Bebek Sağlığı ve Aşılar

  • Bebeklerde Fıtık Hastalığı

    İkiz erkek bebeklerimin kasık fıtığı olduğunu ve ameliyat edilmeleri gerektiğini duyunca çok endişelendim.

    Fıtık denildiğinde ilk akla gelen, erişkin bir insanın çok ağır bir şey kaldırması sonucu oluşan bir sağlık problemidir. Ancak fitık yeni doğanlarda, çoğunlukla erkek bebeklerde ve özelliklede preterm bebeklerde (ikizler erken doğar) görülür.

    Kasık fıtığında bağırsağın bir kısmı kasık kanallarından (aynı kanallardan testis skrotuma iner) birine doğru kayar ve kasığa gider. Bu durum, uyluğun karınla birleştiği yerdeki kıvrımlardan birinde yumru olarak ortaya çıkar ve bebek ağladığında dışarı firlayıp sakinleştiğinde içeri girer.

    Bağırsak skrotumun içine kadar inerse skrotumda şişme ve büyüme olarak ortaya çıkar ve skrotal fıtık olarak adlandırılır. Kasık fıtığı genellikle problem oluşturmaz ancak bazen “boğulur”. Fıtıklaşmış kısım kasık kanalını çevreleyen kaslar tarafından sıkıştırılır ve bağırsaklardaki kan akımı ve sindirim engellenir.

    Kusma, şiddetli ağrı ve hatta şok görülür. Bu nedenle bebeğinin kasığında veya skrotumunda bir şişkinlik fark eden anneler bunu en kısa zamanda doktorlarına bildirmelidirler. Fıtık boğulması en sık altı aylıktan küçük bebeklerde görüldüğünden doktorlar fıtık tanısı konulduğunda- bebeğin ameliyata uygun olduğunu düşünerek- bu fıtığın ameliyatla onarılmasını önerirler. Bu ameliyat genellikle basittir ve çok kısa bir süre hastanede kalmayı gerektirir (bazen bir gün).

  • Bebeklerde Göz Hastalıkları

    Genellikle gözde sulanma, akıntı, çapaklanma, kaşıntı, ağrı,yanma ve kızarma, bulanık görme, baş ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterir.

    Gözyaşı kanalında daralma: Gözyaşı kanalında çoğu kere doğuştan bir anomali bazen de burunda veya konjunktivit adını verdiğimiz gözdeki ince zar tabakasında oluşan kronik bir enfeksiyon nedeniyle darlık gelişebilir. Doğuştan gelen darlıklarda genellikle doğumdan sonraki 3. haftadan en geç 12. haftadan sonra gözden devamlı yaş geldiği görülür. Bu durum genellikle tek gözde, nadiren her iki gözde olur. Gözün iç taraftaki köşesinde bulunan gözyaşı kesesine parmak ucuyla burun köküne doğru bastırarak masaj yapılırsa bol miktarda akıntı ve irin geldiği görülür.

    Tedavi için, gözyaşı kesesine günde 2-3 defa yukarıda bahsettiğimiz gibi masaj uygulanması iyileşme süresini kısaltır. Gözyaşı kesesi içinde biriken sıvının iltihaplanmasını önlemek için doktorunuzun tavsiye ettiği göz damlalarını kullanmak gerekir. Bu uygulamalarla düzelmeyen darlıklarda kanalı genişletmek için ameliyat gerekebilir.

    Gözyaşı kesesinde iltihaplanma: Genellikle gözyaşı kanalının doğuştan veya sonradan daralması sonucu, kese tam boşalamayınca iltihaplanır. Gözün burun kenarındaki köşesinde bulunan gözyaşı kesesi iltihaplanınca ağrı, kızarıklık, şişlik, çapaklanma, ateş gibi şikayetlere yol açabilir. Tedavi için göz doktoruna gitmek gerekir.

    Kirpik kökü iltihabı (Blefarit): Göz kapağı kenarlarının iltihaplanmasıdır. Kızarıklık, göz kapağı kenarlarında kaşınma,yanma, şişme, kirpiklerin dökülmesi, göz yaşarması,gözde kızarma, kapak kenarlarında pulların yada yüzeysel açık yaraların oluşması gibi belirtiler olur. Doktorun tavsiye ettiği merhemler, günde 3 defa sıcak kompres uygulanması tedavide kullanılan yöntemlerin başında gelir.

  • Bebeklerde Kabakulak Hakkında Merak Ettikleriniz

    Solunum yolu ile, hastayla direkt temasla ve hastanın tükürüğüyle kirlenmiş eşyalarla bulaşır.

    Belirtileri hasta ile temastan 16-21 gün sonra ortaya çıkar. Bulaşıcılık etkisi belirtilerden 4 gün önce başlar 1 a gün sonrasına kadar devam eder. Mikrobu alanların % 40 kadarında hastalık ortaya çıkmadan bağışıklık oluşabilir.

    Hastalığın başlangıç döneminde erişkinlerde görulen ateş ve kırgınlık gibi şikayetler çocuklarda pek görülmez. Önce kulak memesinin altındaki tükürük bezlerinden biri şişer birkaç gün sonra diğeri şişer. Aynı anda şişmeye başlaması nadirdir. Ateş 40 dereceye kadar yükselebilir. Ateşin olmadığı vakalar da vardır. Şişlik 4-10 gün sürer. Kulak memesinin ucu yukarıya doğru kalkmıştır. Ağzın açılıp kapanması ağrılıdır. Ekşi yiyecekler tükürük salgısını uyardığından ağrıyaneden olur.

    DİKKAT: Hastalarda ateş, kusma, baş ağrısı gibi şikayetler varsa hastada menenjit başladığından şüphelenmek gerekir. Bu durum bazen hastalık düzeldikten sonra da olabilir. Kabakulağa bağlı beyin iltihabı bazen sağırlığa yol açabilir. Ergenlik döneminden sonra kabakulak çıkaranlarda %20 oranında testisler de hastalanır. Testislerde ağrı ve ateş görülür. Çift taraflı olursa ve iltihaptan sonra testislerde küçülme görülürse kısırlığa neden olabilir. Kız çocuklarında bazen yumurtalıklar iltihaplanabilir. Ateş, kusma, titreme, kuşak tarzında karın ağrısı ve bulantı gibi belirtiler pankreasın hastalandığını düşündürür. Buna bağlı olarak şeker hastalığı gelişebilir.

  • Bebeklerde Ateşi Düşürmek İçin Neler Yapılabilir?

    Öncelikle ateşli çocuğun üstü hemen açılmalı, üşüme ve titreme gibi belirtiler olsa dahi üzeri kesinlikle örtülmemelidir. Çocuğa kilosuna uygun miktarda ı doz ateş düşürücü şurup içirilmeli, hasta ilaç içmeyi istemiyor veya kusuyorsa ateş düşürücü fitil konulmalıdır.

    39 derecenin üzerindeki ateşlerde ise vücut ısısından 2-3 derece daha düşük ısıdaki suya batırılmış havlu veya bezler çocuğun bütün gövdesine, kollarına, bacaklarına ve alnına serilerek 3-4 dakika beklenir. Havlular alınarak tekrar suya sokulur sonra suyu sıkılarak tekrar çocuğun üzerine ve altına serilir. Bu işleme ateş düşene kadar devam edilir.

    Ateş 41 derece veya daha yüksek ise çocuğa ateşi düşene kadar vücut ısısından 2-3 derece düşük suda duş aldırılır. Bu uygulamalar için soğuk su kullanmak uygun değildir.  Bazen ateşi düşürmek için anne babaların vücuda sirke, alkol veya içinde aspirin eritilmiş su sürdüklerine şahit olmaktayız. Böyle bir uygulama gereksizdir. Yukarıda belirtildiği gibi sadece su kullanılmalıdır.

    Ateşli hastaların sıvı ihtiyacı daha fazla olduğundan sıvı gıdaları ve suyu daha fazla almaları gerekir. Bazı aileler daha önce başka bir ateşlenme sırasında doktorun çocuklarına verdiği antibiyotikleri tekrar alarak kullanma yoluna gitmekteler. Her ateşin sebebi ve tedavisi aynı olmayabilir. Bu şekilde belki de gereksiz veya yanlış bir ilaç kullanımı söz konusu olabilmekte, ilaçların dozu az veya çok olabilmekte hastaya fayda yerine zarar verilebilmekte, ayrıca bu tarz uygulamalarda mikropların ilaçlara karşı direnç kazanması daha sık görülmektedir. Hastanın tedavisini bir doktora bırakmak en doğrusudur.

    İlk müdahaleler bu şekilde yapıldıktan sonra ateşin düşüp düşmediğine bakılmaksızın tedavinin devamı için bir hekime gitmek gerekir. Hekimin verdiği ilaçları ateş düşünce hemen bırakmak doğru değildir. Hekim ne kadar kullanılmasını istediyse o kadar süre devam edilmelidir. Ateşin sebebi her zaman mikrobik hastalıklar değildir. Romatizmal hastalıklar ve tümörler de ateşe neden olabilir.

  • Hamilelikte Sigara Kullanımının Bebek Üzerindeki Etkileri

    Belki de gebelikte zararlı etkileri en yaygın olan madde sigaradır. Düşük, bebekte gelişme geriliği, erken doğum, plasentanın yerinden ayrılması, ani bebek ölümü ve doğum sonrasında solunum yolu hastalıklarına yol açabilir.

    Gebeliğin hangi döneminde bırakılırsa bırakılsın zararlı etkileri önemli ölçüde azalmaktadır. Gebelikte uyarıcı-uyuşturucu madde kullanımının uzun dönemli etkilerini inceleyen kontrollü bir çalışmada (Moe ve Slinning, 2001), maddeye maruz kalan bebeklerde daha düşük doğum ağırlığı, daha düşük kafa büyüklüğü tespit edilmiştir. Özellikle erkek çocuklarının daha kötü etkilendiği bildirilmiştir.

    Çok sayıda çalışma, gebelik döneminde sigara içiminin doğum öncesi ve sonrası gelişimi olumsuz yönde etkilediğini, daha yüksek bebek ölümü ve hastalık oranına ve bilişsel gelişim geriliğine neden olduğunu ortaya koymuştur. (Karabekiroğlu, 2008a) Çocuk ve ergenlerde davranış sorunlarına da neden olabildiği belirlenmiştir. Anne karnında nikotine maruz kalmanın dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile ilişkisini ortaya koyan çeşitli çalışmalar vardır. (Karabekiroğlu, 2008)

    Ayrıca gebelikte sigara içme ile çocukta davranış bozukluğu, suça eğilimli davranıştaki artış ilişkisi de oldukça belirgindir. Karşı gelme davranışı, agresif davranışlar ve aşırı hareketlilik 1.377 ikiz ile yapılan çalışmada anne karnında nikotine maruz kalma ile anlamlı olarak artmış olarak bulunmuştur.

  • Bebeklerde Hipospadias

    Oğlumun penisinin ucunda olması gereken delik ucunda değil ortasında bulunuyor.

    Zaman zaman doğum öncesi bebeğin gelişimi sırasında üretra (semen ve idrarı taşıyan boru) ve penis oluşurken bir şeyler ters gidebilir. Oğlunuzun durumunda glans boyunca ilerleyen üretra penisin ucuna değil ortasına açılır. Bu anormalliğe hipospadias denir ve ABD’de 1000 erkek bebekten 1 ila 3’ünde görülür.

    Üretranın penisin ucunda olduğu fakat tam da ucunda olmadığı birinci derece hipospadia küçük bir kusur olarak görülür ve tedavi edilmesi gerekmez. Deliğin penisin altında kaldığı ikinci derece hipospadiaslar rekonstrüktif ameliyatla iyileştirilir. Deliğin skrotumun yanında bulunduğu üçüncü derece hipospadiaslar da düzettilebilir fakat bu durumda iki ameliyat gerekir. Öndeki deri rekonstrüksiyonda kullanılacağından hipospadiaslı bebeklerin sünnet edilmemesi gerekir.

    Bazen kız bebeklerde de hipospadias görülür ve üretra vajina ya açılır. Bu da ameliyatla da düzeltilebilir.

  • Bebeklerde Kızamık Ile Ilgili Bilmeniz Gerekenler

    Hava yolu ile bulaşır. Tıp dilinde buna “damlacık yolu ile bulaşma” denir. Yani kızamıklı bir hastanın öksürmesi veya aksırması ile havaya yayılan ve orada bir süre asılı kalan mikroplar, bu havayı teneffüs eden insanların solunum yollarına girerek bağışıklık kazanmamış insanları hasta eder.

    Hastalık belirtileri, kızamıklı bir hastayla karşılaştıktan 10-12 gün sonra ortaya çıkar. Kızamıklı bir kişi ilk belirtilerin görülmesinden sonraki 7 gün boyunca hastalığı etrafına bulaştırabilir. Hastalığın ilk belirtileri, ateş, kırgınlık, öksürük, nezle, gözlerde çapaklanma ve kızarıklıktır.

    Bu dönemde ağız içine bakıldığında yanakların iç yüzeyinde sanki tebeşir tozu serpilmiş gibi beyaz noktacıklar görülür. 3 gün süren ateşten sonra alın ve kulak arkalarından başlayan sonra yüz, gövde, kol ve bacaklara yayılan kırmızı bir döküntü başlar. Döküntüler 3. günden sonra kahverengimsi bir renk alarak solmayave döküntülerin üzerindeki deri pul pul dökülmeye başlar.

    Döküntünün 3. gününden sonra ateş düşer. Ağızdaki beyaz lekeler kaybolur. Döküntülerden 3 gün sonra ateş hala devam ediyorsa, öksürük, inleme, sık nefes alma, kulak ağrısı, hastada dalgınlık, etrafa ilgisizlik varsa, kızamığın üzerine başka bir hastalık ilave olmuş olabilir. Hemen çocuğun doktoruna bilgi vermek gerekir.

    Tedavide antibiyotikler etkili değildir ve gereksizdir. Yatak istirahatı, sulu ve yumuşak gıdalar, gözlerin ılık su ile temizlenmesi, ateş düşürücü ve öksürük kesici ilaçlar verilerek hastanın şikayetleri azaltılmaya çalışılır. Kızamığın üzerine, orta kulak iltihabı, zatürree, beyin iltihabı vb. gibi hastalıklar ilave olursa onlara yönelik tedavi yapılır.

    Korunmanın en iyi yolu aşı olmaktır. Aşı ömür boyu korur. Kızamıklı birisiyle karşılaşan aşısız bir çocuk, 48 saat içinde aşı olursa aşı koruyucu etkisini gösterir.

  • Uyuyan Bebeğimin Solunum Problemi Mi Var?

    Herkes bebeğin soluk alıp almadığını kontrol etmemle alay ediyor. Bunu geceleri yapıyorum. Bazen çok sessiz, bazen de gürültülü nefes alıp veriyor.

    Sürekli bebeğinin solunumunu kontrol eden anne-babalar iyi bir espri konusu gibi görünse bile ilk defa bebek sahibi olduğunuzda siz de bundan kendinizi alamayabilirsiniz. Bu hiç de komik değildir. Bebeği yatırdıktan beş saat sonra uyandığınızda odaya tamamen sessizlik hakimse soğuk terler dökersiniz. Acaba kötü birşey mi oldu? Neden hala uyanmadı? Ya da beşiğinin yanından geçerken sessizce yattığını görürseniz onu sarsarak canlı olup olmadığını anlamaya çalışırsınız. Yüksek sesle horlar ya da sesli sesli nefes alıp vermeye başlarsa solunum problemi olduğundan şüphelenirsiniz. Siz de milyonlarca yeni anne-baba da.

    Bu davranış bir dereceye kadar normaldir ancak bebeğinizin değişken soluma biçimleri de normaldir. Yeni doğanın uykusunun çoğunluğu REM (hızlı göz hareketleri) uykusudur, bu sırada bebeğinizin nefes alış verişi düzensizdir. Uykusunda göz kapaklarının arkasında hareket eden gözlerini seçebilirsiniz. Bunun dışında bebek derin ve sakin bir uykudadır. Büyüdükçe REM uykusu azalacak ve daha derin uyuyacaktır. Siz de bebeğiniz sekiz saat deliksiz uyuduğunda sabah uyanıp uyanmayacağı konusunda daha az endişeli olacaksınız. Yine de çocuğunuz büyüyüp de evden ayrılana kadar onun nefes alış verişini kontrol etme huyundan (ara sıra da olsa) tamamen vazgeçemeyebilirsiniz.

  • 2 Aylık Bebeklerde İnmemiş Testisler

    Oğlum doğduğunda testisleri yerine inmemişti. Doktor testislerinin bir veya ikinci ayda karından inmiş olması gerektiğini söyledi, ama hala inmedi.

    Karın, testisler için tuhaf bir yer gibi görünebilir fakat öyle değildir. Erkeklerde testisler ve dişilerde yumurtalıklar fetüsün karnındaki aynı embriyonik dokudan gelişirler. Yumurtalıklar yerinde kalır. Testislerin gebeliğin sekizinci ayın da kasıklara ve oradan penisin tabanındaki keseye inmesi gerekir. Ancak zamanında doğan oğlan çocukların %3-4’ü ve erken doğanların üçte birinde bu olay görülmez. Sonuç inmemiş testislerdir. Testislerin gezici özellikleri nedeniyle, inip inmediklerini anlamak çok kolay olmayabilir.

    Normalde aşırı sıcakta testisler sarkar; bu, spermleri sıcaktan korunmak için bir mekanizmadır ve ortam soğuk olduğunda ya da ellendiklerinde vücuda geri çekilirler (aşırı soğuk ve yaralanmalara karşı koruyucu olarak). Bazı çocuklarda testisler aşırı duyarlıdır ve vücutta uzun süre saklanırlar. Genellikle sol testis sağdakinden daha aşağıdadır, bu da sağ testisin inmediği izlenimini verebilir (ve birçok çocuğun endişelenmesine yol açar).

    İnmemiş testislerin tanısı bebek sıcak banyodayken bile her iki testisin skroturnda bulunup bulunmadığına bakılarak konur. İnmemiş testisler idrara çıkma sorunu ağrı oluşturmazlar ve kendiliğinden inerler. Bir yaşına gelen 1000 erkek bebekten yalnızca 3 veya 4’ünde testisler hala inmemiştir. Bazen beş yaşına kadar inmediklerinde ameliyat önerilir.

  • Bebeklerde Hidrosefali Belirtileri Ve Tedavisi

    Hidrosefali, kafa içindeki su miktarının artması ile meydana gelen durumları açıklayan bir sorundur. Bu sorun ile dünyaya gelen bir bebekte, beyinin, beyin omurilik sıvsı üretme yeteneği ile o sıvıyı emme yeteneği arasında ciddi bir dengesizlik durumu vardır.

    Hidrosefali sorunu ile doğan bebekte, beyin omurilik sıvıs birikimi olur ve bu da ilk akla gelen, kafa büyümesine neden olur. Bu sorun, her toplulukta farklı oranlarda karşımıza çıkar, ancak ortalama miktar 1000 doğumda 1 vaka olarak görülür.

    Hidrosefalinin en belirgin semptomu anormal derece büyümüş bir kafadır. Çok sık olmasa da, bazı bebekler henüz anne karnındayken, başının normal doğumu olanaksız kılacak kadar büyüdüğü de görülebilir. Genel olarak görülen ise, doğum sırasında kafa orantısının normal olması, ancak doğumdan sonra hemen hızlı bir şekilde kafa büyümesidir.

    Hidrosefalinin, diğer bozukluklardan ayırt edilmesi ve nedeninin araştırılmasında, bilgisayarlı temografi, manyetik rezonans ve ultrasonografi yöntemleri kullanılmaktadır. Bilgisayarlı temografide, beyin dokusu, X ışınları ile bilgisayar ortamında değerlendirilir. Bu yöntem çok sık kullanılır ve en etkin yollardan biridir. Manyetik rezonans, bilgisayarlı temografi ile benzer olmasında rağmen, burada kullanan X ışınları yerine radyo dalgalarıdır ve çok güçlü manyetik alan kullanılması ile görünteleme elde edilir. Beyin omirilik sıvısının dolaşım yolununun gözükmesi açısından kullanılan en etkin yoldur. Ultrasonografi, yüksek frekanslı ses dalgaları ile kafa içindeki oluşumların gözükebilmesi için kullanılan yöntemdir. Doğum öncesinde, anne karnında bulunan bebeğin değerlendirilmesi için kullanılan en geçerli yoldur. Bu sürede, hidrosefali tanısının konulmasında oldukça etkilidir. Doğum sonrasında, bebeklerde bıngıldak kapanıncaya kadar, beyin boşluklarını göstermede kullanılır ve hidrosefalinin tanısında hem etkin hem de ucuz bir yöntem olarak bilinir. Yaş ilerledikçe, bıngıldak kapanacağı için bu yöntem tercih edilmez.