daralır ve öksürmeye başlar. Ayrıca sigara dumanı, kış mevsiminde kömür dumanı, odunun vermiş olduğu duman bebekte öksürüğe neden olur.
    • Bebekler evde oynarken çevreden bulduğu düğme ya da küçük oyuncak parçalarını yutabilir. Boğaza yabancı bir cisim kaçması öksürüğe neden olur. Aynı şekilde fındık, karpuz çekirdeği gibi gıdalar da bebeğin boğazına kaçabilir. Anneler bu konuda dikkatli olmalıdır.
    • Bebeğin boğazına yabancı bir cisim kaçması durumunda öksürük aniden şiddetli şekilde başlar. Besin maddesi yutulması halinde vücutta ateş olur. Yutulan besin maddesi değilse, vücut bunu kendi atamaz derhal doktor müdahalesi yapılmalıdır.
    • Bazen ise öksürük bir hastalığın belirtisi olarak kendini gösterebilir. Ara ara öksürük, nefes almada hızlanma, hırıltı ve balgam vücutta bir hastalığın belirtileri olabilir. Böyle durumlarda bebeği doktor kontrolünde tutmak gerekir.
  • Bebeğin Yanağındaki Kızarıklıklar İçin Doktor Tavsiyesi!

    Bebeklerin şikayet ettiğiniz şekilde bazen yanaklarında onun günlük yaşantısını bozmayan kızarıklıklar olur. Böyle durumlarda en sık tanı koyduğumuz durum atopik dermatit dediğimiz hastalıktır. Atopik Dermatit allerjik eğilimli bebekleri tutmayı sever. Böyle bebeklerin ailelerinde allerjik diğer hastalıklar bulunabilir.

    Böyle bebeklerin ciltleri çok hassastır. Hele bir de anne sütü almıyorlarsa hemen yanaklarında veya vücutlarının başka yerlerinde kaşıntılı, çeversi veya üzeri pullanan kırmızı lekeler çıkmaya başlar.

    Bebeğin temizliğinde kullanılan sabunlar, parfümlü, kolonyalı ıslak mendiller, giysilerin yıkanmasında kullanılan deterjanlar, bebeğin giysilerinin tür bebeğe anne sütü almadığında verilen mama atopinin gelişmesini kolaylaştırabilir.

    Bebeğin mümkünse anne sütü ile beslenmesini, vücut bakımında sabun içermeyen bakım ürünlerinin kullanılmasını, kolonyalı, parfümlü ıslak mendillerle vücudunun silinmemesini, giysilerinin pamuklu olmasını, bol suyla gerekirse iki kez durulanmasını, ütülenmesini öneririz.
    İlaç tedavisi de veririz.

    Ancak ilaç tedavisi atopik dermatit teşhisi kesin olduktan sonra bile dermatitin niteleiğine, şiddetine, beraberinde neler olup olmadığına göre belirlenir.

    Bu açıklamayı yazarken bebeğinizin yanaklarındaki kızarıklığın atopik dermatit olduğunu belirlemiş değilim. Sadece bu yaşlarda en sık nedeni yazmak istedim.

    Siz de kabul edersiniz ki, görerek tanımlanması gereken bulguları olan rahatsızlıkları buradan teşhis etmemiz mümkün değildir.

    Size önerim: Bebeğinizin yanaklarındaki kızarıklıkların değerlendirilmesi için tekrar bir çocuk hekimine veya bir dermetoloji hekimine göstermenizdir. Geçmiş olsun.

    Bu sayfaya annelerimiz en çok şu kelimeler için geldi -> bebeklerde yanaklar kızarıklık, bebeklerde yanaklarında kızarıklık, bebeklerin yanaklarında kızarıklık, bebeklerin yanaklarında kızarıklık uzman tv, bebeklerde yanak kızarıklığı neden olur, bebeklerde yanak kızarıklığı nedenleri, bebeğimin yanakları pütür pütür, bebeğimin yüzü pütür pütür
  • Kabız Olan Bebek Için Neler Yapılmalı?

    Bebeklerde kabızlık nedenleri nelerdir? Kabız olan bebeğe için neler yapılabilir ve bebeklerde kabızlık tedavisi nasıl yapılır? Bebeklerde kabızlığa ne iyi gelir? Bebeksayfasi.com cevaplıyor.

    Kabızlık yaşayan bebekler için neler yapılmalı?

    Ağlama, huzursuzluk, kaka yaparken çığlık atma, kakanın haftada üçten az yapılması, yapıldığı zaman çok gazlı ve kötü kokulu olması, karnın sertleşmesi ve iştahın azalması gibi belirtiler bebeğin kabız olduğunu düşündürür.

    Genellikle mama ile beslenen bebeklerde daha fazla görülür. Bebeğin çok su içmemesi ve katı gıdalara yeni geçmiş olması da kabızlık nedenleri arasında yer alır. Çok nadiren başka bir hastalık belirtisi olarak da kabızlık oluşabilir.

    Yeteri kadar su içmeyen bebekte kabızlık olabilir

    Kabız olan bebek için ilk etapta jimnastik hareketleri gibi bisiklet hareketi yaptırmak yararlı olabilir. Eğer sadece mama ile beslenen bir bebekse mamayı sulandırmak veya aralarda su içirmek gerekir. Bebek susuz kaldığı zaman kabızlık meydana gelecektir. Eğer bebek katı gıdalara yeni başlamışsa mümkün olduğu kadar yüksek lifli meyvelerden (kayısı, üzüm, armut, erik püresi) diyet seçmek doğru olacaktır. Eğer tüm bu önlemler işe yaramadıysa mutlaka hekime başvurmalıdır. Bebeğe barsak yumuşatıcı bir ilaç verilmesi gerekebilir. Bebeğin barsak hareketleri tamamen normale dönünceye kadar bu uygulamalar devam etmelidir.

  • Bebeklerde Grip Ve Öksürük Tedavisi

    Bebekler, büyüklere oranla savunmasızdır ve ufak sebeplerden ötürü hastalanırlar. Hava şartlarının sıkça değiştiği ülkemizde bebekler için hastalığa davet vardır. Çok basit sebeplerden ötürü bebekler ve çocuklarda gribe rastlanır. Soğuk algınlığı virüslerin sebep olduğu bir rahatsızlıktır. Bu durumda ebeveynler dikkatli olmalı, bebeği rahatlatacak  ve komplikasyonların gelişmesini önleyecek önlemler almalıdır. Bebeğini emziren anneler şanslıdır çünkü anne sütü hastalıklara karşı antikor üretir.

    Bebeğiniz eğer soğuk aldıysa burun akıntısı ve öksürüğü varsa neler yapmalısınız?

    • Öncelikle bol sıvı tüketmesini sağlayın. Emziren anneler bebeklerini daha sık emzirmeli, eğer bebeğiniz ek gıdalara başladıysa sulandırılmış elma suyu ve bitkisel çaylar verilmelidir.
    • Burun tıkanıklığı soğuk algınlığında kaçınılmazdır. Beslenme ve uyku zamanında 15 dakika önce burunda tuzlu burun damlalarının uygulanması rahat nefes almaya yardımcı olur. Ayrıca buhar makinesi ile bebeğin bulunduğu ortam nemlendirilmelidir. Nemli ortam öksürüğe de iyi gecelektir. Burun akıntısının dışarı çıkması için bebeğin başı hafifçe yükseltilir.
    • İlaç kullanımı gerekir. Bu durumda ilaç kullanmadan önce mutlaka doktora başvurmanız gerekir. Soğuk algınlığını bastırmak zararlı olabilir ve 1 yaşından küçük bebeklerde damla kullanılması önerilmez. Bu nedenle mutlaka bir hekime danışmanız gerekir. Eğer bebeğiniz hırıltılı nefes alıyorsa, öksürük sık ve boğuksa, nefes almakta zorlanıyorsa, renginde solma varsa, sıvı almayı reddediyorsa ve ateşliyse beklemeden doktora gidin.
    • Bebeğinizi hastalıklardan korumak için ani hava değişimlerin olmasına izin vermeyin, terleyen çocukların içtiği su sıcaklığına dikkat edin, uyurken bebeklerin terlememesi için ince giydirin ve oda sıcaklığını sabit tutun. Bebekler herkesten çok korunmaya ihtiyaç duyar ve savunmasızdır. Bu nedenle ebeveynlere büyük bir sorumluluk düşmektedir.

    Bebeklerde öksürük ne zaman tedavi edilmeli;

    • Öksürük kuru ve balgam çıkartılmasını sağla­mıyorsa,
    • Gece öksürüğü, hastanın ve aile bireylerinin uy­kusunu engelliyorsa,
    • Kaburgaları saran kaslar, öksürük nedeniyle aşırı geriliyor ve acı veriyorsa,
    • Balgam aşırı miktarda ise ve hasta çıkarmakta güçlük çekiyorsa,
    • Boğmaca belirtilerinden birine rastlanmışsa.

    Öksürük Tedavisi

    • Öksürüğün bastırılması: Ballı süt gibi sıcak içe­cekler, öksürük refleksinin bastırılması açısından çok yararlıdır. Etkin öksürük şuruplarının çoğu da reçe­tesiz olarak alınabilir.
    • Buğu teneffüsü: Bu yöntem, ancak daha büyük çocuklarda güvenli bir biçimde uygulanabilir. Vicks ya da bu amaçla hazırlanmış özel ilaçlar, sıcak suyun içine atılır. Sudan çıkan buğunun teneffüs ettirilme­si, öksürüğü azaltır ve balgam çıkartılmasını kolay­laştırır. Bu amaçla içinde sıcak su bulunan bir kaba, söz konusu ilaçtan küçük bir miktar konulur. Çocu­ğa, başını suyun hemen üzerinde tutması, söylenir. Çocuğun başı, bu durumdayken bir havlu ile örtülür ve üç-dört dakika derin nefes alması sağlanır. Çocuğun yüzünün ciddi biçimde yanabileceği olasılığını unutmamak ve yüzünün, suya değmemesine kesin­likle özen göstermek gerekir. Terlemesine neden ola­cağı için bu tedavi, çocuk yatmadan önce uygula­nmalıdır.
    • İlaç: Öksürük, bedenin olağan koruma mekaniz­malarıyla baş edemediği bir iltihap nedeniyle ortaya çıkmışsa doktor, uygun bir antibiyotik kullanılması­nı önerir.
  • Bebeklerde Kırmızı Leke, Benek, Nokta, Çıban

    Bebeklerde Kırmızı Leke ve Çıban Nedir?
    Leke herhangi bir nedenle deride oluşan küçük kırmızı şişliktir. Çıban ise deride bir bölgenin mikrop alarak acı veren bir şişlik oluşturmasıdır. Bu şişlik olgunlaşarak içi irin dolu bir ‘baş’ verir. Vücudun her yerinde görülebilmekle birlikte yüzde ve kalçalar gibi bası yerlerinde daha sık oluşur. Arada sırada ortaya çıkan lekelerden kaygı duymayın, ancak sık sık tekrarlayan çıbanlar bir hastalığın belirtisi olabilir.

    Bebekte Lekenin veya Çıbanın Belirtileri Nelerdir?
    Leke

    • Küçük, kırmızı, ağrısız kabartı.

    Çıban

    • Gittikçe büyüyen, ağrılı, kırmızı şişlik

    Ne yapmalı?
    2
    1. Çocuğunuzda arda sırada lekeler oluşuyor ya da sivilce çıkıyorsa aldırmayın; tedavi gerektirmeden birkaç günde geçecektir. Ağız çevresindeki lekeler salya akıtmasına bağlıysa gidermek için krem sürebilirsiniz.
    2. Çıban çıkar ya da leke mikrop kapıp iltihaplanırsa, hem leke ya da çıbanı hem de çevresindeki deriyi kaynatılıp soğutulmuş su ve pamukla temizleyin.
    3. Giysilere sürtünüyor ya da kalçalar gibi acı veren bir yerde bulunuyorsa Üzerini birkaç kat gazlı bezle örtebilirsiniz.

    4.Çıban birkaç gün içinde baş vererek kendiliğinden patlar. Çıbanı sıkmak enfeksiyonun yayılmasına neden olabilir. Patlayan çıbanı antiseptikli pamukla temizleyin ve yara yerini iyileşene dek örtülü tutun.

    Bebekte Kırmızı Benek veya Çıban Çıktığında Doktora Ne Zaman Gitmeli?

    • Derideki leke iltihaplanmış gibi görünüyorsa,
    • Çıban, bakımı güç ve acı veren bir yerdeyse,

    Çocuğunuzda sık sık çıban çıkıyorsa doktora danışın.

    sonra sürmeniz için krem verir. Çıbanlar çok sayıdaysa antibiyotik tedavisi uygulamanızı isteyebilir.

  • Bebeklerde Temel Yaşam Desteği Nasıl Yapılır?

    Solunum Durması Nedir?

    Solunum hareketlerinin durması nedeniyle vücudun yaşamak için ihtiyacı olan oksijenden yoksun kalmasıdır. Hemen yapay solunuma başlanmaz ise bir süre sonra kalp durması meydana gelir.

    Kalp Durması Nedir?

    Bilinci kapalı kişide kalp atımının olmaması durumudur. Kalp durmasına en kısa sürede müdahale edilmezse dokuların oksijenlenmesi bozulacağı için beyin hasarı oluşur. Kişide solunumun olmaması, bilincin kapalı olması, hiç hareket etmemesi ve uyaranlara cevap vermemesi kalp durmasının belirtisidir.

    Temel Yaşam Desteği Nedir?

    Yaşam kurtarmak amacı ile hava yolu açıklığı sağlandıktan sonra, solunumu ve/veya kalbi durmuş kişiye yapay solunum ile akciğerlerine oksijen gitmesini, dış kalp masajı ile de kalpten kan pompalanmasını sağlamak üzere yapılan ilaçsız müdahalelerdir.

    BEBEKLERDE TEMEL YAŞAM DESTEĞİ (0-1 YAŞ ARASI)

    1. Kendimizin ve bebeğin güvenliğinden emin olunur,

    2. Ayak tabanına hafifçe vurularak bilinç durumu kontrol edilir,

    Eğer bilinç yok ise;
    3. Çevreden yüksek sesle yardım çağrılır; 112 aratılır.
    4. Bebek sert zemine sırt üstü yatırılır
    5. İlk Yardımcı temel yaşam desteği uygulayacağı pozisyonu alır (yerde uygulama yapacak ise diz çöker, masa v.b. yerde uygulama yapacak ise ayakta durur),
    6. Bebeğin boynunu ve göğsünü saran giysiler açılır,
    7. Ağız içi gözle kontrol edilir; hava yolu tıkanıklığına neden olan yabancı cisim var ise çıkartılır,
    8. Hava yolunu açmak için, bir el bebeğin alnına, diğer elin iki parmağı çene kemiğine koyulup baş hafifçe yukarı geri itilerek eğilir, baş geri çene yukarı pozisyonu verilir,
    9. Bebeğin solunum yapıp yapmadığı bak-dinle-hisset yöntemiyle 10 saniye süre ile kontrol edilir;
    – Göğüs kafesinin solunum hareketlerine bakılır,
    – Eğilip, kulağını hastanın ağzına yaklaştırarak solunum dinlenirken diğer el göğüs üzerine hafifçe yerleştirilerek hissedilir,
    10. Solunum yoksa; ağız dolusu nefes alınır, ağız bebeğin ağız ve burnunu içine alacak şekilde yerleştirilir,
    11. Bebeğin göğsünü yükseltmeye yarayacak kadar her biri 1 saniye süren 2 solunum verilir, havanın geriye çıkması için zaman verilir,
    12. Kalp/Göğüs basısı uygulamak için bebeğin (iki meme başının altındaki hattın ortası göğüs merkezini oluşturur) göğüs merkezi belirlenir,
    13. Bir elin orta ve ve yüzük parmağı bebeğin göğüs merkezine yerleştirilir
    14. Göğüs kemiği 4 cm aşağı inecek şekilde ( yandan bakıldığında göğüs yüksekliğinin 1/3’ü kadar) 30 göğüs/kalp basısı uygulanır, bu işlemin hızı dakikada 100 bası olacak şekilde ayarlanır,
    15. Bebeğe 30 kalp masajından (göğüs/kalp basısı) sonra 2 solunum yaptırılır (30;2)
    16. İlkyardımcı yalnız ise; 30;2 göğüs basısının 5 tur tekrarından sonra 112’yi kendisi arar,
    17. Temel yaşam desteğine bebeğin yaşamsal refleksleri ya da tıbbi yardım gelene kadar kesintisiz devam edilir.

  • Bal, Bebekleri Zehirleyebilir

    Bala Avrupa Birliği kriteri geliyor. Bu kapsamda ”bebeklere bal yedirmeyin” uyarısı, bundan böyle etiketlerde yer alacak.

    Sağlık Bakanlığı’nın ve doktorların alerjin maddeleri içermesi nedeniyle bir yaşından küçük bebeklere bal yedirilmemesi uyarısı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca etiketlere taşınacak.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca hazırlanarak görüşe açılan bal tebliği taslağına göre, bal etiketlerinde ”1 yaşından küçük çocuklara bal yedirilmemelidir” ifadesi yer alacak.

    AB’ye uyum çerçevesinde hazırlanan taslağa göre bala gıda katkı maddeleri de dahil olmak üzere dışarıdan hiçbir madde katılamayacak. Bal doğal bileşiminde bulunmayan organik ve/veya inorganik maddelerden ari olacak. Bala hiç bir katkı maddesi ve aroma verici katılmayacak.

    Fırıncılık balı dışında bal, bala ait olmayan yabancı tat ve kokuda, fermantasyonu başlamış, asitliği yapay olarak değiştirilmiş veya içerdiği doğal enzimleri parçalayacak ya da önemli düzeyde inaktive edecek şekilde ısıtılmış olmayacak.

    Filtre edilmiş bal ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla yabancı organik veya inorganik maddelerin ayrılması sırasında kaçınılmaz olan kayıplar dışında balda polen veya diğer bala özgü bileşenler uzaklaştırılamayacak.

    Bal, Türk Gıda Kodeksi Şeker Tebliğinde yer alan şekerleri içermeyecek.

    Balın tadı ve aroması, balın kaynağına ve üretildiği bitkinin türüne bağlı olarak değişmekle birlikte, bal kendine özgü koku ve tada sahip olacak.) Balın rengi su beyazından koyu amber renge kadar değişebilecek.

    Temel petekte balmumunun doğal yapısında bulunmayan, parafin, serezin, iç yağı, reçine, oksalik asit gibi organik maddeler ile ağartıcı maddeler gibi inorganik maddeler bulunmayacak.

  • Bebeklerde Altıncı Hastalık Belirtileri Ve Tedavisi

    Altıncı hastalık, diğer adıyla Roseola, pembe-kırmızı cilt döküntüleri ve ateşle seyreden, çoğunlukla bebek ve çocukları etkileyen viral bir hastalıktır.

    Altıncı hastalık belirtileri nelerdir?

    Altıncı hastalık 39,4 – 40,6 derece arasında genellikle 2-3 gün süren, en fazla 8 güne kadar uzayabilen ani yüksek ateş ile başlar. Ateş başladığı gibi aniden normale döner. Bazen yüksek ateşe bağlı nöbetler gelişebilir. Kulak arkası ve boyunda lenf bezlerinde şişmeler görülebilir. Nadiren ensefalit ve hepatit gelişebilir.

    Diğer belirtileri göz kızarıklığı, burun akması, huzursuzluk, sinirlilik, iştahsızlık, boğaz ağrısıdır.

    Ateşin düşmesi ile birlikte pembe-kırmızı döküntüler başlar. Döküntüler önce gövde ve boyunda başlar, daha sonra yüz, kollar ve bacaklara yayılır. Kabuk hafifçe kaldırılırsa altında yara oluşabilir. Döküntüler birkaç saat ile 1-2 gün arasında sürebilir. Genellikle kaşıntı yoktur.

    Hastalık genellikle bir haftada iyileşir. HHV-6 enfeksiyonlarının yaklaşık % 70 inde döküntü oluşmaz, sadece ateş vardır.

    Altıncı hastalık tedavisi

    Altıncı hastalık’ın özel bir tedavisi yoktur ve genellikle profesyonel tedavi gerektirmez. Bir bakteri değil, virüs hastalığı olduğu için antibiyotiklerin faydası olmaz. Tedavi yüksek ateşin azaltılmasını amaçlar.

    Ateş tedavisinde asetaminofen,ibuprofen, ya da sünger banyoları kullanılabilir. İlaçların dozu için mutlaka doktorunuzun tavsiyelerine uyun.

    Reye sendromu riski nedeniyle aspirin vermeyin. Bol sıvı verilmesi uygundur. Altıncı hastalık döküntüleri tedavi gerekmeden kendiliğinden kaybolur.

  • Çıban

    Çıbanlar derideki önemsiz iltihaplanmalar olmakla birlikte, özellikle ergenlik çağında görünümle ilgili sorunlara ve bazı komplikasyonlara yol açabilir. Ergenlik çağında üstderide tam anlamıyla bir hormon fırtınası yaşanmaktadır. Deride kıl kökünü saran kesecik (kıl folikülü), sebum adında yağlı ve koyu kıvamlı bir salgı üreten yağbezleriyle yoğun ilişki içindedir. Bunların ikisi firden kıl-yağbezi sistemini oluşturur. Bu mikro sistemde iltihaplanma olursa, çıban meydana gelir. Yani çıban, bu sistemde irinli ve doku ölümüyle seyreden bir iltihabın kesin belirtisidir.

    NEDENLERİ
    Etken, hemen hemen her zaman stafilokok türü bir bakteridir. Bu mikrop aslında alışılmış bir deri asalağıdır ve zararvermeden deri yüzeyinde yaşar. Stafilokokların deride çıban gelişimine yol açabilecek kadar güçlenmesi için belirli koşulların bir arada bulunması gerekir. Başka bir deyişle, stafilokokların hastalık yapıcı etkileri derinin yerel savunma süreçlerince engellenir ve stafilokoklar, ancak bu süreçler zayıfladığında saldırıya geçebilir.

    En sık görülen neden, bağırsaktan bazı zehirli maddelerin emilmesidir. Bu maddelerden bazıları, vücuttan kılyağbezi sistemi aracılığıyla atılabilir; bu durum kıl kökünü saran keseciklerdeki yerel savunma süreçlerim zayıflatır ve stafilokokları hastalık yapıcı hale getirir. Sivilce gelişimine yatkınlıkyaratan bir başka neden de şeker hastalığıdır: Şeker hastalarının vücudu ve derisi başta stafilokoklar olmak üzere birçok mikrop türünün gelişmesi için son derece elverişli bir ortamdır.

    Ayrıca çıban gelişimini kolaylaştıran birçok dış etken de bilinmektedir: Derinin sürekli zedelenmesi (örneğin, sporculara uygulanan masajın etkisiyle) bunlardanbiridir; boyunda ortaya çıkan sivilcelerin nedeni ise giysi yakalarının sürekli zedeleyici bir sürtünme yaratmasıdır. Çıban yalnızca deriyi, daha doğrusu derinin dermis katmanını ilgilendiren bir olaydır. Derialtı dokuları bu durumdan çok az etkilenir; zaten kıl-yağbezi sistemi dermis katmamnda bulunur.