Hamilelik

  • Hamile Kadın Cinsellikten Neden Soğur?

    “Özellikle hamilelik döneminde anne adayı, hem hormonal faaliyetler nedeniyle hem de karnındaki çocuğunun zarar göreceği endişesiyle cinselliğe karşı ilgisini kaybedebilir ya da tamamen soğuyabilir” diyen Psikolog Serap Duygulu, anne adaylarının asıl problemlerini anlattı.

    Anne Adayının Eşinden Uzaklaşmasının Asıl Nedenleri

    • Erkeğin fiziksel görünümünde herhangi bir değişikliğin olmaması,
    • Erkeğin kadına göre daha rahat hareket edebilmesi,
    • Kadının erkeğin yanında kendini yetersiz ve ağır hissetmesi,
    • Hamileliğin ilerleyen dönemlerinde kadının ağırlaşması,
    • Çirkinleştiğini düşünmesi,
    • Hareket kabiliyetinin zayıflaması ve azalması,
    • Eşinin kendisini eskisi kadar beğenmeyeceği düşüncesine kapılması,
    • Yaşadığı sıkıntılara eşinin neden olması ve onun bu sıkıntıların hiçbirini yaşamadığını düşünmesi,
    • Çocuğuna iyi bir anne olmaya çalışacağına inanırken eşinin duyguları konusunda endişeye kapılması gibi nedenlerle de anne adayı eşine ve cinselliğe karşı tepkili ve mesafeli davranabilir.

    Kadın özellikle erkeklerin eşlerini aldattığını düşündüğü, hatta böyle bir beklentiye girdiği bu dönemde de eşini yine cinsellikten uzak bir tavır sergileyerek cezalandırabilir. Bu davranışın altında yatan düşünce aslında eşinin kendisine daha çok ilgi göstermesini sağlamaktır. Tuhaf bir biçimde evliliklerin sarsıntı yaşadığı, erkeğin dışarıya yöneldiği dönemin hamilelik dönemi olduğu da ilginç bir gerçek olarak ortada duruyor. Yapılan birçok araştırma sonucuna göre gerçekten de erkekler, eşlerinin hamileliklerinde evden uzaklaşabiliyor ve eşler arasında ciddi sorunlar yaşanabiliyor.

    Kadınların hamilelik dönemlerinde cinselliğe mesafeli ve ilgisiz davranmalarının bir diğer nedeni de kadın bedeninin dünyaya getirmek için büyük bir çalışma yürüttüğü bebeğin sağlıklı gelişebilmesi için salgıladığı hormonlarla alakalı bir durumdur. Normal şartlarda, normal sınırlarda olan birçok farklı hormon, hamileliğin başlamasıyla beraber oldukça fazla bir şekilde salgılanmaya başlar. Bu hormon karmaşasında annenin önceliği genellikle bebeğin sağlıklı olarak gelişimini tamamlaması ve doğması gibi endişelere doğru yön değiştirir. Artık seks ve eşiyle sürdürdüğü cinsel beraberlik eskisi kadar önemli olmayabilir. Bu duygu durumları ya da duygusal karmaşalar da aslında bir anlamda hoş görülebilir.

  • Hamilelik Seks Yapmaya Engel Mi?

    Anne-baba adaylarının, bebek bekledikleri andan itibaren yaşamlarında birtakım değişimler başlar. İlk önce anne karnındaki bebeğin konforu sağlanır. Hamilelik döneminin başlangıcından itibaren yaşam kalitelerinde, beslenme, uyku ve sosyal yaşam gibi daha birçok konuda fedakarlıkta bulunulur. Bunların yanında cinsel yaşam da değişime uğrar. Hamilelik süreci ilerledikçe aynı yatakta, fakat birbirlerinden uzak durarak bir 9 ay geçirilir. Duygusal anlamda çiftlerin birbirlerine fazlasıyla ihtiyaç duydukları bu dönemde korkulardan sıyrılıp uzmanların önerilerine kulak vermekte yarar var.

    Hamilelikte seks

    Cinsellik, vücudun ihtiyaçları arasındadır ve kişisel bir istek, bir tercih değil bir dürtüdür. Gelişmekte olan ülkelerde hala tabu olma özelliğini koruyan cinsellik, hamilelik döneminde annenin takındığı kutsallık imajı altında geri planda kalır. Ayrıca anne adayı bu konuda doktoruna danışmaktan çekinir. Normal fizyolojik bir hamilelik süreci geçiren anne adaylarının hamileliğin son 4 haftasına kadar cinsel yaşamlarım kısıtlamasını gerektirecek herhangi bir durum söz konusu değildir. Ancak son haftalarda, sperm içerisinde bulunan prostoglandin isimli maddenin, uterus kaslarında kasılmaya yol açıp erken doğuma neden olma ihtimalinden cinsel ilişki önerilmemektedir.

    Aylara göre cinsel yaşam

    Genel olarak kadının cinsel yaşamındaki hareketlilik ilk 3 ayda azalır, ikinci 3 ayda artar, son 3 ayda tekrar azalma gösterir. Bunlara göre;

    İlk 3 ay

    Annelik içgüdüsünün yerleşmeye başlaması, annenin bebeği kaybetme korkusu ve genellikle bu dönemde yaşanılan hamileliğe bağlı bulantı ve kusma durumu ilk 3 ayda cinselliğe soğuk yaklaşılmasına sebep olabilir. Pek çok çift bu dönemde cinsel ilişkiye girmenin düşüğe yol açacağını düşünür ya da bu dönemde yaşanılan kayıplar cinsel ilişkiye bağlanır. Ancak bu dönemde yaşanılan düşükler genellikle fetüsteki genetik bozukluklara bağlıdır.

    İkinci 3 ay

    Annenin hamileliğe daha çok alışması, göğüslere ve cinsel organlara giden kanın artışıyla beraber, cinsel dürtüler normale dönebilir, hatta artabilir. Bu nedenle hamileliğin 2. trimesterinde (2. üç aylık periyot) cinsel ilişki sayısı artabilir, normalden farklı olarak ardı ardına orgazm olma durumu gözlenebilir.

    Son 3 ay

    Annenin kilo alması, büyük bir karın, hareket kısıtlılığının artması, sırt-bel ağrılarının artması, vulvadaki artan ödeme ve mantar enfeksiyonundaki artışa bağlı olarak, ilişki sırasında ağrı hissedilmesi yine anne adayını cinsellikten uzaklaştırabilir. Cinsel ilişki sırasında penis fetusla kesinlikle temas etmeyeceğinden cinsel ilişki bebeğe zarar vermez. Anne karnındaki bebek, uterusun kasları, hamilelik kesesi ve kese içindeki amnion sıvısı dış etkilere karşı koruma altındadır. Orgazm, uterus’un kasıcı etkisi olan oksitosin salınımına neden olsa da, kesinlikle doğumu uyarıcı veya başlatıcı düzeyde olmayacaktır. Yine de aşırı meme başı uyarımı da bu etkiye sebep olacağından aşırı meme başı uyarısından kaçınılmalıdır. Sakıncalı durumlar Bazı durumlar haricinde normal giden bir hamilelik seyrinde cinsel ilişkide kısıtlama yoktur.

    Bu özel durumlar şunlardır

    • Erken doğum ve düşük riski mevcut olan veya daha önceden tekrarlayan hamilelik kayıpları olanlar,
    • Hamileliğinin herhangi bir döneminde sebebi açıklanamayan vajinal kanaması olanlar,
    • Yine erken doğum ve düşük riskini artırdığından dolayı servikal kanal yetmezliği olanlar,
    • Plasenta previa dediğimiz (plasentanın rahim kanal ağzını lam veyu parsiyel kapaması) durumun eşlik ettiği durumlar,
    • Partnerde cinsel yolla bulaşan hastalığın görülmesi ve tedavisi tamamlanıncaya kadar olan süreç,
    • Tek hamilelikte son 1 ay, çoğul hamileliklerde ise 6. aydan sonra cinsel birleşme kesinlikle sakıncalıdır.
  • Hamilelikte Oral Seksi Denediniz Mi?

    Peki, cinsel hayatın etkilenme nedeni gerçekte nedir?

    Bazen çiftler bebeğe zarar gelecek düşüncesi ile cinsel hayatlarını durdurmaya ya da ilişkilerinde cinselliği unutmaya gidebilirler.

    Peki, bu durumda ne yapmak gerekir?

    Tecrübe ile hangi pozisyonun sizin için daha rahat olabileceğinizi anlayabilirsiniz. Misyoner pozisyonu (erkek üstte) annenin karnı zamanla büyüdükçe anneyi zorlayabilecek bir pozisyondur.

    İşte size tavsiyeler:

    • Eşiniz sırt üstü yattığında, birleşme anında hiçbir şekilde karına ağırlık yüklenmemelidir. Kontrollü olunmalıdır.
    • Eşiniz sağlam bir sandalye oturmalı.
    • Yan yana yatarak arkadan birleşme sağlanabilir.
    • Yan yatıp eşinize yüzünüzü döndüğünüzde arkanıza bir yastık koyarak destek veriniz. Bu pozisyonda belinize yüklenebilecek en büyük ağırlık eşinizde olacaktır.
    • Yatağın ayak ucuna gelecek şeklide dizlerinizin ve dirseklerinizin üzerinde eğilerek durunuz. İlk 3 ay sonrasında eğer karnınız rahat değilse bir tarafınıza yastık koyarak destek alınız.
    • Dizlerinizin ve dirseklerinizden yardım alınız. Eşiniz dizlerinin üzerine eğilerek arkanızdan ilişkiyi deneyebilir.

    Partnerlerin oral seks yapması

    Genelde bu yöntem güvenlidir. Fakat eşiniz genital bölgenize fazla hava vermemelidir. Fazla hava baskısı kan dolaşımında pıhtılaşmaya sebep olur. Çok ender olabilecek bir şeydir. Fakat bebeğin yaşamını etkileyebilir. Diğer bir nokta ise eşinizde uçuk var ise oral seksten o dönem için uzak durmak.

    Eğer partnerinizin HIV virüsü taşımadığına emin değilseniz, diş kanaması ya da ağızdaki küçük kesiklerin olup olmadığı göz önünde olmalıdır.

  • Güvenli Seks İçin Önerilen Pozisyonlar

    Hamilelikte yaşanan psikolojik ve fizyolojik değişimler kadında yorgunluk, halsizlik, uyku bozuklukları gibi genel sağlık problemlerini beraberinde getirir. Hamilelikle birlikte oluşan değişikliklerden en çok etkilenen de çiftlerin seks hayatıdır.

    Bazı anne adayları hamilelikleri boyunca yoğun orgazm yaşarken, bazıları da korkudan cinsel yaşamlarına bir süre ara verirler. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nevra Topalismailoğlu; “Hamilelikte cinsel istek artışına rağmen, cinsel ilişkinin rahim ağzının açılmasını kolaylaştıracağı, erken doğuma neden olacağı, damarların açılıp kanayacağı ve erkek cinsel organının bebeğe zarar vereceği düşünülerek cinsellikten kaçınılır. Oysa hamilelikte seks, sanılanın aksine erken doğuma neden olmaz. Hatta bazı çalışmalarda, yaşanan orgazm sırasında bebeğin hareketlerinin ve kalp hızının düzenli artış gösterdiği saptanmıştır” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

    “Erkek cinsel organının, bebekle fiziksel bir teması olması tıbben mümkün değildir ve yaşanan cinsel birliktelik çocukta bir sakatlığa (inanılan batıl inançların aksine) sebep olmaz. Ayrıca rahim ağzı kanalındaki salgının koyulaşması ile oluşan tıkaç, bakterilerin ve spermin rahim içine girmesini engelleyen bir bariyer görevi görür.”

    Hamilelikte cinsel ilişkinin sakıncalı olduğu durumlar

    • Düşük tehlikesi varlığı
    • Sebebi açıklanamayan vajinal kanama
    • Hamilelik kesesinin erken açılması ve suların erken gelmesi durumu
    • Plasenta previa (bebeğin eşinin aşağıda olması)
    • Erken doğum tehlikesi
    • Partnerin cinsel temasla bulaşan hastalık taşıyıcısı olması
    • Hamillerde aktif kondilom, genital siğil-HPV lezyonlarının varlığı
    • Çoğul hamileliklerde son 3 ay
    • Tekil hamileliklerde son 1 ay

    Güvenli bir seks için öneriler

    • Yasak olduğu durumlarda ilişkiye girmemek gerekir.
    • Cinsel ilişki sonrası kanama olursa, doktorunuzu mutlaka haberdar etmelisiniz.
    • Hamilelikte, cinsel ilişki sayısında kısıtlama yoktur, fakat aşırıya kaçmamak gerekir. İlişki sırasında karın ve rahim fazla zorlanmamalıdır.
    • Kimyasal kayganlaştırıcılar kullanılmamalıdır.
    • Meme uçlarının fazla uyarılması oksitosin ismindeki hormonu salgılatıp, erken doğuma sebep olabilir. Meme uçlarındaki hassasiyete dikkat etmek gerekir.
    • Spermin içindeki prostaglandin ismindeki bir madde, rahim ağzını uyarıp, rahim kasılmalarına sebep olabilir. İlişkide spermin, vajina içine akmasına engel olmak gerekebilir. Prezervatif veya geri çekme metodu kullanılabilir.
    • Prezervatif aşırı esanslı olmamalı ve kimyasal maddeler içermemelidir. Normal, basit prezervatifler tercih edilmelidir.
    • Önerilen cinsel pozisyonlarda ilişkiye girmeye özen gösterilmelidir.

    Güvenli bir seks için önerilen pozisyonlar

  • Hamileyken Bakımlı Olmak Çok Kolay

    Hamilelikte Saçlar Gürleşiyor

    Gebelik döneminde saçlar döngüsünün en güzel aşaması olan büyüme dönemine girer. Dolayısıyla gebelikte saç dökülmesi azalır, neredeyse durur, hatta gürleşebilir. Dolayısıyla gebelik döneminde saç dökülmesi varsa altta yatan başka bir sağlık sorunu olabileceği bilinmeli ve bu durum doktor ile paylaşılmalıdır. Saçlar için tatsız dönem gebelik sonlandığında başlar. Çünkü bu dönemde saçlar dinlenme dönemine girer ve bu dönem gebelik sonrası 8 aydır ve bir yıla kadar uzayabilir. Bu dönem doğal kabul edilir ve bir yıldan sonra saçlar dengeye ulaşır.

    Saçların gebelik süresince özelliklede ilk 3 ay içinde kimyevi boyalarla boyanmaması, işlem yaptırılmaması sağlıklı olacaktır. Saçlarda bekletilen bu boyalardaki kimyevi maddelerin saçlı deriden emilerek veya solunum yoluyla sistemik dolaşıma geçme riski nedeniyle bu dönemde yapılmaması doğru olacaktır.

    Hamilelik Döneminde Batıklara Dikkat!

    Gebelik döneminde değişen hormonların etkisiyle tırnaklar yumuşayıp incelerek kolay kırılır hale gelebilirler. Oje ve tırnak cilaları da tırnaklardaki bu durumu kötüleştirebilir.

    Gebelik döneminde alınan kilolar özellikle ayak tırnaklarında tırnak batmasına yol açabilir. Dolayısıyla tırnakları içe kıvrık değil; düz ve derin olmadan kesmekte fayda vardır. Gebelik sonrasında çok basit bir işlemle bu batıklar tedavi edilebilir.

    Eller ve ayaklarda kurumalar çatlaklar ve ekzemalara eğilim bu dönemde artacağı için özellikle elleri deterjanlı sulardan uzak tutmak; gerekli ise eldiven kullanmak gerekir. Ellere ve tırnaklara bol nemlendirici krem kullanmak faydalı olacaktır.

    Kahverengi Lekelerin Kalıcılığı Nasıl Önlenir?

    Gebelikte yüzde kahverengi koyu lekelenmeler (gebelik maskesi) hormonal değişiklikler sebebiyle sık görülen bir durumdur. Bu dönemde bu lekelerin kalıcılığını azaltmak için yüze en az SPF 30 güneş koruyucu bir nemlendirici kullanmakta fayda var. Gebelik sonrasında ise bu lekelerin tedavisinde leke açıcı kremler ve kimyasal peeling yöntemi oldukça etkilidir.

    Gebelik döneminde ciltte kurumalar zaman zaman kaşıntılar sık görülen bir durumdur. Bu sebeple genel vücut neminin sağlanması için dermatologun önerisiyle alınan bir nemlendirici günlük bakımda ve özellikle de duştan sonra düzenli kullanılmalıdır.

    Gebelik dönemine özel bazı deri hastalıkları kendisini yoğun kaşıntılar, kırmızı kabarıklıklar ve içi su dolu kesecikler şeklinde gösterebilir. Bu durumda mutlak bir hekime başvurmak hem anne hem bebek sağlığı için çok önemlidir.

    Çatlakları Önlemek için Duştan Sonra Masaj Yapın

    Gebeliğin ilerleyen aylarında kırmızı, kahverengi ciltten hafif çökük çatlaklar karın ve göğüs bölgesinde daha belirgin olmak üzere; kalçalarda ve bacak iç kısımlarında da gelişebilir. Bunlar dermal bağ dokusunun liflerinin zorlanması ve dermal elastik liflerin kopması, derinin fazla gerilmesi sonucu oluşur. Aşırı ve hızlı kilo alımı, genetik yatkınlık, çoğul gebelikler sebeptir. Bu durumu önlemek için daha gebeliğin başlangıç aşamasında bir dermatologun önereceği çatlak gelişimini önleyici krem kullanmak faydalı olacaktır. Bu kremlerin gün içinde bir kaç kere ve özellikle duştan sonra karın, göğüs bölgesi, kalça üzeri ve bacak iç yanlarına cilde masaj yapılarak uygulanması faydalı olacaktır.

  • Hamilelik Testi Nasıl Yapılır?

    Hamilelik bir erkeğin sağlıklı olan spermi ile yine sağlıklı bir kadının  yumurtalık hücresiyle  birleşmesi sonucu döllenerek başlamış olur. Döllenme başladıktan sonra hamileliğin 8.haftasına  kadar bebeğe embriyo bu haftadan sonraki dönemde de bebeğe  fetüs denir. Embriyo rahim içine döllenmeden 5 – 6 gün sonra  yerleşir. Sonrasında BETA-HCG hormonu olarak adlandırılan hamilelik hormonunun salgılanması olur. Hamilelerin kan testlerinde yapılan BETA-HCG hormonu genellikle  idrar testinde ya da ultrason ile görülemeyen hamilelik testlerinin yerine tercih edilir.Hamilelik testlerinde  BETA-HCG hormonunun değeri hamilelik hakkında doğru netice vermesi açısından çok önemlidir.

    BETA_HCG testi nedir? ne işe yarar?

    Hamileliğin ilerleyen zamanlarında kanda bulunan  BETA-HCG hormonunun değeri  zaman ilerledikçe artar. Daha sonrasında hamilelik artık idrar tahlili sonuçlarında da pozitif çıkmaya başlar. Kanda bulunan hamilelik hormonu  BETA-HCG’nin değeri aylık düzenli olan  adet döneminin gecikmesini bile beklemeden  hamilelik hakkında bilgi alınabilir. İdrardan yapılan testlerin sonucunda  hamilelik değerleri yüksek çıkarsa yanılma ihtimali yok denecek kadar azdır.Buna karşılık değer düşük [ negatif ] çıkarsa erken hamilelik olabilir.

    Hamilelik Testinde İdrar Tahlilinin Önemi

    İdrar tahlillerinden bakılan hamilelik testinin en doğru neticesini almak için adet zamanının gecikmesiyle yapılmalıdır. Çünkü hamilelik hormonu olan BETA-HCG ilkönce kanda sonra idrarda oluşur. Ondan sonra  hamilelik artık idrar tahlilinde de belli olur. Hamilelik bayanların belli dönemlerinde gerçekleşir [ aylık yumurtlama zamanlarında }.Bununla birlikte anne rahminin içine ulaşıp yerleşmesi  6 – 10 gün gibi bir zaman alır. BETA-HCG hormonunun kanda daha sonrada  idrarda belirmesi belli bir zaman alır ve sonrasında hamilelik başlamış olur. BETA-HCG hormonu kan tahlilinden sonra 15 gün içinde idrar tahlilinde de görülmeye başlar.

  • Ay Ay Hamilelik Gelişimi

    – Düzenli olan adetinizi olmadınız ve sabah bulantınız başladı. Bunlar genellikle hamileliğin ilk belirtileridir. Adetinizin ilk olarak olmadığı bu dönemde yaklaşık 2 haftalık hamilesiniz demektir.Bulantı, kusmanın yanında tükrük salgısında da artış olabilir.
    – Plasenta oluşmuş ve hormon yapmaya başlamıştır. Plasenta , bebeğinizin beslenmesini ve gelişmesini sağlayacak kordondur. Bebek gelişirken,bebeğinizi koruma görevi olan amniyotik sıvı da oluşmaya başlar.
    – Göğüslerinizde hassasiyet, şişkinlik hissetmeğe başlarsınız.
    – Rahminiz büyümeğe başlamıştır , ancak siz hissetmezsiniz.
    – Kendinizi yorgun hissedebilirsiniz,uyku düzensizliği , midede hazımsızlık sık idrara gitme gibi şikayetleriniz olabilir.
    – Yiyeceklere veya sadece bazılarına karşı aşırı istek duyma veya isteksizlik olabilir.
    – Annede mizaç değişiklikleri olabilir.İlk 3 ay bu değişiklikler görülebilir. Zaman zaman iyi hissederken ,zaman zaman sinirli, aksi,dargın ağlamaklı davranabilirsiniz. Bu duyguları birarada ve içiçe yaşayabilir, özellikle babanın destek olması hamileliği anne açısından kolaylaştırır.
    -Korku , kaygı,neşe , stres yaşayabilirsiniz.

    Bebeğinizdeki değişiklikler :

    Yumurta ve sperm birleşmiş , döllenme oluşmuştur. Babanın spermi , bebeğin cinsiyetini belirler. Bebeğiniz embriyo denen bir hücreden gelişir, bu dönemde bir baş ve vücuda sahiptir.

    Bebek amniyotik sıvının içinde bir kesede büyür. Beyni , gözleri , ağzı, iç kulakları ve sindirim sistemi gelişmeğe başlar. Sinir sistemi, beyni, kalbi ve akciğerleri şekillenmeğe başlar. Kulakları küçücük nokta şeklindedir, gözleri ve burnu oluşmuştur. Kol ve bacakları şekillenmeye başlamıştır. Bu ayın sonunda embriyo elma çekirdeği kadar, yaklaşık 6 mm büyüklüğündedir.

    Muayene ve Laboratuar Tetkikleri :

    – Ayrıntılı bir fiziksel muayeneniz yapılmalı, kontrolünüzde doktorunuz yapacaktır.
    – Aile öykünüzü doktorunuza aktarmalısınız.
    – Tansiyonunuz ölçülmeli ve kaydedilmesi uygun olur.
    – Kan grubu , kan sayımı, kan şekeri, karaciğer testleri vb. testler yapılmalıdır.
    – İdrar tahlili yapılmalı.
    – Pap – smear testi yapılmalı.
    – Bel soğukluğu, sarılık, frengi, AIDS, klamidya, herpes gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yönelik inceleme yaptırmalısınız.
    – Orak hücreli anemi ( kansızlık ) , talasemi, akdeniz anemisi ve tay-sachs hastalıklarına ilişkin testler yaptırmalısınız.

    Gebelikte-Hamilelikte 2. Ay Bebek Gelişimi

    Sizdeki değişiklikler

    Göğüslerinizde dolgunluk, şişlik ,hassasiyet ,göğüs ucunda koyulaşma görülür.
    – Plasenta gelişir ve daha fazla hormon salgılamaya başlar.
    – Vagina civarındaki dokularda bebeğin beslenmesine yardımcı olan damarlar mavimsi görünür.
    – Kendinizi daha yorgun ve enerjisiz hissedebilirsiniz.
    – Rahatsız edecek düzeyde kusma ile birlikte veya tek başına sabah bulantılarınız olabilir.
    – Kabızlık, idrara sık gitme midede yanma, hazımsızlık, yiyeceklere aşırı istek veya isteksizlik, uykusuzluk şikayetleriniz olabilir.
    – Kan hacminiz biraz artmıştır, hamilelik sonunda bebeğin ihtiyacını karşılamak için % 45- 50 fazla kana sahip olacaksınız.
    – Arasıra baş ağrıları, baş dönmesi veya fenalaşma hissi yaşayabilirsiniz.
    – Karın görünür derecede büyür, ancak belirgin kilo artışı olmaz. Rahim sıkılmış bir yumruk büyüklüğündeyken greyfurt büyüklüğüne ulaşır. Bu büyüme sırasında karın krampları, sancılar hissedebilirsiniz.
    – Sinirlilik, ağlama isteği, duygusal değişiklikler, korku, neşe, kaygı duyabilir, mantıksız davranışlarda bulunabilirsiniz.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: ay ay gebelik gelişimi resimli, ay ay hamilelik görüntüleri, uzmantv ay ay hamilelik gelişimi, ay ay gebelik gelişim tablosu, ay ay gebelik gelişim, ay ay ikiz gebelik gelişimi, hamile bayanda ay ay ne gibi degişikler olur, hamilelikte ay ay bebek gelişimi video

    Bebeğinizdeki değişiklikler :

    – Böbrek, kalp, sinir sistemi gelişmeye başlar, kalbi dakikada 150 kez çarpmaya başlar. Beyin,omurilik bağlantısı oluşur. Hipofiz bezi şekillenir. Esas organ ve sistemleri tamamen olmasa da gelişir. Organ gelişimi nedeniyle kritik bir dönemdir.
    – El ve ayak parmakları, dizleri ve dirsekleri gelişmeye başlar, bacakları uzamaya, kolları gelişmeye ve elleri bilekten esnek hal almaya başlar.
    – Kemikleri sertleşmeye , kıkırdak dokuları oluşmaya başlar.
    – Yüz özellikleri daha belirginleşir. Gözleri, göz kapakları ve burun delikleri şekillenmeye başlar.
    – Embriyo bu ayın sonlarına doğru fetus adını alır. Fetus sürekli yer değiştirir, hareket eder ancak siz henüz hissetmezsiniz.
    – Yaklaşık çilek büyüklüğünde 2,5 cm kadardır. Ağırlığı 10g civarındadır, vücudun 1/3 ünü baş oluşturur.

    Muayene ve laboratuar tetkikleri :

    – El veya ayaklardaki ödem , varisler için bacak muayenesini de kapsayan ayrıntılı fizik muayene ve pelvik muayene yapılmalı.
    Leğen kemiğinizin yapısı , ölçüleri için pelvik muayene önemlidir.
    – Kan tetkikleri; kan sayımı, kızamık, kızamıkcık ölçümü, frengi için serolojik test, hepatit B bakılmalı.
    – Kan basıncı, kilonuz ölçülmeli
    – İdrarda şeker, protein, bakteri miktarlarına bakılmalı.
    – Pap smear yapılmalı
    – Bel soğukluğu kültürü yapılmalı

    Gebelikte-Hamilelikte 3. Ay Bebek Gelişimi

    Sizdeki değişiklikler

    – Göğüslerde dolgunluk, hassasiyet, göğüs ucunda koyulaşma görülür ve mavi damarlar görünür hale gelir.
    – Rahminizi küçük bir yumru gibi pubik kemiğin üzerinde hissedebilirsiniz, yumuşak , dolgun ve daha büyüktür. Büyüklüğü leğen kemiğini dolduracak kadardır. İdrar kesesini sıkıştıracağı için daha sık idrara çıkabilirsiniz.
    – Plasenta gelişiyor ve daha fazla hormon üretir.
    – Vaginal akıntı beyaz renkte, daha yoğun ve yapışkan hale gelir.
    – Kendinizi biraz daha yorgun ve enerjisiz hissedebilirsiniz. Uykusuzluk, mide şikayetleriniz devam edebilir.
    – Sabah hastalığı olarak bilinen bulantılar bu ayda devam eder.
    – Hamilelikte barsak hareketleri yavaşladığı için kabızlık görülebilir.
    – Vücudunuzdaki kan miktarı hamilelikte arttığından, akciğerler, kalp, böbrekler daha çok çalışır, karın bölgesi ve bacaklarda kan desteğinin artması nedeniyle toplar damarlar daha görünür duruma gelir, yani varisler oluşabilir.
    – Zaman zaman başağrısı , başdönmesi ve fenalaşma hissi yaşayabilirsiniz.
    – Yemeklerden iğrenme ve aşerme görülebilir.
    – Bel ve göğüs bölgesi büyüdüğünden kıyafetlerinizi dar hissetmeye başlarsınız.
    – Bazı kadınlarda , yüz ve boyunda düzensiz, değişik şekillerde kahverengi lekeler görülebilir. Hamilelik maskesi (kloazma) denen bu lekelerin hamileliğin sonunda tamamen ya rengi açılır yada kaybolur.
    – Kısa süre için , göbeğinizin üstünden aşağıya doğru uzanan vertikal koyu çizgi oluşması beklenir. Cildinizdeki gerilme nedeni ile rahatsızlık duyarsınız , göğüs , karın, kalça bölümlerine yumuşatıcı losyon sürerek ovabilirsiniz.
    – Vücut görünümünüz pek fazla değişmemiştir.
    – Fiziksel olarak hala hamile gibi görünmeseniz de duygusal olarak hızlı iniş çıkışlarınız olabilir. Mizaç değişiklikleri bu dönem sıktır. Aile olma ile ilgili dalgalanmalar, neşelenme, kaygı, huzursuzluk hissetmeniz tamamen normaldir. Sinirli, alıngan, gergin, ağlamaklı duygusal dönemleriniz hamileliğiniz süresince devam edebilir, ancak bebek doğumundan sonra düzelir.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: ay ay hamilelik bebeğin gelişimi resimleri, ay ay gebelik gelişimi boy kilo, ay ay gebelik gelişimi uzman tv, ay ay gebe gelişimi, bebeğin gelişimindeki ay ay embriyonun hali resimli, ay ay hamilelik, ay ay hamilelik hesaplama, ay ay hamilelik belirtileri

    Ense pilisi kalınlığı

    Başta Trizomi 21 ve Trizomi 18 olmak üzere çeşitli kromozom anomalilerinin bir kısmında, fetuslarda ense kalınlığının bölgedeki sıvı birikimine bağlı olarak arttığının gözlenmesiyle birlikte bu ölçümün prenatal tanıda uygulanabilirliği hakkında teoriler üretilmeye başlanmıştır.

    Fetusun ense pilisi kalınlığı trizomi dışında çok çeşitli nedenlere bağlı olarak artabilir. Bunlar arasında kistik higroma adı verilen sıvı birikimi yıllardan beri Turner sendromu (45 XO şeklindeki kromozom anomalisi) ile ilişkili olduğu bilinen bir durumdur. Gerçekten de kistik higroma tanısı konan ve bu nedenle ileri inceleme yapılan bebeklerde %70 oranında Turner sendromu adı verilen kromozom anomalisine rastlanmaktadır.

    Fetusta kalp hastalıkları, akciğer hastalıkları, iskelet yapısıyla ilgili hastalıklar, konjenital enfeksiyon ve diğer hastalıklara bağlı olarak da ense kalınlığı artmış bulunabilmektedir.

    Beta HCG ve PAPP-A

    Kandaki beta HCG seviyesi gebelik ilerledikçe azalmaktadır. Trizomili bebeklerde bu azalma çok daha yavaş olmaktadır. 11.-14. gebelik haftaları arasındaki ölçümler Trizomi 21 olan bebeklerde bu azalmanın daha yavaş olduğunu doğrulamaktadır.

    PAPP-A adı verilen madde ise gebelik ilerledikçe artan bir maddedir. Yine trizomili bebeklerde bu artışın normalden daha yavaş olduğu gözlenmiştir. Henüz yeni olan bu yöntemin uygulanmasında temel sorun ense kalınlığının doğru ölçülmesidir. Bu ölçüm ise sanıldığı kadar kolay değildir. Ense pilisi kalınlığını milimetrenin onda birini ölçecek hassasiyette ultrason aletleri kullanılmalı ve ölçüm esnasında gebelik haftasındaki normal anatomik yapılar (amnios zarı) fetusun ense pilisinden ayırt edilebilmelidir. Bu da tecrübe gerektirmektedir. Yine fetusun bu gebelik haftalarında hareketlenmeye başlamış olması, ölçümün hassas bir şekilde yapılabilmesi için bazen 20 dakika ve hatta daha uzun süren sabırlı bir bekleyişi zorunlu kılmaktadır.
    Sonuç olarak, incelemede bebeğin BPM’si, ense kalınlığı, anne adayıyla ilgili bazı bilgiler, kan ölçüm sonuçları bilgisayara girilmekte ve bilgisayar programı bu verileri aynen üçlütestteki gibi Down sendromu oluşma riskine dönüştürmektedir.

    Muayene ve laboratuar tetkikleri

    – Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.
    – İdrar tetkiki yapılmalı.
    – Ciddi doğum defektleri açısından alfa feto protein (AFP) vs. düzeyi ölçülerek bebekle ilgili riskler araştırılmalıdır. Amniyosentez denen yöntemle bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan alınarak incelenir. Amniyosentez, 35 yaşın üstünde veya doğum defekti öyküsü varsa yapılmalıdır, buna doktorunuzun karar vermesi uygun olur.
    – Varis oluşumu açısından bacakların muayenesi yapılmalı.
    – Bebeğin kalp atışları muayene edilmeli.
    – Fundusun yüksekliği ölçülmeli.
    – Karın muayenesi ile rahminizin büyüklüğüne bakılmalı.

    Üçlü test

    Üçlü test tüm anne adaylarına 16.-18. gebelik haftaları arasında önerilen bir kan testidir. Anne adayından alınan kanda üç ayrı hormon ölçümü yapılır. Hormon ölçüm sonuçları, anne adayının yaşı, kilosu, sigara kullanıp kullanmadığı gibi değişkenler ve gebelik haftasıyla birlikte özel bir bilgisayar programına girilerek işleme tabi tutulur. Bu işlem neticesinde anne adayının bebeğinde Trisomi 21 (Down sendromu), Trisomi 18 ve nöral tüp defekti (NTD) varolma olasılığı belirlenir. Hazırlanan üçlü test raporunda bu üç anormal durum için risk ayrı ayrı belirtilir

    Anne adayından uygun gebelik haftasında alınan kanda ölçülen hormonlar gebelik testi bahsinden de tanıdığınız hCG (human chorionic gonadotropin) hormonu, büyük kısmı bebeğin karaciğerinden salgılanarak anne adayının kanına geçen AFP (alfa fetoprotein) hormonu ve uE3 (konjuge olmayan estriol) adlı hormondur. Bu hormonların anne adayı kanındaki değerleri gebelik haftalarına göre önemli değişiklikler gösterir.

    Üçlü testin doğruluğu

    Üçlü testin verdiği rakamlar nispeten geçerli rakamlardır. Yukarıdaki özelliklere (yaş, kilo, hormon değerleri ve gebelik haftası) sahip 37000 anne adayının bebeklerinin doğumu hakkında bilgi sahibi olma imkanımız olsa, bunlardan birinin Down sendromlu bebek doğurduğunu görebiliriz. Benzer şekilde Down sendromlu bebek doğurma riski örneğin 1:230 olarak belirlenmiş aynı özelliklere sahip 230 anne adayından birisi Down sendromlu bebek doğuracaktır.

    Unutulmaması gereken en önemli nokta üçlü testin tanı koymadığı yanlızca tarama yaptığıdır. Tarama testlerinin amacı belli bir hastalık açısından riski yüksek olan kişileri belirlemek, yani bir hastalığın esas tanısını koyduracak testin kimlere uygulanmasının gerekli olduğunu belirlemektir. Dowwn sendromunun kesin tanısı amniosentez ile elde edilen fetal hücrelerin kromozomlarının incelenmesiyle konur. Amniosentezi her anne adayına uygulayamayacağımıza göre, kimlere uygulamamız gerektiğini bilmeliyiz. İşte üçlü test bunun ayrımını yapmada bize yardımcı olur.

    Üçlü testin doğruluğunu kısıtlayıcı en büyük faktör bebeğin gebelik haftasının yanlış değerlendirilmesi, kilonun hesaba katılmaması ve çoğul gebelik olgularının gözardı edilmesidir. Gebelik haftası belirlenirken anne adayının belirttiği son adet tarihi ultrasonla mutlaka teyid edilmelidir.

    Üçlü testte patoloji çıktığında ne olur?

    Down sendromu riskinin yüksek çıkması:

    Down sendromu riski 1:200 ve daha yüksek çıktığında (örneğin 1:180) genel olarak anne adayına amniosentez önerilir. Amniosentez anne adayının karnına batırılan ince bir iğne yardımıyla bebeğin amnios sıvısından belli bir miktar örnek alınması demektir. Bu örnek daha sonra özel bir ortamda bekletilerek içindeki bebeğe ait hücrelerin çoğalması beklenir. Çoğalma belli bir aşamaya geldikten sonra hücrelerin kromozom haritası çıkarılır. Bu kromozom haritasında Down sendromunun varlığı ya da yokluğu, diğer bazı kromozom anomalilerinin varlığı ya da yokluğu büyük bir hassasiyetle belirlenir.

    Üçlü test sonucuna göre amniosentez uygulanmasının tavsiye edildiği rakam doktorlararası farklılıklar gösterebilir. Bazı doktorlar 1:270 rakamından itibaren amniosentez önerirler. Amniosentez uygulanması gereken ya da uygulanmasının gerekmediği durumlar için ultrasonda bebekte Down sendromu düşündürecek bulguların gözlenmesi ya da gözlenmemesi de önemlidir.

    NTD riskinin yüksek çıkması:

    NTD riski AFP değeri gebelik haftasına göre yüksek çıktığında yükselir. Bu durumda ilk yapılması gereken ayrıntılı ultrason ile AFP’de yükselmeye neden olabilecek NTD dışı durumların belirlenmesidir. Gebelik haftasının son adet tarihi ile uyumsuz olması, çoğul gebelik gibi etkenler AFP yüksekliğini açıklayabilir. Ya da NTD’nin ileri şekli olan ve yaşamla bağdaşmayan anensefali (bebeğin beyin dokusunun olmaması) saptanabilir. Bazı durumlarda gastroşizis ya da omfalosel gibi karın duvarı defektleri AFP yüksekliğinin nedeni olabilir. Bunlar yoksa yüksekliğin kaynağı olarak omurga kanalındaki açık defektler (spina bifida) ayrıntılı bir şekilde taranır.

    Açıklanamayan AFP yüksekliği durumunda bu sefer amniosentez ile alınan amnios sıvısında AFP değeri belirlenir. Bu değer de yüksekse ileri inceleme olarak amnios sıvısında asetilkolinesteraz aktivitesi artışı aranır. Ayrıntılı ultrasonda AFP yüksekliğine neden olabilecek patoloji %95 olasılıkla gözlenir.

    Amniyosentez

    Bebeklerin %2-4’ü çeşitli anomalilerle doğarlar. Bunların oluşumunda genetik kusurların rolü çok büyüktür. Genetik hastalıklar için kalıcı bir tedavi yöntemi henüz olmadığından bu hastalıkların erken tanısı ve anne ve baba adayının kararıyla bebek “kritik” sınıra ulaşmadan gebeliğin sonlandırılması çok önemlidir. Bu amaca yönelik kullanılan çok sayıda yöntem vardır ve anne adayında invaziv girişim gerektiren prenatal (doğum öncesi) tanı yöntemleri arasında en sık kullanılan yöntem amniosentezdir.

    Amniosentez en sık ileri anne yaşı olan anne adaylarının bebeklerinin kromozom anomalisi açısından değerlendirilmesinde ve üçlütestte risk saptandığı durumlarda kesin tanı amacıyla kullanılır

    Amniyosentez nedir?

    Amniosentez (AS) anne adayının karın cildinden girilen bir iğneyle uterusa ve buradan da bebeğin içinde yüzdüğü amnios sıvısına ulaşılması ve buradan sıvı alınması işlemine verilen isimdir. AS ağır polihidramnios (bebeğin sıvısının normalden fazla olması) gibi durumlarda anne adayını rahatlatmak için tedavi amaçlı kullanılabileceği gibi, bebekte kromozom anomalisi araştırması, NTD (nöral tüp defekti) araştırması, ya da bebeğin akciğer olgunlaşmasının araştırılması gibi nedenlerle tanı amaçlı da kullanılabilir.

    Hangi durumlarda uygulanır?

    Günümüzde amniosentez en sık tanı amaçlı olarak uygulanmaktadır. Bu uygulamalarla sitogenetik tanı (kromozom anomalisi araştırması), bebeğe ait metabolik hastalıkların tanısı, bebekte nöral tüp defektlerinin tanısı (amnios sıvısında alfafetoprotein ve gerektiğinde asetilkolinesteraz ölçümü), kan grubu uyuşmazlığında bebeğin etkilenme derecesinin belirlenmesi (sıvıda delta OD450 adlı maddenin ölçülmesi), bebeğin akciğerlerinin olgunlaşıp olgunlaşmadığının belirlenmesi (amnios sıvısında L/S (Lesitin/Sfingomiyelin) oranının ya da PG (fosfatidilgliserol) miktarının belirlenmesi) ve daha bir çok durumun tanısı mümkündür. Genetik biliminin gelişmesiyle günümüzde bebekte yanlızca bariz kromozom anomalileri değil, tek gen kusurlarına bağlı hastalıklar da tanınabilmektedir ve tanınabilen tek gen hastalıklarının sayısı da giderek artmaktadır.

    Amniosentez ne zaman uygulanır?

    AS günümüzde en sık kromozom anomalisi ve diğer anomalilerin tanısının konmasında uygulanır ve bu nedenle aşağıda bu yöntem anlatılacaktır. Tedavi için yapılan uygulamaların teknik açıdan tek farkı gebeliğin herhangi bir döneminde uygulanabilmeleridir.

    Tanı amaçlı AS genellikle 16.-18. gebelik haftaları arasında uygulanır. Ancak son zamanlarda 15. gebelik haftasından önce de amniosentez uygulanmaya başlanmıştır (erken amniosentez).

    Tanı amaçlı AS’nin bu gebelik haftaları arasında uygulanmasının ve daha ileri gebelik haftalarında uygun olmamasının nedeni sonucun genetik laboratuarından genellikle 3-4 hafta gibi uzun bir süre içerisinde bildirilebilmesidir. Zira alınan sıvı içinde bulunan fetusa ait az sayıda hücrenin kültür yapılarak incelenebilecek sayıya ulaşması için bu zaman gereklidir. Bu durumda laboratuardan genetik hastalık tanısı geldiğinde gebelik de 3-4 hafta ilerlemiş olmaktadır. Belirtilen gebelik haftalarında uygulanan AS’de bu durum problem teşkil etmemekle beraber daha büyük haftalarda AS yapıldığında ve genetik anomali belirlendiğinde gebeliğin sonlandırılması hem tıbbi açıdan hem de kanuni açıdan çeşitli problemler yaratabilmektedir. Bu yüzden daha ileri gebelik haftalarında genetik tanı gerektiğinde 48 saatte sonuç veren kordosentez (KS) tercih edilir.
    Son zamanlarda doku ve hücre kültürü tekniklerinin gelişmesi bu süreyi 1-2 haftaya kadar indirmiştir. Ancak bu laboratuar donanımı henüz yaygın olmadığından AS için belirlenen sınırlar halen geçerlidir.

    AS nasıl uygulanır?

    Anne adayına ayrıntılı bir ultrason yapıldıktan ve bebeğin uterus içindeki haritası çıkarıldıktan sonra karın cildi antiseptik maddeyle silinir. Ulltrason eşliğinde işleme uygun incelikte iğne (genellikle spinal anestezide kullanılan iğneler tercih edilir) karnın uygun bir yerinden girilerek uterusa ve buradan da amnios sıvısının bulunduğu uterus boşluğuna ulaşılır. Enjektör yardımıyla çekilen amnios sıvısının ilk 0.5 mililitrelik kısmı atılarak yeterli miktarda sıvı çekilir. Tekrar bir ultrason değerlendirmesi yapıldıktan sonra iğne yerinden çıkarılır ve işleme son verilir. Alınan amnios sıvısı materyali oda sıcaklığında laboratuara teslim edilir.

    Genetik amaçlı AS’de ortalama 20 mililitre sıvı alınır.(30ccye kadar) Bu miktar 16. gebelik haftasında olan bir bebeğin toplam amnios sıvısı miktarının %10’una tekabül eder. Bebeğin 3 saat içerisinde bu alınan sıvıyı tümüyle yerine koyduğu tahmin edilmektedir.

    Amnios sıvısı bebeğin cilt, solunum sistemi, sindirim sistemi, idrar boşaltım sisteminden dökülen hücrelerin olduğu bir sıvıdır. Bu hücreler kültür ortamında çoğaltılarak sitogenetik analiz (kromozom haritası), enzim ve DNA analizi için kullanılır. Sıvının kendisi ise AFP ve asetilkolinesteraz (ACE) gibi maddelerin ölçümü için kullanılır. ACE ölçümü özellikle amnios sıvısında AFP yüksek bulunduğunda yüksekliği doğrulamak için çok değerli bir yöntemdir.

    AS’nin ne gibi riskleri vardır?

    AS ilk geliştirildiği günlerde henüz ultrasonografi gibi hassas görüntüleme yöntemleri olmadığından “körlemesine” uygulanmakta ve çeşitli istenmeyen durumların oluşmasına neden olmaktaydı. Günümüzde bu durumlar azalmış olmakla beraber her invaziv (vücudun “bütünlüğünü” bozarak yapılan) işlemde olduğu gibi çeşitli riskler söz konusu olabilmektedir.

    İşlem yapılırken en sık oluşan istenmeyen durum iğnenin girmesiyle amnios zarının uterusa bağlı olduğu yerden ayrılması ve zarın iğnenin üstünde “çadırlaşarak” sıvının içine girmeye müsaade etmemesidir. Tecrübeli bir operatör bu durumla kolaylıkla başa çıkabilirken amnios zarının uterus duvarından geniş bir alanda ayrılması durumunda işlemi 1-2 hafta sonrasına ertelemek gerekebilir.

    Ultrasonun olmadığı dönemlerde “körlemesine” yapılan AS uygulamalarında enjektöre sıvı gelmemesi durumunda iğne yerinden çıkarılıp başka bir yerden tekrar batırılmakta, yani bir işlemde çok sayıda giriş yapma durumunda kalınmaktaydı. Çok sayıda giriş bebeğin işleme bağlı ölme riskini artıran bir durumdur, ancak günümüzde özellikle ikiden fazla giriş gerektiren durumlar ender olarak görülmektedir.

    Genetik tanı amacıyla yapılan amniosentez sonrası yaklaşık %1-2 anne adayında “su gelmesi” şeklinde yakınmalar olmaktadır. Bu durum genellikle 48 saat içinde kendiliğinden iyileşir.

    AS uygulanan annne adayının enfeksiyon bulguları (ağrı, ateş, akıntı gibi), kanama, su gelmesi gibi bulguları doktoruna mutlaka haber vermesi gerekir. İstirahat mutlak zorunlu değildir ancak bedeni zorlayan işler yapılmamalı ve cinsel ilişkiye 3 gün ara verilmelidir.

    Bebeğin işleme bağlı kaybedilme oranını belirlemek güçtür. Zira bebeklerin bir kısmı AS uygulanmasa da başka nedenlere bağlı olarak ölebilmektedir. Bu konuyu aydınlatmak için yapılan bir çalışmada AS yapılmamış anne adaylarının bebeklerinin ölme oranı %3, AS yapılan anne adaylarının ise %3.2 olduğu, yani AS’nin bebeğin ölme riskini çok az artırdığı belirlenmiştir.
    Amnios sıvısı embolisi (amnios sıvısının kana geçmesi ve akciğer ana atardamarını tıkamasıyla meydana gelen çok ciddi bir durum) gibi durumlar ise çok nadiren meydana gelebilir.

    Çoğul gebeliklerde amniosentez mümkünmüdür?

    Bir zamanlar çoğul gebeliklerde amniosentez uygulaması sakıncalı olarak görülürken günümüzde artık böyle değildir.

    Çoğul gebeliklerde bebeklerin ultrason ile ayrıntılı olarak üç boyuttaki yerleri iyi bilinmeli ve sıvının iki (ya da daha çok sayıda) bebekten ayrı ayrı alındığından emin olunmalıdır. Bu amaçla ilk bebeğin AS işlemi tamamlandıktan sonra aynı iğneden bu keseye bebeğe ve anne adayına zararı olmayan indigokarmen adlı boya verilir. İkinci bebeğin amniosentezi yapılırken gelen sıvının boyalı olması yanlış kesede olunduğuna işaret eder ve yeni bir deneme yapılır. Gelen sıvının berrak olması durumunda sıvının diğer bebekten alındığından kesinlikle emin olunur. Monoamniotik (tek keseli) ikizlerde ise bu ayrım mümkün olmadığından birbirinden oldukça uzak iki nokta seçilerek her iki bebeğe ait hücreler elde edilmeye çalışılır.

    AS sonuçları nasıl raporlanır?

    Sitogenetik analizle bebeğin kromozomlarının sayısal anomalisi olup olmadığı ve belirgin yapısal bozukluk olup olmadığı belirlenir. (resimde hücrenin kromozomları, henüz haritalanma yapılmadan önceki dağınık hallerinde görülmektedir.)

    AS yapıldıktan sonra laboratuardan bebeğin kromozomlarının normal olduğunu belirten ve cinsiyetinin de bildirildiği bir rapor gelir (46 XX-kız bebek; 46 XY-erkek bebek gibi). “Normal” olarak gelen bu rapor bebekte yapısal doğumsal anomaliler, mikrodelesyon ve mikroduplikasyon gibi minimal kromozom kusurlarını ve özel teknik gerektiren frajil X sendromu gibi hastalıkların olmadığını gösteremez.

    Yukarıda kromozom haritası sonrası erkek bir bebeğin 46XY şeklindeki kromozomları görülmektedir.

    Tek gen hastalıklarının tayini için özel bir teknik kullanılmamışsa, kromozomların mikrodelesyon ya da duplikasyon gibi nadir görülen anormalliklerini belirlemek için özel bir teknik kullanılmamışsa, AFP ya da ACE gibi maddeler ölçülmemişse, enzim tayini yapılmamışsa gelen bilgiler yanlızca yukarıdaki gibi olur. Frajil X sendromu (erkek çocuklarında önemli bir zeka geriliği nedeni olan bir kromozom anomalisi) da ancak özel kültürlerde gözlenebilir.

    Bebekte bir kromozom anomalisi belirlenmişse laboratuar bu durumu bildiren bir rapor hazırlar (Trizomi 21 (Down sendromu); 45 X0-Turner sendromu gibi).

    Laboratuar rutin sitogenetik analiz dışında özel bir inceleme gerektiren durumlar için önceden haberdar edildiğinde bu özel teknikleri uygulayarak sonuç bildirir. Özel teknik kullanılacak durumların ise anne ve baba adayında belli bir hastalık için risk faktörlerinin varlığına bağlıdır ve AS uygulayan doktor tarafından laboratuara özel istek olarak bildirilir.

    AS sonuçları güvenlimidir?

    Normal çıkan bir kromozom analizinin hatalı olma payı çok çok düşüktür.
    Anormal bir durum oluştuğunda gerekli görüldüğünde KS (kordosentez) gibi bir yöntemle bu sefer bebekten kan örneği alınarak anormal durumun doğrulanması gerekebilir.

    Tanıda problem yaratanlar kromozomlarda inversiyon, translokasyon, ya da mozaik gibi anormal durumlardır. Bunlar saptandığında doğacak bebeğin bundan nasıl etkileneceğinin önceden belirlenmesi mümkün olmayabilir. Anne ve baba adaylarından birinde aynı tip bozukluk varsa ve normalse, bebekleri de büyük olasılıkla normal olacaktır.

    Gebelikte-Hamilelikte 5. Ay Bebek Gelişimi

    Sizdeki değişiklikler

    – Ağırlığınız artacak, kilonuza dikkat etmelisiniz Bebeğin en hızlı büyüdüğü, iştahınızın arttığı bir dönemdesiniz.

    – Göğüsleriniz daha fazla büyümeye, yumuşamaya, toplardamarlar görülmeye başlar. Colostrum denen sıvı, ilk süt kıvamlı sıvı gelebilir. Göğüs ucundaki koyu renk alan areolanın, genişlemeye başladığını farkedebilirsiniz, bazen göğsün yarısını kaplayacak kadarda büyüyebilir. Bu hamileliğin zararsız bir yan etkisidir ve bebeğin doğumundan hemen sonra 12 aya kadar büyük kalabilir.

    – Rahim karın içinde iyice büyümüştür, üst sınırı göbek deliğine ulaşmıştır. Karnın alt kısmında bazı ağrılar hissedebilirsiniz, telaşa kapılmanıza gerek yoktur, büyüyen rahminizi destekleyen kaslar ve bağlar gerilmektedir.
    – Saçlarınız daha ince ve yağlı olabilir. Cildinizdeki olumlu değişiklikler nedeniyle de kendinizi daha güzelleşmiş ve iyi hissedeceksiniz.
    – Bebeğin büyümesi ile genişleyen rahminiz kalın barsaklara baskı yapar ve barsak alışkanlığınız düzensizleşir, kabızlık artabilir.
    – Hamilelik sırasında sıklıkla bacaklarınızdaki kan damarları görünür hale gelir, varisler oluşabilir, yaygınlaşabilir. Bunu an aza indirmek veya önlemek için, uzun süre ayakta durmak veya oturmaktan kaçının, bacaklarınızı uzatın, sık sık hareket edin, dolaşın ve doktorunuz önerirse varis çorabı giyin.
    – Nefesiniz kesilmeye başladı mı? Biraz nefes darlığı normaldir, büyüyen rahim akciğerleri ittikçe bu şikayetiniz biraz daha artabilir.
    – Daha fazla ağırlık taşıdığınız için, rahimin büyümesiyle ağırlık merkeziniz değişmiştir, parmaklarınız ve eklemleriniz hamilelik hormonları nedeniyle gevşemektedir, dikkatli olmalısınız. Hala bırakmadıysanız yüksek topuklara elveda demelisiniz, dengenizi zorlaştırdığı gibi bel ve sırt ağrılarına neden olur.
    – Sırt ağrılarınız olabilir.
    – Midede yanma, hazımsızlık, şişkinlik olabilir.
    – Dişeti kanamaları olabilir.
    – Ayak bileklerinde, ayaklarda, bazen el ve yüzde şişlikler olabilir.
    – Artık hamilelik gerçeğini kabullenmişsinizdir ve duygusal gel-gitlerde azalma olur, unutkanlıklarınız devam edebilir.

    Bebeğinizdeki değişiklikler

    – Bebeğiniz aktif duruma gelmiştir, çok tekme atar, döner.
    – Bu dönem duyusal gelişim için çok önemlidir. Beyinde koku, tat, görme ve dokunma için özelleşmiş alanlar gelişir.
    – Bebeğinizin cinsiyeti belirlenmiştir, isterseniz öğrenebilirsiniz.
    – Saçları vardır ve onu saran amniyotik sıvı içinde cildini koruyan vernix denen yağlı, beyaz bir madde gelişmeye başlar. Bazı bebekler doğduğunda da üzerinde hala beyazımsı bir örtü bulunur.
    – Düzenli aralıklarla uyur ve uyanır.
    – Göz kapakları tamamen gelişmiştir, hala kapalıdır.
    – El parmak tırnakları büyümeye başlar.
    – Doktorunuz kalp atışlarını duyabilecektir.
    – Organları büyümeye ve gelişmeye başlar.
    – Diş kökleri gelişmeye başlar.
    – Bebeğinize şarkı söyler, kitap okur veya onunla konuşursanız belki sizi duyabilir. Bazı çalışmalar, bebeklerin rahim içindeyken okunan kitabı duyunca beslenme sırasında daha hızlı emdiklerini göstermiştir.
    – Bebeğinizin boyutları geçen ayların iki katına çıkmıştır. Boyu yaklaşık 20 cm, ağırlığı 500 g civarındadır.

    Muayene ve laboratuar tetkikleri

    – Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.
    – İdrar tetkikiniz yapılmalı.
    – Şişme açısından el ve ayaklar, varisler için bacaklar muayene edilmeli.
    – Fundus yüksekliğine bakılmalı.
    – Fetus kalp atışları muayene edilmeli.
    – Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı

    Gebelikte-Hamilelikte 6. Ay Bebek Gelişimi

    Sizdeki değişiklikler

    – Kilonuz artık düzenli olarak artmaktadır. 5-7 kg kadar kilo alabilirsiniz, bu tüm hamilelik boyunca alınan kilonun 50-60’ı kadardır. Aşermeler artabilir, ancak abur cubur yemekten uzak durmaya çalışın. İştahınız iyi ve bulantılarınız nadiren olabilir. Buna rağmen ağır, yağlı, acılı yiyecekleri takiben mide ekşimeleriniz olabilir.

    – Dişlerinizi fırçalarken dişetleriniz kanayabilir, bu hamilelikte sık karşılaşılan bir durumdur. Hamilelik hormonları dişetlerinin şişmesine ve iltihaplanmasına yol açarak kolayca kanamasına neden olur. Dişlerinizi düzenli ve yumuşak hareketlerle, yumuşak diş fırçasıyla fırçalayın ve iple temizleyin. Dişetleriniz acısada, hamilelikte çürükleri önlemek için koruyucu işlemlerin yapılması çok önemlidir.

    – Karnınızda, kalçalarınızda ve göğüslerinizde gerilme işaretleri, soluk kırmızı çizgiler oluşabilir, gebelik çatlakları, stria adı verilir veya koyu lekeler görülmeye başlayabilir. Bunları gidermede kremlerin pek yararı olmaz ancak yinede yumuşatıcı kremler sürebilirsiniz. Ama göğüslerdeki çatlakları destekleyici sutyen kullanmak önleyebilir. Hamileliğin bu döneminde bu çatlakların görülmesi tipiktir, doğumdan sonra solarak gümüş beyaz renge dönüşür, tamamen kaybolmayabilir. Gerilmeye bağlı karında kaşıntı olabilir.

    – Gözlerinizde ışığa karşı duyarlılık oluşabilir. Hamilelikte görülebilen bir belirtidir. Sizi çok rahatsız ediyorsa, doktorunuza danışın.

    – Rahminiz daha yukarı çıktığı için idrar torbası üzerindeki baskısı azaldığından idrar yapma sıklığı azalır.

    – Braxton Hicks kasılmaları denen kasılmalar, rahim kaslarınızda gerilme ve gevşemeleri sizi doğuma hazırlar. Eğer saatte 4 veya daha fazla kasılmanız olursa doktorunuza bildirin.

    – Bebeğin tekmelerini karnınızın yukarı veya aşağısında hissedebilirsiniz. Aniden kasığınızda karnınızın yan tarafına ilerleyen keskin ağrılar hissedebilirsiniz. Rahimi destekleyen bağ ve yapıların krampı nedeniyle bu ağrılar olabilir. Ani hareket ve dönmelerden kaçınmalısınız.
    – Karın veya yüzde ciltte renk değişikliği olabilir.
    – Ayak bileklerinde, ayaklarda,el ve yüzde şişme olabilir.
    – Sırt ve bel ağrıları olabilir.
    – Sıcağa karşı daha duyarlı olabilir, daha çok terleyebilirsiniz, bol su içmelisiniz.
    – Cinsel isteğiniz her hafta değişebilir, azalabilir, artabilir.
    – Dalgın olabilir, ağırlık nedeniyle sıkılmış olabilirsiniz.
    – Bebeğinizin büyümesini içinizde daha fazla hissedersiniz. Hamileliğiniz sırasında ortaya çıkan problemleri ve bebeğinizin sağlığına etkilerini düşünebilirsiniz. Çoğu hamile kadın bu nedenle endişelenebilir.

    Bebeğinizdeki değişiklikler

    – Bebeğiniz artık minyatür bir bebek görünümündedir, dudakları daha belirgindir, gözleri gelişmiştir. Gözlerini açıp kapayabilir, kaşlarını çatabilir, yan bakabilir ve sesleri duyabilir.
    – Karnınıza ışık kaynağı yöneltilirse, bebeğiniz başını çevirir.
    – Bebeğiniz bazı solunum hareketlerini yapmaya başlar, ama akciğerlerinde henüz hava yoktur.
    – El ve ayak parmak izleri şekillenmeye başlamıştır.
    Öksürebilir, hıçkırabilir, hareketlerini hissedebilirsiniz. Bebeğiniz karın muayenesinde hissedilebilecek kadar büyümüştür.
    – Cildi hala kırmızı ve kırışıktır.
    – Amniyon sıvısı yaklaşık 4 saatte kendini yeniler, bebeğin ısını düzenler ve darbelerden korur.
    – Bebeğinizin ölçüleri, boyu 28-35 cm civarında, ağırlığı 700-900 g civarındadır

    Muayene ve laboratuar tetkikleri

    – Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.
    – İdrar tetkikiniz yapılmalı.
    – Şişlik nedeniyle el ve ayaklar, varis açısından bacak muayenesi yapılmalı.
    – Fundusun yüksekliğine bakılmalı.
    – Fetus kalp atışları muayene edilmeli.
    – Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı

    Gebelikte-Hamilelikte 7. Ay Bebek Gelişimi

    Sizdeki değişiklikler

    – Kilonuz hızla artar, çünkü bebeğin en fazla büyüme periyodu başlıyor.
    – Bedeninizdeki değişimler hızlanmıştır, rahim göğüs kafesine yaklaşmıştır, bu nedenle zaman zaman nefes darlığınız olabilir.
    – Bebek hareketleri belirginleşmiştir,dışarıdan görülebilir.
    – Bacak krampları, sırt ağrısı, varis, basur gibi rahatsızlıklar olabilir. Dik durmanız, bacaklarınızı dinlendirmeniz ve yüzme yararlıdır.
    – Mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik olabilir.
    – Kabızlık devam edebilir.
    – Ayaklarda, ayak bileklerinde, topuklarda bazen el ve yüzde şişme olabilir.
    – Zaman zaman başağrıları, başdönmesi, halsizlik olabilir.
    – Beyaz vajinal akıntı giderek koyulaşır.
    – İdrara gitme hissi yaşayabilirsiniz
    – Büyümüş göğüsleriniz çatlayabilir, colostrum denen sıvı akmaya devam edebilir, sutyen içine küçük yastıkçıklar koyabilirsiniz.
    – Bebeğinizin karnınızda yavaş yavaş aşağıya doğru inmeye başladığını hissedebilirsiniz, bu duruma angajman denir.
    – Daha hassas olabilirsiniz, duygusal durumunuz değişiklik gösterebilir. Doğum, annelik hakkında tasalanabilirsiniz, bu durum sık görülür ve hamileliğin bitmesini istemeniz normaldir. Mizaç değişiklikleri, neşelenme, kederlenme görülebilir. Yakın arkadaşlarınız ve baba adayı ile rüyalarınızı, endişelerinizi paylaşabilirsiniz, size çok yardımcı olacak, daha çok yakınlaşmanızı sağlayacaktır.
    – Uyku düzensizliğiniz olabilir.

    Bebeğinizdeki değişiklikler

    – Bebeğinizin hareketlerini daha sık ve şiddetli hissedeceksiniz, eşiniz elini karnınıza koyunca hissedebilir.
    – Cildi kırmızı ve kırışıktır.
    – Beyin ve sinir sistemi hızla gelişir, kalp atışı karnınıza kulak dayayınca duyulabilir.
    – Uyuma ve uyanma zamanları farkedilir.
    – Bebeğiniz başparmağını emebilir.
    – Erkeklerin testisleri skrotuma doğru aşağıya hareket eder. Bazen doğum sonrasında da testisleri inmemiş olabilir, üzülmeyin genellikle 1. yaştan önce testisler skrotuma iner.
    – Kan üretimini dalağın yerine kemik iliği yapmaya başlar.
    – Akciğer gaz değişimini sağlayacak yeterliliktedir.
    – Bebek doğarsa prematür olarak yoğun bakımda yaşayabilir.
    – Bebeğinizin boyu yaklaşık 35 cm civarında, ağırlığı yaklaşık 1300-1500 g civarındadır.

    Muayene ve laboratuar tetkikleri

    – Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.
    – İdrar tetkiki yapılmalı.
    – El ve ayaklar şişme açısından, bacaklar varis açısından muayene edilmeli.
    – Fundus yüksekliğine bakılmalı.
    – Fetus kalp atışı muayene edilmeli.
    – Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı

    Gebelikte-Hamilelikte 8. Ay Bebek Gelişimi

    Sizdeki değişiklikler

    – Rahim kaslarının ve bağlarının sürekli basıncı nedeniyle göğsünüzün aşağı kısmında ağrı hissedebilirsiniz. Bebek hareketleri güçlü ve düzenlidir, ancak rahim içindeki alan daraldığı için hareketleri azalmıştır.
    – Bebeğin ölçüleri özellikle sırtınızın alt kısmına ve mide bölgesine doğru genişleyerek büyür. Kasıklarınızda ve leğen bölgesinde karıncalanma, uyuşma hissedebilirsiniz.
    – Yalancı doğum sancıları da denen Braxton Hicks kasılmaları artabilir.
    – Rahat uyuma pozisyonu bulmakta zorlanabilirsiniz, nefes darlığı olabilir. Yan tarafınıza uzanıp bacağınızı diğerinin üzerine atarak daha rahat uyumanıza yardımcı olabilir. Bu pozisyonda, bacaklarınızın arasına yastık koymayı deneyebilirsiniz, bu şekilde uyuma ayaklarınızdaki şişliği azaltıp dolaşımı arttıracağından rahat etmenize yardımcı olabilir.
    – Bebeğin başı aşağıya doğru ilerledikçe, daha sık idrar ihtiyacınız olacaktır. Gülerken, öksürürken idrar kaçırabilirsiniz.
    – Basur ve mide ekşimeleriniz, hazımsızlık, şişkinlik şikayetleriniz olabilir.
    – Göbek çukurunuz düzleşebilir, dışarı çıkabilir ancak endişelenmeyin, doğumdan sonra düzelir.
    – Kendinizi ağır ve hantal hissedebilir, çabuk yorulmaya başlayabilirsiniz, sık sık dinlenmeye çalışın.
    – Dişeti kanamalarınız, burun tıkanıklığı olabilir.
    – Beyazımsı vajinal akıntınızın kıvamı koyulaşabilir.
    – Elleriniz, ayaklarınız, bilekleriniz ve yüzünüzde şişlik olabilir. Bolca su içmelisiniz.
    – Bacaklarınızda varisler olabilir.
    – Göğüslerinizden daha bol miktarda colostrum gelebilir.
    – Sakarlaşmış, dalgınlaşmış olabilirsiniz.
    – Kilonuz 1.5-2 kilo kadar artabilir, bebeğinizin besin gereksinimleri doruktadır ve doğum öncesi son büyüme atağı göstermektedir.
    – Bebeğin sağlığı ve doğumla ilgili kaygılarınız olabilir, artabilir, heyecanlanabilirsiniz.

    Bebeğinizdeki değişiklikler

    – Bebeğiniz büyür ve tekmelerini daha güçlü hissedersiniz.
    – Dışarıdaki sesleri duyar, gözleri açıktır., karanlık ve aydınlığı ayırt edebilir.
    – Bebeğiniz hızla büyür, tekmelerini giderek daha güçlü hissedersiniz.
    – Kemikleri sertleşmeye devam eder.
    – Amniyon sıvısının en fazla olduğu dönemdir.
    – Cilt rengi kırmızıdan pembeye dönmeye başlar, deri altında yağ tabakası oluşmaya başlamıştır.
    – Bağışıklık sistemi gelişmeye , kendi antikorlarını üretmeye başlamıştır.
    – Bebeğiniz bu dönemde doğarsa, yeterince gelişmiş olup hayatını sürdürebilir.
    – Bebeğinizin boyu 40-45 cm civarında, ağırlığı 2000-2500 g civarındadır.

    Muayene ve laboratuar tetkikleri

    – Kan basıncı ve kilonuz ölçülmeli.
    – İdrar tetkiki yapılmalı.
    – El ve ayakların, bacakların muayenesi yapılmalı.
    – Fundus yüksekliğine bakılmalı.
    – Fetus kalp atışları muayene edilmeli.
    – Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon ve ölçülerine bakılmalı.
    – Kan grubu Rh negatif ise, Rh titrasyonu için kan testleri yapılmalı.

    Kan Uyuşmazlığı

    “Kan uyuşmazlığı” genel kanının aksine, karı koca arasında değil, gebelik döneminde anne ile karnındaki bebeği arasında söz konusu olabilen normal dışı bir durumdur. Hangi kan grupları arasında ve nasıl bir uyuşmazlık olduğunu anlatmadan önce kan gruplarını tanımlamak gerekir. Kanımızda oksijen taşımakla görevli kırmızı kan hücrelerinde bulunan proteinler esas alındığında klasik olarak dört ana kan grubu tanımlanır: “A”, “B”, “AB” ve “O” grubu .. Bir de “Rh” söz konusudur. Birey, “D” proteinine sahipse Rh pozitif (+), değilse Rh negatif (-) olarak ifade edilir. Rh (-) kişilerin vücudunda D proteini hiç yoktur ve bağışıklık sistemi için tamamen yabancı bir maddedir.

    Normal koşullarda hamilelik döneminde anne ve bebeğin kanları birbirine karışmadan plasenta (eş) aracılığıyla oksijen, karbondioksit ve besi öğelerinin karşılıklı alışverişi gerçekleştirilir. Anne Rh (-), bebek Rh (+) ise ilk gebelikte herhangi bir sorun olmaz. Bebek doğarken zedelenen damarlardan bir miktar bebek kanı, Rh (-) annenin kanına karışabilir. Böylece annenin bağışıklık sistemi tamamen yabancısı olduğu bir proteinle, “D” proteini ile tanışır ve ona karşı tepki geliştirir. O maddeyi tanımadığı için yok etmek ister. Beyaz kan hücrelerinin D proteinini yok etmek üzere ürettiği -o maddeye özgü- sıvısal maddeleri (antikorlar) kullanarak hedefine ulaşır. Annenin kanında bir tane bile bebek kan hücresi kalmaz, tümü yok edilir. Bu savaş sona erdiğinde geriye “anti-D antikorları” adı verilen sıvısal maddeler ve bunları gereksinim duyulduğunda her an yeniden üretebilecek akıllı beyaz kan hücreleri kalır. İkinci gebelikte çocuk eğer yine Rh (+) kana sahipse annenin kanında hazır bulunan bu sıvısal maddeler (antikorlar) kolayca plasenta (eş) engelini aşarak anne karnındaki bebeğin kanına karışırlar. Bebek kırmızı kan hücreleri yok edilmeye başlanır. Çocuğun kemik iliği, karaciğer ve dalağı yok edilen kırmızı kan hücrelerinin yenilerini üretir ve eksilen kanı yerine koyar. Bu aşırı kırmızı kan hücresi yıkımı ve yapımı sürecinde “bilirubin” adı verilen ve fazlası zararlı olan bir madde açığa çıkar, bebekten anneye geçer, annenin karaciğeri tarafından yok edilir. Bebeğin karaciğeri henüz bu maddenin tümünü zehirsizleştirebilecek kadar gelişmemiştir. Eğer üretilen kırmızı kan hücresi miktarı yok edilenden az olursa sonuçta bebek ağır bir kansızlığa maruz kalır, hatta ölebilir. Eğer arada bir denge varsa bebek bir ölçüde kansızlıkla doğar veya sağlıklı olarak dünyaya gelir. Sorun asıl o zaman belirginleşir. Çünkü kan hücreleri hala parçalanmakta, yenileri yapılırken gereken maddeler anneden temin edilememekte, çocuk kendi depolarını kullanmaktadır. Üstelik açığa çıkan sarı boyar madde niteliğindeki “bilirubin” bebeğin karaciğeri tarafından yeterince vücuttan uzaklaştırılamamaktadır. Kanda belli bir düzeyi aşan “bilirubin” göz aklarına, cilde ve sonunda asıl zararını gösterdiği beyin ve sinir sistemine yerleşerek yaşamı tehdit etmektedir. Yenidoğan sarılığının ağır şekillerinde, tedavi edilmeyen çocuklarda adalelerin sertleşmesi, zeka geriliği gibi kimi geri dönüşümsüz sinir sistemi bozuklukları meydana gelmektedir.

    Rh uygunsuzluğu kadar ağır seyretmese de “kan grupları” arasında da uygunsuzluk söz konusu olabilir. Genellikle annenin “O” bebğin “A”, “B” veya “AB” olduğu durumlarda meydana gelir. Farklı mekanizmalarla ama aynı aynı prensiplere dayanan süreçler yaşanır. Fakat daha seyrek olarak yaşamı tehdit eden boyutlara ulaşır.

    Sonuç olarak Rh (-) olan annelerin Rh (+) doğabilecek çocukları için önceden hazırlıklı olunmalıdır. Eğer anne ve baba her ikisi de Rh (-) iseler genetik kurallarına göre Rh (+) bebekleri olamaz. Eğer anne Rh (-), bab Rh (+) ise çocuk Rh (-) de olabilir, Rh (+) de. Bu genel bilgi de göz önünde bulundurulmalı, doğum sonrası bebek kan grubu tayin edilmelidir. Anne Rh (-), bebek de Rh (-) ise uygunsuzluk yoktur, anneye anti-D immun globulin yapmak gerekmez. Annenin Rh (+) olduğu durumlarda çocuğun Rh’ı ne olursa olsun Rh uygunsuzluğu olmaz. Eğer anne ve baba her ikisi de “O” grubu kana sahiplerse çocukları mutlaka “O” grubu olur. Bu durumda anne ve bebek arasında grup uygunsuzluğu olamayacağı açıktır. Anne “O”, baba “A” ise çocuk “O” veya “A”; anne “O”, baba “B” ise çocuk “O” veya “B”; anne “O” baba “AB” ise çocuk “A” veya “B” olur ama “O” veya “AB” olamaz. Annenin “A” ya da “B” olduğu, çocuğun “B” ya da “A” olduğu durumlarda uyuşmazlık nadirdir, hafif seyreder. Ayrıca bazı alt kan grubu uygunsuzluklarında, hatta hiçbir uygunsuzluğun olmadığı kimi sıra dışı durumlarda kan uyuşmazlığıyla benzer klinik tablolar görülebilir, yenidoğan sarılığı meydana gelebilir.

    Sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için gebelikte sağlıklı ve düzenli izlem ön koşuldur. Anne baba adayları, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı arasında işbirliği bu sürecin temelini oluşturmaktadır. Uygun bir gebelik yönetimi ve doğuma uzman gözetiminde hazırlık, kan uyuşmazlığı gibi yaşamsal bir sorunun bile kolaylıkla halledilmesini sağlayacaktır.

    Gebelikte-Hamilelikte 9. Ay Bebek Gelişimi

    Sizdeki değişiklikler

    – Karnınızın altında basınç artışı ve bebeğin aşağıya doğru inişini hissedebilirsiniz. Bu duruma angajman denir. Nefes alma ve yemek yemek konusunda biraz daha rahatlasanız da, sık idrara gitme ve yürüyüş yapmak giderek zorlaşır.
    – Kendinizi çok iri ve rahatsız hissedebilirsiniz, üzülmeyin, kitap okumak, sinemaya gitmek gibi keyifli vakit geçirebilirsiniz.
    – Braxton Hicks kasılmaları sıklaşır. 1 saat içinde 4 veya daha fazla kasılma olursa doktorunuza haber verin.
    – Sakarlıklarınız olabilir.
    – İştahınız azalabilir veya artabilir.
    – Kabızlık şikayetiniz artabilir.
    – Kalçanızda ve leğen kemiğinde rahatsızlık ve ağrı hissedebilirsiniz.
    – Elleriniz ve ayaklarınız, bazen el ve yüzünüz şişebilir.
    – Oturduğunuz yerden kalkmakta zorlanabilirsiniz. Düz arkalıklı veya kollu sandalyelere oturmayı tercih edin, kalkarken destek te alabilirsiniz.
    – Bacaklarınızda varisler, basur artmış olabilir.
    – Midede yanma , hazımsızlık şikayetleriniz olabilir.
    – Dişeti kanamaları olabilir.
    – Uyumakta zorlanabilirsiniz.
    – Kendinizi zaman zaman yorgun zaman zaman da enerjik hissedebilirsiniz.

    Bebeğinizdeki değişiklikler

    – Bebeğinizin gelişimi tamamlanmak üzeredir. Organları olgunlaşmaktadır.
    – Kafa kemikleri doğumun kolaylaştırmak için yumuşak ve esnektir. Çoğunlukla bebek rahim boynuna doğru ters durmaktadır.
    – Hareket edecek yer kalmadığından daha sessizdir.
    – Uyku ve uyanıklık dönemleri vardır.
    – Boyu yaklaşık 45-50cm civarında, ağırlığı 2700- 3500 g civarındadır.
    – Giderek daha tombullaşmakta, derisi pembe renktedir.
    – Göz rengi koyu gridir, doğumdan birkaç ay sonrasına kadar değişebilir.
    – Tırnakları tamamlanmıştır, uzayabilir.

    Muayene ve laboratuar tetkikleri

    – Kan basıncınız vekilonuz ölçülmeli.
    – İdrar tetkikiniz yapılmalı.
    – El, ayak, bacaklar muayene edilmeli.
    – Fundus yüksekliğine bakılmalı.
    – Fetus kalp atışları muayene edilmeli
    – Karın muayenesi ile bebeğin pozisyon, geliş şekli ve ölçülerine bakılmalı.
    – Braxton Hicks kasılmalarının sıklığı ve süresine bakılmalı.
    – Rahim ağzında genişleme ve silinme için pelvik muayene yapılmalı.

    Hastaneye giderken yanınıza almanız gerekenler

    – Hastaneye götüreceklerinizin önceden hazırlanmış olması iyi olur.
    – Emzirmek için önden düğmeli gecelik, sabahlık, rahat giysi
    – Ayaklarınızı sıcak tutacak çoraplar, rahat terlikler
    – Emzirmeye uygun sutyenler
    – Diş fırçası, diş macunu, losyon, saç fırçası, şampuan, saç kurutma makinesi, deodoran, sabun ve diğer kişisel ihtiyaçlarınız
    – Okuyacak bir şeyler
    – Kasılmaları kaydedebilmek için dijital saat
    – Telefon kartı ve yakın kişilerin telefon numaraları
    – Bu önemli anınızı görüntüleyebilmek için fotoğraf makinesi, kamera
    – Bebek bezi, zıbın, tulum, çorap, bebek battaniyesi

    DOĞUM

    Her kadın ve doğum farklıdır. Eğer iyi hazırlanmışsanız doğum daha rahat geçecektir.
    Tarih yaklaştıkca sancılar hissedeceksiniz.
    Eğer doğum başlamışsa, sancılar 5 dakikadan daha sık gelir, 1 dakikadan uzun sürer.
    Genellikle bel ağrısı olur.
    Yalancı sancılar
    Düzensiz aralıklar ile gelir.
    Hareketle veya pozisyon değiştirmekle azalır.
    Sırtta değil karında hissedilir.
    Şu durumlarda doktorunuzu arayın :
    Eğer su gelmişse
    Şiddetli kanama oluyorsa
    Sancılar hafiflemeden kasılmalar oluyorsa

    http://www.cshtr.com/kadinin-dunyasi-burclar-yemek-tarifleri-makyaj-moda/63942-ay-ay-gebelik-bebek-gelisimi-l-resimli-anlatim-l-kadinin-dunyasi.html BU SAYFADAN ALINTIDIR.

  • Prematüre Bebeklerde Rahim İçi Büyüme-Gelişme Geriliği (Iugr)

    İlk bebeğim prematüre olmamakla beraber,iki buçuk kilonun biraz altında doğmuştu. Doktor bunun, rahim içi büyüme gelişme geriliğine bağlı olduğunu söyledi. Bu, zeka özürlü olacağı anlamına mı gelir?

    Kulağa garip gelse de, çoğu zaman IUGR şeklinde kısaltılan, rahim içi büyüme gelişme geriliğinin, doğum sonrası herhangi bir fiziksel ya da zihinsel gerilikle ilgisi yoktur, sadece rahim içinde geçirilen süredeki büyüme geriliğini tanımlar. IUGR’lı bebeklerin büyük bir çoğunluğu,normal bir IQ ve nörolojik işlevlere sahiptir.

    IUGR; doğanın, rahim içinde belirli bir sebepten dolayı plasenta yolu ile yeterli besin kaynağından yoksun olan bir fetusun hayatta kalabilmesini sağlamaya yönelik bir düzenlemesi şeklinde algılanabilir. Boyutlardaki küçülme, bebeğin bu azalmış besin alımı ile geçinmesine yaramaktadır. Doktorlar bu koruyucu mekanizmanın,plasenta istenen seviyede çalışmadığı ve besinlerin bebeğe geçişinin sınırlı kaldığı durumlarda ya da annenin beslenmesinin, kötü diyete,sigara içimine, hastalığa yada bilinmeyen başka etkenlere bağlı olarak, yetersiz kalmasına bağlı olarak devreye girdiğini düşünmektedirler.

    Bebeğin beyni de, hayatta kalmaya yönelik bu mekanizma sayesinde, çoğu zaman mevcut besinsel kaynaktan, payına düşenden fazlasını alarak normal gelişimini sürdürmek şeklinde korunmaktadır. Bu nedenledir ki, IUGR’lı bebeklerin birçoğunda normal büyüklükteki yeni doğanlardakilerden bile fazla olacak şekilde, başın gövdeye oranla büyük olduğu gözlenir.

    Düşük doğum ağırlıklı bir bebek, hayatın ilk günlerinde birçok komplikasyon açısından yüksek risk taşısa da, bir çoğu uygun bir yeni doğan bakımı sayesinde bu dönemi atlatabilecektir. Tercihen anne sütü ile başlanan iyi bir beslenme programı sayesinde, bebeğinizin büyüyüp gelişmeye başladığını gözlemleyebilirsiniz; ve muhtemelen ilk yılını geride bıraktığında, birçok açıdan yaşıtları ile arayı kapatmış olacaktır. Ancak tekrar hamile kalmaya karar verecek olursanız,bir sonraki bebeğinizin de doğum sonrası dönemde benzer problemlerle savaşmasını önlemek için, doktorunuzun yardımı ile rahminizdeki gelişimi kötü etkileyen faktörü, öncelikle belirlemeye çalışmalısınız.

  • Hepatit B Hastası Hamileler Dikkat!

    Hastalığın etkeni hepatit-B virüsüdür. Bu virüs, en çok kan ve cinsel temas yolu ile bulaşır. Hepatit-B virüsünü taşıyan bir kişiye batan iğnenin sağlam bir kişiye batması bile hastalığı bulaştırmak için yeterlidir. Hastayla aynı diş fırçasını kullanmakla da bulaşır. Berberlerde tıraş olurken, tıraş bıçağının, bir başka kişi için kullanılmamış olmasına dikkat etmek gerekir.

    Mikrop alındıktan sonra hastalığın ortaya çıkması için geçen süre (kuluçka süresi) 50 ila 180 gün arasında değişir. Hastalık sinsi bir şekilde başlar. Ateş seyrektir. Bazen eklem ağrıları ve eklemlerde şişme olabilir. Sarılık hastaların % 25 inde ortaya çıkar. Hastalığın kronikleşmesi sonucu ilerideki yıllarda karaciğer sirozu ve kanserine dönüşme riski vardır. Bazı hastalar, yıllarca taşıyıcı olarak kalırlar ve kendileri hastalık belirtisi göstermedikleri halde mikrobu bulaştırma riski taşırlar.

    Hepatit-B taşıyıcısı veya hastası olan hamile annenin doğacak çocuğu özellikle risk altındadır ve çocuk doğar doğmaz uygulanmak üzere Hepatit-B serumu ve aşısı el altında bulundurulmalıdır. Aşı ve serum uygulandıktan sonra anne sütü vermenin sakıncası yoktur. Teşhis için kan tahlilleri yapılır. Hastalığa yakalananların düzenli aralarla kontrol edilerek hastalığın nasıl bir seyir gösterdiği takip edilir. Hastalıktan korunmanın en etkili yolu aşı olmaktır.

  • Hamilelikte Sigara Kullanımının Bebek Üzerindeki Etkileri

    Belki de gebelikte zararlı etkileri en yaygın olan madde sigaradır. Düşük, bebekte gelişme geriliği, erken doğum, plasentanın yerinden ayrılması, ani bebek ölümü ve doğum sonrasında solunum yolu hastalıklarına yol açabilir.

    Gebeliğin hangi döneminde bırakılırsa bırakılsın zararlı etkileri önemli ölçüde azalmaktadır. Gebelikte uyarıcı-uyuşturucu madde kullanımının uzun dönemli etkilerini inceleyen kontrollü bir çalışmada (Moe ve Slinning, 2001), maddeye maruz kalan bebeklerde daha düşük doğum ağırlığı, daha düşük kafa büyüklüğü tespit edilmiştir. Özellikle erkek çocuklarının daha kötü etkilendiği bildirilmiştir.

    Çok sayıda çalışma, gebelik döneminde sigara içiminin doğum öncesi ve sonrası gelişimi olumsuz yönde etkilediğini, daha yüksek bebek ölümü ve hastalık oranına ve bilişsel gelişim geriliğine neden olduğunu ortaya koymuştur. (Karabekiroğlu, 2008a) Çocuk ve ergenlerde davranış sorunlarına da neden olabildiği belirlenmiştir. Anne karnında nikotine maruz kalmanın dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile ilişkisini ortaya koyan çeşitli çalışmalar vardır. (Karabekiroğlu, 2008)

    Ayrıca gebelikte sigara içme ile çocukta davranış bozukluğu, suça eğilimli davranıştaki artış ilişkisi de oldukça belirgindir. Karşı gelme davranışı, agresif davranışlar ve aşırı hareketlilik 1.377 ikiz ile yapılan çalışmada anne karnında nikotine maruz kalma ile anlamlı olarak artmış olarak bulunmuştur.