Hamilelik

  • Düşük Riskini Azaltmak Elinizde!

    Yaşam biçimindeki değişikliklerin, hamile kadınların düşük yapması riskini azaltabileceği bildirildi.

    Sonuçları “Journal of Obstetrics and Gynaecology” dergisinde yayımlanan araştırma, hamilelik süresince günde 20 kilogramdan fazla ağırlık kaldırmanın, obez ya da çok zayıf olmanın düşük riskini artırdığını gösterdi.

    Danimarkalı bilim adamlarının araştırması ayrıca alkol tüketen ve hamilelik sırasında gece vardiyalarında çalışan 30’lu yaşlarındaki kadınlarda düşük olasılığının arttığını ortaya koydu.

    Kopenhag Üniversitesi’nde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırma çerçevesinde 91 bin 427 kadının incelendiği ve kadınların yüzde 3,5’inin düşük yaptığı belirtildi.

    Araştırmacılar, risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasıyla düşüğün engellenebileceğini belirtirken, ekibin lideri Anne-Marie Nybo Andersen, hamileliği, 30’lu yaşların ortalarına ertelemenin, düşük riskini ciddi biçimde artırdığının unutulmaması gerektiğini bildirdi.

  • Hamilelikte Talasemi Teşhisi

    Adana’daki Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Moleküler ve Biyokimyasal Genetik Tanı Merkezi’nde Türkiye’de ağırlıklı olarak Akdeniz Bölgesi’nde görülmesine karşı, göçlerle yayılarak artık tüm dünyanın sorunu haline gelen Talasemi hastalığı hamileliğin 4’üncü haftasında saptanıyor.ÇÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Kıymet Aksoy, Akdeniz ülkelerindeki ırklarda görülen, doğacak çocuğa anne-babasından ‘Beta Talasemi’ geninin kalıtımsal olarak geçtiği bir tür ‘kansızlık’ hastalığı olan Talasemi taşıyıcılarının sayısında önemli artışlar yaşandığını söyledi. Prof. Dr. Kıymet Aksoy, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre tüm dünyada 266 milyonu bulan Talasemi taşıyıcılığının ciddiye alınması gerektiğini de vurgulayarak, “Erken tanının önemi algılanmaz, doğum öncesi tanıda geç kalınırsa, hastaneye bağımlı çocukların sayısı artacak” dedi. Prof. Dr. Aksoy, anne adaylarının hamileliklerinin 4’üncü haftasında mutlaka bir tanı merkezine gidip önerilen testleri yaptırması gerektiğini belirterek, “Bebeğin sağlıklı olup olmadığı ancak hamilelikteki testlerle ortaya çıkar. Ancak bunu da zaman geçirmeden, yani geç kalmadan yaptırmak gerekiyor. Hamilelik döneminde yapılacak olan testlerin amacı, anne veya bebeğin sağlığını etkileyebilecek sorunları önceden tespit ederek gerekli önlemleri zamanında alabilmek. Genetik Tanı Merkezi’nde 3 binin üzerinde yapılan doğum öncesi tanıda sıfır hata ile sonuç alınmıştır” diye konuştu.

    Talasemi ile ilgili verileri de aktaran Prof. Dr. Aksoy, Akdeniz Bölgesi’nde hastalığın görülme oranı ve taşıyıcı sayısının fazla olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:

  • Hamileler Hangi Korkuları Yaşıyor?

    Hamilelik süreci, bir kadının yaşayabileceği en özel ve güzel dönemlerden biridir. Anne olmak çok özel ve güzel olsa da, anne adayının tüm hayatını, yaşama şeklini ve kişiliğini etkileyerek değiştirir de. Kadın vücudu, üreme görevini yerine getirebilmek için bazı fonksiyonlarla donatılmıştır. Kadınların biyolojisi, bir bebeği besleyip büyütmek üzerine programlanmıştır. Tüm bunlar hormonlar tarafından sürdürülen, komplike işlemlere dayanan biyolojik, fiziksel ve psikolojik etkileşimler ve süreçler demektir. Kadına yüklenen üreme görevi ona hem ayrıcalık katmış, hem de stresli oldukça zor ve fedakarlık bekleyen bir görev yüklemiştir.
    Hamilelik oldukça kendine has bir durumdur ve anne adayı, içinde bulunduğu şartlara göre bu olayı farklı bir şekilde yaşar. Ancak gene de normal seyreden bütün gebeliklerde aynı yaşanan değişimler de mevcuttur. Bu sebeple anne adayının nelerle karşılaşacağını, yaşayacağı psikolojik ve psikolojik değişimler için önceden bilgi edinmesi kişi için sağlıklı ve yararlı olacaktır. Hamileliğe daha bilinçli ve olumlu şekilde yaklaşmasını sağlayacaktır.

    Hamilelik korkuları doğaldır!
    Hamilelik esnasında korkular hissetmek,, endişeler duymak çok tabii bir durumdur. Neredeyse her kadın, gebelik esnasında bu korkuları duyar. Bu korkuların hamilelik sürecinde yaşanan değişimlerden dolayı olduğunu bilmek, anne adayının bilinçli olmasını sağlayacaktır. Anne adayının bu tür olumsuz duygu durumları için yapabileceği en mantıklı şey, doktorunun tavsiye ve önerilerine kulak asmak olacaktır.

    Gebelikte biyolojik, psikolojik hatta sıfatsal olarak bazı değişimler meydana gelir. Hormon yapısı, bebeğin gelişeceği ve büyüyeceği duruma göre uygun bir hal alır. Anne adayın rahmi buna göre yapısını ve kanlanmasını düzenleyip organize ederi. Bu biyolojik değişimler, anne adayının karakteristik özelliklerine, mizacına ve duygusal durumuna göre psikolojisini de değiştirir, etkiler. Depresyon, panik bozukluk, şizofreni gibi psikolojik sorunlara yatkınlığı olan anne adaylarında ciddi davranış bozuklukları ve halüsinasyonlar görülebilir.

  • Hamileliğin Değiştirdiği 5 Şey!

    Hamilelik ile birlikte artan hormonlarınız sebebiyle ilgi meraklısı, çabuk duygulanan ve baş etmesi zor biri olabilirsiniz. Endişe, panik, korku, duygusallık ve daha pek çok duygusu uçlarda yaşayabilir zaman zaman eşinizi zor durumda bırakabilirsiniz.Pek çok kadının hamileliğin başında terk edilme korkusu yaşar. İlişkinizi sağlama almak için hislerinizi eşinizle paylaşmalısınız. Her halinizi anında algılamanızı ve anlamasını beklemek bencillik olacaktır.

    Annelik duygusuyla dolu olacaksınız

    Hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren annelik duygusunu tüm hücrelerinizde hissedeceksiniz. Ancak babalık duygusunu hissetmesi eşiniz için biraz zaman alabilir. Bu süreyi ona tanımalı ve yeterince heyecanlı olmadığını düşünmemelisiniz.

    Eşiniz dışlanmış hissedebilir

    Tüm ilgi sizde toplanacağından aile ve arkadaş çevresinde eşiniz kendisini dışlanmış hissedebilir. Sürekli kendinizden ve hamileliğinizden bahsederken onu göz ardı ediyor olabilirsiniz. Dengeyi kurmak oldukça önemlidir.

    İlişkiniz daha yakın bir hal alabilir

    Hamilelikte kusma, gaz çıkarma, mide bulantısı gibi insanın kendini savunmasız hissettiği durumlar sık sık yaşanır. Kendinizi sıkarak eşinizle aranıza mesafe koymaya çalışmayın. Aksine birbirinize karşı tolerans gösterdiğiniz bir boyuta atlayarak bu tür talihsiz anlar yaşadığınızda gülümseyip geçmeyi deneyebilirsiniz.

    Seks hayatınız durgunlaşabilir

    Erkekler eşlerinin hamile olduğunu öğrendiğinde genellikle zarar veririm düşüncesiyle cinsel açıdan biraz çekingen davranabilir. Kadınlar ise hamileliğin yarattığı değişimler sonucu yorgun ve bitkin hissedebilir. Bu iki etmen bir araya geldiğinde seks hayatınız durgunlaşabilir. Hamilelikte seksin belli durumlar haricinde hiç bir zarar yaratmadığı gerçeğini aklınızda bulundurun ve bu konuyla ilgili endişelerinizi doktorunuza danışın.

  • Doğum Korkusu Yüzünden Sezaryen!

    PAÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Serçekuş: ”Anne adaylarının doğum hakkındaki yanlış ve yetersiz bilgiler alması, hem korkuya hem de sezaryen doğuma neden oluyor”

    Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Denizli Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Pınar Serçekuş, anne adaylarının doğum hakkındaki yanlış ve yetersiz bilgiler almasının hem korkuya hem de sezaryen doğuma yönelmelerine neden olduğunu söyledi.

    Serçekuş, dünyada en fazla sezaryen doğumun gerçekleştiği üçüncü ülke olan Türkiye’de, kadınların sezaryenle doğum yapma tercihlerinin nedenleri ile normal doğum sayısını artırmak için yapılması gerekenler hakkında düşüncelerini anlattı.

    Türkiye’de her yüz doğumdan yüzde 46’sının sezaryenle gerçekleştiğini ve bunun Dünya Sağlık Örgütü’nün sezaryen doğum için normal değer olarak belirlediği yüzde 15’in çok üzerinde olduğunu belirten Serçekuş, sezaryen doğum oranının özel hastanelerde ise yüzde 66’ya çıktığına işaret etti.

    Serçekuş, anne adayları tarafından sezaryen doğumun tercih edilmesindeki en temel nedenin ”doğum korkusu” olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu: ”Anne adaylarının doğum hakkındaki yanlış ve yetersiz bilgiler alması, hem korkuya hem de sezaryen doğuma neden oluyor. Halbuki normal doğumun, hem anne hem de bebek sağlığı açısından çok daha faydalı olduğu görülmektedir.”

    ”Korkular doğum öncesi kursla yenilebilir”
    Doğum korkusunun yenilmesinin anne adaylarının sezaryen tercihini ortadan kaldıracağını savunan Serçekuş, bu noktada 2000’li yıllardan itibaren özellikle büyükşehirlerde açılmaya başlanan doğum öncesi kurslarının önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.

  • Bebeklere İsim Verirken Nelere Dikkat Etmek Gerekir ?

    Cevap: Peygamberimizin yasaklamış olduğu yanlızca bazı birkaç örnek isimler:
    Bir hadis-i şerif: çocuklarınızı benim isimlerimle isimlendirinz ve peygamber isimleri naklediniz her müslüman erkeğin üç çocuğu olurda birinin adını ^^MUHAMMED^^ ile tesmiye etmezse cehalet eden kullardandır benim isimlerimle isimlenen evlatlarınızda ahirette şefaat edeceğim ve allah cehennem ateşinde yakmaya tenezzül etmekden kaçınacakdır hiç şüphesiz en bahtıl makbul isim Muhammed’dir çocuğuna güzel isim nakletmeyen hermüslüman babanın oğlu evladın baba üzerindeki haklarındandır…

    İsim sahiplerine şefaat:

    Her peygamber, kendi isminden olanlar, her âlim ve evliya da, kendi isminden olanlara şefaat edecektir. Güzel ismin bu yönden de önemi vardır.
    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allah indinde en güzel olan isimler, Abdullah, Abdurrahmandır.) [Müslim]
    (Üç oğlu olup da, birine adımı vermiyen, cahillik etmiş olur.) [Taberânî]
    (Allahü teâlâ buyurur ki: İsmi, Muhammed, Mahmud,Ahmed gibi Habibimin isminden olan mümine azap etmekten haya ederim.) [R. Nasihin]
    (Bir evde bir, iki veya üç tane Muhammed ismi olmasını çok güzeldir.) [İbni Sâd]
    (Oğlunun adını Muhammed koyan, çocuğu ile cennetlik olur.) [A. Rufai]
    (Muhammed isimli çocuğa her yerde ikram edin, onu aşağılamayın.) [Hatîb]
    (Muhammed isimli kimseyi hakîr görmeyin, onu mahrum etmeyin! Onun bulunduğu bir evde, bir yerde bereket vardır.) [Deylemî]
    İbni Abbas hazretleri, (Kıyamette, “adı Muhammed olan müminler gelsin” denilir, hepsi cennete götürülür) buyurmaktadır.(zevahir/hedcen)

    Peygamberimiz yaşamında bir çok çocuk yaşlı genç hatta hanımlarından birinin isimlerinide ve yine kölesi olan hz.enesin adınıda değiştirmiştir.

    Peygamberimiz yine doğa ismi taşıyan dağ tepe ırmak nehir eşya kaya ve herhangi bir hayvan Gibi isimleride kesinlikle yasaklamış ve koymamamız gerektiğini emretmiştir.

    Senem: Put,cok guzel kadin anlamındadır.Peygamberimizin yasaklamis oldugu isimlerdendir.

    SAMED : ALLAH’in isimlerini tek basina isim olarak kullanilmasini yasaklamistir.
    Samed yerine Abdussamed seklinde kullanilabilir yalnizca(Abdulkerim,Abdulkadir,Abdurrahim vs buşekilde adlandırılmalıdır)
    Allahu Tealanin en sevdigi ve Peygamberimizin tavsiye ettigi isimler (peygamberimizin isimleri diğer paygamberlerin isimleri-Abdullah ve Abdurrahman’da allahın en sevdiği isimlerdir…)

    SUVEYDA: Kalbin ortasinda var kabul edilen siyah nokta.Tohumun ortasinda bulunan tanecik. Kalpteki gizli günah demektir.Isim olarak kullanilmasi uygun degildir.

    Peygamberimiz(s.a.v) anlami guzel olmayan,cehennemi cagristiran isimleri de yasaklamistir.

    SERGEN: Raf dolap gözü anlamına gelir uygun olmayan alaycı ısımlerdendır ve haramdır
    SİMGE: ilgisiz yakışmayan diğer bir tabirle alakasız saçma isimdir
    ASIYE: Asi olan karsi gelen ,itaatsiz
    ALEV: Cehennemi cagristiran bu ve benzeri isimleri de yasaklamistir.ornegin; ates,kirmizi,sari ,alev

    Ayrica ; özellikle dikkat ceken kirmizi ,sari ve bunlara benzer renkte kiyafetler giyilmesini de kadınlara yasaklamistir.

    ABDULESE : Arslanin kulu arslan gibi manasındadır .Peygamberimizin yasakladigi bir isimdir.
    KEZBAN: Yalanci anlamı vardır.ve haram isimlerdendir.

    Bir hadis-i Serifte :

    “Sizler kiyâmet günü kendinizin ve babalarinizin adlari ile cagirilirsiniz. Öyle ise cocuklariniza güzel isimler veriniz.”buyurmuslardir. (Hadîs-i serîf-Ibn-i mace)

  • Lahusalıkta – Emzirme Döneminde Bitkisel İlaç Ve Hap Kullanımı

    Eczanelerde veya bitkisel ilaç ve hap sağlayan şirketler tarafından kontrolsuz bir şekilde satılan bazı bitkisel ilaçlar anne sütüyle bebeğe geçmekte ve bazıları bebekte karaciğer sorunlarına neden olabilmektedir. Bebeğini emziren kadınların, bebekleri iki yaşından büyük oluncaya kadar genellikle bitkisel ürünler kullanmaktan kaçınmaları gerekir.
    Emzirme Döneminde (Loğusalıkta) Süt Verir İken Kaçınılması Gereken Şifalı Bitkiler İçeren İlaçlar Ve Haplar Hangileridir?

    • Dong Quai

    • Gingko Biloba

    • Nutmeg (küçük hindistancevizinin çekirdeği)

    • Comfrey (karakafes)

    • Coltsfoot (öksürük otu)

    • Butterbur

    • Hound Tongue (köpekdili)

    • Ragwort (kanarya otu)

    • Sibirya Ginsengi (sinseng)

    • Sarımsak (fazla miktarda)

    Dikkat!!
    Hamilelik ve emzirme dönemlerinde bitkisel ilaçlar kullanmadan önce doktorunuza veya natüropat, homeopat ya da bitki uzmanına danışınız ve güvenlikleri ile ilgili kanıt isteyiniz.

     

  • Gebelikte 20.hafta

    Gebeliğinizin ortalarında kendinizi çok iyi hissedeceksiniz. Saçlarınız ve cildinizdeki olumlu değişikliklerden dolayı daha da güzelleşeceksiniz . Fırsatınız varsa tatile çıkmanın tam zamanıdır. Bebeğinizin kıpırtılarını duyumsamaya başlamanız da sizi ayrıca heyecanlandıracaktır.

    Neler Oluyor?
    * Cildinizdeki, doğumdan sonra ki sürede kaybolacak koyulaşma artabilir.
    * Diş etlerinde kanama ya da vajinada akıntı gibi yakınmalara sık rastlanır.
    * Eklemler ve eklem bağları gevşediğinden sırt ağrısı, kasıklarda gerilim gibi yakınmalar da olabilir.

    Ne Yapmalı?

    Kendinize dikkat etmeli, özellikle belinizi zorlamamalısınız.Yüksek topuk ayakkabılardan sakının.
    Bebeğiniz için gerekli portbebe gibi gereçleri ve giysileri dÜşÜnmeye başlamalısınız.

    Gelişen Bebeğiniz

    Saçları belirmeye başlar.
    Dişleri gelişmektedir.
    Bebeğin derisini koruyan beyaz yağlı madde (verniks) oluşmaktadır.
    Kolları ve bacakları iyice gelişmiştir.
    Bebeğin hastalıklara direncini artıracak maddeler (antikorlar) sizden geçmeye başlamıştır.
    Bebek oldukça hareketlidir. Bu hareketleri başlangıçta karın guruldaması gibi algılayabilirsiniz. ondaki seslere tepki olarak
    hareketleri artabilir. Ancak bebeğiniz çok oynamıyorsa telaşlanmayın; bebeklerin çoğu bu haftalarda henÜz  hareketli olmayabilir.

  • Hamilelikte Nelerden Sakınmalıyız?

    Sigara, alkol ve doktorunuzdan habersiz alınan ilaçların hepsi, tüm gebelik süresince ve özellikle de bebeğin organlarının oluştuğu ilk üç ayda zararlıdır.

    Sigara Kullanımı

    Sigara içmeniz bebeğinizi oksijensiz bırakır. Sigara içen annelerde erken doğuma ve düşük kilolu bebeklere daha sık rastlanır. Sigara ayrıca düşük, ölü doğum ve anomalili bebek sahibi olma risklerini de arttırır. Ne kadar çok sigara içerseniz risk de o ölçüde çok olacağından sigarayı bütünüyle bırakmalısınız. Günde bir-iki sigara bile bebeğe zarar verebilir; başka bir anlatımla, sigarayı azaltmak çözüm değildir. Çevrenizde sigara içilmesi bile bebeğin sağlığı için benzer tehlikeler oluşturabilir, giderek beklenmedik ölüm etkenlerinden birine dönüşebilir. Bu nedenle gebeliğiniz süresince sigara içilen ortamlardan uzak durun. Eşiniz sigara içiyorsa, bırakması için çaba gösterin.

    Alkol

    Haftada bir-iki kadeh şarap içmenin size ya da bebeğinize zararı olmayabilir; yine de hiç içmemek en iyisidir. Bu konuda güvenlik sınırının ne olduğunu kimse bilmediğinden, en doğrusu hiç alkol kullanmamaktır. Düzenli alkol tüketimi ağır zararlara neden olabilir, hele aşırıya kaçılması çok tehlikelidir.

    İlaçlar

    ilaçların birçoğu bebeğe zararlı olabilir. Bu nedenle gebe olduğunuzu bilen bir doktor vermemişse, gebeliğiniz süresince tüm ilaçlardan kaçınmalısınız. Buna aspirin gibi basit görünen ilaçlar da dahildir. Kimi zaman şifalı bitkilerin ilaçlardan daha az tehlikeli olduğu düşünülür, oysa bu bitkilerin çoğu güçlü etken maddeler içerir. Bu nedenle, doktorunuz ya da mesleği tıp olan bir uzman önermedikçe bu yola hiç başvurmayın. Şeker hastalığı gibi önemli bir hastalığınız varsa doktorunuz ilacınızın dozunu gebeliğe göre düzenleyebilir.

    Öteki Tehlikeler 

    Kedi, köpek dışkısı ve çiğ ya da az pişmiş et anne karnındaki bebeğe zararlı olabilecek toksoplazma denen bir parazit taşıyabilir. Kedi, köpek pisliği temizlemekten sakının, yapmak zorundaysanız eldiven giyin ve sonra ellerinizi yıkayın. Kimi yörelerde sevilen çiğköfte gibi yiyeceklerden uzak durun. Bahçede çalışırken eldiven kullanın, mutfakta çiğ etlere dokunduktan sonra ellerinizi iyice yıkayın, az pişmiş et ya da balık ve iyice yıkanmamış meyve, sebze yemeyin. Gıda zehirlenmesi tehlikesi içerdiğinden kabuklu deniz ürünlerinden uzak durun.

     

  • Gebelikte 16. Hafta

    Gebeliğinizin ikinci üç ayına girdiğiniz bu haftada kendinizi epeyce iyi ve enerji dolu duyumsuyor olmalısınız. Artık gebe olduğunuz dışarıdan bakınca da bellidir. Bebeğinizin tüm organları oluşmuştur. 14. haftadan beri plasentadan besleniyor. Bundan sonraki haftalara daha da gelişecek ve kendini bağımsız bir yaşama hazırlayacaktır.

    Neler Oluyor?

    * Artık kendinizi daha iyi hissediyor olmalısınız.
    * Gebelikle ilgili coşkunuz ve sevinciniz artar.
    * Cildinizin renginde koyulaşma olabilir; bu meme uçları  ciltte daha belirgindir. Karnınızın Üstünde koyu bir çizgi görebilirsiniz.Doğumdan kısa süre sonra bu çizgi yok olur.
    * Bebek büyüdükçe iştahınız artar. Giysileriniz artık dar gelmeye başlayabilir, oysa gebe giysileri için henüz erkendir. Bu nedenle rahat giyecekleri yeğlemelisiniz

    Ne Yapmalı?

    • Henüz yapmadıysanız sigarayı bırakmalı, eşinizi de bu konuda ikna etmelisiniz.
    • İştahınızın arttığını bahane edip canınızın çektiği her şeyi yemeniz gerekmez; sağlıklı beslenmenize özen göstererek kilonuzu korumalısınız.
    • Doğum öncesi kontrollerin ikincisini yaptırmalısınız.