Bebek Sağlığı ve Aşılar

  • Anne Sütü Alan Bebeklerde Pamukçuk Daha Az Görülür

    Pamukçuk hastalığı tedavi edilmediği taktirde bebeklerde ağır akciğer enfeksiyonlarına ve daha farklı enfeksiyonlara neden olabilir.”
    Bebeklerde genellikle antibiyotik kullanımı sonrası ortaya çıkan ve bebek sağlığını olumsuz yönde etkileyen pamukçuk oluşumu, annelerin korktuğu ve merak ettiği bebek hastalıklarının başında geliyor. Bu hastalığı anlamanın birçok yolu olduğu gibi hastalıktan korunmanın da çeşitli çözüm yolları bulunuyor. Central Hospital’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öznur Yılmaz, bebeklerde pamukçuk oluşumuyla ilgili merak edilenleri yanıtladı.
    Uzman Dr. Yılmaz, yanak içinde, dil ve damakta süt parçalarını andıran beyaz lezyonlar şeklinde kendini gösteren pamukçuk hastalığı bir cins mantar olan Candida enfeksiyonu nedeniyle oluştuğunu belirtiyor ve ekliyor: “Genelde yenidoğan bebeklerde görülen bu hastalık 1 yaşına kadar olan çocuklarda da sık karşılaşılan bir enfeksiyon. Antibiyotik kullanımı ve hormonal değişiklikler (hamilelik gibi) mantar üremesi için uygun koşulları oluşturur. Normal doğum sonrası Candida mantarı, bebeğin solunum yollarına ve sindirim sistemine geçer. En erken 4.günde, genellikle 1. haftada ortaya çıkar.”
    Özellikle dezenfekte edilmeyen biberon veya emziğin de ağız içi mikrobik enfeksiyonlara ve pamukçuğa neden olabilir. “Ağız içinde, dilde, yanaklarda, yumuşak, sert damakta görülür. Beyaz bir küfle örtülmüş gibi görünen bebeğin dil ve damağındaki lezyon kazınırsa altındaki deri yanmış gibi görünür ve kanayabilir, sızıntılı yüzeysel bir ülser belirir. Tedavi edilmezse ağrılı olabilir; bu durumda bebeklerde emmeye isteksizlik ya da emme ve yutma güçlüğü, huzursuzluk, nadiren hafif ateş gibi belirti ve bulgular görülebilir.”.
    Prematüre doğan bebeklerde pamukçuğun daha sık görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr Yılmaz “Vücut direnci normal olan bir bebekte genelde ağız içinde sınırlı kalan bu mantar, vücut direncinde problem olan bebeklerde kana karışabilir. Ağır akciğer enfeksiyonlarına ve daha farklı enfeksiyonlara neden olabilir.” şeklinde konuştu.
    Ağzında pamukçuk olan bebeğin anne sütü almasında hiçbir sakınca yoktur. “Emziren anneler özellikle meme başı temizliğine dikkat edilmelidir. Anne sütünün içinde yağ ve koruyucu maddeler olduğundan meme başını temizlemek için anne, kendi sütünü kullanabilir. Her emzirmeden sonra meme başına bir miktar anne sütü sürülmelidir. Annenin göğsünün emzirme öncesi kuru bir petle silinmesi ve günde 1 kez de hafifçe yıkanması yeterlidir. Memeye karbonatlı su, sabun gibi maddeler sürülmemelidir. Bu maddeler sürülürse veya anne göğsü gereğinden daha fazla temizlenirse meme başının etrafındaki koyu renk deriden salgılanan yağlı ve koruyucu doğal maddeler ve faydalı flora mikropları kaybolur ve meme başında çatlaklar ve mantar enfeksiyonları daha kolay oluşur. Meme bakımı için önemli olan, her emzirmeden önce ellerin yıkanmasıdır. Formül mamayla beslenen bebeklerde biberon ve emzik kullanımı pamukçuk oluşma riskini artırır.”
    Pamukçuk hastalığı kendiliğinden geçmez, bu nedenle mutlaka tedavi edilmelidir. Ağız içindeki beyaz lezyonlar elle temizlenmeye çalışılırsa, ağız içi mukoza bozulup pamukçuk daha da yayılabilir. Başka bir yanlış, karbonatla lezyonları temizlemeye çalışmaktır; lezyonlar geçmiş gibi görünür ancak doku bütünlüğü bozulduğundan ve herhangi bir tedavi edici özelliği olmadığından lezyonlar tekrar çıkar ve hastalık daha ağır biçimde gelişir. Hastalığın tedavisinde mantara karşı antimikotikli damlalar 7-10 gün süreyle kullanılır. Annenin göğsünde kızarıklık varsa, anne emzirirken göğsünde ağrıdan şikayet ediyorsa, onun göğsünde de aynı mantarın yaptığı enfeksiyon var demektir. Bu durumda bebek için kullanılan ilaçlar annenin göğüs ucuna da uygulanabilir. İkisinde de bu mantarın tam yok olduğuna emin olunduğunda tedavi sona erdirilir. Mamayla beslenen bebeklerde biberonların ve emziklerin sterilizasyonuna dikkat edilmelidir.

  • 3 Aylık Bebeklerde Pişik

    Bebeğimin altını sık sık değiştiriyorum ancak pişikten kurtulamıyorum.

    Bebeğin bezlendiği bölgenin nem oranı yüksek olduğundan ve çok az hava aldığından, kimyasal maddelerden ve dışkı ile idrardan kaynaklanan tahriş ve ayrıca bezlerin ve giysilerin sürtünmesi isiliğe yol açar. Bez isiliği bebek bezlendiği sürece problem olmaya devam eder, yedinci ve dokuzuncu aylarda diyet zenginleştiğinden ve dışkı daha tahriş edici olduğundan isilik had safhaya ulaşır ve bebeğin cildi sertleştikçe azalmaya başlar. Bazı bebeklerde isilik tekrarlar; bunun nedeni doğuştan isiliğe yatkın olmak, alerjik eğilimler ve dışkının ph’ının anormal olması, idrardaki amonyum miktannın fazla olması veya cildin kolay tahriş olan cinste olmasıdır.

    isiliğin gerçek nedeni bilinmiyor ancak bebeğin hassas cildinin kronik nemden tahriş olması olarak açıklanır. Deri giysi veya bezin sürtünmesi ile daha tahriş olduğunda dışkıda ve idrardaki mikropların saldırısına açık hale gelir. Bezlenen bölgeyi sabunla ve deterjanla yıkamak bebeğin derisini daha da hassaslaştırır. İdrardaki amonyum asıl neden değildir, fakat önceden hasara uğramış cildi iyice tahriş edebilir. İsilik kızlarda bezin arkasında, oğlanlarda ön tarafta daha da yoğundur, yani idrann toplandığı yerlerde daha da yaygındır. Bez isiliği olarak adlandırılan durum bezlenen bölgedeki birçok duruma işaret eder. Bunların birbirinden nasıl ayırt edileceği tam olarak netleşmemiştir.

  • Abös Nedir?

    Ani bebek ölümü sendromu (ABÖS) 1 yaşın altındaki bebeklerin hiçbir tıbbi neden olmadan hayatlarını kaybetmelerini ifade eder. ABÖS’ün kesin nedeni bilinmemektedir.

    Öksürük ve Krup Hastalığı

    Çocuklar öksürür, hem de oldukça fazla. Öksürük genelde soğuk algınlığı gibi hastalıkların belirtisidir. Daha ciddi hastalıkların belirtisi de olabilir. Fakat öksürük bir şekilde ciğerlerle bağlantılıysa çocuğunuzu öksürtüp ciğerlerini temizletmek faydalı olabilir.

    Öte yandan çocuğunuz sinüs enfeksiyonu ya da alerji nedeniyle öksürüyorsa öksürmenin bir faydası yoktur. Bu nedenle öksürükten öksürüğe fark olduğunu unutmayın. Başınızı yukarı doğru kaldırmak burun akıntısını önler, aynen burnunuzu mendille sık sık temizlemeniz gibi. Çarşafın altına bir yastık koyarak bebeğinizin başını yukarı kaldırabilirsiniz.

    Krup hastalığı anne babaların duymaktan nefret ettikleri bir hastalıktır. Nefret edilen bir hastalıktır çünkü tedavisi yoktur. Krup hastalığı birçok virüs nedeniyle ortaya çıkabilir fakat genelde 6 aylık ile 3 yaşındaki çocuklar arasında sıklıkla karşılaşılan bir enfeksiyondur. Virüs boğazın alt kısmında yanma ve enfeksiyona neden olur, ayrıca mukus üreterek nefes borusunu daraltır. Bu daralma hırıltılı bir öksürüğe neden olur. Krup hastalığı genelde gecenin bir yarısı ortaya çıkar. Çocuğunuz son birkaç gündür soğuk algınlığı belirtileri göstermekte olabilir ve bir anda hırıltılı ve kuru bir öksürükle uyanır. Çocuğunuz daha kolay nefes alabilmesi için banyoda sıcak suyu akıtarak buhar oluşturabilirsiniz. Serin akşam havası da faydalı olabilir. Eğer her iki yöntem de işe yaramaz ve çocuğunuz nefes almakta zorlanırsa derhal doktora götürmelisiniz.

  • 6 Ay 4 Haftalık Bebeklerde Egzamaya Dikkat!

    Egzama ciltte oluşan alerjik bir hastalıktır. Aile geçmişinde egzama, saman nezlesi, astım gibi alerjik vakalar görülen bebekler daha fazla risk altındadır. Ayrıca çeşitli besinler, kimyasallar, deterjanlar, stres, kozmetik ürünler, pudra, yünlü kıyafetler çocukta alerjiye yol açabilecek etkenlerdir. Bu alerjik etkenlerden dolayı da egzama oluşabilir.
    Besinlere yönelik gösterilen alerjik tepkide inek sütünün önemli bir yeri vardır. İnek sütü ile beslenmeye başlayan çocuklarda buna karşı bir alerjik reaksiyon gelişerek egzamaya yol açabilir. Bundan dolayı bebekleri mümkün olduğunca anne sütü ile beslemekte fayda vardır. Zaten Dünya Sağlık Örgütü de bebeklerin mümkün olduğunca uzun süre emzirilmesi konusunda tavsiyede bulunmaktadır.
    6 aylık – 2 yaş arasındaki çocuklarda egzama daha fazla görülür. Anne sütü ile beslenen bebeklerde ise daha az görülmektedir. Katı gıdalarla beslenmeye başlayan çocularda da birden görülebilir. Egzama çoğunlukla 5 yaşına kadar geçer. Bazı çocuklarda da tekrarlanabilen bir rahatsızlıktır.
    Egzamanın belirtileri nelerdir?
    Önce yanaklarda başlayan ve sonra vücuda yayılabilen alerjik bir cilt hastalığıdır. Ciltte kızarıklıklar görünür. Sonra bu kızarıklık ciltte kabuklanmaya ve dökülmeye yol açar. Kabuklanmalar kahverengimsidir. Yanaklar, alın bölgesi, bacaklar, kollar, diğer deri kıvrımları ve kulak arkalarında daha yaygın olur. Ciltte sivilcelenmeler olur ve zaman içinde kanamaya başlar. Egzama bebeklerde en çok öncelikle yanak bölgesinde görülür. Tabi eğer gerekli tedaviye erkenden başlanmaz ise egzama vücudun diğer yerlerine de yayılabilmektedir.
    Ayrıca egzama görülen yerlerde şiddetli kaşıntı ve yanma da olur. Bu kaşıntıdan dolayı çocuk sürekli o bölgeyi kaşır ve tahriş eder. Tahriş olan bölge enfeksiyon kapabilir.
    Egzaması olan çocuk için acil durumlar nelerdir?
    Egzama görülen çocuk her halükarda hekime gösterilmelidir. Fakat özellikle aşağıdaki bazı acil belirtilerde zaman geçirmeden çocuğu hekime göstermek gerekecektir. Tedavisi geciken, tedavi edilmeyen ve uzun süre geçmeyen egzama vakalarında deride kalınlaşma, çatlama gibi sonuçlar da görülebilr.

    • Egzamanın çok yayılmış ve kabuklanmanın bir hayli artmış olması
    • Egzamanın aşırı derecede kaşıntılı olması ve yanma yapması
    • Egzama görülen yerlerin enfeksiyon kapması ve akıntı olması

    Egzamanın tedavisi nasıldır?
    Egzaman vakaların küçük bir bölümü kendiliğinden geçebilir. Fakat çoğunlukla tıbbi tedavi yapılması gerekir. İstatistiklere göre egzama görülen her 3 çocuktan 1 tanesinde ileriki yıllarda astım veya başka alerjik rahatsızlıklar görülebilmektedir. Egzama görülen yerler için krem tedavisi uygulanır. Eğer bir enfeksiyon durumu varsa antibiyotik verilir.
    Ayrıca çocukta alerjik reaksiyona yol açan besinlere karşı bir diyet programı da uygulanır. Çocukta alerjiye yol açan gıda tespit edilerek çocuğa verilmesi engellenir. Çocuktaki kaşıntılar için ise ayrıca hekim kaşıntı giderici ilaçlar önerebilir. Diğer yandan alerjinin tedavisine yönelik olarak hekim başka ilaçlar da tavsiye edebilir.
    Bebeklerde egzama için diyet
    Bebeklerde egzama için doğal çözümler
    Bebeğinizde egzama varsa bunları yapın
    Egzamanın tedavisi için ayrıca şu ek önlemler alınmalıdır:

    • Egzama görülen yerlerde banyo sırasında sabun kullanılmamalıdır. Suyla da fazla miktarda temas ettirilmemelidir. Ayrıca sık banyo yaptırmak da zararlıdır. Çünkü sürekli su ve sabunla temas ciltte kurumalara yol açar ve bu özellikle egzamalı bölgeleri daha da olumsuz etkileyecektir.
    • Çocuğa banyo yaptırırken de banyoda çok fazla tutmamalı ve kısa sürede hemen bitirmelidir. Çocuğun saçlarını yıkarken şampuan kullanmak yerine yumuşak bir sabun kullanılabilir. Egzama görülen yerlere bebek yağı veya merhem sürerek ovmak iyi gelecektir. Banyo sonrası mutlaka nemlendirici krem sürerek ciltteki kurumayı önlemek gerekir. Nemlendiricinin banyodan çıktıktan hemen sonra uygulanması gerekir.
    • Aşırı sıcak veya soğuk havalarda çocuk dışarı çıkarılmamalıdır. Bu tür havalar egzamayı kötüleştirebilir. Evdeki ortamda aynı şekilde olmalıdır. Ayrıca evdeki ortamın kurumaması için ev ortamını nemli tutmak gerekecektir. Bunun için nemlendirici cihazlar kullanılabilir.
    • Çocuğun egzama olan yerleri kaşıyarak tahrişe ve enfeksiyona yol açmaması için tırnakları kesilmiş olmalıdır. Ayrıca gece uyurken ellerine torba eldiven veya ellerini örtecek başka şeyler giydirilmelidir.
    • Çocuğun terlememesine dikkat etmek gerekir. Çünkü terleme de egzamayı olumsuz etkiler. Bunun için çocuk özellikle evdeyken çok fazla giydirilmemeli ve pamuklu giysiler giydirilmelidir. Çocukta mümkünse kaşıntı yapmayacak ve bebeğin cildini tahriş etmeyecek giysiler giydirilmelidir. Giysiler bol ve rahat olmalıdır.
    • Herhangi bir hastalık bulaştıracak hasta kişileri çocuktan uzak tutmalıdır. Özellikle suçiçeği çıkaranlar ve uçuk çıkaranlara yaklaştırmamalıdır.
    • Hekim çocuk için bir diyet programı verdiyse buna uyulmalıdır. Çocuğun egzamasını azdıracak besinleri vermemelidir. Süt, peynir, yoğurt , yumurta gibi gıdalar egzamasını azdırabilir.
    • Çocuğu hayvanlardan ( tüylerinden dolayı ) ve deterjan gibi kimyasallardan da uzak tutmak gerekir. Bu tür şeyler de alerjik reaksiyona yol açabilmektedir. Ayrıca polenler ve ev tozları da çocuklarda alerjik etkiler yapabileceği için bu etkenlere de dikkat etmek gerekir.
    • Bebekteki egzama riskine karşı anne adaylarının gebelik boyunca sigara içmeeleri veya sigara dumanına maruz kalmamaları da önemli bir husus. Nitekim Amerikan Alerji Akademisi tarafından yapılan bir araştırmada gebeliğin son 3 ayında sigara içen veya sigara dumanına maruz kalan hamile kadınların bebeklerinde doğduktan sonra egzama oluşma riski daha fazla bulundu.
    • Çocuğu huzursuz edecek, stres yaratacak şeylerden de mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Bu konuda da annenin çocuğunu iyi tanıması, nelere üzülüyor, nelerdeen hoşlanmıyor, hangi durumlarda daha fazla stres yaşıyor gibi husuları iyi takip etmelidir.
    • 10. Egzama teşhisinin mutlaka hekim tarafından koyulması gerekir. Ebeveynler her ne kadar egzamadan şüphelenseler de egzamanın tedavisine yönelik olarak hekim kontrolü ve tavsiyesi olmadan çocuğa diyet programı uygulamamalı ve ilaç vermemelidir. Sadece eğer çocuğun besin alerjisinden kaynaklana bir durumu var ise hangi besinin çocukta alerji yaptığına dair dikkatli olmalıdır. Bu bilgileri hekimle paylaşmalıdır.
  • 6 Ay 1 Haftalık Bebeklerde Sosyal Gelişim

    Bu dönemde,bebeğiniz artık diğer insanlardan ilgi gördüğü kadar o da diğerlerine ilgi göstermeye başlar.Hala yabancı insan endişesi taşısa da arada bir bu olumlu yönde değişebilir.Ona gayet sevecen ve arkadaşça yaklaşan birinden hoşlanabilir ve bu kişi onun sevdiği biri haline gelebilir.Ama merak etmeyin,onu hala en çok ihtiyaç duyduğu ve ilgi beklediği kişi sizsiniz.
    Bebeğiniz artık sizin onun hangi davranışından hoşlanıp hoşlanmadığınızı da öğreniyor ( bu süreç yıllarca sürecek tabi ) ve bazen sırf sizin ilginizi çekmek için davranışta bulunacaktır.Şuan yaptığı her şey sevginizi kazanmak içindir ama büyüdükçe , sizi sinirlendirecek yaramazlıklar da yapmaya başlayacaktır,bunlarla başa çıkmanı ve bebeğinizi doğru harekete yönlendirmenin en iyi yolu, onun olumlu davranışlarını takdir etmenizdir.Bu onu yanlıştan doğruya yönlendirecektir.
    Bir şey daha netleşiyor ki, bebeğiniz ilgi çekmek için artık sadece ağlamıyor.Şekilden şekle giriyor,değişik sesler çıkarıyor yada ağzını tükürüklendirerek değişik hareketler yapıyor.Önümüzdeki üç ay içinde bebeğiniz duygularını ifade etmek için kendine özgü bir yol geliştirecektir.Böylece , ne düşündüğünü, neye ihtiyaç duyduğu yada ne istediğini daha net anlatacaktır.

  • Bebeklerde Geçmeyen Öksürük Tedavisi

    Geçmeyen öksürüğü nasıl geçirebiliriz?
    Anneleri en mutsuz eden şeylerden biridir çocuklarının geçmeyen öksürüğü. Hastalık biter, yükselen ateş düşer, yemeyen çocuk yemeye başlar neşesi yerine gelir ama o öksürük bir türlü geçmez. Aynı dert bende de var ve bu bana en çok sorulan sorulardan biri “Bu öksürük nasıl geçecek?” Benim uyguladığım ve duyduğum birkaç yöntem var. Öncelikle belirtmeliyim ben öksürük şurubu vermeyi pek sevmiyorum ve doktor özellikle verin demezse kesinlikle vermiyorum. Çoğu doktor da öksürüğün şurupla geçirilmemesi gerektiğine ve çocuğun öksürmesinin faydalı olduğuna inanıyor.

    Prof. Ahmet Rasim küçükusta şöyle diyor:
    “Öksürüğün karşılığı şurup gibi bir imaj vardır. Hap verildiği zaman niye şurup değil denilmektedir. Şuruplara bir takım aromalar da ilave ediliyor. Bu da başka bir problem. Doğal değil, kimyasal madde. Renk, tat olarak içilebilir hale getirmek için konulan kimyasal maddeler. 30-35 senedir göğüs hastalıklarıyla uğraşıyorum. İnanın ki ilk yıllardan beri öksürüp şurubu veya hapının bir faydası tespit edilmemiş. Balgam söktürücü diye bilinen bazı ilaçlar var. Bunların da tamamı çocuğu daha çok öksürtmekten başka bir işe yaramıyor. 200’den fazla virüs türü var. Bu virüsler, nezle, farantjit, ses telleri iltihabı, bronşit yapıyor. Özellikle küçük çocuklar topluma girdiği yıllardan itibaren hastalanıyor. Her geçirdikleri efneksiyondan sonra kalan bağşıklık sayesinde, giderek hasta olmaz hale geliyor. Çocuk yuvaya veya kreşe başladığı ilk sene 3 gün okula gider bir hafta gidemez. İlk yıl böyle geçer. İkinci yıl azalır. 4-5’inci senede yılda bir ikiye iner. Bu durumlarda öksürük çocuğu rahatsız ediyorsa, gece uykudan uyandırıyorsa kusuyorsa o zaman öksürüğü giderici bir takım uygulamalar yapmak gerekir. İlaç vererek olmaz. “

    Ama tabii öksürük uzun sürünce ve çocuğun hayat kalitesi etkilenince artık bir şeyler yapmak gerekiyor ve doğal yöntemler bence en güzeli. Öksürüğün baş nedenlerinden biri geniz akıntısı ve burun tıkanıklığı. Bunu engellemenin yolu da çocuğunuzun burnunu sık sık tuzlu suyla açmak. Hasta olduklarında doktor burunlarını günde 3-4 kere açmanın faydalı olacağını söylüyor. Burnunu açık tutmak kulakta enfeksiyon olmasını da bir nebze engelleyebiliyor.

    Akşam yatmadan önce ve okuldan gelince de adaçayı gargarası yaptırmak çok faydalı diyorlar. Gribe ve salgın hastalıklara karşı iyi bir yöntem. Her gün taze hazırlanmalı. 24 saat boyunca dolapta durabiliyormuş. Ben ıhlamuru da çok seviyorum ve çocuklara ballı ıhlamur içiriyorum. Alıştıkları için çok seviyorlar. Tabii ki çok fazla vermeyin, herşeyin fazlası zarar. Bir bardak yeterlidir.

  • Bebeğim Nefesini Tutuyor

    Çocukların nefes almayı kestikleri sıklıkla bayılma ile sonuçlanan ataklardır. Genellikle sinirlilik, ağrı, korku ile tetiklenir. Ancak bir refleks harekettir ve bir davranış bozukluğu değildir. Bu durumun dilimizde çok güzel de bir ismi vardır: Katılma (Soluk tutma).

    Katılmanın kalp hastalığı ile ilgisi var mıdır?

    Kalp hastalıkları ile ilgisi yoktur. Kalıcı beyin hasarına neden olmaz. Saraya çevirmez. Akıl hastalığı yapmaz. Çocuğun normal büyüme ve gelişmesini etkilemez

    Katılma (soluk tutma) hangi yaşlarda görülür?

    6 ay – 4 yaş arası çocuklarda görülür ancak nadiren 2–3 aylık bebeklerde ve 6–7 yaşındaki çocuklarda bile rastlanabilir. Her 100 çocuğun 4-5’inde görülür. Ailesel eğilimi vardır.

    Katılma Çeşitleri

    1-Morarma ile seyreden tipi (siyanotik tip): En sık şeklidir (vakaların %80-90’ı). Tipik olarak çocuk önce kızarır, nefesi kesilir, ardından lacivert-mor renk alır. Kızma, korkma gibi durumlarla ortaya çıkar. Nedeninin daha çok çocuğun genel solunum düzeninde bozulmaya bağlı olduğu düşünülmektedir.

    2- Solukluk ile seyreden tip: Daha nadirdir (Vakaların %10-20’si). Bu tipte çocuk sararır solar, bembeyaz kesilir. Nedeninin kalp hızında yavaşlama olduğu düşünülmektedir.

    Bazı çocuklarda ise bazen morarma bazen de solma ile seyreden şekiller görülür. Sıklığı değişkendir. Senede 1 ile günde birkaç defa arasında değişir. Bazen kısa süreli şuur kaybı (1 dakikadan kısa) olur, ardından normal solunuma başlar ve ayağa kalkar.

  • Bebeklerde Kol Kırılması, Çıkması

    Bebeklerde ve Çocuklarda Kol Kırılması Nasıl Anlaşılır, Belirtileri Nelerdir?

    • Yetişkinlere nazaran çocuklarda kemik kırılmalarına daha az rastlanır. Çocukların kemikleri daha esnek ve henüz tam sertleşmemiş olduğundan kırılma olasılığı daha azdır.
    • Bazen kemiğin dış kısmı kırılır, iç kısmı ise sağlam kalır. Buna çatlak denilir.
    • Eklemi oluşturan kemiklerin yerinden oynamasına veya kaymasına ise çıkık adı verilir.
    • El ve ayak bileklerindeki kırıklarda şekil bozukluğu meydana gelmeyeceğinden, kırık olup olmadığı hemen anlaşılamaz. Yalnız ağrı ve şişme meydana gelir, sonra da morarır.
    • Çocuğun ayağının veya başka bir yerinin kırıldığı anlaşıldığında, aynen burkulmada yapılan işlem uygulanır. Yâni hemen ayakkabısı, çorabı ve şişince sıkıntı verecek nesi varsa çıkartılır.
    • Çocuğu yerinden oynatmadan, ayağı kırılmışsa, ayağının altına destek konulur ve rahat olması sağlanır.
    • Kırık kolda, bilekte veya omuz çevresinde ise çocuğun kolunu zorlamadan dirsekten kıvırarak boynundan askıya alınır.
    • Çocuğun bir yeri kırıldığında kırılan yerde ağrı, şişme ve sonra morarma olur, şekil bozukluğu meydana gelir ve hareketleri güçleşir.

    BebekSayfasi.Com olarak bebek hastalık, yaralanma ve kazalarla ilgili pek çok yazıyla annelerimize hizmet vermekteyiz. Annelerin en çok merak ettikleri gelişim konularını anne eli değmiş AY AY BEBEK GELİŞİMİ sayfalarımızda topladık. Çocuğunu gelişimini diğer annelerimizle birlikte takip etmek isteyenleri bekleriz. Bebek ve çocuklarda kırık ve çıkıklarla ilgili daha fazla başlığı BEBEKLERDE KIRIK sayfamızda bulabilirsiniz.

    Çocuklarda Kol Çıkması Nedir, Nasıl Anlaşılır?
    Darbeler, çarpmalar, kazalar ya da hastalıklar neticesinde kısacası kolun mütenevvi sebeplerden zarar görmesi sonucunda yuvasından çıkması ya da yer değiştirmesi olayına kol çıkması denmektedir. Kol çıkması anında kişide çeşitli belirtiler husule gelmekte ve bunun yanı sıra hasta kolunu kullanamayacak durumda olmaktadır. Şişlik, ağrı ve ekimoz kol çıkmasından görülen belirtiler olurken, bunların yanı sıra kol çıkmasında şu belirtiler de görülebilir;
    Kol çıkmasının belirtilerinden ilki, çocuğun çıkık olan kolu tek bir pozisyonda tutabiliyor olmasıdır. Omuz bölgesinden çıkmış olan kol, diğer kola göre daha uzun bir hal alır ve omuz yuvarlağı kaybolur. Çocuk böyle bir durumda diğer eliyle dirseğinden tutarak koluna destek olmaya çalışır. Bir diğer kol çıkığı belirtisi ise, çocuğun kolunu hareket ettirememesidir. Kol takılı kalır ve elastikiyet bir dirençle karşılaşır.

    Çocuklarda Ayak ve Bilek Kırıkları
    Çocuğun bacağında veya ayak bileğinde kırık varsa çocuk hareketsiz yatırılmalıdır. Pamuk veya yumuşak bir şeyle kırılan yer sarılmalıdır ve iki ayak birbirine dizden ve bilekten bağlanmalıdır. En kısa zamanda acil yardım çağırılarak veya en yakın hastaneye götürülerek, doktor gözetimi başlatılmalıdır.

    Bebeklerde Dirsek Çıkığı
    Emekleme evresinde olan çocuklar kollarından yükseltilip sağa sola savrulduklarında bazen ”bakıcı çıkığı” denilen dirsek çıkığı yaşayabilirler. Dirsek çıkığı ile ilgili daha fazla bilgiyi Bebeklerde Dirsek Çıkığı! başlığımızda bulabilirsiniz.

    Çocuklarda Burkulma Nedir?
    Burkulma, eklemleri destekleyen bağların zedelenmesidir. Çocuklar çok hareketli olduklarından sık sık ayakları burkulabilir. Ayağı burkulan çocuğun zedelenen yerinde ağrı ve şişme olur. Daha sonra morarır. Burkulan yer ayağı veya kolu ise hareket ettirmekte zorluk çeker. Böyle durumlarda, çocuğa ilk yardımı yapar yapmaz hemen bir doktora götürmelidir. Çocuklarda burkulma ile daha fazla başlığı Bebeklerde Burkulma sayfamızda bulabilirsiniz.

    Çocuğun zedelenen yerinde, orayı sıkacak ne varsa hepsini çıkarmalıdır. Ayağında ise ayakkabısı, çorabı çıkartılır. Ayağın altına bir destek konularak rahat olacak bir şekilde biraz yükseğe uzatılır. Ayaktaki ağrıyı ve şişliği geçirmek için buz torbası konulur veya soğuk suyla ıslatılmış bir bezle sarılır. Ayağın zedelenen yeri ve çevresi çok sıkmadan sarılır ve çocuk doktora götürülür.

    Burkulmalarda ve çatlaklarda aradan bir iki saat geçince daha fazla ağrı olur.

    Çocuklarda Boyun veya Omurga Kırıkları
    Çocuğun boynunda veya omurgasında kırık olduğundan şüphe edildiğinde çocuğu yerinden oynatmamak gerekir.

    Yerinden kaldırmak gerekiyorsa bir sedye veya bir tahta üzerinde götürülmelidir. Gerekli ilk yardım da yapıldıktan sonra çocuğu hemen bir sağlık kuruluşuna götürmelidir.

  • Bebekleri Kundaklamak Kalça Çıkığına Sebep Oluyor

    Türk kültüründe çok yaygın olan bebek kundaklama kalça çıkıklığına davetiye çıkarıyor. Yrd. Doç. Dr. Burak Kaymaz, bebeklerde kalça çıkığının sık görülen rahatsızlıklardan birisi olduğunu söyledi.

    Türkiye’de yaklaşık bin doğumdan birinde kalça çıkığı görüldüğüne dikkat çeken Kaymaz, “Özellikle Karadeniz bölgesinde daha yaygın. Aileler genellikle çocukların altını değişirken, bacakların yana doğru tam açılmadığını söyleyerek geliyorlar. Kalça çıkık olduğu için bacaklar yana doğru tam olarak açılamıyor.

    Bacaklardaki katlantıların, iki bacak arasında simetrik olmayışı, yürümeye başladığı dönemde çocuğun aksaması, bacaklar arasında eşitsizlik diğer ayırt edici faktörler. Bunlar ailenin fark edeceği bulgular. Bizim yaptığımız en önemli uygulama ise ultrason. Bu Türkiye’de tam yaygın hale gelmemiş olsa da çoğu merkezde çocuğun ilk 1,5-2 ayında kalça ultrasonu çekiliyor. Bu daha objektif sonuçlar elde edilmesine imkân sağlıyor” dedi.

    Ailelerin çok dikkatli olması gerekiyor

    Türk kültüründe yaygın uygulanan kundaklama yönteminin kalça çıkığı riskini artırdığını da söyleyen Dr. Kaymaz, “Ailede kalça çıkığına rastlanmışsa, daha dikkatli olmaları gerekiyor. Çünkü bu tür ailelerde risk 5 kat daha fazla. Ailelerin çok dikkatli olması gerekiyor. Bizim kültürümüzde kundak çok yaygın. Kundak çocukları olması gereken pozisyondan uzaklaştırıyor. Bacakların hafif içe doğru çekik olması gerekirken, kundak bacakları dümdüz pozisyona getiriyor. Bu kalça çıkıklığı riskini çok artırıyor. Çocuklar olabildiğince kendi pozisyonunda bırakılmalı. Taşıma çok önemli. Taşırken çocukların kalçaları rahat, bacakları iki yana doğru açık olmalı” dedi.

  • Bebeğiniz İshalse Ne Yapmalısınız?

    Bebeklerde İshal Nedir?
    Küçük bebeklerde zaman zaman ishal görülmesi normaldir. Çocuğunuz ishal olduğunda normalden daha sık ve sulu kaka yapar. Çok ağır yemekler yediğinde ya da lif açısından zengin besinleri alışkın olmadığı ölçüde çok aldığında da ishal görülebilir. Gastroenterit gibi enfeksiyonlar da ishale yol açabilir. Çocuğunuz ishalse su kaybını önlemek için bol sıvı tüketmesini sağlayın.

    Bebeğiniz İshalse Ne Zaman Doktora Gitmeli?

    • ishali 24 saatten uzun sürerse,
    • dışkısrnda kan varsa,
    • su kaybı belirtileri gösteriyorsa, hemen doktorunuzu arayın.

    Bebeklerde Anormal Görünümlü Kaka (Dışkı)
    Çocuğun dışkısının rengindeki değişiklik, büyük ölçüde yediklerinin değişmesiyle ilgilidir. Bu nedenle, değişik bir şey yiyip yemediğini araştırın. Dışkının rengi kimi zaman da henüz ortaya çıkmamış bir hastalık nedeniyle değişebilir.

    • Çok açık renkli, kütle halinde, pis kokulu ve bezleri yıkarken suda  yüzen dışkı çocuğun, tahıllarda bulunan glüten denen proteini sindiremediğini gösterir (çölyak hastalığı). Doktora danışmalısınız.
    • KöpÜklü, asidik dışkı çocuğun sütü yeterince sindiremediğini (laktoz entoleransı) gösteren bir belirti olabilir. Bu durumda da doktora danışmalısınız.