Bebek Sağlığı ve Aşılar

  • Çocuklarda Mikrosefali Ve Nedenleri

    Mikrosefalinin bebeğin baş çevresinin küçük olmasının sonucu olduğunu belirten Prof. Dr. Ayşe Serdaroğlu, hastalıktaki sebepleri sıraladı…

    Mikrosefali bebeğin baş çevresinin aynı yaş ve cinsiyetteki akranlarından belirgin derecede küçük olmasıyla giden nadir nörolojik bir durumdur. Bazen doğumda bazen de bebeğin hekimi tarafında kontrollerinde fark edilir. Hekim vücut ağırlığı, boy ve baş çevresi ölçümlerini toplumlar için özel olarak geliştirilmiş tablolara bakarak değerlendirir ve 2 standart ve üzerindeki sapması varsa; sebebe yönelik araştırmalar yapar.

    Mikrosefali anormal beyin gelişimi ile sonuçlanabilir

    Mikrosefali çok çeşitli genetik ve çevresel faktörlere bağlı olarak görülebilir. Genellikle bu durum bebeğin gelişim basamaklarını da etkileyebilir. Anormal beyin gelişimi ile sonuçlanabilir. Ancak mikrosefalisi olan bazı çocuklar normal zeka düzeyine ve normal nörolojik gelişime sahip olabilirler. Bu durum mikrosefalinin altta yatan sebep ve eşlik eden nörolojik problemlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

    Mikrosefalinin en önemli sebepleri şunlardır:

    • İzole ya da sendromik genetik hastalıklar
    • Bazı metabolik hastalıklar
    • Gebelikte ilaç, alkol ve toksik madde maruziyeti
    • Gebelikte annenin geçirdiği enfeksiyonlar, yetersiz beslenmesi, folat eksikliği, plasental yetmezlik, hipotroidi
    • Doğum sırasında hipoksiye maruz kalma, enfeksiyonlar (menenjit, ensefalit), inme, travma
    • Bazı kromozomal anormallikler
    • Kraniosinostoz (kafa kemiklerinin erken kapanması)
    • Kronik hastalıklar (hipotroidi, kurşun zehirlenmesi, kronik böbrek yetmezliği, doğumsal kalp hastalıkları

    Bebeğin nörolojik durumunu eşlik eden problemler belirler. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

    • Gelişme geriliği (konuşma ve hareketlerin etkilendiği)
    • Denge ve koordinasyon zorlukları
    • Boy kısalığı
    • Yüzdeki anormallikler
    • Hiperaktivite
    • Epilepsi
    • İntellektüel yetersizlik
    • Mikrosefali tedavisi

    Mikrosefalinin kesin tedavisi yoktur. Kraniosinostozlar (sütürlerin tam ya kısmi kapalı olası) gerekirse cerrahi olarak tedavi edilir. Cerrahi zamanı erken kapanan sütürlerin yeri ve sayısına göre değişir. Eşlik eden nörolojik problemler tedavi edilerek çocuğun hayat kalitesi artırmaya çalışılır.

  • Bebeğinizin İşitme Problemi Var Mı?

    Bebeğimizin Duyma Problemi Varmı? Yeni doğan bebekler kendilerini ifade edemedikleri için duyma problemi konusunda emin olamayız hep bir korkumuz vardır.

    Dünya genelinde verilere göre, 600 milyon işitme engelli birey var. Türkiye’de ise her yıl dünyaya gelen 1 milyon 300 bin bebeğin 2 bini işitme kaybı ile doğuyor.

    Bebeklerde işitme kayıplarının önlenebilmesi ve bebeğin fiziksel, ruhsal gelişim sürecini olumsuz etkilememesi adına doğum sonrası yapılan ‘Yenidoğan İşitme Testi’nin önemi çok büyük.

    Sağlık Bakanlığı’nın her yeni doğan bebeğe yapılmasını önerdiği işitme tarama testleri hakkında merak edilenleri ve çocuğunuzda oluşabilecek işitme kayıplarını nasıl fark ederek zamanında müdahale edebileceğini Hisar Intercontinental Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tayfun Demirel anlatıyor.

    Bebeğiniz beklenmedik yüksek sesli gürültülerde irkilmiyor, ağlamıyor ya da herhangi bir tepki vermiyorsa, seslendiğinizde başını size doğru hareket ettirmiyorsa, 6-12 ay arasında konuşma sesi çıkarmamışsa, sorduğunuzda tanıdık eşya veya kişileri gösteremiyorsa işitme kaybı olabilir.

    Yenidoğan bebeklerde işitme kayıplarını engellemek için erken teşhis ve müdahalenin önemi nedir?

    Bebekler çevrelerinden gelen işitsel, görsel duyusal uyaranlarla fiziksel ve ruhsal gelişimlerini sürdürerek tamamlar. Bu uyaranların eksik olması veya olmaması çocukların dil gelişimini etkiler. Ayrıca akademik başarısızlık, sosyal, duygusal sorunlar ve psikolojik bozukluklara da yol açabilir. Çocuk ne kadar erken, sesli uyaranları tam olarak algılamaya başlarsa dil ve sosyal gelişimi o derece sağlıklı ve düzgün olur. Bu nedenle dünyaya gelen her bebeğe taburcu olmadan işitme tarama testleri uygulanır. Bu testler, işitme engeli olduğu tespit edilen bebeklere gerekli müdahale ve rehabilitasyon sürecinin erkenden başlatılması açısından çok önemlidir.

  • Bu Hastalıklar Doğum Esnasında Çocuğa Bulaşabilir!

    Hamilelik veya doğum esnasında anneden çocuğa geçen cinsel yolla bulaşan hastalıklar, gelecek nesli de risk altında bırakıyor…

    Günümüzde önemli sağlık sorunlarından biri olan cinsel yolla bulaşan hastalıkların, yıllardır bireysel ve toplumsal problem olarak varlığını sürdürmeye devam ettiğini belirten Üroloji Bölümü Op. Dr. İbrahim Duman, “AİDS’in klinik belirtileri bulaşmasından yaklaşık 10 yıl sonra ortaya çıkmaktadır” dedi.

    Doğum esnasında çocuğa da bulaşabilir

    Bu hastalıklara son yıllarda ölümcül AİDS’in de dahil olması, önemini bir kat daha arttırmıştır. Bu hastalıkların birçoğunun gebelik veya doğum esnasında çocuğa da bulaşabilmesi, gelecek nesli de risk altında bırakmaktadır. Bu nedenle özellikle anne adaylarının bu duruma dikkat etmesi gerekmektedir.

    Virüs, 25 yıl önce ortaya çıktı

    Cinsel yolla bulaşma özelliği olan 30’dan fazla mikroorganizmanın tanımlandığını söyleyen Op. Dr. Duman, şunları söyledi:

    Birçok ülkede hasta kayıt sistemleri yetersizdir. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıkların sıklığını bildirilen rakamlar gerçeği yansıtmamaktadır. Gerçek sıklığın, bildirilenden çok daha fazla olduğunu düşünmeliyiz. AİDS virüsü yaklaşık 25 yıl önce ortaya çıkmış ve hızla yayılmıştır. Hastalık, ölüm sebepleri arasında ön sıralara yükselmektedir. Gelecekte hastalığa bağlı ölümlerin, hızla artmaya devam edeceği tahmin edilmektedir.

    Aids ve Frengi Türkiye’de daha az görülüyor

    Türkiye’de cinsel yolla bulaşan hastalıklardan, sadece AİDS ve frenginin sıklığı hakkında bilgiler bulunduğunun altını çizen Op. Dr. Duman, bildirilen sayıların da dünyadakine kıyasla oldukça düşük olduğunu belirterek, “Aile ve eşlerinden uzun süre ayrı kalan askerler, gemiciler, işçiler, göçmenler, uzun yol şoförleri ve serbest cinsel yaşamı olan turistlerde, madde bağımlılarında bu hastalıklar daha sık görülmektedir” diye konuştu.

    Gebelikte anneden çocuğa geçebilir

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların cinsel ilişki dışında da bulaşma yollarının olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Duman, “Kontrolsüz veya yeterli kontrolü yapılmamış kan ve kan ürünlerinin naklinde, anneden çocuğa gebelikte, doğum sırasında, emzirme döneminde, hastanelerde cerrahi ve muayene malzemelerinin yeterince temizlenmemesi durumunda, berberlerde ortak kullanılan malzemelerden, umumi tuvalet, banyo ve benzeri yerlerdeki mikroplarla kirlenmiş kapı kolları, musluk vanaları, klozet kenarlarından bu hastalıklar bulaşabilmektedir” dedi.

    Vücut sıvıları ve kanla temas olmamalı

    Kişinin kendinde ya da eşinde cinsel yolla bulaşabilen bir hastalığın olmadığını bilmesinin iki şekilde mümkün olduğunu belirten Op. Dr. Duman; AİDS’in klinik belirtileri bulaşmasından yaklaşık 10 yıl sonra ortaya çıkmaktadır. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların etken mikroorganizmaları, menide, vajina ile rahim ağzındaki salgı ve akıntılarda, tükürükte, kanda, ağız, dudakla cinsel organların deri ve mukozalarında bulunur. Deri ve mukozalardaki çatlak ve yaralar mikrobun bulaşmasını kolaylaştırır. Görüldüğü gibi hastalıkların bulaşmaması için vücut sıvıları ve kanla temas edilmemesi gerekir, dedi.

  • Bebeklerde Orta Kulak Iltihabının Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Orta kulak iltihabı tedavisi geciktirilmemesi gereken bir hastalıktır.

    Geç kalınan durumlarda hastalığın beyne sıçraması,
    işitme zorluğu ve sağırlık oluşma ihtimali vardır.

    Muayenede doktor ışıklı bir aletle kulağı inceler, akıntı varsa kültür alabilir.

    Doktorun belirlediği doz ve sürede antibiyotik tedavisi uygulanır. Yanı sıra ağrı kesiciler, kulaktaki iltihabın giderilmesi için burun damlası veya antihistaminik ilaçlar verilebilir.

    Nadir vakalarda orta kulakta oluşan basıncı gidermek için ufak bir cerrahi operasyonla kulaktan sıvı akıtılabilir.

    Kulak iltihaplarını azalttığı bilinen anne sütüyle beslenme önemsenmeli, özellikle ilk 6 ay çocuk sadece anne sütüyle beslenmelidir. Biberonla beslenmesi gereken çocuklarda ise çocuğa yatar pozisyonda biberon içirilmemesi, beslenme sırasında yanında olunması gerekir.

    Kulakta iltihabın bir kısmının kalması ilerde hastalığın yinelenmesine neden olabilir. Bu yüzden hastalık geçtikten sonra doktor kontrolü ihmal edilmemelidir.

    Orta kulak iltihabına yol açabilecek grip ve diğer hastalıkların düzenli aşılama yoluyla önlenmesi de bu hastalıktan çocukları uzak tutmanın en iyi yollarından biridir.

  • Bebeklerde Pişik Oluşumu Nasıl Önlenir?

    Bebeklerde pişik, bebek bezi kullanmanın kaçınılmaz bir sonucudur. Bez, tahriş edici etkileri olan idrar ve dışkının deriyle temas etmelerine olanak tanır.

    Sonuç olarak, deri kızarır ve yaralar oluşmaya başlar, bu da bebeği çok rahatsız edebilir.

    Aslında genel olarak pişikler yumuşatıcı kremler yada pişik kremi uygulanır ve bölge havalandırılırsa, genellikle birkaç günde ortadan kalkar. Sorun birkaç gün içinde düzelmezse ve döküntü yaraya dönüşürse ciddi tedbirler almak gerekebilir. Bebeğinizde tedavi edilmesi gereken mantar enfeksiyonu ya da bakterivel enfeksiyon olabilir.

    Bebeklerde Pişik ve Önleme Yöntemleri
    Pişik, daha çok bebeğin bezinin düzenli olarak değiştirilmemesi ya da bölgenin gerekliği gibi temizlenmemesi sonucunda oluşur. Ancak hemen hemen bütün bebeklerde rastlanır. Basit pişikler pişik kremi uygulanarak ve evde kolaylıkla giderilebilir. Deriyi yumuşatan su bazlı kremler sorunu bir haftadan kısa sürede çözmeye yeterli olur.

    DOKTORA NE ZAMAN GİDİLMELİ
    Döküntü şiddetle bir haftadan uzun süre devam etmişse ya da endişelirseniz bebeği doktora götürün. Mantar enfeksiyonu işaretlerini kontrol eden dokror sindirim kanalındaki Candida mantarı miktarını azaltacak olan antifungal kremler ya da ağızdan damla verebilir. Bakteriyel enfeksivondan şüphe ediliyorsa, ağızdan anribiyotik vermek gerekli olabilir.

    Bebeklerde Pişik Önleme Yöntemleri
    Bebek bezi üzerinde kirli halde kalmasın sık sık değiştirin.
    Bezi her değiştirdiğinizde, bölgeyi yıkayın ve deriyi iyice kurulamaya özen gösterin.
    İlk tahriş belirtisinde basit bir pişik önleyici krem kullanın.
    Parfümlü cilt ürünlerinden uzak durun.
    Gün içinde bebeğin bezsiz duracağı yani poposunun havalanacağı ortamlar oluşturun.
    Kolonyalı mendile allerjisi olabilir pişikten kurtulamıyorsanız bunların yerine hafif ıslak bez yada ıslak havlu ürünleri kullanın

  • Bebeklerde Fıtık Nasıl Gelişir?

    Fıtık, bir organın oluşması gerekenden farklı bir yerde gelişmesi hastalığına denir.

    Bebeklerde genellikle doğumdan kaynaklanan anormallikler nedeniyle fıtık oluşabilir. Çocuklarda en sık görülen çeşitleri kasık ve göbek fıtıklarıdır.

    Yeni doğan bebeklerde kasık fıtığı binde 10 ile 20 oranında, erkek bebeklerde kızların 4 katı oranında görülür. Erken doğan veya doğum kilosu düşük olanlarda daha da sık rastlanır. Vakaların çoğu bebeğin 6 ay-1 yaş aralığında gelişir.

    Kasık fıtığında bağırsağın bir bölümü kasığa doğru girmiştir ve uyluk ile karnın birleşim yerinde bir yumruk şeklinde kendisini gösterir.

    Bebek ağladığında yumru gözle görünür hale gelir. Kasık fıtığı en kısa sürede tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalıktır ve tedavi biçimi ameliyattır.

    Göbek fıtığına kız bebeklerde ve doğum kilosu düşük olanlarda daha sık rastlanır. Göbek halkası tam kapanmadan önce iç organların buradaki boşluktan girip çıkması sonucu bölgede şişlik oluşur.

    Çapı 1 ile 5 santimetre arasında değişen göbek fıtıkları genellikle zararsızdır ve kendiliğinden, çoğunlukla bebek 1 yaşını doldurana kadar kapanır. Bu yüzden çocuklarda görülen göbek fıtıkları daha ciddi bir vakaya dönüşmediyse 4 yaşına kadar izlenir.

  • Bebeğe Topuk Kanı Testi Ilk 72 Saat Içinde Yapılmalı!

    Uzmanlara göre, doğumdan sonraki ilk 72 saat içinde bebekten alınan bir damla topuk kanıyla yapılan test sayesinde, zihinsel geriliğe yol açan “Fenilketonüri” hastalığı önlenebiliyor.

    Ailelere, test yaptırmayı ihmal etmemeleri uyarısında bulunan Kırıkkale Üniversitesi (KÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selda Bülbül, tanı konulan bebeklerin, basit bir diyet tedavisiyle tamamen sağlıklı büyüdüğünü bildirdi.

    BİR DAMLA TOPUK KANIYLA TEST ORTAYA ÇIKARIYOR

    Prof. Dr. Bülbül, kalıtsal metabolik bir hastalık olan “Fenilketonüri” konusunda açıklamalarda bulundu.

    Dünyaya gözlerini yeni açan bebeklerden alınan bir damla topuk kanıyla yapılan test sayesinde, bu hastalığın önlenebileceğini dile getiren Bülbül, doğum yapan her annenin bu test konusunda duyarlı olması gerektiğini belirtti.

    TEST 72 SAAT İÇİNDE YAPILMALI

    Topuk kanı testinin, doğumdan sonraki ilk 72 saat içinde mutlaka yapılması gerektiğine dikkati çeken Bülbül, “Fenilketonüri, kalıtsal metabolik hastalıklar grubunda yer alır. Halkımız genellikle bunu ‘zeka testi’ diye biliyor. Test sonrası Fenilketonüri tanısı konulan bebekler, basit bir diyet tedavisiyle tamamen sağlıklı büyüyor. Aksi halde hastalık, bebeğin zekasını bir yıl içinde etkileyerek ileride tamamen zihinsel özürlü bir birey olarak büyümesine neden oluyor” diye konuştu.

    Diyet tedavisiyle tanı konulan bebeklerin kanlarındaki fenilalanin düzeylerinin kontrol altında tutulduğunu anlatan Bülbül, bu nedenle testin ve diyetin ihmal edilmemesi uyarısında bulundu.

    “AKRABA EVLİLİĞİ YAPANLAR DİKKAT”

  • Yenidoğan Bebeklerde Işitme Kaybı

    Yenidoğanda işitme kaybı nasıl anlaşılır? Yenidoğanda işitme kaybı belirtileri nelerdir? Yenidoğanda işitme kaybı tedavisi nasıl yapılır?

    Yenidoğan bebeklerde işitme kaybı oranının %3 olduğuna dikkat çeken KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nuri Özgirgin, Biyonik Kulak ( Kohlear Implant) uygulamasının iyi bir tedavi seçeneği olduğunu belirtti.

    Yaşamın ilk günlerinde uygulanan “otoakustik emisyon” (OAE) testi ile işitmenin normal olup olmadığı basitçe anlaşılmaktadır. Bu testle iç kulağın normal işittiğini anlamak mümkündür. Bu testten yanıt alınamaması bebek hiç işitmiyor veya testin olumlu sonuç vermesi her şeyin normal olduğu anlamına gelmez. Çünkü bu test yalnızca iç kulak işitmesini değerlendirir. Ama işitme sinirindeki sorun bu test ile saptanmaz. Test negatif çıktı ise bu %30 ile %100 arasında işitme kaybı var anlamına gelebilir. Bu aralık oldukça geniştir. Dolayısıyla diğer testlerle bunun doğrulanması gerekir. Bu maksatla da “beyin sapı odyometrisi” (ABR) testi uygulanmaktadır. Tüm bunlarla daha önceden 2-3 yaşlarda farkına varılan işitme kayıplarının yaşamın ilk 3-6 ayında saptanabilmektedir.

    İşitme kaybında erken tanının önemi

    Beynin öğrenme yetisi en fazla ilk yaşlarda olmaktadır. İşitme kayıplı bebekler ne kadar erken rehabilite edilirse beyne o kadar erken ses uyaranları gönderilebilir ve çocuğun işitme ve konuşması da ileri yaşlarda o kadar doğal olur. Bu rehabilitasyon sürecine ilk 6 ayda başlanmalıdır. İlk yaşta işitme desteği sağlanan çocuk ile 3-4 yaşlarında bu desteğin verilebildiği çocuk arasında okul ve yaşam başarısı, sosyal iletişim açısından çok belirgin fark vardır.

  • Bebeğinizin Ateşini Nasıl Düşürebilirsiniz?

    Doktora gitmeden önce bebeklerde ateş nasıl düşürülür? Bebeklerde ateşe evde nasıl müdahale edilebilir? İşte, aylara göre öneriler…

    Günümüzde aşılamaları uygun olarak yapılmış küçük çocuklarda ateş çok nadir görülür. Bebeğinizin ateşinin olduğunu hissettiğinizde ilk dikkat etmeniz gereken, ateşi doğru ölçüp ölçmediğinizdir. Bebeklerde en hassas ve en doğru ölçümü makattan, dijital derecelerle yapabilirsiniz. Özellikle çok küçük bebeklerde kulaktan, cilt yüzeyinden veya koltuk altından ateş ölçümleri oldukça yanıltıcı olabilir. Peki, bebeğinizin ateşi olduğunu doğruladığınızda (makat ölçümü 38 derece ve üzeri) doktora başvurmadan önce evde ne yapmalısınız?

    3 aylıktan küçük bebekler

    Özellikle 3 aylıktan küçük bebeklerde görülen ateş çok önemli bir hastalığın tek belirtisi olabilir. Bebeğinizin ateşini doğrular doğrulamaz evde zaman kaybetmeden doktorunuza görünmelisiniz.

    3-6 ay arası bebekler

    3 aylıktan 6 aylığa kadar olan daha büyük bebeklerde ateş düşük dereceli olduğunda, öncelikle bebeğinizin genel durumunu değerlendirmelisiniz. Bebeğinizin keyfi yerindeyse ve ateş nedeniyle huzursuzluk yapmıyorsa, ilaç vermeden beklemeli ve ateşini yakın aralıklarla takip etmelisiniz. Bu ateşli dönemlerde bebeğinizi daha sık emzirmek, sıvı kaybı ve ateş kontrolü için çok yararlı olacaktır. Bu arada ateş yükselmeye devam ediyorsa bebeğinizin üzerindeki kıyafetlerinden birkaçını çıkarmak, hatta oda sıcaklığını bir miktar azaltmak (21-23 derece) uygun olur. Bebeğin ateşi 38.5 derece ve üzerinde ise ona kilosuna uygun ölçekte ateş düşürücü vermelisiniz. Eğer yarım saat içinde ateş düşmüyorsa bebeğinize ılık su ve pamukla pansuman yapabilir, ılık suyla duş aldırabilirsiniz.

  • Bebeklerde Apne Nedenleri

    Apne zaman zaman kalp hızında yavaşlamayla birlikte görülen, solunumun kısa süreli olarak durması durumuna verilen addır.

    Solunumdaki duraksamanın apne sayılması için 20 saniye ve daha uzun sürelerle gerçekleşmesi gerekir.

    Apne, özellikle erken doğan bebeklerde, yüzde 50 ile 60 oranında görülür. Küçük prematüre bebeklerde boynun öne bükülmesi de apneye neden olabileceğinden bu pozisyona dikkat edilmelidir.

    Apnenin sık görülen bazı nedenleri şöyle sıralanabilir:

    • Solunum kontrol mekanizmasının gelişmemiş olması
    • Kansızlık
    • Kana mikrop bulaşması
    • Hava yollarında sıvı birikmesi
    • Akciğer enfeksiyonu
    • Göğüs kafesinin şeklinin bozuk olması
    • Kanda şeker veya sodyum seviyesinin düşmesi
    • Kafa içindeki kanamalar
    • Beynin yapısında doğuştan gelen bozukluklar
    • Solunum kaslarının zayıf kalması

    Apne sırasında bebek kalp atış hızının yavaşlaması ve solunumun kesilmesiyle birlikte ciltte solma, morarma da görülür. Doğumdan sonra ilk 24 saatte görülen apne tehlikeli olabilir, bu nedenle acilen bebek doktora gösterilmelidir. Apnenin tam tedavisi yalnızca hastane koşullarında yapılabilir.