Bebek

  • Bebekler Kaç Aylıkken Oturur

    Bebeğin vücudunun üst kısmının gelişebilmesi için belirli bir ayın geçmesi gerekiyor. Doktorlar dördüncü aya kadar çocuğu zorlayıcı herhangi bir hareket yapılmamasını öneriyor. Çünkü bebeğin kafasını tutabilmesi, sırtını düz tutabilmesi en erken dört aylıkken mümkün oluyor. Altı aylıkken de yanına destekler koyulduğunda yarı oturur vaziyette birkaç dakika geçirebiliyor.  Sekizinci ayda ise tamamen desteksiz oturabiliyor. Klinilk Bebek, Çocuk ve Genç Sağlığı Merkezi’nden çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, çok yaygın mitlerden biri olan “Bebek oturtulmaz yoksa beli eğrilir” inanışının bebekte yol açabileceği sorunlar ve neler yapılması gerektiği konusunda bilgi verdi:

    “Bebek oturtulmaz yoksa beli eğrilir” lafını çok sık duyuyoruz. Bu nedenle bebeklerin oturması engelleniyor ve dolayısıyla da bebeğin gelişimine bazı engeller konulmuş oluyor.

    Bebeğin Beli Eğrilmez
    Başını iyi tutan, kafasını iyi kaldıran, kendini öne getirmeye çalışan ya da ana kucağından atmaya çalışan, yarı yatar pozisyonda bile rahatsız olduğunu belli eden bebekleri destekleyerek kucağımızda oturtmanın hiçbir sakıncası yok, beli eğrilmez. Bu durumdaki bebekler genellikle dört aylıktır. Bebekler yaşamlarının her döneminde yeni kademelere geçiyorlar. Bu oturmayla ilgili dönem, bebeklikte üçüncü dördüncü ayda başlayan bir gelişimsel nokta. O nedenle bebeğin oturmasını yedinci ve sekizinci ayına kadar bekletmek, bebeklerin gelişimini engelleyici bir davranış oluyor.

  • Bebek Beslenmesi 12 Ay Üstü

    Bebek Beslenmesi 12 Ay Üstü
    12 Ay + : Minik Oburun Maceraları
    Bebeğiniz artık sizinle sofraya oturabilir ve sizin yediklerinizden yiyebilir. Ancak ona şekerli yiyecekler ve çok fazla tuz içeren yiyecekler vermeyin yemek yaparken bir kısmını ayırarak bebeğiniz için olan kısma tuz atmayın. Ona yemek zamanı kendi kaşığını verin, bu sayede siz onu doyururken o da kendi kendini doyurmak için adımlar atacaktır.
    İdeal Yiyecekler
    Çırpılmış veya iyice pişirilip doğranmış yumurta
    Doğranmış somon balığı (kılçıklara çok dikkat edin)
    Ezilmiş brokoli ve karnabahar (ayrıca buharda pişirilmiş karnabahar çiçeklerini bebeğinizin eline verebilirsiniz)
    Dilimlenmiş kivi, mango ve kavun, şeftali, elma, muz, salatalık
    Dilimlenmiş üzüm (üzümleri bütün olarak bebeğinize vermeyin, tıkanmasına neden olabilir)
    İçecek olarak inek sütü; 2 yaşını geçinceye kadar tam yağlı süt kullanın.
    Ne Sıklıkla Yedirmeli?
    En az 180 cc anne sütü veya formülanın yanı sıra günde 4 kez ek gıda ve atıştırmalık yiyecekler verebilirsiniz. Bebeğiniz hareketlendikçe enerji için daha fazla kaloriye ihtiyaç duyacaktır. Ona daha büyük öğünler vermeye başlamalısınız.
    Nelerden Sakınmalı?
    Potansiyel Alerjenler: Eğer aile hikayenizde gıda alerjisi varsa, 12 aydan önce fındık fıstık ezmesi, buğday, balık, yumurta ve kabuklu deniz ürünlerinden uzak durun.
    Tuz: Bebeğinizin böbrekleri, çok fazla tuzu kaldıramaz. Bu yüzden ona yemek pişirirken, tuz atmayın. Dışarıdan aldığınız yiyeceklerdeki tuz oranına da dikkat edin.
    Şeker: Bebeğinizin dişlerini çürütecek şekerli yiyecekleri vermeyin. Ayrıca tatlandırıcı olarak bal kullanmamaya özen gösterin; içinde botulizm sporları barındırabilir ve bu da bebeğinizi hasta eder.
    İnek Sütü: Bebeğiniz 1 yaş altında ise ona, ana içecek olarak inek sütü vermekten kaçının. Çünkü, bebeğinizin ihtiyacı olan besinleri içermez.
    Yarım Yağlı Süt: Bebeğiniz 2 yaş altı ise yarım yağlı süt vermeyin. Onun için gerekli olan yağı içermez.
    Meyve Suyu: Bebeğiniz 6 ayın altında ise meyve suyu vermeyin. Çünkü meyve suyu içinde diş çürüklerine sebebiyet verecek şekeri barındırır. Bebeğiniz altı ayı geçince saf, tatlandırılmamış, taze sıkılmış meyve suyu verebilirsiniz ki bu iyi bir C vitamini kaynağıdır. Ancak meyve suyunu yemek zamanı verin ve bir miktar meyve suyunu, 10 katı suyla sulandırın.
    Diğer İçecekler: Soda, çay, kahve ve bitkisel çaylar bebek ve çocuklar için uygun değildir.
    Bebeğinizin Katı Yiyeceklerle Tanışması
    Anne sütünden veya hazır mamadan katı yiyeceklere geçiş siz ve bebeğiniz için büyük bir olaydır. Katı yiyeceklere başlama sadece besin değerleri ile ilgili değildir. Bebeğin yeni tatların dünyası ve çiğneme ve yeme zevki ile heyecan verici tanışmasıdır. Şimdi size katı yiyeceklere doğru başlama ile ilgili bazı ipuçları verelim.
    Bebeğiniz Hazır mı?
    Pek çok doktor, bebeğiniz 4 ila 6 aylık oluncaya kadar katı yiyeceklere başlamayı beklemeniz konusunda hem fikirdir. Ayrıca onu katı yiyeceklerle tanıştırmadan önce mutlaka başını dik pozisyonda tutmasını da öğretin.
    Pirinç Güzeldir: Amerikan pediatri akademisi uzmanları demir takviyeli tahıl kahvaltılıkları bebeğinizin ilk katı yiyeceği için çok iyi bir seçim olduğunu söylüyorlar.
    Pirinç:
    Kolaylıkla hazmedilir.
    Bebeğinizin ihtiyacı olan demiri tedarik eder.
    Hazır mama ya da anne sütü içine sulandırılarak katılabilir.
    Alerjik bir reaksiyon verme ihtimali diğer tahıllara kıyasla düşüktür.
    Yulaf ezmesi, arpa ve kahvaltılık gevreği daha sonra deneyeceğiniz katı yiyeceklerdendir. Karışık gevrekleri tek tahıllı kahvaltılıklardan sonra verin.
    Katı Başlangıçlar: Herhangi bir katı yiyeceğe başlamadan önce bebeğinizin doktoru ile konuşun. Zamanını belirlemek ve rutine yavaşça yerleştirebilmek için danışacağınız kişi onun doktoru olmalı. Miniğinize katı yiyecek takdiminden birkaç ay önce bebeğinizin yemek masasıyla tanışmasını sağlayın. Onu kucağınıza veya mama sandalyesi ile yemek masasına oturtabilirsiniz. Bu hareket bebeğinize, yemek saatinin özel bir zaman olduğunu öğretir.
    Bebeğinizi İlk Yemeğini Yemeye Hazırlayın
    Bebeğinizi kaşık ile beslemeye ilk adım attığınızda onun gün içinde en iyi ruh hali içinde olduğu zamanı seçin. Acıkmış bir bebek o ilk kaşıkları bekleyecek kadar sabırlı olmayabilir. Bu yüzden yemek için onun en hazır olacağı bir zamanı seçin.
    Sizin işinize yarayacak bir zaman olmasına da dikkat edin. Sessiz bir hafta sonu sabahı çok iyi bir seçim olabilir. Eğer anne sütü veriyorsanız, sütünüzün en az olduğu zamanı seçin.
    Başlamadan önce, mızmızlanmaması için önce emzirin veya hazır mamasını verin. Büyümesi için yeteri kadar besin aldığından emin olun.
    Onu yemek yerken kameraya çekebilirsiniz.
    Yüksek mama sandalyesini yemek masasının yanına yerleştirin ve gerekirse altına bir sofra bezi veya gazete serin.
    Bebeğinize geniş bir önlük giydirin.
    Bebeğinizin hassas diş etlerini koruyacak plastik kaplanmış bir kaşık kullanın.
    Bebeği Beslemek
    Öncelikle kahvaltı gevreğini sulu bir hale getirip karıştırın. Bir çay kaşığı gevrek, 3 ila 4 çay kaşığı anne sütü veya mama ile karıştırılır. Bebeğiniz bu karışıma alıştıktan sonra zamanla gevreği daha katı hale getirebilirsiniz.
    Bebeğiniz kaşığı yakalamaya çalışacağı için, önce mama sandalyesinin masasına bir miktar sulu gevrek koyarak parmaklarıyla tatmasını sağlayın. Böylece onu tatmadan önce tadına aşina olacaktır.
    Sulandırılmış gevreği asla biberona koymayın, bu onun tıkanmasına neden olacağı gibi kaşıktan yemeyi de öğretemezsiniz.
    Bebeğiniz ilk tattığı kaşığı geri püskürtürse şaşırmayın. Bu doğal bir reflekstir. Hatta kaşıktan değil de sizin parmağınızdan yemek isteyebilir. Bebeğinizi zamanla tükürdüğünden daha fazlasını yutmayı öğrenecek.
    İlk zamanlar günde bir sefer katı yiyecek verin ve birkaç gün veya bir hafta bu rutine bağlı kalın. Birkaç kaşık yemeğe alıştığı zaman, miktarı birkaç öğüne çıkarabilirsiniz. (Julianne Deveraux)

  • Yatak Zamanı Savaşları

    Okul öncesi yıllarda yatma zamanına karşı çıkmak en sık rastlanan problem­lerden biridir. Neredeyse her çocuk yatağa gitmekten kaçma (“Bu oyunu bir kere daha oynayacağım ve sonra yatacağım.”) ve bunu geciktirme (“Bir öpü­cük daha alabilir miyim?”) evresini yaşar ya da yatağına gitmeyi reddeder. (“Ama yatağa gitmek istemiyorum. Yorulmadım bile!”). Okul öncesi çocukla­rın her gece 10-12 saat uyuması çok önemlidir, bu yüzden sıkı yatak kuralla­rı uygulamanız gerekir, işte size birkaç kolaylık:

    Onu açıkça uyarın. Yatma zamanı yaklaşınca, çocuğunuzun hazırlanma za­manının geldiğini bilmesini sağlayın. “Beş dakikan daha var, sonra yıkanaca­ğız.” deyin. Fazla oyalanmasına izin vermeyin.
    Yatma zamanını saate bakarak anlamasını öğretin. Çocuğunuz akşam 8’de yatıyorsa, mutfak saatinde 8’in nasıl göründüğünü gösterin. Bu kadar nesnel bir şey hakkında tartışma olamaz!

    Eğlenceli bir yatak zamanı yöntemi saptayın. Gün sonunda sakinleşmek pek çok okul öncesi çocuk için zordur, ama sakinleştirici bir yöntem, gün modundan gece moduna geçmelerini kolaylaştırabilir. Örneğin, ılık bir banyo ile baş­layın. Sonra pijamalarını giydirin, dişlerini fırçalayın ve bir ya da iki kitap oku­yun. Vedalaşmanızı kısa tutun, sarılıp öptükten ve tatlı rüyalar dedikten sonra odadan çıkın.

    Oyuna gelmeyin. Çocuğunuz yatma zamanını bir bardak daha su isteyerek ya da bir kez daha sarılarak uzatabileceğini düşünürse bunu yapacaktır. Net olarak sadece bir bardak su içebileceğini söyleyin. Sonra dirençli olun. Teslim olursanız, stratejisinin işe yaradığını anlar.

  • Mikroinjeksiyon Bebeklerinde Sakatlık Riski Nedir?

    1992 yılındaki ilk uygulamadan beri mikroenjeksiyon alanında çok hızlı gelişmeler yaşanmakta. Özellikle erkek infertilitesi alanında çığır açan bu uygulamanın yaygın kullanıma girmesi ve tüm dünyada binlerce bebek doğmasına karşın oluşan gebeliklerde anomali olacağı kuşkusu her zaman gündemde ön sıralarda yer almakta.

    Bu korkular iki ana temele dayanmaktadır. Bunlardan iki kadın ve erkek üreme hücreleri üzerinde çeşitli işlemlerin yapılması ile döllenmenin doğal olmayan yapısıdır. Döllenmeyi gerçekleştiren spermin doğal yollardan seçilmemiş olması her zaman bir soru işaretini beraberinde taşır. Öte yandan uygulama sırasında kullanılan iğnenin kadın yumurtasının duvarında ufak bir zedelenmeye yol açması da bu bebeklerde ileride sorun çıkabileceği kuşkusunu doğurur. İkinci neden ise erkek kısırlığının kalıtsal olup olmamasında yatar. Mikroenjeksiyon uygulamasının geliştirilmesi ile erkek kısırlığındaki genetik araştırmaların ilerlemesi aynı dönemlerde olmuştur. Bazı şiddetli erkek kısırlığı durumlarında Y kromozomunun kısa kolunda kırılma olduğunun saptanması ortaya çıkan sorunun erkek çocuğa iletilip iletilmeyeceğidir. Yapılan araştırmalarda genel olarak bildirilen anomali oranları doğal yollardan elde edilen gebeliklerdeki anomali oranları ile farklılık göstermemektedir. Günümüzde pek çok ekip mikroenjeksiyon gebeliklerinde sistematik olarak kromozom analizi yapmayı tercih ettiği için kromozom anomalisi oranlarını genel popülasyonla karşılaştırmak son derece zordur. Bununla beraber yapılan çalışmalarda oranlar arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmadığı görülmektedir. Tıkanıklığa bağlı olmayan azorspermi (menide hiç sperm olmaması), ya da kanalların doğuştan olmaması gibi şiddetli erkek infertilitesi durumlarında kromozom anomalisi bulunma olasılığı yüksek olduğundan bu olgularda mikroenjeksiyon öncesinde mutlaka kromozom analizi yapılmalıdır.

  • Yenidoğan Bebeğin Kabiliyetleri

    Yenidoğan Bebeğin Hareket Kabiliyetleri
    Yenidoğan bir bebek bir müddet gözlemlendiği takdirde bir takım hareketler yaptığı rahatlıkla anlaşılabilir. Bebeklerinin sağlıklı gelişip gelişmediği, yaşıtlarından farklı mı olduğu, gelişimlerinin düzgün mü olduğu gibi konular her annenin merak etmesi gereken konulardır. Her annenin bu konularda bilgi sahibi olmasının bebeğin gelişimi açısından son derece önemli olduğu unutulmamalıdır. Bir problem olmasa da yeterince gelişmediğini fark edebilmemizi sağlayan, bu farkındalık sayesinde bu yönlerin gelişmesine olanak sağlayan yegane bilgilerdir. Bebeklik dönemi, insan hayatında duygusal gelişim, motor gelişim ve zeka gelişimi gibi birçok gelişim ile ilgili en hızlı dönemdir. Bu dönemdeki gelişim özelliklerinin iyi bilinmesi sonraki gelişimini de büyük ölçüde olumlu etkilemektedir. Bu nedenle yenidoğan bir bebeğin hareketlerini bilmek büyük önem arz etmektedir.

    Bir İki Haftalık Bebeğin Hareket Kabiliyetleri
    Bu kısa dönemde bebek tek hareketleri olarak yakalama, emme, arama gibi yeni doğan dönemine ait refleksler (otomatik hareketler) yapabilmektedir. Bebek kolları ve bacakları hafif bükülmüş olarak yatar. Ayrıca zaman zaman annenin bakışını yakalayıp ona bakabilir. Bu durumda ona bakarak, gülümsenmelidir. Bebek bulanık görür. 20-25 cm mesafeyi seçebildiği için onu tutanı çok rahat görebilir. Henüz başını kaldıramaz, yatarken dönemez ve oturamaz. Sakin olduğu kısa dönemler olacaktır; bu dönemlerde ona şarkı söylenmeli, konuşulmalıdır.

    Bir Aylık Bebeğin Hareket Kabiliyetleri
    Bir aylık bebek bu dönemde görebilir, duyabilir, tat alabilir, acıyı hissedebilir. Başını tutabilir, karın üstü yattığında başını sağa-sola çevirebilir. Bebek emerek kendini sakinleştirmeye çalışabilir. Agu- ıkınma sesi- kumru sesi-mırıldanma gibi sesler çıkarmayı deneyebilir. Kısa süreli izleyebilir, yakın tutunca dikkatle bakabilir. Anneyi tanımaya çalışarak onu tanıdığını belli edebilir. Annenin sesini duyunca sakinleşebilir. Bu dönemde el ve ayaklarının farkına varmaya başlamaktadır.

  • Fotoğraf Çekerken Flaşa Dikkat

    Mesleğim gereği, özellikle yeni doğmuş bebeklerin fotoğraflarını çekiyorum. O kadar minik ve o kadar savunmasız oluyorlar ki ilk doğduklarında…

    Tabii onların fotoğraflarını çekerken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar var. Bunlardan en önemlisi de “flaş” kullanılmaması…

    Çekimlere gittiğimde maalesef görüyorum ki; aile bireyleri bebeği görür görmez ellerindeki fotoğraf makineleri ile flaşı kapamadan, yakın plan çekim yapmaya başlıyorlar. Pek çok aile bu konuda yeterince bilgi sahibi değil ne yazık ki…

    Bildiğiniz üzere, yeni doğmuş bebeklerin refleksleri tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle ani gelen bir ışığa tepkisi biz yetişkinler gibi olamayacaktır. Flaşın yapacağı parlak ışığa karşı göz kırpma hareketini yapamayacağından dolayı gözlerine zarar gelme riski vardır. Henüz bilimsel olarak ispatı yapılmamış dahi olsa yine de risk teşkil ettiğinden dolayı flaşlı çekimin yapılmaması bu minik bebeklerin göz sağlığı için çok önemlidir.

    Bu nedenle doğum fotoğrafçılarının ya da bebeğin fotoğraflarını çeken kim olursa olsun bu konuya hassasiyet göstermesi gerekmektedir. Mümkünse flaş kullanmadan çekim yapmak için gün ışığından faydalanmak ya da en azından ışık konusunda bir sıkıntı var ise flaşın difüze edilmesi, flaşın tavandan sektirilmesi ya da bebek uyurken, arkası dönükken, uyurken çekim yapılması yerinde olur.

    Ama her ne olursa olsun flaş kullanmaktan kaçınmak yine de en doğru seçenek olacaktır…

  • Bebeklerde Parmak Ucu Deri Soyulması

    Çocuklarda parmak ucu deri soyulması ve bebeklerde deri çatlaması egzama neden olur?
    Bebeklerde sıkça görülen parmak ucu derisinin soyulması, parmak ve el derisinin çatlaması, parmaklarda kaşıntı gibi belirtileri egzama hastalığının habercisi olabilmektedir. Bebeklerde egzama nedir nasıl tedavi edilir ve nelere dikkat etmek gerekir.

    Önemli Noktalar

    • Çocuğun cildini sabunla yıkamaktan kaçınınız
    • Banyo köpüğü kullanmaktan ve çocuğun saçını şampuanla yıkamaktan kaçınınız
    • Banyosunda az miktarda parfümsüz normal banyo yağı kullanınız
    • Cildin kuruması halinde, çocuğa her iki günde bir banyo yaptırınız
    • Uzun süreli sıcak su banyosu yaptırmayınız ve cildi, havluyu hafifçe dokundurarak kurulayınız
    • Özellikle hemen banyonun ardından, çocuğun cildine düzenli olarak nemlendirici krem sürünüz (sorbolene ya da aqueous kremi)
    • Emici özelliği fazla olan bezler kullanınız ve bezleri düzenli olarak değiştiriniz
    • Bebeklere normal aşı programlarının uygulanması gerekir
    • Egzemalı çocuklara özel diyet uygulamanın fazla bir yararı olmaz

    Alerjik egzama nedir?
    Alerjik egzama (çoğunlukla bebek egzaması ya da yalnızca egzama olarak adlandırılır), kuru, kırmızı ve genellikle çok kaşıntılı olan pul pul döküntüyle belirgin bir deri iltihabıdır. Pigmentli deride daha mor ya da kahverengi vekalınlaşmış deri baskın özellikler olabilir. Egzamalı yerlerden akıntı sızabilir ve bu yerler kabuk bağlayabilir. Küçük bebeklerde 2 ile 4 aylık olduktan sonraortaya çıkma olasılığı vardır. Egzama birçok çocukta büyüdükçe iyileşme göstermektedir.

    Egzamanın nedeni bilinmemesine karşın, hastalığa yaygın olarak alerjik (atopik) astım ve saman nezlesi eşlik etmektedir. Diğer aile bireylerinde alerjik egzama, astım ve saman nezlesi olması durumunda, çocukta egzama görülme olasılığı daha fazladır.

    Egzama vücutta nerelerde oluşur?
    Alerjik egzama bebek küçükken başlar. İlk önce genellikle iltihaplı ve kuru kabartılar halinde yanaklarda oluşur. Deri kırmızı, pigmentli deri ise, açık mor, kahverengi ve hatta beyaz bile olabilir. Egzama daha sonra alın ve baş derisine yayılabilir.

    Çocuk büyüdükçe egzama vücutta, kollarda dirsek içlerinde ve bacaklarda diz arkasında görülür. Ayrıca, el ve ayak bileklerinin etrafında da oluşur. Çocukluğun ileri dönemlerinde yüzde daha seyrek görülür ancak, kulak arkasında ve gözlerin etrafında döküntü oluşabilir.

    Nedeni nedir?
    Yukarıda sözü edildiği gibi, egzama ile diğer alerjik hastalıklar arasında bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak, birçok vakada egzamaya neden olan herhangi bir maddeye karşı alerjik bir durum söz konusu değildir.

    Aşağıdakileri de kapsayan bazı faktörler hastalığı ağırlaştırabilir:

    • sabun, deterjan ve şampuan gibi cildi tahriş eden ya da kurutan maddelerle temas
    • cildin kurumasına neden olan soğuk hava
    • bakteri kökenli ikincil enfeksiyon
    • stres

    Birçok kişi, herhangi bir yiyeceğin egzamayı artırıp artırmadığını merak etmektedir. Ancak, çocukların çoğunda, belirli bir yiyeceğin hastalığa yol açtığını söylemek çok zordur.

    Nasıl önlenir ve tedavi edilir?
    Kaçınılması gerekenler

    • Döküntüyü daha kötü ve kaşıntılı hale getireceğinden, ovma ve kaşıma
    • Cildi kuruttuğu için sabun, deterjan ve parfümlü ürünler kullanma
    • Cildi kuruttuğu için, egzamalı yerleri su ile çok fazla yıkama
    • Cildi daha fazla tahriş ettiği ve kuruttuğu için, uzun süre sıcak su banyosu veya sıcak duş yapma
    • Aşırı sıcak ya da soğuk
    • Çocuğun terlemesine ve kaşıntıya neden olduğundan yorgan kullanma
    • Yün gibi vücuda batan giysiler giyme
    • Battaniye, halı ve koyun postlarındaki yünle doğrudan temas

    Yapılması gerekenler

    • Cildi temizlemek için sabun yerine banyo yağı kullanınız
    • Sorbolene ya da aqueous kremi gibi nemlendiricileri, özellikle banyodan sonra düzenli olarak kullanınız
    • Banyo ya da duştan sonra, cildi, havluyu hafifçe dokundurarak kurulayınız ve ovmayınız
    • Kışın sıcak odada üzerini çıkarınız
    • Yazın yatak odasının serin olmasını sağlayınız
    • Bol pamuklu giysiler giydiriniz (ya da pamuklu/sentetik karışık giysiler)
    • Giysilerdeki etiketleri çıkarınız
    • Emici özelliği fazla olan bezler kullanınız ve bunları düzenli olarak değiştiriniz

    Egzamanın ağır olması durumunda, doktor cilde sürmeniz için kortizonlu krem verebilir. Genellikle, egzama aktif hale geldiğinde hafif kortizonlu krem ya da merhemler kullanılmakta, hafiflediğinde ise, bu ürünler bırakılmaktadır. Egzama kontrol altına alınsa bile, nemlendirici kullanma sürdürülür. Egzamanın enfekte olması halinde, doktorun antibiyotik vermesi gerekebilir. Kaşıntının giderilmesinde, özellikle gece meydana gelmesi ve uykusuzluğa neden olması durumunda, antihistamin şurupların yararı olabilir.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: bebeklerin parmak uçlarının soyulması, bebeklerde parmak uçlarının soyulması, bebeklerde parmak ucu soyulması, 2/3 yaş çocuklarda el içi soyulması, parmak uçları neden çatlar, bebeklerde parmak soyulması, çocuğumun parmak uçları soyuluyor, oğlumun parmak uçları soyuluyor

    Egzamanın tedavisinde diyetin rolü henüz açıklığa kavuşmamış olup, birçok çocukta özel diyet uygulama başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Diyet konusundabilgi edinmenin herhangi bir zararı olmamasına karşın, bu konuda bilgi, egzama ve küçük çocukların beslenme ihtiyaçları konusunda uzman olan birkişiden alınmalıdır. Bebeklerde parmak ucu deri soyulması ve deri çatlaması egzama rahatsızlığının nedeni olabilmektedir.

    Bu sayfaya annelerimiz en çok şu kelimeler için geldi -> 6 aylık bebekte parmak üzeri soyulması
  • Bebek Arabası Modelleri

    Bebek Arabası Türleri
    Bebek arabaları çok çeşitli ürün yelpazesine sahip bebek araç gereçlerindendir. Bunca seçeneğin içerisinde sizin için en iyi bebek arabasını bulmak için bütçenizi ve yaşam tarzınızı göz önünde bulundurun.

    Bebeksayfasi.com bebek arabası modelleri için tıklayınız.

    Travel Sistem Bebek Arabası
    Hızlı, kolay ve uzun ömürlü bir bebek arabası almak istiyorsanız travel sistem bebek arabalarını tercih edebilirsiniz. Ergonomik yapıları ile bebeğinizin doğumundan itibaren kullanabilirsiniz. Travel sistem bebek arabaları aynı zamanda oto koltuğu olarak da kullanılabilir. Sırt kısmının ayarlanabilir olması bebeğinizin konforlu seyahat etmesini sağlar. Her mevsimin hava şartına göre bebeğinizle güvenle gezmenin keyfini çıkartabilirsiniz. İhtiyacınız ve zevkinize göre seçeceğiniz travel sistem bebek arabaları hayatınızı kolaylaştıracak.

    3 Tekerlekli Bebek Arabası
    Yaygın olarak bir koşu arabası ya da arazi arabası olarak bilinen bu model, seyahat etmeyi ve gezmeyi seven anne babalar için çok uygun. Bir koşu arabası hemen hemen her yerde sizin ve bebeğiniz için yumuşak bir sürüş keyfi yaşamanıza yardımcı olabilir. Hafif bir çerçeveye monte edilmiş üç büyük lastik tekerleklere sahip bu arabaları uzun yürüyüşler, koşular ve gezinti için rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yüksek manevra kabiliyetine sahip üç tekerlekli bebek arabaları ile mağazalarda rahatlıkla dolaşabilir, bebeğinizle şehri gezebilirsiniz.

    Bebeksayfasi.com  3 Tekerlekli Bebek Arabası  kategorisi  modelleri için tıklayınız.

    Annelerin en çok terich ettiği 3 Tekerlekli Bebek Arabası Markaları

    • Babyhope 3 Tekerlekli Bebek Arabası
    • Britax-Römer 3 Tekerlekli Bebek Arabası
    • Chicco 3 Tekerlekli Bebek Arabası 
    • Kraft 3 Tekerlekli Bebek Arabası
    • Maxi Cosi 3 Tekerlekli Bebek Arabası
    • Quinny 3 Tekerlekli Bebek Arabası

    Baston Bebek Arabası
    Baston bebek arabası modellerinin ayarlanabilir koltuk, tek elle katlama, geri çekilebilen gölgelik ve depolama alanı gibi özellikleriyle anne babalar tarafından tercih edilir. Bütün bunların yanında bebekler için snack tepsiler ya da anne-babalar için içeceklerini koyabileceği tepsilerin olduğu baston bebek arabaları çeşitleri mevcut. Günlük geziler veya hızlı geziler için baston bebek arabaları güvenilir bir seçimdir. Bu bebek arabası ikinci bir bebek arabası ya da en az 12 aylık bebekler için iyi bir seçimdir. Diğer bebek arabalarına oranla daha hafif ve kolay taşınan baston bebek arabalarında baş ve boyun desteği bulunmadığı için bebeklere uygun değil. Yeni yürümeye başlayan çocuğunuzun arabası olarak düşünebilirsiniz.

  • Bebeklerde Meme Problemi. İstediği Zaman Mı, Saati Gelince Mi?

    İster meme ile ister mama ile olsun, çocuğun ne zaman besleneceği sorusuna göz atalım. Bu sorunun doğal olarak cevabı “acıktığı zaman” olmalıdır. Oysa uygarlığımız bu basit ve açık seçik cevabı da çarpık bir hale getirmiştir. 1920’ler ve 1930’larda bebekleri ve ufak çocukları birtakım davranışlara mümkün olduğu kadar erken çağda alıştırmanın gerekli olduğu düşüncesi yaygındı. Böyle düşünenlere göre, çocukta iyi alışkanlıklar geliştirmenin koşullarından biri de, çocuğun beslenmesini en kısa süre içinde belirli bir programa bağlamaktı. Böylece, doktorlar çocukların üç veya dört saatte bir beslenmesini öngören programlar düzenlediler. Annelerin, bebeklerini bu programa göre beslemesi gerekiyordu. Bu korkunç rejim, psikolojik açıdan sağlıklı çocuk yetiştirmenin temel ilkelerinden birini, yani her çocuğun kendine özgü kişiliğine, bireyselliğine saygı duyulması ilkesini yıkıyordu.

    Her çocuk dünyada eşi olmayan, başlı başına bir bireydir ve her çocuğun kendine özgü bir acıkma saati vardır. Nasıl olur da, bütün çocuklara uyacak bir zaman ayarı planlanabileceğini düşünürüz? İster bebeği üç saatte bir doyurun, ister dört saatte bir doyurun desin, bütün beslenme programlarındaki zaman ayarlamaları kesinlikle yanlıştır. Böyle belirli bir program, bebeğinize uymayacaktır. Çünkü bebeğiniz, sadece öteki bebeklerden farklı olmakla kalmaz, kendi acıkma zamanları da günden güne değişiklikler gösterir.

    Katı kurallara göre beslene bir bebeğe neler olur? Bebek acıktığı zaman, çaresizlik duygusuna kapılır. Çünkü bebeğin acıkması, kimsenin acıkmasına benzemez. Bebek acıktığı zaman gerçekten açtır. Bunun oluru olmazı yoktur. Karnını doymasını ister. Biz büyükler, çoğunlukla hiçbir zaman bebekler gibi açlık duymamışızdır. Bunu şöyle bir örnekle daha iyi belirtebiliriz. Bir bebeğin karnının doyurulması için yarım saat beklemesi, biz büyüklerin üç gün aç durmamıza bedeldir. Bebek, genellikle pek kibar bir yaratık değildir. Acıkmışsa ve karnını doyurmuyorsanız, bildiği tek yoldan yararlanarak ilginizi çekmeye çalışır: Ağlar. Karnının doyması ne kadar gecikirse, bebeğin sesi de o kadar yükselir. Böyle katılacakmış gibi ağlarken, “Bu ne biçim dünya? Şurada ağlayıp duruyorum acıktım diye bas bas bağırıyorum da, kimsenin bana yiyecek verdiği yok!” der gibidir. Daha da zaman geçerse, ağlamanın niteliği ve tonu değişir. Artık acıktığını belirten bir ağlama olmaktan çıkar ve bir öfke ağlamasına dönüşür. Bu durumda bebek, “Öfkeden deli gibiyim. Hepinizden, bütün dünyadan nefret ediyorum! Bana ve acıkmama aldırış etmediğiniz için sizden nefret ediyorum!” dercesine ağlamaya başlar.

  • Bebeklerde Tırnak Batması

    Tırnak batması genelde tırnağın deriye doğru büyümesiyle oluşur. Tırnak batması problemi ayak parmaklarında genelde ise baş ayak parmağında görülür. Tırnak batmasının ilk belirtileri, tırnağın kenarlarında kızarıklık ve şişliktir.

    BebekSayfasi.Com olarak annelerimize bebeklerinin gelişim ve sağlığı konularında pek çok yazıyla yardımcı oluyoruz. Türkiye’nin en özenli bebek gelişimi sayfamızı görmenizi şiddetle tavsiye ederiz.

    Bebeğinizin parmakları özellikle ayakkabı veya sıkı bir çorap giydiğinde eğer tırnak batması varsa çok hassas ve sancılı olabilir. Bebeğiniz büyük bir ihtimalle ayakkabısını veya çorabını girdirirken ağlamaya başlar. Eğer bebeğiniz yürüyebilecek yaşta ise yürüyüşündeki sekmelerden de tırnağındaki sorunu anlayabilirsiniz.

    Eğer tırnak batması biraz daha ilerlerse enfeksiyon kapar ve kızarık deri bölgelerinde sarı irin oluşmaya başlar. Eğer bu kısım darbe alırsa bu irinin dışarı fışkırması bile olasıdır. Tırnak büyüdükçe kızarıklık ve şişlik artar.

    Bebeğimin tırnak batmasını nasıl tedavi edebilirim?
    Bebeğinizin ayağını günde iki üç kez ılık köpüklü suda (sıcak değil) 10 dakika civarı bekletin. Pek çok bebeğin suda oynamayı sevdiğini düşününce bebeğinizi buna ikna etmek çok zor olmasa gerek. Daha sonra bebeğinizin ayak bölgesini hafifçe kurulayın, nazik olmalısın çünkü dokunuşlarınız canını yakabilir. Bir antibiyotik krem veya merhem ile pansuman yapmanız işinizi kolaylılaştıracaktır.

    • Bebeklerin Tırnakları Nasıl Kesilir?
    • Bebeğin Tırnak Bakımı
    • Bebeklerin Tırnakları Nasıl Kesilir?

    Tırnak batması ciddi bir rahatsızlık mı?
    Çok kibar ve hafif dokunuşlarla tırnağın batan kısmını deriden havaya kaldırmaya çalışabilirsiniz. Tırnağın batan kısmı ile deri arasına steril pamuk yerleştirebilirsiniz. Bu pamuğu günde defalarca değiştirmeyi unutmamalısınız. (Eğer bebeğiniz çok hareketliyse uyurken bu işlemi yapmanızı tavsiye ederiz.)

    Eğer tırnak batması probleminiz çok canınızı sıkıyorsa doktorunuzla görüşmelisiniz. Bebeğinize ağrı kesici veya antibiyotik verebilir.Bebeğinizin tırnağı iyileşene kadar bol ayakkabılar veya terlik, sadalet türü önü açık ayakkabılar giydirmelisiniz. Genelde tırnak batması problemi bu önlemler alındığında bir kaç gün içerisinde iyileşir.

    Tırnak batmasına ne neden olur?
    Genelde uzun tırnaklarda veya kıvrılmaya meyilli tırnaklarda bu vakalara rastlanır. Çok sıkı veya dar ayakkabılar ve yaralanmalarda tırnak batmasına neden olabilir.

    Tırnak batmasını oluşmadan nasıl önlerim?
    Bebeğinizin tırnaklarını çok uzamadan keserek ve giydirdiğiniz çorap ve ayakkabıların çok sıkı olmadığındna emin olarak önlemek en iyisidir.

    Bebeğinizin tıranklarını keserken makas yerine tırnak makası kullanmalı ve yuvarlak şekiller yerine dümdüz kesmelisiniz. Bebeğinizin tırnaklarının kendine zarar verebilecek veya eğilebilecek kadar uzamasını beklememelisiniz. Çorap giyerken uzun tırnaklar kırılabilir ve kırık kısımdan deriye doğru uzamaya başlayabilir.

    Ayrıca bebeğinizin tırnaklarını çok kısa kesmemelisiniz. Tırnağın ucunda her zaman beyaz kısım gözükecek kısalıkta kesmelisiniz. Bu kadar hassas ayarlamaları bebeğiniz uyanıkken yapmanız zor olabilir bu yüzden size bebeğiniz uyurken tırnaklarını kesmenizi tavsiye ederiz.

    Bebeğinizin küçük ayakları çok hızlı büyür bu yüzden bebeğinize her ayakkabı giydirdiğinizde ayakkabının önündeki boşluktan emin olun. Çok sıkı ayakkabılarda tırnağa baskı olur ve tırnak deriye doğru büyüyebilir.

    Bebeğimi tırnak batması için ne zaman doktora götürmeliyim?
    Eğer tırnak batması bir hafta boyunca iyileşmediyse doktorunuza görünmelisiniz. Eğer tırnak etrafındaki deride iltihap görürseniz ve kızarıklık aşırı derecede parmağa yayılmışsa yine bebeğinizi doktorunuza göstermeniz gereklidir. Eğer tırnak çevresinde iltihap varsa doktorunuz büyük bir ihtimal bebeğinize antibiyotik ilaç verecektir. Hatta çok ciddi batmalarda tırnağın batan kısmını cerrahi bir yolla çıkarabilir.

    Bu yazıyı okuyanların aradıkları: bebeklerde ayak tırnak batması, bebeğin ayak tırnağı batması, bebeklerde tırnak batması iltihap, bebeklerde tırnak batığı, bebeklerde tırnak batması, bebeklerde tırnak batması uzmantv, bebeklerde tırnak batması nasıl geçer, bebeklerde tırnak batması neden olur

    Eğer bebeğiniz için doğru tırnak makası arıyorsanız bebek tırnak makaslarına bakmalısınız.

    Bu sayfaya annelerimiz en çok şu kelimeler için geldi -> bebeklerde tırnak batması bactroban, bebeklerde tırnak batması olurmu, bebek ayak tırnağı batması, bebeğin ayak tırnağının batması, bebek ayak tırnak batması, 6 aylık bebekte tırnak batması, yenidoğan tırnak batması, yeni doğan bebeklerde tırnak batması