Bebek Sağlığı ve Aşılar

  • Hastalıklara Yakalanmaması İmkansız

    Yeni doğmuş bebeklerimizin hayatlarının belli süreçler hastalıklara yakalanmaması neredeyse imkânsızdır.Bu hastalıklarda en sık rastlananları şöyledir; kızamık, kabakulak ve boğaz ağrısı. Kızamık hastalığı son derece sıkıntılı bir hastalıktır, bulaşıcıdır. Bayağı can sıkabilir. Bu hastalıktan çocuğumuzu korumamız için on iki aylık iken aşı yaptırmalıyız.

    Aşı yaptırdığımız zaman bağışıklık kazanıp hastalığın bulaşmasını vücudu engellemiş olur. En belirgin belirtisini de yazayım; deri de minik minik kızarıklar meydana gelir eğer bunu gördüyseniz aşı için geç kalmışsınız demektir. Kabakulak hastalığı ise gerçekten çok can sıkan bir rahatsızlıktır. O da bulaşıcı bir rahatsızlıktır, aşısı mevcuttur. Kabakulak olan çocuğun yanağın alt kısmı şişer, iştahtan kesilir ve sürekli yorgun hisseder kendisini. Tedavi için zaman geçirmeden derhal doktora başvurmanızı tavsiye ederim. Boğaz ağrısı ise kronikleşen bir rahatsızlıktır. Boğaz ağrısının birçok sebebi olabilir bunların en başında bademcik şişmesi gelir. Yeni doğan bebeklerin boğazları çok hassastır buna dikkat edilmesi gerekir.

    Bebek hastalıkları elbet bebeğinizin hayatlarının bir evresinde mutlaka yakalanacağı türden bir olaydır. Çabucak atlatması için şüphesiz ebeveynlerin üstüne çok görev düşmektedir.

  • Bebeklerde Boyun Eğriliğini Hafife Almayın

    Bebeğinizi sırt üstü yatırdığınızda boynu bir tarafa doğru eğiliyorsa, pozisyonunu değiştirdiğiniz halde bu eğrilik devam ediyorsa ve en önemlisi düzeltmeye çalıştığınızda düzelmiyorsa dikkat edin… Bebeğinizde boyun eğriliği olabilir.

    Yenidoğan bebeklerde görülen ve erken fark edildiğinde egzersizler yardımıyla cerrahiye gerek kalmadan tedavi edilebilen boyun eğriliğini Hisar Intercontinental Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Teoman Benli’ye sorduk.

    Boyun eğriliği (Tortikollis) nedir ve nasıl anlaşılır?

    Tortikollis, kelime anlamı olarak eğri boyun anlamına gelir ve birçok nedene bağlı olarak gelişebilir. En çok görülen boyun eğriliği ise doğumla birlikte fark edilen veya doğumdan sonra görülen “kas kaynaklı doğumsal boyun eğriliği” (Konjenital Musküler Tortikollis)’dir. Tanı kolaylıkla konulur. Boynun yanlarında yer alan çift başlı bir kas olan Sternocleidomastoid (SCM) kası bir tarafta gergin ve kısadır. Genellikle kasa dokunulduğunda zeytin denilen fibrotik bir şişlik ele gelir. Baş, kasın gergin olduğu tarafta yana doğru eğrilmiş ve yüz karşı tarafa bakacak şekilde dönmüş görülür. Boyun eğriliğin ters tarafına döndürülmeye veya yana bükülmeye çalışıldığında hareket kısıtlılığı fark edilir.

    Boyun eğriliği neden oluşur?

    Kas kaynaklı doğumsal boyun eğriliği, ilk kez 1893 yılında Cheselden tarafından tariflenmiştir. Geçmişte kas içinde kitle de görüldüğünden kas içine olan kanamaya bağlı hematomun bağ dokusuna dönüşmesi (fibrozis) ile oluştuğu ve özellikle makat gelişi gibi bebeğin ters geldiği durumlarda doğum eylemi travması ile tetiklendiği düşünülmüştür. Özellikle kalça çıkığı, yumru ayak ve bazı kas iskelet sistemi doğumsal deformiteler ile sık görüldüğünden genetik kökenler üzerinde durulmuştur. Ancak günümüzde nasıl oluştuğu anlaşılmakla birlikte neden oluştuğu konusu halen bilinmemektedir.

  • Bebeklerde Boyun Eğriliği Neden Olur?

    Yeni doğan bebeklerde görülen boyun eğriliği neden olur, tedavisi nasıldır? Boyun eğriliği hakkında bilinmeyenleri konunun uzmanı aktardı.

    Tortikollis, kelime anlamı olarak eğri boyun anlamına gelir ve birçok nedene bağlı olarak gelişebilir. En çok görülen boyun eğriliği ise doğumla birlikte fark edilen veya doğumdan sonra görülen “kas kaynaklı doğumsal boyun eğriliği”dir.

    Boyun eğriliği tanısı nasıl konulur?

    Boynun yanlarında yer alan çift başlı bir kas olan Sternocleidomastoid (SCM) kası bir tarafta gergin ve kısadır. Genellikle kasa dokunulduğunda zeytin denilen fibrotik bir şişlik ele gelir. Baş, kasın gergin olduğu tarafta yana doğru eğrilmiş ve yüz karşı tarafa bakacak şekilde dönmüş görülür. Boyun eğriliğin ters tarafına döndürülmeye veya yana bükülmeye çalışıldığında hareket kısıtlılığı fark edilir.

    Boyun eğriliği neden meydana gelir?

    Kas kaynaklı doğumsal boyun eğriliği, ilk kez 1893 yılında Cheselden tarafından tariflenmiştir. Geçmişte kas içinde kitle de görüldüğünden kas içine olan kanamaya bağlı hematomun bağ dokusuna dönüşmesi (fibrozis) ile oluştuğu ve özellikle makat gelişi gibi bebeğin ters geldiği durumlarda doğum eylemi travması ile tetiklendiği düşünülmüştür. Özellikle kalça çıkığı, yumru ayak ve bazı kas iskelet sistemi doğumsal deformiteler ile sık görüldüğünden genetik kökenler üzerinde durulmuştur. Ancak günümüzde nasıl oluştuğu anlaşılmakla birlikte neden oluştuğu konusu halen bilinmemektedir.

    Bebeklerde görülen her boyun eğriliği kas kaynaklı mıdır?

    Hayır. Öncelikle boynu eğri bir çocuk görünce diğer organik sebeplerin ekarte edilmesi gerekir. Bunlardan en önemlisi boyun omurgasının doğumsal ayrılma ve şekillenme bozuklarıdır. Kama şeklinde yarım omurgalar en sık görülen boyun omurgası deformitelerindendir ve ciddi boyun eğriliklerine yol açabilir. Bunun dışında boyunda çevre dokulardaki, bademcik, kulak gibi organların enfeksiyonlara ikincil gelişen bezeler, ağrılı ise geçici boyun eğriliğine yol açabilir. Ayrıca histeroid dediğimiz tipte psikiyatrik bozuklarda da boyun eğriliklerine eşlik edebilir.

  • Bebeklerde Grip Ve Nezlenin En Iyi Ilacı Anne Sütüdür!

    Grip ve soğuk algınlığının bebeklerde sıklıkla görülmesi, bu tip hastalıklara sebep olan mikroplar ile ilk defa karşılaşmalarından kaynaklanır.

    Central Hospital’dan Pediatri Uzmanı Uzm. Dr. Gonca Özmen, bebeklerin solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanmamaları için alınması gereken önlemler konusunda bilgi verdi.

    Bebeklerde nezle

    Üst solunum yolunun; burun, boğaz ve soluk borusunda meydana gelen viral bir enfeksiyon olan ve bebeklerde en sık rastlanan hastalıklardan biri olan nezle genellikle burun akıntısı ile başlar. Hafif sayılabilecek bir hastalık olmasına karşın huzursuzluğa ve sıkıntılara yol açar çünkü bebekler burunlarını temizleyemez ve ağızdan nefes almakta zorlanırlar.

    İlk belirtilerin burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı olduğu soğuk algınlığında başlangıçta şeffaf olan daha sonra koyulaşıp sarı veya yeşil bir hal alan burun salgısı görülür. Diğer belirtiler ise; 37,8 ºC civarında hafif ateş, hapşırma, öksürme, iştahsızlık, huzursuzluk ve uykuya dalmada zorlanmadır.

    Bebeklerde burun temizliği

    Eğer bebek burun tıkanıklığı sebebi ile sorun yaşıyor ise, plastik bir burun aspiratörü ile burnu temizlenmelidir. Bu teknik bebeğin ilk 6 ayında fayda sağlar. Bebek büyüdükçe, burnunun temizlenmesine engel olmaya çalışır. Eğer bebeğin burun salgısı yoğun ise, doktor tavsiyesi ile kullanılan tuzlu damlalarla bu yoğunluğun çözülmesi sağlanabilir. İçerisinde tıbbi ilaçlar bulunduran burun damlaları ise hiçbir şekilde kullanılmamalıdır.

    2 aydan küçük bebeklere ateş düşürücü vermekten kaçınmak gerekir

    Bebeğin salgılarının su ile sulandırılması ve var ise ateşinin düşürülmesi nezleye en iyi gelen şeydir.
    Nezlede ilk 48 saat süresince yüksek ateş görülebilir. Bu durumda bebek ince giydirmeli ve ılık bir banyo yaptırılmalıdır.Bebek çok huzursuz ve ateşi 38°C’ın üzerindeyse ateş düşürücü ilaç verilebilir.

  • Kulak Sağlığı !

    Kulakta tıpkı diğer beş duyu organlarımızdan birisidir. Karşılıklı iyi ilişki kurabilmek için kulağımızın sağlığına da son derece önem vermeliyiz.Yeni doğan bebeklerde kulak sağlığına bil hassa dikkat edilmelidir. Çünkü onların kulakları yetişkin insanların kulaklarına nazaran narindir. Kulak zarı tam anlamı ile oluşmamıştır. O sebepten ötürüdür ki, dünyaya yeni adım atmış bebeklerin kulak sağlığına daha da önem vermeliyiz.

    Kulak insan hayatında sadece duymayı değil dengeyi de sağlıyor, kulağımızın içinde bulunan otolit taşları bizim dengede durmamızı sağlıyor. Kulak temizliği son derece önemlidir. Kulağımızı temizlemek amacı ile içerisine yabancı madde sokmamalıyız. O davranış temizlemek yerine tam tersi bir fiile sebebiyet verebilir. Yabancı maddeyi kulağımıza temizlemek amacı ile soktuğumuz zaman, telafisi olmayan zararlar açabilir. Dış kulakta kulak zarı bulunduğu için çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Küçük çocuklarda bil hassa bu duruma olan hassasiyetimizi iki katına çıkarmalıyız. Yukarıda da bahsettiğim gibi onların kulak zarları daha yeni yeni oluşmaya başlamış olacaktır.

    Kulağımıza iyi bakalım, duymak önemli nimetlerden birisidir hiç şüphesiz ki.

  • Yenidoğan Sarılığı Nedir?

     

    Yenidoğan sarılığı, kandaki bilirubin seviyesinin yüksek düzeyli olması ile alakalı bir durumdur. Artan bilirubin miktarı bebeğin cildinin sarı gözükmesine neden olur. Nedenleri Bilirubin, eski kırmızı kan hücrelerinin normal bir geri dönüşüm sırasında vücutta oluşturulduğu sarı bir pigmenttir. Dışkı ile vücuttan kaldırıldığı için karaciğer bilirubin yıkmaya yardımcı olur. Doğumdan önce, plasenta gelişmekte olan bebeği besleyen, annenin karaciğeri tarafından işlenebilir, böylece bilirubin kaldırırılır. Doğumdan hemen sonra bebeğin kendi karaciğeri bu işlemi devralmaya başlar, ancak bu zaman bazen zaman alabilir. Bu nedenle, bir bebeğin bilirubin düzeyi normal doğumdan sonra biraz daha yüksek olur. Yüksek bilirubin düzeyleri vücutta cildin sarı görünmesine neden olur. Bu duruma sarılık denir. Sarılık yeni doğanların belli bir kısmında görülür, buna ” fizyolojik sarılık” denir ve Genellikle 2 ve 3, 2 ve 4 gün arasında arasında görünerek yaklaşık 2 hafta sonra temizlenir. Fizyolojik sarılık genellikle herhangi bir soruna neden olmaz. Çok erken (prematüre) doğan bebeklerde zamanında doğan bebeklere göre sarılık görülme olasılığı daha fazladır.

    Aşağıdaki nedenlerden dolayı yenidoğan sarılığı daha şiddetli olabilir:

    Anormal kan hücre şekilleri,

    Kan grubu uyuşmazlığı, anne ve bebek arasında,

    (Cephalohematoma) kafa derisi altındaki kanama

    Enfeksiyon

    Bazı önemli enzim eksiklikleri,

    Bilirubini bebeğin vücudundan kaldırmak için gereken koşullar bazen daha ağır bir sarılığa neden olabilir:

    Bazı ilaçlar,

  • Kızamık !

     

    Kızamığın etkeni bir virüstür.Kızamık hasta çocukların öksürüp, hapşırmas ve hatta konuşması yoluyla havaya dağılan kızamık virüsünün solunum yoluyla alınması ile yayılır ve yüksek derecede bulaşıcı bir hastalıktır.

    Genellikle ilk belirti olan ateş, kızamık virüsünün alınmasından ortalama 10-12 gün sonra ortaya çıkar. Kızamık döküntüsü genellikle virüsü aldıktan sonra 14. güne kadar yani ateş başladıktan 2-3 gün sonrasına kadar ortaya çıkmaz. Kızamığın belirtileri ateş, burun akıntısı, öksürük, iştahsızlık, gözlerde kızarıklık ve döküntüdür. Döküntü genellikle 5-6 gün sürer ve saç sınırından başlar, yüze ilerler ve daha sonra aşağıya boyun ve vücudun diğer bölgelerine yayılır.

    Kızamık hastalığı geçiren her 10 çocuğun üçünde bir veya daha fazla komplikasyon gelişmesine neden olan ciddi bir hastalıktır. Kızamığa bağlı ölüm her 1000 kızamık vakasında yaklaşık 1-2’dir (Amerika verilerine göre). Kızamığa bağlı komplikasyonlar küçük çocuklarda (beş yaşın altındaki çocuklarda) ve erişkinlerde (20 yaşın üstündeki kişilerde) daha sık görülmektedir. Kızamığın özellikle küçük çocuklarda görülen en sık komplikasyonu ishaldir.

    Vakaların %7’sinde kulak enfeksiyonları görülmektedir. Vakarlın %6’sında zatürre gelişmektedir ve kızamığa bağlı meydana gelen ölümlerin %60’ından sorumludur. Kızamık geçiren yaklaşık her 1000 çocuktan birinde beyin tutulumu (akut ensefalit) görülebilir ve bunun sonucunda çocukta kalıcı beyin harabiyeti gelişebilir.

    Hamilelik sırasında geçirilen kızamık bebekte doğumsal hasara neden olmamakla birlikte prematüre doğum, düşük ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğumuna neden olabilmektedir.

  • Prematüre Bebek Için Anne Sütü Hayat Kurtarıyor

    Ülkemizde her yıl 1.3 milyon bebek dünyaya geliyor. Bu bebeklerin yaklaşık yüzde 10’u yani 130 bini erken (prematüre) doğuyor. Son araştırmalara göre 10 yıldır Türkiye’de bebek ölümleri azaldı. Fakat hala bebek ölümlerinin en büyük sebebi prematürelik. Prematüre doğumun en önemli nedeni ise enfeksiyon. Liv Hospital Yenidoğan ve Çocuk Hastalıkları Uzmanları Dr. Gülnihal Şarman ve Dr. Pınar Boncuk Dayanıklı, prematüre bebekler için anne sütünün hayat kurtardığına, prematüre bebek konusunda uzmanlaşmış bir ekip ve iyi bir yenidoğan yoğun bakım süreci ile bebeklerin hayata tutunabildiklerine dikkat çekiyor.
    Prematüre bebeğin ilacı anne sütü

    Tüm bebekler için önem taşıyan anne sütü, prematüre bebekler için hayat kurtarıcı niteliğinde. Anne sütü, hem bebeğin hem de annenin fiziksel ve ruhsal gelişimini etkiliyor. Anne sütü ile beslenen prematüre bebekler, yapılan araştırmalara göre çok daha hızlı gelişiyor, kilo alıyor, enfeksiyon riski azalıyor. Ayrıca bebek ve anne arasında, bu zorlu dönemde çok daha derin bağ kuruluyor. Bebeğini emziren annenin doğum sonrası depresyonu daha az oluyor ve sütü daha çok geliyor.
    Prematüre bebekte ilk 2 yıla dikkat

    Prematüre bebekler diğer yeni doğanlara göre çok daha ciddi takip gerektiriyor. Bu bebekler ne kadar erken doğarsa o kadar fazla sağlık problemi yaşıyor. Fakat sağlık problemleri uzmanlaşmış hekimlerin kontrolünde en aza indiriliyor. Ancak bebek, taburcu edildikten sonra bazı enfeksiyonlar, yetersiz beslenme ve bakım nedeniyle birtakım sorunlar yaşanabiliyor. Prematüre bebeklerde ilk 2 yıla dikkat etmek çok önemli. Bu süreçte iyi beslenmek, temiz hava solumak, enfeksiyondan kaçınmak ciddi önem taşıyor. Özellikle kış ayları prematüre bebekler için büyük risk oluşturuyor.

  • Eyvah Suçiçeği

     

    Suçiçeği kişiden kişiye direkt temas veya öksürme veya hapşırma ile havaya dağılan virüsün solunum yoluyla alınması ile bulaşır. Suçiçeği çok bulaşıcıdır. Suçiçeği geçiren kişilerin döküntüleri veya zona döküntüleri ile direkt temas yoluyla da bulaşır.

    Suçiçeği virüsünü aldıktan sonra hastalığın belirtileri ne kadar süre sonra ortaya çıkar?

    Suçiçeğinin kuluçka dönemi 10-21 gündür (genellikle ortalama 14-16 gündür).

    Suçiçeğinin belirtileri nelerdir?

    Suçiçeğinin en sık görülen belirtileri döküntü, ateş, öksürük, baş ağrısı ve iştahsızlıktır. Döküntü başlangıçta kafa derisi ve vücutta başlar ve yüze, kollara ve bacaklara yayılır. Döküntü genellikle 200-500 döküntü arasındadır ve kaşıntılıdır. Hastalık yaklaşık 5-10 gün sürer.

    Suçiçeği ne kadar ciddi bir hastalıktır?

    Suçiçeği vakalarının çoğu hafiftir ancak bu hastalığa bağlı ölüm oluşabilir. Suçiçeği aşısı geliştirilmeden önce Amerika’da her yıl yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetmekteydi. Bu kişilerin çoğu daha önce herhangi bir hastalığı olmayan kişilerdi. Suçiçeği aynı zamanda her yıl yaklaşık 11.000 hastaneye yatışa da neden olmaktadır.

    Su çiçeğini hafif geçiren çocuklar bile huzursuzdur ve en azından bir hafta veya daha uzun bir süre okula veya kreşe gidemezler.

    Suçiçeğinin muhtemel komplikasyonları nelerdir?

    Suçiçeğine bağlı olarak en sık görülen komplikasyon cilt veya kemikler, akciğerler, eklemler ve kan gibi diğer bölgelerde görülen ikincil enfeksiyonlardır (suçiçeği virüsü dışında bir etken, genellikle bir bakteri, ile gelişen enfeksiyon). Suçiçeği virüsü zatürre veya beyin enfeksiyonuna neden olabilmektedir. Bu komplikasyonlar nadir ancak ciddidir. Komplikasyonlar küçük bebekler, erişkinler ve bağışıklık sistemi yetersizliği olan kişilerde daha sıktır.

  • Ateş Düşürme

    Ateşi nasıl düşürebilirsiniz?
    Eğer çocuğunuz üç aydan daha küçükse hemen doktorunuza başvurmanız gerekir. Ancak bu arada bebeğin üzerini açarak bekleyin ve 15 dakika sonra tekrar ateşini kontrol edin. Eğer çocuğunuz üç aydan büyükse aşağıdaki adımları uygulayın:
    1. Çocuğunuzun üstünü açın
    Çocuğunuzun ateşi çıkarken titremesi son derece normaldir. “Üşüttüğü için ateşi çıktı” diye üzerini örtmeyin. Kalın giysiler vücut sıcaklığını dışarı geçirmeyerek çocuğunuzun ateşinin daha da yükselmesine neden olur. Eğer çocuğunuz titriyorsa, onu bir çarşaf veya ince bir havluya sarın.
    2. Ilık duş
    Üzerini açmanıza rağmen çocuğunuzun ateşi 39ºC’nin üzerine çıkıyorsa hemen doktorunuzu arayın. Bu arada ısıyı hızla düşürmenin yolu da ılık duşa sokmak veya ılık ıslak havlu ile kompres yapmaktadır. Çocuğunuza ılık duş yaptırırken aşağıdaki talimatları uygulamaya özen gösterin.
    Küveti ılık su ile doldurun.
    Çocuğunuzu suyun içinde oturtun. Ilık su ile duş aldırın. Ancak sürenin çok uzun olmamasına dikkat edin. Çocuk uzun süre duşta kalırsa üşür ve titremeye başlar.
    Arkaya doğru yatmasına izin vermeyin.
    Suyu çocuğunuzun kafasından aşağıya dökmeyin. Bir süngeri ıslatarak onu çocuğunuzun vücudunun etrafında gezdirin.
    Duştan çıkardığınızda kuru bir havlu ile kurulayın.
    Sadece eklem yerlerine ılık su ile kompres yapmak yetersiz kalır. Kesinlikle alkollü kompreslerle ateşi düşürmeye çalışmayın.
    Çocuğunuz titremeye başladığı zaman, onu küvetten çıkarın ve bir havlu veya ince bir çarşafa sarın.
    3. İlaç Tedavisi (Parasetamol)
    Parasetamol, “asprin içermeyen ağrı kesicilerde” bulunan aktif maddedir. Çocukluk döneminde tercih edilen ateş düşürücüler bu maddeyi içermektedir. Çocuklarda hiçbir zaman asprin ateş düşürücü olarak kullanılmamalıdır. Parasetamol 4-6 saatte bir verilir. Ateş parasetamole rağmen 38,5 ºC’nin üzerinde seyrederse doz aralığını 4 saatten 3 saate almak gerekir. Bu durumda ikinci bir ilaçla parasetamolü dönüşümlü bir şekilde kullanmak gerekir. Aktif maddesi İbuprofen olan ilaçlar, 3 saatte bir parasetamolle birlikte kullanılmalıdır.