Bebek Sağlığı ve Aşılar

  • Bebeklerde Nabız Kontrolü

    İki başarılı nefesten sonra hava yolunun açık olduğundan emin olur olmaz, hemen nabzına bakın. Bir yaşından küçük bir çocuğu size yakın olan kolunda nabzını bulmaya çalışın; bir elinizi hava yolunun açıklığını sağlamak için bebeğin başına koyun, öteki elinizle de bebeğin kolunu vücudundan uzaklaştırın ve avucunu yukarı döndürün. İşaret ve orta parmaklarınızla omuz ve dirsek arasındaki kolun iç yüzündeki iki kas arasındaki nabzı bulmaya çalışın.

    Kalbi atan bir çocuğa kardiopulmonerresusitasyon (KPR) (kalp akciğer canlandırılması) yapmak tehlikeli olduğundan dikkatlice arayıp nabızları bulmak için kendinize 5-10 saniye zaman tanıyın.

    Anne babalar stresli durumlarda bebeğin nabzını kolayca bulabilmek için alıştırma yapmalıdırlar. Eğer hiç nabız alamazsanız derhal KPR’ye başlayın. Eğer nabız alabiliyorsanız,bebeğin kalbi atmaktadır. Solunum kendiliğinden geri dönmezse derhal solunum canlandırmasına başlayın.

  • Bebeklerde Hıçkırık Nasıl Geçirilir?

    Bazı bebeklerde, ilk birkaç aylık dönemde özellikle beslenme sonrası hıçkırık nöbetleri gözlenebilir. Genellikle bebeğe zararı yoktur. Bazen can sıkıcı bir şekilde uzayabilir. Uzayarak bebeği rahatsız ettiği hissedilirse, 1 tatlı kaşığı ılık suya 2-3 damla limon suyu damlatılarak bebeğe içirilmesi faydalı olabilir.

    Daha büyük çocuklarda uzayan hıçkırık nöbetlerinde, 1 çay kaşığı toz şekerin çiğnenmeden yutulması hıçkırık nöbetini sonlandırabilir. İlk denemede netice alınamazsa, 2 dakika aralarla aynı şekilde 3 defa daha 1 çay kaşığı toz şeker verebilirsiniz.

    Bazen dilin başparmak ve işaret parmağı arasında tutularak, fazla zorlamadan dışarı doğru çekilmesi faydalı olabilir. Hızlıca 1 bardak su içilmesi, küçük bir parça buz yutulması, kağıt bir kese kağıdı içine kuvvetlice üflenmesi gibi uygulamalarda fayda verebilir.

  • Yeni Doğan Bebeklerde Sarılık Ve Tedavisi

    Doktor bebeğimin sarılık olduğunu ve eve gitmeden önce Ultraviyole ışıkları altında durması gerektiğini söyledi. Ciddi bir olay olmadığını söylüyor, fakat bebeğimin hastanede kalacak olması beni endişelendiriyor.

    Yeni doğanların bakıldığı yere girdiğinizde ikinci veya üçüncü günde bebeklerin yarısının renginin sarılaştığını görürsünüz; bu, yaştan değil sarılıktan kaynaklanır. Kafadan başlayan ve ayak parmaklarına kadar yayılan sararma kandaki bilirübinden kaynaklanır ve gözlerin beyaz kısımlarını bile tutabilir. Oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerinin normal yıkım ürünlerinin sonuncusu olan bilirübin genelde kan dolaşımından uzaklaştırılır, karaciğerde işlemden geçtikten sonra böbrekler kanalıyla atılır. Ancak yeni doğanlar olgunlaşmamış karaciğerlerinin kaldıracağından daha fazla miktarda bilirübin üretirler. Sonuç olarak, bilirübin kanda birikir ve normalveya fizyolojik yenidoğan sarılığı (ikter)olarak adlandırılan sanmsı renge yol açar.

    Fizyolojik sarılıkta sararma bebeğin yaşarnının ikinci veya üçüncü gününde başlayıp ve bebek bir haftalık veya 10 günlük olduğunda azalır. Böbrekleri daha az olgunlaşmış olan prematüre bebeklerde sararma daha da geç (genelde üçüncü veya dördüncü günde) başlar ve daha uzun sürer (genelde 15 gün veya daha uzun). Sarılık daha çok oğlan bebeklerde, doğumdan sonra çok kilo kaybeden bebeklerde, anneleri diyabetik olanlarda veya yapay sancıyla doğan bebeklerde görülür.

    Bazen doktor fizyolojik sarılığı olan bebeği gözlem ve tedavi amacıyla bir süre daha hastanede tutmak isteyebilir. Çoğu zaman, bilirübin düzeyleri (kan testleriyle belirlenir) gittikçe azalır ve bebek evine problemsiz döner. Nadiren, bilirübin düzeyinde hızlı artış olur ve bu, sarılığın anormal veya patolojik olduğunu gösterir.

  • Yenidoğan Bebeğin Derisinde Morluklar

    Doğumun ilk saatlerinde el ve ayak derisinde hafif morluk görülmesi normal sayılır, ancak dudaklarda ve vücudun diğer kısımlarında morluk olması normal değildir ve bebeğin acilen bir çocuk hekimi tarafından görülüp tedavi edilmesini gerektirir.

    Bebeğin dudakları, tırnakları ve bütün vücudu mor, solunumu düzensiz ise, bebekte inleme varsa, hareketleri azalmış,vücudu gevşemiş ise, solunum ya da dolaşım sistemi ile ilgili çok acil bir durum söz konusudur. Bebek derhal en yakın sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır.

    Sağlık kuruluşuna ulaşana kadar, eğer bebeğin ağzında birikmiş salya, kusmuk vb. maddeler varsa bunlar temizlenmelidir. El veya bez ile temizlemek yerine mümkünse bir puvar (pompa) ile temizlemek daha uygundur.

    Bebeğin solunumu hafiflemiş veya durmuşsa ayakları altına elle vurarak bebek uyarılmalı eğer solunumda düzelme yoksa hemen gecikmeden ağızdan ağıza solunuma (suni teneffüse) başlanmalıdır.

  • Bebeklerde Prader-Willi Sendromu

    Prader-Willi sendromu da en sık rastlanan genetik bozukluklardan birisidir. Bu sendrom 15. kromozomun uzun kolundaki bozukluktan kaynaklanır. Yaklaşık 10.000′ de bir görülür. Obezitenin bilinen en önemli genetik nedenlerinden biridir.

    Bu bebeklerde yeni doğan döneminden itibaren hipotoni (kas zayıflığı), gelişme geriliği, obezite, hipogonadizm (eşey organlarının küçüklüğü) ve tipik yüz görünümü (alın çapının dar olması, burun kemiğinin darlığı, üst dudakta incelik, ağız üst kenarlarının aşağı dönük oluşu vb.) dikkat çeker. Yaş ilerledikçe düşük omuzlar, kısa boy, omurga anormallikleri (skolyoz: omurga eğrilikleri ve kifoz: kamburluk vb.) görülebilir.

    Bu bebeklerin emmesi zayıftır, kasların kasılma düzeyi düşüktür. Görsel becerileri daha iyi olmasına karşın, zihinsel soyutlama becerileri genelde yetersiz kalır. Erken çocukluk döneminde inatçılık, takıntılar, öfke nöbetleri ve davranım sorunları sık görülür.

    Çoğu çocuk psikoterapi ve özel eğitime ek olarak ilaç tedavilerine ihtiyaç duyar.

  • Hepatit B Hastası Hamileler Dikkat!

    Hastalığın etkeni hepatit-B virüsüdür. Bu virüs, en çok kan ve cinsel temas yolu ile bulaşır. Hepatit-B virüsünü taşıyan bir kişiye batan iğnenin sağlam bir kişiye batması bile hastalığı bulaştırmak için yeterlidir. Hastayla aynı diş fırçasını kullanmakla da bulaşır. Berberlerde tıraş olurken, tıraş bıçağının, bir başka kişi için kullanılmamış olmasına dikkat etmek gerekir.

    Mikrop alındıktan sonra hastalığın ortaya çıkması için geçen süre (kuluçka süresi) 50 ila 180 gün arasında değişir. Hastalık sinsi bir şekilde başlar. Ateş seyrektir. Bazen eklem ağrıları ve eklemlerde şişme olabilir. Sarılık hastaların % 25 inde ortaya çıkar. Hastalığın kronikleşmesi sonucu ilerideki yıllarda karaciğer sirozu ve kanserine dönüşme riski vardır. Bazı hastalar, yıllarca taşıyıcı olarak kalırlar ve kendileri hastalık belirtisi göstermedikleri halde mikrobu bulaştırma riski taşırlar.

    Hepatit-B taşıyıcısı veya hastası olan hamile annenin doğacak çocuğu özellikle risk altındadır ve çocuk doğar doğmaz uygulanmak üzere Hepatit-B serumu ve aşısı el altında bulundurulmalıdır. Aşı ve serum uygulandıktan sonra anne sütü vermenin sakıncası yoktur. Teşhis için kan tahlilleri yapılır. Hastalığa yakalananların düzenli aralarla kontrol edilerek hastalığın nasıl bir seyir gösterdiği takip edilir. Hastalıktan korunmanın en etkili yolu aşı olmaktır.

  • Bebeklerde Astım Hastalığı

    Soğuk algınlığı grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonları,çiçek tozları (polenler), mantar tozları, hayvan tüyleri, ev tozları,sigara dumanı, hava kirliliği, bazı yiyecekler ve ilaçlar,soğuk hava, aşırı egzersiz ve psikolojik faktörler gibi çeşitli uyaranlar astım nöbetini başlatabilir. Bazı kişilerde aspirin kullanımı sonucu nöbet başlayabilir.

    Ailesinde astımlı olan çocuklarda astım gelişme ihtimali daha yüksektir. Astımlı çocukların çoğu allerjik bünyelidir ve sağlıklı pek çok insanı etkilemeyecek kadar hafif uyarılar bu kişilerde hava yollarının aşırı duyarlı olması sonucu hava yollarında aşırı bir tepkiye yol açar. Buna “bronşiyal hiperreaktivite” adı verilir.

    Bu hastalar, hassas oldukları uyaranlarlakarşılaştıklarında solunum yollarının (bronş ve bronşiollerin)aşırı duyarlılık göstermesi, normalden fazla cevap vermesisonucu hava yollarında daralma, şişme ve balgam artışıgörülür. Hava yollarının daralması sonucu nefes darlığı, öksürük,balgam çıkarma ve hırıltılı solunum gibi belirtiler ortayaçıkar. Hastalarda özellikle nefes verme olayı zorlaşmıştır. Dikkat edilirse hırıltı, nefes verme sırasında daha kuvvetli hissedilir ve nefes verme süresi normale göre uzamıştır.Astım nöbetler şeklinde görülen kronik bir hastalıktır.

    Hırıltılı solunumun ilk defa 2 yaşından sonra görüldüğü hastalarda astım olma ihtimali yüksektir ve bunların çoğuna ileride astım teşhisi konulur. 2 yaşın altında ise durum biraz farklıdır. Bu dönemde yukarıda bahsedildiği gibi bronşiolit hastalığında da hırıltılı solunum görülür ve bunlarda da nöbetler sık sık tekrarlayabilir. Ancak çocuk büyüdükçe nefes borusunun ve küçük hava yollarının çapı artacağından yaşilerledikçe geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonları artık hava yollarında daralmaya sebep olmaz ve hırıltılı solunum nöbetleri giderek azalır.

  • Yeni Doğan Bebeklerde Cilt Sağlığı Ve Bakımı

    Zamanında doğan yeni bebeğin derisi pembe renklidir. Doğumun 2’nci-10’uncu günleri arasında deride 5-15 mm çapında tedavi gerektirmeyen döküntüler olabilir. Ayrıca alında ve burunda toplu iğne başı gibi sarı-beyaz renkli döküntüler görülebilir, bunlar tedavi gerektirmez, kendiliğinden geçer. Terlemeye bağlı olarak vücutta toplu iğne başı büyüklüğünde isilik adı verilen kırmızı döküntüler olabilir. Cildi kuru ve temiz tutulup, sık banyo yaptırılırsa kısa sürede iyileşir. Az kilolu, gününden biraz geç doğan bebeklerin derisinde,tedavi gerektirmeyen ve normal sayılan, kuruma ve soyulma olabilir. Rahatlatmak için bebe yağı kullanılabilir.

    Bazı mikrobik deri hastalıklarında, deri sanki haşlanmış gibi su toplar ve soyulur. Bu durum ciddi olup hemen tedavi gerektirir. Bazı bebeklerin başlarında konak adı verilen saçlı derideki yağsı madde ve dökülen hücrelerin oluşturduğu bir kabuk görülür. Zorla çıkarmaya çalışılmamalıdır. Banyodan önce bebek yağı veya tatlı badem yağı ile başa masaj yapılarak konaklar yumuşatılır. Yumuşayan konaklar bebe şampuanı ile yıkanıp gevşemesi sağlanır. Böylece gevşeyen konakları zorlamadan ve bebeğin canını acıtmadan çıkarmak mümkün olur.

    Prematüre doğan bebeklerde, özellikle sırt kısımlarında, ince sarı renkli tüycükler görülebilir. Bunlar 2-4 hafta içinde dökülür. Normal bir durumdur. Bazı bebeklerde göz kapaklarında ve ensede daha sık olarak alında ve dudaklarda, deriden kabarık olmayan, kırmızı renkli, bebek ağladığı ve ıkındığı zamanlarda rengi koyulaşan lekeler görülebilir. Bunlar, biraz genişlemiş ve deri yüzeyine yakınlaşmış kılcal damarların oluşturduğu görüntülerdir. İlk aylarda biraz büyürler ve genellikle 2 yaş civarında kaybolurlar.

  • Hastaneye Yatmanın Çocuk Psikolojisine Etkileri

    Bebekte ortaya çıkan ciddi bir hastalık, hem bebeğin hem de ailenin yaşam düzenini ve hayatı algılayışını belirgin ölçüde değiştirebilmektedir. Bu durum hastalığın doğrudan değiştirdiği biyolojik işlevler ve bunların ruhsal yansımaları ve de “hasta olmanın” getirdiği yeni rollerin aile içinde paylaşılması aracılığıyla şekillenmektedir.

    Aslında genel düşüncenin aksine, çocuklarda her hastalık ve hastaneye yatış ruh sağlığında bozulmalara neden olmaz. Bu etkide, zorlanma ve sıkıntının düzeyi, bireysel özellikler ve çocuğun gelişim aşaması belirleyici rol oynar. Çocuğun bilişsel olgunluğu arttıkça hastalığı kavraması artacaktır.

    Beş yaşından önce, çocukların mikrop kavramını anlayamadıkları ortaya konmuştur. Etkin destek ve yaklaşım için çocuğun gelişim düzeyini ve duygularını bilmenin yanı sıra, hastalıkla ilgili inançları da incelenmelidir. Hastalığın süresi ve etkileri arttıkça ruhsal sonuçları daha belirginleşir. Özellikle küçük çocuklar, hastalığın nedeni kendilerine anlayabilecekleri düzeyde anlatılmadıkça, durumu kendi gelişim düzeyleri ve bireysel deneyimlerine göre açıklama eğilimindedirler. Özellikle okulöncesi yaşlarda genellikle hastalığın daha önce yaptıkları kötü bir davranış nedeni ile kendilerine verilmiş bir ceza olduğunu düşünme eğilimindedirler.

    Hastalık ve hastaneye yatmanın çocuk üzerindeki en temel sonuçlarından biri “gerileme”, yani yaşından küçük davranmadır. İlginin artması, bakımın başkaları tarafından verilmeye başlaması, özellikle küçük çocuklarda, yeni kazanılmış yeteneklerin zayıflamasına daha hızlı neden olmaktadır. Parmak emme, yeniden bez bağlatmaya başlama sık görülen regresif belirtilerdendir.

  • Yeni Doğan Bebek Bakımında Ilk Günlerde Dikkat Edilecekler

    1930’larda yeni doğan bebekler 10 gün sonra evlerine gönderilirdi. Bu sayı 1950’lerde dört güne, 80’lerde de iki güne indi.

    Bugün bebeğinizi doğumdan birkaç saat sonra eve götürebilirsiniz. Bu çoğu zaman korkutucu, tartışmalı bir konudur ve her zaman da uygun değildir. Bu kararı doktor her bebek için ayrı düşünmek zorundadır.

    Bebek zamanında doğmuşsa, ağırlığı normalse, emmeye iyi başlamışsa, anne-babası bebek bakımının temel kurallarını bilen ve bakım verebilecek düzeydeyse erken taburcu etmek en güvenli yoldur ve bebek iki-üç gün sonra doktora getirilir. Erken taburcu olmakla ilgili endişeniz varsa bebeğinizin doktoruyla görüşün.

    Siz ve bebeğiniz erken taburcu olmuşsanız, doktor ziyareti doğumdan sonraki 48 saat içinde gerçekleştirilmelidir. Ayrıca bebeklerin derilerinde ve göz aklarındaki sararma (sarılık göstergesi), beslenmek istememe, dehidrasyon (sıvı kaybı: 24 saat içinde altıdan az ıslak bez veya koyu sarı idrar), sürekli ağlama veya sızlar gibi ağlama; ateş, deride kırmızı veya mor noktalar gibi yeni doğanlara özgü problemlere karşı uyanık olun. Sarılıktan endişe ediyorsanız bebeğinizin kolunu veya uyluğunu başparmağınıza bastırın. Bastırdığınız bölge beyaz değil de sarı oluyorsa sarılık var demektir.